1. Bölüm
Selamünaleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Bir kimsenin eşini Rahmani duyguyla sevmesi mümkün mü? Siz eşinizde cinsel ilişki girmeyi şeytani mi görüyorsunuz? Oysa sünnet-i Resûlullâh’ta ibadet olarak geçiyor. Bir kimse eşiyle cinsel ilişkiye girse geceyi nafile ibadetle geçirmiş gibi sevap olur. O yüzden bir kimsenin eşini sevmesi kadar doğal bir şey olmaz. Kadın erkeğe erkeğin kadını. O yüzden bir kimse eş sevgisini şeytanilikten görmesin. Bu Allâh muhafaza eylesin. Küfür olur o zaman. Sakın ha. Beni nasıl seversin ya Resûlullâh? Kördüğüm. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hazreti Ayşe annemize beni nasıl seversin?
Sorusuna vermiş olduğu cevabı. Ara sıra Hazreti Ayşe annemiz sorarmış. Kördüğüm ne alemde ya Resûlullâh? Cevap vermiş ilk günkü gibi. O yüzden bir kimsenin eşini sevmesi fıtridir. Çocuğunu sevmesi fıtridir. Akrabalarını sevmesi fıtridir. Hatta eşine iyilik yapması bu noktada hükmedilmiş. Hüküm var. Birinci derecede iyilikler eşten başlar. Ondan sonra çocuğuna, ondan sonra akrabalarına, ondan sonra yakın dostlarına. İyiliğin sıralaması budur. O yüzden eşlerimize muhabbet beslemeniz. Kadın erkek hiç önemli değil, birbirlerine muhabbet beslemesi nafile ibadet hükmünde. Hele bu zamanda bu kuvvetli bir şey. Erkekler kadınlarına muhabbet besleyecekler. Onları muhabbet de tutacaklar. Kadınlar kocalarına muhabbet besleyecekler.
Birbirlerine muhabbet besleyecekler ki o aile çınar gibi ileriye doğru yürüsün ve çocukları o muhabbetin gölgesi altında, o muhabbetin ışığı altında büyüsün. Eğer ailelerin içerisinde muhabbet yoksa, karı kocanın arasına muhabbet yoksa o çocukların psikolojik problemleri hiç bitmeyecek. Hiç bitmeyecek. Devamlı kavganın, tartışmanın, sevgisizliğin, muhabbetsizliğin hüküm sürdüğü bir ailenin içerisinde bir çocuğun yetişmesi mümkün değil. O aile de İslami bir aile değil. O aile İslami bir aile değil. Devamlı birbiriyle kavga ediyorlarsa, tartışıyorlarsa, atışıyorlarsa devamlı, orada şeytan galip. Orada şeytan kollu izliyor. O her iki tarafta şeytanlaşmış. Her iki tarafta. Ya o kızıyor bağırıyor, sen de kızıp bağırıyorsun.
Bir farkın yok. Sen muhabbetinle aynı ol. Sen sevginle aynı ol. Sen şefkatinle, merhametinle aynı ol. O nefretle gelsin. Kim geliyorsa sen sevgi, şefkat, merhamet göster. O nefretinden kendisi utansın. O laf söylesin. Sen sevgiyle, şefkatle, merhametle davran. O laf söylediğinde o laf kendisine çarpsın. O bir laf söyledi, sen de bir laf söyle. Önce o başlattı. Çocuk musunuz ya? Bu çocukluk, bu sûfîlik değil. Sûfî, şefkatle, merhametle, müşrikliğiyle eşine, çocuklarına kanat gerer. O yüzden erkekler size söylüyor. Eşleriniz şöyle düşünmeli. Ben agresif davranırım, nefsime uyarım. Ama benim eşim, benim o agresifliğimi kendi üzerimde yumuşatır. Kadınlar da şöyle demeli. Erkekler de şöyle demeli.
2. Bölüm
Benim eşim o kadar mükemmel ki, ben agresif davrandığımda beni yumuşatır. Her kitapta şuna özen göstermeli. Agresif davranmaya gerek yok. Herkes Kur’ân ve Sünnet ahlakıyla ahlaklanacak. O yüzden eşlerinize muhabbet gösterin. Eşlerinize şefkat ve merhamet gösterin. Eşlerinizin hatalarını, kusurlarını örtün. Bir hata işledilerse, özür diliyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Ayeti kerimede eşler hata yapar, özür dilerlerse onların aleyhlerine yol aramayın diyor. Bir arkadaşınız, bir kardeşiniz, çocuğunuz, eşiniz, etrafınızdaki bir kimse hata işler. Özür dilerse onun aleyhine yol arama. Ona da, onun üzerinde kendince plan program kurma. O yüzden eşlere muhabbet beslemek Sünnetullah’tır. Adem’in, Adem aleyhisselâm’ın sünnetidir.
Erkeklerin kadınlara muhabbet beslemesi, eşlerine muhabbet beslemesi, eşlerine karşı sevgi beslemesi, eşlerine karşı şefkatle, merhametle, yumuşaklıkla davranması ta Adem’den itibaren peygamberlerin sünnetidir. Biz hava için cenneti terk etmişiz. İsyan çıkarmışız hava için. O yüzden bilhassa erkekler eşlerine muhabbetle, şefkatle, merhametle eksik davranmayacaklar. Kadınlar da inşâAllah öyle olacaklar. Kardeşim başka bir üstada bağlandı. Rüyada görünmesi gerektiğini söyledim. Bizde böyle bir şart yok dedi. Ehli Tasavvuf’ta genel bir şart yok mu? Sufiler genel olarak bunu bir kendilerince mânevî bir ölçü olarak koyarlar. Ama bazıları bu noktada kendilerince bu ölçüyü kabul etmemiş olabilirler.
Bu ölçüyü kendilerine ölçü kabul etmemiş olabilirler. Bu Ehli Tasavvuf’un genel ölçüsünün dışında bir şey olmuş olur. Başka bir şey değil. Allâh’ın dostlarına korku ve üzüntü yoktur. Bir kimsenin sıkıntıları, günahları ile doğru orantılı mıdır? Normalde bu korku ve üzüntü farklı bir noktadır. İnsanların korkunun kendi dairelerinde normalde sıkıntısı vardır. Üzüntüsü vardır. Allâh cümlenin sıkıntısını def eylesin inşâAllah. Âmîn. İkinci eşlerin haklarından da bahseder misiniz? Allâh huzurunda nikahlı ikinci eşiyim. Ufacık bir şeyde gözden çıkarılan benim. Çıkarılan benim gibi ikinci eşler oluyor. Günlerce arayıp sormuyor. Böyle yapınca nikah zedelenmiyorum. Nikah zedelenmez. Ama bu noktada böyle yapan erkeklerin durumları hiç hoş değil.
Gücünüzün yetmeyeceği şeylere kalkışmayın. Gücünüzün yetmeyeceği şeylere kalkışırsanız kendinizi utandıracak ve ezdirecek işlerin içerisine girmiş olursunuz. Bu ne yazık ki böyle bir açmaz bir çıkmaz bir sokak. Erkekler bunu ne yazık ki heva ve heveslerin yolunda kullanıyorlar. Bu noktada kadınların hukuklarını korumaktan, kadınların haklarını korumaktan uzaklar. Bunu yapan erkeklerin manevi hallerinin düzgün olmayacağına inanıyorum. Bu konuda çünkü hak ve hukuka riayet etmekte güçlük çekerler. Daha ileri söyleyeyim. Yapamazlar. Buna tevessül eden kimseler heva ve heveslerinden tevessül ediyorlar. Bu gerçekten kadınlara zulüm var burada. Kadınlar bu noktada zulme uğruyorlar. Ve zulmeden de erkekler oluyor.
3. Bölüm
İki yakaları bir araya gelmiyor onlara. Böyle bir şey yapmaya kalkanlar bu meselenin içerisinden dosdoğru yapmaları mümkün değil, yapamıyorlardı zaten. Hepsinin de burnu kısıyor. Gerçi dervişlerden birisi bana bunu söylemiş olsa vallahi onu yasaklarım. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Hazreti Aleyhi ve sellem Efendimiz’e yasaklamış ya buradan ölçü çıkararak yasaklarım onu. Bakın buradan ölçü çıkararak yasaklarım. Batıyorlar. Bir de işin acı tarafı şu, bu işleri yaparlarken dervişliklerini kullanıyorlar. Dervişliklerini kullanırken farkında değiller. Kendileri batarken kendileriyle beraber dergahı da batırıyorlar. Bir kimse sufiliyle beraber bir yanlışlık yapıyorsa bilsin ki dergahı da laf getiriyor kimse.
Çünkü sufiliyle yapıyor onu. Bakın bu bugünkü düzlemde, bugünkü coğrafyada, bugünkü hukuk dairesinin içerisinde insanların bugünkü durduğu noktada en zor olan şeylerden birisi. Yapmayın. Bir kimsenin boşanması haktır. Problem varsa, sıkıntı varsa git dosdoğru eşinliğe git. Bir kimsenin boşanması haktır. Problem varsa, sıkıntı varsa git dosdoğru eşinden anlaş, boşan git bir daha evlen. Bunda hiç kimsenin sana söyleyecek bir sözü olmaz. Çünkü buna gücünüz yetmeyecek. Buna ne ilminiz, ne bilginiz, ne dirayetiniz, ne cesaretiniz, ne de maddi durumunuz. Yetmez. O yüzden kendi kendinize böyle bir kendi kendinizi, kendinizi dev aynasında görüp batmayın. Kendiniz batmanız da kalmıyorsunuz. Karşıdaki bayanı da batırıyorlar.
Bu sadece bize ait değil, bütün toplum bu. Bütün toplum aynı. bu sadece bizim dergamızda olan bir mesele değil, her tarafta var. gayri İslam’ı yaşayanların içerisinde de var bu. Her yerde var bu. Ve her yerde bu noktada sıkıntı var. Bir sürü telefon geliyor bana, bir sürü şey soruyorlar, bir sürü şey anlatıyorlar. Fetva istiyorlar. Gerçekten bu konuda kadınların hakkına, hukukuna riayet edilmiyor. Zulmediliyor kadınlara. Ve erkekler kadınlara zulmediyorlar bu noktada. Hakkıyla davranmıyor hiç kimse. Hiç kimse hakkıyla davranmıyor. Ya bunu eşleri duyduğunda da bir fırtına koparıyorlar, haydi yansın geri dönüyorlar. Kadınlara da bu noktada. Neye binaen böyle bir şey yapıyorlar, onlara da irret ediyorum.
Şimdi adam kendince eşinden rahatsız olduğunu söylüyor. Kadın şunu düşünmüyor. bir kadınla geçinemeyen bir kimse iki kadınla nasıl geçinecek? Bir kadını idare edemeyen bir kimse ikinci kadına nasıl idare edecek? Rest esnaflar kaydeyi bozmaz. Onu düşünmüyor o da. Bu adam boşanmış, ben kadın olsam sorarım, neden boşandın? Gitsen kadına sorsan neden boşandın bu adam senden? Nerede çocukların? kadında, ne oldu? E biz öyle anlaştık. Ha iyi kendi çocuklarını almamış yanına bakamamış. Nerede? Kadının eline bırakmış. Soruyorum, nerede çocuğun diyorum adama, hanımda diyor. Oğul kime bıraktı diyorum ben, o da anneannesine bıraktı diyor. Çocuk anneannesine mi şimdi diyorum ben, evet diyor. Anneannesine mi bakıyor çocuk, anneannesine mi bakıyor?
4. Bölüm
Anneannesine mi bakıyor çocuğu, evet. Birinci derecede babası bakacak diyor. Babası yoksa baba babası bakacak, dedesi bakacak. O yoksa amcası bakacak, o yoksa halası bakacak çocuğa. Çocuk nerede? Anneannesinde. Veya çocuk nerede? Annesinde. Annesi üç tane adam dolaşmış, çocuk da üç tane adam dolaşmış. Annesi gitmiş bir başkasıyla evlenmiş, onunla da problem çıkmış. Çocuk yüzünden çıkıyor problem. Ondan da ayrılmış. Bir daha evlenmiş, ondan da ayrılıyor. Üçüncüsünden de ayrılacak, her gün bana telefon açıyor. Çocuktan dolayı ayrılacak. Diyorum bak, sen ikincisinden ayrılmazdan önce ben sana dedim ki bu çocuğu babasına bırak. Sen bu çocuk yanında durduğu müddetçe sen burada rahat bulmazsın, rahat huzur bulmazsın.
Neden? Ya o çocuğun yediği adama batacak, içtiği adama batacak, o çocuğun yürüdüğü adama batacak. Bir aslan bir sürü ele geçiriyor, önce dişilerin yavrularını öldürüyor. Neden? Başka bir adamdır. Vahşi insanlar şimdi. Hayvanlaşmış insanlar onu çocuk olarak görmüyor. Onu bir başkasının çocuğu olarak görüyor. Aslan gibi vahşi parçalayacak onu. Onu Allâh rızası için bakayım diye düşünmüyor. Allâh için bakayım diye düşünmüyor. Allâh için bakayım diye düşünmüyor. Bu adam da adamım diye dolaşıyor. Kadın nerede? Hadi neyse kadın boşandı. Çocuğun nerede senin? Kızın nerede? Başka bir adamın yanında. Lan o adamın tihniyeti bozuksa senin kızın, senin namusun. O çocuğu ellese ne yapacaksın? O çocuğa dokunsa ne yapacaksın?
İkinciden ayrıldı bundan bir buçuk yıl önce. Evlenmesi lazım, çaresi yok kadının. Annesi kabul etmiyor, babası kabul etmiyor. Ne yapacağım dedi. Evleneceğim bir daha dedi. Yok başka çaresi yok. Üçüncüye evlendi kadın. Gene dikiş tutmuyor şimdi. Elimde benim bu. Şu anda elimde. Gece saat 9, 10, dinliyordur sohbeti şimdi. rahatsızlığım yok. Gecede en az 7, 8 tane, 9 tane, 10 tane mesaj. Bir de dinliyor sohbetleri. Gözü hep kızın üstünde. Adam bir şey yapacak mı? Yeni adam nasıl çıkacak? Bir de bu dert var. Allâh muhafaza eylesin. Eşlerinize sahip çıkın. Çocuklarınıza sahip çıkın. Bunun sorumluluğu ağır. Evliliklerinizi düzgün götürmeye gayret gösterin. Bunun sorumluluğu ağır. Öyle nefsinize uyup, hevanınızı uyup, ama şunu da nikahlayın, buraya da kaynayın, buraya da hoplayın.
Böyle bir şeye kalkışmayın. Elinizdekini nimet bilin. Ona hamd edin. Düzgün geçinin. Etrafa dallanıp, bıdaklanmaya çalışmayın. Allâh muhafaza eylesin. Yarın öbür gün başınıza bir iş gelir, bir şey olur. Perperişan olur ortalık. Arkanızdan habire lanet gelir. Çocuğunuzdan da lanet gelir. Lanet olsun öyle babaya. Bizi bu hale getirdik. Lanet olsun o babaya. Ben bunları dinleyen insanım. Onları dinledikçe ciğerim parçalanıyor. Yazık diyorum bu çocuklara. Babasının bir hatasından, annesinin bir hatasından. Çocuklar çile çekiyorlar. Yazık. O yüzden oturun oturduğunuz yerde. Herkes otursun oturduğu yerde. Geçimine baksın. Geçinsin, geçiminin yolunu bulsun. Ha namus girmiş işin içerisine. Buna söylenecek laf yok.
5. Bölüm
Kadın inadına terk edip gidecekmiş. Buna söylenecek laf yok. Sen Kur’ân ve sünnet tarihinde davrandığın halde o inadına gidiyor. Gidecek. Buna söylenecek laf yok. Bunlar istisnai şeyler. Veya hatta erkek inadına üfettiriyor. Kadın ona boyuna çile çekiyor. Görüyorum onları. Bazen onları da diyor boşanın bu adamdan. Ver çocukları eline. Boşan bu adamdan. Bu adamdan hayır gelmez. Bu adamdan ömür boyu çekilmez. Küf dinlemez. Yola gelmez. Allâh muhafaza eylesin. Öyle adamlar da var. yüz bin tane kadın olsa bir tane kadın verilmeyecek adamlar da var. Adı adam. Görüntüsü adamın. Görüntüsü adam. Allâh muhafaza eylesin. Müslüman bir kul dinden çıktığında kâfir olduğunda cezası ölüm müdür? Mürtet olursa evet.
Mürtetin cezası bu noktada ağırdır. Onun öldürülmesi gerekir. Eğer normalde o kimse İslam dininden çıkarsa böyle bir hüküm var. Bu hüküm de hadîs-i şerifle sabit. O hadîs-i şerif gereğince kim Müslüman olur? Ondan sonra İslam dininden irtidat eder, döner mürtet olursa hadîs de sabit öldürülmesi ile alakalı. Kendi adıma soruyorum. İslamiyet’i yaşama noktasında namaz oruç ekseninde bir din yaşamak değil, İslam’ın diğer yönlerinde de kendimi yaşamak konusunda eksikliklerim var. Ufkumu nasıl geliştirebilirim? Bol bol hadîs-i şerif okuyun. Bol bol Sünnet-i Resûlullâh ile alakalı kitaplar okuyun ve onlara kendinizi uydurmaya gayret edin. Nikah ile ilgili okuduğum bir hadîs-i şerifte sahâbe Mehir olarak erkeğin Müslüman olmasını istemiş.
Eğer Müslüman, ulus onu Mehir yanına kabul edip onunla evlenebileceğini söylemiş ve evlenmişse bir kadın Mehir olarak ne talep edebilir? Allâh altın dışında isteyebileceği bir şey var mıdır? Hanefe’ye göre normalde bu Müslüman olmasını isteyen kadın Allâh-u Alem hatırıma geldiği kadarıyla hicret esnasında Müslüman olup Medine’den Mekke’ye hicret eden bir kadına da aşık olan adam, o da hicret ediyor. Müşrik adam. O kadın için hicret ediyor. Hatta sahâbeler soruyorlar Ya Resûlullâh o da hicret sevabını atacak mı diye. O da hicret sevabının iman edenler için olduğunu söylüyor. o erkek hicret edince evlenmek istiyor illa ki tabi bir Müslüman kadının müşrik bir erkekle veya gayri müslüm bir erkekle evlenmesi mümkün değil.
Öyle olunca kadın diyor ki Müslüman olursa ancak ben onunla evlenirim. Adam da Müslüman oluyor evleniyor. Bu noktada bu zannediyorum bu meseleyle alakalıdır bu Allâh-u Alem. Normalde bir kadın Mehir kadının bu noktada hakkı. En azı hanefiye göre bir koyun parası. Bu konuşulmamış olsa dahi İslâm hukuku otomatikman ona bir koyun parası verilmesine emrediyor. En azı. Velisi, kadının velisi Mehir’de denklik isteyebilir. Mehir’de eğer veliden izinsiz nikahlandıysa veli Mehir’de denklik isteyebilir. Hanefiler nikahı fes etmiyorlar ama Mehir’de denklik istiyorlar. Mehir’de denklik ne? Kızın bir evlenmiş olan kız kardeşi var ise o ne kadar mehir aldıysa o kendi velisinden izinsiz evlenen kızın da velisi o mehri isteyebiliyor ondan.
6. Bölüm
Eğer kızın kız kardeşi yoksa amcasının kızı, halasının kızı baba tarafının kızlarından birisiyle denklik istiyor. Buna ailenin velinin bu denkliği isteme hakkı var. Hanefilerde Mehir’in en azı bir koyun parası. Bazen nikahda haç ömre Mehir konuşuluyor ya para konuşulacak. Haç ömre değil. Haç ömre karşılığı para ama olduğunu da ucu açık. O yüzden bugün için bir hacca gitmek 5 bin dolar, ömreye gitmek de 2 bin dolar, 7 bin dolar. Haç ömre dediği zaman 7 bin dolar konuşacak örneğin. Diyecek ki 7 bin dolar, 10 bin dolar Mehir diyecek örneğin. 10 bin dolar da hemen hemen şimdi 30 milyar herhalde. Gibi ama bu konuşulmadı. Mehir konuşulmadı, hukuk konuşulmamış olsa dahi ona bir koyun parası bu noktada ona tayin ediyor.
Ama gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, gülün şahsı, bu noktada ona tayin ediyor. Ama gülün şartları var ya, gülün şartları önemli. Bir de kadının yaşam standardı önemli. Burada aslında kadının yaşam standardı giriyor. Kadının hayat standardı, yaşam standardı iddet beklerken, iddet beklerken. Onun 3 ay iddet bekleme, ölümle alakalı olursa 4 ay iddet bekleme, zamanında iaşesini temin olması lazım en az. Kadının evinin kirası 2 milyar lira örneğin, 1 milyarda evinin giderleri var, 3 milyar, 2 milyarda kendi giderleri var, 5 milyar, 4 ay 20 milyar lira. Kadının evi 600-700 liralık kirada oturuyor. 4 ay deyince 4, 7, 28, 3 lira.
O öyle bir evin 2’şer lirada gideri olmuş olsa 8 lira da o. 11 lira, 12 lira. 15 liraya çıktı. Bugün bir kadın tek başına yaşamış olsa, evi kira olmuş olsa 2 milyardan aşağı geçin hayat standardı yok. O zaman 4 ay deyince 8, 10 milyardan aşağı mehirin konuşulmaması lazım. Bu hayat standartını karşılayacak adamlar ancak evlenebilir o zaman. Buradan bu hüküm çıkıyor. Bu hayat standartını karşılayamayacaksa adam söyleyecek. Ben geldim sana Allâh’ın evrenini koydum ama benim 1000 lira maaşım var. Ben de mehir isterken de öyle mehir ister. Adamın 1500 lira maaşı var, karşı taraf mehir istiyor, örneğin atıyorum 30 milyar lira. Ya bu adamın normalde 1000 lira maaşı var, 30 milyar mehri sana nasıl verecek?
Borçlu ölecek bu adam sana. Adam da borçlu ölmeye göze almış. O kadını alsın borçlu olsun, önemli değil. O da kendince diyor ki tamam o da ödemeyecek ya nasıl olsa. Kafasından helallaştırmaya karar vermiş o, helallaştıracak kendi kafasından. Ve hatta bazen diyoruz ya 5 kilo altın tamam ya 5 kilo altın. Lan yarın var derse ne yapacaksın? Ben araya mehri müheccel diye sıkıştırıyorum araya. Adamı kurtarıyorum. Mehri müheccel diye sıkıştırmasak ertesi gün kadın diyecek ki getir 5 kilo altını ben de burada kaşada oturuyorum. Getir 5 kiloyu al beni. Aldım getirdim ama mehir yok. Mehirsiz ben sana dokundurmam dese hakkı kadının. Getir 5 kilo yok Kemal Sunal filmi gibi artık. Her sene 2 altın 3 altın biriktireceğim diye uğraş.
7. Bölüm
Ömür bitecek 5 kilo altın toplanmayacak. Abdullah sen merak etme kurtardık seni. Abdullah derin bir nefes alıp bir tebessüm etti kendince. Dedik ya ipten dön üçünme. Sen merak etme kayınpeder bana hayır demez senin kayınpeder o yüzden. Sen rahat ol. Hizmet nedir dervişin hizmet anlayışı nasıl olmalıdır? Biz böyle sadece tek kere toplanıp zikreden ondan sonra dağılıp giden bir sûfî anlayışımız yok. Biz bu sûfî anlayışını, sûfî hayatı, sûfî yaşantıyı ve disturlarını Allâh razı olsun. Allâh razı olsun. Allâh razı olsun. Allâh razı olsun. Doğru tasavvufu insanlara anlatma, insanlara tebliğ etme derdimiz var. Bu çok derviş toplama derdimiz yok bizim. Bunun altını çizerim. Bizim derdimiz Kur’ân ve Sünnet dairesindeki bir tasavvufu insanlara tebliğ etmek.
Bunun altını tekrar çizmek istiyorum. Çok derviş toplamak değil derdimiz. Derdimiz Kur’ân ve Sünnet dairesinde doğru tasavvufu, doğru sufili insanlara tebliğ etmek. Böyle olunca bizim bu noktada, tebliğ noktasında, insanları bu noktada faydalı olma, insanları bu noktada, bu dairede doğruyu anlatmak gibi bir derdimiz ve gayretimiz var. Bu noktada da çalışmalarımız var. Bu çalışmalar en böyle semazenden, mutribanından, lokmacısından, zehbeginden, bütün dergahın, bütün kademelerinde, bütün herkes, kadın erkek, herkes kendince kendi üstlenmiş olduğu vazifeyi yerine getirmeye çalışıyor. Biz birisine sen bunu yap deme noktasında değiliz. Herkes bir vazifenin ucundan tutmaya çalışıyor. Bunun adı hizmet bu.
Bizde şeyhe hizmet etmek, zakire hizmet etmek, nakibe hizmet etmek, bu tip olgular yok bizde. Yok biri şeyhin çantasını taşısın, yok birisi sikkesini taşısın, yok birisi paltosunu taşısın, yok iki tane koruması olsun, yok arkasında iki tane araba dolaşsın, eskort dolaşsın, bizde böyle bir adap erken yok. Yok birisi asasını taşısın. Bunları gördüklerimi söylüyorum ben. o şeyhe efendinin sikkesini taşıyor birisi kucağında böyle, özel kutusu var, özel kutusunda götürüyorlar, o oturuyor böyle, onun kafasına tak yerleştiriyorlar böyle, o duruyor, kalkacağı zaman kalkıyor, kafasından sikkesini alıyor, sikkeden sorumlu bir derviş var, ondan sonra takke giyecekse takke, takke giymeyecekse saçını tarıyor, şeyhe efendinin saçı da var, saçını tarıyor, o böyle duruyor, hizmet ediyor derviş ona, kalkacak asasını getiriyorlar, asacı başı ayrı, sikkeci başı ayrı, asacı başı ayrı, öyle bilmem ne ayrı, cübbesini tutan ayrı, sohbet ederken haydari cübbesi ayrı, sohbetten sonraki paltosu cübbesi ayrı, bunları taşıyan avane var, dervişler var, bunlar hizmet ediyorlar.
Bizde yok böyle bir şey. Bizde kimse, kimse bu noktada dergahtaki hiyerarşisinden dolayı hizmet etme mükellefiyetli ve hizmet etmesi yok. Bizde böyle bir adab, böyle bir erken yok. Asla. Olmayacak daha. İnşâAllah. Bizde Allâh rızası için bu doğru tasavvufu anlatabilme, doğru tasavvufu gösterebilme açısından çalışmalar var. Kapalı Spor Salonu’da Şeba Rus ve Kutlu Doğum programları. Çanakkale Gelibolu Mevlanesi’nde her ay düzenli bir şekilde yapılar, orada mesnevi okuması ve Sema. Çanakkale’de eski Ermeni klasiyesinde her ay, her ay orada değişik sohbetler. İzmit’te ayda iki gün hem oradaki Saatçi Ali Konağı’nda hem de oradaki dergahatta veyahut da orada değişik aynı şekilde salonlarda veyahut da Sakarya’da üniversitedeki programlar.
8. Bölüm
İstanbul’da ayda bir oraya gidiyorum, orada vakfım binası var. Oradaki programlar. Tekirdal, Keşan ileri doğru İzmir’de, Gazemir’de oradaki belediyenin kültür merkezinde her ay düzenli olan mesnevi sohbeti ve Sema gibi. Bu tip programlar var. Değişik içeride dışarıda orada burada yaptığımız bu tip programlar var. Burada derdimiz bizim Sema gösterisi sunmak değil. Bunlardan hepsinde derdimiz Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde bir tasavvufu insanlara anlatmak. İnsanlara bunu tebliğ etmek. Doğruyu tebliğ etmek. Doğru bildiğimizi tebliğ etmek. Karşılığında hiçbir şey talep etmeksizin. Hiçbir şey almaksızın. Bu konuda kardeşler, arkadaşlar bir vazife üstleniyorlarsa kendilerince bu vazifelerini düzgün yapacaklar.
Hizmet bu. Bu konuda hiyer her şeye tabi olma. Başımızda bir zakir var. O zakirin Kur’ân ve Sünnet tarihinde, tasavvuf tarihinde söylemiş olduğu, istemiş olduğu bunun yapılması lazım. Herkes tabi olacak. Bunu yapacak. Ben bunu tanımam. Kardeş sen bunu tanımam diyorsun sen oradan git. Durma oradan. Böyle bir sakatlık yok. Bu hiyer her şeye belli. Bu hizmet de belli. İşte. Lokma. Gidilecek olan yere gidiliyor. Orada çalışan arkadaşlar var. Hizmet eden arkadaşlar var. Bir semazenden bir farkı yok. Bir zeybeğin bir semazenden farkı yok benim de zeminden. Hepsi de dergâh içerisinde hizmet ediyorlar. Doğru tasavvufu anlatmak doğru tasavvufun içerisinde bir kimsenin halk oyunlarını oynayabilmesi de var.
Bizim din algımız din anlayışımız Sünnet-i Resûlullâh’ta ne var ise bizde var. Sünnet-i Resûlullâh’ta yoksa bizde de olmasın. Bir şey haramsa biz elimizi uzatmayalım. O yüzden ya Semazenbaşı Ali kardeş. Kardeş Semazenbaşı Ali kardeş. Bütün Türkiye’de ne kadar bu dergahda Semazen varsa hepsi de tabi olacak ona. Ben onu dinlemezlik yok. Yok böyle bir şey. Hizmet ediliyor. Herkes kendi hiyer arşisinde en ince ayrıntısında işini yapmaya çalışacak. Bir yerde bir kimsenin gevşekliği gevşekliği bütün dergaha mal olur. Karabaşı veli tekkesinde bir kimsenin gevşekliği bütün dergaha mal olur. Kulağıma geliyor bir şeyler üzülüyorum. Tekkede herkes kendine dikkat et. Herkes kendine dikkat et. Gelip olum evlanesi.
Herkes dikkat edecek. Titizlikle davranacak. Yapılan hizmet oradaki yapılan iş. Şimdi önemi fark edilemeyebilir. Kaç ay oldu? 88 ay olmuş. 88 ay önce tozluydu gittiğimizde. Hatırlıyorsunuz değil mi? Bir gelipolu gezisi yapmıştık. Para verdik biz o gün orada sema etmek için. Orada gelipolu mevlanesinde sema etmek için para verdik biz. Bir şey söyleyemedik bunu. Orada bir dernek vardı. Derneğin başında bir tane emekli albay mı yarbay mı ne bir şey vardı. Bir de o tatlıcı kadın ne onun adı? o ne mevlana tatlıcısı mıydı? Mevlânâ mevlevi tatlısı. Orada bir tatlı yapmış kadın. O da onun dernek başkan yardımcısı mıydı? Neydi herhalde? Biz onlara para verdik orada. İlk orada sema ettiğimizde hiç kimseye söyleyemedik.
9. Bölüm
Gelipolaya gittik orada sema edeceğiz. Sandalye parası, masa parası bilmem ne parası. Cafer biliyor. Cafer diyor bunlar şu parası istiyor gönder Cafer. Cafer diyor ki bu parasını istiyorlar gönder Cafer. Düşünebiliyor musunuz? Şu anda orası ayda bir, ayda bir aslında rücu ediyor. Herkes bir laf söyledi. Hep sustuk biz. Hala daha susuyoruz. Derdimiz oranın ayakta durması, çalışması. Başka bir derdimiz yok. Başka bir derdimiz yok. Bizden sonra gelecek olan nesiller devam ettirsinler. Onlar inşâAllah haftada bir yapsınlar. Gün gelecek ben inanıyorum. Biz orada orayı on beşte ben yavaş yavaş orayı on beşte bire çıkaracağım. Bilecek herkes. Orada on beşte bir Sema var. An gelecek, gün gelecek haftada bire çıkacak orası.
Kafam beynimin gerisindekini söylüyorum size. Her hafta, pazar gün orada Sema olacak. İnşâAllah. Derdimiz gelecek nesillere doğru tasavvufun yollarını kapısını açmak. O zaman hizmet eden kardeşler, bir işin ucundan tutan Sema ediyor. ilahi söylüyor. Bendir vuruyor. Zeybek oynuyor. Koşuşturuyor orta yerde. Geliver hayvazım gidiver tingozum yapıyor. Hiç hiç önemli değil. Karşılığında ücret yok çünkü. Maddi olarak. Hepsi de fi se bilillah hizmet ediyorlar kardeşler. Bu noktada da hizmet ediyorlar. Hizmet edenler de, hizmet edecek olanlar da kendilerini disiplinini tutacaklar. Bu disiplini kendilerinden asla taviz vermeyecekler. Şimdi burası yeri değil ama söyleyeyim herkes kendine dikkat etsin.
Geçen gün tekkede bayanın birisi çay söylemeye gitmiş başka birisi de burada kimler var diye sormuş orada o da demişler bayanlar var ayağından defolup gitsinler gibisinden hareket etmiş. Bayan da arkadan görmüş onu. Bana geldi bizden rahatsızlık mı var dedi. Ne oldu dedim. Böyle oldu dedi. Kim yaptı dedim. Söyledik kimin yaptığında. Söylemek istemedim. Ben ısrar ettim. Söyle ki bilelim ona göre önlem alalım ona göre söyleyelim dedim. Daha yeni bu hafta. Ben de cumartesi günü akşam Adnan’a söyleyecektim. Küçücük bir hareket bakın. O kendince bir hareket yapıyor orada. Kimse görmüyor diyor. Hayır. Bunu yapmaya hakkı yok kimsenin. Bakın ne yaptı. Orada semazen mıtırban en az iki yüz elli kişi var mı.
Değil mi. Var değil mi. İki yüz elli kişi. Hizmet edenler. Elli kişi daha var mı. Var. Ne etti. Üç yüz kişi etti. Üç yüz kişi hizmet ediyor orada. Üç yüz kişi. Üç yüz kişi oraya ayakta tutmak için. Bunun daha etrafını da koy. Beş yüz kişi. Beş yüz kişinin emeğini bir edepsiz harcayamaz. Bitti. Bak doksan aydır taşınıyoruz değil mi Gelibolu’ya? Bir kişi doksan ayı harcayamaz bir seferde. En az doksan ayda hizmir vardır. Doğru mu. En az doksan ayda hizmir vardır. Bir kişi harcayamaz onu. Bir kişinin nefsine kurban edilmez o. Herkes kendince başında bir sarık mı var. Disiplinli ol. Sen orada ilahi mi söylüyorsun. Disiplinli ol. Sen orada sema mı yapıyorsun. Disiplinli ol. Sen zebek mi vuruyorsun.
10. Bölüm
Disiplinli ol. Sen çünkü Karabaş Veli Tekkesi Zeybey diye çıkıyorsun. Sen orada lokma mı dağıtıyorsun. Disiplinli ol. Senin üzerinde elbise var. O elbise Karabaş Veli Tekkesi’nin elbisesi. Sen birisini orada bir yüzünü astığında o kadın diyor ki ya bu ne bunlar böyle. Bir lokma değil mi yiyeceğimiz diyor. Hocam yiyeceğimiz bir lokmaydı diyor. Ben yerin dibine giriyorum. Bitti. Sûfîlik bu. Seni takip ederler. Ben ayakkabılarının arkasına basıyordum böyle. Ayakkabının arkasına basıyorum. Şey efendi böyle lafı dolaştırdı. Oğlum dedi ayakkabının arkasına basarsın. Bu normaldir dedi. Ama dedi birisi dedi parasız gider seni dedi. Görürse dedi. Hala da bu Külhan Bey der dedi. He Mustafa Özbah dedim.
Ayakkabının arkasına basmayacaksın demek ki bundan sonra dedim. O yüzden Külhan Bey’in elini bırakma gene dedi. Gayrı mesele. Sen bir misyon üstlenmişsin. Sen o misyonu üstlendiğin zaman sen o misyona uygun davranmak zorundasın. Sen haydariyi giymişsin. Haydariyle sokakta dolaşıyorsun. Haydariye uygun davranacaksın. Haydariye uygun davranacaksın sokakta. Sen sema elbisesini giymişsin. Sen o sema elbisesine uygun davranacaksın. Sen Karabaş veli tekkesinin bir logosunu taşıyorsun üzerinde. Sen ona uygun davranacaksın. Senin başka türlü alternatifin yok. Allâh bizi öyle hizmet edenlerden eylesin. Bende hepatit C var. Yirmi yıla yakın ilaç ilaç bıktım demiş. Ne güzel. Neden böyle büküyorsunuz ki?
Hamd edin nimet olarak görün. Tekkede erkekler ve bayanların birbirleriyle konuşmalarının yasak olduğunu biliyoruz ancak bazen tekke dışındaki hayatlarında ailecek görüşenler birbirleriyle de sohbet etmeye çalışıyorlar. Bunun ölçüsü tam olarak nedir? Biz bu noktada kardeşlere, arkadaşlara dediğimiz şey şu, bir bayanın tekkede çalışan, hizmet eden, koşuşturan bir derviş kardeşinin veya bir derviş erkek kardeşinin bayanlarla işi olmaz. Bu yoksa ailecek birbirleriyle görüşüyorlarmış, gidiyorlarmış, önceden de tanışıyorlarmış. Bizi bu noktada demokrasin kılıcı gibi milletin başında pinekleyecek değiliz, söyleyecek değiliz. Sadece dergâh çalışmalarıyla alakalı bizim işlerimiz ayrıdır. Kadınların işlerine bakan kadın vazifeliler vardır, erkeklerin işlerine bakan erkek vazifeliler vardır.
Erkek vazifeliler erkeklerden sorumludur, kadın vazifeliler de kadınlardan sorumludur. Erkek vazifeliler kadınlara kalkıp da bu noktada emretme, onlara bir şey söyleme, onları sevk ve idare etmesi yoktur. Bu. Kadın adetli iken erkek karısından kendisini boşaltmasını isteyebilir mi? Evet. Veya kadının bu konuda bir mecburiyeti var mıdır? mecburiyet vardır diyemez ama karşılıkta sevgi muhabbet noktasında böyle bir şey olabilir. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Fatiha.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Çile, Hamd, Dervîş, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı