Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

709. Dergah Sohbeti | Zikret, Zikir Müminlere Fayda Verir — Zâriyât 55

44. Nasihat: Zâriyât 55 — "Zikret; zikir müminlere fayda verir." Meallerdeki tercüme sorunu, gaflet kavramı ve zikrullahın kalbî diriliş gücü.


Açılış Duası

Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ağabey. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin.. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Ağabey. Hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan, hakkı haykıran, hakkı tebliğ eden, batılı, batıl bilip, batılı karşı cihat eden kullarından eylesin.. Nerede müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz eden var ise, o tecavüzcilerden Cenab-ı Hak intikamımızı alsın. Ağabey. Rabbim İsrail’i ve destekçilerini yerle yeksan eylesin.. Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Ağabey. Nerede haksız, hukuksuz bir şekilde cezaüllerinde duran müslümanlar var ise, hepsine özgürlük nasip eylesin.. Onları böyle yapanları Cenab-ı Hak helak eylesin. Ağabey. Rabbim Firavuni sistemleri yerle bir eylesin.. Bizleri de affeylesin. Ağabey. Bizleri de kendi yolunda eylesin.. Allah’ın ve sünnet seni anlayıp yaşayanlardan eylesin. Ağabey. Ejme. 44. nasihatmış. Bu gece Zariyat suresi ayet 55 dersimiz inşallah. Eğzübillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Sadaqallahul Azim. Amin. Ayet-i Kerim’de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hitap et. Cenab-ı Hak buyuruyor ki, sen yine de zikret. Çünkü zikir müminlere fayda verir.


709. Nasihat — Dergah Sohbeti

Bunun normalde meallerine bakarsanız, bu zikri meallerde genelde işte öğüt ver manasında almışlar. Ama ben biraz bu konuda meallere bakmıyorum. Ayet-i Kerim’in kendi aslına baktığımızda, ayet-i Kerim’in aslında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hitaben, sen yine de zikret. Zikir kelimesi geçiyor. O yüzden vezzzikrir, zekir olarak geçiyor başında da. O yüzden sen yine zikret. Çünkü normalde devam ediyor. Zikir müminlere fayda verir. Bu her ne kadar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şahsına münhasırmış gibi görünse de, bu bütün müminleri, bütün iman eden, bütün herkesi bağlayan bir ayet-i Kerim’e sen zikret. Yani o yüzden bu bir emir. Bunu Hz. Peygamber’e söylerken bütün Müslümanlar için bu bir emir. Çünkü bu Kur’an hem maddeye hem manaya hitap eder, hem Peygambere hem geçmiş Peygamberlere hitap eder, hem de kendisinden sonra gelecek olan bütün kıyamete kadar bütün insanlığa hitap eder. Böyle olunca bütün insanlığa verilmiş bir manevi emirdir. Bir zahiri emirdir. O yüzden bütün herkes normalde zikretmeye mecburdur, zikretmekle emrolunmuştur. Böyle olunca o zikir tabii kalbi ölü olanların kalplerini diriltir. normalde bütün insanlar bu noktada büyük bir gafletin içerisine düşerler.

Günlük hayatlarında veya ömürlerinde o gafletten kurtuluşun yegane tek yolu Allah’ı zikretmektir. O insan zikrederse gafletten kurtulur, zikrederse o kimse öğüt alır, zikrederse o kimsenin kalbi çalışır, zikrederse o kimsenin kalbinde Allah sevgisi oluşur. O yüzden zikirullah yapan bir kimsenin kalbi ölüm uykusundan kurtulur. Eğer o kimse zikirullah yapmazsa o kimsenin kalbi ölüm uykusundan kurtulmaz. Yani bugün veya dün de öyleydi insanların kalpleri genel olarak ölüm uykusundadır. o kalbi kararmıştır, kalbi katılaşmıştır, kalbi körleşmiştir. Onu normalde günlük olarak harekete geçirecek olan Allah’ı zikirdir. O yüzden zikir hani bir taraftan hatırlamaktır, bir taraftan zikir öğüttür, bir taraftan zikir manevi diriliştir. O manevi dirilişi, o manevi öğütü alabilmek için o kimsenin muhakkak zikrullah etmesi lazım. Ve zikrullahla onun kalbi mümain olacak çünkü o zikrullah olmazsa onun kalbinde mutmainlik oluşmayacak. Mutmainlik oluşmayınca da Allah’a, peygambere, dine hep böyle kendince tam anlamıyla bağlı kalamayacak, tam anlamıyla berrak bir şekilde imanın kemaline ermeyecek. O yüzden insanın kendi varlık amacından uzaklaşmış olacak. Oysa Cenab-ı Hak insanları kendisini tanısın, kendisini bilsin diye yarattı.

Ve kendisini tanısın, kendisini bilsin diye yaratırken de kendi ruhundan üfledi insanlara. Kendi ruhundan üfleyince yani normalde kendisine yarattı. İnsan bütün mahlukat, bütün varlık insana yaratılmıştır, insan da Allah’a yaratılmıştır. İnsanın yaratılışı Allah’ın kendisinedir. Sizi varlığa yaratmadı. Varlığı size yarattı. Öyle olunca sen Allah’a aitsin. Allah seni kendisi için yarattı, halifem dedi. O zaman senin kalbin mutmain olacak ki, o sen o aslına dönüşü gerçekleştiresin. Sen özüne dönüşü gerçekleştiresin. O safiyane, ademiyeti bulabilesin. Eğer normalde zikretmezsen sen o safiliyi yakalayamayacaksın. O ademiyeti yakalayamayacaksın. Ademiyeti yakalarsan o zaman bütün esma sıfatların senin üzerinde maddi manevi, zahiri batı tecelli ettiğini göreceksin. Bunu idrak edeceksin. Yoksa sen idrak etsen de etmesen de maddi manevi bütün sıfatlar senin üzerinde tecelli ediyor. Sen aslında kendi kıymetini bilmeyensin. Neden? Sen heva hevese düşüp, gaflete düşüp dünyanın debdebesine aldanıp kendini ne için yaratıldığının farkında değilsin. Unutuyorsun, gaflete düşüyorsun ve böyle olunca da seni Cenab-ı Hak kendisi için yarattı. Sen bundan uzak oluyorsun. Oysa sen sıfatlar noktasında tecelli gahsın. aynasın.

Cenab-ı Hak sana baktıkça kendi sıfatlarının tecelliyatını görüyor. Ama senin aynan kirli, tozlu, pisli. O yüzden kirli ve tozlu olduğu için sen kendi aynanda kendini veyahut da kendi aynanda onun sıfatsal tecelliyatını görmekten uzaksın. Çünkü sen ölülerdensin zikretmeden için. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir hadis-i şerifinde diyor ya sizleri ölü ile diri arasında farkı söyleyeyim mi? Söyle Resulallah. Allah’ı zikredenler diri, Allah’ı zikretmeyenler de ölü gibidir. O zaman sen zikret. Çünkü zikirde nasihat vardır. Sen zikret. Zikirde hayır vardır. Şimdi diyeceksiniz ki zikirde nasıl nasihat olur? Sen Allah’ı çokça zikredersen Cenab-ı Hak senin o parlak olan gönlüne ilham eder. Yani ayet-i kerime mucibince vahy eder. Biz onu normalde hep o ilham olarak nitelendirmişler. Ayet-i kerimelerde vahy olarak geçer. Nasıl öğüt olur? Cenab-ı Hak senin kalbine ilham eder. İyi, doğruyu, güzeli senin kalbinde gösterir onu. Senin kalbin başlar çalışmaya. Senin kalbin çalışmaya başlayınca Allah’a yakinlik iyice artar. İyice artınca senin Cenab-ı Hak bilmediklerini sana öğretir. Bakın bilmediklerinizi size öğretir.

Allah’ı zikredene öğretir. Senin kalbine ilham eder. Ve sen Allah’a hakkıyla kulluk edersen Cenab-ı Hak seni kendi emanen alır. Kendi lütfu ilahisi ile, ikramıyla senin kalbini ihya eder. Senin kalbini parlatır ve kendi sevgisi ile doldurur orayı. Ve sen öylesine bir hale gelirsin ki Allah’ı zikrettikçe Allah’ın seni zikrettiğini işitir hale gelirsin. Allah’ın seni zikrettiğini görür hale gelirsin. Ve bütün o mükavanatın zikrine ortak olmuş olursun. Ve mükavanatla beraber sen de o zikir senfonisine katılırsın ilk önce. Ama sonradan bütün mevcudat senin zikrinin senfonisine katılır. artık sen hangi esmayı çekiyorsan o mükavanat etrafındaki senin etkalının senin esmanı söylemeye başlar. Önce sen etrafın esmasını söylersin ama sonra etraf senin esmanını söylemeye başlar. İşte o zaman sen adım adım artık o zikrullahın perdesinde halden hale geçer. Zikrullahın perdesinde zikret dinle baş başa kalırsın. O yüzden Hz. Peygamberin üzerinden söylüyor. Sen zikret. Evet senin dışında bir sürü olaylar olacak. Senin üzüleceğin, incineceğin olaylar olacak. Senin başına bir sürü imtihanlar gelecek, sıkıntılar gelecek. Her yerden bir sıkıntı yaşayabilirsin.

Ama Cenab-ı Hak Peygamberinin üzerinden diyor ki sen zikret. Peygamberine de diyor sen zikret. Seni dinlemeyecekler. Sen tebliğ etmeye gideceksin. Seni dinlemeyecekler. Sen Allah yolunda koşmaya çalışacaksın. Senin ayağına çelme takmaya çalışacaklar. Seni durdurmaya çalışacaklar. Nasıl Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile alay ettilerse seninle de alay edecekler. Nasıl onu dinlemedilerse seni de dinlemeyecekler. Nasıl geçmiş Peygamberlerin eşleri, Peygamberlere, kocalarına iman etmediyse Peygamberlik noktasında. Nasıl geçmiş Peygamberlerin çocukları kendi babalarına Peygamberlik noktasında iman etmedilerse. Nasıl Peygamberlerin akrabaları, akrabaları onların Peygamberliğini kabul etmediyse, onların nasihatlerini kabul etmedi. Onlara bir çok zorluklar çıktı. Nemrut ile uğraştılar, Firavun ile uğraştılar, eşcinseller ile uğraştılar, haksızlıklarla, uğursuzluklarla, hırsızlıklarla uğraştılar, düzenbazlarla uğraştılar, uğraştılar da uğraştılar. Kavmiyetçilerle uğraştılar, bütün hepsine uğraştılar, hepsiyle de savaştılar, hepsiyle de didiştiler. Tabiri caizse Peygamberlik zamanlarında bir berrak bir gün yüzü görmediler. Ömürleri mücadele ile geçti ve Peygamberin üzerinden Cenab-ı Hak bütün Peygamberleri ve bütün müminlere hitap ediyor. Sen zikret, senin başında ne olursa olsun, sen neyle uğraşırsan uğraş, neyle uğraşırsan uğraş.

Hangi halde olursan ol, hangi durumda olursan ol. İster mürid adayı ol, ister derviş adayı ol, ister sufi adayı ol, adına ne derlerse desinler. İster şeyh ol, ister mürşid-i kamil ol, sen ister havada uç, ister denizin üzerinde yürü, sen istediğin kadar mana ehli ol, istediğin kadar keramet sahibi ol, istediğin kadar senin üzerinde bütün her şeyi tecelli etsin. Sen istediğin kadar yerin dibinde gir, istersen göklerde seyran eyle. Ne halde olursan ol, ister günahkar ol, ister münafık ol, ister kafir ol, ne olursan ol, hangi haltı işlediysem işte. Nefsime söylüyorum bunu. Hangi günahı işlediysem işte, hangi haltı işlediysem işte, sen ama Allah’ı zikret. Çünkü Allah’ı zikredersen Allah da seni zikretecek. Çünkü Allah’ı zikredersen, hele topluluk içerisinde zikredersen, Cenab-ı Hak senin günahlarını hayra çevirecek. Seni kendi rahmet deryasına alacak, kendi lütuf deryasına alacak, kendi ikram deryasına alacak. Çünkü zikret müminlere fayda verir zikrullah. Zikret sadece sana fayda değil, sen zikretmeye başladığında müminlere de fayda olacak. Neden? Sen zikrediyorsun, müminler seni görünce Allah hatırlarına gelecek.

Sen zikrediyorsun, insanlar sana bakınca mümin ise Müslüman ise Allah hatırına gelecek, zikretmeye başlayacak. Sen öyle zikret ki senin dolaştığın yerde bütün müminler heyecanlansın, kalpleri pırıldasın. Çünkü kalpler mümini görünce sevince boğulur. Kalpler mümini görünce, zikrullahı duyunca, o frekansı yakalayınca kalpler dirilir. Bütün kalpler dirilir. Bir sufinin kalbinden dolaştığı, gezdiği yerde etki alanına göre oradaki müminlerin kalbi dirilir, kalbi heyecana geçer, onlar da zikrullah yapmaya başlar. En büyük nasihat Allah’ı zikirdir. Çünkü Ankebut ayet 45’te en büyük ibadet Allah’ı zikirdir demiştir. O yüzden sen zikret ve sen zikredersen o zaman normalde sadece kendini kurtarmayacaksın. Sen zikredersen faydası sadece sana değil, müminlere de fayda verecek. Sadece sana fayda vermeyecek, müminlere de fayda verecek. Ve seni gören müminler Allah’ı hatırlayacak. Seni gören müminler onlar da zikrullah’a başlayacak. Seni gören seni hisseden o frekansda duran kalpler seni hissedip zikrullah’a başlayacak. O yüzden sen zikret. Sen zikredersen ağaçlar, hayvanlar, böğürtü, böcek, deniz, kum bütün her şey seni gördüğünde zikrullah’ı gördüğünde heyecanlanacak. Daha bakacaksın daha heyecanlanacak.

Ağaça bakacaksın ağaç heyecanlanacak. Çünkü sen zikredersen sendeki o zikrullah’ın nuru etrafı ihada çek. Bu özel çünkü ağaç kendi başına kendi iradesiyle zikretmez. Ağacın zikrullah’ı iradesizdir. Otun çöpün zikrullah’ı iradesizdir. Hayvanın zikrullah’ı iradesizdir. göklerin zikri iradesizdir. Arş-ı halyanın zikri iradesizdir. Meleklerin zikrullah’ı iradesizdir. Onlarda cüzi irade yoktur. Kendilerince oturup huzizi Allah’ı zikretmen gibi bir dertleri yoktur. Onların zikrullahı cebridir. Bir kuşun zikrullahı cebridir. Sizin hücrelerinizin zikrullahı cebridir. Sen Allah’ı zikretsen de zikretmesen de senin hücren zikreder. Buradaki önemli husus şu. Sen hususi manada Allah’ı zikredersen ve o zikrullah sende ihata olursa oturursa senin bütün hücrelerin o esmayı söylemeye başlar. Bunlar seyre sülükte görülen şeylerdir. Normalde sen oturursun, üstadın sana bir esma vermiştir. Sen o esmaya devam ederken bakarsın ki bütün vücut o esmayı söylüyor. Bakarsın ki masa o esmayı söylüyor, çiçekler o esmayı söylüyor, içtiğin su o esmayı söylüyor, aldığın nefes o esmayı söylüyor, verdiğin nefes o esmayı söylüyor. Bakarsın ki o esma her yerde tecelli ediyor. Senin yediğinde o esma var, içtiğinde o esma var.

Bütün esma bütün senin etrafına yayıldı. O yüzden sen zikre senin etrafında nurlanacak o zikirle. Bakın senin etrafında nurlanacak. Senin normalde eşin, çoluğun, çocuğun eğer mümin iseler o zikrullah’tan nasiplerini alacaklar. Ve o zikrullah’tan nasiplerini almıyorlarsa o zaman eşinde, çoluğunda, çocuğunda sıkıntı var. Sen gerçekten Allah’ı zikrediyorsan senin etrafında o zikrullah senfanesine katılması lazım. O zikrullah senfanesine katılmayanlar var ise o zaman onlarda sıkıntı vardır. O yüzden zikredenleri ancak müminler sever. Zikredenleri müminler sever. Zikredenlere ancak kafirler düşmandır, münafıklar düşmandır, mürtetler düşmandır zikredenlere. Allah’ın zikrine ve zikredenlere düşman olan bir tek kafirler, münafıklar, mürtetlerdir. Bir kimse Allah’ın zikrine düşman ise, karşı ise ya kafirdir münafıktır ya mürtettir o. gizli Hristiyan’dır ya gizli Sebateisttir gizli Ermenidir ya gizli Katoliktir gizli Ortodoksdur ama adı Türk adıdır adı böyle Müslüman adıdır. Yakup olmuştur gibi bir şeydir. Yani Allah’ın zikrine karşı gelenler bilin ki katıksız kafirdir. Katıksız kafirdir. Bunları böyle cesaretli bir şekilde söylememişler. Söylemeyince de hani Allah’ın zikrine düşman olanları biz dost görmeye çalışmışız.

Allah’ın zikrine düşman olana dost olursan sen de kafir olursun. Allah’ın zikrine düşman olana sen dost olursan sen de kafir olursun. Çünkü Allah’ın zikrine düşman olan kafirin ta kendisidir. Kafirin ta kendisidir. Şimdi diyeceksin benim annem düşman yok benim babam düşman yok benim eşim düşman yok benim çocuğum düşman beni ilgilendirmiyor. Ben Allah’ın dini beni ilgilendiriyor. Kim Allah’ın zikrine düşman ise kafirin ta kendisidir. Namaz da kılsa oruç da tutsa namaz da kılsa oruç da tutsa bin sefer hacca da gitse o kimse Allah’ın zikrine düşman ise kafirin ta kendisidir. Son nefesinde küfür ehli olarak göçer gider bu dünyadan. Bunda şeyh şüphe yok. Bunda şeyh şüphe yok. Allah’ın zikrine düşman olana sen dost olamazsın. Ona tebliğ edebilirsin. Ona nasihat edebilirsin. Ona söyleyebilirsin. Kardeş yapma etme Allah’ın zikrine düşman olursan bak küfre düşmüş olursun. Evliler eğer eşlerden birisi Allah’ın zikrine düşman ise nikahları düşmüştür. Tecdidi iman tecdidi nikah gerekli. Eğer o tecdidi nikah tecdidi iman olmaz size ondan doğacak olan çocuk annesi babası belli veledi zinadır.

Sen zikret. Zikir müminlere faydalıdır. Ayet-i Kerime bu. Sen zikret. Zikir müminlere faydalıdır. Zariyet ayet 55. Bunu meancılar sen nasihat et olarak bunu değiştirmişler. Rabbim bizlere ayet-i kerimeleri eyüp bükenlerden olmasın. Cenab-ı Hak kendisini zikrettirdiği kullarından eylesin. Her daim onu zikreden, her daim ona muhabbet besleyen, onu seven kullarından eylesin. Heva ve hevesini ilah edinip zikrullahdan geri dönen ve şeytana kulluk eden kimselerden eylemesin. Ejmâin. Üç, Ehlâs ve Fâtiha ve Şerif. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Üç, Ehlâs ve Fâtiha ve Şerif. Amin. Amin. Amin. Amin. Üç, Ehlâs ve Fâtiha ve Şerif. Amin. Amin. Üç, Ehlâs ve Fâtiha ve Şerif. Amin. Amin. Üç, Ehlâs ve Fâtiha ve Şerif. Amin. Üç, Ehlâs ve Fâtiha ve Şerif. Rahimen nişavi el-Hac el-Hafız ve bu bekası değil ki çorumi Hacı Alaider efendi el-Hac çorul Mustafa Naç efendi Nevşehil Hacı Abdullah Gürbüz efendinin Kaçuni dergahının, Kabbaişe dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına Ya Rabbi bilhassa üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Özba beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine Cet ve Dadalarının ruhaniyetlerine Yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmetin Muhammedin ruhaniyetlerine Turuk Aliye’den akraba ve talikatlarımızdan geçen ruhlarında hediye edik

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı