Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

608. Dergâh Sohbeti – Subliminal Mesajlar, Türkiye’nin Kuşatması ve Gerçek Dervişlik

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 608. Dergâh Sohbeti – Subliminal Mesajlar, Türkiye'nin…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Akıllı telefonları gereksiz kullanma son zamanlarda artık insanların bunlardan kurtulamaz oldu. Ve sizin deyiminizle klavye kahramanları laf yetiştirmeye çalışıyorlar. Bizler internet ve telefonları nasıl kullanmamızı önerirsiniz. Bu hastalık çocuklara kadar sirayet etmiş. Yeşilay’ın barımlılık kategorisine girmiş oldu internet ve telefon. Teknoloji ile alakalı bir sıkıntımız yok. Teknoloji olmalı, hatta teknolojiyi takip etmeli. Teknolojik gelişmeleri sonuna kadar bu noktada bilmeli. Bununla alakalı gerçekten insanlar Türkiye olarak söylüyorlar.

Bundan geri kalmamalı. İnsanlar bu teknolojik aletleri kullanmakta maharetli olmalı. Eyvallâh. Bunlar şey değil. Ama bunun öyle ailelerin içerisinde, ailelerin arasında denge bozucu şekilde gidiyorsa genel olarak insanlar bu sosyal medya dediğimiz şeyde çok fazla takılıyorlar. Normalde o mesela teknolojiyi örneğin adam hadisleri yükleyip telefondan hadîs okumuyor ki. Telefondan Kur’ân okumuyor ki. Telefondan hayırlı bir kitap da okumuyor. Ama böyle olur olmaz her şeyleri normalde boş vakit geçiriyor. Bu sıkıntılı. Bir de bu iyice barımlılık haline geldi. Gencin de yaşlısında onun üzerinde duruyor. Kendince farklı bir mecraya atıyor. Allâh muhafaza eylesin. Bu normalden fazla. Biz şu anda Avrupa’da çok ülkelerden fazla internet kullanımımız.

Çok ülkelerden fazla da böyle bu akıllı telefonlardan yüzdelik olarak çok fazla bize. İnsanlar telefonu sadece haberleşme aracı kullanırken biz her şeyi de kullanıyoruz. Allâh muhafaza eylesin. Ailelerin huzuru kaçtı bunda. Bilençsiz kullanımlar arttı. İnsanların birbirlerine ulaşmaları kolaylaştı. Bir kadınla bir erkeğin rahat bir şekilde mesajlaşma birbirleriyle haberleşmesi arttı. Bu sefer şeytan nefis kulağından üflüyor onları. ben bir hadîs-i şerifi çokça söylüyorum ya. ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki Müslümanlara diyecekler ki kelerin deliğine gir. Müslümanlar oraya girmeye çalışacak. Şimdi keler deliği dediği kertenkele deliği küçücük. Bir insanın kertenkele deliğine girmesi mümkün mü?

Değil. Birisi ona söyleyecek. Bakın birisi ona söyleyecek. Birisi ona böyle bir tavsiyede bulunacak. Böyle bir emirde bulunacak. Müslüman olmayacak olan, fıtrata aykırı olan bir şeyi yapmaya çalışacak. Bunu zaman zaman derslerde söylüyorum. Uyandırmak için söylüyorum. Bu neden? Bu o kimsenin birisi kulağına fısıldayacak bunu. Bunu kim yapacak? Bunu şeytan yapacak, bunu Deccâl yapacak. Bunu şeytan yapıyor şu anda. O kimsenin kulağına fısıldıyor. Siz sadece bir müzik dinledik zannediyorsunuz. bir rap bir müzik dinliyorsunuz. ne bileyim farklı yeni olan o müziklerden dinliyorsunuz. O müzikleri dinlerken kendinizce siz sadece o müziği duyduk zannediyorsunuz. O müziğin notalarında, o müziğin ritminde, o müziğin normalde kendi sözlerinde gizemli şeytani ifadeler var.


2. Bölüm

Oradan sesleniyor sana. sen o şarkıyı üç beş sefer dinleyince sende o yer yapıyor. Bazen zaman zaman diyorum ya onları dinleyeceğinize gidin Müslümü dinlenin. Hüzünlenin. Gidin Orhan Gencebay’ı dinlenin. Kahırlanın. Gidin Türk sanat musikisi dinleyin. Ciddi ciddi söylüyorum onu. Onları dinleyeceğinize gidin halk müziği dinleyin. Onları dinleyeceğinize. Çünkü bu son normalde yirmi yılın on beş yılın müziklerinin hepsinde arkasında gizli sesler var. Gizli komutlar var. Gizli yönlendirmeler var. Son on beş yılın filmlerinde gizli yönlendirmeler var. Gizli komutlar var. Reklamlarda gizli yönlendirmeler, gizli komutlar var. Reklamlarda. Sen örneğin bir tavuk reklamı seyrettiğini düşünüyorsun. O o kadar masum değil.

Sen bir lokanta reklamı seyrettiğini düşünüyorsun. O o kadar masum değil. Sen bir rak müzik dinlediğini düşünüyorsun. O o kadar masum değil. Yönlendirmeler var. Yönetilmeler var. Yönlendirmeler var. Yönetilmeler var. Mesela en fazla yönlendirmeye açık kesim kim biliyor musunuz? Şehirlerde yaşayanlar. Yönlendirmeye ve yönetilmeye açık olan kesim şehirlerde okumuş olan kesim. Siz şöyle düşünürsünüz şimdi. ya sen ilme kapalı mısın, okumaya kapalı mısın? Bakın ben ilme kapalı, okumaya kapalı, eğitime kapalı bir kimse değilim. Ben yönlendirme ve yönetilme ile alakalı söylüyorum. En fazla, en çabuk, en rahat, en çabuk, en rahat, en fazla yönlendirme ve yönetilmeye müsait olanlar. Şehirlerde okur yazar olanlar.

Şehirlerde bu iletişim araçlarını çok kullananlar. Yönlendirmeye ve yönetilmeye açıklar. En fazla Facebook’ta duran, en fazla Twitter’da duran, en fazla WhatsApp’tan herkeslerle konuşacağım, konuşacağım diye uğraşan, sosyal medyayı en fazla kullananlar, en fazla yönlendirmeye ve yönetilmeye açık olan kesim. İnternet sanal medyaya en fazla kullananlar, en fazla yönlendirmeye ve yönetilmeye açık olan kesim. Biz şöyle zannediyoruz, ya üniversite okumuş, o yönlendirme, yönetilme alır mı? En güzelini o alır. Siz bir küçük kasabada yaşayan veya bir köyde yaşayan bir kimseyi saf görürsünüz, doğru. Onu yönlendireceğinizi, yöneteceğinizi düşünürsünüz, yanılırsınız. O yönlendirilmez ve yönetilemez. Ama bir üniversite okumuş bir kimseyi yönlendirmek ve yönetmek kadar kolay bir şey yoktur.

Neden? O çünkü sanal dünyada dolaşıyor. Sanal dünyada on tane reklam, on tane söz ardı ardına duydu mu bitti, onun beyin gerisi fethedildi. O zannetti ki herkes böyle düşünüyor, o da sürü psikolojisine girdi, herkes gibi düşünür. Asıl sürü psikolojisi, bunun altını çizerekten söylüyorum, dikkat edin. Asıl sürüler sanal medyada dolaşan, kendi kendisini orada bir şey zanneden insanlar. Asıl sürü psikolojisi onlar. Anadolu’nun safi evlatları sürü psikolojisinde değil. O sanal medyada dolaşan, okumuş olan, kendini okumuş, bilgili, çağdaş gören kesim sürü psikolojisinde Türkiye’de. Ama onda da bir algı operasyonu yapıyorlar. Bakın onda da algı operasyonu yapıyorlar. Sürü psikolojisini örneğin, bir tarikat ehli sürü psikolojisinde, bir cemaat ehli sürü psikolojisinde.


3. Bölüm

Anadolu insanı sürü psikolojisinde, öyle gösteriyorlar insanlara. Büyük bir aldatmaca var. Büyük bir aldatmaca var. Büyük bir aldatmaca. Bakın çok büyük bir aldatmaca var. O kadar büyük ki aldatmaca. O kadar büyük ki aldatmaca. O kadar büyük ki, o kadar programlı ki. Şeytan dizayn ediyor. Allâh iyiyesin inşâAllah. Türkiye seçimden sonra ekonomik kuşatma ile karşı karşıya kaldı. Bize tavsiyeleriniz nelerdir? Uzun vadeli insanlar borçlanmalı mıdır? Sizce bu kuşatmadan başarılı bir şekilde çıkar mı ülkemiz? Bu kuşatma yeni değil ki. Seçimlerden sonra başlamış olsun. Bu kuşatma çok eski. Bu kuşatma ta NATO ile ittifak edildiğinden itibaren başlar bu kuşatma. Bu kuşatmayı yeni görürseniz aldanırsınız.

Bu kuşatmanın başı ta NATO ile anlaşma, NATO’ya girilince başlar. Buraya başladık mı? Şimdi bu akşam işin içinden çıkamayız. Bakın bu işin içinden çıkamayız. Buraya başladık mı? Bu kuşatma ne zaman Türkiye NATO’ya girmeye karar verdi ve Türkiye’yi paldır küldür NATO’ya aldılar? Bu kuşatma o zaman Türkiye’de başlamıştır. Aslında şu anda Türkiye’nin NATO’da olduğunu ve NATO’ya aldıklarına çok pişmanlar şu anda. Ama onlar için Batı için herhangi bir şeyin hukuku kanunu yoktur, herhangi bir şeyin vefası yoktur. Batı vefasızlık yapılmak isterse anında yapar, anında istediğini yapar. Şu anda bize ne dayatıyorlar biliyor musunuz? Şu anda bütün ülkeye dayatıyorlar. Bu yeni değil ki. Şu anda bütün ülkeye dayatıyorlar.

Bu yeni değil ki. Türkiye’nin gayri safi milli hasılası kişi başına 10.000 dolar olmamalıydı. 10.000 dolar olunca sana her türlü baskıyı yaparlar. Sen çünkü yönlendirilemez ve yönetilemez olursun onlar tarafından. Sen İMF’ye borcumu bitirdim der, cartınırsan tekrar İMF’yi sana dayatmak için her türlü alaveri, dalaveri sana yaparlar. Türkiye sadece ekonomik kuşatma altında değil. Türkiye hem siyasi kuşatma altında hem askeri kuşatma altında hem de kültürel ahlaki kuşatma altında. Türkiye her yönden kuşatma altında. Bu kuşatma hem içeriden hem dışarıdan. Meselelere kısa bakmayın. Daha geniş çerçeveden daha yukarıdan bakın. Buna zaman zaman söylüyorum. Altıncı filonun Akdeniz’de ne işi var? Söylüyorum buna bunu.

İngiltere 135 tane savaş uçağını Kıbrıs’a neden getiriyor? Fransa’nın, İtalya’nın, Doğu Akdeniz’de ne işi var? Rusya’da ne işi var? Doğu Akdeniz’de ne işi var? Rusya’nın Doğu Akdeniz’de ne işi var? Çin’in Orta Doğu’da ne işi var? Bu kuşatma yeni değil. Türkiye bu kuşatmanın tam merkezinde. Türkiye bu kuşatmanın tam merkezinde. Her an için Türkiye’de her şey olması mümkün. Bunu yıllardan beri söylüyorum. İki tane uçağı havalandırırlar, bombalayı verirler bir şehrinize. Neden Türkiye hızla S-400 almanın yolunu arıyor? Benim gördüğüm tehlikeyi onlar görmüyorlar mı sanki? S-400’lerin teslimatı yaklaştıkça adam 6.Filo’yu da gönderdi. Tehdit ediyor Türkiye’yi. Sen diyor benim istediğim zaman bombalama gücümü engellemek istiyorsun.


4. Bölüm

S-400 alarak benim uçaklarımı, her şeyimi, füzelerimi vurursun. O yüzden sana S-400 aldırmam. Her daim ben seni bombalayabilmeliyim. İsrail seni her daim bombalayabilmeli. İsrail uçakları Güneydoğu’da istediği gibi operasyon yapabilmeli. Veya NATO adı altında. Batı’nın hegemanist güçleri senin ülkende istediği gibi uçak uçurmalı. İstediği gibi senin kara sularında gemi yüzdürmeli. İstediği gibi kara sularından ve hatta yerden, havadan, denizden sana füze atabilmeli. Sen S-400 alarak sen bunların hepsini önlemeye çalışıyorsun. Bunları önlemeye çalışınca da sen bizim istikametimizden çıkacaksın diyorlar. Bu kuşatma yeni değil. Türkiye ekonomiden fazla askeri bir kuşatmanın altında. Ekonomi diyeceksiniz ki önemli değil mi?

Bilinçli vatanperverler için önemli değil. Ama patlıcan 5 liradan 15 liraya çıktı deyip de günlük yaşayanlar için önemli. Ama vatanını seven, milletini seven geleceğini düşünenler için isterse patlıcan 25 lira olsun yemeyi veririz. İsterse domates 35 lira olsun yemeyi veririz. İsterse biber 50 lira olsun yemeyi veririz. Yemeyi veririz. Yemeyi veririz. Arttıran da eksilten de Allâh deriz, boynumuzu bükeriz, otururuz. Vatan sağ olsun deriz. Bu şimdiki nesiller sana yağ kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller bildiğiniz vita yağ kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller çiçek yağ kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller sigara kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller benzin kuyruklarını bilmiyor. Şimdiki nesiller mazot kuyruğunu bilmiyor.

Şimdiki nesiller bırakın 3 saat, 4 saat, 3 günlük, 4 günlük, 5 günlük, 1 haftalık elektrik kesintilerini bilmiyor. Bilmiyor şimdiki nesiller bunları. Şimdiki nesiller rahat yaşamayı biliyor. Şimdiki nesiller yamalı ayakkabı bilmiyor, yamalı pantolon bilmiyor, bir söküğü dikmeyi bilmiyor. Bir yırtığı yama yapmayı bilmiyor, kadınlarda erkeklerde bilmiyor, hiç kimse bilmiyor. Eskiyi yeni yapmayı bilmiyor şimdiki nesiller. Öyle olunca siz çok ekonomik kriz yaşarsınız. Şimdiki nesiller tarhana çorbası bilmiyor, bulgur çorbası bilmiyor. Şimdiki nesiller bulgur pilavı yiyelim, yanında ekmekle bulgur pilavı yiyelim bilmiyor. Şimdiki nesiller bulgur pilavının yanında turşu da bulmuş veyahut da yoğurt bulmuş, harika bir menü olarak onu görmüyor.

Bilmiyor. Şimdiki nesiller salça ekmek yemesini bilmiyor. Bizim sayımızda bu konuda bir şey bilmiyor. Bizim Sayıt bir gün ne yiyeceğiz, ne yiyeceğiz diyor oradakiler pirinç pilavı yaptı. Sayıt abi bunu mu yiyeceğiz ya dedi. Bilmiyorlar çünkü pirinç pilavı zenginlerindi sadece bilmiyor. Önceden zenginler pirinç pilavı yer, fukaralar bulgur pilavı yerdi. Bilmiyor. Önceden zenginler pirinç pilavı yer, fukaralar bulgur pilavı yerdi. Bilmiyor. Şimdiki nesil bunu. Sayıt onun üzerine bir de soğan doğradı, ince ince kıydı. Üzerine bir de ince ince kıydı, domates doğradı. Karşıdan dedi gidin oradan dedi taze çıtır ekmek alın dedi. Çıtır çıtır fırından çıkmış bir de ekmek aldırdı. Ben seyrediyorum. Ben öğlenleri yemiyorum işte.


5. Bölüm

Gündüzleri yemek yemiyorum. Ulan Sayıt ne kokuttun dedim ya. Dedim ne koydum bunun içine dedim. Ben kokuyor güzel kokuyor. Kuyruk yağı koydum dedi. Bilmiyor şimdiki nesiller kuyruk yağı bile yemiyorlar. Dayanamadım dedim bir kaşık da bana getirin. Daldırdım kaşığı bir lezzet dünyası ki sorma gitsin. İsmail yapamaz bizim ahşule pilav. Ama bilmiyor şimdiki nesiller. O yüzden ekonomik kriz olur. Yemeği verin diyorum ya size. Size bu basit geliyor. Yemeği ver ya. Yemeği ver. 58 yaşındayım varlığı da gördük yokluğu da gördük. Hamdolsun Allâh’a. Daha yiyecek bir şey için kuyruğa girdiğimi hatırlamıyorum ben. Yemeği veririm der çıkarım ben. Bir şeye ihtiyaç görürsen onun kölesi olursun. Bir şeye ihtiyaç görmezsen onun efendisi olursun.

Niye ihtiyaç görüyorsan kendine elzem görüyorsan onun kölesisi. Niye ihtiyacım yok diyorsan onun efendisisin. Ekonomik kriz tabii olacak Türkiye’de. Bir sene hiçbir kıyafet almayın. Bir sene hiç ayakkabı almayın. Enfukaranın evinde üç dört tane ayakkabı var şimdi. Asıl önemli olan sıkıntı. Ekonomiden fazla benim daha fazla sıkıntı olarak gördüğüm şey askeri bir sıkıntı. Bu asıl önemli olan bu Türkiye’nin gerçekten beka problemi var. Gerçekten çok sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Gerçekten çok sıkıntılı bir dönemdeyiz. Benim gördüğüm bu. Allâh bizi muhafaza eylesin. Furkan Vakfı’nın yayınlarını ve sahibinin bastırdığı kitapları nasıl buluyorsunuz? Bu vakıf aynı zamanda bir cemaat midir? Bazı konuşmalarını anlayamadık.

Topluma karşı faydalı mıdır? Tanımıyorum, bilmiyorum hakkınızı helal edin. Ben bunu zaman zaman söylüyorum arkadaşlar. Ben normalde böyle çok kitap kurdu olup da kim ne yayınlıyor? Bunu takip edeyim. Benim öyle bir kitap okuma alışkanlığım yok. Bende klasik tefsirdir, hadistir, fıkıhtır onlar var. Zamanım olunca ben onlarla iştigal ediyorum. O yüzden bunları normalde tanımıyorum, bilmiyorum. Mustafa abi ben Tuncay. Bu Tuncay yazısı mı bu? Ben Tuncay kime yazdırdın bunu? He? Bir arkadaşa yazdırdın. Daimi namaz ne demek? Abim benim bildiğim abdest alıp namaza durulması lazım değil mi? Bazı kişiler abdest almadan namaz kılıyor. Allâh’a emanet ol abi. Sen onlardan uzak dur. Sen peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haditenin sünnetine uy.

Abdestini al namazını kıl. Bir rüyanım bir şeye pardon. Benim şeyhim binaya kafa atsa bina yıkar. Benim şeyhim al kılıcı eline şu insanları doz, doğru dese gözüm kapalı önüme geleni keserse bana ne yapacaksın? Ben şeyhim kılıcı eline şu insanları doğru dese gözüm kapalı önüme geleni keserse geleni keserim gibi sözler sarf etmek ne derece doğrudur. Hepsi de bidat ve yanlış. Bunların hepsi de boş söz. Bu sözleri çok işittik biz, çok duyduk. Bunların hepsi de boş söz. Benim şeyhim, kılıcı elini al, bunları doğru dese doğrarım. Kim diyorsa gelsin doğrasın hadi. Boş söz bunlar. Senin şeyhin Kur’ân’a sünneti uyduyor, uymuyorsun. Asıl olması gerekeni yapmıyorsun. Haramı işleme diyor, haramı işliyorsun.


6. Bölüm

He ben kılıcı alır doğrarım. Sen patates doğrarsın bir tek. Onun da elini kolunu kesersin. Bunlar sürüye kurt getiren sözler. Bunlar insanların tasavvufla, sufilikle alay ettirici sözler bunlar. güya şeyhine olan bağlılığını gösterecek. Değil. Bu değil, bir abimiz vardı bana dedi ki uçaktan atla dese atlarım. Ben de dedim abi sana uçaktan atla demez ama sana bir şey söyler dedim. Kalırsın öyle dedim. Ondan sonra dedi uçaktan atla demedi. Biz Şeyh Efendi’yle beraber odanın içindeyiz. Allâh affetsin. Beni gösterdi. Bunun kadar olamadın dedi. Bu dedi kurt tavuk gibi herkes etrafında toplar dedi. Sen dedi onu bunu titrikledin, şunu şöyle yaptın, bunu böyle yaptın, ona söyledi. Nasıl böyle? bir şey, bir dervişe, sen şunu şöyle yaptın, böyle yaptın derken sus, konuşma.

Bu konuştu. Çık dışarı dedi. Bir çarptı. Kapıyı bulamadı. Ben elinden tuttum. Kapıya kadar götürdüm. Kapıyı bulamadı. Ben hayatımda unutmam o esnanteneyi. Allâh hiç kimseyi yaşatmasın. Âmîn. Dışarı çıkardım dedim. Şurada yan tarafta odada otur dedim. Kendinden geçti. Ben tekrar içeri girdim. Ondan sonra Şeyh Efendi bir şeyler daha söyledi. Çıktım. Diyor ki bana buna şikayet etmişler, şişirmişler. Ben hacan neyle konuşacağım. Abi yapma seni şeyhin hacan ne mi? Yapma diyor. Bak uçaktan atlardın ya dedim. Kaldı. Bak dedim uçaktan atlamana gerek kalmadı. Iki laf söyledi dedim. Kapıyı bulamadı. O laflar çok duyduk kardeşler biz. Istikamet lazım. Bazen anlatırım. Ömredeyim. Birisi başımda hıçkırı hıçkırı ağlıyor.

Ben rüya görüyorum zannediyorum. İçimde diyorum ki ulan kim ağlıyor ya? Rüya mı görüyorum? Hal mi görüyorum? Gözümü açtım bizim arkadaşlardan birisi. Ulan ne oluyor dedim ben. Şey Efendi’nin sağlığında oluyorum. Bu dünya seni nasıl çekiyor abi dedi. Erelen dedim bak işine. Ben şimdi buna. Lan dedim ilk hançeri sen vurursun dedim. Bunu söyleyen sensin. Ilk hançeri sen vurursun dedim. Ilk hançeri o vurdu. Bu laflar doğru laflar değil. Kime intisap ederseniz edin. Bu dergahtasanız bu sözleri hiç kullanmayın. Sana her şeyin feda, bir pazarını feda edememişsin. Nereye her şeyini feda edeceksin? Seni çok seviyoruz. Pazar günü neredeydin? Ben herkes gelecek dedim. Gelebilenler dedim. Seni çok seviyoruz.

Ne sırayı bozdun pazar günü? Seni çok seviyoruz. Neden görevlilere itaat etmedin orada? Şuraya git dediklerinde gitmedin. Buraya git dediklerinde gitmedin. Her şeyimizde emrinizdeyiz. Siz ne yapma gittiniz herkesten önce şehitliğin orada dururduğunuz? Bunlar boş söz. Herkes sıraya giriyor, amele de sen nesin? Herkes sıraya gidiyor derviş de sen nesin? Sen özel misin? Herkes disiplinli duruyor onlar saf da sen çok mu yanıksın? Sen neden disiplini bozdun da yerinden gittin serpildin orada burada kaldın? Dervişlik ince ince sanat ince. Sen zannedersin ki görmezler, gören olur. Sen zannedersin ki duymazlar, duyan olur. Sen zannedersin ki bilmezler, bilen olur. Öyle uçaktan atla dese atlarım. Benim elime kılıç verse ben doğura dese doğrarım.


7. Bölüm

Boş söz onlar. Burada dikil dedim de dikilmektir önemli. Yürürken sırayı bozmamaktır. Bir iş varsa orada itaat etmektir başındakine. He şeyhim bana doğru dese doğrarım. Gel dedi, ne gelmedin? Gel dediğim zaman gelmeyeceksin de ne zaman geleceksin? Ne imtihanı bekliyorsun daha? Yürü dediğimde yürümedikten sonra ne imtihanı bekliyorsun daha? Merak etmeyin hiç kimseye uçaktan atla demeyeceğim. Bunlar boş söz. Yap dediğimi, yapın dediğimi yapmayan bir kimse nereye uçaktan atlayacak? Boş söz bunlar. O yüzden bunlar dervişliye, sufiliye, leke getiren şeyler. Adam kalkıyor dervişliyi böyle bir şey zannediyor. Olur olmaz yerde böyle şataatvari laflar söyleniyor. Şeyhim bana atla dese atlarım. Bir adım atlıyor mu?

Atmıyorsun. Atla dedim de mi atlayacaksın? Hiç yolda yayan derviş gördünüz mü? Çanakkale’ye giderken? Var mı gören? Yok. Paran yoksa yayan düşeydin yollara. Gidecek vasıta bulmasaydın da alaydın eline çıkını yürüseydin, dervişlik yapsaydın. Yayan yürüseydin. Size menkıhbe gibi geliyor. Boş muhabbet gibi geliyor. Şeyhim bana Furunlu Köyü’ne derse gideceksin dedi. Ben her Perşembe oraya derse gidiyordum. Her Perşembe. Ve büyük bir çoğunluğunda gece saat on ikiden sonra beş kilometre yayan geliyordum bayındıra. Bana oraya derse gideceksin dedikten sonra bir gece, bir gece eksik kalmadı orada ders. Ne atlaması kardeş? Ben şeyhimin yanına sohbetine daha tek başıma gittiğimi hatırlamıyorum. Beni tek çağırırsa gittim.

Benim davetime icabet etmediler. Kimseyi götüremeyeceğim. Ben böyle şeyhimin yüzüne nasıl bakarım dedim. Ben çektim biçağ feyzinin kahvesinde. Binirler hepiniz dedim arabaya. Herkes güldür arabaya bindi. Utancımdan yerin dibine girerim ben. Tek başıma gideceğim. Üç kişiyle gideceğim. Beş kişiyle gideceğim. Gitmedim ben. Ne uçaktan atlaması? Ne uçaktan atlaması? Geçen Cafer’e dedim. Cafer kaç kişi gidiyorduk dedim Nevşehir’e. Uçaktan atlamak değildir sûfîlik. Ikaat etmektir. Hedefe koşmaktır. Verilen verilen işi harfiyen yerine getirmektir. Her ne pahasına ulusun, sen koşarsın hedefe. Kim sana uçaktan atlatacak? Dersini yapmıyorsun sen. Ne uçaktan atlaması? Konuşmayın hatunlarla diyorum konuşuyorsun.

Ne uçaktan atlaması? Oho. Allâh muhafaza eylesin. Afiyet. Yok ne o? Benim şeyhim duvara kafasını vursa evi yıkarmış. Ha olur. Başka işi yok ya. Şeyh Süsken. Şeyh değil, boğa. Boş muhabbet. Bir rüyanın her şeye karar verebilmek için, oy kullanmak için, evlenebilmek için vesaire gibi konularda önemle dikkat alması ne derece doğrudur? Rüya peygamberliği sahih rüya, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Biz kendimizce sahih rüyalara tabi oluruz. Mübeşşarat kapısıdır, hadiş-i zevkle sabittir. Sahih rüyalara tabi oluruz. Biz rüyamızda sahih bir şekilde buraya oy at derlerse gider oraya oyumuzu atarız. Bize rüyamızda git filancayı nikahını al derlerse gider onunla nikahlanırız. Sahihse benim için sahih rüya şudur.


8. Bölüm

Hazreti Muhammed Mustafa’yı rüyamda görürsen bana bir şey emrederse Adem aleyhisselâm’la her ikisinin arasında gelmiş geçmiş ne kadar peygamber var ise onlardan birisini görürsen bana bir şey emrederse benim için sahih rüyadır. Diyari yari güzin efendilerimizi görürsem bana bir şey derlerse sahih rüyadır. Pir efendileri görürsem bana bir şey derlerse benim için sahih rüyadır. Şeyhime kadar şeyhim dahil geçmiş şey efendiler bana bir şey söylerlerse benim için sahih rüyadır. Ben o rüyalarıma tevhili dairesinde kendimce itaat ederim. Benim için o sahihdir. Peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Kim sahih rüyayı inkar ederse teclid-i iman teclidi nikah gereklidir. Sonuçta insan rüyasında her şeyi görebilir.

Sevdiği etkilendiği, korktuğu her şeyi rüyasında görebilir. Rüyalar üçe ayrılır. Sahih rüyalar, şeytani rüyalar ama böyle korkaraktan etkilenerekten gördüğü rüyalar. Benim dediğim şey sahih rüyalar. Allâh insana akıl vermiş. Bu kararları alabilmek için rüyaya gerek var mı? Bu ne kadar mantıklı? Allâh insana akıl vermiş. Ey valla. Ama normalde Allâh insana metafizik güçler de vermiş. Rüyayı da vermiş. O rüyayı yorumlayacak olan da akıl zaten yine. Ama sonuçta rüya dini bir nokta inkar edemeyiz. Zamanında devlet kadrolarına yerleştirilen cemaat mensuplarının fazlalığı dolayısıyla Muhsin Yazıcıoğlu gibi ülkenin geleceğine yön verebilecek büyük bir lider şehit edildi. Şu anda da bunlardan açılan kadrolara farklı cemaat müntesipleri çok hızlı bir şekilde yerleştiriliyor.

Ülkemizin içinde bulunduğu bu kritik süreçte bu topluluklarının yeniden yapılanması ülke liderlerine suikastlerin yolunu açar mı? Arkadaşlar hepimiz bu ülke vatandaşlarıyız. Bakın ne kadar acı bir şey söylüyor. Diyor ki zamanında devlet kadrolarına bir cemaate yer açtılar. Eyvallâh. Şimdi başka cemaatlere yer açıyorlar. E ne kadar önemli tespit, öyle değil mi? Sıkıntı bu zaten. O yüzden diyorum yapın dosdoğru bir sınav. Sınavda başarılan gitsin. Nereye atanacaksa atansın. Nereye atanacaksa atansın. Öbür türlü hep sıkıntı. Bu şahiyyallar bitmeyecek. Bu sefer adalet mekanizması devletin elindeki kurum ve kuruluşlar doğru çalışmayacak. Annem işe giderken yolda karşıdan karşıya geçeceği sırada araç çarptı, çarpan kişi hatalı olduğunu biliyor.

Annem şimdi hastanede yatıyor, sağ dizi vayığa kırık. Çarpan kişiden şikayetçi olunmalı mı? Evet. Işe giderken olduğu için iş kazası mı oluyor? Ne yapmak gerek? Tanıdığımız bir avukat var mı? Vallahi bu konuda savaşa müracaat edeceksiniz. Bu işleri çok iyi bilen bir insan değilim. Soruyu soran erkeklerdense savaşı tanımıyorsa tanıştıralım. Değil o zaman soruyu soran bayansa ulaşabilir, savaşın ben telefonunu verebilirim ona. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ben ve ümmetimin mutlakileri tekellüften uzağız. Benim için en sevimsiz ve meclisten en uzak olanınız ağzını eğip bükerek edebiyat yapmak için kendini zorlayandır. Hadislerin biz anlatmak istediği konuyu geniş dairede anlatabilir misiniz?

Çok basit. Edebiyat yapma. Işin hakikatini söyle geç. Seksen dönemi ülkücü hareketine mensup bireyler tarafından baş yücü kitap olarak adlandırılan Niyazi Misri Divanı hakkında düşünceleriniz nedir? Hiç olumsuz düşünmüyorum keşke insanlar okuyup anlayabilseler. Niyazi Misri’nin şair, din âlimi ve her şeyden evvel tabiri caizse Allâh adamı olma vasıfları ile adalete bakışı sürgünlere mahkum olması dönemin bazı devlet adamları ile celali vasfını bastıramamasından mütevellit anlaşamaması hatta ve hatta sürgünde vefatı gibi birçok şey sırlarına bilinir. Bu gibi ince nüanslar ülkücü hareket ideolojisinde önemli yere getirir diyebilir miyiz? Biraz daha konuyu derinleştirebilir misiniz? Yûnus’un sevgisini Mevlânâ’nın cezbesini Misri’nin celaliyle birleştirmek tabirinden yola çıkarak ilahi reporterimizle Yûnus ilahilerinin sıra Misri ilahi eklenebilir mi?

Eklenebilir bunda bir sıkıntı yok ama Yûnus ilahisini yoldan geçen bir çocuk dahi anlayabilir. Misri ilahilleriyle alakalı bunu böyle biraz daha anlaşılması güç, dili vardır. O yüzden normalde Niyazi Misri’nin o günkü çürüklüğe, parmak basması ve o günkü saltanatın etrafında dönen kirli işlere değinmesi onun sürülmesine sebep olmuş. E zaten Kur’ân ve sünnet dairesinde duran bir kimse bakın şunu hiçbir zaman unutmayın. Eğer bir cemaatın başındaki bir kimse, bir dergahın başındaki kimse eğer net Kur’ân ve sünnet anlatıyorsa her şeyiyle onun dünya üzerindeki bütün sistemlerle sıkıntısı olur. Nereye giderse gitsin. Niyazi Misri de bunu yaşayanlardan. O yüzden bakın hangi devlet sisteminde yaşarsa yaşasın bir kimse gerçekten eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu diyorsa dünya üzerinde problem yaşamayacağı hiçbir sistem devlet sistemi yoktur bugün için.

Bu ciddi ciddi. Çünkü dünya üzerinde anayasası, ceza hukuku, anayasası, ceza hukuku, sosyal hukuku Kur’ân ve sünnete uygun Kur’ân ve sünnet bağlamında hiçbir devlet sistemi yoktur. Hiçbir devlet sistemi Allâh bizi affetsin. Âmîn. Hadîs şerifi okuyayım diyeceğim yarım kalacak. Önümüzde bir de kafta devam edelim inşâAllah. el-Fâtiha ve Selamun Aleykum. Âmîn. Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı