Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

454. Dergah Sohbeti — Güzel Ahlak, Takva, Göz Zinası ve Zikrullahın Fazileti

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 454. Dergah Sohbeti — Güzel Ahlak, Takva, Göz Zinası ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gezenizi hayır etsin. Cenab-ı Hakk’ın bizi hayırlı eylesin. Hayrımızı hayırlı, mutluyumuzu hayırlı eylesin inşâAllah. Umutlarımızı nahil eylesin. Örtüklerimizi fırsat muhabbet eylesin inşâAllah. Bu güzel ahlak sahibi olmak için neler yapmalıyız? Örneklerle açıklayabilirsiniz. Aziz Peygamber Saludal ve Selim Hazretleri ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim der. Başka bir hadisette bu güzel ahlaktır der. Burada güzel ahlakla alakalı birçok hadiseler söylenmiş. Bunun alemine birçok âyet-i kerimeler var. Hazreti Peygamber Saludal ve Selim Hazretleri’ni sen en güzel ahlak üzerisin diyormuş. Cenâb-ı Hak. Hazreti Peygamber Saludal ve Selim Hazretleri beni Rabbim terbiye etti.

Ne güzel terbiye etmiş. Burada güzel ahlakla alakalı bir kimsenin yapması gereken bir hadiseler söylenmiş. Sizin en hayırınız etrafına hiç zarar vermeyebilirsiniz diyormuş. Güzel ahlakta bir kimse etrafına hiç zarar vermeyecek. Hiç mü’min olur ki elinden mi dilinden diğer mü’minler emindirler. Müslüman olur ki elinden mi dilinden diğer müslümanlar emindirler. Mü’min olur ki insanlar onun üzerinden, canından emindirler. O yüzden güzel ahlakın en alt seviyesi sizin elinizden, dilinizden, gözünüzden hiç kimsenin zarar görmesinler. Hiç kimse. Bununla alakalı zarar vermemek ibadettir. Mesela kumar koynamamak ibadettir. İçki içmemek ibadettir. Günah-i kebalilerden uzak durmak her dakika ibadettir.

Zarar vermemek de ibadettir. Ve bu noktada sakınmak. Benden bu kardeşe zarar gitmesin. Benden eşime zarar olmasın. Benden çocuklarıma zarar olmasın. Benden anne babama zarar olmasın. Benden etrafındaki insanlara zarar olmasın. Benden etrafındaki insandan asla ve asla sıkıntı yaşamasın. Bu güzel ahlakın en temeliyiz. Bir hadîs-i şerita var. Sizin en hayırlığınız, etrafına en fazla faydası dokunabilirsiniz. O zaman biz güzel ahlakla alakalı, ikinci adımımız bizim etrafımıza faydalı. Etrafa faydalı olurken, etrafa zarar verirken, birinci derecede o kimsenin yakın dairesi. Siz bir iyilik yapacaksanız, önce eşimize. Bir iyilik yapacaksanız, önce çocuklarınıza. Bir iyilik yapacaksanız, önce anne babanıza.

Bir iyilik yapacaksanız, önce içimize. Sizden emin olacak olan insanlar da önce yakın dairesi. Önce eşiniz, çocuklarınız, anneleriniz, babalarınız, akabalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız sizden emin olun. Sizin dilinizden, elinizden, gözünüzden, kumağınızdan, elinizden, ayağınızdan emin olun. O zaman güzel ahlak, birinci derecede etrafa zarar vermemektir. İkincisi, etrafına faydalı olmalı. Birinci derecede, günah ve faydalardan uzak durmalı. İkinci derecede, küçük günahlardan da uzak durmalı. Üçüncü derecede, şüphelilerden dahi kaçılmalı. Bu da ne? Takva. O zaman biz birinci derecede, önce günahı kevalilerden uzak tutalım kendimizi. Birinci derecede, önce bizden hiç kimse zararı görmesin.


2. Bölüm

Birinci derecede, eşimiz önce bizden mutlu ve memnun olsun. Kadın erkekten, erkek kadından. Hanım, erkek, kocasıyla alakalı desin ki Allâh bundan razı olsun. Daha bu güne kadar beni dövmedi, sövmedi, köküler kullanmadı, beni itmedi. Bu noktada Allâh bundan razı olsun demesi gerek. Erkek de önce eşimden demeli ki Allâh bundan razı olsun. Bugüne kadar beni bu noktada nefsime kurdurmadı. Bana karşı gelmedi, bana itaat etti. Benim aramda bir problem olmadı. Kalkak kendi kendime semerci geldi, beni sakinleştirdi. Bana tam bir sevgililik yaptı. O zaman birinci derecede, güzel ahlak, eşimize, çocuklarımıza, anne babamıza karşılayacağız. Bu noktada içi acı mı var, dışarı tatlı, şeker gibi olmadı. İnsanlar vardı, dışarı ne kadar iyidir.

Ama evdeki insanlar derler ki, gelin bir de bize sorun. Adam dışarıda çok iyidir. Hanım derse gel bir de bana sorun, eyvah eyvah. Bunlar münafıklık alameti. Kadın dışarıda harika, ne anlayışlı, ne hoşgörüldü, ne iyiydi. Ama kocasına karşı sert, anlayışsız. Bundan da çarpıklık var ise, eyvah ki. Bu yüzden güzel ahlak sahibi olmak için biz nefsimizle mücadele edeceğiz. Bizden haram sudur etmeyeceğiz. Bizden zarar sudur etmeyecek. Bununla alakalı ne yapacağız? Var gücümüzle mücadele edeceğiz. Sûfîlik güzel ahlakın üzerine korunuyoruz. Sûfîlik çok ibadetin üzerine korunuyor değil. Tarih boyutu sûfîlik güzel ahlakın üzerine korunuyor. Hazreti Peygamber Salonel ve Selam Hazreti’nin güzel ahlakı nafile ibadetlerin üstündedir.

Bütün nafilelerin üzerine güzel ahlak korunuyor. Hatta güzel ahlakı farz ibadetler nesabesinde korunuyor. Namaz odur ki insanı kötülüklerden alıkoyar. Bakın namazın tecelliyetinin kötülüklerden dolu koymasına bağlıdır. Eğer bir kimse namaz kılıyorsa ve hala da kötülüklere devam ediyorsa, onun namazı hakikate bulaşma noktasında değil. Cenab-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Kerim’de beyanına göre, haçavra gibi yüzenen namazların hatırlayacağı namaz kılıyor. Ashab’da bazıları vardı ki eksik 90 işler yapıyor. Eksik 90 işler yaparken Hazreti Peygamber’e Salonel ve Selam Hazreti’nin bunu beyan ettiler. Hazreti Peygamber Efendimiz o namaz kılıyor mu dedi evet dedi. Namaz onu kötülüklerden alıkoyar diye Âyet-i Kerim’i söyledi.

O sahabi bir müddet sonra o kötülüklerden alındı. Ondan geri döndü, geldiler dediler ki Ya Resulallah, Salonel ve Selam’ın, o sahabi bu kötülüklerden alındı, alıkoydu. Onlardan onun ortada yapmamaya başladı. Hazreti Peygamber buyurdu ki demedim mi ben size namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. O zaman güzel ahlak yedinci derecede günaha kebali terk etme. Bizim elimizden, dilimizden, gözümüzden diğer Müslümanların emin olması. Bilecekler ki biz onların emanetlerine ihanet etmeyiz. Bilecekler ki bizim elimizden onlara bir zarar gelmez. Bilecekler ki bizim dilimizden onlara bir zarar gelmez. Göz yinasından korunmak için neler yapmalıyız? Göz yinası bir kadının veya bir erkeğin birbirlerine şehvetle uzun süre bakmalarıdır.


3. Bölüm

Bu ancak evlenecek olan çiftlerin birbirlerine şehvetle bakmaları caiz görmüş. Zaten eşler birbirlerine şehvetle bakmalılar. Nikahlı eşlerin birbirlerine şehvetle bakmaları ibadetten sayıldı. Ama nikahsız kadın ve erkeğin birbirlerine şehvetle bakmaları zinadan sayıldı. İslam’da zina haram, zinaya giden bütün yollar da haramdır. İslam’da bir şey haram ise, ona giden yollar da haramdır. Şarap haramsa, üretmek de, satmak da haramdır. Zina haram, göz göze bakışmak da haramdır. Bu şehvetle bakmayı ayırdır. Hz. Ali Radıyallâhu Anh Hazretleri nakleder ya birinci bakış Allâh’tandır. İkincisi nefsinden üçüncüsü şeytandandır. O zaman gözlerini mümin erkeklere ve kadınlara söyleme. Gözlerini zinadan alındırsınlar, korusunlar.

Bu nedir? Bu kadının ve erkeğin birbirine nikah düşer. Birbirine haram olmayan kadın ve erkeğin birbirine şehvetle bakmasınlar. Şehvetle bakmaktan ve bakışmaktan Allâh’a sığınıp buradan kendimizi korumaya gayret edeceğiz. Takva sahibi nasıl olabiliriz? Bu noktada sohbetin başında belirttiğimiz gibi, bir kimse bina kebalilerden uzak durmakla takva sahibi bulur. Takva sahibi bina kebalilerden uzak olup farz ibadetlerini yerine getiren kimselerdir. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri takva şüphelilerden uzak durmaktır dedi. Bu bunun zirve noktasıdır. Zirve noktasıdır. Biz birinci derecede haramlardan uzak durup farz ibadetlerini yerine getirmeye gayret edeceğiz. Gaflet ve vesvese neden kaynaklanır, nasıl buluruz?

Gaflet ve vesvese kalbin halidir. Gaflet ve vesvesede de kalpten sudur eden duygulaması. Bunun normalde sudur etmesinin sebebi bir, bir kimsenin cehaletindendir. Bilmiyorlar haramın helalını, o duyguların nereden geldiğini. İkincisi zikirsizliktendir. Bir kimsenin kalbinde zikrullah tecelli etmezse, oturmazsa o zaman o kimsenin kalbinde heva hevesi olur. Kalbinde vesvese olur. Allâh muhafaza eylesin. Bu sûfîler için olsun. Bu sufilerin en büyük hastalığıdır. Allâh muhafaza eylesin. Günlük yaşantımızda Allâh için sevip ve buğz etmeyi nasıl görmek vererekten açıklar mısınız? Bir kimsenin günahı günahı sevmesi, günah işleyenleri günah işledikleri için sevmesi, bu noktada günaha karşı günah etmemesi, bu o kimsenin Allâh için sevmediğine işaret edilmiştir.

Hatta Allâh’ı sevmedin o zaman. Allâh için sevmek, önce Allâh’ı sevmekle başladı. O kimse Allâh’ı sevmiyorsa, Allâh için de hiç kimseyi sevmez. Eğer o kimse Allâh için günahtan uzak durmuyorsa, Allâh için günahlardan sakınmıyorsa, o kimse Allâh için buğz edemez. Ancak Allâh’ı sevenler Allâh için sevip Allâh için buğz ederler. Allâh’ı sevmeyenler Allâh için sevip Allâh için buğz edemezler. Bunu örnekleme, eğer siz haramla ilişki ile alakalı bir şeye bir gönül boğup oturursanız ne? Sizin Allâh sevginiz tatlısı olsun. Allâh için sevmek, bu noktada Allâh’ı sevenler içindir. E bu nedir? Bu merhametliktir. Bu bir şey beklemek sizin sevmektir. Ummamaktır. Ummamaktır. Eğer siz birisinden dini argümanları ve duyguları düşünerekten bir şey umuyorsanız Allâh için sevgi değildir.


4. Bölüm

Allâh muhafaza eylesin. Allâh için buğz ister. Bu kimsenin Allâh’ın sevmediği hal, hareket, fiil ve düşüncelere karşı kendisini kapatmasın. Kendisini bu noktada kapatıyorsa bu da Allâh için buğz edenlerden oluyor. Allâh bizi sevinmesi için ve peygamberimiz Sadılar ve Selim’in gaye kumret olabilmek için neler yapmalıyız? Önce iman et. Sonra İslam’ın bizden beklediklerimi yerine getir. Ondan sonra ihsan deritesine ulaşmaktır. İhsan ki Allâh’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. O yüzden biz bu noktada Allâh için Allâh’ın bizi sevmesini istiyorsak Allâh’ın ahlakıyla ahlak alacağız. Bunda iman, İslam, ihsan adımlarını atmak doğru. Bize namahrem olanlarla aynı ortamda oturulabilir mi? Oturulur mu? Normalde kadınla erkeğin halvet etmesi yasaklanmıştır İslam’da.

Halvet etmek de nikah düşen bir kadınla bir erkeğin bir odada bir evde yalnız baş başa kalmasıdır. Örnekliyorum, benim eşim var evde, başka hiç kimse yok. Ama kapı konuşuyoruz, erkek gelmiş oturmaya. Neymiş de anahtar yokmuş çekildi örnekliği. Cahiz değil, haram. Bu noktada kadınla erkeğin halveti yasaklanmıştır. Gerekalan kadınlar, erkekler ev ortamında, eşler, haremlik selamet yapmaları hoş bir şey. Ama bu din olarak yerlerine söylenilecek bir şey değil. Hoş bir şey, tekbîr alabilir mi kimse? Sakınabilir. Bu onun yoludur. Ama dinin bize yasak ettiği şey kadınla erkeğin halvet etmesi. Haramlık selamlık açıklanmışsınız. Hiç de açıklanılmıyor. Kadınlar bir yerde otururlar, bir odada erkekler bir odada otururlar, misafirler. erkekler erkekler hizmet eder, kadınlar da kadınlar hizmet eder.

Bu evi müsaitse. Bu noktada bunun önemini görüyorsa, hakkıdır. Haramlık selamlık demektir bu durum. Ama bu din olarak birisine dayatmamız mümkün değil. Namazda huşu nasıl sağlamaz? Biz namazı Allâh için kılalım, Allâh için huşu olur. Huşu namazda kendinden geçmek değil. Allâh muhafaza etmesin. Derviş olmadan önce kul hakkına girdim, şimdi helallık almak isterim ama cesaretim yok. Onun yerine ne yapabilirim o kişiye? Gidip helallık alacaksınız. Nefsinizle yüzleşeceksiniz. Kiminle ne işiniz varsa helallık alacaksınız. Gıybet ettiniz, gidin helallık alın. Birinin normal altını taktınız ona, gidin ödeyin helallaşın, yüzleşin onu. Eğer yüzleşmezseniz, bu noktada siz geriye yönelik onun hakkını tam olarak ödeyemiş olamazsınız.

Gidin yüzleşin. Hakkını helal et ya, ben böyle bir yanlışlıkta bulamıyorum. Beni affet deyin. Madem ki sucuyla nefis mücadelesi, bu noktada nefis mücadelesini yerine getirin. İjralık malların alıp satılmaya kullanıldığı hükümlerdir. İjralık mallar sonuçta açık artırmayla satılanlar. Halka açıktır. Halka açıktır. Açık artırmayla satılan malların alınmasında sıkıntısı ve bunalanmasında bir deis yoktur. Dine herhangi bir sıkıntısı ve sıkıntısı da yoktur. Bizim insanımız kendi kendine dini kurallamayacak. Bu dini kurallardan birisi de budur. İjralık malların normalde kendilerinde bizim insanımız girmek istemez. İnsanlar, İslam hukukuna göre icrada satılan mallar din hukukunu söylüyor. O kimsenin asli ihtiyacının dışındaki mallarıdır.


5. Bölüm

O kimsenin asli ihtiyacı değildir. O yüzden İslam hukukuna göre bir kimsenin bir tane muzdolabı varsa onu icra edemezsiniz zaten. İslam hukukuna göre bir kimse evini geçindirdiği bir tezgah var, makinası var, tornafresa makinası var örneğin. Siz onu icra edip satamazsınız. Örneğin İslam hukukuna göre bir kimsenin bineği var, arabası var. Siz onu icra edip satamazsınız İslam hukukuna. İslam hukukunda bir kimsenin eşini ve çocuğunu, çocuğunu oturttuğu bir tane dairesi var. Siz onu satamazsınız İslam hukukuna. İslam hukukunda icra ile satılan mallar, o kimsenin asli ihtiyacının dışında olan mallarıdır. Çünkü İslam hukukunda o kimsenin asli ihtiyacı olan malların hiçbirisinde siz satamazsınız. Hatta o malları kefil de gösteremezsiniz.

Eğer kefil gösteriyorsanız kendiniz o zaman satılır. Bir adam gider evini ipotek ederse o evi satılır. Ama adam evini ipotek göstermezse İslam hukukuna göre siz onun evini haczedip satamazsınız. Bir kimse İslam hukukuna göre bir tane dükkanı var, çoluğunu çocuğunu oradan geçindiriyor. Siz onun dükkanını da satamazsınız. Ama o kimsekinden dükkanını ipotek ederse o zaman satarsınız. O yüzden icralık mallara girip alıp satmak caizdir. Hatta bazen böyle eski ulemalar, âlimler, Hz. Peygamber Salimlar ve Selam Hazretleri bir şey caizdir, caiz değildir demektense şöyle derler. Ondan getirseydik biz de yeseydik. Ondan getirseydik biz de nimetlenseydik. Bu onun caiz olduğunu kendisi yemese dahi, kendisi onu kullanmasa dahi, bunun caiz olduğunu böylece gösterir.

Ulemalar bazıları da bunu böyle göstermişler. Normalde bu kuyunun suyu içilir mi, içilmez mi demişler gitmiş o kuyudan bir bardak suyu içmiş, kuyunun suyu içilir mi dememiş. Ve hatta gitmiş bu etten yenilir mi, yenilmez mi? Bu giymiş akmışken. Bu giyilir mi, giyinmez mi? Giymiş onu. Hz. Peygamber Salimlar ve Selam Hazretleri üzerinde Yemen kumaşı, Hint kumaşı, İran kumaşı, Nisans kumaşı vardı ya. Bu kumaşlardan yapılmış elbiseler giydi ya. Sonradan son dönem, son 50 yılda, 30 yılda, 20 yılda öyle değilim. Bir de kumaşlarının da dindarı ve dinsizi çıktı ya sonra Türkiye’den. Hz. Peygamber Salimlar ve Selam Hazretleri bu müşrik beldelerden gelen kumaşları kullandı diye müşrik mi olmuş? Haşa. Ama biz müşrik ettik.

Birisi kod Amerika’dan geldi diye, giyenleri biz kod giyenleri imansız kabul ettik. Kimisi namazlarının olmayacağına fetva verdi. Kimisi camilerden kovmaya kalktı. Ayağınızda, sırtınızda kod var. Bununla namaz olmazdı. Bunları yaşadık, gördük biz Türkiye’de. Ben onu camide gözümle gördüm. Yaşlı adam, genç bir çocuk, alt üst kod var böyle. Yakıştırmış da çocuk, çok güzel olmuş. Vurdu ona, namazım olmadı dedi. Ben de onu vurdum. Sen dedim Allâh’ın vasıfetisin herhalde. Sen dedim, rafsen kabul etme. Dedim, sebeb? Dedim, kodla namaz olmaz. Dedim, buradan söylüyorum dedim, senin dedin, torunların, çocukların namaz kılmıyor. Söyle, kılıyor mu? Sustum. Dedim, bak sen kendi torununa, kendi çocuğuna namaz kıldıramıyorsun.


6. Bölüm

Bu noktada dedi. Sen onu eğitememişsin. Eğitemezsin de, camiye giren bir kimsenin kodla namazı olmuyor diye fetvasını vermiş. Bunun gibi sonradan böyle de fetvalar çıktı ya, o yüzden normalde Allâh muhafaza eylesin. Bu noktada söz konusu olan, söz konusu olan, o kimsenin kendince kendi dairesinde benzememek için giyinmesin. Allâh bizi yesin. Geçen İzmit’teki sohbetinizde aşkından sevdiğinin kapısında yatan derviş varsa, kendim gidip hizmet edeyim demiştiniz. Her sevgi aynı budur. Nefsi duygular yaşanıyor ise, ne kadar doğurulduk o sevgi, her sevgiye aynı yerden bakmak gerekir. Her sevgiye aynı yerden bakmak gerekmez. Ama bir kimse gerçekten birisini seviyorsa ve onun kapısında yatıyorsa, ben ona hizmet etmeyi kendime görebiliyorum.

Varsa öyle sevdiğinin kapısında günlerce yatacak olan kimse, onun başıma taci ederim ben. Söz ağızdan çıkmış bir kere daha. Bu konuda, Allâh affetsin, şatahat yapayım da yine. Eğer öyle birisi varsa, ben hizmet etmeye lazım. Kimse benim yanımda çok seviyorum demesin. Hayatının en büyük iddianını yaşar. Adam geliyor, filanca kızı, ben çok seviyorum diyor, hala, hadi gidelim alalım, geleyim diyor, ben kalıyorum. Ya bir bayan diyor, ben çok seviyorum, hala, kimi seviyorum filanca, burada ne işim var? Bakıyorum nasıl yap, ilk kapısında yat diyor, de ki ben seni çok seviyorum. Adam geliyor da, şeyhimi çok seviyorum, hala diyor, bütün tavsiyelerini tutmayacak. Bakıyorum. Ama yok, o böyle bir heva noktasını hatırlıyorsun, çok basit.

Seven kimse sevdiğinin yörüngesinde döner. Dön yörüngesinde göreyim seni. Hiç bu konumlara girmeyin, başınıza dert açarsınız. Ben elimden geldiği kadar namaz kılıyorum çok şükür ama okuduğum duaların anlamını bilmiyorum. Yarın ahirette bundan sorunlamıyoruz. Kur’ân okurken anlamıyorum, oradaki anlamı bilmediğimizden ne kadar sorunluyoruz. Allâh size Kur’ân’ı kelimenin bu noktada namazdayken okuduklarınızın anlamını sormayacak. Evet, gönül arzu eden kimsiniz onların mani alanında bilemediğimiz yere kadar bilelim. Bir müdürün yöneticinin sorumlu olduğu kişilere karşı tutumu nasıl olmalıdır? Bu noktada insanlar her işin kendince bir hukuku vardır. Herkes kendince kendi hukukunu, bu noktada işinin hukukunu, edebini, adabını koracak.

Sert davranmak istesem yapımı uymuyor ama yapmadığımda da gevşek davranmaya başlıyorlar. Bu konuda bana nasihat ederseniz çok sevinirim. Haddini bildireceğim herkesin ve sen de haddini bileceksin. Bir kimse işini yapmakla mükellef, sen de orada müdürsen onun işini yaptırmakla mükellefsin. Bir kimse günlük kaç sayfa yazacak? 20 sayfa. 18 sayfa yazıyorsa hata senin. Sen ona 20 sayfayı yazdırmakla mükellefsin. Mükellefiyetini yerine getirecek. Bu kim olursa olsun herkes vazifesini titizlikle yerine getirecek. Vazifelerini titizlikle yerine getiremeyenler ihanet ederler. Herkes vazifesini bir tamam yerine getirecek. Allâh bize onu aran eylesin. Doğumun 4 yaşında arayan nasihatta bulunuyor, arada engel bulunuyor.


7. Bölüm

Efendim bir gün Kur’ân okurken yanıma geldi ve dedi ki biliyor musun bu Kur’ân Peygamber efendimizin zihni. Allâh’ın ise zihni yoktur. Bu Kur’ân’ın ipi gibi bizler de Allâh’a bağlı ismi koparsa bizler de yolumuzu şaşarız. Onun izinden gitmeyiz, gitmeliyiz veya zikir yapacağımız zaman kalbine bak. Kalbinin sesine girmek, daha birçok şeyler bazen de zikir yapmayın. İlahi söylemeyin, namaz kılmayın gibi davranışlarda bulunur. Bu durumlarda nasıl bir yol izleyelim teşekkür ederim. Siz onun söylediklerini dinleyin. Bu noktada dinleyerekten ona önem verdiğinizi görün. Bugün ama Kur’ân’ın hüzünlükten şaşkın. Ne söylerse söylesin. Kanunlarda kırıcağın damar çatlaması ve varis için önereceğiniz tedavi var mıdır?

Bununla alakalı kan dolaşımını hızlandırıcı bitki veya da bitkiler doğal şifalı oluşumlar kullanabilirler. Zencefil gibi, zarda çam çayı gibi, kekik suyu gibi, yeşil çay gibi. Bunlar normalde kanı incelten dolaşıp hızlandıran şeyler kullanabilirler. Bayanlar özel günlerinde cami ve türbe ziyareti yapabilir mi camilere giremezler. Ama türbe ziyareti yapabilirler. Sejde ederken ”Sübhane Rabbiyel Alâ” ”Seni bütün numsan sıfatlardan tevzih ederim Allâh’ım” dedikten sonra secdede içimden ne geliyorsa söyleyebilir miyiz? Hamd edebilir miyiz? Bazı namazlarda bunları yapamazsınız. Ben ambulansta çalışıyorum. Araçta bir şoför, bir de ben buluyorum. Bu şekilde hastaya gidiyoruz. Aralık selamlılık konusunda bu da uygun değil midir?

Sonuçta burada sıkıntı var. Arabanın içerisinde vatifeye giderken bunda sıkıntılı. Ama herhalde yapılabilecek bir şey yok. Sorular mı? Şimdi selamlısı. Efendim öyle uzunca secdede ”Sübhane Rabbiyel Alâ” dedikten sonraki kısımda edebini de nafilelerde yapabiliriz. Mesela nafile ibadet, nafile namazda. Nafile de bir kimse namazda, Allâh rızası için iki rekat namaz kılıyor. Secdesini uzatıp istediği duayı edebilir. ”Sübhane Rabbiyel Alâ” dedikten sonra istediği herhangi bir duada bulunabilir. Evet. Mesela ”Sübhane Rabbiyel Alâ” ”Sübhane Rabbiyel Alâ” ”Sübhane Rabbiyel Alâ” dedi. Ondan sonra ”Allâh’ım en cennemin anlar Allâh’ım en cennemin anlar” diye başladı. Ya da herhangi bir Cenab-ı Hakk’ın zikirle alakalı zikredi ya da ”Sübhane Allâh’a ve bi hamd’i” ”Sübhane Allâh’a ve bi hamd’i” ”Estağfirullâh” ”lazi mi” gibi.

Olabilir. İçinden geçtiği gibi söyleyelim. Ne diyebilirim? Hanifeye göre namazda bir kimse ”Fatiha”yi kendi diliyle okunabileceğine fetva verildikten sonra. Geri kanınıma da fetva veriyor. Evet. Zikrullah alakalıları bir aramızdaki cennet bahçedir. Arıklardan dikselen bir sürü birçok cennetten bahsediyor. Zikrullah alakası belli bir cennetin katıları herhangi bir şimdinin yoksa onu tecelli ettirir. O esnada o kimse hangi cennet katında girebilecek noktadaysa o cennet katıdır. Ama o kimsenin manevi hali buna yetmeyebilir. Ama Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bunu misafir ediyorsa. Ya Abdülkadir Geylân Hazretleri dese ki ”Bu gece benim misafirim senin hepinizde.” Ya Hazret-i Ali Radılla Han Hazretleri tecelli etse dese ki ”Hepiniz de benim misafirim.” Bazen böyle ahmak ve kör olanlar başımdaki kimseye bakar. sen ne yapmayacaksın?


8. Bölüm

Oysa Cenâb-ı Hak o gecenin yüzüsü örgütüne birisini müsaade etmiştir. Bir pir efendi, bir sahabeden birisi, keşfur peygamberlerden birisi. Orada muhakkak birisini seviyordur. Bir muhabbet vardır, bir hüzün vardır, bir keder vardır. Orada bir bağlantı var, bir ilimti vardır. Birinin nazı, duası, niyazı vardır. Cenâb-ı Hak diyor ya, ”Hayırmak Allâh’ın şanına yakışmaz oradakinden hepsini affettim.” der. Hitabı gibi. Zatın birisi de der ki ”Yani hepsi de benim misafirim.” O zaman ne yapabilirseniz kesinler. Yine çok uzaktadır. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adı, Adı Şerife’ne göre ayakkabımızın boğundan daha yakındır. Cenâb-ı Hak, cehennem ayakkabı boğuluğundan daha yakındır sizler.

Adı Şerife’nin metni bu. Hem de bu haride, üstünde. Biz uzakız cennete. Cennet bizden uzak değil. Zikrullah halakasında oturan bir kimse cennetedir de farkında değil. Kurban olduğum Allâh’ım. Eyvah’ın içerisinde kul gibi yaşatıyordur. balık deryayı özlemmişler deryanın içindeyken. Bizimki de o insan. Bizim işimiz de o. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Biz cennet bahçesinde yaşıyoruz da cennet bahçesi bekliyoruz. Cennet nimeti ile nimetlendiğimiz halde cennet nimeti bekliyoruz daha. Farkında değiliz. Adı Şerif çok açık. Cennet ve cehennem size ayakkabı boğuluğundan daha yakındır. Sadece cenneti söylemiyor, cehennemi de söylemiyor. Aferin Eda. Gözümüzün önünde de görmüyoruz. O cehennemdekilerin dehşetli çağrışları kulağımızın dibinde duymuyoruz.

Duysak hayatı yaşayamıyoruz. Allâh’ım duyarız. Kişinin muslat istemesi nefsi için müdür. Allâh için sevmedi veya Allâh’ın sevmedi muslat isteme kişinin gerçekten sevmediği müdür. Kim Allâh’a ulaşmayı isterse Allâh da ona ulaşmayı ister. Kim Allâh’a ulaşmak istemezse Allâh da ona ulaşmak istemez. Kim Allâh’ı unutursa Allâh unutmaz ama Allâh’ı unutmaz. Kim Allâh’ı zikrederse Allâh onu zikrediyorsa kim Allâh’ı unutursa Allâh unutmaz. Her kabir, ziyaret edilenin ruhu kabir başına gelir mi? Yoksa sadece öder şans etmez mi? Serbest olan ruhlar var, serbest olmadın. Herkes için geçer bir şey mi? Yok. Ziyaret eden farkı, ziyaret edilen farkı. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti’nin kabir azabı çeken ashabının bu noktada ruhaniyetinin nerede olduğunu gördü.

Dedi ki hey ashabım bu iki kardeşinizin dedi kabir azabı neden biliyor musunuz? Allâh ve Resûlullâh hayır. Birisi dedi ağzı gevsekti çok böyle dediğini koyduğunu bilmezdi. Birisi de ayakta bir bedava dedi. Ama bu Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem için geçerdi. Ama böyle bu muhafaiyeye konuşulan kimseler ruhları serbestler. Davet edildiklerinde gelir. Kimisi ise sen davet etmesen bile gelir. Kimisi zikrullah alakasına aşıktır. Evet. Bulunurlar o kadar. Evet. Efendim zikrullah alakasında hayattır. Birine düşünmek, bir yerde bulunmak bir sakınca var mı efendim? Peki bazen zikrullah ise mesela zikrullah’a katılamamak, orada olamamak, dünyalığa daldınlamak. Mesela gözünü açması sakıncalı mı?


9. Bölüm

Zikrullah esprisi. dünyalıktan çıkmak için olabilir. Hadesi şerifleri inkar ediyorlar mı? Baba. Hadesi şerifleri insanlar inkar ediyorlarsa, inkar eden kimselerle cevap verme noktasında değilsin. Hadesi şerifleri inkar eden bir kimse bu noktada küfür eklemiş. Baba. Beni dönünce bir şeyler söyleme çalışma. Söyle bana şey yapma. İnsan el açık değil mi? Sizlere söyleyeyim mi? İnsan el açık konuşma adını anlamıza bile gerek yok. Bir kimse hadesi şerifleri inkar ediyorsa, reddediyorsa, otomatik bir küfür eklemiş. Konuşmaya gerek yok, tartışmaya gerek yok, hiçbir şey gerek yok. Onu din tebliğe de müsaade et. Onlar tartışılmaz. Bu akrabam. İstersen baban olsun. Kim olursa olsun. Adam insan el açığı, dinini otelite olarak görüyor musun?

Konuşacak bir şey yok zaten. Hiç ama konuşacak bir şey yok. Ben açıkça söyleyeyim. Hadesi şerifleri adamından bir herhangi birisi inkar ediyorsa. Kale bile almıyor. Cahilliğinden birisi. Hocam, Hadeslerin sahibi mi? Hangisi sahibi? Cahillik yaptı. Öyle birisi inkar ediyorsa. Hiç konuşmaya gerek yok. Açık konuşuyor. Çünkü onu kale alıp, onu karşına alıp, onu konuşmak hoşuna israf alır. Bu da israf. Hiç konuşmayacağım ben. Diyecek ya, ben kafir miyim? Senin dinin sana, senin dinin bana. Açık. Ben açıkça söylüyorum, ney kim, ney kim. Bizi kafir yerine koyduk kardeş. Sen bütün hadislere inkar et. Bütün hadislere inkar ettiğin zaman sen bana söyler. Zekatı nasıl versin? O insanıyla açık diyor ki, ihtiyacınızdan fazlasını verin diyor.

Salat diyor. İhtiyacınızdan fazlasını verin diyor. Namazı kaldır da onlar kaldır. Bunlarda namaz yok şu an. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. ve Adem’den Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. Bütün Peygamberlere ve bütün kabinlere namaz farz kılın da onların namazı salat, yardımlaşma. Biz adamlar, çünkü eğer hadîs-i şerifler dolusa namazı kaldıramazlar. Anne, anne. Çünkü yenildiler. Dediler ki, hadîs-i şeriflerle dedince nasıl namaz kılacağız dedik. Baktılar, yine burada sıkıntı var. hadîs-i şerifler nasıl namaz kılacağız? Ve gene hadislere gitmek zorundasın. Bu sefer dediler ki buradaki salattan kasıt yardımlaşmadır. Yok namaz. Halbuki bitişik âyet-i kerimeler var. Zekatı verin, namazı kılın.

Zekatı verin derken yardımlaşma değil mi? Buradaki namazı kılın ne? O zaman yardımlaşım, yardımlaşım olarak mı anlayacak âyet-i kerime? Böyle söyleyince de bakıyor içimde. Yalan bir hocama danışayım mı? Çünkü namazda zekat hep yan yana âyet-i kerimelerde. 300 kusur âyet-i kerime de namazda zekat yan yana zikredilmiş. E nasıl sen bunun içinden çıkacaksın? Çıkması mümkün değil. Hem televizyonda da çıkarıyorlar onu. Karşısında soru soran yok, bir âlim yok, bir kimse yok. Orada kendisi konuşuyor, gidiyor. Kime gidiyor? E milletin de işine gidiyor. Gidiyor. Zaten ifsat olmuş, din arıyor. Devletin müdahale etmesi gerekmiyor mu? Diyanet. Diyanetin müdahale etmesi lazım. Demokratik hukuk devletisin.


10. Bölüm

Adam aaa yapıyor, müdahale etmiyor. Adam namaz yoktur diye nasıl müdahale edeceksin? Gidip aaa yapmak 10.000 dolar. Müdahale edemiyor mu? Kocaman kırmızı noktalık kadının portresoruna herkes kırmızı noktaya bakaraktan hepiniz kırmızı noktacısınız. Nereye müdahale edecek? Demokratik hukuk devleti. bu büyük bir süreç. Osmanlının yıkılması, dağılması, Osmanlının yıkılıp dağılmasından sonra Osmanlı’daki eğitimin, öğretimin layıkleştirilmesi. Ondan sonra devlet düzeninin layıkleştirilmesi. Ardından layıkleştirildikten sonra dini ve dindarları dizayn etmektedir. Çalışmaları devam ediyorlar. İstedikleri sonuca ulaşamadılar. Böylece dindarmış gibi görünen kimselerden bu sonuçları ulaşmaya çalışıyorlar.

YouTube’un videolarını izlediğiniz için teşekkür ederim. Böylece dindarmış gibi görünen kimselerden bu sonuçları ulaşmaya çalışıyorlar. YouTube’a da insanlar mücadele ettiler. İçeri girdiler. Kur’ân kursları açacağız, imamatikleri açacağız diye koşuşturdular. Uğraştılar. Bu millet dinini öğrenecek öğrensin diye uğraştılar. Baktılar, gördüler. Olmuyor. Bu sefer haydi kendi içinden. Beyazları çıktı, kara oldu. Yok bir tane var ya şimdi kanser hastası. Neydi o? Yaşar Nuri gibileri çıkardılar. E şimdi Yaşar Nuri kanser hastası çaptan düştü. Şimdi el açıya çıkardılar. E Edi Büyüksel’leri çıkardılar. 18.19. Bunlar kaçtı? E Adnan var kedicikleriyle beraber. E Evranos var. Şeyden no. Amerika’dan yetiyor.

Mehti Resul Kitap indirilmiş kendisine. Mustafa Karataş var. Mustafa Karataş var. Şia kendisi. İslamoğlu var. Gizli Şia. Gizli Şia vardı. E bu topraklar az hain beslemiyor. Az hain beslemiyor bu topraklar. Besliyor. PKK’sı var. THKBC’si var. İşitçisi var. Yok bilmem ne. Ne o? Selefileri var. Vahabi Selefileri var. Bu topraklarda az değil. Hangi birini sayalım ki? Hangi birine uğraşacağımızı şaşırıyor zaten. Her gün birisi takılıyor. Ya PKK’nın elinde silah var. Biliyorum karşında. Bunlar başımızda. Bunlar içimizde. Aynı yerde saf tutuyoruz bunlarla. o tehlikeyi görmüyoruz biz. Namaz kılıyor diye. O tehlikeyi görmüyoruz. Hadi o el azıcık namazı kaldırdı ya şimdi ortalıkta. Hoş toplumun içerisinde kılıyorlar.

Kılıyormuş gibi görünüyorlar da. Kendi aralarında kaldırmışlar namazı. Ama normalde toplum bilmiyor ki onu. Çağdaş Aydın Hoca hepsi. Hadi o. Ben gelici yobazım ve ticacıyım. Sabah en önemli namaz sabah namazı. İki rekat. Bütün hepsi iki rekat. Önemli namaz sabah. İki rekası. Onlar önemli değil mi? Onlar namazı da kaldıracak ki. sabah salat demek kıbleye doğru dönüp vay yapmak diyorsan ne diyeceksin? Ne diyebileceksin ona? Ya hadîs var ya hadîs. Ne dedi adam nasıl cevap versen ona? Secde edenler dediğinde secde. Adam bacak bacak üstüne attı serp üstü yattı. Secde ediyor. Tanrı da göktedir dedi. Ne diyeceksin? Ben böyle söylüyorum. Ya böyle olur mu dedim. Olmayacağına kim karantı verir? Kim karantı verecek dedim. 50 yıl sonra birisi çıktı.


11. Bölüm

Sizin akıllı gibi dedim. Ben birisi dedi ki. Secde tanrı göktedir. Göğe doğru yüzümü koyun yapacak. Göğe doğru yattığında secde etmiş olacaksın. Desene diyeceksin. Ses yok. Ses yok. 19 yıllarda hadisleri reddediyorlar zaten. Ya dertleri herkesin derti İslam dışı olanların hepsinin derdi hadislerde. Bütün işi hadisler bozuyor çünkü. Çünkü hadislerde ibadetlerin tarifleri var. Hadislerde bir amelin tarifi var. Hadislerde neyi yapıp niye yapmayacağına dair tarifler var. Kafalarına göre tarif edemiyorlar çünkü. Ben din, Kur’ân, sünnet dediyince diken diken oluyorlar her tarafta. Adnan’da salmış kedicikleri ortalıyor. Onlarda hadisleri inkar ediyorlar. Fotoğraflarını gönderiyorlar. Kedicikler. Allâh güzellikleri sevmez mi?

Güzel diyeyim miyiz hocam diye. Canlı yayında kovuldu ya kedicikleri. Kedicikleri kovuldu artık onlar yok. İzlemediğimde. İzlemediğimde. Ben de öyle duydum efendim. Artık böyle kedicikleri okuyorlar. Adamları koyup yürüyorlar. Duramazlar. O hiç duramazlar. Birbirlikte böyle. Efendim Ahzab suresinin ince ayetinde Resûlullâh da Allâh’a harita inanmaya için güzeller konuşmak için Allâh’ı çok çok zikredenler için güzel örnekler vardır diyor. Ozan’ın hadisleri de inkar edenler otomatikten Kur’ân ayetlerini inkar etmiş oluyorlar. Peki buradaki Allâh’ı çok çok zikredenler için ayetini nasıl anlamıyoruz gerekli efendim? Allâh’ı çok çok zikredenler bu noktada bütün Cenâb-ı Hak’ı devamlı fazladan zikretmek gibi. onu sadece oraya bağlamıyor.

Bir kısım suçlular devamlı Allâh’ı zikretmek olarak bağlamışlar. Mesela onların içerisinden de bir kısmı bazı ibadetlere hasanlar olur. Evet orada Allâh’ı çok zikretmek varken çok çok derken orada namazıyla, zekatıyla, haccıyla haramlardan uzak durmasıyla nafileleriyle bir bütün komplike bir şey olur. O yüzden burada o kimse namaz kılarken namaz için örnek Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerine zekat için örnek Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerine haç için örnek Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerine diğer ibadetle alakalı ve haramlardan uzak durmakla alakalı bütün örnekler Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerine hatta oradaki çok çok zikirden komple Kur’ân’ı dayanabiliriz.

Bütün dini hayat, dini yaşamın devlet, siyaset, askeri ekonomi sosyal hayat ev hayatı, nikah, çocuk bütün hayatın olduğu gibi her şeyine baktığımızda Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerine örnek hazreti kısacası onu böyle bir kısım sunfiler zaman içerisinde sadece çok zikreden böyle oturup onu ben dar daire olarak görüyorum tamamiyetle hayatı olduğu gibi dini olduğu gibi Kur’ân’ı olduğu gibi yaşamayız din çünkü sadece Allâh’ı oturup zikretmek değil iman nedir Ya Resulallah Allâh’a elektirine, peygamberlerine kitaplarına, hayra ve şerre din giyinme İslam nedir Ya Resulallah tevhid getirmek namaz kumak, oruç tutmak, zekat vermek ölümünde bir sefer de olsa harça gitme ihsan nedir Ya Resulallah Allâh’ı görüyorum yücesinde yaşamaya göremezsen dahi o senin her dahi gördüğünü bunun ortada hissedip öyle yaşa o zaman bu üç adımdır ya iman, İslâm, ihsan bu üç adımın da Ede Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Meclis ben de laudu billah Allâh’ımız aferin Mehmet Ibrahim Lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh Cemiyen Enbiya-i Mursalin Vellhamdülillahirabdillahimine Fatiha Herhalde Bir daha şeyde mi var Ayın Evinde bir saatçi var Bir de saatçiye Geleceğim herhalde ama Şimdiden bir de Haçtan önce bütün her yeri gidip böyle Helallaşayım istedim O yüzden de hakkınızı helal edin Onun için bir de hadci olacak ama Cenâb-ı Hak nasıl olursa İnşâAllah onun için de Hadciye gideceğiz o yüzden Kısa dönem şimdi Bütün her yeri dolaşayım Helallaşayım istedim O yüzden üç saatçide Görüşürüz ama yine de hakkınızı helal edin Kısa da bakmayın Ben bugün erken kaçacağım Şikayet ediyormuş gibi olmasın Hiç sen konuşmuyorsun O yüzden böyle hakkınızı helal edin Şikayet ediyormuş gibi


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Şükür. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı