Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

481. Dergâh Sohbeti — Taksit ve Fâiz, Dârülharp, Yeni Doğan Sünnetleri, Mest Hükümleri

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 481. Dergâh Sohbeti — Taksit ve Fâiz, Dârülharp, Yeni…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun inşâAllah. Şu soru enteresanıma gitti. Başa aldım. Telefon almak istiyoruz. Fiyatı bin TL. Peşin veremiyorum. Taksit de almak istiyorum. Evkur mağazası aynı telefonu bin üç yüz TL peşin ve taksitle de aynı fiyata veriyor. Banka kredisiyle de bin yüz TL veriyor. Taksitli fiyatı ama yüz TL faiz koyarak benden alıyor. Bunu bize izah eder misiniz? Bunu nesini izah edeyim? Varsa cebinde git bin liraya telefonu al. Yoksa cebinde bin lira alma telefon. Almak zorunda mısın? Git elli liralık telefon kullan. Ya neden illaki bin liralık telefon, beş yüz liralık telefon, neden illaki bir şeyi taksitle alacağım diye uğraşıyorsunuz?

Almaya ver. Bu varlıkla, yoklukla alakalı bir şey değil. Bu bir hayat felsefesi. Almam. Almam bu kadar basit. İflas ettiğimde de almadım. Hiç param olmadığında da almadım. Hiçbir zaman almadım. Almam. Almaya verin. Gider yüz liralık elli liralık bir tane telefon alırım geçerim. Yüz liralık telefon alırım geçerim. Ticaret hayatımda bir sefer kamyon aldım. Iş arabası olarak. Onda normalde kamyon arıyorum böyle abim galerici. O ona dedim ya böyle böyle bir tane araba lazım bana. Böyle o o üç gündür beş gün aradı aradı girdi böyle beynime gidelim sıfır alalım filan. Onun o tanıdığı bayi. Bayiye gittik. Ben elimdeki çeklerle alacağım hesapta. Orada iş döndü, yan yattı, çamura battı. Banka kredisiyle aldık.

Ondan sonra gittim hepsini birden kapattım, bitti mesela. Yok. Benim işim değil. Benim tarzım değil. Ha dini fıkıh açısından bana soruyorlar. ev alacağız. Banka kredisiyle. fıkıh açısının dini fıkıh açısından Türkiye’ye hiç kimse darül İslam diyemez. Darül İslam derlerse savcılığın önüne boylarlar darül harpte diyemezler. Darül harpte dinde devletle harp ediyorsun manada çıkıyor. Bunu söylerlerse insanlar normal her iki tarafta da sıkıntılı değinek bu. Ama İmam Muhammed Hazretleri demiş ki bir yerde İslam hukuku yok ise orası darül harptir demiş. Darül harpte de harbiyle müminin arasında faiz yoktur alışverişlerde demiş. İslam hukuku yok. İslam hukuku olmayınca orada harbiyle onun arasında faiz yok.

Ama müminin müminden faiz alıp vermesi yine haram. O yüzden bankalarla olan ilişkilerinizde eyvallâh. Devlet dolan ilişkilerinizde eyvallâh. Ama şahıslarla olan ilişkilerde dikkat etmekte fayda var. Ama bir kimse bir mala bu farklı bir şey bakın. Bir kimse şu mal bu dedi ki yüz lira bin yüz lira peşin bin lira ondan sonra elli lira da bin beş yüz lira. Daha akip bitmedi, alışveriş bitmedi. Ben bunu peşin bin liraya aldım. Sen de sattın, sattın, bitti alışveriş. Ya ben buna peşin verecektim ama ben buna yüz lira vadeli versem, yüz lira vade farkı versem olur mu? Aradaki bu faiz oldu. Birinci akti bitirecek o zaman. Almayacak bu malı. Peşin dediyse zaten normalde mal bir tarafa para bir tarafa.


2. Bölüm

Peşin bu. Beş gün sonra beş gün vadeli oldu. On gün sonra on gün vadeli oldu. Bir kimse peşin para diye bu malı normalde akitleştiyse üç gün sonra parasını veremez. Üç gün sonra parasını veriyorsa o malı satan adamın hakkına girmiş oldu. Ya diyecek ben bunu bir ay içerisinde peşin öderim. On beş gün içerisinde peşin öderim. On gün içerisinde peşin öderim. Beş gün içerisinde peşin öderim. Üç gün içerisinde peşin öderim. Akit bitmeden daha. Ben bunu bir ay içerisinde ödersen bin lira. Beş ay sonra ödersen bin yüz lira. On ay sonra ödersen bin iki yüz lira. Bu alışveriş facit oldu. Malı alan adam on ay sonra ödeyip bin liradan ödeme hakkı var. Malı alan adam bin liranın üzerinde ne ödüyorsa hepsi de faiz oldu.

El Hidayet’i alıp ticaret bahsini okuyacak ticaret kapanmaz. El Hidayet’i alıp El Hidayet’den Davul Harp bahsini okuyacaklar. El Hidayet’i alıp faiz bahsini oradan okuyacaklar. Davul Harp’teki faizle alakalı meseleler. Allâh bizi affetsin inşâAllah. On iki yaşında Rümaiysa isminde kızım var. Şu an sohbet de tesettür konusunda okulda kapalı arkadaşı olmayınca zorluk yaşıyor. Evet bu yaşta on ikiyle on beş yaş arası on birle on beş yaş arası kızlar ne yazık ki bu noktada etraflarından olumsuz bir şekilde etkileniyorlar. Hatta büyükler bile etraflarından olumsuz bir şekilde etkileniyorlar. Anne baba bir şekilde onlar bilinçlendirip onların bu olumsuz etkilenmesini tolere edecekler. O zaten tam böyle çağı şimdi böyle etrafından negatif etkilenme çağı.

Etrafında eğer herkes tesettürlü olsa bu noktada ona tesettürü sevdirici, tesettürü bu noktada tatlı gösterici ablalar, kardeşler, okul arkadaşlar olsa böyle bir sıkıntı yaşamayacak. Ama velakin etrafında insanın bu tip şeyler olmayınca mecbur zorluk yaşıyorlar. Erkekler de yaşıyorlar. Erkeklerin de etrafında Kur’ân ve sünneti yaşayan bir arkadaş topluluğu yoksa onlar için de büyük handikap. Bu zamanda büyük handikap. Bir erkeğin de büyük dayı olsa kendini muhafaza etmesi zor. Bir kadının da kaç yaşında olursa olsun kendini muhafaza etmesi zor. Allâh muhafaza eylesin inşâAllah. El arabası gibi şeylerle sokaklarda yiyecek, içecek, satmak caiz midir? Vergi vermediğimiz için sıkıntı olur mu? Devlet onlardan vergi almıyor ki zaten.

Ayrıyeten caiz. Neden caiz olmasın ki? Tasavvutta şeyhin başa geçmesi için kırk yaşını doldurmuş olması mı gerekir? Bu tip tasavvutta eski sufilerin böyle bir ilkesi var. Bu illaki böyle olacak diye bir kaide yok ama o eski sufilerin ilkelerine uyacağım diyenler için önemli. Bizim için önemli. Örneğin. Ben o eski sufilerin kaidelerine uyumasından yana tavır takınanlardanım. Eğer makul şeylerse Kur’ân ve sünnetin içindeyse bence uyulması lazım. Örnekleyecek olursak kırk yaşından önce peygamber olan hiçbir peygamber yok. Bütün peygamberlere peygamberlik kırk yaşında tebliğ edilmiş. Onların peygamber olacağı önceden bilinmiş olmasına rağmen onlara peygamberlik tebliği kırk yaşında olmuş. O yüzden sûfîler de kendileri ince böyle bir kaide geliştirmişler.


3. Bölüm

O kimse evliya olabilir. O ufak yaşta da evliya olunur mu? Her cevap olunabilir. Ama Mürşid-i Kamil söz konusuysa kırkından önce olmaz demişler. Burada bir kardeş ııı böyle bir şey yazmış. Ben şimdi her şeyi buraya geleni genelde okuduğumdan okuyacağım. Ama bunlar böyle değil. Bunu da baştan söyleyeyim. Günlük yaşantımda bilerek bilmeyerek yaptığım hatalardan nefsime uyup yaptığım yanlışlardan dolayı sizden ve abilerinden özür dilerim. Hakkınızı helal edin inşâAllah. Haram olduğunu bile bile hatalara yanlışlara düşüyorum. En kısa zamanda kurtulurum. Dua ederseniz sevinirim. Kim bu belli değil. Bu arkadaşlarla helallaşacaksa bir kimse bir şey söylüyorsa bizim derganın adabıdır. Kalkar o kimse.

Arkadaşlar bana hakkınızı helal edin. Ben sizin hakkınızda şöyle söyledim. Bir kimseyle helallaşacaksa bir kimse doğru helallaşma bu. Geçecek onun yüzüne diyecek ki ben senin hakkında böyle böyle bunlar bunlar bunları konuşmuştum. Bana hakkını helal eder misin? Millet şimdi kendi konuştuğunda yüzleşmek istemiyor. Bana hakkını helal et. E helal olsun. Bu işin kaçak tarafı. Ben senin hakkında bunu söylemiştim. Bana hakkını helal eder misin? Asıl yüzleşme bu. Çıkar arkadaşlar ben sizin adınıza sizin için böyle söylemiştim. Toplumun hakkı çünkü. Eyvallâh. Aman ne isim var ne bir şey var. Biz şimdi kime hakkımızı helal ettik? Burayı yazanın. Tanıyor muyuz? Hayır. Biliyor muyuz? Hayır. Arkadaşlar bana hakkınlarını helal etsinler.

Sen arkadaşlar için ne yazdın? Ne söylediğini biliyor muyuz? Hayır. Çıkacak. Düşecek ki arkadaşlar ben sizin hakkınızda şöyle bir şey söyledim. Bana hakkınızı helal edin. Eyvallâh. Eğer Kur’ân sünneti ince çizgide yaşayacağım diyorsa Allâh muhafaza eylesin. Benim babamın beyin damarlarında tıkanıklık vardı. Iki defa hastaneye kaldırıldı. Bunun hakkında sizin bir tavsiyeniz varmış. Bize de onu tarif eder misiniz? Eee benimki normalde her iki taraftan da şey oldu. Bir bizim Murat Hoca bir ilaç tavsiye etmişti bana. Şimdi ilacın ismi hakkında değil. O ilaca devam ederken ben bitki çaylarını da devam ettim. Bir de ayrı yeten şey o iki litre limon suyuna kırk beş elli tane sarımsak içine tuz, su hiçbir katkı maddesi koymadan karıştırılıp o böyle güneş görmeyecek bir yerde yaklaşık yirmi beş gün bekletiliyor.

Sonra sabah akşam birer fincan içiliyor. Bu kanın içindeki şeylerini o pıhtılaşmayı önlüyor. Kanı inceltiyor. Damar tıkanıklarının açılmasına sebep oluyor, vesile oluyor. Şifa Allâh’tan. Bunu yaptım ben. Bir de ardı argına yaptım. Böyle iki üç ay arayla bir daha yaptım. Iki üç ay arayla bir daha yaptım. Şu anda bir sıkıntı yok. Ondan sonra elhamdülillah. Ama yine de dikkat ediyorum. devamlı Murat Hocamın tavsiyeleri var. Bol bol su içeceğim. Bol bol sıvı şeyler yiyeceğim. Ondan sonra Nehroli’nin tavsiyeleri var. Nehroli dedi ki kahve içeceksin, çay içeceksin, soda içeceksin. Ondan sonra ne bileyim böyle bir sürü sıvı şeyleri devamlı alacaksın diye. Düşmeyeceksin dedi. Başka ne dedi? Orucu yasakladı.


4. Bölüm

Asla oruç tutmayacaksın dedi. E şeker de var zaten. Cenâb-ı Hak oradan bir şifa verdi. Inşallah. Kardeşler bunu normalde böyle bir rahatsızlık olmasa dahi yapsınlar bilhassa kış aylarında insanlar biraz daha böyle ııı fazla yürüyüş yapamıyorlar, oturuyorlar, fazla hareket edemiyorlar, fazla böyle tere atamıyorlar, kışın bunu yapmak daha faydalı. Inşallah yapacağız bende bu sene gene inşâAllah. Derviş sohbetinizde dervişin kurnazı zikirde üstadın kalbine girmeyi düşünendir dediniz. Ne şekilde düşüneceğiz? Vallahi nasıl dediğimi bilmiyorum ki hangi hali etir Ruhiye’yle. Demişim demek ki. Bir katılım bankaları ev veya arabayı bizim için alıp çarpayı koyararak taksit de bize satıyor. Göslediğimiz evi ve arabayı dinimizce hükmü nedir?

Şeriatan bir sıkıntı yok bir kimse bir şeyi peşin paralı size vadeli satabilir. Bunda bir problem yok. Ama siz satın alırken kaça satın aldığınızı kesin biliyor musunuz? Biliyorsanız. Adam diyorsa ki vadeli bunu ben sana beş liraya sattım. Bu caiz. Bunda bir sıkıntı yok. Kadınların pantolonla namaz kılmaları caiz midir? Haram olduğuna dair bir şey getirin. Bir kadının namaz kılarken tesettürü belli. Kadının namaz kılarken tesettürü el ayak yüz. Bunlar açık olduğu müddetçe bunlar açık olacak. Geri kalan tesettürlüyse örtülüyse namazı namaz. Hanefi fıkhında kadınların namaz tesettürü belli. Kadının namazın ortadaki o tesettürlüğünde haklı bir ihbare konusu gibi kadının dışarıdaki tesettürü vücut harfleri belli olmayacak.

Hiç görünmeyecek. Bu dışarıdaki tesettür neyle örtülüyorsa örtülsün. Vücut harfleri belli olmayacak. Bir, iki, bu kadar. Sesim arkaya geliyor mu? Efendim konuşma var burada gelmiyor efendim. Benim sesimde değil oradakilerin kendi kendilerinin konuşmalarından mı kaynaklı? Evet efendim. Bir arkadaşım sürekli sen şeytansın diyor. Bu doğru mudur? Bir kimseye sen şeytansın demek ve la ilahe la Muhammeden Resûlullâh diyen bir kimseyi küfrüne hükmedemektir. Bir kimseye şeytansın demek herhangi bir kimseye sen şeytansın dediğinde onun küfrüne fetva veriyorsunuz. Iman ehli bir kimseye küfrüne fetva veren kimse eğer o kimse iman ehliyse kendisi küfür üzerine ölür. Sen şeytansın demek düpedüz çünkü o kimsenin cennetten kovulmuş bir hal olduğu ibaret edilir ki bu da küfür ehli demek.

Allâh muhafaza eylesin. Fıkıh öğrenirken zaman zaman zorlandığımız, takıldığımız yerler oluyor. Örneğin maide süresi altı. Ey iman edenler namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi dirseklere kadar ellerinizi başınıza mesledip her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın. Diyerek abdest almamızı yüce Allâh emrediyor. Buna göre her namaz için abdest almak gerekir mi? Yoksa peygamber aleyhisselatü vesselam bir abdeste birçok namaz kılmış. Fıkıh öğrenirken bizlere nasıl bir yol tavsiye buyurursunuz? Bu noktada fıkıh öğrenirken el hidayeyi alacak arkadaşlar. El hidayeden okuyacaklar. Ya da daha kısası gidip Ömer Nasır bilmenin bir ilmi halini alıp okuyabilirler. Veya talebesi Fikri Yavuz’un ilmi halini alıp okuyabilirler.


5. Bölüm

Ama fıkıh okacaksınız, okuyacaksanız en azından el hidayeyi dört cilt alıp fıkıh okuyabilirsiniz. Normalde el hidayede çünkü o meseleyle alakalı ayeti kerime ondan sonra hadi hangi hadîs-i şerifleri kendilerine ölçü aldıklarını Hanefiler belirlemişler. Biraz daha tafsilata girmişler. Şafiler böyle demiş. Malikiler böyle demiş. Ambeliler böyle demiş. Onların bu dediklerine biz buradan cevap veririz deyip tafsilatlı bir fıkıh öğrenmiş olursunuz. O yüzden fıkıh öğrenirken inşâAllah el hidayeyi takip etmeye gayret edin. Bir ya da Ömer Nasır’ı bilmenin veyahut da Fikri Yavuz’un ilmi hali veya Kudur’un tek ciltlik ilmi hali olabilir. Akayit noktasında imam Nesef’inin akayidini akayit kitabını alıp okuyabilirsiniz.

Hiç olmazsa bu noktada sapıkların söylemiş olduğu sözlerle alakalı kendimizi korumuş oluruz. Yeni doğan bebek ile ilgili yapacağımız sünnetler açıklar açıklayabilir misiniz? Saç tıraşını nasıl yapmalıyız? İlk hurmayı nasıl vermeliyiz? Hakika isim ve saç kesme yedinci gün mü olmalı? Allâh razı olsun. Bu noktada yeni doğan çocukla alakalı Hazreti Peygamber Salullah ve Senem Hazretleri doğar doğmaz. Ağzında biraz hurmayı ezer. Hurmayı ezdikten sonra çocuğun ağzına ilk önce hurma yalatır. Ezilmiş hurmayı verir. Ardından sağ kulağına ezan, sol kulağına kahmet getirilip ismi okunur. Yedinci gün de saçları tıraş edilip karşılığı miktarınca altın tasadluk edilir. Ardından kız çocuğuysa bir koyun, erkek çocuğuysa iki koyun.

Kurba, hakika kurbanı edilip dağıtılır. Yeni doğan bir çocuğun sünneti Resûlullâh üzerine ilk yapılacak olan işlemleri bunlar. Çorap mes giysek, termal, su geçirmeyen, sünnete uymuş olup gün içerisinde mes edebilir miyiz? Normalde mestin ayakta durması gerekir. Mest edecek olduğunuz, ayağınıza giydiğiniz şey ayakta duracak. Çorap mes dediğiniz şey ayakta durmuyor. Ayakta durmadığı için onun üzerine mest edilmez. Ayakta duracak ama normalde biraz daha kalın bir mestse ayakta duran o zaman onu onun üzerine mest edilebilir. Ayakta durmuyorsa onun üzerine mest edilmez. Bu ne olursa olsun. Ayakta duruyorsa bu ayaktaki kemikler var ya alt, en alt kemikler. Ne kemiği diyorlar Kaval kemiği mi? Şu şuradaki ayağın buradaki kemik var ya elin eldeki kemik gibi.

O ayaktaki bilek kemiklerinin kemiğinin normalde yarısını geçmesi lazım boyu. Ayakkabıya mest edilmez çünkü. bu demek oluyor ki bot hükmünde olacak. Bot hükmünde olan bir şeye de mest edilir mi? Evet. Bot hükmünde abdesti giydi, yolda abdesti bozuldu, o botun üzerine mest edip ama bu sefer de botuyla namaz kılması gerekir. Ya da çıkarır çıkarmaz ayaklarını yıkaması lazım. Botun üzerine mest ederekten botları çıkarmadan namaz kılabilir mi? Evet. Mest bu. O yüzden ayakta durmayan bir çorap, ayakta durmayan mesela şey olsa çok sıkı bir yün çorap örülse keçemsi böyle o çorap ayakta dursa altına su kaçırmamış olsa ona da mest edilir. Içine su kaçırmayacak. Mesela keçemsi diye o yüzden söyledim. Önceden yünden örerler bir de onu döverlerdi.


6. Bölüm

Onu dövdükten sonra o yün o dövülen şey keçemsiye dönerdi. Keçemsiye dönünce altına su geçirmez onu. İnce olur. Böyle bir şey olursa da o yine de ııı mest hükmüne geçer. Kur’ân-ı Kerim okunmasını bildiğim halde bilgisayardan dinleyerek hatime başlayabilir miyim? Olabilir. Bunda bir sakınca var mı? Yok. Allâh yardımcınız olsun inşâAllah. Çabuk ver. Mustafa Kemal Atatürk hakkında ne düşünüyorsunuz? O insanı çok büyük bir insanmış gibi gören arkadaşlarımız var. Onlara ne tavsiye etmeliyiz? Ölmüş gitmiş herkes hesabını kendisi verecek. Ne büyük düşünürüz, ne küçük düşünürüz. Istismar edilen bir kimse. Fırtınalar koparıyorlar üzerinde. Gereksiz. Siz onu ne kadar methederseniz edin. Allâh’a karşı hesabı neyse görülecek.

Ne kadar kötülerseniz kötüleyin. Allâh’a karşı hesabı neyse görülecek. Müslümanlar bu tip boş şeylerle oyalanmayacak. Bunun üzerinde tartışmaya bile gerek yok. Hiç atışmayın, hiç tartışmayın. Atatürk’le alakalı hiçbir şekilde atışmayın da tartışmayın. Ne iyiliğine ne kötülüğüne. Herkesin hesabı verilecek, gidecek. Bu tartışmalar yorucu tartışmaları, gereksiz tartışmaları. Boş muhabbet. Biz bu konuda hiç tartışmıyoruz. Velattah anna amin. illaki methedcem diye uğraşıyor bazı insanlar. Methed kardeşim Allâh muhabbetini artırsın. Bana ne? Kimisi de bütün hayatını onu kötülemekle iştigal ettiriyor. Kardeş Allâh yolunu açık etsin. Işin gücün az gelsin. Bu iki kutupta var Türkiye’de. Ya bütün hayatını adam her lafta her lafında her sözünde vardı öyle birkaç arkadaş. oturuyor kalkıyor her lafında onu kötüleyeceğim diye uğraşıyor.

Ya diyorum bana ney kötülüyorsun? Ben Kemalist değilim. Ben Atatürkçü değilim. Ben Kemalizme inanan bir kimse değilim. Kemalist de değilim. Ben hiçbir şeyci değilim daha doğrusu. Ben Kur’ân ve sünnete iman etmiş bir Müslümanım. Bunun haricinde başka hiçbir şey değilim. Bir de böyle sakallı görününce böyle damarına basacak ya Atatürk hakkında bir şeyler söyleyecek ya. Görüyor musun öylesine? Ya kimisi de böyle illaki onu kötüleyeceğim diye uğraşıyor ya. benden şimdi bir kötüleme duymayınca kimisi kötüleyeceğim diye uğraşıyor. Kimisi de benden bir övme görmeyince öveceğim diye uğraşıyor. Gülüyorum hepsine de. Hatta Atatürkçüyüm diyenlere diyorum ki okuyun bakın onun zamanında bastırıldı. Elmalı’nın tefsiriyle buharının tercümesi duruyorlar.

Okuyun kardeşim onun zamanında bastırıldı. Eğer o karşı çıksaydı, yasaklasaydı, yasaklar mıydı? Evet. İsteseydi yasaklar mıydı? Evet. Yasaklarsaydı birisi onu yazabilir miydi? Hayır. İsteseydi yasaklayabilir miydi? Evet. Yasakladığını birisi yapabildi mi? Hayır. Biri birisi bir şeyi yasakladı da onun karşılığında yasaklanan bir şeyi birisi icra ettiğinde yapabildi mi onu? Hayır. E onun zamanında bastırıldı. Her iki kitapta. Onun yasaklamaması demek zınme müsaade etmesi demek. Şapka kanunu çıkarmış millet ııı şapka giymeyeni giydirdiler mi? Evet neredeyse kadınları bile giydireceklerdi. Hatta şapkayla alakalı şapka kanunu çıkmazdan önce fetvasını yazan kimse bu noktadan dolayı asıldı mı İskilip Latif Hoca?

Asıldı. Atatürk’ün istemediği bir kitap asılabilir mi? Mümkün değil. Buna da kızıyor herkes. Atatürkçüler de kızıyor, Atatürk düşmanlarda kızıyor ben böyle söyleyince. Kardeşim tarihi bir not. Atatürk’ün zamanında yazılmış. Atatürk isteseydi onu yasaklar mıydı? Evet. Yasaklarsaydı Ömer Nasuh Übümen onu yazabilir miydi? Bence yazamazdı. Zaten o yazıldı diye devlet de ona para ödemiş mi devletin kasasından? Ödenmiş. Ya Atatürk’ü çok seviyorum diyen kimsenin önüne onu koyuyorum. Kardeş bak diyorum bu Atatürk’ün zamanında yazılmış iki tane büyük dini eser. Atatürk’ü çok seviyorsan bunları oku. Al oku. Yirmi sekiz Şubat’ta şube sorgu da artık ııı şube müdürü müydü? Artık neyse. Ben savcı diye götürdüler beni ama savcı olmadı çıktı meydana.

Ben bağrıverince sen savcı değilsin deyince o da ben savcıyım diyemedi. Masal oturuyordu şu be müdür müdür nedir artık? Ona dedim ben Atatürk hakkında ne düşünüyorsun dedi. Ben başladım Atatürk hakkında konuşmaya. Atatürk şu muydu diyorum ben hayır diyor. Bu muydu? Hayır. Neden bunlar Atatürkçü diyorum ben susuyor. Şimdi Atatürk değilsiz miydi diyorum ben hayır diyor. Dindar mıydı diyorum ben evet diyor. Müslüman mıydı diyorum ben evet diyor. Zaten Atatürk’ün koruma kanunu var. Normalde değilsiz dediği zaman bir kimse Atatürk koruma kanununa çarpılır. Tabii dindar deyince de çarpılır mı çarpılmaz mı o da belli değil. Atatürk koruma kanununca dindar dediğinde sen nasıl Atatürk’ü dindar dersin deyip yakını toparlayabilirler mi?

Toparlayabilirler. Dindar olmasına hakaret olarak kabul edebiliriz savcının birisi. Avukatlar gelmedi mi bize? Afyonlar yok mu bugün? Yoklar efendim. Ya vallahi burada olsalar da neyi konuşup neyi konuşmayacağımıza bize hükmetseler oradan ya. Bu değişim bir tarafı tabii. Ama istismar edilen bir kimlik. Sonuçta bütün herkes istismar ediyor. Biz sırf bu istismara katılmamak için ne iyiliğine konuşuyoruz ne kötülüğüne konuşuyoruz. Bizi de ilgilendirmiyor. Hesabını herkes kendisi verecek. Rabbi muhafaza eylesin. el-Fâtiha. Âmîn. Ne istiyor?


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı