Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

505. Dergah Sohbeti — 15 Temmuz Sonrası, Zekât Hukuku, Rabıta ve Dua

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 505. Dergah Sohbeti — 15 Temmuz Sonrası, Zekât Hukuku,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Mazatçılar muhabbeti iyiydi ya. Doktor ne yapıyorsun iyi misin? Hastaları iyi mi? İyi olmaya çalışıyorlar. İyi olmaya çalışıyorlar. Hiç iyi hastan yok mu ya? İyileşen var. Hepsi hastalık psikolojisinde ya. Hastalığın güzel de hasta oldu. O da güzelmiş. Hadi sorun bakalım. Murtaza nasılsın ya? İyi misin? Allâh razı olsun hamdolsun. Mikrofona açın abiciğim. Çanakkale’ler mikrofonsuz konuşamıyorlar. Ben güncel olan konulardan biri darbe hakkında konuşacağım. İstediğiniz sor. Konuşacak mısın? Yok soracağım. Konuşacaksan gel buraya oturacak. Şimdi baktığımız zaman darbenin neticesinde İslam’ın üzerindeki algılar, Müslümanlara yönelik baskılar, dinlere, tarikatlara, bu noktada yol eline olan baskıların arttığını görmeye başladık.

Eski o 28 Şubat’taki o dönemdeki aklın tekrar hortlamaya başladığını gördük. Şimdi insanların devletine, askerine, polisini olan zafiyeti ve milletin de kendi içinde, kendini daha üstün görme noktasında ki nefsaniyeti bir kısım arttı. artık kontrol altına alınma noktasında bazı sıkıntılar yaşanılabilir. Çok yani. bu hususta aslında arka plandan şeytanın emrini gerçekleştirdiğini, bu noktada gerçekten bu darbenin Müslümanlara ve müminlere bir darbe olarak amacına kavuştuğunu söyleyebilir miyiz? Yoksa biz toz pembe mi bakıyoruz işe de, arka taraftan şeytan benim işim oldu deyip sırılıyor mu? Bu noktadaki görüşleriniz düşünceleriniz nelerdir? Darbe vardır normalde darbenin iyisi kötüsü olmaz ama siyaset çıkmaza girmiştir böyle bir şey olmuştur.

İnsanlar o çıkmaza giren şeye el koyarlar. Askeri olarak değil. Onun adı darbedir. Millet el koyar mesela. Böyle bir kalbi bir şey oluşur. Kalbi bir şey oluştuktan sonra milletin kendi yerel olarak belli şeylerde el koyarlar. Darbe bir de bu açıdan bakmak lazım. Milleti o tutturamazsınız. Milleti bu noktada sindiremezsiniz. Millet günlerce sokaklarda durur. Günlerce caddelere doldurur. Ülkeyi kilitler. Bu da yoldur çünkü. Bütün insanlar sokaklara çıkar. Ülkeyi kilitler. Memurlar işe gitmez. İşçiler işe gitmez. Bakkal, çakkal kapatır. Bütün her yer kilitlenir kalır. Bu da bir darbedir. Bunu bir kenara yazın. Bu hayal edilip de benim hayal edip de gerçekleşmeyen darbe. Bu normalde üç seviyede entelektel bir şey.

Bütün insanlar o kadar bir şuurlanır, o kadar şuurlanır. Herkese dersiniz ki hayatınızı minimize edin. En aşağı noktaya çekin. bazen zaman zaman söylüyorum ya. Göneydoğu’da azıyor o azgınlar. Bütün halk olarak, millet olarak elimize bir tane çakıp içe olmadan yürüyelim Güneydoğu’ya. Yetmiş milyon var. Yirmi milyonu yürüsün Güneydoğu’ya. Otuz milyonu yürüsün. Bu önlenemez bir şey çünkü. Bunları zaman zaman hayal ediyorum ben. Diyorum ki bu PKK terörünü dindirmek için yirmi milyon insan yürüsün. Bir ay boyunca Güneydoğu’ya el koysun. Sivil olalım. Dağına taşına toprağına konsun. Öldürecekse PKK kimleri katletecekse etsin. Şehit olacak. Bir seferde bitecek mesela. Veyahut da haçta vize var ya. Var mı?


2. Bölüm

Bütün insanlar hacca gidecek olanlar evlerinde ihramlansı yürüsün. İhramlı bir vaziyette. Herkes alsın eline pasaportunda. Bu vize de nereden çıkmış? Bir kimse kendi inancının gereği Beytullah’a gidecek. Bütün Müslümanların ortak malı orası. Yer olarak da ortak malı, yönetim olarak da ortak malı. Müslümanlar oraya bir yönetici seçmeli. Müslümanlar oraya bir yönetici atamalı. Müslümanların ortak yeri. Oranın güvenliği de Müslümanlardan sorulur. Hizmeti de Müslümanlardan sorulur. Müslüman kendisi gidemiyor ki. Sıraya koymuşlar 10 yıl sonra gidiyorsun. Vize koymuşlar 100 bin kişi gelecek. Çekil git yönetemiyorsan. Ne kadar Müslüman gitmek istiyorsa her sene gitsin. Aç kapısını penceresini. Sana ne?

Beş yıldızlı otelde beş yıldızlı uçaklama gitmek zorunda. Yol bulabilen gidebilsin demiş Âyet-i Kerime’de. Bir kimse alsın pasaportunu yürüsün. Zaman zaman böyle benim sivil darbe düşüncelerim var. Buna bütün ümmeti Muhammed yürüse ne yapacak? Sana ne kardeşim? Ya 1 milyar gelirse 1 milyar gelsin. Sana ne? Allâh mısın? Allâh tanzim eder onu. Sen ne karışıyorsun sen hizmet et gelene. Bunlar geleni tanzim etmeye çalışıyorlar. Gelene hizmet edeceklerine geleni tanzim ediyorlar. De ki hizmet edemiyoruz biz. İyi edemiyorsan çekil kenara. Senden su isteyen yok, ekmek isteyen yok. Ekmeksiz kalırsa seneye gitmesin adamı. Susuz kalırsa seneye gitmesin. Ne bileyim işte. Rahatı bozulursa gitmesin seneye örneğin.

Bunun gibi böyle benim zaman zaman tellerin yandığı zamanlar oluyor. büyük ümmetin kitleler halinde belli şeyleri yapması gibi. Normalde bu darbe teşebbüsüne de millet ritmik olarak kitlesel cevap verdi. dedik ya darbeye darbe yapıldı diye ritmik olarak darbeye darbe yaptı millet. Tabii bu darbeye darbe yaparken de muhakkak bu işin devlet var. Siyaset var. Milletin yanında bir yeri var. Bütün her şeyde bunun yeri var. Bunların hepsi de kendi içerisinde kendine ait bir organizasyon veyahut da ilahi el yordamıyla olan bir şey. Bu olan hadiselerin neticesinde ben Müslümanlara dinini yaşayan insanlara ve dinini saat din noktasında yaşayan insanlara ben bir sıkıntının geleceğini tahmin etmiyorum.

Gelse dahi. korunun yanında yaşlayanlar derler ya o ayıklanır o. Ben onun ayıklanmayacağı yanımda değilim. Ama velakin bu saatten sonra biz bunu 28 Şubat’tan sonra bir dönem yaşadık. cemaatlere ve tarikatlara karşı negatif provokandadan bizim de bu noktada etkilenmedik desek yalan olur. Ama velakin siz doğrusanız yaptığınız işler doğruysa ve siz doğru yolda gidiyorsanız ondan en az sıyrılan siz olursunuz. Zaman zaman bunu böyle temcit pilavı gibi önünüze koymaktan dolayı değil bizim bu noktada verilmeyecek bir hesabımız yok. Saklı gizli herhangi bir şeyimiz yok. Meydandayız biz. Her şeyimizde meydandayız. O yüzden bizim benim bu noktada çok umurum değil. Açık konuşmak gerekirse. öyle ya ne olur ne olacak diye 28 Şubat’ta da düşünmedim.


3. Bölüm

Şimdi de şimdi hiç düşünmüyorum. Bakın 28 Şubat’ta düşünmedim. Şimdi hiç düşünmüyorum. Müslümanlar açısından buradaki dini kendince yapılanmalar var. Ondan problem yaşar mı? Kendilerince yaşarlar. Nasıl problem yaşarlar? Kendi müntesiplerinden toplayacak oldukları paralarla hizmet etmeyi düşünenler için Türkiye’de sıkıntılı günler başladı. Evet. Bu doğru. Bizim böyle bir derdimiz yok. Bizim öyle bir aidat toplama öyle bir hizmet toplama para pul toplama çek senet toplama böyle bir işimiz yok bizim. Böyle bir işimiz olmadığından dolayı hiç umurumda değil. meşhur bir laf var bizim annem çok kullanırdı Allâh rahmet eylesin. Akşam yemeğin senden mi geliyor derdi. Akşam ekmeğin ondan mı gelir der çıkardı.

Bizim kimsenin akşam ekmeğini kimseden gelmiyor. O yüzden umurumuzda değil. Millet para toplamayacakmış çok umurumda. Hiç ömrüm boyunca yurt yaptıracağım. Ne o kurs yaptıracağım okul yaptıracağım diye hastane yaptıracağım diye böyle bir şeyin içerisine girmedik. Zaman zaman böyle yeni gelen kardeşler bize böyle çok heyecanlı bir şekilde bunları bize söylediler. Yurt yaptıralım kurs yaptıralım okul yaptıralım diye biz uzak durduk. Zaman zaman birkaç tane çok olmasa da bir iki tane çıktı. Milletten bizim haberimiz yok sonradan haberimiz oldu. Yok zekat toplamış yok bunu yapmış. Biz ona da uyardık dedik ki buradan çarpılırsın. O da çarpıldı gitti zaten. Bizim içimizde bu tip şeyler nefes almaz.

Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. O bir kılıca çarpar kendi kendisini lime lime kestirir attırır kenara. Hem de benim meşhur bir lafım vardır. Ondan sonra Allâh bizi affetsin. Derim ki böyle bir kimseye sivrisinen vızıltısı yeter derim. Yeter. Mustafa Mercan’ın birilerine yettiği gibi içimden gelmezse şimdi onu da söylemezsem içimde utu olur şimdi. Onu bir tane hiç beğenmediğiniz hiç kimsenin beğenmediği bir kimse alır adamı. Yûnus söylüyor herhalde öyle olması lazım. Kimin söylediği şimdi aklıma gelmedi. Bir sivrisinek bir fili diyor yere devirdi. Vallahi de gözümle gördüm billahi der. İnandım diyor bir sivrisinek bir fili yere devirdi. Bir yerde dağ geçiyor böyle bir şey. Bir sivrisinek diyor filin hortumundan almış.

Hortumundan almış yere vuruyordu. Şimdi onu mecaz olarak baktığında sivrisinek fili yerden yere vurur mu vurmaz. Ama vurur. Nasıl vurur? Senin maneviyatta hiç güç kuvvet kudret görmediğin en aşağı gördüğün kimse. Sen de kendini fil gibi görürsen alır senin hortumundan tutar burnundan. Yerden yere çakar seni. Biz de seyrederiz böyle. Deriz ki hikmet var. Bir sivrisinek bir file yenilir mi yenilmez. Ama sivrisineğin arkasında ilahi bir el var ise sivrisineğin arkasında ilahi bir kudret varsa fili yerden yere çakar mı çakar. Biz çekiliriz kenara deriz ki onda ki hikmeti görürüz. Ne yaptı da sivrisinek bunu yerden yere çaktı. Kimseye hafife alma. Kendini de emin görme. Kendini de güçlü kuvvetli de görme.


4. Bölüm

Bir sivrisinek bir fili çakar mı yere çakar. Hatta hortumunun üzerinden çakar da ayaklarını debiletir mi havada debiletir. Bir sivrisinek yapar mı bunu yapar. Bunda bir kinaye var. Şimdi halkı sivrisinek gibi görüp de kendisini fil gibi görenleri sivrisinek çaktı yere. Darbeye darbeyle karşılık verdi. Ama bunda Müslümanlar şimdi zaman zaman da daha önceleri de söylüyorlardı. bu hükümet bu Cumhurbaşkanı cemaatı bitirme kararı aldı. E gelin beraber bununla mücadele edelim. Sıra size gelecek. Bana söylenen buydu. Ben de diyordum ki 28 Şubat’ta biz sıramızı savdık sıra sizin şimdi. Nasıl ya 28 Şubat’ta bize selam bile vermediniz. 28 Şubatçılarının yanında esas duruşta durdunuz. Bizimle kardeş olmanız gerekirken gittiniz 28 Şubatçılarının.

Çok affedersiniz eteğini öpmekle kalmadınız. Yaladınız her şeylerini ona. Ee ya biz o zaman ensemizde boza pişiyordu bizim. Siz de bize diyordunuz ki bırakın bu işleri ya gelin cemaata. Ya ya bunu görün artık dünyanın bir numarası bu cemaat. Ben de diyordum ki onlara siz daha 40 yıllıksınız olmadınız bile. Benim içinde bulunduğum yol en kısası 1300 yıl. Ben 1300 yıllık 1350 yıllık bir yolun müntesi beyim. Siz daha 100 yıl görmediniz. Böyle bakıyorlardı. Diyom ki 1300 yıldan beri bu yolda yürüyenler ezilmişler sıkılmışlar, üzülmüşler, sürülmüşler, asılmışlar. Her türlü zorluğu sıkıntıları çeke çeke gelmişler. Çile doldurmuşlar. Kimisinin boynuna asılmış hiçbir şehre girmeyecek diye boynunda fermanla gezen olmuş.

Kimisinin boynuna bukağı koymuşlar onunla gezmiş. Kimisini sürmüşler şehirde. Çölde yaşamış. Hz. Mevlânâ Cerrahat-i Rûmî Hz. üzerinde atılan iftiralar az değil, Şemsettin’i Tebrizye’ye atılan iftiralar az değil, Hacı Bayramı Velisi’nden iftihar eden, Mahmud-i Dayı’dan bunların hepsi de çile çekmişler. En yakını 600-700 yıllık Piyer efendileri. Onların geldiği yollar var. Yol dediği zaman Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar gidiyor. Hadi Cihari Yargüzin efendimiz zamanında züht noktasında yol yaşanıyor. Ondan sonra zühten bir tasavvuf yolu noktasına geçirmiş. Ama sonuçta o yolun çilekeşleri var. 1400 yıllık bir yol var. Sen 30 yıllıksın da 40 yıllıksın. Senin ne olacaksın belli değil.

Bak sonunu seyrele diyorum ben. Bak sonunu seyrele. Biz bir şekilde hayatımızı yaşamaya devam ederiz. Biz kapıda polis bekler, biz içeride zikrullah devam ederiz. Bizim işimiz akıl ercek gibi değil. Buradan 100 kişi çıkar, polis 5 kişi görür onu. Bu akılla alakalı değil. Ödemiş de zikrullah yapıyoruz caminin ortasında. Polis gelmiş muhasele altına almış. Ben gözünü bir ara açtım polisler sıralındı dışarıda. Camiden içeri giremiyorlar. Dışarıdan gördüm sıralı. Bizim arkadaşlara dedim ki yumun gözünüze hiç kimse gözünü daya açmayacak. Gözünü açanın dedim. Manen gözü kör olur. Hem de olur. Vurduk zikrullahı. Bitti. Oturduk. Dua ettik. Âmîn dedik. Polisler girdi içeri. Ne yapıyorsunuz dedim. Mevlüt okuyoruz dedim.


5. Bölüm

Aha Mevlüt kitabı da ortada. Dedim arkadaşlara hadi arkadaşlar geceniz hayır olsun. Tık. Herkes çıktı. Hiç kimse durmuyor. Dedim hızla evlerinize dağıldım arkadaşlara. Herkes çıktı. Polis girdi içeri. Çıkarken polis içeri girdi. Ben içeride oturuyorum. Ne yapıyorsunuz Mevlüt okuyoruz kardeşim. Aha Mevlüt kitabı. Ne Mevlüt dedim. Babama Mevlüt okuttum dedim rahmetliye. Ondan sonra bir dedi karakola kadar gidelim gidelim. Ne var dedim. Şikayet var. İyi gidelim. Ondan sonra tabi imama da ben her ay maaş veriyorum. Caminin imamına. Dedim biz orada her hafta Mevlüt okuyacağız. Sen al Mevlüt okumuş gibi. Dedim bir iki sefer de gel. Bir iki. Ondan sonra Allâh adını zikredelim evvela de. Karakola çağırıldığında dedim.

Biz Mevlüt okuyoruz orada de. Oğlu da derslere gelip gidiyor. Senin gelmediğin zamanlar dedim. Oğlan okur orada Mevlüt’ü. Neyse tabi biz gittik karakola işte. Şimdi karakol amir soruyor şeye polise. Kaç kişilerdi diyor. Beş altı kişilerdi amirim diyor. Biz altmış yetmiş kişiyiz içeride. Tekrar soruyor amir. Yazacaklar ya. Diyor kaç kişi vardı. Beş altı kişi vardı diyor. O saranları bir iki kişiye daha sordu. Kaç kişi? Beş altı kişi. Kaç kişi? Beş altı kişi. Sanki böyle şey yapmış gibi. Bana dedi Mevlüt beş altı kişiyle mi oluyor? O kadar insan tanıyor beni. Ben bayındırlıyım dedim. Beni o kadar insan tanıyor dedim. Beni beş altı kişi tanıyor yani. Onlar beş altı kişi deyince ben de dedim o kadar insan tanıyor beni.

Ya beş altı kişi mi izlediniz dedi. Dedim amirim tekrar benim üzerime girip beni utandırma dedim. Azız diye dedim. Yazdı. Söz konusu olan şikayet mahalline gidildi yazdırıyor. Şikayet mahallinde Mevlüt okudu, okutuldu. Beş altı kişinin olduğu. Ondan sonra söz konusu olan şikayetliğinin Aslında bayındır doğumunu olduğu, burada tanıdığının olmadığı o yüzden beş altı kişiyle Mevlüt okutuldu. Ondan sonra Mevlüt okuyan hocanın oğlu. Ondan sonra o da dedi tamam mı? Az olunca dedi babam beni gönder dedi. Ondan sonra cami imamının oğlunun Mevlüt’ü okuduğu para aldı mı dedi, almadı mı amirim dedi. Ondan sonra tekrar söyledi yok almadım dedi. Biz dedi tanıyoruz dedi aynı yerde iş yerinde çalışıyoruz o yüzden dedi.

Ben seyrediyorum sadece. He dedim Allâh isterse dedi 50-60 kişiyi de beş altı kişi gösteriyor mu gösteriyor. Bizim işimiz onunla. Biz ona sağlam yapışırsak o bizim 500 kişimizi 50 kişi gösterir. 50 kişimizi 500 kişi gösterir. İntihan eder mi eder 50 kişiyi de 500 kişi gösterir mi gösterir. O yüzden hiç umurumda değilim. Ya Müslümanlar sıkıntı çekermiş çeksin çekmesini istemem ama çeksin. Cennet ucuz mu? Geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete mi gideceğini zannediyorsunuz? Siz yeter ki hainlik yapmayın. Olur olmadı gerde kalkıp da birilerinin düğmeye basıp da darbe yapmaya kalkmayın. Olur olmaz siyahi ajanlarının peşine düşmeyin. Bu. Bu. Size gelip de bir siyahi ajanın şunu şöyle yap bunu böyle yap derse kardeş biz yapamayız de çekil kenara.


6. Bölüm

O yüzden derim ben zaman zaman başınızdaki zakirlerinizi dost doğru tabi olun. Üstadınıza dost doğru tabi olun. Birinin kulaktan dolma haberiyle hareket etmeyin. Sakin olun sabırlı olun bekleyin. Sorun kendi kafanızdan iş yapmayın. O yüzden ben Müslümanların bir sıkıntı çekeceklerine inanmıyorum. Hiç inanmıyorum ama. Bu benim dediğim şey böyle saht Kur’ân Sünnet tarihisinde Allâh hızas için koşan insanlar. Ama öbür türlü adam Akçelişleri varsa vallahi isterse yerin dibine baksın bana ne. Hiç beni ilgilendirmiyor. Bana diyorlar hiç mi üzülmüyor. Hiç üzülmüyor. Hiç üzülmüyor. Burnunun ucundaki fakir fukarayı görmeyip de kalkıp da oraya buraya milyon dolarları pehkeş çekiyorlarsa. Vallahi batsınlar nereye kadar batıyorlarsa batsınlar bana ne.

Kendi işçisine kendi yanında çalışanlara iki lira borcu olunca tepesine binen ne bileyim bir zekatını vermeyen. Veyahut da kendince mal sattığı insanlara iflas etmiş bir şekilde sıkıntı yaşanmış. Onları rahatlatmayıp adamın malına adam herkes iflas edebilir. Herkes hata edebilir. Herkes para kayıp edebilir. Ya senin bu esnafın senden mal almış yıllardan beri. Sen de ona mal satmışsın para kazanmışsın. Dön bir şekilde onun zekatından onu temizle. Dön bir şekilde onun bir yolunu bul o adamı temizle. Adamın borcu var sana. Adam ticaret yapacak gene devam edecek ticaretine. Sen gene ondan para kazanacaksın. Para kazanıp kazanmaman da önemli değil ya. Bir kişiyi borçtan kurtarmak bir kişiyi sıkıntıdan kurtarmak cennet satın almak gibi.

Ve sen bırak onları. İnsanlar böyle çünkü. Bırak onları sen. Cemaatle baş köşeyi tutturacağım. Yok Amerika’ya götürecekler el öptürecekler diye. Yaz çekleri sırala milyon dolarları ver senetleri sepetleri. Git Amerika’da aaa gitti elini öptü cennetlik oldu. İki gün orada kaldı cennetlik oldu. Kaça mal oldu diyorum ben de soruyorum. Kaça mal oldu? Kalıyor. Ya sen alışveriş ettin bir kimseden. Kimseden 5 lira alacağın olunca adamın önünü sıkıyorsun. Çeviriyorsun kolu faiz üstüne faiz yıkıyorsun adamı. Ondan sonra git cemaat aşığından yaz. Ondan sonra git elinden öp gel. E şimdi de ebisi topluyorlar. Az bile yapıyorlar geç kaldılar. Devletin de kiramen katibin melekleri var. Yazıyor devlet. Yazıyor yazacak.

Daha hepsini de toplayacaklar. Toplasınlar zaten. Aslında bütün cemaatlere tarikatlara hepsini de girmeleri lazım. Kim para toplamış bangır bangır bağırıyoruz. Ücret istemeyenlerin peşinden gidip öyle bağırdıkça. Diyanetçisi de cemaatçısı da Süleymancısı da. Nurcusu da Narcısı da. Sufisi de tarikatçısı da rahatsız oluyor. Ulan bütün herkes rahatsız oluyor. Sufiler de rahatsız oluyor. Diyoruz dergi satmayın, kitap satmayın, gazete satmayın. İstanbul değil dilenmeyin. Hepsi düşman oluyor. Hepsi dolaylı laf gönderiyor. Dolaylı tehdit ediyor. Aha meydandayız. Yok abilere hesap soracaktı. Yok saadetlere hesap soracaktı. Yok bilmem neler hesap soracaktı. Meydandayız kardeşim. Kim ne hesap soracaksa gelsin.


7. Bölüm

Yok savcılar harekete geçir. Git savcının karşısına. Ne yapıyorsunuz? Ne yaptınız meydanda? Ne yaptınız? Ne yaptınız? Ne yaptınız? Ne yaptınız meydanda? Biz biliyoruz onların nereden kaynaklandığını. Allâh’ın hesabı var. Biz Allâh diyoruz. Getiriyoruz hadîs kitabını. Hadîs okuyoruz. Koyuyoruz mesnevi ortaya. Mesnevî okuyoruz. E koyuyoruz füssüsü füssüs okuyoruz. Meydanda ne okuduğumuzda? Kaçak göçek değil bizimki. Arada ben bir höykürüyorum ya. Ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Bir girişinden istediysen çıksın diye bunlardan dolayı söylüyorum bunlara. Arada kılçık atıyorlar bize. Arada iki tane sivil geliyor. Mustafa Bey buyurun. yukarıda sohbet eden siz misiniz? Evet siz? E biz şuradan geliyoruz.

Sen de kafanızdan mı geldiniz savcılık mı gönderdi diyorum ben. Ses yok. Hiç önemli değil diyorum ben. Biz devletin karşısında konuşacak bir şey değiliz. Kafanızdan geldiğinizi bile bile diyorum. Oturun çay söyleyeyim size. Sorun soracağınıza. Kafalarından geldiler biliyorum. Aslında hukuken de hakları yok onu da biliyorum. Hukuken hakları yok. Bir de onları söylüyorum yüzlerine. Bak diyorum bir telefon açarsam sizi şimdi diyorum ben. İsterseniz sizi burada tutuklatırım. Ama ben diyorum devletimi milletimi seven insanım. Sizin ne sebeple geldiğinizi de biliyorum buraya. Oturun çay için diyorum ben. Çay söylüyorum. Sorun soracağınızı şimdi. Ben öyle deyince kalıyorlar. Ya hakkını helal et. Hacı abisi seni seviyoruz da iyi kardeş.

Derdini söyle. E cemaate laf atmasana. Oğlum ben cemaate laf atmıyorum. Benim ağzımdan cemaat lafı çıkmaz. Tarikat lafı çıkmaz. Benim ağzımdan şahıs lafı çıkmaz. Zekat parasından yurt olmaz. Zekat parasından cami olmaz. Zekat parasından evhan hamam olmaz. Zekat parası fukaranın parası. Allâh bu parayı sana emanet olarak verdi. Birinci derecede fakirlere. İkinci derecede miskinlere. Bu zamanda diyorum. Üçüncü derecede Kur’ân ve sünnet noktasında cihâd eden parasız kimselere. Dördüncü noktada bu zamanda ne? Borçlulara. Yolculara. Bunlara vereceksiniz diyorum ben. Bunu söylüyorum size. Neden alındınız? Ayette sabit. Bize öyle demediler. Bize bakın dedim ben. Size duyduğunuzla hareket etmek size yalan olarak yeter.

Duyduğunu aktarmak yalan olarak yeter. Hadîs-i şerif. Kardeş bizi bunlarla siz yıldıramazsınız. 28 sübatı yaşamış bir insanız. Kardeş bizi bunlarla siz yıldıramazsınız. 28 sübatı yaşamış bir insanız. Hatırın çayınız için, kahenizi için. Beni ilgilendirmiyor kimsenin acısı hocası. Beni ilgilendirmiyor. Ama ben Kur’ân ve sünnet dairesinde doğruyu söylüyorum. İnsanları sınıflandırmayın diyorum. Doktorlar bir yere, mühendisler bir yere, 50 milyar ödeyenler bir yere, 100 milyar ödeyenler bir yere. Bunlar şurada sohbet edecekler. Ya yok böyle bir şey. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine, Mekkeli müşrikler geldiler dediler ki ya Resulallah. Zenginler bize ayrı sohbet etsen. Bize ayrı sohbet etsen.


8. Bölüm

Hazreti Peygamber canhıraş bir kişinin imanını kurtarmak için yanıyor. Bir an için olabileceğine dair artık düşündü düşünmedi. Bir anlık hemen Cenâb-ı Hak âyet-i kerime gönderdi. Ey Habibim! O gece gündüz Allâh’ı zikredenler var ya, evet. Nefsini onlarla beraber oturtmaya zorla. Peygamber ne söylüyor? Nefsini o gece gündüz Allâh’ı zikreden kimselerle oturtmaya zorla. Nefsini kime zorlayacakmış ümmeti Muhammed? Gece gündüz Allâh’ın rızasını umaraktan Allâh’ı zikredenlerle beraber olmaya zorlayacak. Ya Allâh’ı zikredenlerle? Bu söylediğimiz nefsini buna zorla. Oh gelsin kebaplar, gitsin kebaplar, yensin yemekler, içilsin şeyler vatan kurtarıyor bunlar. Memleket kurtarıyor. Oh buraya terlemeye gelince beğenmiyor buradakiler.

Beğenmiyor. Şimdi parmaklıkların arkasındasın. Beğenmediklerim burada Allâh’ı zikrediyor yine. Şimdi evinde rahat yatamıyorsun. Beğenmediklerin Allâh’ı zikrediyor burada. Gece var mı yattığında rahatsız olan? Yok, huzur içinde yatıyor. Allâh’ım dedin. Hain değiliz. Hainlikten suçlanmıyoruz, darbecilikten suçlanmıyoruz, para ütmekle suçlanmıyoruz. Paralarını yedirmekle, yemekle suçlanmıyoruz. Hainlikten suçlanmıyoruz, darbecilikten suçlanmıyoruz, para ütmekle suçlanmıyoruz. Paralarını yedirmekle, yemekle suçlanmıyoruz. Ne öyle korkum olacak? Ne düşüncem olacak? Valla hiç düşüncem yok. Hiç. Hırrımı çek hesabım yok. Hiç umrumda değilim. Birini bir yere katmak için birinin hakkını yemedik. Üniversite sorularını çalmadık.

KPS sorularını çalmadık. Askeri lise sorularını çalmadık. Bize ne? Bizim arkadaşımız müdür olsun diye oradaki müdürün başına çorap örmedik. Bize ne? Aman bizim firmamız iş yapsın deyip de öbür firmalara maliyeyi göndermedik. Aman bizim firma iş yapsın diye o filanca firmanın malını gümrükte bekletmedik. Kasti olarak. Aman filanca abinin şirketi iş yapsın diye adam getirmiş malı dışarıdan. Onun malına uyduruktan bir rapor yazdırıp, onun malını gümrükte bekletmedik. Hain bunlar. Bize ne? Bize ne? Adam aman cemaate yardım etmediği iki tane maliyeyi göndermedik maliyeci. Yaşayan bir zatiye adam anlattı bana. Adam böyle gözleri dolu dolu anlattı. Adam diyor ki ya cemaate alıyoruz dediler diyor bir lira diyor. özür dilerim on lira karlı diyor bilmem ne makinası verdim toptan diyor.

Şu gün para bugün para dediler ki diyor gel filanca yere orada abiler ödeyecekler gittim oraya diyor. Bana dediler ki diyor bunun yarısını cemaate himmet olarak kestik biz. Demiş ki yok öyle şey. Onu kapatmışlar kapıları orada. Şimdi bu adam da böyle normal bir kimse değil. telefonu kaldırdığı zaman o zaman için cumhurbaşkanı da şeyle ne o? Neydi eski cumhurbaşkanı? Abdullah Gülde filan konuşuyor. Öyle bir kimse Bursa’da. Demiş yakarım sizi. Demiş yakarım sizi. Demiş benim paramı akşamüstü getireceğimiz. Neyse diyor bağırdım çağırdım kendimi attım hocam dışarı diyor. Ben dedim ki ya. Ben de dedim ki ya. Neyse diyor bağırdım çağırdım kendimi attım hocam dışarı diyor. Ben dedim ki ya onlar seni böyle bırakmazlar arkandan maliyacı gelmiştir dedim.


9. Bölüm

Vallahi geldi dedi. Ben içeri girdim dedi ardından dedi üç tane maliyacı geldi. Dedim ne yaptın? Dedim ne yaptın? Geldiler dedi. Ondan sonra dekterleri çıkar şunları çıkar bunları çıkar biliyorum ben dedi meseleyi dedi. Hemen dedi o imamlarına kaldırdım telefonu. İki tane dedi on altılığı koydum dedi masanın üzerine. İmamlarına telefon açtım dedi. Bu köpeklerini buradan çekeceksen çekcen çekmeyeceksen bu üç tane köpeğini burada şimdi demiş. Mermi manyağı yapacağım kalmayacağım demiş. Geleceğim sizin mermi manyağı yapacağım orada demiş. Ondan sonra demiş hicret edeceğim buradan görüşeceğim demiş Türkiye’den. Geldiğim yere demiş. Kapatmış telefonu onların telefonu çalmış yemin billahi diyorlar.

Kimle görüştülerse diyor dediler ki diyor filanca bey size 80 liralık bir ceza keserim siz bizi yanlış anladınız. Demiş 80 lira değil 8 lira kesin demiş. Yemin etmiş şöyle olayım böyle olayım sizi kurşuna diyeceğim demiş burada. Bunlar pılımdan pırtılarını toplayıp gitmişler. Kaldırmış telefonu demiş parayı demiş bugün getirmeyin yemin ediyorum demiş. Geleceğim basacağım oraya demiş yaylım ateşini tutacağım demiş yarım saat sonra para da gelmiş. Böyle anlattı dedim git savcıya de yaptı git savcıya deyince. Bizim dedi kuzenler var onların da dedi çok kuvvetli dedi 3-4 tane avukatı var ee dedim ben ona dedi telefon açtım. Bana dedi ki dedi şimdi gidebiliyorsan git neden demiş ki muhakkak senin başına bir çorap ararlar.

Bu da demiş sen git filanca’ya söyle eğer demiş bir tane küçücük bir şey bana bir şey olursa gayet normal bir şey dahi olursa yemin etmiş. Düz bastı ilk önce onu vuracağım demiş. Hocam dedi 2-3 aydan beri dedi bir sese daha yok dedi. Dedim deli seni dedim deli görmüştür onlar o yüzden sopalarını saklamışlardır dedim. Yoksa dedim sen normal yerde bırakmazlardır dedi. Biz yapmadık ki bu tip şeyler umurumuza katalım anladınız mı? Hiç valla başınız dik dolaşın derganızda söyleyin. Tariqatınızda söyleyin şeyhinizde söyleyin hiç saklı kaçacak göçcek hiçbir şeyimiz yok. Hiçbir Müslüman da kendince affedersin yaşı yoksa hiç ne çekinecek ki. Gitti. Kalk gidip size bir şey söyleyin. Sizin de kapınızda gelecek devlet kiramın katibin melekleri gibi.

Hocam. Neydi? Şey. Defterin adı neydi? Devlette de bir amel defteri var. Çok hoşuma gittiydi o söz. Onun sözüydü o. Amel defteri. Ne açıyor devlet senin. Bekliyor. Yazıyor o buraya. Sen zannediyorsun ki o hiç haberleri yok. Sen zannediyorsun ki savcı da bizden, hakim de bizden, asker de bizden, polis de bizden, valide bizden. Öyle değil. O yazıyor boyuna. Senin amel defterine bakıyor ha bunun amel defteri baya kabardı ya diyor. Bunu diyor, bir çağıralım biz, bir gelsin bu. Tabii. Arada bir seni seni sigaya çekiyor. Beni bindirdiler mavi bir tane minibüse. Ondan sonra içerisi uzay istasyonu gibi. Bilgisayarlı, bilgisayarlı. Oturdum. Ondan sonra böyle dersten çıktıktan sonra eve girerken aldılar ha.


10. Bölüm

Mustafa buyurun lütfen gelir misiniz gittim. Belli. Girdim içeri. Ezdiriyorlar beni minibüsün içerisinde. Şeyh Efendi’yle boy bor resimlerim. Ondan sonra fotoğraflar nelerden toplamışlar boyuna. Bilgisayardan slide yapıyorlar bana. Ben de seyrediyorum. Vay be diyorum ya. Bu filanca yerdeydi. Ben söylüyorum şimdi. Bu fişmancanın düğünüydü. Bu filanca yere gittiğimizde, bu filanca yerde yemek yiyorken, bu filanca yerdeyken şöyle yaparken. Dedim ne var? Bunları slideler hangi sıraladığımız bunları biliyorum. Ne var dedim. Söyleyin. Ne var? Ses yok. Ne var deyince? Su içecek bir şey yok. Ha gezdireceksiniz beni. Hadi gezdirin o zaman dedim. Yok mu çayınız kahveniz? Ya sen dediler rahatsız. Ya ne rahat olmayacağım dedim.

Size yazık dedim. Devletin parası, devletin arabası, devletin mazotu, devlet size bir de maaş veriyor dedim. Dedim siz devleti çarçur ediyorsunuz. Batıracaksınız bu devleti siz dedim. Nasıl yani? Siz ve sizin başınızdaki ahmaklar batıracak bu devleti dedim. Siz dedim uğraşacak insanlarla uğraşmıyorsunuz. Uğraşmıyorsunuz dedim. Uğraşılmayacak insanlarla uğraşıyoruz. Telsizler çalışıyor boyuna. Dinliyorlar her tarafı. Cahir o komutanlar kotlar içerideyim ben. Dedim siz mi beni sorguluyoruz? Yoksa dedim ben sizin tezgahınızı mı çözüyorum dedim. Kafanızı çalıştırsanıza dedim. Haydi kapattılar her şeyi. Biz telaş ettiler tamam. Dedim gerçekten sizin dedim ya. Gerçekten dedim. Siz bu işi bilmiyorsunuz.

Dedim ne yaptığınızı gösterdiniz bana dedim. Hesapta dedim kendiniz donanımınızı gösterdiğiniz ama dedim açığa düştünüz dedim. Dolaştırdılar beni bir gece ertesi günlüğünüz gece bıraktılar. Suçlayacak bir şey yok. Ürkütecekler lafı bana. Şunu tanıyor musun? Tanıyorum. Bunu tanıyor musun? Tanıyorum. Bunu tanıyor musun? Tanıyorum. Zat edecekler ki ben tanımıyorum. Tanıyorum. Bu elimle evlendirdim diyorum. Elimle evlendirdim. Ama şimdi diyor dergahtan ayrıldı, ayrıldı diyorum ben. Iyi bir arkadaştır, iyi bir çocuktur diyorum ben. Nasıl diyor? Beni satıyorsa sizi de satar bir gün diyor. İyi bir çocuktur diyorum ben. Bakıyor şimdi. Diyorum beni satmış ya diyorum. Size haydi haydi satar diyorum ben.

Nasıl diyor? Ya ne yapacaksın diyorum ben. Beni satmış ya bu çocuk diyorum ben size sattıysa. Demek o yüzden gözümün içine bakamıyordu diyorum ben. Bakıyor şimdi. O yüzden yan yan kaçıyordu. O yüzden derslere gelmiyordu demektir ben. Neden dedi? Dedim beni bir sefer satan benim yüzüme bakamaz Ömür boyu dedim. Neden dedi? Ben çünkü hiçbirini satmadım bugüne kadar dedim. Ben bugüne kadar kimseye satmadım. Ben o yüzden herkesin gözünün içine bakarım dedim. Ve dedim beni satmayan da benim gözümün içine bakar dedim. Siz dedim gelmişiniz sohbetleri geldik dedi. Sizi seni seven dedi. Böyle dedi akılsız seviyor. Öyledir dedim. Hepsi de gözümün içine bakar benim dedim. Hepsi de gözünün içine bakıyor dedi.


11. Bölüm

Ben çünkü hepsinin gözünün içine bakıyorum dedim. O yüzden hepsi gözümün içine bakıyor. Bu dedim beni satmış ya dedim size. Sizi de satar dedim. Bu durdu. Beni satan her şeyini satar. Boş verin. Devam edin sizleri. Bunlar sözde beni çözüyorlar. Kendi kendilerine cemaatın içerisindeki çürük domatesleri beni tanıttılar. Hiçbirisi de yok şimdi içimizde merak etmeyin. Yirmi sekiz Şubat’ta ayrıldı onlar. Amel defterlerini ayırdılar. geçen gün Hizmet’te sohbet vardı ya kimisi ne? Siccin. Siccin olanlar ne? Amel defteri kötü olanlar. Onlar diyor bir hadîs çok hoşuma gitti. Muhteşem. Diyor iyi amel işlemiştir. Onu diyor melekler öldüğünde ruhunu alırlar, götürürler diyor. Birinci kat semaya iki üç dört beş altı semadaki hep melekler onu methederler diyor.

Ama yedinci kata gelir diyor oradan yukarı çıkmaz. Allâh diyor hitap eder der ki ey melekler siz gördüğünüzü yazdınız. Oysa Allâh onun kalbini bilir, içini bilir. Atın onu siccine. Neden? O ihlas ve samimiye değildi. Gösteriş için yaptı. O haindi. O milletin parası için, pulu için, makamı için, mevkisi için, her alsın kelam. Bir şey için yaptı. Kimisi de diyor yine ruh yükseliyor ya. Kimi ruh da yükselir, melekler ona hep böyle kötü söylerler, kötü nazar ederler. Yukarı kadar çıkar yedinci kata kadar. Hep melekler onu götürler ama her katta. Allâh der ki diyor onu illiğine götürün. Ne der? Ey meleklerim siz onun hep baktığınız eksik ve yanlışlıklarını gördünüz. Ama onun kalbi Allâh’laydı. Onu illiğine yükseltin der diyor.

O yüzden siccinse Allâh bizden uzak eylesin. Âmîn. Cümlemize. Âmîn. O yüzden bizim içimizde de siccin barınmaz zaten. Ne yapsın gelecek burada çile çekcek, rutub etti, kokuydu, ne güzel. ne bileyim bakacak. Burada fakir ve zengin hain yerde herkes yerde oturuyor. Ondan sonra bak terlemen var mı içinizde? Yok. He o yüzden Cenâb-ı Hak’a hamd ediyor. Allâh. Böyle yaşadığımızı hamd ediyor. O yüzden hiç korkum, çekintim yok. Tamam. Sorayım mı? Sor. Ben büyük bir güç olsaydım ve böyle bir hareket yapmış olsaydım Türkiye’ye karşı eğer koparamadığım başı tekrar koparmak için gayret gösterebilirdim. Bunun arkasını nasıl olarak tahmin ediyorsunuz veya ne gibi bir düşünceleriniz vardır Türkiye’yi, ülkemizi, insanlarımızı ııı yakın tarih içinde ııı ne öneriyorsunuz veya ne bekliyorsunuz?

Nasıl bizi aydınlatabilirsiniz? Bu yakın dönemdeki ilişkiler nasıl olacağı belli değil. içeride henüz hala daha ııı devletin kendisini karantiye almak için ııı CIA’nin bir aile ajanını yakaladılar. Bana öyle geliyor. böyle bir yerden duyun filan değil. Kalbime gelen. Ben ilk o günden beri aynı şeyi söylüyorum. Bu iş böyle Türkiye’deki yapılanmayla kolaycacık olacak bir şey değil. Muhakkak içeride CIA’nin ajanları, CIA’nin askerleri vardı. Ama komuta kademesinde fakat ııı bu noktada devlet hızlı hareket edip yakalayabildiklerini yakaladı. Kaçanlar kaçtı veyahut da bir yerlerde saklanıyor. Amerikan konsolosluğunda saklanabilirler. Mısır konsolosluğunda saklanabilirler. Birleşip Arap Emirlikleri Konsolosluğunda saklanabilirler.


12. Bölüm

Yurt içinde herhangi bir konsoloslukta bunlar saklanıyor olabilirler. Bunlar benim tahmini analizlerim. Ve bu saklanan CIA ajanları veya orada bulundurulan CIA ajanları veyahut da devletin elinde tutukladığı mesela bir askeri hareketlenme olan yere özel harekatçılar halk Avruka’ya aldı. Özel hareketçiler harekatçılar da içeriden girdi. Komuta merkezini aldı. Veya komuta merkezinin içerisinde o yabancı unsurları da aldılar. Eee aldı götürdü hepsinde. Eee bu ne? Bu ne? Yüzbaşı. Bu ne binbaşı? Bu kim? Bu George. George olunca telefon Milli İstihbarat girdi. Tahmini konuşuyorum bunları. Eee o zaman Milli İstihbarat aldı George’u. George İstihbarat’ın elinde. Eee orada George çıktı. Öbür tarafta Hans çıktı.

George’u anladık Hans ne? Eee sen ne? Aa o da işin içinde var. Eee George’da var. Hans var. Aa bir de ne çıksayız? Yasef de var içinde. Adı Yusuf ama Yasef. Yasef de çıktı içinde. Yerli Yezidiler yetmedi. Bir de George, Hans, Yasef onlar da var. Tahmini yap onlar. Onları da aldı. Mid topladı onları şimdi. Mid zaten biliyordu. E şimdi de bu tarafı var. Ben öyle bilmediğine inanmıyorum ben. Ben bilmediğine inanmıyorum hiç. Ben uyandırmadığına da inanmıyorum. Benim kendi inanışım kendime ait. Söylersem beni de götürürler diye korkmuyorum. Ondan değil. Kendimce devletimin bir işi böyle dillendirmek istemiyorum. O yüzden yazıyorum Twitter’da. Bu derin devletle iftihar ediyorum diye. benim tahmin edemediğim bir şeyler yaptılar.

Muhteşem işler yaptılar. Hala da yapıyorlar. o böyle işin goy goyo. Yok haberi varmış da yok yokmuş da yok enişte aramış da yok öbürkü de eşten dosttan duymuş da Inandım ben de. Ben de inandım. Öyle göründüm tabii. Işi bozmamak lazım ilk etapta. Bir yerden bir işaret fışkırtırsın büyü bozulur. Bozmayacaksın. Onlar işlerini yapacaklar. Milletin sokağa çıkıp sokakları, meydanları zapt etmesi onların işlerini rahat yapması için de. Sokaklar, meydanlar sivil milislerin işi. Siviller sokakları, meydanları sıkı tutacaklar. Öyle tam top böyle bir yerden bir yere gidemeyecek. Herkes faaliyet halinde. Falanca yerde bir hareketlenmiş. Hü rüa, millet gidiyor oraya. Fark ediyorsunuz değil mi? En güzeli de şey tatvandı mı?

Nerede? Küreklerle gidiyor millet. Tatvandı değil mi? Tatvandı. Öyle değil mi? Tatvandı değil mi? Erzurum’da mı olmuş? Erzurum’da kadınlar kazmalarla gitmişler. Evet ben internette gördüm. Tatvanda bütün herkes küreklere almışlar. Tatvanda orada bir askeri birlikte bir hareketlenme var diye. Internette gördüm. Şeylerle, küreklerle gidiyorlar. Tankın karşısına kürekle çıkacak millet. Bizde böyle bir millet var elhamdülillah. Islık lan fev on altı düşürüyor. Tişörtünü çıkarıp tankın eksozunu tıkayıp tankı çalıştırmıyor. Bizde böyle bir millet var. Hem kendileri okuttular. Kurtuluş Savaşı’nda Tarayla, Baltayla, Kazmak’la, Kürek’le İngilizini, Yahudisini, Fransızını, İtalyanını denize döktü diyorlar.


13. Bölüm

Lan siz kendiniz söylüyorsunuz. Kendiniz okutuyorsunuz. Kahvaltılar bu millet tükürükten Amerika’yı boğar. Tükürü çok kuvvetlidir bizim milleti. Daha tüküreğe geçmedi bizimkiler. Tükürseler dünyayı batırırlar. Daha andıramayan bizimki. Ya anında telefona gerek yok. Ya ne olacak? Tankı durdurmak bizimkinler için basit bir şey. Adam tankın tepesine çıkıyor. Ne diyor? Polis soruyormuş. Bunu kullanabilir misin? Kullanırım diyormuş adam. Demiş bak kendi askerin kendi tankınla askeriyeyi basıyor polis. Demiş yalnız şehit olmakta var. Lan bunun için geldim demiş adam. Sen adamın üzerinde bir polisiyle tankın başına güldür tankın çıktığı yere bunlar tekrar gidiyorlar. Fethetme. E şimdi bunun böyle devam etmesi lazım.

Neden? Işlerini bitirecekler. E şimdi topladılar. E siyah ayağı canları Mossad’ınki İngiltere’nin ki Alman kınkını topladılar. Hepsi de bizimkinlerin elinde şimdi. Bizimkinler bacak bacak üstüne attılar, tespit çeviriyorlar şimdi. Şimdi pazarlıklar devam ediyor bildiğim kadarıyla. Bu arada da Cumhurbaşkanı bütün herkesi toparladı, muhalefeti de aldı koltuğun altına. Dedi ki gelin. Pazarlıklar devam ediyor. Çatlak ses çıkarmayın, bir operasyon da size yaptırmayın. Bir anda koltuğun altına girmeyen darbeci olabilir. Bir anda. Bir anda ha. Cumhurbaşkanı’nın bir kelimesine hatta kelimeye gerek yok. Işaretine bakar. O da darbeci olduğu anda o da zaten sıfırı tüketer. Ama zaten buna gerek yok. MHP o Türkiye’nin derininin de derininde olan akil insanları dinler. bunu seçimlerden önce demiştim ya size.

Açıkça. MHP’ye, birisi telefon açar. Koalisyon yap, yapar. Hiç sıkıntı yok. Herhangi biri malindir o birileri. Telefon açar. Alayına gider yap der, alayına gider yapar o. Ondan sonra da seçime gider. İlk açıklamayı kim yaptı? Devlet Bahçeli. Devlet Bahçeli yaptı. Herkesten önce. Herkesten önce. Ne dedi? Darbeye hayır. Birinci ordu komutanı ne demiş? Cumhurbaşkanı’na? Beni Devlet Bahçeli’ye sor demiş. Beni Genelkurmay Başkanı’na sor demiyor. Doğru yanlış söylenen bu, yalanlanmadı da bu. Kime sor demiş? Devlet Bahçeli’ye sor demiş. O zaman öyle kendi kendine sen ülkede darbe yapacağım diye darbecilik oynamaz ya. Seni böyle darbe yapmaya kadar çeşmeye kadar dereye kadar götürürler. Sen de oh dereden suyu içeceğim dersin.

Toplanırsınız hepiniz de sinek gibi ondan sonra Hepinizi çökertirler oraya. Anladınız? Devletin elinde amel defteri şunu yapıyorlar iyi. Bundan sonra bunu yapacaklar. Bundan sonra da bunu yapacaklar. Ondan sonra da bu geri dek alırlar. Ne o darbe yapmaya kalkacaklar. Açın yolunu. Yol açıyorlar. Ne yapıyorlar da Orta Asya’dan itibaren Türkler istihkamı kuruyorlar. Karşıdaki kimse saldırıyor, ortası geri çekiliyor boynuna. Habire geri çekiliyor. Habire geri çekiliyor. Onlar geldikçe geliyorlar. Daha kuvvetle geliyorlar. Öndeki birlikler kaçıyorlar geriye. Mevzileniyorlar. Öndeki birlikler tekrar geriye çekiliyor. Doda geri çekilme borusu. Öbür günlerde güldür geliyorlar. Geliyor. Ordu’nun arkası kaldı mı kalmadı.


14. Bölüm

Herkes toplandı mı toplandı. Ondan sonra hilali kapatıveriyor. Ondan sonra bir tane çekiyor kocaman bir filama. Buradan çıkış yok. Ondan sonra salıyor. Yalın ayak baldırı çıplakları. Hem de onları kimlere boğduruyor biliyor musunuz? Yalın ayak baldırı çıplakları boğduruyor. Onlar bir gidiyorlar böyle. Kılıca gerek yok artık. Tokatla öldürüyorlar. İvret halime ters oluyor. Diyorlar ki baldırı çıplaklar bizi perişan etti. Bak gelin de kılıca olan ok olan şu bu olan değil ya. En ağır gelen şey o. Bu sefer ne yapıyor? Sivri sineklere filleri boğduruyor. Bu Türk milleti Orta Asya’dan beri çok fena ya. Bunların içlerinde böyle taa derinlerinde derinlerinde o var ya ak sakalılar. Bu ak sakalılar muhteşem işler yapıyorlar.

Bu ak sakalılar kadar muhteşem iş yapan insanlar yok. Bakıyorlar Selçuklu gidiyor, ak sakalılar Osmanlı’yı kurduruyorlar. Muhteşem. Bakıyorlar bu ak sakalılar Osmanlı gidiyor, bir tane Türkiye Cumhuriyeti kurduruyorlar. Bu ak sakalılar var ya, gaybden ilahi ilim alıyorlar. Bu gaybden aldıkları ilahi ilmi bir şekilde fiiliyata sokuyorlar. Bunlar birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlar. Bunları da bir türlü bulamıyor. Ahmaklar. Bu ahmak bozuntuları bunları bulsa bunları görse asıl darbeye onları yapacaklar onlara. Ama bunlar ahmak olduklarından o derinlere nüfuz etmiş olan o ak sakalıları bulamıyorlar. Bulamayınca bu ak sakalılar işleri güçleri yok darbeye nasıl darbeyle karşılık verilir diye hesap kitap yapıyorlar.

Ondan sonra da hiç umulmadık zamanda umulmadık bir yerde bütün herkes hüra boğ veriyorlar ortalığı. Muhteşem iş yapıyorlar. Muhteşem bir hazırlık olmuş. Bu ak sakalıların ve ekibinin elini öpmek lazım. Muhteşem iş yapmışlar. Sanat böyle böyle büyük bir sanat. Büyük bir sanat bu. Bu onun böyle bunun bir ne o proje bunu böyle bir herhangi bir harp planı bu herhangi böyle o kırmızı apoletlilerin yapabileceği stratejik bir plan değil bu. Bu bir sanat eseri. Böyle fırçayı atarken zevkle atılmış. Böyle protipler çizilirken büyük bir itinayla çizilmiş. Kim nerede nasıl davranacak? müthiş bir şey. Tespih tanesi ardı ardına itinalı bir şekilde dizilmiş. Herkes vazifesini itinalı bir şekilde yapıyor. Hiç şey yok.

Ne o? Satma yok. Muhteşem bir senaryo. Muhteşem bir şey. diyor ya Hollywood filmleri gibi diye. O Hollywood’ü seyretmiş. Orta Asya’yı seyredeydi. O zaman görüldü. Bu işin Orta Asya filmi olduğunu. O garibim Hollywood’tan yatıp kalktığından diyor ki ancak Hollywood filmi gibi yapmışlar bunlar diyor. Değil. Bu bir Orta Asya filmi. Bu ta Orta Asya’dan süregelen bir film. Bu bitmiyor. Bunun senaryosu tazeleniyor, yenileniyor. Figürler değişiyor, protipler değişiyor. Kimler hangi rolü üstlenecek? Bu roller harika dağıtılıyor. Herkes rolünü bir tamam işledi. Bu dergâh da yaptı rolünü. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Bu dergâh da vazifesini bir tamam yerine getirdi. Hamdolsun. Muhteşem o resmin içerisinde bizim de bir payımız varmış orada figüranlık olarak.


15. Bölüm

Ama olsun olsun. Figüran olarak orada bulunmak dahi büyük mutluluk. Ve mutluluktan var ya yüz on sekiz köşeyim böyle. Böyle o kadar mutlu bu son zamanlarda yaşım elli beş benim. bu siyasi olayların içerisinde bu kadar mutlu bir şekilde dolaştığım zamanlar yok. Kendimce yarınlara daha güvenli bakıyorum, daha ümitli bakıyorum. Kendimce yarınlar için daha ümit varım. Devletim için, milletim için çok ümit varım. Gerçekten. Muhteşem üstü bir iş oluyor. Bunun böyle devam etmesi lazım. Bu bir. Ikincisi ne olur? Bunun intikamı var. bu siyaye bozuntuları, bu yezidi bozuntularıyla beraber bir şeyler yapmayı planlayacaklar. Ama bunu çok içeriden beklemiyorum artık. Ya bu olursa dışarıdan olur açıktan savaş olur.

Bu olursa da dışarıdan olur açıktan savaş olur. Bu nereye kadar bunu yapabilirler yapamazlar. Veyahut da Güneydoğu’dan PYD, PKK oradaki ne bir sürü isimler var ya alfabede harp bitti. Yarın öbür gün bir isimden bir daha bir şey daha kurarlar oraya. Oradan. Onu da içeriden beklemiyorum. O da dışarıdan bir şekilde böyle bir şey yapabilirlerse açıktan yapabilirler diye düşünüyorum. Başka içeriden bir şey olacağını tahmin etmiyorum. Suikast yapabilirler. O zaten her zaman için o tehlike var. Zaten söz konusu olan Cumhurbaşkanı’yla alakalı. Onlar diyorlar ki Cumhurbaşkanı’nı öldürürsek veyahut bir şekilde onu hizaya getirirsek yerine de yine böyle AK Partililerin ne yapalım olabilir diyece bir Cumhurbaşkanı getirmeleri lazım.

Yoksa bir türlü de millet onu beğenmez, onu istemez. Onu da minnetken oturmaz oturduğu yerde. O yüzden tehlikeli bunlar. Böyle bir şey yaparlarsa açıktan savaş olur. Öyle bir tehlikeyi göze alırlar mı? Alırlar. Ben göze alabileceklerine inanıyorum. Ay yuka çıktıktan sonra alabilir. Ay yuka çıktıktan sonra. Alabilirler. şu anda belki de Türkiye’yle anlaşıp tamam biz saldırmayalım. Siz de saldırmayın. Şu bizim ajanciklerimizi verin. Böyle bir anlaşma da olabilir. Çünkü Türkiye’nin elinde şu anda bir hayli koz var. Bir hayli koz var ellerinin Türkiye’nin elinde. Bir hayli koz var. Türkiye şimdi ııı sınır dışına çıkarılan para trafiğini çözdü. Bu paraların banka hesapları üzerinden nereleri gittiğini çözdü.

Terörle bağlantı uluslararası anlaşmalar var. Teröristlere gönderilerin paraların el konulması hesaplarının dondurulması var. Daha bunların daha işin içerisinden arkası daha çok gelecek buna. Üç ay yetmez. Milleti şimdi kalayana getirmemek için üç aydan önce de kısa da sürebilir diyorlar. Eğer üç aydan kısa sürerse demek ki tam donanımlı amel defterlilerini bunlar hazırlamışlar. Yeni gelen amel defterlerinden alacakları bir bilgi yok demektir. O da olabilir. Yıllardan beri hazırlanıyorlar çünkü onlar da. Amel defterleri ellerimde dolu onların. Ama yetmez daha arkası da daha yeni bulunan amel defterleriyle yeni bulunan unsurları da ekleyip bir şey yapacaklarsa o zaman bu üç ay yetmez. Ama yok daha yapacaklarsa bir hazırsa o zaman bu üç ay yeter.


16. Bölüm

O yüzden kendimce tehlike bekliyor muyum? Evet. Ben tehlikeyi dışarıdan bekliyorum. Örneğin Kıbrıs’a saldırabilirler. Kuzey Kıbrıs’a bir saldırı söz konusu olabilir. Bir bakmışınız bir sabah Kuzey Kıbrıs’a saldırı olmuş. ilerliyorlar Kuzey Kıbrıs’a doğru. Türkiye’ye müdahal etmek zorunda kalır. Bir bakmışınız Güneydoğu’dan bir saldırı olabilir. O bu beklenenmiş ama şeytanın görme dediği yer Kuzey Kıbrıs’ta bir sabah uyandığınızda bombolanıyor olabilir Kuzey Kıbrıs. Gibi ders vermek isteyebilirler. Veyahut da bir gemi filo olarak giderken uzaktan kumandalı roketlerle batırılabilir. Ders vermek için. Örneğin F-16’lar uçarken dışarıdan kumandalı yine F-16’ları düşürebilirler. Yapabilirler bunları.

Öyle şey değil uluslararası denklemde düşünülecek olursa bu konsensus açıktan bizi bombalayıp açıktan bize böyle eylemler yapabilirler. Sonunda da özür dileriz. Yanlışlık doldu derler. Oradaki bir yüzbaşıdan yanlış kodlama olmuş. Böyle bir şey olmuş derler. Bunlar böyle şeyler yapıp bunlar çünkü yani tabirimi af görün ama bunlar böyle şey, ne o? Cibillesiz hain insanlar. Her taraflarından, batıdan başka bir şey beklemek mümkün değil. kaldırırlar uçak gemilerinden F-16’larını, savaş uçaklarını bir yere aniden bombalayabilirler. Bombalayacakları zamanda gidip o içerideki bu Yezidi varsa da kalıntıları o Yezidi kalıntılardan yardım alabilirler. Uçakları kaldırttırmayabilirler. Yapabilirler bunları.

O çünkü o Yezidi içeride varsa kalan da gizli kripto Yezidi kalıntıları onları harekete geçirip onlara da bir şeyler yaptırabilirler. Veyahut da içeride sivil olarak kamikaza gibi ahmaklık yapacak olan insan çok onlara bir şeyler yaptırabilirler. Çünkü aptallığın sonu yok. Ahmaklığın sonu yok. Rabbim muhafaza eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak bu ana kadar muhafaza etti. Bundan sonra da muhafaza etsin. Âmîn. Öyle bir ipten aldı döndürdü ki Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Cenâb-ı Hak bundan sonrasında inşâAllah selamete erdirsin inşâAllah. Âmîn. Selamete erdirecek akıl, fikir, kalp nasip eylesin. Âmîn. Selamete erdirecek feraset nasip eylesin. Âmîn. Bu tip meselelerde böyle çok güvenli olup da yani yaparız kırarız dökeriz demenin de bir anlamı yok.

Şu anda tehlike bertaraf edildi. Sukunete erip bu mesele de rolyantiye inip ama güvenlik açısından üç düzeyde durup bu meseleyi ııı iç bir mesele olarak görüp, sukunetle gitmekte de fayda var. Inşallah. Inşallah. Sizin için uyku, yemek, yemek, internet, para, bu gibi en çok gaflete düştüğümüz konular neyi ifade ediyor? Bunlar gençlikte böyle bir sanki lazımmış gibi gelir gençlere. Bir amaç olabilir bir müddet. Gençler için söylüyorum. Sonra bunlar araçlıya dönebilir. Bunlar böyle insanların imtihan edildiği şeyler ama ııı belli şeyleri yaşayanlar için bunlar böyle olması gereken oluyormuş gibi görünmesi gereken şeyler. Bunları bakış açınız ve ihtiyaç olarak düşünceleriniz nedir? Hakkınızı helal edin.


17. Bölüm

Bu biraz fazla abartılı gelebilir. Ben bir şeye ihtiyaç olarak görmedim hiç. Bu böyle ama ııı İslam öncesi de böyleydi. Benim kendi nefsim için ben bir şeye ihtiyaç olarak görmem. Iş lazım mı? Evet annem var, kız kardeşim var. Onların normalde bir şekilde ııı bakılıp, göretip, gözetilmesi lazım. Bu yüzden lazım. Öyleydi. Ama ben kendi nefsim açısından ben hiç bugüne kadar kendim için bir şeyi ihtiyaç olarak görmedim. Hakkınızı helal edin. Böyle çok konuşmak istemiyorum ama böyle abartıymış gibi. Ama insanlar sorumlulukları var. Evliyse eşi var, çocukları var. Değilse erkekler olarak annesi babası var. Hepimizin hayatında sorumlulukları var. Veya biz sorumluluk almışız. Bu sorumluluklarımızı yerine getirmekle mükellefiz.

Ya sorumluluğu almayacağız üzerimize. Ya da o sorumluluğu yerine getirmekle mükellefiz. Bunlarla ilgili ölçümüz nasıl olmalıdır? Bu noktada insanlar sorumluluk aldıysa o sorumluluklarını yerine getirecekler. Hocam İslam’da rabıta nedir? Bazı kişilere göre rabıta açıkça şirk’tir diyorlar açıklar mısınız? Bir kimsenin bir şeyi sevmesi ve kendini ona teslim etmesi. Ben rabıtaya bu açıdan bakıyorum. Bir kimse Kur’ân ve sünneti sevdi, kendini ona teslim etti. O hep bu noktada ribat halinde. ne? Hareketlerine tavır ve davranışlarına Kur’ân ve sünnetin çizgisini aşmayacak. Üstadıysa üstadını seviyorsa üstadının adaf ve erkanını aşmayacak. Her hayatın alanında, yaşamın bir parçasında orayla alakalı bir hukuk vardır, bir adap, erkan vardır.

Sen o bulunduğun noktada bulunduğun dairede oranın adaf ve erkanını korumak. Rabıtayı böyle görüyorum. Ben sizin konuşmalarınızı, duruşunuzu, itabetinizi, dine bakış açınızı çok beğeniyorum. Lakin size bağlı değilim. Geçen günlerde bir arkadaş, şeyhi olmayan şeyhi şeytandır dedi. Bu sözün maksadı nedir? Bu bir rivayette zayıf ııı hadîs olarak geçer. Ama bu ııı sûfîler için kimisi Abdülkadir Geylân Hazretlerinin sözü der. Bir sûfî sözü olarak kabul edilir. Bu böyle daha önce bir üstad olmuş, bir şeyhi olmuş. Ondan sonra da o şeyh vefat etmiş. Veyahut da bir şekilde o kimse şeyhten ferahat etmiş, ayrılmış. O kimse muhakkak yine bir şeyhiye intisap etsin. Veyahut da o kimse bu yolda yürüyecekse bir üstada intisap etmesi gerekir.

Sûfîlik yapacaksa kalp tezkiyesiyle iştigal edecekse onu muhakkak bir üstada ihtiyacı var. Bu manada söylenmiş bir söz. Bu herkese şumul bir söz olarak kabul etmiyorum bana. Herkese, herkesin içine kapsacak bir şey değil bu. Bir kimse kendince Kur’ân ve Sünnet’e tabi olur, iman eder, ibadetlerini yapabildiği yere kadar yapan, haramlardan uzak durmaya çalışır, o da cennete girer. illaki bir şeyhiye intisap etme zorunluluğu yok. Ama ben biraz daha ilerisini istiyorum, biraz daha derinini istiyorum, biraz daha farklı olmak istiyorum diyorsa o zaman bir sûfî yolunda gideceğim çünkü yolu inkar etmek mümkün değil. Böyle bir yolda gideceğim diyorsa bir üstada ihtiyacı var. Bu mesele o açıdan bakıyorum.


18. Bölüm

Artık dua bile edemiyorum diye bir kardeşe esma vermiştiniz İzmir sohbetinizde. Aynı durumda olan herkes bunu çekebilir mi? Çekebilir. Çekebilirsek ne kadar süre devam etmeliyiz? Çekebildiğiniz yere kadar çekin, devam edin. Allâh’ı zikir. bir kimse dua edemiyoruz dediği zaman bu gerçekten sıkıntılı bir şey. Dua edin, duanıza icabet edeyim, âyet de sabit. O yüzden dua etmek fars ibadet yani. Fars fars dua etmek. O yüzden bir kimse kendi kendine ya Rabbi beni affeyle bile diyemiyorsa sıkıntı var bunda. bir kimse namaz kıldığında ya Rabbi beni affet, ya Rabbi benim ibadetlerimi kabul et. Veyahut da kendince Cenâb-ı Hak’tan bir şey istemiyorsa sıkıntı var. Dua edemiyorsa sıkıntı var. İsteyim emir.

Bak isteyin emir. Allâh’tan isteyin emir. İste, kendine istemeyebilirsin. Arkadaşına iste, işine iste, çocuklarına iste, etrafına iste, ülkene iste, memleketine iste, İslam dünyasına iste. Allâh bizi Cenâb-ı Hak’tan her daim isteyenlerden eylesin. Âmîn. Iyyaka nabudu, iyyaka nastain. Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz. Ya Rabbi bizlere yardım eyle. Âmîn. Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle. Âmîn. Memleketimize yardım eyle. Âmîn. Derviş kardeşlerimize yardım eyle. Âmîn. Katından meccanen ihsan eyle. Âmîn. Katından meccanen memleketimizi muhafaza eyle. Âmîn. Katından meccanen memleketimizi idare edenlere hayırlı akıl fikir nasip eyle. Âmîn. Meccanen hayırlı kararlar almayı nasip eyle.

Âmîn. Meccanen onları hayra döndür. Âmîn. Meccanen hayırlı kapılarımızı aç. Âmîn. Meccanen hayırlı rızık kapılarımızı çoğalt. Âmîn. Meccanen hamdini yükseltenlerden eyle. Âmîn. Meccanen hamdini artırdıklarından eyle. Âmîn. Meccanen zikrin artırdıklarından eyle. Âmîn. Meccanen sana yaklaşmayı artırdıklarından eyle. Âmîn. Meccanen kendine yaklaştırdıklarından eyle. Âmîn. Meccan’ın Habibine muhabbet besleyenlerden eyle. Meccan’ın Habibini sevenlerden eyle. Meccan’ın sana aşık olanlardan eyle. Arkadaşlarımızı sana aşık olanlardan eyle. Dostlarımızı sana aşık olanlardan eyle. Kardeşlerimizi sana aşık olanlardan eyle. Akrabalarımızı sana aşık olanlardan eyle. Evlatlarımızı sana aşık olanlardan eyle.

Bütün alışveriş ettiklerimizi sana aşık olanlardan eyle. Selamlaştıklarımızı sana aşık olanlardan eyle. Muhabbetleştiklerimizi sana aşık olanlardan eyle. Gelecek zürriyetlerimizi sana aşık olanlardan eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi, bizlere merhamet eyle. Duvarlarımıza merhamet eyle. Nefeslerimize merhamet eyle. Yüzüklerimize merhamet eyle. Hayatlarımıza merhamet eyle. Bizlere merhametli olanlardan eyle. Gönlünden merhamet akanlardan eyle. Bizleri merhametsizlikten uzak eyle. Merhametsizlerden uzak eyle. Merhametsizlerin de gönüllerine merhamet eyle. Onların gönüllerine merhamet layık değilse, yakışmıyorsa bizleri onlardan uzak eyle. Bizleri merhametsizlikten uzak eyle. Bizleri merhametsizlerden uzak eyle.


19. Bölüm

Bizleri vicdansızların elinde bırakma. Bizleri katı kalplerin elinde bırakma. Bizleri kötü sözlülerin elinde bırakma. Bizleri kötü bakışlardan muhafaza eyle. Bizleri lanetlenmişlerden olanlardan uzak eyle. Bizleri lanetlilerden uzak eyle. Meleklerin lanet ettiklerinden uzak eyle. Göktekinlerin lanet ettiklerinden uzak eyle. Yerdekinlerin lanet ettiklerinden uzak eyle. Bizleri lanet ettiklerinden uzak eyle. Ey merhametlerin en merhametlisi, bizleri illiğinde eyle. Illiğinde olanlara dost eyle. Illiğinde olanlarla beraber eyle. Âmîn diyen dillerimizin hari cehennemden azad eyle. Dillerimizi senin zikrinle ıslandır. Gönüllerimizi senin zikrinle süslendir. Hayatımızı senin zikrinle sonlandır. Lâ ilâhe illâllah.

Heyy Allâh. Heyy Allâh. Ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh, ey Ya Rasulallah, ya Rasulallah, ya Habiballah, ya Rasulallah, Ey Allâh, ya Nebi Allâh Ya Resul Allâh, ya Hakim Allâh Ya Resul Allâh, ya Nebi Allâh Ey Allâh, ey Allâh, ey Allâh Selam kılmızı Allâh’ı seveceği Allâh’ı seveceği Allâh’ı seveceği Allâh’ı seveceği Allâh’ı seveceği Ya Rasulallah, Ya Rasulallah, Ya Habiballah Ey Allâh, ey Allâh, ey, ey Allâh, ey Allâh, ey, ey Allâh Ya Resulallah, Ya Resulallah, Ya Habibullah, Ya Resulallah, Ya Nebiyallah.

Ey Allâh ey! Ey Allâh ey! Ya Rasulallah, ya Rasulallah, ya Rasulallah, ya Rasulallah, ya Habiballah, Ya Habiballah, Ya Resulallah, Ya Nebiallah, Ya Resulallah, Ya Habibullah. Ya Resulallah, Ya Nebiallah, Ya Nebiallah, Ya Nebiallah, Ya Nebiallah. Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Allâh, Hey Hey Allâh’ım, hey Allâh’ım, hey Allâh’ım, hey Allâh’ım!

Hey Allâh’ım, hey Allâh’ım, hey Allâh’ım, hey Allâh’ım! Celle jelayur hu. Celle şerruhu. Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm vel asr inna l-insana lafihus illa allazina amanu wa amilu s-salihati wa tawassaw bil-hakk wa tawassaw bil-hakk wa tawassaw bil-savr sadakallahi l-azim subhane rabbike rabbi l-izzati amma yasibun wa salamun ala l-mursalin vel hamdülillahi rabbi l-alemin subhane rabbike rabbi l-azim vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin vel hamdülillahi rabbi l-alemin Selatu ve selamu aleyke ya hayra haykıllâh.


20. Bölüm

Âmîn. Selatu ve selamu aleyke ya nuru arşıllâh. Âmîn. Selatu ve selamu aleyke ya seyide velin vel ahirin. Âmîn. Vel hamdülillâhi rabbil âlemin. Âmîn. Ya Rabbi hatalarımızı, küsurlarımızı, noksanlıklarımızı affeyle. Âmîn. Ya Rabbi günahlarımızı affeyle. Âmîn. Sen affetmeyi seversin bizleri affeyle. Âmîn. Memleketimizin başına tuzak kuranların tuzaklarını kendi başlarına makus eyle. Âmîn. Masumlara mazlumlara tuzak kuranların tuzaklarını kendi başlarına makus eyle. Âmîn. Kendi bombalarının altında erit ya Rabbi. Âmîn. Kendi hainliklerinin içinde boğdur ya Rabbi. Âmîn. Ülkemizi ve memleketimize yardım eyle. Âmîn. Ülkemizi ve memleketimize yardım eyle. Âmîn. Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle. Âmîn.

Ümmet-i Muhammed’e ikram eyle. Âmîn. Ümmet-i Muhammed’e ihsan eyle. Âmîn. Ey zafer sahibi, zaferin sahibi sensin o zaferi bizlere muzaffer eyle. Âmîn. Zaferlerinle bizleri muzaffer eyle. Âmîn. Gönüllerimize ilham eyle. Âmîn. Kalplerimizi kendi yönüne çevirdiğin kalplerden eyle. Âmîn. Memleketimizin Müslümanlarının gönüllerini doğruya çevir ya Rabbi. Âmîn. Hikmetine ve hakikatine çevir ya Rabbi. Âmîn. Doğru da ve hakikatte birleştir ya Rabbi. Âmîn. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapıştır ya Rabbi. Âmîn. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapıştır ve yaşattır ya Rabbi. Âmîn. Yaşayanlardan ve yaşatanlardan eyle ya Rabbi. Âmîn. Bizleri kafirlerle dost eyleme. Âmîn. Bizleri Yahudilerle dost eyleme. Âmîn. Bizleri müşriklerle dost eyleme.

Âmîn. Müşriklerin hainliklerinden bizleri uzak eyle. Âmîn. Kafirlerin hile ve desiselerinden uzak eyle. Âmîn. Gezidilerin hile ve desisesinden uzak eyle. Âmîn. Memleketimizin başına çorap örenlere fırsat verme. Âmîn. Memleketimize kötülük ve ihanet edecek olanlara fırsat verme. Âmîn. Onları kendi karanlık inlerinde çökert ya Rabbi. Âmîn. Kendi karanlık odalarında dağıt ya Rabbi. Âmîn. Bunları para kend eyle ya Rabbi. Âmîn. Bunları felç eyle ya Rabbi. Âmîn. Bunların gözlerini kör eyle ya Rabbi. Âmîn. Bunların kulaklarını sağır eyle ya Rabbi. Âmîn. Ellerinin ayaklarını tut ya Rabbi. Âmîn. O hainler hareket edemeyecek hale gelsinler ya Rabbi. Âmîn. İbrahim’in hanımına elini uzatan müşrikler gibi elleri kurusun ya Rabbi.

Âmîn. Mahremimize, mahremlerimize ellerini uzatmaya çalışanların ellerini kurut ya Rabbi. Âmîn. Gözlerini uzatmaya çalışanların gözlerini kurut ya Rabbi. Âmîn. Gönüllerini çevirecek olanların gönüllerini kurut ya Rabbi. Âmîn. Mahremlerimizi sen muhafaza eyle ya Rabbi. Âmîn. Mahremlerimizi sen muhafaza eyle ya Rabbi. Âmîn. Mahremlerimizi sen muhafaza eyle ya Rabbi. Âmîn. Sen ne metin kallasın senin kalana sığırdık ya Rabbi. Âmîn. Kalana sığınanlardan eyle ya Rabbi. Âmîn. Kalana sığınanlardan eyle ya Rabbi. Âmîn. Kal ana sığınanlardan eyle Yarab. Kal anda muhafaza ettiklerinden eyle Yarab. Kal anda muhafaza ettiklerinden eyle Yarab. Kal ana muhafaza ettiklerinden eyle Yarab. Gönüllerimizi muhafaza eyle Yarab.

Gözlerimizi muhafaza eyle Yarab. Anaklarımızı muhafaza eyle Yarab. Gönüllerimizi muhafaza eyle Yarab. El vayaklarımızı muhafaza eyle Yarab. Kendine döndür Yarab. Vahdaniyetine döndür Yarab. Rahmaniyetine döndür Yarab. Uluhiyetine döndür Yarab. Uluhiyetine döndür Yarab. Uluhiyetine döndür Yarab. Âmîn. Hacı Mehmet. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Ali Muhammed. Fatiha. Arkadaşlar, Cuma günü akşam, yarın akşam cephe, sema, ribatı yapacaktık. Ama yarın akşam çok doluymuş. O yüzden Hacı Cafer, Cumartesi günü dersten sonra olabilir mi dedi. Ben de olur o zaman dedim. Cumartesi günü, Tekke’deki dersten sonra, inşâAllah Tekke’den derlenip, toparlanıp, Fomara Meydanına gidip, inşâAllah ribatımıza devam edeceğiz.

O yüzden kardeşler, Çanakkale, cephe, sema özgünlüğünde hazırlıklı olarak gelsinler. Yöresel kıyafetler, zevkli kıyafetler olarak, inşâAllah herkes, Tekke’de zannediyorum on iki yarım gibi hareket ederiz. Oradan Fomara’ya gidip orada müsaade ederlerse, bir küçük konuşma etmezlerse, dua edip, inşâAllah oradan Allâh izin verirse ayrılacağız. O yüzden kardeşler, gelebilenler, inşâAllah gelmeye gayret etsinler. Halklarınızı helal edin.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Râbıta, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı