Dergah Sohbetleri Serisi

701. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


>> Ecmail. Vel Asr suresinde buyurulduğu üzere, “Arra yemin olsun ki insanlar zarardadır. İman eden, salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna denilmektedir. İnsanlar zarardadır” deyince ne anlamalıyız? cehenneme gidecek yahut Allah’ın rahmetinden uzak kimseler olarak mı anlamalıyız? Her ikisini de anlayabilirsiniz. Sonuçta insanlar zarardadır. Ebedi hayatlarını unuttular, imanı unuttular ve salih amelleri unuttular. Hakkı tavsiye etmek ve hakkı yaşamayı unuttular. Sabrı tavsiye etmek ve sabretmeyi unuttular. Cenâb-ı Hak Asır suresinde bir Müslümanın üzerinde bulunması gereken dört önemli

özellikten bahsediyor. Tabiri caizse o kimsenin dört tane direk, ana direği olmalı. Bu ana direklerden birisi iman etmek. Eğer bir kimse iman etmediyse o ne yaparsa yapsın o zaten zararda. İman etmediyse o kimse normalde ebediyen cehennemlik olacak. Sonuç itibariyle Allah’ın azabına düçar olacak. Oradan kurtuluş yok. Oradan çıkış yok. İkincisi iman etmek yetmedi. O kimse salih ameller işleyecek. Salih amel dediğinizde bütün farzlar içini alır. Farzları icra etmek, haramlardan uzak durmak ve ibadet noktasında farzları icra etmek salih ameldir.

Yani bir kimse oturdu normalde namazını, abdestini, orucunu, zekatını, haccını ve iyi insan olmadı olma yolunda mücadele etti. Ve o kimse salih ameller işledi. Haramlardan uzak durdu. farzları yerine getirdi. Bu normalde güzel bir Müslüman oldu ama yetmedi. Zaten tarih boyunca normalde insanlar bu ikisini yapmışlar. Hatta sabretmişler. Sabrı da eee insanlara tavsiye etmişler. En zor olan kısım, en sıkıntılı olan kısım hakkı tebliğ etmek. Hakkı konuşmak. Hem hak konuşmak hem hakkı tebliğ etmek. Çünkü Adem’den itibaren dinin karşısında hep

zalimler olmuş. Dinin karşısındaysa bir kimse zalim olmuş. Ve o o zalimler iktidarları yer ellerine geçirince, gücü ellerine geçir geçirince hep Müslümanlarla savaşmışlar. Müslümanlara zulmetmişler. Kendilerince tırnak içerisinde peygamberlerin indirmiş olduğu, Allah’ın indirmiş olduğu dini bırakmışlar. Kendilerince bir din üretmişler. O dini dayatmışlar. Ben onu dayatılan din olarak tarif ediyorum. Bir din dayatıyorlar. Bu dinsizlik değil. Sizin gözünüzü eee bu noktada perdeliyorlar. Siz normalde o dayatılmış olan dine inanıyorsunuz. Yani bunu normalde başlangıcı, bunun başlangıcı çok kanlı oluyor. Dayatılan dinin

başlangıcı çok kanlı oluyor. Ve normalde asılanlar, kesilenler, ateşe atılanlar, normalde işte türlü türlü işkencelere maruz kalanlar, mallarına el konuluyor, canlarına el konuluyor, ne bileyim işte hiyerarşik olarak onların makamlarına el konuluyor. Bir din dayatılıyor. Bu din dayatıma dayatılınca, dayatılmaya başladığında ilk böyle iman edenler o işin çilesini çekiyor. Yani işte büyük kuyular kazılmışlar. Büyük ateşler yakmışlar. Ateşlere atmışlar inananları. Dar ağacında sallandırmışlar. Bildiğiniz testereyle kesmişler. Kanlarına kıtmışlar. Hapsetmişler. Yani o zulmedenler baktığımız zaman Kur’an’ı incelediğinizde onları tabii insanlar şimdi

Kur’an’da hikaye olarak dinliyor onu. Hatta bazıları da diyor ya Kur’an bir hikaye kitabıdır diyor. Aslında o geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden siz cennete mi gireceğinizi düşünüyorsunuz diyor. O zaman asıl sıkıntı tarih boyunca hakkı haykırmaktır. Alimin alimli, şeyhin şeyhli, müminin müminini hakkı haykırmakla orantılıdır. Bir kimsenin Müslümanlığı, İslamını hakkı haykırmakla orantılıdır. Yani hakkı haykırıyor mu, haykırmıyor mu? Hakkı anlatıyor mu, anlatmıyor mu? Hakkı tebliğ ediyor mu, etmiyor mu? canının pahasına, malının pahasına veyahut da uğuracak olduğu zulmün

pahasına hakkı tebliğ ediyor mu, etmiyor mu? Veyahut da hakkı haykırmak. Hakkı haykırmak derken ben şunu kastediyorum. Senin karşındaki o tebliği almak istemez. Sen haykırırsın avazın çıktığı kadar. O seni dinlemeyecek çünkü dinlemez. Haykırırsın bu sefer. Hay kırdığın zaman ister istemez herkes duyan duyanın rengi çıkar meydana. Bu zamanda olur mu ki der. Sen haykı hakkı haykırırsın ve tarih boyunca o eee zulmeden iktidarlara karşı hakkı haykıran birileri olmuş. Hakkı haykırdıkları için de onların canları gitmiş, malları gitmiş, kanları akıtılmış.

değişik zulümlere maruz kalmışlar. Zaten en sıkıntılı olan da hakkı aykırmak. Çünkü yoksa sizin namazınıza hiç kimse karışmaz. Yani normalde eee namazına ne karışsın senin? Hatta söylem şudur. Camiler açık değil mi? Git namazını kıl. Camiler açık. Senin orucunu engelleyen mi var? Git orucunu tut. Senin haccını engelleyen mi var? Git haccını yap. Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta hükmetmeyenler hainlerin, münafıkların, mürtetlerin, fasıkların ta kendileridir duruma göre. Siz bunu haykırdığınız zaman iş değişir. Kimse

sizin namazınıza karışmaz. Koyun gibi gidin namazınızı kılın, çıkın. Hani koyunlar kotaraya giriyor ya orada sığılıyor çıkıyor. Bunun gibi. Siz girin kotaraya namazınızı kılın bakın işinize. Başka bir şeyleri karıştırmayın. Yani faiz %70’e çıkıyormuş, %80’e çıkıyormuş karışmayın. Çıplaklık artmış karışmayın. Fuhuş artmış karışmayın. Bunlara laf söylemeyin. Kumar artmış buna laf söylemeyin. Veya eşcinsellik artmış bunlara ne laf söylüyorsunuz? veyahut da siz kalkıp da işte Allah’ın hükmüyle hükmedilmesi lazım demeyin. Böyle şeyleri söylemeyin. Bunlar 1400 yıl önce kaldı. Dinin reforme edilmesi

lazım. Dinin reforme edilerekten bugünkü duruma ayak uydurulması lazım. Sen bunu dediğin zaman sana bir şey demezler ama sen dersen ki yok hakkın hukuku bu. Cenabı Hak bu hukuku indirmiş. Biz o hukukla hukuklanacağız derseniz ensenizde boza pişirirler sizin. Siz İslam’ın hukukunu, İslam’ın ahlakını, İslam’ın ahlakını söylerseniz ortalık karışır veyahut da işte demokrasi var, isteyen istediği gibi yaşar derseniz sizi alkışlar. Ama hayır, İslam’da demokrasi yok canım kardeşim. İslam demokrasi dini değildir. Allah’ın emirleri meydandadır. Kur’an meydandadır. Sünnet-i seniyeler meydandadır.

İslam’ın hukuku meydandadır. İslam demokrasiyle uzlaşır diyenler kafirdir. Başka bir şey değildir. İslam demokrasiyle uzlaşmaz. Ne yani bütün millet içki helal olsun deyince, demokratik hakkımız bu deyince içki helal mi olacak? Ne yani kumar helal olsun deyince helal mi olacak? veyahut da içkiyi, kumarı, fuhuşu devlet organize edince vergisi verilmiş olduğu kutsal mı olacak o para? Bunu böyle söylerseniz o zaman severler sizi. Ama siz hakkı haykırmış olmazsınız. Siz doğruyu haykırmış olmazsınız. Doğruyu tebliğ etmiş olmazsınız. Bakın Diyanet 2ü hafta

düzgün fetva, düzgün bir hutbe okudu. Dinozorlar ayağa kalktı ülkede. Demokrasiye aykırı, laikliğe aykırı dediler. Demokrasi ve laikliğe aykırı söyledikleri doğru, yanlış değil. Gerçekten yani Diyanet aslında laik bir kurum. laik bir kurum olduğu için bu tip fetvalar vermemesi, böyle içtihatlar yapmaması, böyle hutbe okumaması gerekiyor. O demokrasiye ve laikliğe aykırı bu konuşulanlar diyenler doğru söylüyorlar. Diyanetin yaptığı demokrasiye de laikliğe de aykırı ama yani normalde demek ki bıçak kemiğe dayanmış. Bıçak kemiğe dayanmış vaziyette. Örnek tırnak içerisinde söylüyorum bunu.

Ahlaksız milletler, topluluklar topraklarını koruyamazlar. Ahlakı çürümüş, sosyal hayatı çürümüş, kültürü çürümüş, adedi, geleneği, göreneği çürümüş, toplumun birbiriyle bağı çürümüş olan topluluklar ülkelerini koruyamazlar. vatanlarını koruyamazlar. Yani bir kimsenin toprağını koruması, vatanını koruması o kimsenin manevi duygusudur. Başka bir şey değildir. Yoksa birileri şöyle diyebilir sona, “Filancalar gelsin bizi idare etsin. Hani bir kısmı İngilizler gelsin demiş. Bir kısmı Amerikalılar gelsin demiş. Bir kısmı işte bilmem kimler gelsin bizi idare etsin demişler. Bir kısmı şunu demiş, bir kısmı bunu demiş

ya. Hatta mektup yazmışlar İngiltere’ye. En güzel vali ben olurum. Bizi vali olarak la vali lazım Anadolu’ya. O vali de benim demiş. Aradığınız vali benim aradığınız kan bende demiş. Ha sonradan onu vali atadılar mı atamadılar mı bilmiyoruz ama sonuç itibariyle insanları millet eden o toplumu birbirine bağlayan manevi unsurlar vardır. O manevi unsurlar ortadan kalkınca o toplum birbirle birbiriyle bu sefer destek olmaz. Arka çıkmaz. Toplum dağılır. Mesela şu anda bir yangın oluyor, bütün herkes koşuyor. Bir deprem oluyor,

bütün herkes koşuyor. Bir zorluk çıkıyor, bütün herkes koşuyor. Bunun korunması lazım. Bunun muhafaza edilmesi lazım. Bunun için de manevi duygu lazım. Manevi birliktelik lazım. E şimdi yanı başında senin ne yediğ belirsiz bir kimse var. Cırıl çıplak dolaşıyor ortalıkta. Adam otomatikman şöyle düşünecek. Bunun için mi savaşacak? Ve içimizde onca Hristiyan, onca Yahudi, onca Ermeni var. Bunların hepsi de Türk dostu değil. Bu toprakların dostu değil. Bunlar içeriden her türlü hainliği yapabilir. O zaman ülke olarak kime güveneceksiniz siz?

Sebateistlere mi güveneceksiniz? Masonlara mı güveneceksiniz? Hristiyanlara mı güveneceksiniz? Hala daha İstanbul’u tekrar geri alıp Ayasofya’ya tekrar kilise yapmak için mücadele eden planlar kuranlar var. Bunlara mı güveneceksiniz? Bu ülke topraklarında bunlar. Bunlar dışarıda değil. Söyler misiniz? Masonik yapılanmaların kökü nerededir? Araştırılmış mı hiç? Söyler misiniz? Sebateist kökenler nerededir? Araştırılmış mı hiç? Bunlar üstü örtülen şeylerdir. Araştırılmayanlardır. Yani bu devletin idarecileri, bürokrasilerin içerisinde, siyasetçilerin içerisinde kaç tanesi Ermenidir, kaç tanesi Yahudidir, kaç tanesi sebateisttir, kaç tanesi kendisini saklamıştır, kriptüptodur. Bunlar

biliniyor mu? Yani devlet biliyorsa biliyor ama biz bilmiyoruz. Soyismi kanunundan sonra bütün her şey değişti. Bizleri kim yönetiyor? Biz biliyor muyuz? Kafasına takya geçiren seçim vakti camiye giriyor. Bir Fatiha okuyor. O camiye girdi. Fatiha okudu diyoruz biz. Bilmiyoruz ki kim olduğunu. Hani meşhur ya Abdülhamit’in yanında Yaveri mi ne yani demiş ki sarayda bir tek sana güveniyorum. O da İngiliz ajanı çıkmış. Bir tek sana güveniyorum demiş. İngiliz ajanı çıkmış. O da hatıratında yazıyor. Bir tek bana güveniyordu.

Ben de İngiliz ajanıydım diyor. Adamın kendisi itiraf etmemiş olsa bilmeyeceğiz. Bizi nereye kadar sardılar? O Abdülhamid’in yanına İngiliz ajanı koyan İngilizler. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulunca başı boş mu bıraktılar? İçimizde ajan var mı yok mu? Saros’un, Saros’un meşhur ya Saros. Saros’un vakfından veyahut da onun yan vakıflarından kaç tane siyasetçi veyahut da devlet adamı oradan nemalandı da biz de şimdi idareci, bakan, bakan yardımcısı veya yüksek bürokrat olarak iş yapıyor biliyor muyuz? veya Amerika’nın veya İngiltere’nin fonlarından kim

faydalanıp da siyasete girdi? Fonlarından faydalanıp da kim bürokratik bürokraside yükseldi veya İngilizlerin veyahut da C’nin veya Mossad’ın fonlarından faydalanıp kaç kişi tarikat kurdu, tarikatını o fonlara sattı, devretti veya o cemaatler kimlerin fonlamasıyla yürüdü? Kimlemin fonlamasıyla yükseldi. Bunları biliyor muyuz? Öyle söyleyince hakkı haykırmak en zor olan kısım bu. Alimim diyenlerin yıkıldığı, şeyhim diyenlerin yıkıldığı, dervişim diyenlerin yıkıldığı, müslümanım diyenlerin yıkıldığı en önemli nokta burası. Hakkı anlatmak, hakkı haykırmak, hakkı tavsiye etmek, hakkı nasihat etmek. E burası zaten sıkıntılı.

Çünkü tırnak içerisinde İslam olmayan sistemlerin içerisinde onlara İslam’ı anlatmak, İslam’ı haykırmak, İslam’ın hak ve hukukunu onlara nasihat etmek en zor kısım bu. Böyle olunca eğer normalde insanlar evet iman ediyorlar. Bugünün Müslümanları normalde bugünün dindarları Hristiyanlar, Yahudiler dahil buna. Herkes kendince bir eee dini var. O dini iman etti. Güzel iyi ameller işledi. Kendi dinince, kendi inancınca iyi ameller işledi. Hani anlatıyor, anlatıyorlar ya. Ne kadar iyi bir Hristiyan harika ya. Biz şimdi ne kadar iyi bir Müslüman harika

ya. Y bunlar güzel. İyi bir Müslüman, iyi bir Hristiyan, iyi bir Yahudi, iyi bir sebateist. Hani o kırmızı noktalı hatuna bakanlar da çok iyi. Herkes çok iyi. İyilik meleği herkes. Sevgi meleği, sevgi önemli var ya hani sevgi ay güzel. Ay Cenâb-ı Hak’ın hak ve hakikati var. Fuhuş haram. Nereye koyacağız? İslam’da fuhuş haram, devlette serbest. İslam’da kumar haram, devlette serbest. İslam’da faiz haram, devlette serbest. İslam’ın hukuk sistemi farklı. Devletin hukuk sistemi öyle değil. Devlet laik, demokratik, insan

haklarına dayalı bir devlet. Bir de sonradan hukuk devleti dediler. Ne kadar hukuk, ne kadar değil, neresi guk, neresi hukuk ayrı mesele. Hadi sen bunun karşısında İslam’ı anlat. Hakkı haykır. Daha baştan laikyince İslam laik. Hukuk deyince İslam’ın kendi hukuku var. Hadi haykırın. Hadi kime haykıracaksınız? Mesela siz demokrasi var değil mi ülkede? Öyle söyleniyor değil mi? Ben İslam hukukuyla hukuklanacak bir devlet modeli istiyorum. Bu konuda da bir parti kurmak istiyorum deseniz demokrasi sizin için çalışır mı? Partiyi kapatırlar

anayasaya aykırılıktan. Siz bunu herhangi bir parti toplantısında söyleseniz anayasayı değiştirmekten içeri alınırsınız diyemezsiniz. O yüzden demokrasi filan aldatmacadır her şey. Velhasıl söz konusu olan şey hakkı haykırmak. Hakkı haykırmayan, aliminden, şeyhinden, siyasetçisinden, bürokratından, müslümanından, dervişinden, hepsi de zararda, ziyandadır. Allah muhafaza >> Dijital çağa geçildi. Artık her şey otonom, aletlerde dolu, yapay zeka çıktı. İnsanoğlu çalışmasın, düşünmesin noktasında ilerliyoruz. Dolayısıyla insanın potansiyeli hızla düşürülüyor. Bir kısmına katıldım, bir kısmına katılmadım. Soru: Din, kulluk, sufilik noktasında insanlığın ne bekliyor? A

siz dininizi yaşayın. Kulluğunuzu gösterin, sufiliğinizi icra edin. Yalnız emperyalist sisteme karışmayın. Deccali sistemle mücadele etmeyin. Onlar önünüze ne koyuyorsa alın. O yüzden sıkıntı. İslam dijitalleşmeye karşı değildir. İlimle bu noktada ilmi meselelere karşı çıkmaz. Yapayı zekaya da karşı çıkmaz. Önemli değil ki bu. E siz bu noktada Kur’an sünnet dairesinde istediğiniz kadar ileriye doğru gidin. İslam’ın eee ilim karşıtlı olması mümkün değil. Yani bunları iyi yolda kullanırsan hiçbir sıkıntı yok. Bunları kötü yolda kullanırsan ne hepsini de kötü yolda

kullanabilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. O yüzden eee dindarlar zaten hani burada dini ne bekliyor demiş. Din normalde eee değişmez bir şey. Herkes, iman edenler iman ettikleri kadar dinlerini yaşarlar. 701. Mustafa Özbağ Efendi – Sohbet Notları Eee sufiler de kendilerince iman ettikleri kadar sufiliklerini yaşarlar. Hele biraz böyle sapkınlıklarınız varsa, böyle laylomlar, laylolomlar varsa o tarikat, o sufilik daha revaşta olur. Allah bizi affetsin. >> Bizim gibi olanları çok revaşte tutmazlar. Biz böyle ne o türünün son örneği gibiyiz.

Bilmiyoruz ki bizden sonra nasıl olur, nasıl gider. İnşallah devam eder. >> Boşanmak isteyen kadının hakları nelerdir? Normalde boşanmak isteyen kadının hakları bu boşanma meselesinde eee tarafları konuşaraktan bunların hükmünü koymak lazım. Yoksa eee taraflar konuşmadan veya evlenirken evlilik hukukları neyin üzerine kuruldu? Mesela evlilik hukukunu kurgularken kadın dedi ki ben senden hiçbir şey istemiyorum. O zaman boşanırken bir şey isteyecek mi istemeyecek mi? İşin bu tarafı var. Örnekliyorum bunu. O yüzden evliliğin başlangıç hukuku hangi noktada nerede onu bilmiyoruz.

İkincisi bir de yani İslam hukuku mahkemelerde geçerli bir hukuk değil. eee kadın veya erkek iş mahkemeye müracaat edilince yani bu bugün mevcut hukukun haklı görüp görmediği yerler de ayrı. Öyle olunca yani bu tırnak içerisinde laik hukukun altında İslami hukuku nasıl yaşayacaksınız? Kadın boşanmak istedi. Normal mahkemeye müracaat etti. Mahkemede kadını haklı gördü, boşadı. Ama mevcut hukuka göre haklı gördü. Ama normalde İslam hukuku farklı. Bazen arkadaşlar boşanmak istiyorlar. geliyorlar mesela işte ben dinliyorum şimdi işte kadını dinliyorum yazıyorum

boynuna sorun olarak söylediklerini işte kaç madde oldu 18 madde 19 madde 20 madde. Daha hiç erkeğe bir şey sormama gerek yok. Diyorum ki kadına bu yazmış olduğum 1819 madde evlenmeyi sonlandırmaya İslam hukuku için yeterli değil. Ama sen illaki boşanacağım diyorsan boşanabilirsin. Sıkıntı değil. Ama bu yazmış olduğum 1819 madde boşanma sebebi değil. İllaki boşanmak istiyorsun. Evet boşanabilirsin. O zaman bütün şeydeki ne o? Evlilikle alakalı ne kadar ne masraf edildiyse ödemen lazım erkeğe diyor. İslam hukuku açısından kalıyor.

E sen evlenmişsin. Bu adam ev tutmuş, eşya almış, masraf etmiş. O kadar şey yapmış. Sen şimdi bir sene, ik sene sonra veya 3 sene sonra önemli değil. Tiansın ben boşanacağım. E sebepler, sebepler eee İslam hukukuna göre doğru değil. E diyorum normal mahkemeye gideceksim boşanacaksın o zaman. E boşanmayı isteyen sen olunca da o zaman da eee karşı tarafı zulme uğrayan sen de zalim olacaksın. O yüzden boşanmak isteyen kadının hakları dediğimizde o evlilik hukukunun başlangıcını bilmemiz lazım. Erkek

boşanmayı razı olmazsa kadının zorla nikah altında tutmaya hakkı var mı? Erkek normalde eğer ki kadının boşama isteği İslam hukukuna göre uygun değilse erkek onu diyebilir. Ben seni boşamıyorum. Senin boşama isteğin İslam hukukuna aykırı. Ama yine de boşanmak istiyorsa biz arkadaşlara, kardeşlere diyoruz ki boşanmak isteyen kadın veya erkek her kimse boşanın diyoruz. Zorlaştırmayınız diyoruz. Boşanmayı kadın istediyse evden ayrılması gereken kadın mıdır? Evin kime bağlı olduğu belli. Evin kime ait olduğu önemli. Evi erkek tuttu. Evleneceği zaman erkek

tuttu. Erkek tuttuysa ev kadına ait. Yok erkeğe ait. Yok ev kadına aitse o zaman normalde erkek gidecek. O normalde orada kalacak veyahut da kirayı tutarken kadın tuttu evi. Evi kadın tutunca bu sefer erkek gidecek. Ama biz yine dervişlere diyoruz ki ev kimin olursa olsun gidecek olan erkeklere diyorum ki siz gidin. Bu arkadaşlara tavsiyemiz bizim. Siz gidin siz evi boşaltın. Deyin ki beni istemiyor musun? Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Hani Ahmet Kaya kapıyı vurur vurar giderim. Vurur giderim diyor.

Kapıya da vurmayın siz. Sakin sessiz bir şekilde gidin. Kapıya vurursanız mahkemede soluklanırsınız. Kapıya vurdun gittin. Mahkemeye gitti. Kadın dedi ki beni darp edebilir. Kapıya öyle vurdu ki size bunlar tuhaf geliyor şimdi değil mi? Kapıya öyle vurdu ki ben beni darp edecek diye zannettim. Erkek suçlu oluyor. Bir telefon açtılar bana. Adam kadına yastık atmış arkasından. Size tuhaf gelecek. Şimdi bildiğiniz yastık. Koltuğun arkasında böyle küçük yastıklar oluyor ya hani koltuk kenarında büyükler var. Arkaya küçük yastıklar koyuyorlar. Kırlent

mi diyorsunuz ona? Adnan hoca kırlent mi diyorsunuz? Adam almış atmış kadına. Şimdi kadınlar da bunun şey oluyor ya. Dinliyorlar. Şimdi atmış. Ondan sonra da ya adam atıyor bunu. Sonra kadın gidiyor öbür taraftan mutfaktan telefon açıyor. Diyor ki böyle böyle bana kırlent fırlattı. Beni dövebilir. Ben darba maruz kalabilirim. Tak polis anında geliyorlarmış bu tip meselede uyuşturucuya bu kadar hızlı gitmiyorlar. Bir bize hızlı geliyorlar. Anında açmış adam kapıyı demiş. Buyurun demiş şikayet ver. Darp etme ihtimaliniz varmış. Haydi

karakola. Karakolda yastığı attım demiş. Evet attım. Karakolda hani ifade veriyor. Yastığı atmış. Hemen o gece uzaklaştırma 3 ay. Adam aradı beni. Bizim bir dervişin tanıdığı akrabası. Ben ne yapayım dedi. Ananın evi var mı dedim ben. Git ananın evine dedim. Ben bundan sonra ne yapayım dedi. Vallahi bu dedim sana kalmış bir şey. Bana bunu sorma dedim. Senin sohbetlerini dinledim ben dedi. Sen gitmezdin dedi bana. Ya sen benimle karıştırma kendini dedim. Dedim sen benimle karıştırma kendini dedim. Olmuş

artık bu. Sen bilirsin kararı senin dedim. Gitmiş dönmemiş. Anasının evinde rahat. Anası da biraz gelini sevmiyormuş zaten. E vereceğim ben seni bir daha demiş. Sıkıntı yapma kendine. 3 ay bitiyor. 3 ay sonra bir uzaklaştırma almıyor tabii kadın ama eve dönen de yok. Bir 3 ay daha geçiyor. Eve dönen yok. Hiçbir şey yok. İki tane de çocuk var. Çocuklara diyormuş, “Gelin istiyorsanız babaannenizin yanında kalın. Sıkıntı yok. Ama ben dönmeyeceğim.” Bu sefer kadın boşama tehdit etmiş. Böyle böyle.

Tamam dedim yapacak bir şey yok. Boşanıyorsa boşanacak. Kendisi boşanma mahkemesi açtı kadın. Ondan sonra sonradan kendisi dilekçeyi geri çekti. Yani iş gidiyor, boşanılacak yani. Ondan sonra bu sefer kadın ne yapmış, ne yapmış bulmuş. Ben genelde açmıyorum telefonları ama yani bana mesaj çekti. Çok önemli. Evlilikle alakalı bir mesele var. Size danışmam lazım. numaranızı işte oradaki dervişlerden birisinin ismini almış. Böyle böyle işte ben de arayabilirsiniz dedim. Ben de kim olduğunu bilmiyorum ya. Aa konu tamam. E dedim sen

ne ama 3 ay uzaklaştırma aldın. Çok sinirlendim. Onun da siniri geçmemiş daha dedim. Dönmüyor geri. Öyle ya bizi birleştir. Ben nasıl birleştireyim sizi dedim. Bizim dedim derviş olmuş olsa hadi ona diyeyim ki dön evine dönsün ama bu şartlarda dedim derviş de olsa ben dön evine demem dedim ne olacak dedi. Boşanacaksınız dedim gayet normal bir şey duydum ama dedim ne duydunuz dedim siz evlendirecekmişiniz onu dedi. Dedim duyduğunu dedim söylemek yalan olarak yeter. Dedim ben öyle bir şey

ağzımdan çıkmadı ama dedim gelse bir kimse bana öyle diyorlar ben de kanıyorum dedim. Anam da babam da sensin beni e diyorlar dedim. Ben de kanıyorum dedim. Ben çabuk kanıyorum. Everirim ben onu dedim. Sıkıntı değil ama dedim hani böyle bir şey söylemedim. Söylesem söyledim derim dedim. Mesele değil. Adam ayrıldı. dönmedi bir daha geri. O yüzden kapıyı vurup da çıkmayın. Yani arkanızdan kapıyı vurdu der veya yastık filan atmayın normalde çünkü normal hukuk normal değil. Kocası kadını geldiği yere

anasının evine bırakabilir mi? Çünkü evlenen bir kadın annesinin, babasının evinden çıktı. Erkek onu boşayacaksa eğer veya kadın boşanmayı istiyorsa zaten iddet zamanı sünnete göre boşanacaklarsa evde kalacaklar. Bir evde 3 ay iddet var. 3 ay iddeti kadın evinde yaşayacak sünnete göre. O yüzden erkek onu ben seni boşanmak istiyorum annenin evine bırakacağım. Veyahut da kadın derse ki ben boşanmak istiyorum annemin evine gideceğim. Yine gidemez. 3 ay orada iddet bekleyecek. Olur molur hamiledir. O yüzden orada durmak zorunda. Bunlar

böyle bu iş hukuka düştüyse Allah yardım etsin. Bu meselenin içindekiler dervişse bizim bunu böyle halletmeleri dervişlik dışurlarının onlarda olmadığını gösterir. >> Bizim kardeşlerimiz evliliklerini götürmeye gayret edecekler. Evliliklerini yürütecekler. Bir evliliği derleyen, toparlayan, koruyan, yürüten erkektir. Erkek derleyecek, toparlayacak. Ne bileyim tolere edilecekse tolere edecek. Ortalığı toparlaması gerekiyorsa toparlayacak. Yok kadın illaki ben boşanacağım diyorsa o zaman da erkek onu zora sokmayacak. Yani sokak diliyle ona rampa yaptırmayacak. Boşanmayı mı istiyorsun? Bunu suhuletle karşılayacak. Diyecek ki, “Evet, sen boşanmayı

istiyorsan 3 ay boyunca evde burada kalabilirsin. Sıkıntı yok.” Yatağı ayıracak. İddetini bekleyecek kadın. 3 ay iddeti bitecek. Ondan sonra kadının mehrini verecek, gönderecek. Erkek boşanmayı istiyorsa o zaman erkek yine aynı şeyi yapacak. Kadına diyecek ki buradasın 3 ay boyunca ben de gideceğim geleceğim senin de mehrini vereceğim. Sen 3 ay sonra hürsün. Zorlaştırmayın. Bu zamanda kadın da erkek de birbirini zorlaştırmayacak. sebep yediklerinizden, içtiklerinizden, hayat standardından, bilgilerinizden, fikrinizden, aklınızdan emin değil hiç kimse. Çünkü yediklerinizden dolayı psik psikolojiniz

bozuk. İçtiklerinizden, gezdiklerinizden, hayat standardınızdan dolayı sağlam bir psikolojiye sahip değil. Bugünün insanı doğru düşünmüyor. Doğru düşünmediği için doğru hareket etmiyor. Böyle olunca bir bakıyorsunuz kadın adamı bıçaklamış. Bir bakıyorsunuz adam kadını bıçaklamış. İşin bir de bu tarafı var. Yani bir psikoloji bozuluyor. Psikoloji bozulunca takıyor, sarıyor. Kadın veya adam sarıyor bunu. Yani yine derviş değil bu anlatım. Eee, kadın böyle bıçağı almış eline. Ondan sonra bizim bir derviş arkadaşı varmış. Onu aramış. Böyle böyle demiş. Ya ben şimdi demiş

uyurken bir çaklayacağım onu. Kadın yalvarmış yakarmış demiş üstadımızı ara şimdi o seni teskin eder. Şöyle böyle gece saat 2. cayır cayır telefon çalıyor. Allah’ım ben tabii bir şey mi oldu diye can havlile açtım. Ben filanceden telefonunuzu aldım. Çok zor durumdayım böyle böyle. Ben şimdi uyuyor. Bir sürü bana ağır laf söyledi. Ben onu bıçaklayacağım. Y günaha girecek de ne kadar günaha girerim diye soruyor. Sanki kuyumcu dükkanıyım ben. Dedim senin yapacağın ne? Bilmiyorum. Sen dedim galayana gelip adamın

kalbine vurursun öldürürsün katil olursun. Yaralarsın gene dedim ölüme yakın yaralarsın yine dedim İslam hukukuna göre katil olursun. Bir de dedim vurma sebebin ne? Haklı mı değil mi? Bunu da bilmiyoruz. Ne yapmamı tavsiye ederseniz? Dedim kızcağızım sen şu bıçağı elinden bırak. Dedim al eşyanı bir taksi çağır ananın evine git dedim ya. Öyle yaptı. İkiü gün sonra da bana teşekkür mesajı attı. Allah senden razı olsun. Derviş olacağım size. Ben kendi kendimi düşündüm. Eli bıçaklı bir hatın. Biz her

türlü aykırılık var bizde. Dedim olur. Ondan sonra geldiğim zaman dedim sen hatırlat oraya geldiğimde dedim bakarız inşâallah dedim. Ondan sonra Allah muhafaza eylesin. O yüzden insanların psikolojileri bozuk. Boşanmak istiyor bir kadın veya erkek. Benim meşhurdur ya mesela bir kimse dersi bırakmak istiyor. Ben derim iyi düşündün mü? Allah yolunu açık etsin. İşin gücün rast gelsin. Benim hayat felsefemdir bu. Bir kimse boşanmak istiyor. Allah yolunu açık etsin. Sen hani toplamaya çalıştın erkek olarak toplanmıyor. Allah yolunu açık etsin.

Vardır bunda da bir hayırde. Veyahut da kadın adam boşanmak istiyor illaki. Uğraşma çok boşanmak isteyene uğraşmayacaksın. Dersi bırakmak istiyor. Uğraşmayacaksın fazla. Ya bunda bir hayır göreceksin. Çünkü sen elinden geleni yaptıysan sen bu konuda hani müsterihsen ama böyle hani benim vicdanım temiz. Öyle değil. Gerçekten Kur’an sünnet dairesinde sen çabanı gösterdin ama olmuyor. Olmuyorsa olmuyor. Yapacak bir şey yok. İş yerindeki erkeklerin bayan çalışanlarla diyaloğu nasıl olmalı? Şu işi yapar mısın? Bu işi eder misin? Başka diyalog ne olacak

ki? Allah bizi affetsin. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife. >> Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına >> amin. >> Cihar güzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn Ali Ali Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> amin. Haşerei mübeşerenin evlad-ı resulullah, zevcii resulullah, imam Hasan, İmam Hüseyin, 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah hazretlerinin ruhlarına >> İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam

Malik, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını ehdiyik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmed el Rifai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebü Henş Şazili, Şah-ı Nakş Bendi Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaş-i Veli, Şah Hacı Bayram-i Veli, Mehmed Muhyiddin

Üftâde, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün pir ve piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Fayzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim Ennişavi, Elhaç el Hafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elhaç Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve

bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ya Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı Hacı Mustafa Özba Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, >> ce ve dadalarının ruhaniyetlerine >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Tıruk Ali’den akraba-ı talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarını da hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Ve zatlarını, himmetlerini, eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim vhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. zikir ilah illallah

ilahe illallah. >> Hak Muhammeden resulullah cemi enbiya vel mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatihama salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Gürsu Kutlu Doğum Sohbeti – 11 Nisan 2014 , İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 ​​​​​​​​​​​ , Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 07.08.2025 . Tasavvuf geleneğinde bu konular

ele alınmaktadır.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=iGhxfk1Z6dk