1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak umutlarımıza nail eylesin. Korktuklarımıza husu muhafaza eylesin. Memleketimize birlik dirlik beraberlikle nasip eylesin. Cenâb-ı Hak her türlü terörden bizleri korusun. Şehit ailelerinde sabrı cemil nasip eylesin. Bazı âlimler canını kabul ettikleri şehitlerin cenaze namazını kılınmayacağını söyler. Zira cenaze namazı ölüler içindir. Onlar ise diridir. Normalde dört mezhebin dördü de kılıncana dair fetva vermişler. Cennette hüzün olacak mı? Cennette hüzünlenme yoktur diye bu noktada birçok acı yok, hüzün yok, sıkıntı yok, dert yok cennet hayatıyla alakalı. Ama bir küçük bir şey düşer gibi değil de belki de her daim Cenâb-ı Hak’ın cemaatullahına mazhar olamamanın bir hüzne olabilir.
Ben Emir Sultan hazretlerini ziyarete gitmiştim kendisiyle halimde biraz hasbihal ettik. Sonra elinde yeşil sarıkla geldi bana sarığı sardı. O anda siz içeri girdiniz başınızdaki mevlevi sikkesi vardı. Beyaz ona sarılmış mavi sarık benim yanıma girip başımdan sarığı çıkarıp sikkesi mevlevi sikkesi oldu. Sikkesi taktınız, sarı yeşil ve mavi sarığı sardınız. Ben şimdi hangi renk sarmalıyım? Bu noktada bütün renkler sünnet herhangi bir rengi sarabilirsiniz. Turan ordusu koruldu. Burada sarık sarılmasının hikmeti, bunu hangi renk sarayım diye sorarsanız ben de istediğiniz rengi sarın derim. Bu doğru bir anlatım değil, kendince bu yorumlamış zaten gördüğü hali. Buna ene gelmiş kendine, kimse bu. Kendi kendisine kibirlenmiş, kendi kendisine kendisini bir şey görmüş.
Ben böyle bir hali gördüm, ne buyurursunuz? Farklı bir şeydir. Böyle böyle oldu, ben hangisini sarayım şimdi demek farklı bir şeydir. Sarmış ya, o olmuş yeşil mi mavi mi kırmızı mı? Onu soruyor. Bu kardeşin tarikatın eksikliği var. Bu kardeşin sünneti Resûlullâh eksikliği var. Bu kendi kendine yormuş ama bu o değil. Bu kardeş edep noktasında eksikliği var. Çünkü sarık sarılması, bir sarık verilmesi. Bundakinde böyle anlattığı gibi ise o sünneti Resûlullâh da eksikliği var. Tarikat adabı erkanı içerisinde. Bu yüzden bu kardeş önce tövbe edecek ve eksik olan sünnetlerini tefekkür edecek. Bunun için de ayrıca tövbe edecek. Bir daha böyle kendi kendisine de bir meseleyi yorumacak. Kendi kendisine o meseleyi kendince kendi nefsinden kendi hevasına uymayacak.
Allâh muhafaza eylesin. Turan ordusu kurulduğunu ilan etti. Bazı ülkeleri korku saldı. Turan ordusunun bakış açınız belirtilmişsiniz. Böyle bir şey mi oldu Genelkurma’ya açıkladı mı böyle bir şey? Devletin böyle bir açıklaması var mı? Herhalde öyle bir orduk olsa Turan ordusu diye bir ordu kurulsa Üçüncü Dünya Savaşı çıkar. Nisa 24 ayette haram olanlar dışındaki kadınlar onları mallarınızdan harcayarak almak onlarla evlenmek ve zina etmemek şartıyla size helal kılıklar. Ayetinden kendimize nasıl bir şey çıkarmalıyız? Âyet açık haram olan kadınlar belli insanların annesi anne kardeşleri ve annesinden geriye doğru gitse anneannesi onun annesi bir kimsenin babasının annesi babasının kız kardeşleri ve dede nene olarak geriye doğru gitse onlar kendi kardeşleri ve kendi kardeşlerinin çocukları geriye doğru gittiğinde haramdır.
2. Bölüm
Bunlarla nikahlanmaz. Bunların evlenilmesi caiz değildir. Ebediyen haramdır bunlar. Burada söz konusu bunların dışında olan kadınlarla siz bir şekilde mallarınızdan harcayarak dediği meyir ve düğün masraflarını yapma, meyirini verme, nikah masraflarını yapma, onlara ev kurma, evin ihtiyaçlarını kurmak çünkü erkeğe ait. Bunların hepsini de harcayarak o kimse nikahlanabilir. Zina etmemek şartıyla dediği malı verip de nikahını almamak değil aynı zamanda da nikahını alacak. Yemekten tam doymadan kalkmak sünnet, vücudu zayıf birisinin vücudum zayıf kalmasın diye tam doyarak yemek yemesi uygun mudur? Hayır. Sünnet sünnettir herkes sünnete tabi olur. Bazı cemaatlerde başınızdaki insanlara itaat farzdır diyorlar.
Böyle bir şey var mıdır itaat kime farzdır? İtaat Kur’ân ve sünnete farzdır. Allâh’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Bu noktada farzdır ama Kur’ân ve sünnet dairesindedir. Şeytan insanın rüyasına girip de vesvese verebilir mi? Evet. Allâh’tan afiyet isteyin diyor Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem afiyet dediğimiz sağlık mudur yoksa başka bir şey mi? Biz afiyet istemekle emrolunduk. birisi böyle hastalıkla alakalı kendi kendine sabır diliyormuş. Kendi kendisine sabır dilediğinden bir türlü rahatsızlığı geçmemiş. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ona gider. Sen ne yapıyorsun? Ne dua ediyorsun? Ben Allâh’tan sabır istiyorum Ya Resulallah deyince.
Sen Allâh’tan sabır değil Allâh’tan afiyet dileder ona. O yüzden biz afiyet dilemekle emrolunduk sabır değil. Biz afiyet dileyeceğiz Cenâb-ı Hak’tan. Bir rahatsızlığınızda da rahatsız olmasanız da da Cenâb-ı Hak’tan afiyet dileyin. O yüzden keşke ben hasta olsaydım demeyin. Allâh kardeşime de, eşime de, çocuklarımıza da, arkadaşlarımıza da, dostlarımıza da, cümle ümmet-i Muhammed’e afiyet nasip eylesin. Boşanmalarda çocuğun babaya ait olduğunu söylemiştiniz. Konuyla ilgili hadîs var mıdır? Teşekkürler. Normalde çocuk Hanefi’ye göre de Şafi Maliki Hanbeli ulemasına göre de babaya aittir. Evin reisi erkektir. Çocuk akıl bali oluncaya kadar anne isterse bakmakta önceliklidir. Ama baba da anne çocuğuna bakıyorsa onun iaşesini temin etmekle mükelleftir.
Şimdi bizde hiç dinin hukuku yok bu konuda. İşin acı tarafı dervişlerde de yok. Dervişlerde böyle kendi kendisi, dervişlerin sıkı durması gerekirken dervişler başıboş. Ben burada bangır bangır bağırıyorum. Çocuk babaya ait. Çocuğun bütün bakımı da babaya ait. Şimdi selamın aleyküm, aleyküm selâm. Ayrılıyor millet. Çocuklar nerede? Anneden. Ya bu kadın üç tane çocuğu neyle bakacak? İki tane çocuğu neyle bakacak? Bir tane çocuğu neyle bakacak? Devlet bağlayacak iki yüz lira, üç yüz lira nafaka. Derviş mi der? Üç yüz lira verecek tamam ben çocuğa bakıyorum. Al üç yüz lirayı sen bak hadi. Ben beş yüz lirayı vereyim sen bak. Yemin ediyorum ben bin lira vereceğim bak hadi sen. Hadi bak. Çocuk babaya ait.
3. Bölüm
Evleniyorsa bir adam kendi kendine düşünecek. Ben bu kadın bıraktı gitti. Bu çocuğa bakar mıyım bakamaz mıyım? Kaç tane çocuğa bakarım? Kaç tane çocuğa bakalım? O kadın çocuğuyla evlenemez. O kadın çocuğuyla nereye sığınacak? Kime gidecek? Nereye gidecek? Annesine babasına gidecek. Annesi babası bir verdi üç aldı geriye. İki çocuk olursa? Ne yapacak annesi babası kızı? O kadın ne yapacak? Boşanmak kolay. Boşanıyor millet. Bırak çocuğu anasından beraber. Selâmün aleyküm ve aleyküm selâm. Ne oldu? Çocuklar babaya ait. O çocuklar babadan bunun mahşerde alacağını alacak. Baba istiyor çocukları da kadın vermiyor. Veyahut da ne bileyim kendi renkli bir şeyler yapıyorlar. Yok kardeşim böyle bir hayat.
İslam’ın hukuku bu. Bir kimse evleniyor mu? Evet. Adam boşuyor mu kadını? Evet. Alacak çocuklarını. Kötü ki kadın adam boşuyor. Kötü kadında senin çocukların ne işi var? Kadının ahlaken sıkıntısı var. Terbiye olarak sıkıntısı var. Edebel sıkıntısı var ki adam onu boşuyor. İyi. muhakkak bir yanlışlığını eksikliğini kusurunu gördü ki adam boşuyor o kadını. İyi. E o eksikli kusurlu yanlış kadında senin çocukların nasıl büyüyecek o zaman? Akıl bağlaya oluncaya kadar annenin hakkı var bu konuda. Anne çocuklara akıl bağlaya oluncaya kadar bakabilir. Mükellef değil. Ama anne deyse erkek mükellefiyetini yerine getirecek. Bir çocuk bakıcısı ne kadar? Utanmayın söyleyin evinde çocuk baktıran var mı memur amir birisi olan?
Efendim? Bin lira vardır. En aşağıda. En aşağıdan bin liraya bakmaz kimse. Kaç para? Bir buçuk iki lira. Bir buçuk iki lira bakıcı parası vercek. Bir tane çocuğun aylık yemesi içmesi kıyafeti de bin lira koy. Bir çocuk iki buçuk lira. Sonra çocuk başına bin lira koy. Üç çocuk üç lira. Bir buçuk lira da bakıcı parası ver. Üç çocuk üç lira. Bir buçuk lira da bakımı dört buçuk lira. Bu çocukların barınması var. Ev kirası, elektriği, suyu da bir lira onu koy beş buçuk lira. Üç çocukla bir kadını bir adam bırakıyorsa her ay o kadına beş buçuk lira altı lira para vercek. Bir çocukla bırakıyorsa çocuk çocuğa kadın bakacaksa iki buçuk lira verecek. Ya hadi askeri ücretten versin iki lira versin. Hadi boşa.
Yok. Evlenirken araştır, sor, soruştur, yap, et. Yüz on sekiz sefer düşün. Erkek evinden sorumlu. Erkek eşinden çocuğundan sorumlu. Ailenin reisi erkek. Çocuklarının da babası erkek. Çocuklarının bakmakla mükellef olan erkek. Kadın evlenmezden önce derse ki ben evlenirim. Çocuk da doğururum ama bakamam. Kadın çocuk doğurmakla mükellef. Adam istersen on tane çocuk istesin, kadın on tane çocuğu da doğurmakla mükellef. Ama kadın çocuklarına bakmakla mükellef değil. Bakın kadın istersen adam her sene doğum istiyorum, her sene çocuk istiyorum desin. Kadın amenne ve sadnakne kabul etmek zorunda. Kabul edecek kadın bunu. Bakın kadın doğurmakla mükellef. Bakmakla değil. Kadın der ki ben evin hanımefendisiyim, kadının.
4. Bölüm
Ben seninle yatarım. İstediğin zaman, istediğin saat, istediğin dakika. Hiç önemli değil. Kadın bundan da mükellef. Adam ne zaman onunla yatmayı isterse, kadın hayır kelimesini unutacak bu noktada. Unutacak hayır kelimesini. Adam ne zaman saat kaçmış, dakikaymış, haram olmadığı müddetçe ikisi haram, iki şey. Bir ay hali olduğunda tam bir cinseli var. İki arkadan bile bile ilişki haram. Geri kalan haramlı hiçbir şey yok. Kadın bununla mükellef. Adam istersen on tane çocuk doğurtursun. Hiç sıkıntı yok. Kadın doğurmakla mükellef. Kadın bir sene çocuk doğurmakla mükellef. Kadın bir sene çocuk doğurmakla mükellef. Kadın bir sene çocuk doğurmakla mükellef. Ama çocuklara bakmak adamın işi. Erkek sorumlu.
Çocuğun terbiyesinden erkek sorumlu. Eğitiminden erkek sorumlu. Bakımından erkek sorumlu. Yaşasından erkek sorumlu. Bir evin her şeyinden sorumlu olan erkek. Erkekse. Erkekse. Buradaki erkeklik fiziki değil. Erkeklik fiziki değil. Akil olarak erkek. Adam. Din olarak adam. Din olarak adam. Adamlık öyle sadece fizikte değil. Akil olarak dediğim ne? O kimse feraset ehli. O kimse akil. Olayları yönetebilen, yönlendirebilen, krizi çözen, problemi halleden. Bu akillik bu. Aile reisinde aranacak özelliklerden birisi. O kimse evlenecek olan erkek ne kadar akil. İkinci özellik bununla alakası. Dindar olanı seçiniz diyor ya. Dinin şemşesinin altında bunlar var. Ama bunu önemsemiyor. Timse. Dini olarak da ailesini, eşini ve çocuklarını eğitebilecek noktada.
Meselelere dini açıdan hükmedebilecek. Meseleyi dini açıdan yorum getirecek bir kimse. Haddini, hududunu, hukukunu bilecek. Benim haddim hukukum nereye kadar? Bir erkek, bir eş olarak. Ve benim hanımımın haddi hukuku nereye kadar? Din içerisinde. Çünkü onun haddini, hukukunu da ne yapacak? Zulmetmeyecek. Ona da müsaade edecek. Bu kadının hakkı bitti. Aynı şehirden sen haftada bir annesine gitmekle, gitmek gidecek kadını istiyorsa. İstemiyorsa Allâh yoluna çekilsin. Bu noktada bir sıkıntı yok. İstiyor mu? Erkek onu haftada bir götürecek. Aynı şehirde. Yediğinden yedirecek erkek onu. Bu sufide. Şeriat açısından onun kadının evlenmiş olduğu, kadının hayat standartını koracak. Sufilerde bu şu. Yediğinden yedireceksin, içinden içtireceksin, giydireceksin, giydireceksin.
Bu ne demek? Erkek gidip de lüks bir marka eşya alıyorsa hanımına da alacak. Çocuklarını da öyle gezdirecek. Bu sufide. Ama yok bunun dini şeyine. Erkek o kadının evlendiği zaman hayat standartını korur. Ve ona bir hayat standartı önerdiyse o hayat standartını korumakla mükellef. Sufide böyle değil. Bu hukuku. Sufide ne? Yediğinden yedirmek. Giydiğinden giydirmek hatta kendinden daha üstün tutmak. Bu sufide. Erkeğin vazifesi bunlar. O yüzden dermiş kardeşler, evlenirken dikkatle evlenin. Dikkat edin. Araştırın. O kadının evlenecek olduğunuzun kadının annesi, teyzesi, halası, ikide birde bir problem olduğunda çekip giden bir aile. Dirençli mi, direniyor mu? Olayların karşısında ne yapıyorlar?
5. Bölüm
Eşlerine sahip mi çıkıyorlar? Sülaleyi araştırın. Araştırdınız, evlendiniz. Bilin ki artık o kadın size ait. Artık doğacak olan çocuklar babası sizsiniz. Ve o çocukları eğitmekle, yetiştirmekle, o çocuklarının dinliği terbiyesini vermekle mükellefsiniz. Çocuklarınızı normalde gidip de kadına ver, boşanıyoruz biz de. Kadının anası babası uğrasın, boyuna patinaç çeksin. Çocuk bakacağız, torun bakacağız, torun yetiştireceğiz diye. Yok İstanbul. Ondan sonra ver 300 lira nafaka, ben nafakasını veriyorum de. Yok böyle bir şey. Seni devlet mi evlendirdi? Şimdi devletin kestiği nafakayı yediriyorsun ona. Allâh muhafaza eylesin. Alacaksınız çocuklarınızı yanınıza. Alın bir görün dünya kaç köşe. Kadınlara bunu söylüyorum.
Adam sizi evden kovdu mu, bırakın çocukları gidin. Bir şey diyecektim İsmail. Erkek ahlaksız, kadın ahlaklıysa yine ayrılacaklar. Ayrılacak yine erkeğe ait çocuk. Çocuk yine erkeğe ait. Adamı ahlaksız tanıyamadın, bilemedin, göremedin. Eyvallâh, yapacak bir şey yok. Çocuk yine babaya ait. Kadın yine almayacak onu üzerine. Almayacak. Bizim toplumumuzda bunun hep tersi. Hep tersi. Bizde böyle, millet böyle sanki o çocuğun üzerinde, karşıya tehdit etme var. Çocuğu göstermem, çocuğa baktırmam. Çocuğu göremezsin sen. Rüyanda bile göremezsin. Sözler, kelimeler bunlar, replikler. Hep alışılmış, bilmiş replikler. Al, hadi git Allâh yolunu açık etsin. Aynı şey, biz kendimiz yaşadık. Bizimkiler sarılıyorlar.
Annem, kız kardeşim, çocukları vermeyeceğiz diye ömür boyu. Ya dedim, bir sefer dinleyin beni. Beni değil dedim yani, Allâh’ı dinleyeceğiz. Bir sefer. Dedim, verin şu üç tane çocuğu da adamlara verin. Bir sefer. Dedim, verin şu üç tane çocuğu da adama. Alıyor mu? Al sen verin. Tabi önce bahadır ya, erkek herkes. Verdiler üç tane çocuğu da. Kendi yaşadığımızı anlatıyor. Ağlıyorlar dedi, sakin olun dedim. Eğer bir ay geçsin dedim, ben adımı unutacağım dedim adımı. Yirmi gün geçmedi. Ortanca kız komalık bir şekilde, acil de, yoğun bakımda gittiler, aldılar. Babası öylesine dövmüş ki. Sonra sordular, nereden biliyorsun diye. Dedim ya, bu adam, babasıyla dedim, daha bekardı. Odun oduna dövüştü. Bunu duydunuz siz.
Yok, önceden bekarken daha. Bunun babası da dedim, kendi babasıyla dövmüş zaten. Dedim bu zaten bu adam, evlendiği gece de, düğün gecesi de karısını döven adam. Ya çocuğunu mu dövmeyecek bu? Aradan on gün geçti, öbür günlerde de güzel bir sopa, herkes komalık olup geldi geri. Herkes sirt ekmiş gibi kedi oldu. Önceden şey babama giderim, ha git hadi. Git hadi. Ha bir erkek almak için mücadele eder, karşını hukuk farklı ya. Hukuk kadına veriyor ya ilk etapta. Almak için mücadele eder, derviş kardeşlerinin içerisinden öleler devam. Ben onlara gerekli mücadeleleri verdirdim diyorum ben, mücadele et, almak için uğraş. Onlar vermiyorlar. Yapacak bir şey yok seninle o zaman. O zaman yapacak bir şey yok.
6. Bölüm
Çünkü hukuk o taraftan yana. Kadına veriyor. O zaman yapacak bir şey yok. İçinizde şimdi bir iki tane arkadaş gözüm gördü şimdi onunla. Bir arkadaş bayağı oldu çünkü. Böyle bir problem yaşadık. Ama öbür türlü. Sen bırakma kardeşim. Al çocuğunu. Bakmakla mükellefsin. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden asla aman ha. Yok böyle bir şey. Evlendiniz mi? Evleninceye kadar 118 sefer düşünün. Evlendiniz mi? Evet çocuk size ait. Kız anne babaları da düşünsünler. Desinler ki bu boşanırsa benim torunun bu adamda kalacak. Bir bak. Bu adam senin torununa bakar mı, bakamaz mı, nasıl eğitir, nasıl eğitmez. Ona göre ver. Ondan sonra söyle. De ki ya bak böyle böyle bundan sıkıntı yaşayabilirsin. E ben evlendim.
Allâh yoluna çıkasın. Evleneceksin diye ne evlendiriyorsun? Evleneceksin diye ne evlendiriyorsun? Tutmayacaksın. O yüzden bu noktada net mesajı İslam’ın. Hanefilere göre evin bütün ihtiyaçları her keye ait. Çocukların bakımı dahil buna. Çocukların eğitimi dahil buna. Bizim toplumda gelenek örf olduğundan dolayı bu konuşulmuyor. Ama bir kadın bunu konuşabilir. Diyebilir ben çocuk bakamam. Bitti. Hatta bu konuşulmasa dahi, konuşulmasa dahi. Âyet ve hadislerde örnekleri var bunun. Kadın bir yere, benim gücüm bu kadar dedi. Ne yapacaksınız? Kadın dedi ki ha benim gücüm bu kadar. Ben farkında değilmişim. Bir tane çocuk doğurdu, pert oldu. Yetiştiremiyor. E ben bir çocuk bu kadar. Bakımı, bakımını sen düşüneceksin.
Adam sensin. Bizim Seyit Taş Allâh rahmet eylesin öyle diyordu. Şimdiki kadından naylun diyordu. Lan nereden çıkardın dedim. Annesi bilmem kaç tane doğurmuş. Annesi doğurduktan 3 saat sonra koyun sağıyormuş. şimdi tam yalan olmasın. Saat yani. Annesi doğum yapmış. Doğumdan 3 saat sonra, 5 saat sonra koyun sağmaya başlamış. Diyor ki bugünkü kadından naylun diyor. Birisi doğuruyor diyor. Yatıyor diyor. 1 ay diyor evde diyor. Onun da tezi buydu. Allâh muhafaza eylesin. Benim sorum İsa’nın vücudundaki kan grupları ile ilgili. Herkesin kan grubu ayrı bir tek kan grubu var. A.B. Her kanı kabul eden bu kan gruplarındaki hikmet nedir? İlahi yaratılış farkındayım ama bu muhteşemliği çok merak ediyorum.
Ve sizi Twitter’dan da takip ediyorum. Burada da bazen garip yazılar yazan arkadaşlar var. O arkadaşları huzurunuzda esef ile kınıyorum. Siz zaten onların yazdıkları yazıları okuyarak ne kadar kaliteli bir insan olduğunuzu gösteriyorsunuz. Eleştirilmesi veya garip sorular sorulacak o kadar kişi kurum vakıf varken size sormalı, sormaları bizim ne kadar doğru yolda olduğumuzun kanatıdır. Şehitlerimize Allâh’tan rahmet diliyorum. Saygılar. Ahmet Okan Orhanoğlu. Elinizden öperim demiş. Estağfirullâh. Şimdi muhakkak ki Cenâb-ı Hak fıtraten böyle bir şey yaratmış. Kimisi hepsinden alınıyor, kimisi hepsine veriyor. Enteresan onu değerli yerine koymuş Cenâb-ı Hak. Bunda bir hikmet, yaratılışın her şeyinde bir hikmet var.
7. Bölüm
Eniştemlerle çok sık görüşüyoruz. Onun yanındaki tesettürüm ve davranışların nasıl olmalı? Kendi eşim de yanımızda iken örtüyü sadece boynu açık kalacak şekilde yapmamda bir sıkıntı olur mu? Yoksa diğer dışarıdaki insanlar gibi mi davranmalı? Enişte derken kız kardeşinin kocası mı oluyor? Öyle oluyor. Öyle oluyor enişte veya teyzesinin kocası. Öyle değil mi? Evet. Her ikisinde de öyle boynu açık duramazsınız, başı açık duramazsınız. Bu noktada örtülmesi gereken yerleri örtmekle mükellefsiniz. Zikir namazı kaç rekattır? Zikir namazı diye bir namaz yok okuduğumuz bizim eserlerde ya da biz hatırlamıyoruz. Seferiyken sünnetleri terk etmek sünnet midir, kılsak daha iyi midir? Nefiler kılına bilinir demişler ama yaklaşık Hz.
Ömer efendimizin oğlu Abdullah hadîs-i şefti diyor ki biz 23 sefer Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle seyahat ettik. O hiç kılmazdı nafileleri diyor. O yüzden kendisi de kılmamış. Böyle Abdullahların büyük bir kısmı. Abdullahın dördü de aynı noktada bildiğim kadarıyla. Tam böyle kesin burasını söylemeyeyim. Ama sahabelerin bir kısmı bu noktada kılmamışlar. İmam-ı Azam hazretleri de kılınamayacağını da söylenmiş. Kesinlikle kılınmasın dememiş. Ama o yüzden normalde seferde bir kimse kendince sünnetleri terk edebilir mi? Evet terk edebilir. Kardeşler uzun yazıyorsunuz. Okusam bir türlü okumasam bir türlü. herkes buraya bu şekilde yazar bir şey gönderirse dersin buradaki malum çizgisinde sapma olur.
Soru yazın sadece. Belli bir noktada eyvallâh. Soru on sayfa sorun. Mesele değil. Gücümüz yettiğince, vaktimiz yettiğince. Sonra haftaya devam ederiz. Şimdi bu kardeşinin de normalde yazdığını okuyalım inşâAllah. Bir şey yapmış. Zahmet etmiş yazmış. Şimdi şey yapmayalım inşâAllah. Gönlünü de onun incitmeyelim. Selamun aleyküm. Günümüzde milletin sinirleri gerilmiş ülke yangın yerine dönmüş. Her gün şehit haberleri gelirken nice ocaklara ateş düşerken. Bunlarca bebek yetim kalırken hala siyaset yapan derviş abilerimizin tutumlarından ve eleştirilerini ifade etmek için bu yazıyı yazdım. Maksadım ne bir fitneye sebebiyet ne de farklı bir şeydir. Bu aziz vatan için geçmişte abilerini babalarını ve nice sevdiklerini şehit vermiş.
Ve hala hazırda şehadet şerbeti içmek için fırsat koyan insanları kardeş görüyorlarsa kardeşlerini suçlamasınlar. Eğer suçlanacak kimse var ise bu söyleyeceklerim de benim ama gözlerimi, sahır kuraklarımın ve kıtaklımın değerlendirmesidir. Suçlanacaklar haram sofralarını kuran, Papa Onuncu, İmne Konta’nın heykelinin önünde hristiyan birliğini imza atan, hırsız oda teröristler masaya oturan, 30 bin şehidimizin katilini barış elçisi kılan, hırsıza yolsuza kanat girenleri değil de hatta terörist PKK’ya söylemedikleri söyleyemediklerini neden bize kusarlar? Vakit birlik vakti ise ki öyledir affınıza sığınarak sizden talebim bu dergamızın örnek olarak aldığımız derviş abilerimiz siyaset yapmasın.
8. Bölüm
Benim gibi nefsine uyup böyle yazılar yazmasın kardeşleri. Kardeşi ismini altına yazmış bunu söylemiş. Kardeşler bizim siyasetimiz parti siyaseti değildir. Zannetmiyorum kardeşlerimizin de parti siyaseti yaptıklarını. Bizim siyasetimiz bellidir. Bu noktada biz Kur’ân, Sünnet, Vatan, Millet çizgisinde dururuz. Herkesin hatası, kusuru, yanlışı, eksiği vardır. Siyasetçilerinde vardır. Bizim siyasetçileri olduğu gibi doğru olarak kabul etmemiz dinen de sakıncalıdır zaten. Herhangi bir kimseyi de olduğu gibi doğru kabul etmek, bu şeyh olur, hoca olur, üstad olur, bunun adı ne olursa olsun olduğu gibi doğru kabul etmek bu da doğru değildir. Bu da dinen sakıncalı, sıkıntılı bir şeydir. O yüzden ben zannetmiyorum ki yönetimdeki kardeşler tipik birer parti propagandası veya siyaseti yapsın.
Bizim kardeşlerimiz bu noktada Kur’ân, Sünnet, Vatan, Millet duygusu içerisinde bir şeyin olması veya olmaması gerektiği ile alakalı siyaset yapabilirler. Bu noktada iştahat söz konusudur bunda. İsabet ederlerse Cenâb-ı Hak iki sevap verir, isabet edemezlerse Cenâb-ı Hak bir sevap verir. Bir kimse, bir şey bu siyasetçi de olsa, şeyh de olsa, hoca da olsa, alimzat da olsa, ticaret erbabı da olsa bir işin içerisinde girdiğinde, Kur’ân, Sünnet tarihisinde o mesele bir iştahat getirip bir görüş getirdiğinde isabetli olursa iki sevap olur, isabetsiz olursa bir sevap olur. Yeter ki burada o kimsenin hareket tarzı Rıza illallah olsun. O yüzden normalde bu noktada kardeşler bunu özellikle söylüyor. Hem tekke yönetiminde hem de ders yönetiminde olan kardeşler bir parti propagandası üzerinde durmasınlar.
Bu bizim dergamızda yasak zaten. Biz bu noktada dergâh olarak, dergâh yöneticileri, dergahın içerisindeki ders yaptıran kardeşlerin bir siyasi partiye angece olmaları. Bakın bu dergâh yöneticileriyle alakalı. Bir Hüseyin, bir Adnan, bir Halit Hoca, bir Mehmet Ali örneği, bir Cemil, bir Hacı Erkan gibi kardeşler bir yere gidip direkt bir partiye angece olamazlar. Bu ancak dergahın içerisinde bizim daha önceden şeyhin emriyle olan bir şeydir. Geri kalan bu noktada kendi başına kimse hareket etmez. Bizim kardeşler dedi, tekkedeki dedi, dergahın içindeki dedi, kardeşler dedi. Varsa dahi siyasilerle irtibatları üç aşağı beş yukarı motomot %99.9 benimle istişarelidir. Şu ana kadar istişaresiz iş yapım bir kardeşimiz yok. örnek İsmail’e teklif etmişlerdi bir ara mecliste.
İsmail geldi, olmuyor mu bu sene? Olmadı. Siyasi şeyler çünkü, bu İsmail, sen bu sene olma, boş ver. Kim oluyorsa olsun dedim ben, tamam dedi geri çekildi, olmadı örneği. Daha önce de normaldi, yine teklif etmişlerdi, gir İsmail dedim, girdi. Devam etti orada, bunun gibi. Bizde şimdi iğdir muhtar, burada mı muhtar nerede? Gelmedi mi muhtar bugün? Ha tekkede vazifeli. Mesela onu da şeyde iğdirliler illaki sen ol, muhtar diyorlarmış, o olmuyor, geldi benim yanıma. Ondan sonra daha doğrusu iğdirlilerden birkaç kişi geldi, ya dedi böyle böyle olmuyor, biz onu istiyoruz, köylü de onu istiyor dedi, olmuyor dedi. Dedim köylü istiyor mu istiyor dediler, dedim normalde eğer aday olursa dedim ben, kesin mi kesin dediler. karşısına belki de aday bile çıkmaz dediler.
9. Bölüm
Dedim o zaman gönderin bana gelsin, geldi, dedim ol muhtar adayı, oldu. Bak onu, git ol dememi bekledi. Bizde yönetimde öyle kolay kolay tespit edilen böyle bir direkt anlayışa olmak yok. Zaten seçimlerden önce de siyasilerin buraya tekkeye gelmelerini de istemedim, o yüzden bunu da söyleyeyim. Dedim ki yok seçim dönemi gelip de orada dedim, konuşma da yapmasınlar, oy da istemesinler, bize takılmasınlar dedim. Geçen seçim döneminde de çünkü kimse bu noktada gelmesini istemedim, artık bunu kaldıracak noktada değiliz çünkü. Bizde her partiden, her görüşten arkadaşlar var, içimizde MHP damarı ağır basan kardeşler var, hülkücü damarı ağır basan kardeşler var. Var içimizde bu noktada kendince AK Partili partiyi seven destekleyen arkadaşlar da var, az da olsa bizim içimizde CHP’li arkadaşlar da var.
Bilmiyorum HDP’li var mı yok bu içimizde, ondan bir bilgim yok. Varsa elini kaldırsın, diyelim ki çok renkliyiz, bak bir rengimiz eksik mesela. Korkmasın biz burada HDP’lilerin ters gözle bakmayız, burada bakmayız yani. Burası Allâh’ın zikir hala kız. Burada bakmayız. Çünkü o bizim kardeşimizdir, ona doğruyu anlatırız. O yüzden burada ters bakmayız, deriz ki bak burada bir sıkıntı var, burada bir problem var. O zaman bu noktada bir sıkıntı olmaz Allâh’ın izniyle. Bizim içimizde anti siyaset olanlar var, siyasete tamamen karşı olanlar var, eyvallâh. Anti parti duranlar var, onlar bana mail çekiyorlar, mesaj çekiyorlar bu konuda ne diyorsunuz diye. Benim bu noktada hiçbir şeyim yok, bir dahlim yok.
Açık ve net. Ben her kim bu milletin iyiliğine bir nokta miktarı kadar bir hizmet etse, bu vatanın kalkınması, bu vatanın birlik ve beraberliği için, mutluluğu için nokta kadar hizmet etse, ben bu noktada onu alkışlayan bir kimseyim. Bu tam bir partiden olursa olsun. Hiç sıkıntı yok. İsterim ki Cenâb-ı Hak şu memlekete dillik birlik beraberlik versin. Her türlü terörden muhafaza eylesin. Ya bunlar böyle hoş şeyler değil. Eline silah al, yine kendi kardeşini vur, kendi kardeşini katlet, kendi kardeşini şehit et. Bunlar doğru şeyler değil. Değil. Bu memlekette bir Türk-Kürt çatışmasını organize etmeye çalışıyorlar. Ben bunun başarılamayacağına inanıyorum. Bu noktada kardeşlerin hiçbirisi de, bu Türk’tü, bu Kürttü, bu Laz’dı, bu Çerkez’di, bu Arap’tı.
Bu şuralıydı, bu buralıydı. Gözüyle bakmasın. Kimse, hiç kimse. Bu dergahta da bu bakış olmasın. Olmadı bugüne kadar. Cenâb-ı Hak bizi korudu, muhafaza etti. biz 90’larda bile bunun olmadı. Bizim ne Kürtlerle, ne Türklerle, ne Çerkezi’yle, ne Laz’ıyla, ne Arap’ıyla, ne Acemi’yle. Bizim bu noktada bir sıkıntımız, bir problemimiz yok. Kim Lala’yla, Muhammed’e Resûlullâh diyorsa o bizim kardeşimiz. Bunu böyle sakın ha dilinizden, gözünüzden, kulağınızdan, elinizden, ayağınızdan bir ırkçılık çıkmasın. Allâh muhafaza eylesin. Bu noktada, bu dergahta kardeşlik devam edecek inşâAllah. Biz öyle gördük üstadımızdan da. Bizim Allâh rahmet eylesin. Bizim Allâh rahmet eylesin. Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi Hazretleri de hiç bu noktada şey yoktu.
10. Bölüm
Ne o? Ayırıştırması yoktu. Hiç ama. Ben ağzından hiç duymadım. Hiç ama. Aynı şekilde Çorum’un acı Mustafa Efendi Hazretleri de öleymiş. Ve üstadımızın da Türkiye’nin her tarafından bu noktada dervişi vardı. Tüm Yelpaze’den. Arnavut’undan tutun, Arabı’na kadar, Kürdü’ne kadar, Laz’ına, Çerkez’ine varıncaya kadar. Biz imparatorluktan kalma bir ülkeyiz. O yüzden akraba olmuş herkes birbiriyle. Herkes birbirinin içine girmiş. Ayırışması mümkün değil bunun. Dövüşmesi, kavga etmesi mümkün değil. Bizim karşı olduğumuz nokta terör. Benim karşı olduğum nokta terör. Ben 97, 98, 99’da ben Güneydoğu’ya çok gittim geldim. Orada bir ığdıra, bir alacak yaptır dedik biz. Para kaptırdık oraya. Ben oraya çok gittim geldim.
Oradaki insanların çektiği eziyetleri biliyorum. Askerliğim de Doğu Beyazıt’ta yaptım. Ben Doğu Beyazıt’a askerlik yaparken dışpostaydım, her gün çarşıdaydım. Oradaki gerçekten Kürtlerin ne eziyetler çektiğini biliyorum ben. Bu noktada gerçekten eziyet vardı. Ama bu sondanın bir fark kalmadı. Hatta o bölge pozitif ayrıcalıklı oldu. Elektrik parası ödemiyorlar, su parası ödemiyorlar, vergi ödemiyorlar. Bu pozitif ayrımcılıktı. ödemiyorlardı. Bunu bütün ülke biliyor. E buna rağmen yine sıkıntı yaşandı. Allâh iyi etsin inşâAllah. Bunlar bu normalde terörle alakalı meseleler hep dış odaklıdır. İçerideki odaklar da bunu kullanırlar mı? Evet. Siz elinize silahı alırsanız birisi sizi kullanır. Birisi sizi kullanır.
Biz elimize silahı aldık. 18 yaşındaydık daha. Kullanıldığımızın farkında değildik. İltilalden sonra farkına vardık. Ben iltilalden sonra farkına varınca iyice kesinleşince netleşince ben o gün için karar aldım. Dedim ki Mustafa Özba bir daha dedim eline silahı almayacaksın. Daha benim dervişlik değişim gücüm yoktu. 28 Şubat’ta da aynı şeyler bizlere teklif ettiler. Bakın 28 Şubat’ta bizlere teklif ettiler. Silahlanın. Silahlanın gelecek bunlar sizleri evlerinizde basacaklar öldürecekler bizi basıp öldürecek olan devlet. Bize söylenen yapılan provokan da buydu. Dağlara çıkın orada silahlı atış talimleri yapın. Silah talim yapın. bu noktada komando eğitimi alın. Kimileri kamuflajlar, dürbünlü tüfekler, kastrolar, silahlar, bomba yapımı ile alakalı bilgiler. 28 Şubat’ta aynı şeyleri bizlere teklif ettiler.
Bize zaten bana gelip söylüyorlar. Bana gelip söyleyen bir kimseye ondan sonra Olay TV’de televizyondayız dedim. Silahlarla beraber tutuklanmış eşiyle, çoluğuyla, beraber almışlar. Sabahını beli de aldılar. Bizim 28 Şubat’ta biz evde yokken çok bizim evimiz girip arandı. Hiç biz eve geldiğimizde evin aranmış olduğunu görüyorduk. Hırsız değil. Ev aranıyor. Zaten beni sorguya aldıklarında da birisi ağzından kaçırdı. Bu cemaat tarikatçıların içerisinde en safı saymıştın dedi. Neden dedim ben? Evde bir bilezik bile bulamadık dedi. Lan bizde yemeğe ekmek parası yok. Bilezik ne arar evde? Evde altın arar. Evde altın aramışlar. Para aramışlar evde. Silah arıyorlar, bir şey arıyorlar. Kaçak yayın bir şeyler arıyorlar.
Arıyorlar bir şeyler. Biz Allâh’a hamd ettik kendileri bırakıp da biz bulduk demedikler için. E şimdi de bu tarafı var. Sana bak korumuş. içeri girse, bıraksa, bir saat sonra da gelse, tekrar arasa, hiç evde bulduk dese, seyretsersin ama. Bir de işin bu tarafı var. Bu da olabilir miydi? Olabilirdi. Allâh muhafaza eylesin. Elinize silah almak yok. Bunu 28 Şubat’ta çok söyledim ben. Şimdi gene söylüyor. Elinize silah almayacaksınız hiç. Yasak. Yasak. Asla. Ruh satsız silah bile evinizde bulursunuz. Ruh satsız silah bile evinizde bulundurmayacaksınız. Yasak. Evet. Allâh muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak korusun inşâAllah. Fala minnahu la ilaha illallah. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah. Âmîn. Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Sabır, Rızâ, Hamd, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı