1. Bölüm
Alp şehirlerinin kanallarını yapıyorlar, elektrik tesisatı yapıyorlar. İsrail geliyor, bombalıyor. Yine Erdoğan sıfır. Burada bir kısır döngü var. Ondan sonra Müslümanlar tekrar İsrail, Filistin’e yardım ediyorlar. Yine Filistin’in altını üstünü imal etmeye çalışıyorlar. Aradan 5-10 yıl geçiyor. İsrail geliyor, bir de bombalıyor, bir de yerle birleşiyor. Veya Irak. Kim imar edecek şimdi? Zaten bir yerle bir oldunuzdur İran savaşında. Birbirlerini vurdular, öldürdüler. 10 yıl, 11 yıl, 12 yıl savaştılar. Birbirlerini haram ettiler. Ardından tekrar Amerika geldi, bir daha oldu, bir daha haram etti. Yarın ömür gün Afganistan’dan ayrılacak, herkes Afganistan’a yardım edebilecek, herkes koşuşturacak Afganistan’a yardım etmeye.
Kimin parası? Müslümanların parası yine. Ondan sonra ertesi İsrail Efendi Çin vuracak. Canı isteyince. Burada bir kızıl dövgü var. Müslümanlar muhakkak yardım edecek. Eyvallâh. Müslüman, Müslüman’ın bu noktadır, destekleyecek, buna söyleyecek bir sözümüz yok. insanlar bir yerde açlıktan ölürler ki Müslümanların onları seyretmesi mümkün değil. Bunun mümkün değil. Ama aynı şekilde Müslümanlar öldürülürken nerede boyut Müslümanlar? Neden Müslümanlar cihatçılıkları atıp da neden Müslümanlar tek çatı altında toplanıp da o gavurlarla mücadele etmezler? Ben sadece kendi kendime onu sordum. gözümüzün önüne getirdikleri şey içler acısı. Ve gerçekten insan iftihar ederken seyrettiğinde yemeği giyesi gelmiyor.
Ama o çocuklar on gün içerisinde bu hale gelmedi herhalde. Ramazan’da Ramazan’da insanların o duygularını biraz böyle kullanma amaçlı gibi geliyor bana. Herkes dekat verecek ya şimdi. sekatları bir yerlere kanaliz etme. Ya bence bütün Müslümanlar zekatlarını toplayıp başka şeyler yapabilirler. Muhakkak açları da doyururlar. biraz böyle dünyanın üzerinde oynanmış büyük oyunlar gibi geliyor bana. Kurban derisinin üzerinde oynanan oyunlar gibi. Müslümanların zekatlarının üzerinde oynanan oyunlar gibi. Filtrelerin üzerinde oynanan oyunlar gibi. Onların bu tip duygularını işsizmal edecek oyunlar gibi geliyor bana. Oraya yardım etmekten kaçındığımdan dolayı değil. Ama böyle bir büyük bir oyun var.
Farkındaysanız böyle bu tip zamanlarda bunları gün yüzüne çıkarıyorlar. onları gün yüzüne çıkarırktan evet Müslümanların paraları kulları sermayeleri bir yerlere kanalize oluyor. Kanalize olan yeri ben kendimi seviyorum yanlış anlaşılmaz. Ya sadece Müslümanın ölmesidir diye. Gayrı bir çocuk da ölse herhangi bir insan ölüyor. Çocuk ölüyor sonuçta. Ve normalde açlıktan ölüyor bir de. İşin en enteresan noktası bu. Söylerindeki hiçbir sözü yok. Bence Müslümanlar oradaki Müslümanları aç haline getiren ülkelere çat ilan etmeli. Tarihçesini çıkarıp 100 yıldan beri Somali kimler o haline getirdiyse demeli ki bütün Müslümanlar ey İtalya, ey Fransa, ey İngiltere, ey İngiltere, ey Avrupa. Siz Somali’yi bu hale getirdiniz o yüzden topyekun Müslümanlar olarak size cihâd ilan edeceğiz.
2. Bölüm
Ya Somali’ye siz yıllık ne kadardır? Geliri şu kadardı. Somali’ye bu kadar aylık siz pide verirsiniz, bu kadar vergi verirsiniz, bu kadar para verirsiniz bunlara. Ya da biz size komple cihâd ilan ediyoruz. Biz sizinle savaşacağız, bu Müslümanların hakkını sizden böyle alacağız. Neden Müslümanların hakkında böyle bir şey gelmez ki? Afganistan’ı harap edip, Afganistan’ı bu hale getirenlerden neden Müslümanlar hesap sorma yerine Afganistan’a yardım etmeye çalışırlar? Neden Irak’ı bu hale getiren, Irak’ı bu noktaya getiren güçlerden Müslümanlar hesap soracaklarına oradaki insanlara yardım etmeye çalışırlar? Burada bir acizlik, burada böyle bir aymazlık, burada böyle farklı bir düşünce sezillemiyor musunuz?
Ya neden Güneydoğudaki insanlar gelişmemişler, geliştirilmemişler, neden oradaki insanlar bu noktaya getirilmiş ve insanlar birer terör araca hale getirilmiş, bunun iç ve dış sorunları neden araştırılmaz, neden sorunmaz? İçerideki siyasetçiler ve devlet adamları dışarıdaki güçler neden sorumlanmaz, neden soruşturulmaz? Bunlara karşı neden mücadele edilmez, neden bunlarla savaşılmaz? Burada bir böyle zayıflık görüyorum da Allâh bizi affetsin yanlış anlaşılmazlarım. Müslümanlar nereye kadar, gavurların harap ettiği Müslüman ülkelere, gavurların harap ettiği yerlere yardım etmeye koşacağız. Yardım etmeyelim demiyorum ama meselenin başka bir yönü var. Neden Bosna’yı, ondan sonra neden oradaki Kosova’yı, gavurların yerle birleştikten sonra bir şimdi imar etmeye çalışıyoruz, yardım etmeye göndermeye çalışıyoruz, yardım ederiz diyoruz. öyle yapacağımıza sırflarla bir savaşamaz mıydık acaba?
Veya her zaman acıran Müslümanlar gavurlarla savaşmaktan geri duracaklar, aciz olacaklar. Bunlar neden dinlendirilmiyor? televizyona çıkıp da teravih namazı şu zamanda böyle kılındığınızı da günlerce insanları başka yönlere yönlendiririz. Neden Müslümanlar uyanmasına, Müslümanların hidayete kavuşmasına, Müslümanlar nasıl dünya meseleleriyle ilgilenmesine, sosyal meselelerle, ekonomik meselelerle, eğitim meselesiyle, askeri meselelerle, dünya siyasetiyle ilgilenmesine çanak tutulmuyor da. teravihinin kaç rekatı o üzerinde olduğunda nasıl kılındığına, nasıl kılınmadığına, memlekette fırtına kopuyor. Yok camide kıldıdı, yok camide kılmadıdı, bidattı, bidat değildir. Bunlar memlekette ne cumaya giderken, cumanın yaygarası var, ne farz namazların yaygarası var, ne içkinin yaygarası var, ne kumanın yaygarası var, ne huşun yaygarası var.
Her türlü farzlar ayarların altında çiğneniyor, her türlü haram eşkâre işleniyor. Hiçbirisi bunların konuşulmuyor da, milletin yılda bir sefer teravih kılmak için camiye toplanmış, o onların gözüne çok görünüyor. Ve yaygara koparılıyor, o yaygaraya de, bir sürü Müslümanlar o yaygaranın peşine gidiyor, bir haftadan beri gittim her sohbetten dedi, teravih soruyorlar bana. Bakmadım sorularım var, burada da vardır belki de şimdi. Var mı? Al işte. burada bir şey var, hiç kimsenin demiyor, kardeş bu profesörler 28 Şubat’ın uzantısı olan profesörler, bunlar 28 Şubatçı. Bunlar 28 Şubat’ın imamı 28 Şubat’ın profesörü. Bunlar ne zaman böyle dindarlar bir konuda böyle dinini yaşamaya gayret ederlerse çıkıyorlar ortaya, bir şey atıyorlar ortaya, milleti hapire tartıştırıyorlar.
3. Bölüm
Acaba bilinçli olarak dışarıdan mı yönetiliyor diye düşünüyorum bazen. Ve televizyonları onların çıktığı kadar neden bir müftüyü çıkarmıyorlar? Çıkarsınlar İstanbul müftüsü, profesör değil mi onu görüştürsünler, konuşturursunlar. Veya Diyanet İşleri’nin bir sürü profesörlerinden oluşmuş kurulları var. Televizyonlarda insanlar din öğreneceklerse neden onları çıkarıp konuşturmuyorlar da birkaç tane böyle aklı zırhlı, birkaç tane aklı başka yerlerde olan insanları çıkarıp onların üzerinde insanları yoğunlaştırıyorlar. Allâh bizi affetsin. bana dese bak bana bir mikrofon uzatsalar Somali hakkında ne düşünüyorsunuz diye direkt düşüneceğim bu Somaliyi bu hale getiren ülkelere derhal savaş ilan edilmeli.
Cihâd ilan edilmeli. Ya Müslümanlar o hale getiren ülkeler o ülkeye borçlarını öderler ya da biz gider o ülkelerden onların alacaklarını alırız tahsil ederiz. Ya böyle Kuwait’e girdi, Kuwait’e girdi diye bilmem kaç milyar dolar trilyon dolar borçlandık. Bir de Kuwait’i kurtardık diye gittiği Amerikası, Almanya’sı, İngiltere’si bilmem nesi hamle arasının gözü bir kesi varsa üç tane beş tane göstermelik asker gönderdiler. Onlar da Irak’ı kurtardık diye hem Kuwait’ten para aldılar hem de Irak’tan savaş tazminatı alacaklar. Yarın öbür gün onlar Irak’tan alacaklarını alırsalar, çekilecekler, gidecekler Müslümanlar hadi Irak’a yardım edelim. Onlar din kardeşimiz bizim, iyi kaldıralım ayağı, kaldıralım ayağı.
Ya Osmanlı Devleti yıkıldı, yıktılar dalga dolusu yerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Sözde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurduğunuz savaş yaptı, bileğinin hakkınla devleti kurdu ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti savaş tazminatı oldu. Nasıl bir şeyse, biz yıllardır savaştık mı ne yaptık dedik, bir de bizim kendi ellerimizle yıktığımız imparatorluğumuzun borçlarını ödedik. Bize dediler ki gel babanı boğ, biz babamızı boğduk, babamızı kendi yerine öldürdük, katlettik kendimizi, kendi varlığımızı katlettik. Biz dediler ki bu kendi varlığımızı katletmenin bir de bu kadar faturası var, bu fatura de siz ödeyeceksiniz, biz ödedik onu. Bir de dediler ki bir de savaş tazminatı biz dedik, bu ne? Biz geldik sizin topraklarınızı işgal etmek istedik ya, işgal etmek isterken size mermi sıktık ya, sizi öldürürken mermi sıktık, top attık, tüfek attık, buraya geldik bu kadar masraf ettik ya, evet, onlar da bizi ödeyeceksiniz dediler.
Ödedik, zannetmeyin ödemedik, gittiler bizinkiler de paşa paşa paşalar imzaları attılar ödeyeceklerine dair. Neden insan sorulmaz ki ya? Nereye kadar ya? Bakın tekrar parantez açıyorum, Somalideki çocukları gördüğünde, o estantemi izlediğinde insanlığından utanıyor. İnsanlığından utanıyorum. Ama insanlığından utanacak hale getiren ülkelerden neden hesap sorulmuyor? Bunu sorguluyorum sadece. Neden birleşmiş milletler denilen ne hediye belirsiz, ne iş yaptığı adnamsız, ne iş yaptığı adnamsız? Onu toparlayıp ya, Somaliyi bu hale getiren ülkeler şuraya bir para ödesinler, nereye bulundu ya, ödesinler ya. Yıllarca sömürmüş. Böyle bir şey yok. Haydi Müslümanlar zekatlarınızı Somaliyi verin. Gömürcükler alsınlar, yesinler, sömürsünler biz evet gidelim, bezleyelim tekrar.
4. Bölüm
Allâh bizi affetsin. Sadece bir pencere açmak isterim, hakkınızı helal edin. Böyle insanların parasını yönlendirme açısından değil. Allâh kim zekatını nere verirse versin beni ilgilendirmez. ilgilendirmez derken zekatını verirken yerler belli ayetle, hadisle sabitlenmiş. Zekat fakirlere, ondan sonra yolculara, Allâh yolunda cihâd edenlere, miskinlere, borçlulara belli. Cenneti ve cehennemin mekanı olarak nere olduğunu belli mi, bu dünyada mı yoksa biz bilmediğimiz bir alemde mi? Bu dünyada değil, bu dünyada olduğunu söyleyenler var. Bu dünyada olduğunu söyleyenler. cennet ve cehennem de burada. Cennet ve cehennem de bu dünyada. Bu dünyada diyenler tecrübe, iman tecrübe dikkat verir ki onlara.
Direkt Müslüman ise, Müslüman değilse Allâh yolunda açı gelsin, yıkıldığı yere kadar gitsin. İnsanların imanından sorumlu değilse. İslam dini, akıl dini yoksa mantık dini. İkisi de değil. Ne akıl dini ne mantık dini. İkisi de değil. Dinin üzerinde bu akıl dini mi, mantık dini mi, ne dini? Din, inanç, inanmak. İnanmak, duygu. Duygu, duygu, inanmak. Evet, o duygu helvallah. Akıl derken, buradaki bir kimsenin ekmeğini ağzına götürme. Ekmeğini ağzına götürme. Açken yememe, tokkan yeme muzisiyeti var ise o akıllı insandır. Ona din terbiye ederiz. Ona din terbiye ederiz. Adam çok doymuştur, ona güzel bir baklava getirir sınırını, yer onu. Tok oldu harika. Çok açtın, oruçlusunuz ya, açsınız, vakti bekliyorsunuz, yemiyorsunuz.
Bu sizin dini kabul etmeye ve reddetmeye edecek aklınızın var olduğuna işaret ediyor. Buradaki kastetlenen akıl dini dediği bu değil. Akıl bir şey aklına yapacak, yapmayacak. aklına yapmazsa onu kabul etmiyor. Bu akla mantığa ters diyor. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Cebrail aleyhisselâm’la görüştü mü? Görüştü. Ve Cebrail aleyhisselâm onu direkt Kur’ân’a indirdi mi indirdi. Ve Cebrail aleyhisselamla defallarca görüşmesi var mıydı, var mıydı? Bunu akıl olarak yapmıyor. Bu bir inanmaz. Meleğin gözünle gördün mü? Hayır. O zaman aklınla da kabul etmiyor gözünün görmediği bir şeyi. Sen konuştun mu, kulağınla duydun mu? Hayır. O zaman aklınla kabul etme. Meleğin var olduğunu.
Ama biz meleklerin var olduğuna iman et. O zaman aklınla kabul etmiyor. O zaman aklınla kabul etmiyor. O zaman aklınla kabul etmiyor. O zaman aklınla kabul etme. Meleğin var olduğunu. Ama biz meleklerin var olduğuna iman et. Görmediğimiz bir şey. birileri geliyor, İslam akıl dini değil diyor bende. Akıl dini değil. birisinin siz yanar ateşin içerisine atarsanız yanar mı, yanar. Aklın kim derse yanmaz ama herkes durur ona. Anası yanmazlar. Ama biz inanıyoruz ki Cenâb-ı Hak yakmadı da ateşe yakmadı. Ne alakası var akıllı bunun şimdi? Ve biz o Kur’ân ayetine iman ettik, inandık. Bunu akıllı alakalı bir şey değil bu. Ama bizim içimize illaki İslam’ın akıl dini olduğunu. Hayır İslam akıl dini değil.
5. Bölüm
İslam akıllıların dini. Gerçek akla sahip olanlar İslam olurlar. Müslüman olurlar. Gerçek akla sahip değilse o kimse o zaman İslam olmaz. Neden? O aklın ehveline, aklın kemaline, aklın olduğuna sahip değildir. Ve buradaki aklın kemali dini yaşadığın kadardır. Ve inandığın kadardır. O yüzden İslam dini tamamen akıl ve mantık dini değildir. Bunun da nasıl orucu bozar mı? Eğer bir kimsenin rahatsızlığı katirse ve devam ede gelen bir ilaç damlatıyorsa burnundan içeri, genizinden içeri girmiyorsa, burnunda kalıyorsa aynen bu abdest suunu burnuna çeker gibiyse bunda bir beyiş yok. Ama yok, genizinden içeri giriyorsa, vücuttan içeri giriyorsa burada sıkıntı var. Göl damlası gibi, göl damlası nasıl vücuttan içeri girmiyor?
Göz damlası vücuttan içeri girmediğinden gözün etrafında kalıp dışarı çıkıyor. Değil mi doktor? Öyle değil mi? Göz damlası, gözün içeri girmediğinden orada bir vücut fayda elde etmiyor. Vücut fayda elde etmediğinden dolayı caiz. Aynen burun damlası veya kulak damlası, örneğin içeri giriyorsa, vücuta sirayet ediyorsa, o caiz olur. Vücutun ondan bir faydası olmayacak. Afrika’daki Müslümanlar oruçsuz çok zor bulamam. Burada çok geniş bir fetva var. o kimseye yiyecek ekmek bulamıyor. Zaten perişan halde onun esine oruç tutturacak. Hastalara, zayıflara, yolculara, habilelere, çocuklulara, emziklilere yani. İyice ihtiyallaşmış, düşmüş olanlara oruç fazla olmaz. Bak, Ramazan ayı boyutu kılmanın teravih namazı var mıdır?
Birisi bir taş atıyor, bütün herkes o taşın peşine koşuyor. Oturacağız şimdi, teravih namazı var mıdır, yok mudur bunu tartışacağız biz. Arkadaşlar, cuma namazı var. Bütün herkese söyleyin. Herkes cumaya gitsin. Resmi dairede çalışanlar. Polisler, amirler, âlimler, iş yerlerinde çalışanlar. Kapatın iş yerlerinizi, cumaya gidin, farz. Bunun tartışmasını yapın. Ülkenin gündemine bunu getirin. Cuma farz, bütün hür olan, hür olan herkese farz. Bunun neden tartışmasını getirmiyorlar memlekete? Bu kadar peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine çok sadık olanlar. Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine çok sadık olanlar. Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaşadığı dönemde ve yaşadığı yerde ve yaşadığı zamanda kadınlar genel evrenine satılmadı.
Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlı olan profesörler, hacılar, hocalar, demişler, sûfîler, şeyhler. Bunun peşine neden düşmezsiniz? Hazret-i Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mekke’yi fethedince, fairi kaldırdım, ilk kaldırdım, faide amcam Abdullah’ın faididir dedi. Bunun peşine neden düşmezsiniz? Bütün Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin koyduğu şeriat ayaklar altında çiğnenirken, bunun peşine neden düşmezsiniz? Camiye gitmiş adam yılda bir sefer namaz kılacak, onun peşine düşüyorsunuz. Bu sözün buradaki nerede? Neden? Neden her yerde dinsizlik okutulurken, öğretilirken, yaşatılırken, yaşanılırken, dinsizliğe karşı savaş açmıyorsunuz da?
6. Bölüm
Camiye gidip dört rekat ferahını kılacak, zorlanları kılacak birader. Zorla kılalım. Hatta belli kesimin haricinde kılmayalım. Ki belli kesim kılıyor. Onlarla uğraşıyorsunuz. Bizi yapmacık şeylerle aldatıyorlar. Yapmacık. Ya bir an de on yaşındaki kızını, on yaşındaki kızını, on bir yaşındaki oğlumunu camiye götürüyor, camindeki imam ona Kur’ân-ı Kerim öğretemem diyor da, bunun peşine takılmıyor da, insanlar teravunun peşine takılıyor. Namaz kılıyor. Ya ne diyeceğimiz insanlara namaz kılma mı diyeceğimiz? Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kılmış, bir de kılıyor. Sen kılmıyor diyorsun. Kılma sen ya. Kılma. Sana ne? Kılacak mısın? Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ve geçmiş bütün Peygamber sakallıydı.
Hadi hepimiz sünnet işleyelim. Herkes sakallı bıraksın. Hadi. Hiçbir yerde haram görmeyelim. Hadi haramlara karşı savet açalım. Nerede ne haram işleniyorsa onun karşısında duralım. Mücadele etsini verelim. Nerede Kur’ân ve sünnetin dışında bir şey işleniyorsa onun mücadele etsini verelim. Hep beraber veririz. Hep beraber veririz. Ekonomide, siyasette, ticarette, hukukta, eğitimde, dış politikada, iç politikada. Nerede Kur’ân ve sünnetin dışında bir şey varsa samimi şeyler hep beraber canımızı dişimize takalım yürüyelim. Ahlaksız bunlar. Başka hiçbir şey değil. Başka hiçbir şey değil. Başka hiçbir şey değil. Oturmuşlar didik diye uğraşıyorlar. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Meşhur ya söylüyorum bazen.
Fatih İstanbul Sûresi’nin önünde bütün askeriyesini toplamış İstanbul’u fethedecek içerideki papazların tartışması oyumlu. Melekler dişi mi erkek mi? Melekler dişi mi erkek mi? Bunun tartışıyorlarmış İstanbul’dan. Bu ona benziyor. Harıl insanlar haramı işliyorlar gözümüzün içine baka baka. Harıl din her yerde. Her yerde. Her yerde. İkinci kategorita olsa yüreğimiz canlı. Birazca eskiye nefes alacağız. Üçüncü, dördüncü, beşinci kategorita. Ona kimse bakmıyor. Oturmuşlar. Başka işleri dertleri yok. Arkadaşlar Kur’ân ve Sünnet’sin sıkı yapışın. Hayatınızı yaşa hayatınızı bu noktada yönlendirmeye çalışın. Üzerinizdeki haramları atın. Haramla aranıza çizgi çizin. Haramla aranıza çizgi çizin. Namazınızı kılın.
Beş vakit namaz farz. Geri kalın nafile. Kıl sabahtan akşama kadar namaz kıl. Kıl! Sana kim kılma diyecek? Kul nafilelerle bana yaklaşır. Sana ne? Ben nafileyle ona yaklaşacağım. Sana ne? Sana ne? Ben sana emredersem sen sabahtan akşama kadar namaz kıl diye benim çocuğumu dinlemesen. Dek ol senin kendine ait. Eyvah! Dün akşam izliyorum koskoca profesör denilen adam. Hazreti Mevlânâ’nın zemasını ayak atmış elini kaldırdı. Haktan alıyorum halka veriyorum dedi. Güldüm bir de üzüldüm. Acıdım bir de kendisine. Hazreti Mevlânâ Zevettin Rum Hazretleri’nin öyle bir sözü yok. Düşman adam. Düşman. Düşman. Adam oturmuş ona düşman. Bir de düşmanlığını din ardına yaptı. Onu çıkarıyorlar. Adı profesör. Adı profesör.
7. Bölüm
Düşman. Hiç kimse demiyor ki Hazreti Mevlânâ’nın öyle bir sözü var mı diye bakmıyor ki kimse. Ona bir şey söyleyecek birisi yok ki orada. Zaten onların karşısında normal bir kimseyi çıkarmıyorlar ki. Mehmet Demirci Hoca’yı çıkarmışlar. Mübarek zaten tanışırız kendisine. ne onlar gibi edepsizce bağırıp çağırıp edin. Ne de öyle fazla konuşabildik. Zaten karga omeliyatı geçirdik. Allâh selameti karsın. Allâh’ın Resulünü, Üstadımı, Dervişlerin taklidi sevdiğimi düşünüyorum. Tahkiki sevdiği yollarda. Sen taklitte devam et de. Cenâb-ı Hak tahkikini bulaştırır inşâAllah. Bakın. Bir şeyi taklit etmek dahi kıymetlidir. Taklit edersiniz ya bu şeyi. Eğer taklit ettiğiniz şey kıymetli bir şeyse kıymet bilirsiniz.
Taklit ettiğiniz şey kıymetsiz bir şeyse kıymetsizleşirsiniz. Değil mi? Taklitçiler çıkar. Kimleri taklit ederler? İnsanların önünde kıymetli ve değerli olanları taklit ederler. Öyle değil mi? Kimi Süleyman Demirel’i taklit ederler. Kimi Bülent Aksu’yu taklit ederler. Kimi Fatih Terim’i taklit ederler. Kimi Fatih Terim’i taklit ederler. Kimi Başbakan’ı taklit ederler. Öyle değil mi? Hiç böyle normal tanınmamış bir kimseyi taklit eden var mı? Yok. Kimi Orhan Gencebay gibi okumayı taklit eder. Onu taklit eder. Demek ki o herkesin önünde bir böyle kendince aktaf kabul ettiği bir kimseler var mı? O aktafları taklit ederler. O aktaf olmayanları taklit ederler mi? Yok. Hz. Musa Aleyhisselâm Tur-i Sinai çıkmış.
Tur-i Sinai çıkmış dedi yâ Rabbi. Şu benim taklitimi yapan şahlatan var ya. Onu demiş kahretmeni istiyor. Onu kahretme. Yok demiş Hz. Musa Aleyhisselâm. O senin taklitini eden şahlatan demiş. Kendisini sana benzetiyor. Asla kahretme. Bilir miyiz bu hikaye? Film etrafında şahlatanlar var. Taklitçiler ne derler eskimizden bana? Soytarım. Allâh razı olsun. Soytarım. Musa Aleyhisselâm sinirlendiğinde biraz dili tekemeleşir. Tekler gibi. Onun kafasının üzerinde saç yoktur bilmezse herkes onu. Kafası biraz onun bu alnı acıktır saçı yoktur. Hafif böyle göbekli değil de hafif de biraz göbeği dışarılamaz. Musa Aleyhisselâm. Bu tabi eski sûfî kitaplarıyla geçer. Ben bunun hakkında bir hadîs okudum dersem yalan olur da.
Ama muhakkak var da bir yerde. Ben denk yapıyorum şimdi ben inanıyorum o yoluna. Ve soytarı. Soytarı. Çok özür dilerim böyle bir işkembe olur karşısını çevirir. Kafasını kelleştirir saçsız hale getirir. Göbeğine de bir şeyler sarar hafif göbek yapar. Filavunun karşısında bir de sinirlenmiş gibi kendisini gösterir. Dilini de tekleştirerekten alay vermiş. Herkesi güvermiş oradan. Bunu Musa Aleyhisselâm duyuyor, üzülüyor, canı sıkılıyor. Turistin ayağına çıkınca diyor yarat bir. Şunu soytarı yıla, benim takdirdim yapma. Kahret. Cenab-ı Hakk’ın verdiği cevap çok enteresan. Ya Musa o seni takdiriyor. Seni. Sana temizliği sana benzeriyor. O yüzden onun için kahretmem. Hazreti Allâh’ın peygamberini takdir eden bir soytarıydı Cenâb-ı Hak.
8. Bölüm
Peygamberine benzediği için, peygamberini takdir ettiği için aleyhine olsa dahi onu kahretmiyor. Şimdi bizim önümüze bir şey koyarlar. Siz üstadımızı takdit ediyorsunuz. Evet biz üstadımızı takdit ediyoruz. Sizinki tahkik değil. İyi ya kardeş, bizimki tahkik değil. Ama ben veli bildiğim, veliyi tanıdığım bir kimseyi takdit ediyorum. Ona benzemeye çalışıyorum. Ben Hazreti Resûlullâh, Sabrullah ve sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerini takdit etmeye çalışıyorum. O demedi mi? Benim gördüğünüz gibi namazı kılındı. Benden gördüğünüz gibi ibadetlerinizi yapın. Benden gördüğünüz gibi hayatınızı dizayn edin. Gördüğünüz gibi. Ne var bunda? Takdit var. Takdit ediyorum. O abdesti nasıl aldıysa öyle abdest alıyorum ben.
Takdit ediyorum. İşin tahkikine varamadım ben daha. Ama ben Hazreti Resûlullâh, Sabrullah ve sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerini takdit etmekten bitiremiyorum. Hangi birisini bitireyim ki? Kendi kendime düşünüyorum. O kafasını şöyle mest ederdim. Ben öyle mest etmeye çalışıyorum. Okuyorum. Kulaklarını böyle mest ederdim. Öyle mest ediyorum. Ben takdit ediyorum. Hazreti Resûlullâh, Sabrullah ve sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerini takdit ediyorum. Varsın kim kimi takdit edersin. Ben onu takdit ediyorum. Ben müstahidimi takdit ediyorum. O dini mümin için, İslam için ben de şehir şehir köy köy kalaşırdım. Beraber gezdik dolaştık. Benim ona gücüm yetmez. Belki de o benden daha fazla dolaşıyordu.
Belki de ben onu takdit etmeye çalışıyorum. Varsın kimse takdit edin sesini. Takdit etmek, takdit etmek. Takdikin kapısıdır. Takdit etmezsen, tahkiki ulaşamazsın. Takdit etmezsen, izinden gidemezsin. Takdit etmezsen, benzeyemezsin. Takdit etmezsen, sevemezsin. Seviyorsan takdit edersin. Sevmiyorsan takdit et daha iyi. Takdit etmezsin. Sevmenin kapısıdır takdit etmek. Sevmenin kapısı. Takdit et. İstersen bir ömür boyu takdit et. Kurtuluşa erersin. Sevdiğini takdit edersin çünkü. Sevdiğini takdit edersen, sevdiğinin makamında olursun. Sevdiğini takdit edersen, sevdiğinin canında olursun. Sevdiğini takdit edersen, sevdiğinle beraber olursun. Onunla aynı amelde bunlamasak da hayat-i şerif var çünkü.
Allâh bizi onlardan eylesin. Onlar çıkar. İşin asıl soytarıları onlardır. İşin asıl böyle aymazı onlardır. İşin asıl cahili onlardır. Siz Kur’ân-ı Kerim okuyorsunuz, anlamıyorsunuz. Anlamıyoruz kardeş. Kur’ân-ı Kerim’i iyi laf ediyoruz. Kur’ân-ı Kerim okunurken sen anlamadığın halde ağırlıyorsun. Sana ne ya? Ben Elhamdülillahi Rabbil Alemini anlamış değilim daha. Her Elhamdülillahi Rabbil Alemin değişinde hayretten hayrete geçip ağlıyorum. Sana ne? Ağlamayan gözün taksın. Ağlamayan göz aksın. Ağlamayan göz kendi kendine otursun, düşünsün, tefekkür etsin. Benim gözümden neden yaşanmıyor diye tövbe etsin, aksın. Evet, bütün Kur’ân-ı Kerim’i hiç Arapçamız yok. Hiç Arapçamız olmadığı halde birisi okusa kalbim, kalbim böyle ürperiyor, genişliyor, büyüyor, yükseliyor.
9. Bölüm
Fırat denildiği gibi oluyor. Onu da ağlamıyor. Sana ne? Hele bizim oğlum, ağamız nerede ya? Gel buraya. Gel buraya. Okuyor, tüylerini diken diken ediyor. MâşâAllah tüyünü nazarlamasın. Güzel Kur’ân-ı Kerim’i diyor. Bu tüylerini diken diken ediyor. Yüreğimi kapatıyor. Bunu damarları mı atıyor? Fışkıracak gibi oluyor. Anlamıyorlar. O insanlar ne âyet-i kerimesi, ne olduğunu bilmiyorum. bazıları alay ediyorlar ya. Ya boşanmaktan bahsediyor Kur’ân-ı Kerim, insanlar ağlıyor. Ya o dağdan taştan da bahsetse ağlayacak mısın? Ağlayacağız. Sana ne ya? Sen ağlama, gözün çıksın senin ya. Sana ne bizim ağlamamız? Bir gün bir camide böyle güzel Kur’ân-ı Kerim okuduk ki artık böyle genç bir çocuk ağladı. Bunlar bakın abes bunlar.
Bu yüzden gözün çıksın. Dedim o. Abes bunlar. Birisinin ağlamasından sana ne? Buldum gencim böyle. Ne ağladın sen şimdi dedi. Asla. Bütün tüylerim diken diken oldu. Şeytan camide dedim ya. Sustum. Dedim caminin içerisinde parlamayız. Çocuk hala da böyle genç bir çocuk tabi soran böyle kendisini kendini kulaklı bilgini zannediyor. Dedim camiden çıkıncaya kadar sabret Mustafa Özban. Hemen camiden çıktık vurdum. Sen ne ağlamıyorsun dedim. Kaldı bu şimdi. Kalbin katılaşır senin dedi. Yüreğim dedi. Taş bahçesi olmuş senin dedi. Kur’ân okunurken bir göz ağlamazsa, Kur’ân okunurken bir göz ağlamazsa dedim. O göz nasıl mahşerde çıkardı hesap verir. O göz nasıl mahşerde Allâh bu kadar bile Kur’ân okurken ağlamayan göz.
Allâh’ı zikrederken ağlamayan göz. Zikrederken ağlamayan göz. Namaz kılarken ağlamayan göz. Dua ederken ağlamayan göz. Bir Evliya men kübesinde ağlamayan göz. Bir Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin zünnetinde hadisinde men kübesinde ağlamayan göz. Bir Allâh için ağlamayan göz. Ne işe yarar ya. Böyle durdur. Çocuğa diyor ki tamam bu gözün çıkacak diyor ağlamaktan diyor. Seninki ağlamamaktan gözün çıkacak dedim. Onunki dedim ağladı nurlandı gözü dedim. Sen ağlamadın taş oldu dedim gözlerin. Senin göz kanallarında problem var taşlaşmış orası dedim. Gireşleşmiş ağlamıyorsun dedim. Tövbe Allâh’a yalvar dilen secdede dur dedim. Öyle kaldı. Her seninki bir secde der dedim açılacak gibi değil.
Secdede duranların gözyaşı arka. Secdede dururken çünkü kan basınç beyne doğru gelir. Gözden gözyaşı damarlarını inceltir. Gözden damarlarını açar. Gireşlenmeyi kaldırır. Secdesi olmayanların gözünde yaş olmaz. Gireş olmaz. Onun secdede duracak. dedi ya Cenâb-ı Hak Habisi Kutsi’de. Kulun bana en yakın olduğu andım diye. Kulun en yakın olduğu an Allâh’ına. Orada dur orada bekle yalvar orada. Hastalığına, derdine, dermanına, şifahına yalvar. Varlığına, yokluğuna, hiçbirine yalvar. Neyin varsa orada secdede yalvar. Allâh ola. Eğer secdeden de gözünün yaşı olmuyorsa ve secdeden de gözyaşından tur bile gitmiyorsa ve secdeden de seni secdettin belli değilse sen hakkıyla secde edenlerden değilsin. Gözünden yaşatmaz o zaman.
10. Bölüm
Allâh bizi affetsin. O yüzden biz anlamayacaktık. Taklit de olsa eyvallâh. Hasreti Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri Kur’ân’ı okurken ürperilirmiş, ağlarmış. Taklit ediyoruz, anlamıyoruz. Yarab. Ama onun ürperliği gibi ürpermek istiyoruz. Onun ağladığı gibi ağlamak istiyoruz. ashaba Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri konuşur, sohbet edermiş. Ashab oturur ağlarmış. Kafasından aşağı cübbelerini çekenlermiş gözyaşları görünmesin diye. Hıçkıra hıçkıra ağlarmış. Allâh bize öyle ağlayan gözlerden gelmesin. O yüzden varın taklit olsun. Taklit ettiğiniz yer önemli. İnsanlar taklit taklit ediyor ya. Taklit taklit etmek serbest. Topçuyu, popçuyu taklit etmek serbest. Hainleri, edepsizleri, şerefsizleri taklit etmek serbest.
Nerede gayri meşru işler yapanlar var? Onları taklit etmek serbest. Ama birisi üstadını taklit edecek yasak. Birisi Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri taklit edecek yasak. Birisi bir veli taklit edecek yasak. Birisi bir ashabı taklit edecek yasak. Birisi Kur’ân-ı Kerim okuyor. Ondan haz alıyor, tat alıyor, rezet alıyor. İmanına iman katıyor. Gönlü sürür buluyor. Anlamadın taklit ettin yasak. Allâh bizi affetsin. Biz de Müslümanlar olarak da taklitten çık. Bir de onu eleştiriyoruz. Ya elime kimi taklit etti? Kimi taklit etti? Şeyh’ini, elimi taklit etsin ya. Şeyh’ini taklit etmiş adam. Kimi taklit etti? Hazreti Resûlullâh’ı. Gönül arzu eder ki bütün ümmeti Muhammed, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri taklit etsin.
Herkes. Yemesini, içmesini, ibadetini, şeklini, şemalini, saçını, sakalını, bıyığını taklit etsin kardeşim. Her taklit ettiği şey sünnet mi? Sünnet. Sünneti işleyecek. Kim terk edilmiş bir sünnetimi işlerse 100 şey sevabı vardır. Kim terk edilmiş bir sünnetimi işlerse 100 şey sevabı vardır. Taklit edin Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ni. Gerçekten. Eğer taklit etmezseniz tahkika ulaşamazsınız zaten. Taklit edin. Namaz kılışını, oturuşunu, kalkışını, sohbet edişini, yemesini, içmesini, yolda yürümesini, arkadaşlarıyla olan sohbetini, muhabbetini, dindeki davranışlarını taklit edin. Keşke hep beraber taklit etsek. Keşke. Keşke. Ve keşke desek ki ya o üç hurmayaydı, biz de üç hurmayla iftar etsek.
Keşke taklit etsek. O üç gün aç dururdu, biz de üç gün aç durursak. Keşke taklit etsek. O sakalını bir tutan bırakırdı, biz de bir tutan bıraksak. Keşke taklit etsek. Her abdestten önce dişlerini misafkaldı, biz de misafkaldıysak. Çünkü bizde misaf yok şimdi. Keşke taklit etsek. Keşke taklit etsek. O namazın arasında dahi dişlerini misafkaldı. Bizde misafkasak. Keşke taklit etsek. O eşlerini hiç dövmedi, hiç hakaret etmedi, hiç kafa sözü söylemedi. Hadi taklit edelim. Keşke taklit etsek. O ertesi gün sabaha evinde bir buğday tarzı yiyecek bir akça para bırakmadı. Hadi taklit edelim. Keşke taklit etsek. Hayatı boyunca hiç karnı doymadı. Keşke taklit etsek. Bütün canlı, cansız varlıklar onun merhameti olduğunu bilir, onun merhametine gelirler.
Kuşlar dahil, hayvanlar dahil. Keşke taklit etsek. Keşke taklit etsek. Yanında çalışan insanlara hiçbir zaman kafa sözü davranmadı. Kafa harekette bulunmadı. Hazret-i Elhamdulillah. Allâh’ın hasretleri diyor ki bana bir defa dahi bunu neden yapmadın diye sormadı diyor. Keşke taklit etsek. Ağzında hiç kimseye kötü bir söz çıkmadı. Hakaret çıkmadı. Hiç kimseye haymana benzetmedi. Hiç kimseye kötü şeylere benzetmedi. Hiç kimseye kötü lüka takmadı. Hiç kimseye kötü bir şey yapmadın. Yapmadın. Keşke taklit etsek. Allâh bilir onlardan evde. poquitoUT Âmîn. Çocuklarımıza konacak isim rüsusunda anne babamızın isimlerini koymak önemlidir. Niye göre isim koymalıyız? Bunu defalarca anlattık yine söyledik.
Çocuklarımıza isim, hayırlı isim koyun. İlla anne baba ismi şah diye bir şey yok. Ya Baha’nın adı Şahin ise çocuğuna kuş ismi koyma, Şahin koyma. Döndü, dolaştıken Şahin’e geldi beyiz. Sen kuş oku. Eee ortaya ilk ders verdiniz kardeşim. Hepinizin abisi, bütün yerlerin abisi. Ne yaparsan yap. Kader ister. Ne yapılır mı derken adam ilk olur. Âmîn amin. Cip de yok abisi. Hepsi de yok. Hepsi de yok. Çocuğun evvelinden hakkı üç hadislerin hayırlı isim konması. Dininin öğretilmesi, bir de ona dünyanın öğretilmesi. Ben ona iş aş olarak söylüyorum. Dininin öğretilmesi, bir de dünyanın öğretilmesi. Çocuğun evvelinden hakkı üç. Lan soru geldi, orucumuzu imsaktan kaç daha sonra kadar kapatabiliriz diyor.
Ezan okundu, şimdi önceden iki ezan okuyorlardı, şimdi tek ezan okuyorlar. İmsak kaç, dörtün kaç geçer? 20 geçer. 20 geçer mi? Dört, yirmi geçer bitecek. Yeme, içme bitecek. Bitti. Tartışmaya gerek yok. Ya biz de erken kapatıyoruz. İyi erken kapatacağız ya, sana ne? Senin dediğin doğrudur. Ama ben böyle yapacağım. Sana ne? Doğru olsun senin dediğin. Ben erken kapatacağım, sana ne? Hatta ben dört, yirmi geçer bile beklemiyorum. Sana ne? Ben saat doyurdu da beklemiyorum, sana ne? Allâh cümle işi parmak. Azılın de helâle helâle. Podemun cümle bir taftı muhabbet eylesin inşâAllah. Fâle mennehu ve le elâhe illallah. Fatiha.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı