Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

480. Dergâh Sohbeti — Organ Bağışı, Teröre Tavır, Dergâhta Renk Zenginliği

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 480. Dergâh Sohbeti — Organ Bağışı, Teröre Tavır,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Eş seçimiyle alakalı kardeş uzun bir yazı yazmış. Ama dikkat etmiş olduğu sıralama şuymuş. Dindar olması, güzel ahlaklı olması, geçmişi temiz olması, kanat, karlığı, güzel huyu, güzelliği demiş. Hadîs şeritte nikah dört şey için yapılır. Dindarlığı için, güzelliği için, malı mülkü için bir de nesebi suyu sülalesi için yapılır demiş. Sünnet-i Resûlullâh’ın ölçüsü bu. Geri kalan ölçü insanların kendi cüz’i iradesinde kendince olan ölçüleri. Bize sorulursa biz bu noktada Kur’ân ve Sünnet’in emrettiği bu ölçüyü koyarız insanların önüne. Ama hususi dairede bir kimsenin kendince bir sürü özellik arama hakkı var mı?

Var. Cenâb-ı Hak aradığını buldursun inşâAllah. Âmîn. Öldükten sonra veya sağ iken organ borçlamak uygun mu? Bu konuda kardeş herhalde yeni arkadaşlardan bununla alakalı düşüncelerimizi, fikrimizi hep söyledik. Öldükten sonra organ bağışlanabilir. Sağ iken organın bağışlanmasını kabul edenlerden değiliz. Bu konuda fetva veriyorlar. beyin ölümü gerçekleşti. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra onun organ bağışı olabilir diye beyin ölümü gerçekleştikten sonra bir kimsenin öldüğüne hükmedecek olan kimse bir otorite kim? İstanbul hukukuna göre böyle bir otorite yok. Bir kimsenin nefes alıp veriyorsa, kalbi çalışıyorsa onun öldüğüne dinen hükmedecek bir mersi yok. Kalbi çalışan, nefes alıp veren bir kimsenin dini hukuk açısından veyahut da pozitif hukuk açısından bugünkü mevcut Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre öldüğü kararını kim versek?

Bunun altına imza atan hasta yakınları katil. Bakın, bunun altına imza atan hasta yakınları katil. Ölüm fermanını imzalıyorlar. Ölüm fermanını imzalıyorlar. Ölüm fermanını imzalıyorlar. Kimsin ölüm fermanını imzalayacak? Ölüm fermanını imzalayacak bir devlettir birinci derecede. İslam hukukuna göre devlet bir kimsenin öldürülmesine hükmedebilir. Öldürülmesine bu eğer böyle bir ceza bir suç işlediyse bu öldürülmesine hükmedse dahi suçunun konumuna göre eğer katilse mesela makdülün öldürdüğü kimselerin mirasçıları veya velisi bunu suh yolunu tercih edebilir, bağışlayabilir onun canını. Öbür türlü devlete karşı işlenmiş, topluma karşı işlenmiş herhangi bir gerçek suç varsa devlet katleder. Ama öbür türlü kim verecek onun fetvasını?

Allâh muhafaza eylesin efendim. Âmîn. Çalışmış olduğum işten yakın zamanda ayrılıp kendi işimi kurmayı düşünüyorum inşâAllah. Fakat rapor olarak maaşımı bir veya iki ay kadar alıp o sırada kendi işime yönelebilirim. kendi işime başladığımda diğer işimden ayrılmadan bir süre daha raporlu olarak ücret alabileceğim. Bu şekilde yapmam uygun olur mu diye tavsiye edersiniz. Emeğinizin hakkınızın hakkınızı alın. Emeğinizin alın terinizin karşılığını alın. Emeğinizin dışında bir şey haram. Hasta olmadan gidip rapor alıp da böyle uydur kaydırmağaş almak yazık değil mi iş sahibine? Ya arkadaşlar neden böyle çok uzun yazıyorsunuz? Az önce de hayat hikayemizi yazmayın. Soruyu yazın buraya. Mübarek insanlar.


2. Bölüm

Hayatım boyunca kimi sevdiğimi hissetsem, o yönde muhabbetimi kuvvetlendirsem, en büyük sıkıntıları hep sevdiklerimden gördüm. Gerçekten sevmemişim demek ki. Oysa ben hayatım boyunca gerçekten sevmediklerimden sıkıntı gördüm. Ne gördüysem. Ve kendimce döndüm, bu arkadaştan sıkıntı görüyorum demek ki tam hakkıyla sevememişimdir. Tam hakkıyla sevebilmiş olsaydım bu kardeşten bu arkadaştan sıkıntı görmezdim dedim. Kendi iş dünyamda böyle düşündüm. Ben bu arkadaştan sevdim, sıkıntı yaşıyorum. Bu dinin kendi içerisindeki mantığına, hukukuna, aykırı bir düşünce. Heva ve heves bu. Heva, heves başka hiçbir şey değil. Bir kimse sevdiğinden sıkıntı mı görür? Bu o zaman sevmeyeceksin manası çıkar bundan.

Kimseyi sevme. Bu şeytanın vesvesesi. Din karşılıklı dostluğun, muhabbetin, yardımın, şefkatin, merhametin kurulmasını emreder bize. Fakat bu hususta gerçekten suç yüzde oranına vurduğumuzda büyük payı sevdiklerinde ben ise yapılanları hoş görmeye çalıştıkça veya görmemeye çalıştıkça sevgimde samimi oldukça hep yarı yolda bırakıldım. Sen iyice heva hevesine uymuşsun. Bizim yolumuzda ise bu kardeş derviş değil herhalde. Bizim yolumuzda bir kimse hatayı kusuru kendi nefsinde görsek. Hatayı kusuru kendi nefsinde görmüyorsan sen yanılmışsın. Eksikliğin noksanlığın kendimizde görsek. Eğer eksikliğin noksanlığı karşıya yüklüyorsak karşımızda görüyorsak bu büyük bir handikap. Şöyle bir durup düşündüğümde küçüklüğümden beri en büyük darbeleri en yakınlarımdan aldım.

Ticarette bile itikadine dikkat ettim. Insanlar tarafından da ödeme yapılan işlerde sıkıntıyla karşılaştım. Allâh’a şükür hepsini de anlık olan kızgınlıklarından sonra hepsini de affet. Olmadı. İmtihan size vurduğu an. İmtihan seni size vurduğu an o esnada hadîs-i şerif bu. Her ne kadar affetmiş olsam artık eski samimiyeti ve alakayı onlar tarafından kısmen görsem de ben göstermiyorum. Göstermek de istemiyorum. Selamlaşmanın haricini fazla bir adım atmak istemiyorum. Bu benim hakkım mıdır? Tavsiyeniz nedir? Sen iyice heva hevesine uymuşsudun. Bugün imtihanım benim herhalde. Evet. Bu da benim imtihanım. Bir de küçücük yazmış inşâAllah. Ben de sohbetleri yazarken on sekiz punt kullanıyorum. Bu herhalde sekiz değil mi Halit Hoca?

Sekiz mi on mu bu? Dimi mâşâAllah subhanallah. Aynı bu aynı bilgisayardan aynı şekilde çıkmış. Ailem tarafından bilhassa annem ve erkek kardeşim tarafından yolum ile alakalı tepkiler görürüm. Yıllar oldu hala aynı noktadayız hiç değişmediler. Bu benim eksikliğim ve kötü ahlak sahibi olmamından dolayı mı bunlar böyle davranıyor? Evet. gerçekten çok güzel ahlaklı bir kimse olmuş olsa etrafındaki insanlar şeker gibi olur. Bu konuda sahabeden örnekler var. Ashabın öyle örnekleri var ki o müşrik olan anne çocuğunun o ihlas ve samimiyetinden sonra iman ehli oluyor. Sahabede öyle örnekler var. Müşrik olan kardeşler o sahabenin ihlas ve samimiyetine bakaraktan iman ediyorlar. O yüzden suç bizim. Eğer etrafımızdaki insanlar derviş olmuyorlarsa etrafımızdaki insanlara biz sûfî noktasında bir şey aktaramıyorsak demek ki biz ahlak olarak onları böyle hayreti şayana değecek davranış biçimlerimiz yok demek.


3. Bölüm

Eğer çok iyi bir kimseysek çok iyi bir ahlaklı bir kimseysek etrafımızdaki insanlar bize hayran olurlar. Eğer öyle o ahlaka sahip olmayan insanların etrafındaki insanlar kaçışır. Kaçıştığı zaman da o kimse kendince şöyle düşünür. Ben doğru söylüyorum. O yüzden herkes benim etrafımdan gidiyor. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri eğri insan mıydı? Herkes onun etrafında toplanıyordu. Hazreti Ebu Bekür Ömer Osman Ali radıyallâhu anh hazretleri eğri insanlar mıydı? Herkes etrafında toplanıyordu. Abdülkadir Geylani Ahmet El Rıfaiye Ahmet El Bedevi Pir Hazretleri eğri insanlar mıydı? Etrafındaki insanlar toplanıyordu. Müminler onları seviyordu. Yoksa normal bir durum mudur? Ben evde yiyeceğimiz yemeğe bile kardeşimle aynı sofraya oturmuyorum.

Oooo. Sebebim ise ne zaman otursak gereksiz konular yüzünden tartışma oluyor. O kadar gereksiz konular ki konuşulunca dahi sinir uluyorum. Bayağı şeytana sen meftun olmuşsun. Fakat gereksiz tartışmalar sonucu kavga bazen büyüyor ve annemiz arada üzülen taraf oluyor. Ben de istemeden sinirime yenilerek ağzımı bozuyorum. MâşâAllah. Az önceki tespit doğru nefsine uymuşum dedim ya. Bu nefsine uymaktan daha ileri gitmiş şeytanla kol kol olmuş. Kim bu kardeş? Erkeklerin içinde mi? Bak erkeklerin içindeyse iyice nefsine uyuyor şimdi. Ya. Kalkacak bu benim diyecek. Allâh beni affetsin diyecek. Eğer erkeklerin içindeyse. Ya. Arkasından tövbe etsem de kalbim rahat olmuyor. O sebepten aynı sofraya oturmuyorum.

Hatta uzun süredir konuşmuyorum da aynı odada dahi durmamaya çalışıyorum. Başka çalışacağım ve il değiştireceğimi duyduklarında da alay ediyorlar. Bu sütaki tavsiyelerinizi almak isterim. Tövbe et. Devam ediyor aynı şey. Birikmiş biraz param var. Bunu bankaya yatırdım. Aylık faiz yetiyor. Ben ise o faizi ihtiyacı olanları dağıtıyorum. Fakat geçen gün şöyle bir şey yaptım. Bir sonraki ayın faiz oranı yatmadan başka hesabımdan o oranca para çektim ve ihtiyaç sahibi birine verdim. Fakat bunu yaparken bir ay sonra yatacak para yerine niyet ettim. Haliyle bir ay sonra yatacak faizi erkenden birine verdim ve yatacak faizi kendi hesabımda tutacağım. verirken böyle niyet etmiştim. Allâh beni affetsin.

Yine de şüpheye düştüm ve sizi sormak istedim. Bir sonra yatacak faiz alıp normal olarak kendi ihtiyacımı harcasan helal olur mu? Bunu Diyanet’e sor. Eşim ilk iş yerini açtığında kayınbabamın arabasını aldı kullanmak için. Arabanın sigortası yoktu. Belli bir süre araba bizde durdu ve kayınbabam arabayı almaya geldi. Az ileride kaza yaptı. Arabanın da sigortası olmadığı için karşı taraf mahkeme sonucu. Yirmi milyar ceza çıkarttılar. Kayınbabam diyor ki ben ödeyemem bu sizin suçunuz. Bu durumda ne yapmamız gerekiyor? Lütfen bize yol gösterir misiniz? Şimdi arabanın sigortasına normalde aldığınızda yoktu. Emanet. Emanete almışsınız. Ama sigortasına normalde yaptırmamışsınız. Hiç olmasa adam hem ne siz ne yaptırmadınız?


4. Bölüm

Sıkıntılı. Ya. Kazayı kendisi yapmış kendisi ödeyecek. Selam verirken selam veren kişi selamın aleyküm dedikten sonra karşısındaki ve aleyküm selâm mı demesi lazım yoksa aleyküm selâm dese yeterli olur mu? Havve aleyküm selâm mı demesi lazım yoksa aleyküm selâm dese yeterli olur mu? Aleyküm selâm demesi yeterli olur. Zikir esnasında mürşidimize size rabuta yapabilir mis? Herhangi bir sakıncası var mıdır makam sahibi dervişlerin ben şu konumdayım demesi. ben üstattan sonra merkezden manevi bakımdan en ileriyim demesi doğru mu? Böyle diyen varsa ona rabuta edin daha iyi. Hatta kimse olun biz de ona rabuta edelim. Namaz kılarken Allahu Ekber dedikten sonra sürelere başlamadan önce besmele çekilmesi yanlış olur mu?

Bu noktada normalde namaz kılarken birinci rekatı subhaneke ondan sonra eyüzü besmele çekerekten normalde subhaneke ardından Fatiha çekerekten, besmele çekerekten Fatiha, ondan sonra zam süre okunur hanefiye göre. Cumartesi günkü sohbette Hazreti Peygamber Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’in insan olarak içimizden biri olarak görülmesi de bir sembol olabilir mi dediniz? Bu cümleden ne anlamalıyız? Hazreti Muhammed’i Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem insan değil miydi değilse ne ya da kimdir? Allâh razı olsun demiş. Cumartesi ne söylediğimin farkında değilim. Ne dediğisem cumartesi gün demişimdir. Zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki size de ateş dokunmasın. Hud Suresi.

Âyet 113. Kur’ân ve sünnetin dışındaki her eylem ve düşünce zulümdür diye. Facebook sayfınızda paylaştığınız benim eşim HDP ve PKK düşüncesi ve yaptıklarını destekliyor, düşüncelerini desteklemediğimizi bilse de onun eşi olarak ben de bu zulme ortak mıyım, ne yapmalıyım? Biz bir kimse zalimin yanındaysa zalimle beraberse en azından kalbe buğuz ederekten ondan yana olmadığını kendince beyan edecek. siz bir kötülük gördüğünüzde elinizle o da mümkün değilse dilinizle o da mümkün değilse kalbim buğuz ederekten önlemeye çalışırsınız. O yüzden bir kimse eşinin zulmettiğini zalimlerle beraber olduğunu görüyorsa onun mevcut bu noktada eliyle onun yoldan çevirmesi mümkün değil. Diliyle çevirmeye çalışacak.

O da mümkün değilse kalbim buğuz edecek ona. Bir insan evde Kur’ân okunmasını istemiyorsa ve buna dile getiriyorsa küfür ehli midir? Evet. Yine kızının başörtüsü takmasını istemeyen anne baba küfür ehli olur mu? Eğer normalde başörtü takmasına inanmıyorsa bu şeyin farzını evet o da küfür olur. Ama bir kimse farz olduğunu inanıyordur da takmanı istemiyorum diyordur. O günahı kebair olur ama onun farz olduğunu inanmıyorum diyorsa o küfür ehli olur. Görücülüğe gideceğiz ve ailem kız beğenmez diye sakallarımı kesmemi istiyorlar. Bu da aynı başörtüsü gibi. Bir kimsenin sakalını normalde kes demek sünneti Resûlullâh’a aykırı olduğu için onun sakalını kes demesi birisinin o kimseye sakalını kökten kazıt kökten kesterse sünneti Resûlullâh’a aykırı bir hal yapmış olur.


5. Bölüm

Bu noktada bu sünnet derseniz o da böyle sünnet mi olur derse o da küfre düşer. Ama bir kimse sakalını kısalt dedi. stratejik davranıyor. O zaman buna söyle küfür ehli denmez. Allâh rızası için olan kul rızası için terkedilir mi demiş. Terk edilmez. Insanlardan suizan ile korunun diyor hadîs-i şerif. Hiç okumadım ilk defa duyuyorum. Zahiren adil görünen Müslümanlara hüsnü zanda bulunmak da mendup sayılır. Evet. Insanların şerlerinden korunmak, emin olmak için suizan ile ihtiyat lı olsa fakat dışa karşı konuşmasak, hüsnü zanda gözüksek günah olur mu? âyet-i kerime suizanın fazlasından sakınınız. Bir kimse zahiren sana bir bu noktada herhangi bir zararı yoksa etrafa duyduğun bir zararı yoksa onun üzerinde suizan beslemen caiz değil.

Hacca ve Ümre’ye gittiğimizde ilk Kabe’yi gördüğümüzde nasıl dua etmeliyiz? Dua etmek ilk gördüğünüzde dua etmek burada kuvvetli sünnetlerde dua edeceksiniz. Bu noktada nasıl dua edelim dediğinizde Açın Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl dua etmiş okuyun öyle dua edin. Önemli olan bir kimsenin bu noktada kalbinin orada ne hissettiği kalbinize gelene göre duanız edin. Tavafa nasıl niyet edilir, nereden başlanır, nerede bitiririz, her şaftta ne okumalıyız? Tavafa başlanılan yer şer’i olarak Hacer-i Al-Esset’in başı. Ama normalde Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nürük niye maniden başladığı da rüya et edilmiş. Ama şeriat olarak normalde Hacer-i Al-Esset’in başında başlanır.

Rütniye manide başlarsa daha ahla olur. Niyet ettim yarabbi senin rızan için ömrünün tavafını yapmaya, senin rızan için haccın tavafını yapmaya ya da normalde nafileye gittiyse nafile ediyorsa niyet ettim yarabbi tavaf etmeye. Bu kadar. Sefa ile Mervarası ibadet şekli nasıldır? Gidiş gelişlerde ne okumalıyız? Sefa ile Mervarası zikir yeridir. Normalde sefadan başlayınca bir kimse meytullah’a dönüp tekbîr getirir, tehlil getirir, dua eder. Ondan sonra Allâh’ı zikrederekten sefa ile Mervarası Merve’ye kadar gider. Merve’de tekrar tekbîr ve tehlil getirir. Oradan sefaya kadar gelir. Allâh’ı zikrederekten o ibadetin yerini getirmiş olur. Hakkınızı helal edin. Türkiye terörle savaşıyor. Aydınlar bir kısmı milletvekilleri iste terörü savunuyor.

Biz Müslümanlar olarak toplumun duruşunu ne olmalıdır? Türkiye’ye mücadele ederken iç ve dış düşmanlar terörü savunuyor. Türkiye bunun üstesinden gelir mi bu konuda ne yapmalıyız görüşlerinizi lütfeder misiniz? Evet Türkiye uzun zamandan beri içeride ve dışarıda terörle mücadele ediyor. O yüzden bu normalde teröre destek kim veriyorsa versin. Devlet millet el ele kol kola omuz omuza verip teröre ve de teröre destek verenlerden bu noktada hem terörden hem teröristen hem de teröre destek verenlerden hesabını sormalı. Bunlarla mücadele etmeli. O yüzden etrafınızda bu tip şeyler olduğunda bunu susturacaksınız. Size hemen siz siyaset yapıyorsunuz diyecekler. Bizim siyasetimiz belli. Bizim siyasi siyasetimiz Kur’ân Sünnet vatan millet.


6. Bölüm

Biz parti siyaseti yapmıyoruz. Bizi ilgilendirmiyor. Bu kim olursa olsun. Bu memleketin en büyük problemlerinden birisi bu. Bizim de şikayetçi olduğumuz noktalar var. Biz de tam anlamıyla memnun değiliz. Devletin çalışma sisteminden. Uyguladığı hukuktan yapılan yanlışlıklardan, eksikliklerden ama bunlar var diye eline silah alıp devletin güvenlik güçleriyle savaşacak. Onları şehit eşecek. Şehirleri yaşanmaz hale getirecek. Her tarafa hendek kazacaklar. Bomba düzenekleri koyacaklar. Genç çoluk, çocuk, memur, amır demeden katletecekler. Böyle bir şeye hiç kimsenin hakkı yok. Hiç kimsenin hakkı yok. Ister bunu bir ırk adını yapsın. Ister bunu din adını yapsın. Bakın ister bunu din adına yapsın.

Böyle bir şeye hiç kimsenin hakkı yok. Hiç kimsenin hakkı yok yani. O yüzden tüm millet olarak bununla mücadele edeceğiz. Bu konuda parti ismi zikretmenize gerek yok. ben şu partiliğim, bu partiliğim demenize gerek yok. Bana kızdılar. Ben HDP’yi de PKK’nın uzantısı diye karşı çıkıyordum. Bunu söylüyordum. Bana kızıyorlardı seçimlerden önce. Ben uzun zamandan beri takip edenler bilirler. Ben PKK, HDP, KCK, PNG’de adına ne dersen de. Hepsinde aynı kefede görüyorum. Bunlar içeriden ve dışarıdan Türkiye’nin başına sarılmış bir bela. Allâh hepsinde kahretsin. Âmîn. Cenâb-ı Hak hepsinde sürüm sürüm burunlarını sürttürsün. Âmîn. İbreti alem için onlara rezil rüsva etsin. Âmîn. Çünkü o normalde orada vazife yapan, görev yapan, polisi, jandarması, askeri, sivil küçücük çocuklar, aileler, yaşlılar, kimin hakkı var buna?

Kimsenin hakkı yok. Hiçbir şey adına hakkı yok. Hiçbir şey adına hakkı yok. Bakın hiçbir şey adına hakkı yok bunu. bunu bir dini motiflerle süslemeye çalıştılar. İmanlar koydular başlarına. Güneydoğu’da gitmişler, dergahları, tarikatları dolaşmışlar. Tabii onlardan katılan da olmamış. Zaten normalde şu anda terörün en merkezinde, sünni Kürtlerin, dindar Kürtlerin bulunduğu yerlerde yapıyorlar terörü. Diyarbakır’ın Sur ilçesi. Kürtlerin ilim yuvası, tarih boyunca. Medreselerin bulunduğu yerler. Kürtleri dinsizleştirme harekete. Dindar Kürtler’den rahatsızlar çünkü. Dindar Kürtler HDP’ye oy vermiyorlar. Dindar Araplar HDP’ye oy vermiyor. Neresi? Dindar. Orası HDP’ye geçit vermiyor. Terörün en yoğun olduğu yerler, bölgeler ve mahalleler orası.

Dinsiz çünkü. O böyle avan var, saf onlar. HDP’yi Kürtlerin bir ne o hakkını savunacakmış gibi zannettiler. Bir kısmı da öyle. Onları kâle almıyorum ben. Onlar gerçekten saf. Ama geri kalan bu toprakların yüz karası hepsi de. Ve bu millet bundan yirmi yıl önce insanlar biraz daha sempatiyle bakabilirlerdi. neden sempatiyle bakarlardı? Gerçekten ülkede böyle bir jekoben bir yapılanma vardı. Isim koyamıyor, şunu yapamıyor, bunu yapamıyor. Hepimiz şikayetçiydik bunlardan. Ya millet nüfus gidecek, ENES koyacak, ENES de koydurmuyordu isim. Koydurmuyordu. Yasaklı isimler vardı nüfus müdürlüğünde. Ubeydullah gidip koyamazdın yani. Yasaklı isimler listesinde. Bir sürü isim vardı. Sen şu ismi koyacağım dedin de yasaklı isimlere bakıyorlardı nüfus müdürlüğünde.


7. Bölüm

Evet hepimiz şikayetçiydik bunlardan. Bir sürü sıkıntılar var. Hâlâ da tekrar söylüyorum. Şikayetçi olduğumuz yerler var mı? Evet. Benim var mı? Evet. Ama din dahi yirmi üç yılda kemale erdi ve insanlara tebliğ bitti. Süreç alacak bunlar. Düzeltecek inşâAllah. Ama bunu silahla, bombayla şehirleri yakıp yıkaraktan karakollara bomba düzenekleri kuraraktan yok yurtdışındaki örgütlerle kol kola girerekten bu insanların kanını yere dökmek nereden hak olacak? Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Dergahta halife var mı varsa kimler? Varmış mı ki? Ben de bunu yazana sorayım. Dergahta hiyerarşik sıralamadık kimler var isimlerini öğrenmek istiyoruz. Sıralama nasıl? Ne yapacaksın? Madalya mı takacak bu arkadaş?

Sen başındaki çavuş, tabi ol nerede duruyorsa. O sana öğretir inşâAllah. Âlim bir büyüğümüzün ailesine ve gelecek nesillerine bir yiyeceği her ne sebeple olursa olsun yasaklaması ve bu yasağa uyulmasını nasıl karşılıyorsunuz? Yasaklayan ve yasaya uyan günaha girer mi? Olabilir bir kimse. Normalde siz tahir yiyecekler yiyiniz âyet-i kerimesine bakaraktan bir yiyeceğin tahir kendileri için tahir olmadığını temiz olmadığını hükmedebilir mi kimse? Tali bir mesele. O yüzden çocuklar siz bundan uzak durun diyebilir. Ailesine bundan uzak durun diyebilir. Sülalenin bir rahatsızlığı vardır. Ailesine diyebilir. Bu yiyecekten uzak durun. Örneğin benim benim zürriyetimde şeker hastalığı olabilir mi? Evet.

İhtimal var mı? Var. Ben kendi zürriyeti mi bunu diyebilirim. Şekerden uzak durun. Bizde böyle bir rahatsızlık ihtimali var derim. Bunun gibiyse bunda bir beis yok. Cemaatle namaz kılarken kalbimizden zikir çekebilir miyiz? Evet. Evde namaz kılarken kıbleye kabir esmini asıp karşısında namaza durulur mu? Hayır. Camide namazdan sonra nafile namaz kılmak rüya olur endişesi geliyorsa rüya olur mu? Hayır. Misvak ağız ve diş sağlığı için temizleyici bir malzemedir. Ayrıca misvak kullanma işi Rabbimizin rızasını kazandırılacak işlerdendir. Nesai taharet. Sünnet olan misvak kullanmak mıdır? Yoksa ağız ve diş bakımı yapıp ağızı temizlemek midir? Her ikisi misvak ağacıyla dişlerini temizleyen sünnet sevabı alırken diş fırçası, diş macuna, ağız gargarası, diş ipi kullanarak ağız bakımı yapan birisi de bu sevabı alabilir mi?

Evet. Üç kere cuma namazına gitmemenin hükmü nedir? E bunu normalde Darül İslam’da bu hukuk geçerli olur. Darül İslam’da kim bir kimse üç cuma namazını üç süsle gitmezse onun cenaze namazının kılınmayacağına dair hükmetmişler. Çünkü Darül İslam’da cuma’ya gitmek farzayındır. Darül Harp’te bir kimse herhangi bir yasaklamadan dolayı cuma’ya gidemeyebilir. Bu Darül Harp ile geçerli. Ama şu anda memurlara, işçilere, devlet kademesinde olanlara cuma genelgesi yayınlandı. Cuma genelgesi yayınlanınca seni bir kimsenin normalde bu noktada devlet dairesinde çalışanların kaçıp göçecek yan yata çamura battı diyecek yeri kalmadı. E bu cuma genelgesiyle öyle Darül İslam oldu da demeyin. Böyle bir şey de yok.


8. Bölüm

Sakal sünnet iken camilerde kocalarımıza çoğu neden sakalsızlar? Sünneti terk ediyorlar. İmamlar memur. Devletin altı yüz elli yediye tabi memuru. İsterse kaymakam onların sakallarını kestirebilir. Başındaki müftü onların sakallarını kestirebilir. Sakalınızı keseceksiniz. Altı yüz elli yediye tabi iseniz. Kaymak gibi olacaksınız derse söyleyecek bir lafları yok. Büyük bir çoğunluğu kaymak gibi zaten. Birkaç kişiye ya hocam kirli de olsa bir sakal bırakanı öyle diyorlar ya kirli sakal diyorlar ya. Makinayla kes filan deyince biz altı yüz elli yediye tabiyiz dediler bana. Allâh kimin göğsünü İslam için yarmışsa artık o Rabbinden birinin üzerine olur. Değil mi? Allâh’ın zikrinden kalpleri kasiyet kasvet bağlı, kasiyet bağlayanların vay hâline. onlar apaçık delalet için dediler.

Zümar Suresi âyet yirmideki kasiyet bağlayanları ile ne kastedilmiştir? Kalbi kararmış olan. Vallahi billahi Allâh çarpsın ki şu zamana kadar şöyle ya da böyle yapmayacağım dedim. Bu yeminim bozduğumda durum ne olur? Özellikle Allâh çarpsın dediğim için. Üç gün oruç tutacağım. Benim annem babam başkalarını olumsuz bir şekilde kınıyorlar sonra o kınadıkları şey benim başıma geliyor. Bunda benim günahım var mı? E günahı işleyen sensin. O hatayı o yanlışı yapan sensin. Bizim dinimizde günah ferdidir. Kim yaptıysa onundur günah. E ya benim annem başkasının çocuğunu kınadı benim başıma geldi. Annen kınadığı için senin başına geldi. Sen masumsun. Öyle bir şey yok. Günahı sen işledin, hata senin. Sonra yine başkalarına kınıyorlar.

Ben kınamayayım, yapmayayım, başınıza gelir diyorum. Gelirse gelsin diyorlar. Ben çok üzülüyorum, ne yapmalıyım? Onların başına gelecek. Sen kendini muhafaza etmeye çalış. Tarım kredi kooperatörü 10 baş ve üzeri inek alımına yüzde dört faiz uyguluyor. Ihtiyacımızdan ve iş kurmaktan dolayı almamız uygun mudur? Tar ilhakta uygundur. Haksızlık karşısında susan diksel şeytandır hadîs-i şerifi. Benim bir maruzatımı size arz etmek istememe vesile oldu. Hakkınızı helal ediniz, helal olsun. Derdim ne Halit Hoca’yı şikayet etmek ne de Hüseyin abiyi savunmak yalnız Hüseyin abi Halit hocanın anlattığı şekilde farklı bir üslupla bize soru sorma adabı hakkında ön bilgi vermek istemişti. Ben de hacizhanede bunu sizinle paylaşmak istedim.

Tekrar hakkınızı helal edin. Allâh sizden razı olsun demiş. E bu sizi ilgilendirmez. meşru bir söz var ya çok ağabey olacak ama filler sevişirmiş. Olan oradaki yeşillikleri olurmuş ya. Siz abilerinizin arasındaki meselelere girmeyin. O yüzden gerek yok. Girme savunup savunmama. Bu noktada hüküm verilen bir şey yok. Hütmedilecek bir şey diyor. Bu tip şeyler sizi aldatır, kandırır. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Herkes işine bakacak. Bu tip şeylerde böyle taraf girlik gibi veyahut ya bu ağabey böyle dedi ama bu böyleydi filan bunlara girmeyin. Bütün kardeşler için geçerli bu. Herkes işine devam etsin. O birisi öyle der, öbürü ki öyle der. Biri o taraftan bakar, biri bu taraftan bakar. Bunların hepsi de haktır.


9. Bölüm

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri istişare ederdi. Herkes istişarede sözlerini düşüncelerini orta yere koyardı. Hakikat ve ilim oradan çıkardı. O yüzden herkes bir pencereden bakması insanların orada bir şeye düşünmemesi, bir şey için mücadele etmemesi, bir şey için çalışmamasından kaynaklanır. Eğer bir yerde bir meselede birkaç tane görüş çıkıyorsa bu hala bir şey. Herkes o meselede kafa patlatıyor. Herkes o meselede bir şeyler yapmaya çalışıyor. Herkes o meselede bir katkıda bulunmak istiyor. Meseleye o gözle bakın. Bu İmam Azam’ın talebelerinin farklı iştahat getirmesi gibi. Hiçbirisi koca imam böyle söylemiş. Biz bunu olduğu gibi kabul edelim, farklı bir şey düşünmeyelim dememişler.

İmam Azam Hazretleri bir iştahat etmiş. İmam Muhammed farklı iştahat etmiş. İmam Yusuf farklı iştahat etmiş. Enteresan. Bazı İmam Muhammed, İmam Yusuf birleşmiş bir konuda. Bazı normalde İmam Muhammed’le İmam Azam birleşmiş, İmam Yusuf ayrılmış. Bazen İmam Yusuf’la İmam Azam birleşmiş, İmam Muhammed ayrılmış. Bunların hepsi de haktır. Örnekleme açısından söylüyorum. O yüzden bizim dergamımızda da herkesin bu noktada kendince bir iştahat olur. Kendince olan o iştahatını biz hor fakir görme noktasında değiliz. Bir kimse bakar bir veçhesinden iştahat eder, baktığı gördüğü haktır. Bir başkası da bir veçheden bakar, o da iştahat eder, o da kendi veçhesinde haktır. Bu mesele Kur’ân ve Sünnetin dışında olmadığı müddetçe bunda herhangi bir sıkıntı, herhangi bir problem olmaz.

O yüzden kardeşler bu noktada bu tip meselelerin üzerinde bir iştahat farklılığı olarak görecek. Iştahat farklılığı olarak görerekten bu meseleyi kendince konu malzemesi yapmayacak. Biz oturun benle istişare ederim. Adnan farklı söyler, Hüseyin farklı söyler, Cafer farklı söyler, Halit farklı söyler, Hacı Mehmet farklı söyler. Herkesin bir bakış açısı var. Akılsız değil bizim kardeşlerimiz. Bilgisiz de değiller. Bilginin olduğu yerde farklı iştahatlar çıkar. Bilgi yoksa o toplumda kalpleri de bu noktada ilham almıyorsa kalbi olarak da bir çalışan bir şeyleri yok ise oradan farklı bir şey çıkmaz. Bu aslında kendi içerisinde oranın çalışmadığını gösterir. Oranın bu noktada ne kalben ne ilmen bilgi açısından ne de kalbi bilgi açısından oranın kaynamadığını, oranın çalışmadığını gösterir.

Bu bir taraftan bakıldığında aslında Allâh muhafaza eylesin. Tehlikeli bir boyuttur. Neden tehlikeli bir boyuttur? Bir o sûfî yol kendi kendisini yenilemeli. Sûfî yol kendi kendisine yeni iştahatlar getirmeli. Çünkü yaşadığı coğrafyaya göre, yaşadığı şehre göre, etrafındaki sosyal kişiliklere, pratiklere göre orada iştahat farklılıkları olacaktır. Yunağa gittiğinizde, Yunak’taki pozisyon farklı olacaktır. Siz burayı yunağa taşımaya çalışırsanız hata yaparsınız. Çanakkale’ye gittiğinizde Çanakkale’de farklı çalışacaktır orada sistem. Siz yunağa Çanakkale’ye götürürseniz o sizin kör olduğunuzu gösterir. İzmir farklı çalışır. Siz Bursa’yı, İzmir’e, İzmir’i Bursa’ya adapte etmeye çalışırsanız sınıfta kalırsınız.


10. Bölüm

Her yerin ama oradaki kimlik ve kişiliklerden ve bilgi konumundan ve kalbi konumuyla oranın sosyal olarak dokusuyla alakalı, ekonomik dokusuyla alakalı hep orada iştahatlar farklı olabilir. Dergâh içi iştahatlar. O yüzden oraya böyle tepeden karışmak da uygun değildir. sen bunu böyle yapma. Biz Bursa’da bunu böyle yapıyoruz. Sen Bursa’da onu öyle yapabilirsin ama orada o geçerli değildir. Oranın sosyal dokusu farklıdır. Oranın ekonomik dokusu farklıdır. Oranın bilgi dokusu farklıdır. Siz yeni bir yere gittiğinizde herkes talibini zikrullah yapsın diye uğraşırsanız millet kalmaz orada. Ya biz Bursa’da böyle yapıyoruz. Dur kardeş ya Bursa’da sen öyle yapıyorsun da Bursa’da yirmi beş yıl olmuş.

Eee orada daha beş yıl olmuş, altı yıl olmuş. Ya İstanbul’da böyle yapmak lazım. Dur kardeş ya. İstanbul dediğinde altı yedi yıl olmuş. Nerede Barbaros? Barbaros kaç yıl oldu? On yıl oldu. On yıl oldum ya. MâşâAllah subhanallah. O yüzden normalde bu zakirlerin arasında kardeşlerin arasında bu tip meselelerin inceliklerini inşâAllah öyle bir iştahat gibi bakın. Öyle bir renk gibi görün. Mesela Adnan hocanın stiliyle örneğin Cafer’in stili aynı değil, Hüseyin’in stili aynı değil. Bir renk olarak görün. Adnan’ın bakışıyla, Cafer’in bakışı aynı noktada değildir. Ama hiç çatışmazlar. Renk Hüseyin’in bakışı farklıdır, bir renk. Halit’in bakışı farklıdır, bir renk. Hacı Mehmet’in bakışı farklıdır, bir renk.

Onlar çatışır gibi görünür size. O nefsin aldatmacısıdır. Çatışmaz onlar. Bizim dergamızda herkes bir renktir. Ben hiç kimseyi bir renge bağlamak istemem. Her renk kendi içerisinde kıymetlidir. Lazımdır o. Sizler de hepiniz de birer renksiniz. Ben aynileşmeye karşıyımdır. Dergâh aynileşmeyecek. Bir insanı iş yeri aynileşmeyecek. Bir kimsenin kendisi aynileşmeyecek. Kalbin aynileşmeyecek. Bilgin aynileşmeyecek. Işin aynileşmeyecek. Evin aynileşmeyecek. Aynileştiğin anda sen kaybedenlerdensin. Köhneleşirsin, batarsın. Dergâh aynileşmeyecek. Nerede bir aynileşme varsa orası köhner, orası batar. Bir lokanta düşünün. Lokanta ııı esnaf lokantası orada her gün bir kimse aynı yemeği yiyer mi? Yemez.

Adam farklı bir yemek isteyecektir. Bakın farklı bir yemek isteyecektir. Bakın herkes tek renk mi giyiniyor? Yok bizim dergamızda böyle bir şey zaten. Eğer öyle bir şey olmuş olsa deriz. Hepiniz siyah sarık sarın veya hepiniz yeşil sarık sarın. Hepinizin kıyafeti şöyle olsun. Hepinizin kıyafeti böyle olsun. Hepiniz böyle düşüneceksiniz. Hepiniz böyle ibadet edeceksiniz. Bizim sûfî ve din anlayışımız bu noktada değil. Herkes kendi rengini koyusun. Birisi çok oruç tutacak, birisi çok namaz kılacak, birisi çok zikredecek, birisi çok tasadduk edecek, birisi çok ömreye gidecek, birisi çok hacca gidecek, birisi herkese tebessüm edecek. Kendince kendi dairesinde tutunduğu bir şey olacak. Bunun hepsini topladığımızda bir bütüncülük oluşacak.

Her yer her yerde dinle alakalı bir şey bir kimsede zirve yapmış. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ya, devamlı az ama devamlı olan ibadetinizden Allâh hoşnut olur. Az ama devamlı. Bir şeyi tutturmuşsunuz. O kimse pazartesi perşembe mütemadiyen oruç tutuyor. Devamlı bak. Bir kimse her gece iki rekat namaz kılıyor. Devamlı ama. Bir kimse her gün bir fakir doyuruyor. Devamlı ama. Devamlı. Bunlar güzel şeyler. O yüzden o her gün bir fakir doyuran bir kimseye şunu demesen ya sen bunu yapacağını her gece namaz kıl. Ya bırak. O ondan kendinde bir nefes bulmuş. Öyle mi? Devam etsin oradan. Ve o kimse her perşembe oruç tutuyor. Eline onu. Dokunma. Neden? Ya onunla kendini o bir yol bulmuş kendince.

Hak mı? Evet. Eline mi? Bir kimse var. Hiç abdestsiz yere basmıyor. Harika. Nerede abdesti bozulsa orada abdest alıyor. Bakıyor şunun öbüründen. Ya neden bu böyle yapıyor şimdi ya? Riya mı diyor? Ya ne alakası var? Adam oradan bir yol tutturmuş kendine. Senin yaptığına riya diyen var mı? O kendine oradan bir yol tutturmuş. Bu renk. O yüzden herkes kendi rengini parlatmaya baksın. Bir başkasına deme seni neren yeşil tonun böyle diyor. Bırak. Onun tonu güzel. Herkesin tonu güzel. Kendi içerisinde harika. Bak kendi içerisinde harika. Onu kendi tonunuza getirmeye gayret etmeyin. Bu doğru değil. Onu kendi anlayışınıza getirmeye gayret etmeyin. Bu doğru değil. Sizi de bir kimse kendi anlayışına getirmeye çalışmasın.

Bu da doğru değil. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Şükür, Kâbe, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı