Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

432. Dergah Sohbeti — Müminlerin Vasfı, Zikrullahta Aksi Seda, İnfak ve Velilerin Halleri

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 432. Dergah Sohbeti — Müminlerin Vasfı, Zikrullahta Aksi…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Aksi: Müminlerin Dört Temel Vasfı: Enfal Suresi 2-3

‘Müminler onlara denir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Allah’ın ayetleri onlara okunduğu zaman imanlarını artırır. Ve sadece Rablerine güvenirler. Onlar namazlarını dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.’ (Enfal, 8/2-3).

Müminin birinci vasfı: Allah zikredildiğinde kalbinin titremesi. Kalbin titremesi bir korkudandır, üzüntüdendir, ümittendir. Kalp sevgişten de titrer. O kimse Allah zikredildiği zaman kalbinde bir titreme söz konusu olacak. Zikrullah bizde tecelli edecek.

İkinci vasfı: Kur’an-ı Kerim okunduğunda imanları artar. ‘Ya bu ayet böyle olmaması lazımdı’ demezler, ‘ya bu da mı haram’ demezler, ‘ya bu emir nereden çıktı şimdi’ demezler. Üçüncü vasfı: Namazlarını dosdoğru kılarlar. Dördüncü vasfı: Kendilerine verilen rızıklardan infak ederler.

Zikrullah Her Şeyden Önce Gelir

Cenâb-ı Hak bu ayet-i kerimede Kur’an okunmayı ayırt etmiş, namaz kılmayı ayırt etmiş, zekat vermeyi ayırt etmiş. Bunların başına Allah’ın zikri koymuş. Zikre karşı gelenler ‘zikirden kasıt sadece Kur’an-ı Kerim okumaktır’ diyorlar, kimisi ‘sadece namaz kılmaktır, oruç tutmaktır’ diyor. Cenâb-ı Hak ayet-i kerimeyle herkese cevap veriyor.


Zikrullahın Kalpte Tecellisi: Aksi Seda

Eğer zikrullahta kalbiniz titremiyorsa, kalbinizde bir huşu oluşmuyorsa o kimse yüzeysel olarak Allah’ı zikretti. Dışından zikretti, içine tesis etmedi, içine tecelli etmedi, içine oturmadı. Bunun oluşması için etrafla ilgi ve alakanı keseceksin. Sadece zikrullahla baş başa kalacaksın. Zikrettinle baş başa kalarak huşuyu yakalayacaksın.

Her şeyin bir aksi sedası vardır. Bir vadiye bağırırsın, ‘Allah’ dersin; vadiden eko gelir, ‘Allah.’ Kalbin bir vadi kadar olmadıysa ve kalbinde bir aksi seda yok ise dikkat et kendine. Allah dediğinde kalbinde bir aksi seda olsun. Namazı kılarken aksi sedayı gör. Kıldığın namazı rükunlarıyla beraber semada yükselirken seyret. Kur’an-ı Kerim okunurken aksi sedayı içinde hisset, sadece kulaklarınla dinlemiş olma.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Hazretlerine vahiy inerdi. İnen vahyin aksi sedasını hem kalbinde hem dudaklarında tekrar ederdi. Cenâb-ı Hak dedi ki: ‘Sen onu tekrar etme. Senin kalbine ilham eden, senin kalbine yazacak olan, sana hatırlatacak olan Benim. Sen dudaklarını kımıldatma.’ Cenâb-ı Hak dedi ya: ‘Allah’tan hakkıyla korkarsanız Allah sizin bilmediklerinizi öğretir.’ Kalp ayağıyla yürürsün, kalp ayağıyla tutarsın. Kalbin eli vardır, kalbin ayağı vardır, kalbin kulağı vardır, kalbin gözü vardır.


Sahabenin Huşusu: Namazda Ok ve Yara Dağlama

Hz. Ali (r.a.) Hazretlerinin ayağına ok batmıştı. ‘Oku namazda çıkarın’ dedi. Namazda çıkardılar. Seslendi: ‘Ben size namazda çıkarın demedim mi?’ Dediler ki: ‘Ya Ümmül-müminin, vallahi namazda oku ayağından çıkardık.’

Bir başka sahabe de yarasını yaktırmak istedi. Kılıç yarasına cerrahiyet bağladı, enfeksiyon kaptı. Çaresi yok, yakalım dediler. Sahabe dedi ki: ‘Ben namaza durayım, müsaade edin. Bu yarayı namazda yakın.’ Namaza durduğunda yarasını namazdayken yaktılar, dağladılar. Selam verdi: ‘Neden yapmadınız?’ ‘Vallahi biz namazda senin yaranı dağladık.’ Onlar namazı böyle kılarlardı.

Onlar Hz. Peygamber (s.a.v.) Hazretleri dinden bahsettiğinde örtülerini başından aşağı geçirirler, sızım sızım ağlarlardı. Onlar duvarlara vurmazlardı Allah’ı zikrederken. Onlar çırpınmazlardı, raks etmezlerdi. Değişik acayip sesler çıkarmazlardı. Huşu içinde, edep içinde, takva içinde Allah’ı zikrederlerdi.


Münafıkların Özellikleri ve Zikrullahtan Kaçış

Zikrullah münafıkta tecelli etmez. ‘O münafıklar var ya, Allah’ı çok az zikrederler.’ Onların kalplerinde tecelli etmez. O münafıklar Allah’ın zikriden kaçarlar, Kur’an-ı Kerim’den nefret ederler, namazlarında gevşeklik yaparlar.

‘Namaz dinde son kaledir’ dedi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.). Her kimsenin namazı yıkılırsa dini yıkılır. Münafıklar namaz kılmaktan uzak dururlar. Medine-i Münevvere’de münafıklar öğlen ve ikindiyi mescitte kılarlardı ama akşam, yatsı ve sabah namazlarına mescide gelmezlerdi. Günün münafıkları beş vakit namazı birden terk ediyor.


İnfak Meselesi: Sosyal Adalet ve Firavunca Zenginlik

İnfak eden nifaktan kurtulur. Toplumlarda infak yoksa orada nifak vardır, fitne vardır. Zenginle fukaranin arası açılırsa sosyal facialar olur. Dünya üzerinde uçurum var, gün geçtikçe açılıyor. Bir tarafta asgari ücretle geçinmeye çalışanlar, bir tarafta akşam yemeğinde kişi başına binlerce lira harcayanlar.

Devletlerin sosyalleşmesi lazım. Kapitalist sistem devletlerin başında olduğu müddetçe sosyal facialara kapı aralacak. Bunu önlemenin yolu infak etmek, insanların hayat standartlarını yükseltmek, zekat müessesesini çalıştırmaktır.

Mümin, Müslüman zenginliğe düşman değildir; Firavunca zenginliğe düşmandır. Firavunca zengin kimdir? Zekatını vermeyen, infak etmeyen, etrafındakilere zulmeden, faizcilikle para kazanan, insanların emeğinin üzerine kurulan o zalim iktidarların parasıdır. Sakın Maoist, Leninist, Stalinist solcular gibi zenginliğe düşman olmayın; kapitalist zenginliğe, Firavunca zenginliğe düşman olun.


Hayasızlık ve Hemen Tövbe: Al-i İmran 135

‘Onlar bir hayasızlık yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı zikrederler ve günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlar? Yaptıkları kötülükte bile bile ısrar etmezler.’ (Al-i İmran, 3/135).

Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri der ki: Günah işlediğin yerlerde Allah’ı zikretmedikçe işlemiş olduğun günahlar affolmaz. Ne zaman ki günah işlediğin yerlerde Allah’ı zikirle dolaşırsan, o zaman senin o günahların affolduğuna işarettir.

Üstadım Şeyh Abdullah Efendi Hazretleri derdi ki: ‘Evladım, mürşid-i kamillerde de hata kusur olur, günah olur. Ama devam etmezler. Allah onların kalbine ilham eder, hemen tövbe edip geri dönerler.’ Geçmiş peygamberler hata kusur işlemiştir; Hz. Resulullah (s.a.v.) Hazretlerinde bu dahi yoktur.


Yahya (a.s.)’a Vahyedilen Beş Hüküm

Allah, Zekeriya (a.s.)’ın oğlu Yahya Peygamber’e hem kendisinin amel etmesi hem de İsrailoğullarına emredip amel etmeleri için beş kelime vahyetti. Bu hususta biraz gecikir gibi olunca kendisine İsa (a.s.) geldi ve dedi ki: ‘Ya sen haber verirsin yahut ben haber veririm.’ Yahya (a.s.): ‘Ey kardeşim, sen yapma; onları söylemekte sen beni geçersen ya yere batırılmamdan veya azap edilmemden korkuyorum’ dedi.

Beş hüküm: Birincisi, Allah’a hiçbir şeyi eş koşmayınız. İkincisi, namaza durduğunuzda sağa sola yönelmeyiniz; şüphesiz ki Allah kulu yüzünü çevirmedikçe ona yönelir. Üçüncüsü, oruç emredildi; orucu olan kimse mis kesesi gibidir, oruç Allah katında misk kokusundan da daha güzeldir. Dördüncüsü, sadaka verin; düşmanın esir ettiği kimsenin fidye ödeyerek canını kurtarması gibidir. Beşincisi, Allah’ı çok zikredin; bunun benzeri düşmanın takip ettiği kimsenin muhkem bir kaleye gelip kendisini kurtarması gibidir. Kul da şeytandan ancak Allah’ı zikretmekle korunur.

‘Kim La ilahe illallah derse Allah’ın kalesine sığınmıştır; o kale Nemtin kalesidir.’ Şeytanın desisesinden, vesvesesinden kurtulmak istiyorsak Allah’ı çokça zikreden kullardan olacağız inşallah.


Sufilerin Orucu: Allah’ı Sevdikleri İçin

Sufiler oruçtan bir fayda ummak için tutmazlar. Allah’ı sevdiklerinin göstergesidir pazartesi, perşembe oruç tutmak. Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede ‘Allah’ı zikredenler için Peygamber’de çok güzel örnekler vardır’ dedi. Sufiler Hz. Resulullah (s.a.v.) Hazretlerini kendilerine örnek aldıkları için o nafile oruçları tutarlar.

‘Ey Habibim de ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun.’ (Al-i İmran, 3/31). Bizim nafile oruç tutmamız Hz. Muhammed Mustafa’ya uymamızdır ki bu da bizim Allah’ı seviyor olma noktasında bir göstergesidir. Sufiler oruç tutmanın sevaplarını sıralamazlar, çünkü bunları sevap kastıyla yapmazlar; sırf Allah’ı sevdikleri için yaparlar.

Sufilerin Duası: Kendi Nefsi İçin Değil

Sufiler kendi nefisleri için dua etmezler. Kardeşleri için, etraflarındaki insanlar için isterler. Kul öyle bir hale gelir ki Allah’a olan sevgisinden ve aşkından dolayı Allah’tan kendi nefsi için bir şey istemez. O zaman Allah onun ihtiyaçlarını giderir. Kendinize lazım olan şeyi bir kardeşinize isterseniz, umulur ki Allah onu size de bahşeder.

Sıkıntıda birisini gördüyüseniz onun sıkıntısına dua edin. Birisinde bir hastalık tespit ettiyseniz onun hastalığına dua edin. Gücünüz yetmiyorsa dua edin. Muhakkak ki Cenâb-ı Hak duaları kabul edendir, geri çevirmez.


Aşık ve Maşuk: Velilerin Halleri ve Makamları

‘Kim Allah için kulum beni görür, benimle konuşur, benimle duyar, benimle tutar, benimle yürür.’ (Hadis-i Kudsi). Ayet-i Kerime’de buyurulduğu gibi: ‘Sen öldürmedin, Ben öldürdüm; sen atmadın, Ben attım.’ (Enfal, 8/17). Bu bir haldir. O esnada o sufi, o veli, Cenâb-ı Hakk’ın elinde bir alet gibidir. O kimsenin üzerinde cüzi iradesi yoktur, kelimeler ve sözler onun değildir.

Aşıkla maşuk arasında muhakkak ilişki vardır. An gelir, aşıklığı öylesine artar ki maşuk bir anda aşığın yerine geçer. Aşık bir vecesiyle melektır — melek vecesiyle Rabbiyle konuşur. Diğer vecesi insandır. Biz onun bir vecesine baktığımızda insan-ı kamili görürüz, diğer vecesinde meleklerin üzerine çıkan halini görürüz.

Hal ve Makam Ayrımı

Velilik bir makamdır, kalıcıdır. Ama veliliğin içerisindeki bazı tecelliler bir haldir, gelip geçicidir. Halleri makam gibi göstermek insanların ayaklarını kaydırır. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hazretlerinin insan tarafı veliliğin en üst derecesidir; melekut tarafı ise peygamberlik halidir — o bir makamdır, gelip geçici değildir.

Melekut hali herkesin üzerinde tecelli edebilir; velilik herkesin üzerinde tecelli etmez, çünkü velilik makamdır. Dervişlerin zikrullah esnasında bir anda Hz. Peygamber (s.a.v.) Hazretlerini görmesi haktır. O bir haldir ama makam değildir. O nefsine uyarsa o hal gider ondan; çünkü onda henüz makam yok.


Dervişlikte İstismar Meselesi ve Geylânî Hazretlerinin Disiplini

Bir kimse sufilik yolundaki konumunu istismar ederse sıkıntı vardır. Sufiliğini bir kızı istismar etmek için kullanır, para kazanmak için kullanır, işini hallettirmek için kullanırsa o zaman ciddi sıkıntı vardır. Hiçbir üstad bir dervişin bağını kesmek istemez ama bu meselelerde Geylânî Hazretleri çok titizdir.

Çavuş olan, ders yaptıran, zakir olan, semazen olan — herkes kendisine gösterilen hürmeti istismar etmeyecek. Bıçak sırtında yürür onlar, keskin tarafından. Allah muhafaza eylesin, ders yaptıranların hata kusur yapmasından çok korkarım. Lime lime olur gider bir taraftan. Bir anda kalbi çalışmaz hale gelir.

Hangi yol olursa olsun — ister Mevlevi ol, ister Rufai ol, ister Bedevi ol — Geylânî Hazretlerinin kılıcı her tarafa keser. Sağına, soluna, arkasına, önüne, altına, üstüne. Kılıcın hışırtısını duyarsın, bulur adamı. Allah muhafaza eylesin.


Firavun’un Kalbindeki İman Nuru

Kur’an-ı Kerim’de Firavun için şöyle bir tabir var: ‘Onun kalbi de Musa’nın hak peygamber olduğunu anladı.’ Peki Firavun’da da çalışan bu müessese nedir? Cenâb-ı Hakk’ın bütün insanları yarattığında hepsinin kalplerine ruhundan ve nurundan üflediğidir.

İman nuru bütün varlıkların hepsinde var. Kimisi üzerindeki nefsin ve şeytanın örtüsünü çekti, meydana çıkardı; kimisi daha üstüne örttü. Firavun örtmesine rağmen içinden bir sızıntı var, o da daim çalışıyor. Her içki içen onun kötü olduğunu bilir — herkesinde bu var.

Cenâb-ı Hak mahşerde delillendirecek: ‘Senin kalbinde bu iyilik nuru yok muydu? Senin vicdanını titretmedim mi?’ Bizim kalbimizdeki iman nuru var ama günahlarla, kusurlarla, nifakla örtülü. Zikrullahla, tövbeyle, namazla, oruçla nefsin örtüsünü atıyoruz. Attıkça ortalık aydınlanıyor. Floresan lambası gibi düşün: Üstüne on tane örtü atınca dışarı ışık verebilir mi?


Kaynakça

Ayet-i Kerimeler

  • Enfal Suresi, 8/2-3 — Müminlerin dört temel vasfı: kalplerin titremesi, imanın artması, namaz ve infak
  • Enfal Suresi, 8/17 — ‘Sen atmadın, Ben attım’ — velilerin hali için delil
  • Al-i İmran Suresi, 3/135 — Hayasızlık yapınca hemen Allah’ı zikretmek ve tövbe
  • Al-i İmran Suresi, 3/31 — ‘Allah’ı seviyorsanız bana uyun’ — sünnete ittiba
  • Hadid Suresi, 57/16 — İman edenlerin Allah’ı anıp kalplerinin yumuşaması
  • Bakara Suresi, 2/183 — ‘Geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı’
  • Kıyamet Suresi, 75/16-17 — Hz. Peygamber’in vahiy esnasında dudaklarını kımıldatması
  • Bakara Suresi, 2/282 — ‘Allah’tan korkarsanız Allah size bilmediğinizi öğretir’

Hadis-i Şerifler

  • Yahya (a.s.) Beş Hüküm Hadisi — Şirk koşmamak, namazda sağa sola dönmemek, oruç, sadaka, zikrullah (Tirmizi, Edeb, 78; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV/130, 202)
  • Hadis-i Kudsi: ‘Kulumun kalbinde ne varsa uzuvlarında da o vardır’ — kalp ve organların ilişkisi (Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 107)
  • Hadis-i Kudsi: ‘Kulum nafilelerle Bana yaklaşır; onu severim’ — velilerin hali (Buhari, Rikak, 38)
  • ‘Namaz dinde son kaledir’ — namazın önemi (Beyhaki, Şuabül-İman)
  • ‘Kim Subhanallahi ve bihamdihi Subhanallahil-azim der ve istigfar ederse, deniz köpükleri kadar günahı olsa affolur’ (Buhari, Deavat, 65; Müslim, Zikir, 28)
  • ‘İbadetleri benden gördüğünüz gibi yapın’ (Buhari, Ezan, 18)
  • ‘Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir’ (İbn Mace, Zühd, 30)
  • ‘Kim La ilahe illallah derse Allah’ın kalesine sığınmıştır’ — Nemtin kalesi hadisi (Deylemi, Firdevs; Ebu Nuaym, Hilyetül-Evliya)
  • Resim hadisi: ‘Tam bir insan sureti olan eve rahmet melekleri girmez’ (Buhari, Libas, 89; Müslim, Libas, 87)

Fıkıh Notları

  • Hanefi fıkhı: Namazda bir rekatta üç hareket namazı ifsat eder (El-Hidaye, Salat bölümü)
  • Hanefi fıkhı: Kıbleden zaruretsiz yönünü döndüren kimsenin namazı fasit olur
  • Diş dolgusu ve takma diş: İmam-ı Azam Hazretlerinin talebeleri cevaz verdiğine dair nakiller yapmışlardır; Hanefilerce caizdir
  • Mehir: Mehirsiz nikah nikah değildir (Hanefi fıkhı)
  • Boşanma hakkı: Kadın nikah esnasında boşama hakkını alabilir

Tasavvufi Referanslar

  • Muhyiddin İbn Arabi — Günah işlenen yerlerde zikrullah ile günahların affolması meselesi
  • Nevşehirli Abdullah Efendi Hazretleri — Mürşid-i kamillerde de hata kusur olur ama devam etmezler sözü
  • Abdülkadir Geylânî Hazretleri — Dervişlikte istismar meselesinde en titiz olan pir; kılıcı her tarafa keser
  • Hızır (a.s.) — Sufilerce peygamber olarak kabul edilir; Kehf Suresi’nde kıssası geçer

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

Ek kaynaklar:

  • Müminlerin vasıfları, Allah anılınca kalbin titremesi, namaz ve infak için bkz. Enfâl 8/2-4; Taberî, Câmi‘u’l-Beyân; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
  • Kur’ân okunduğunda imanın artması ve mümin kalbin Kur’ân’a teslimiyeti için bkz. Tevbe 9/124; İsrâ 17/82; Zümer 39/23; TDV İslâm Ansiklopedisi, “İman” maddesi.
  • Zikrullahın kalpte huşu, titreme ve itminan doğurması için bkz. Ra‘d 13/28; Hadîd 57/16; Ahzâb 33/41-42; Buhârî, Deavât 66; Müslim, Zikir 2.
  • Zikri yalnız Kur’ân tilaveti veya yalnız namazla sınırlamama meselesi için bkz. Bakara 2/152; Âl-i İmrân 3/191; Nûr 24/36-37; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Zikir” maddesi.
  • Vahiy inerken Hz. Peygamber’in diliyle tekrar etmemesi bağlamı için bkz. Kıyâme 75/16-19; Tâhâ 20/114; Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’ân.
  • Takva ile ilahî öğretim ve kalp idraki ilişkisi için bkz. Bakara 2/282; Enfâl 8/29; Alak 96/5; Kuşeyrî, er-Risâle, “Mârifet” bölümü.
  • Namazda huşu, rükünler ve ibadetin kalple yaşanması için bkz. Mü’minûn 23/1-2; Ankebût 29/45; Müslim, Salât 215; Gazzâlî, İhyâ, “Esrârü’s-Salât”.
  • Hz. Ali’nin namazda ok çıkarılması gibi menkıbelerin kaynak kontrolü için bkz. İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Menâkıb” maddesi.
  • Sahabenin huşusu, gözyaşı ve Kur’ân karşısındaki hali için bkz. Mâide 5/83; Tevbe 9/100; Buhârî, Fedâilü Ashâbi’n-Nebî; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sahâbe” maddesi.
  • Zikirde edep, taşkınlık ve gösterişten sakınma için bkz. A‘râf 7/205; Hucurât 49/2; Kuşeyrî, er-Risâle, “Zikir” bölümü; Gazzâlî, İhyâ, “Âdâbü’z-Zikr”.
  • Münafıkların Allah’ı az zikretmesi ve namaza gevşek kalkması için bkz. Nisâ 4/142; Tevbe 9/54; Münâfikûn 63/1-4; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Münafık” maddesi.
  • Namazın dinin direği ve son kale oluşu anlamındaki rivayetlerin değerlendirilmesi için bkz. Tirmizî, Îmân 8; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ; Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, namaz bahisleri.
  • İnfak, sosyal adalet ve Firavunlaşan zenginlikten sakınma için bkz. Bakara 2/261-274; Haşr 59/7; Tevbe 9/34-35; Buhârî, Zekât 3; TDV İslâm Ansiklopedisi, “İnfak” maddesi.
  • Velilerin halleri, kalp tecellisi ve şeriat ölçüsü için bkz. Yûnus 10/62-64; Kehf 18/28; Hucvîrî, Keşfü’l-Mahcûb; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Velî” maddesi.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Kalb, Şeyh, Tecellî, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı