1. Bölüm
Gecenizi hayırlı eylesin. Âmîn. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Âmîn. Rabbim cümlemizi ve cümle-i ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bile nereden eylesin? Âmîn. Hakkı, hak bilip, hak yolunda koşturan, hakkı haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmîn. Nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları çiğneniyorsa, Cenâb-ı Hak hepsinde intikamını alsın. Âmîn. İsrail’i ve destekçilerini yerle yeksan eylesin. Âmîn. Batırsın. Âmîn. Doğu Türkistan’a yardım eylesin. Âmîn. Nerede Müslümanlar özgür değilse, Rabbim hepsinin de özgürlüklerini nasip eylesin. Âmîn. Ejmeyin. Enteresan böyle bir soru. Uçakta VIP kullanmıyorsanız, ne olursanız bilet almıyorsanız, havalimanından Bursa’ya otobüsle geliyorsanız, bir mürşidin ölçüsü bu mudur?
Neden? Çakarlı arabayı binmezsiniz. Estağfirullâh. yazan da böyle sanki çivi yazısı gibi yazmış. Bu normalde kardeş VIP kullanmak için ne oluyor bilmiyorum. Büsinesi de bilmiyorum. Ondan sonra havalimanından Bursa’ya otobüsle geliyorsanız, evet ne var bunda? Neden? Çakarlı araba binmezsiniz. Allâh bize çakarlı araba mı verirler? Miracat etmeyin zaten öyle bir şey de ihtiyaç duymaz. Allâh bizi affetsin. Benim sizden bizden bir farkım yok ki aslında. Allâh bizi affetsin. Ben öyle çok uçakla oraya buraya gidip gelen bir kimse değilim. normalde bir arabayla günübirlik gidip gelemeyeceğim yerlere mecburiyetten uçakla gidip geliyorum. Ona da bir kulp takarlar şimdi her yere uçakla gidiyor diye. Ama mecbur bir Trabzon’a gittim geldim bir de Antep’e gittim geldim.
Bu önümüzdeki solu değil bir daha solu. Antalya’ya gideceğim geleceğim. O yüzden de başka bir şey değil. Ne olacak biniyorum belediye otobüsüne. Havalanın önünde bırakıyor. Oradan uçağa biniyorum. Dönüşte de tekrar belediye otobüsüne biniyorum. Geliyorum gayet kolay biniyorum. Bir sıkıntı yok. Biz öyle gösteriş işleri bilmiyoruz. Fukara insanız biz yani. Fukara derken böyle maddi anlamda filan değil. Allâh bizi affetsin. Ama o kadar da devasa bir şeyimiz de yok. Kendi kendimize yetebiliyoruz o kadar. Şimdi başka yerlere gideceğim. Şimdi biraz daha aşacağım bir mevzuyu da. Allâh bizi affetsin. Herkesin kendince ölçüsü. Allâh rahmet eylesin. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretlerinin bana bir nasihati var.
Nasihati şuydu. Mustafa Efendi oğlum senin evine gelen dervişler baktığında şunu desinler. bizim evimiz daha buradan güzel, daha lüks. E şimdi bu bir ölçü. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri asabınla beraber yer içerdi. Onlarla beraber yaşardı. Allâh resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri gösterişten, şatıattan, şatafattan uzaktı. Bizim üstadımız da Abdullah Efendi Hazretleri de öyle gösterişten, şatıattan, şatafattan uzak bir insandı. Öyle asla gösterişe kaçacak, şatıatta, şatafatta kaçacak bir şeyi istemezdi, sevmezdi de. Ondan sonra bize de ölçü kaldı onun o hayatı. O yüzden bizim öl konuda bir sıkıntımız yok. Şükür hamdolsun. uçağa da mecburiyetten, ben uçak yolculuğunu çok seven bir kimse değilim. oradaki o böyle prosedürler, oradaki hareketler hiç hoşuma gitmiyor benim. kibirlilik var orada böyle, aman çok önemli sanki perdeyi kapatmalar falan böyle.
2. Bölüm
Veyahut da bir saat öncesinden havalanda olacaksın oradan, oradan kimlik göster, ona kendini arat, oradan bilmem ne yap. Bir de bakıyorum öyle gidip geldiğimde böyle gereksiz koşuşturmalar, gereksiz böyle gösterişler, gereksiz kibirlilikler böyle doldurmuş orayı. sanki havaalanını kullananlar da aynı şekilde. havaalanını kullanıyor, uçuyor. Çok önemli sanki. Oradan o bilet alanlar sanki uçağı satın aldı. Böyle bir tuhaf bir kibirlilik akan bir yer benim nazarımda. Ben arabayla gidip gelmek benim için daha özgür, daha kolay, daha rahat. İstediğin yerde oturuyorsun, namazını kılıyorsun, ne bileyim yemeğini yiyorsun, kahvaltını yapıyorsun, yoruldun, yat arkada dinlen. Bu benim için daha şey, hoş.
Kafana göre git, kafana göre gel. Havaalan öyle değil belli saati var, dakikası var, yetişeceğim diye uğraşıyorsun, koşturuyor. Bunlar da bende stres oluyor. Şimdi yaş geçiyor, şeker de var. Bir şeyi kendini, ben oldum olası bir şeyi kendi kendime zorunu kılarsam ondan rahatsız olmam. Kendi kendime zorunu kılacağım, kendi kendime disiplin edeceğim. Ondan rahatsız olmam. Öbür türlü birisi bana bir şey dayatınca, birisi bana bir disiplin etmeye kalkınca benim teller yanıyor. Buna alışkın değilim ben. Birisi bana böyle bir şeyi zorlasa benim canım sıkılıyor ondan. Onu kaldıramıyorum ben. Ben kendi kendimi disiplin etmeliyim. O yüzden kolay kolay bir şeye söz vermem. bunu yapacağım demem. bazen arkadaşlar randevu istiyorlar, ben ne randevu istemeyeyim diyorum açıklıyorum ya.
Ben bu sefer kendimi, bu konuda kendimi oraya zapturat altına alınmış gibi hissediyorum. Veya bir ne saat verdim, üçte gel dedim, o üçte gelmese canım sıkılıyor. Gelmedi üçte, kapatayım kepengi geçeyim diyorum. ne yapmaya gelmedin üçte? Bunun gibi veyahut da ben birisi beni disiplin etmeye kalkınca ona da canım sıkılıyor. Birisi bir şeyi bana mecbur edince ona da canım sıkılıyor. Zaman zaman bunlarla karşılaşıyorum. Ben hadi dervişleri kırmamak, incitmemek için susuyorum mesela. yok kardeş beni serbest bırak ya. Beni özgür bırak, ben kafama göre takılayım boş ver. ben yolda kalıyorum, kalıyorum ya, yolda yemek yiyorum, yiyorum. Ben böyle kafama göre yaşamak hoşuma gidiyor benim. Ama böyle uçak yolculuğu falan bana hoş değil.
Veya şimdi ara sıra Cevdet’le gidiyoruz. Ondan sonra ben onun da işine engel oluyorum diye düşünüyorum. Ben diyorum kimsenin işine engel olma Mustafa Ezber. Kimsenin işine, aşına, eşine engel olma. herkes severek beni bir yere götürmek ister gelir gider bu konuda bir sıkıntı yok. Ama ben kendi kendim ondan rahatsız oluyorum. ben böyle garip insan misali, yalnız gideyim geleyim kendi işimi kendim göreyim. Benim durumum o. Ha birilerinin çakarlı arabası varmış umurumda değil. Birilerinin 17 trilyon parası varmış paylaşamıyorlarmış umurumda değil. Birilerinin tapuları varmış bir türlü paylaşamıyorlarmış umurumda değil. Birilerinin şirketleri varmış ondan sonra paylaşamıyorlarmış umurumda değil.
3. Bölüm
Veya birilerinin millet cemaatü sömürmüş umurumda değil. Beni ilgilendirmiyor onlar. Ben Kur’ân Sünnet tarihisinde kendimce yaşamaya çalışıyorum. Arkadaşlara da Kur’ân ve Sünnet anlatmaya çalışıyorum. O yüzden bir başkalarıyla yarışacak durumda da değilim. Ben de öyle bir çakarlı araba olsa utancımdan binemem. Benim öyle bir Allâh affetsin durumum yok. Ben normalde Sudan’a Kabbaşı’ya gidince Kabbaşı bir karşılama yapmış. Yerinde bir toprağa yaracağım içine gireceğim. Utancımdan kafamı kaldıramadım. Kendi kendimi de biliyorum ben. Tabii onların şeyleri bu. Kendilerince gelenekleri, görenekleri, örfü ne bileyim bir üstad bir şey öyle karşılanıyormuş. Onlar öyle karşılıyorlar ondan sonra. Ama ben böyle onlara alışkın değilim.
Allâh bizi affetsin. Bu kim yazdıysa bu arkadaş. Kina’ya yapmış. Edebiyette kina’ya yapmak var ya bu da onun gibi. Rabbim bizi affetsin inşâAllah. Ben bütün arkadaşlara da söylüyorum, gene söylüyorum. Gittiğim yerlerde bana bir hizmet yapmayın. Allâh razı olsun. Beni serbest bırakmanız en büyük hizmet bana. Beni bir şeye zorunu kılmamanız en büyük hizmet. Ben bir şeye zorunlu olmayayım. Böyle arkadaşlar beni yemeğe davet etmesinler. Kalıp yatmak için davet etmesinler. Bunu tevazu noktasında söylemiyorum. Bunu kendi iç dünyam benim. Ben öyle daha mutluyum. Ben gideyim orada zikrullahı yapayım, sohbeti yapayım. Ne yapacaksam yapayım, oradan döneyim, geleyim. Yûnus’un hesabı bir garip ölmüş diyenler.
Cesedini üç gün sonra bulurlar. Soğuk su ile yuvalar. Böyle garip benceleyim. Biz böyle ben bir garip olarak yaşayayım böyle ben. Ben hayatımdan memnunum. Ben Şeyh Efendi Hazretleri ile de giderken ben yatacak yer aramadım. Yemek yeri aramazdım. Hiç böyle isterdim ki, Cenâb-ı Hak beni herkesin gözünden ayırsın böyle. Kimse beni görmesin. Hem de öyle olurdu. Kimsenin aklına gelmezdim ben. Nerede kalacaksın, nerede yatacaksın. Ben giderdim bir benzinliğe, çekerdim arabayı. Orada yatardım. Orada duşumu dalırdım. tekrar Şeyh Efendi arardı sabahleyin. Mustafa Efendi neredesin? Buyurun efendim, şuradayım demem. Hadi oğlum gel kahvaltı yapalım. Ben giderim onun kaldığı yerde kahvaltıyı yaparım. Rahat ettin mi gece?
Çok rahat ettim efendim. Çok rahat ettim. Duşunu aldın mı? Aldım efendim. Duşumu aldım yer benzinlikte, tuvalette. Hiç ben. Benim şikayetim yok ama. Biz öyle 18 yıl yaşadık onunla. Ha, misafir eden olurdu. O misafir edecek olan da benden sınıf geçmesi lazım. Ben tırıl bir insanım. O zaman misafir olurdum ona. O da kolay kolay değil. bütün Türkiye’ye dolaşmışızdır. iki yerde misafir oldum öyle. Nevşehir’de benim odam vardı. Onun evinde zaten o ayrı. Orayı bile kullanmazdık gider gelirdik. Hamdolsun. O yüzden arkadaşlar böyle bunu bir daha söylemekte fayda görüyorum. Allâh rızası için. Bana hiçbir hazırlık da bulunmayın. Nereye gidersem gideyim. Bütün şehirler, iller, kasabalar, köyler hepsi dahil buna.
4. Bölüm
Ben yiyecek, yatacak hiçbir şey lazım değil. Ben hepsi de lazım olanlar araba da var verin. Ben giderken göçeme insanım. Göçüyorum ben bir yere giderken. Bundan da şikayetçi değilim. O yüzden bütün arkadaşlara lütfen beni herhangi bir şeyde zorlamayın. Ne olursa olsun benden söz almaya da çalışmayın. Ben onlardan rahatsız oluyorum. Ben kendi kendimi disiplin ediyorum. Benim kendime göre kendime münhasır bir hayatım var. Allâh’ın izniyle Cenâb-ı Hak böyle bu şekilde dimdik bu dünyadan göçüp giderlerden eylesin. Âmîn. Farz namazlarını cemaatte kılmaya gayret kestiriyorum. Farzı kıldıran imamlar tekbîr verirken Allâh demek yerine Ellah veya Lillah, Hullah diyorlar. Allâh’ın ismini Allâh diye zikretmek yerine yanlış söylemlerde bulunuyorlar.
Farz namazımızın geçerliliği kabul olur mu hakkınızı helal edin. Bunda belki de bir şive söz konusu olabilir. O namaz kıldıran imam efendiye namazdan sonra bunu beyan edebilirsin. 2007-2008 senesinden beridir sohbette zikrinize dahil olmayan gayret gösteriyorum. İnsanlara Kur’ân sünnet üzere olan hakikatı gösterip anlakmaktan geçen ömrünüzde çok insana ışık oldunuz. Yıllar öncesi zikrullahda olan coşkunuz hiç değişmedi daha da artıyor çok şükür. Sayenizde zikirde ferahlık buluyoruz. O zamanlar saçınız, sakalınız, simsiyatı, hakikat yolunda gerçekleri aykırmaktan hiçbir şey sizi engelleyemedi. Şu anda pamuk bembeyaz bir gül gibi çok şükür başımızdasınız. Allâh başımızdan eksik etmesin. Hakkınızı helal edin.
Helal olsun da soru yok burada ben de arkasından soru gerçek diye bekliyorum. Kardeş bizim yüzümüze karşı bizi övmeyin ya bu da sünnet aykırı değil. Bir de kendi kendimize öldürüyormuş gibi okuduk bunu. Allâh razı olsun. Böyle şeyleri buraya yazmayın lütfen. Böyle ben arkasından soru gelecek diye bekledim. Arkasından soru da gelmedi. Bir insanın yüzüne karşı meth etmek hoş değil. Sünnet-i seniye aykırı. Ama bir kimse birisinin arkasından iyiliğine konuşabilir. Arkasından. Arkasından bir iyilik gördüyse onun iyiliğini konuşabilir. Onun iyiliğini anlatabilir. Derviş kardeşlerinizin arkasından iyiliklerinizi anlatın. Birisinden bir iyilik gördünüz. Onu anlatın. Birisinden bir fayda gördünüz. Onu anlatın.
Bu cömertliğe karşılık olmuş oluyor. bir kimseye bir iyilik yaptı. O iyilik yapana karşılık bir iyilik yapamıyorsunuz siz. Aynıyla veya misti ile ona cevap veremiyorsanız hadîs-i şerifin metni öyle. Onun arkasından onun iyiliğini konuşursanız, iyiliğini dile getirirseniz onun size yapmış olduğu iyiliğe iyilikte cevap vermiş olursunuz diyor hadîs-i şerifte. O yüzden Allâh razı olsun. Böyle bizim yüzümüze karşı meth etmeyin. Bunu da lütfen rica ediyorum. Hakkınızı helal edin. O yüzden bunlar sünnet-i seneye aykırı olan şeyler. Hatta Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri birisi sizin yüzüne karşı meth ederse bir avuç toprak alıp onun yüzüne atın diyor. Burada toprak yok. Bir de hepinizi atmam lazım.
5. Bölüm
Şimdi kim olduğu belli değil. Allâh bizi affetsin. Ben bir yapı denetim firmasında mühendisim yapı sahibinin belediyeye harç ücreti ödeyip bana dekontu vermesi gerekiyor. Ama kendisi belediyeye gelmek istemediği için parayı bana yollayıp benim yatırmamı istiyor. Ben de o parayı kendim kullanıp o ücreti şahsi kredi kartımdan ödeme yaptım. Ama acaba bu şekilde yapmam helal olur mu? Bunda sıkıntı yok. Sen o ödemeyi yaptıysan, o ödende evrakında oraya koyuyorsan bir problem yok. Yazılılar bitti. Kısaca bir soru olsa olan varsa inşâAllah sorabilir. Selamun aleyküm. Aleyküm selâm. Efendim, geçen Hu zikri ile alakalı İmam Gazâlî zikirlerin zirvesi Hudur diye paylaştınız. Selamun aleyküm. Aleyküm selâm.
Geçen efendim Gazâlî’nin Hu zikri zikirlerin zirvesidir diye paylaştınız. Hadîs-i şerifte zikirlerin en faziletlisi tevhid, lâ ilâhe illâllah’dır buyuruyor. Bu ikisini kıyasladığımızda nasıl bir yol izlemeliyiz? Zatların veyahut da bu nefis meratipleri yolunda yürürken veyahut da kalbi meratipler yolunda yürürken her dervişin, her sufinin kendince bir zirve yaptığı bir ismi şerif vardır. Ya o kalbi esması olur ya da nefsin esması olur. Önemli değil. Veyahut da üstadı ona bir isim verir esmalardan birisini verir. Onu çekmeye başlar. O isim onun ismi azamıdır. Bu tevhid lâ ilâhe illâllah’dan üstündür manası değildir bu. O şahsa münhasır bir haldir şahsa münhasır bir zikirdir. Gazâlî o esnada Hü ismi şerefini hepsinin fevkinde üstünde görmüş.
Bu muhaldir. Doğrudur. Çünkü Hü ismi şerefi direkt Zata mütaliktir. Zata mütalik olunca tevhidi de içine alır. Tevhid Hü esmasını içine alır. Hü esması da tevhidi de içine alır. Çünkü Zata mütaliktir. Böyle olunca normalde Gazâlî o esnada o haldeyken onun için zirve ismi azam ismi Hü esmasıdır. O der ki bütün sıfatların zikirlerin zirvesi Hü esması demiştir. Onun hakkıdır. Ama bu hadîs-i şerife muhalefet noktasında değildir. zikrin eftali lâ ilâhe illâllah’tır. Bu o hadîs-i şerife muhalif bir şey olarak algılamayın. Tasavvufta sûfî öğretisinde mesela bir kimseye üstadı Allâh ismasını çek dedi değil mi? Onun için ismi azam Allâh’tır. o aklına geldikçe Allâh. O esnada bir perde açıldı ona. O esnada perde açılınca bir baktı ki mükavanat komple zerrelerden küreye her perdede Allâh ismi şerifi var.
O kimse dedi ki kendi nefsinde ism-i şeriften daha yüce bir ism-i şerif yok şuanda. şuan da. Onun hakkıdır. Hallacı Mansur’un kendi nefsinde enel hak demesi gibi. Onun hakkıdır. böyle denilince tevhidin faziletine bir leke gelmiş değil bu. ibadetlerin normalde zamanına göre faziletleri vardır. Vakit girdiğinde namaz faziletlidir. Vakit girdiğinde haç faziletlidir. Vakit girdiğinde oruç faziletlidir. Vakte göre bunların kendilerince Ramazan ayında deseniz ki en faziletli ibadet ne? Oruç. Desek ki günlük ibadetlerinin içerisinde vakitler içerisinde en faziletli ibadet ne? Namaz. Desek ki bunların hepsinin fevkinde olan ne? Allâh’ı zikir. Hadise sabit. Şimdi bu da onun gibi o esnada o kimse Hu ismi şerifini veyahut da Hay ismi şerifini veyahut da Kayyum ismi şerifini veyahut da Kahhar ismi şerifini nefis meratiplerinin zikirleri çünkü bu.
6. Bölüm
Onlar normalde o esnada onun ismi azamı olur bu. Bu tevhidi daha faziletsiz görmek değil. Merham anlatıldı herhalde. Allâh senden razı olsun. Allâh senden razı olsun. Selamun aleyküm Efendim. Aleyküm selâm. Tasavvuf tarikat yoluna insan bazlı mı bakmamız lazım yoksa hizmet bazlı mı bakmamız lazım? Oradan öyle bakmak lazım buradan böyle bakmak lazım değil ki din zaten insan üzerinedir. Din birinci derecede Allâh insanı önemli kılar. Geri kalan yoldur. Yollar insanların kemale ermesi içindir. Ama önemli olan insandır o yüzden benim için birinci derecede insan önemlidir. İnsan önemlisi ona hizmet de önemlidir o zaman. Veyahut da o insanı kemale eldiren yolda da hizmet önemlidir. Birbiri de birbirinin içine bağlı ki.
Birbirini ayrıştırmam ben kolay kolay. Babacım bazen bir olay oluyor bir hizmet oluyor. Bunun yapılması lazım şöyle ama bazıların bu duruma gücü yok. Burada saf dışı kalabiliyor. Bu noktada hizmetin mi tamamlanması lazım yoksa o insana dizsek mi koluna mı girmek lazım? Burada ikisi de lazım. bunların ayrışması söz konusu değil ki burada bir şey yapılması lazım. Yapılacağı zaman herkes gönüllülük esası yapıyorsa bir kimse yapar. Bir kimse yapamadı yapamadı canım kardeşim ne yapalım yani. Onu atmak değil derdimiz ama. Şöyle bakmamamız lazım değil mi babacım bu hizmete gelmiyor hizmete gelmediğinden dolayı bununla muhabbetimi azaltayım gibi. Yok bu doğru değil. Yok bu doğru değil. Olur mu öyle şey?
Herkes gücünü yettiğince ve kendi nefsini aldığınca ve muhabbeti kadar bir şey yapar. biz onu normalde eksik görme lüksüne sahip değiliz. Yok Allâh bizi affetsin. Burada şimdi kimi eksik göreceksin herkes Allâh’ı sevmiş Resûlullâh’ı sevmiş gelmiş zikrullahı sevmiş gelmiş buraya. Cenâb-ı Hak takvacı üstün olan üstündür demiş. Biz kimin ne niyetle gelip gelmediği bizi ilgilendirmez buraya. Herkes gelmiş Allâh’ı kim zikrederse Allâh da onu zikreder. Allâh da necisi zikretmez pisliği zikretmez. Bu manada, muzisi manada. E o zaman Allâh’ın zikrettiği makbuldür bizim için kim olursa olsun. Bak Allâh’ın zikrettiği biz kimi eksik noksan göreceğiz ki. Yok o bizim işimiz değil. Allâh bizi affetsin. Bir de bizde gönüllülük esası var.
Herkes bir işin ucunu tutmak zorunda değil hiç kimse bir şey yapmayabilir. Burada çay dağıtmak zorunda değil birisi çay dağıtıyor, öbür ki tutmuş tepsinin ucundan çay dağıtıyor, biri demliyor. Birisi süpürüyor örnek. Birisi temizliyor. Mecburiyeti yok hiç kimsenin. Hiç kimsenin hiçbir şeye mecburiyeti yok. O yüzden diyorum ben bu gelen herkes Allâh’ın misafiri Allâh’ı zikretmeye gelmiş. Sen de Allâh’ın hizmetçisin. Hizmet ediyorsan Allâh’a hizmet ediyorsun. Şahısları da görme. Bitti bir şeyin ucundan tuttuysan Allâh için tuttun, Allâh’ın işinin ucundan tuttun. Benim işim yok burada. Bizim yol disturudur bu. Hiçbir çavuş, hiçbir zakir hiçbir naqib nugaba, şeyh dahil buna kendi özeline insanları hizmet ettirmez.
7. Bölüm
Bu bizde yasaktır. Yoksa Adnan’ın mobilyacı mağazası var. İki tane derviş koy oraya. Orada iş yapsın. Cafer ağaç ve restorasyon iş yapıyor. İki tane derviş koysun. Üç tane beş tane derviş koysun. Kendi işini yaptırsın. Hüseyin mobilya iş yapıyor. Hüseyin de üç beş tane derviş alsın yanına. onlara iş yaptırsın. Sır aldığımız zaman herkesin burada işi var. Hacı Erkan’ın kıyafet işi var. Bir öbür tarafta otoparça işi var. İleri de İsmail Ahçı. Sen fabrikada çalışıyorsun değil mi? O fabrikada. Öbür kül tekstilci. O kendine mi iş yaptıracak? İsmail’de şey var. Ne o? Meyvo var. Gidip İsmail’in meyvo bahçesinde mi çalışacağız? Veya çalıştıracak. Bizde böyle bir şey yok. Böyle bir şey zaten bizde ne zakirler, ne çavuşlar kendilerine çay bile istemezler.
Benim çayımı şöyle getireyim. Benim çayımı böyle getireyim. Bizim böyle bir öğretimiz bile yoktur. herkesin önüne nat çay konuyorsa onların da önüne konuluyor. Bir fark yok. Farklı bir çay dağıtılmıyor. O yüzden bizde bu tip şeyler gönüllülük. Biz şahsa özel bir şey yoktur bizde. Allâh bizi affetsin. Bu sünnet seniyedir. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti kendine bir özellik bir şey yaptırmadı. İstemedi. Biz istemeyiz. O yüzden herkes bir işin ucundan tutar, tutar. Zorla bir şey yok mesela. Salim kaka ya. Kaç yıldır teknik işlesin? 21 liridir salim bütün teknik işlerle uğraşıyor. Zoraki değil. Onur kaç yıl oldu senin? Onur kaç yıl oldu senin? Örnek. Bu zorunluluk yok. Bizde o yüzden kim ne yaptı normalde birisi bir şeye talip olur biz deriz ki yap kardeş.
Uygunsa sıkıntı yok. O yüzden bu ölçülerin de kaçmaması lazım. Bu ölçülerin de değiştirilmemesi lazım. Bu önemli. Bizim için önemli. Burada hiç kimse hiç kimsenin maravası değil. Hiç kimse hiç kimsenin işçisi değil. Hiç kimse hiç kimsenin elemanı değil. Burada herkes eşdeğerde. Ben dahilim buna. Ben öyle diyorsam başkasına laf düşmez. O yüzden hiç kimse hiç kimsenin maravası değil. Yok. Bir iş yaptırıyorsak ücretini veririz. Bir şey alıyorsak birisinden ücretini veririz. O yüzden bir kimse. Bir şey burada normalde Ali kaç kişi var çay dağıtan? On beş kişi var. Zorlamıyorsunuz değil mi birisine çay dağıtacaksın diye. Bitti. Yok. Şimdi on beş kişi hizmet ediyor. Diğerleri hizmet etmiyor mu deyip kerik mi bakacağız?
Yok. Allâh bizi affetsin. Hizmet etmek isteyen hizmet eder kendince. Neye hizmet etmek istiyorsa. Mesela çay dağıtılıyor. Yemek dağıtılıyor. Bir şey dağıtılıyor. Örneğin. Öğrenörlülük esası yapmak istiyorsa yapar. Bunda bir sıkıntı yok. Tamam. Selam. Efendim Peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcası Ebu Talip sizce malum bizce değil imani noktada vefat edip etmedi. Peygamber efendimiz hayatındayken amcasını çok sevdiğini yanlış anlamadıysak sohbetlerinizden anlıyoruz. Miraç hadisesinde anlatırken önce büyük oğlu vefat etti. Ardından küçük oğlu. Sonra amcasına vefat etti. Ardından Hazreti Hatice hiç vefat etti diye. Sizde müşrik bir ses soruyla anlatıyorsunuz bunu. Efendim amcalarını iman etmeden mi sevmişti?
8. Bölüm
Bu fıtri bir şeydir insanın amcasını sevmesi. Ama bu fıtratın üstünde bir şey. Çünkü Ebu Talip onu çok muhafaza etti. Çok korudu. Sonuçta eğer ki imani bir iman noktasında Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin dinini reddetmiş olsaydı iç aleminde ona düşmanlık yapardı. iç aleminde onun dinini reddetmedi. Reddetmediği gibi ona bütün kanatlarını onun üstüne serdi. Muhafaza adına. Öyle olunca bu benim kendi hasi duruşum. Ben amcasının onu seni temiz bir sultan getirdik diyor âyet-i kerimede. O yüzden Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin amcasının da babasının da dedesinin de geriye doğru gittiğimizde ben temiz olduğuna inanıyorum. Mesela Abbas’a Hazreti Abbas diyoruz İslam tarihinde ama Hazreti Ebu Talip demiyoruz İslam tarihinde demmiyor doğrusu yani. o ben sonuçta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine kim iyilik yaptıysa ona düşmanlık yapmadıysa ben ona iyilik yapanlara da muhabbet besliyorum.
Ona düşmanlık yapanlara düşmanım. Ona iyilik yapanlara düşmanlığım yok. Günümüzde de aynı şekilde. Aynı şekilde. İman etmiş olsa bile sözüm ona. Mesela kafirdir Müslümanlara düşmanlık yapmıyordur. Bizim ona düşmanlık yapmaya hakkımız yok. Adam benden görünüyor düşmanlık yapıyor. Bu nasıl iman? orada bir şey var bir Peygamber var o Peygamberin Peygamber olduğunu bilen bir amca Ebu Talip var ve Ebu Talip müşriklere karşı Hz. Muhammed Mustafa’yı koruyor. Kime karşı koruyor? Müşriklere karşı koruyor. Şimdi onun dinini kabul etmemiş olsa ve küfrü inadi dursa onda o zaman yeğeni de olsa ona karşı duracak. Ama demek ki kendi iç aleminde onun dinini kabul etti ki onun dinini kabul etti ki ona kol kanat gerdi.
Onun davasının hak olduğunu gördü ki ona kol kanat gerdi. Ve ölünceye kadar onu muhafaza etti, onu korudu. O zaman ben kalkıp da Ebu Talip’e düşmanlık edemem. Ben kalkıp da Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcasına düşmanlık edemem. Benim kendimce bir değer yargım vardır. Değer yargımın birisi şudur. Çıktık huzuruna Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin dese ki ben Ebu Talip hakkında hiç olumsuz bir şey konuşmadım. Sen nasıl konuştun dese nasıl cevap vereceğiz? Ben bunu kendime ölçe edinirim. iç dünyamda. Derem ki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle yaptı mı? Dese ki ben böyle yapmadım halde bunu nereden buldun yaptın dese ne diyeceksin? O utancın altında yaşamak çok kolay bir şey değil.
Ve hatta kalbine gelse yüzünü çevirse senden acaba neden yüzünü çevirdi diye kendini sorgulasan ve kalbine düşse bunu yaptığın için yüzünü senden çevirdi dese bırak dünyanın zindan olmasını hayat zindan olur. E şimdi böyle düşündüğünde bir hadîs-i şerif var ya kalbin müftü olarak kalbin yeter diye o zaman yeter bu sana başka bir şeye gerek yok. geçmiş peygamberlerden itibaren dedi ya utanmıyorsan istediğini yap. Burası şey bunun normal değil illa ki böyle bir kanun hukuk bir şey olmasına gerek yok. Bir kimse bir kimsenin yüzüne bakabilmeli. Ben şimdi senin yüzüne bakabilmeliyim. Ben senin eşine çocuklarına, işine, aşına, eşine bir yerine zarar verirsem senin yüzüne bakabilir miyim? Bakamam. Senin dostlarına, arkadaşlarına kötü bir şey yapmış olsam sen demez misin senin seninki nasıl bir dostluk sen benim dostuma bu kötülüğü yapmışsın?
9. Bölüm
Buna fetvaya, hukuka ihtiyaç yok bunda. Bir insanın kalbi yeter bunun kalbi doğruysa eğer. E sen Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. nasıl sırtını dönersin? O dönmemiş. Ve senin canım dediğin dininin en temel taşı olan Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. koruyan muhafazadan bir kimseye nasıl dil uzatırsın? Ben uzatamam. Yok. Bu imana sığmaz delikanlılığa sığmaz, yiğitliğe sığmaz hiçbir şeye sığmaz. bir insanın bir dostum arkadaşım dedi derviş kardeşim dedi bir kimsenin yüzüne bakacak yüzüne bakamayacak bir şey yapıyorsa ben nasıl şimdi hepinizin yüzüne bakıyorum örneğin. Nasıl onun yüzüne bakacak ki? Allâh muhafaza eylesin. Özür dilerim efendim. Aynı Kur’ân ve Sünnet muhaliflerinde olduğu gibi imamatif ve ilayat tahsillerini de böyle öğretiyorlar.
Çünkü amcası da olsa iman etmemiş kardeşim tarzında. Bu çok yanlış bir bakış açuldum anladığımız kadarıyla. Bu normalde aslında Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. dikte etmediği bir şey söylemediği üzerinde bir şey söylemediği bir şey de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. üzerine çıkıp haddi aşıyorlar. Hz. Muhammed Mustafa bilemez miydi amca senin korumana ihtiyacım yok demeye? Sen kafirsin sen müşriksin sen müşrik ve kafir olduğun için ben senin korumana ihtiyacım yok diyebilirdi. Veya Cenâb-ı Hak Peygamberine derdi ki senin o müşriye ihtiyacın yok. Senin o kafirin korumasına ihtiyacın yok. Derdi Cenâb-ı Hak Allâh’tan daha fazla biliyorlar. Burada haddi aşmak için yarışıyorlar.
Sana mı düştü Ebu Talib’in imanını veya imansız olmasını tartışmak? Son nefesinde yanında mıydın? Nasıl hükmedeceksin onun kafir olduğuna? Şimdi bir tarafta Hz. Ebu Talib’in Hz. deyim ben şimdi ona evet iman edip etmediğini bilmediğin halde onu tartışırken öbür tarafta Firavunla alakalı tam iman edecekti ey Muhammed ben onun ağzına nasıl çamuru dayadım dediği denilen mesele de bütün İslam uleması onun iman ettiğine Firavun’un iman ettiğine büyük bir kısmı öyle değil mi? Ne diyorlar? Evet o diyorlar son anda kalbine iman etti o diyorlar dille aneyi söyleyemedi kalbine iman etti. Bu nasıl bir tenakuz o zaman? Sen bir tarafta hatta Firavun’u bir tarafta bakın bir tarafta Firavun’u iman ehli olarak kabul edeceksin öbür tarafta Ebu Talib’i iman etmedi kafir diyeceksin burada bir sıkıntı var burada Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz.
Hz. ile alakalı böyle perde altında bir hainlik var onun tesebini boşa çıkarmak noktası hadisatı inkar ediyor hainlik var orada sen ne dilini orada kullanıyorsun ki bütün meseleler bitti de o mu önemli senin için sende iman metremi var Ebu Talib’in son nefeste ne yapıp ne yapmadığını veya sonuncesinde ne yapıp ne yapmadığını bileceksin mevzu Hz. Ebu Talib değil Peygamber efendimizin tesebini boşa çıkarmak orada Ebu Talib değil ki söz konusu olan bir de âyet-i kerime var biz seni temiz bir silsileden getirdik diye ee Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz.’nin silsilesinde hiç müşrik yok silsilede hiçbir müşrik yok sen silsilede birisine müşrik isnaat isnaat edersen âyet-i kerimeyi inkar edersin Allâh muhafaza eylesin sıkıntılı velhasıl o çocuklara da bunları zaten öğretiyorlar işin biri daha sıkıntılı tarafı da bu imama tipli çocuklar soru soruyorlar filan böyle şey yapıyorlar imama tipe çocuğunu gönderecek misin göndermeyecek misin bu bile tartışma çıkacak acaba göndersek mi gönderirsek hadîs inkarcısı mı olacak mezhep inkarcısı mı olacak Hz.
Peygamber de günaha girdi mi denecek ne denecek oradan imama imama tipte ve ilahiyatta konuşulanları bir dinleseniz çocuklarınızı göndermekten korkarsınız ilahiyatlardaki tartışmaya bak eşcinseller eşcinsellik hastalık mı sapkınlık mı hastalık sapkınlık değil mi hastalık mı sapkınlık mı eşcinsellerin eşcinselliğe hakları var mı yok mu bitti bunlar tartışıyorlar sınıflarda tartışıyorlar ondan sonra imamın birisi de çıkıyor çizgi dışı laflar söylüyor imamının imamlığını bırak diyor ben imamlığımı dostlar yapıyorum diyor ama ben ateistim diyor hadîs çıkışın içinden ateist imamın arkasında namaz kılınır mı kılınmaz mı şafiye malikeye hambeleye de göre kılınmaz ateistse kafir onun arkasında namaz kılınmaz ayıkla pirincin taşını ne yapacak şimdi oradaki camideki cemaat diyecekler ki imama sen şurda kenarda dur biz kendimizden bir imam çıkaralım o namazı kıldırsın o da diyecek hayır ben devlet memuruyum devletin 657’li memuruyum namazı ben kıldıracağım ben görevimi yapıyorum ateistim ama ben görevimi yapıyorum ben memurum ben olsam o imamın yerine derdim diyanette layık bir kurum diyanet layık bir kurum layık bir kurumun benim ateistimle ne işi var derim bizim Mehmet Emin Bey bana anayasa mahkemesinin kararını attıydı anayasa mahkemesinin kararı var ben böyle söylerken ben hukuku uygun söylüyorum anayasa mahkemesi karar vermiş demiş diyanet işleri başkanı layık bir kurumdur diyanet işleri başkanı bir dine dayalı bir kurum değil içinde ateistin de barındırır içinde hristiyanı da barındırır yahudi de barındırır putperesi de barındırır hepsini de barındırır layık bir kurum muhteşem bir anayasa kararı anayasa mahkemesinin kararı öyle olunca imam ateistmiş olabilir imam çok özür dilerim eşcinselmiş olabilir eşcinseller de var çünkü içki içenler var bildiğiniz içki içen imamlar var yıllar önce benden fetva istemişlerdi çünkü adam içiyor benim namaz kıldırmam normal mi diyor bana sarhoşken yaklaşmayınız ben kendim biliyorum ki diyor dedim sen nerede imamlık yapıyon ege bölgesini söyledi bana dedim yok Efe’ye göre sen sonuçta dedim onun etkisi senden gitmiyor ne kadar içtiğini bilmiyorum ama dedim kıldırma yapma dedim ya ya dedi ben seni sohbetlerini hep dinledim dedi sen böyle çağdaş bir şeysin dedim değil ben klasikim ben kuran sünnete bakıyom dedim ya nerede görülmüş dedim içki içen bir imam dedim kalkacak namaz kıldıracak cemaate ama bakın tırnak içerisinde söylüyorum bunu bozulma başladıysa onu durduramıyorsunuz fermuar gibi devam ediyor bozulma devam ediyor değişim dönüşüm devam ediyor biz şimdi insanlara böyle zor geliyoruz aykırı geliyoruz sebebi şu biz denişim dönüşüme itiraz ediyoruz karşı duruyoruz diyoruz ki hayır kültürel değişim dönüşüm olmayacak hayır ibadetlerde değişim dönüşüm olmayacak hayır kuran ve sünnet seni anlamamızda yaşamamızda değişim olmayacak hayır siyasi olarak değişime dönüşüme uğramayacağız diyoruz bizim ensemizde biraz da o yüzden pişiriyorlar değişime dönüşüme tabi olmak ne demek değiştireceksin kendini dönüştüreceksin amire ne tarafa döneceğim belli değil senin buna normalde karşı çıkarsam kuran sünnet dairesinde duracağız biz imamların iştahı dairesinde duracağız biz ilk sufilerin yolunda duracağız deyince biz karşıya şey geliyoruz biraz böyle radikal geliyoruz veya karşıya biraz sert geliyoruz dik geliyoruz örneğin herkes kendi kafasınca bizi bir yere otutturuyor umrumda değil benim bu bundan bir şikayetim yok benim ben kendi kendimi değişime dönüşüme tabi tutmamaya gayret ediyorum kuran sünnet çizgisinde dur imamların çizgisinde dur aman eski sufilerin çizgisinde dur boşver diyorum sen bu çizgiyi sen koru bu çizgiyi sen muhafaza et rahata düşme sakın şuna düşme bu sakın bunu kendin medet etmek için söylemiyorum çünkü o değişim dönüşün fırtınasına bir tak kaptırırsan kendini geriye alamıyorsun kendini dervişler açısında aynı da aynı siz bir değişime dönüşüme kendinizi kaptırın geri alayamazsınız kendinizi bir bakmışsınız eller havada orada buradasınız bir bakmışınız bu bir sürü taviz veriyorsunuz dini hayatınızdan bu öyle bir melanet bir şeydir ki heva heves öyle bir melanet bir şeydir ki nefis öyle bir melanet bir şeydir ki şeytan bir yerden girdi mi insana bunlar bunu dışarı çıkarmak çok zor o yüzden bakıyorsun şimdi Türkiye’ye İslam dünyasına bakıyorsunuz 50 yıl önce Hicaz bölgesinde Shakira’nın konserini düşünebilir miydiniz düşünemezdiniz aynı şekilde Türkiye’de de düşünemezdiniz 50 yıl önce ama öyle bir değişime dönüşüme tabi tutuluyorsunuz ki her şeyinizi değiştiriyorlar sizin her şeyinizi evlerinizi değiştiriyorlar eşyalarınızı değiştiriyorlar kıyafetlerinizi değiştiriyorlar dini algınızı değiştiriyorlar kültürünüzü değiştiriyorlar yemeğinizi değiştiriyorlar içeceklerinizi değiştiriyorlar yürüyüşünüzü değiştiriyorlar harcamalarınızı değiştiriyorlar eğitiminizi en başta değiştiriyorlar zaten zaten eğitim değişince bütün her şey değişiyor o değişime tabisiniz 55-60 yıldan beri anneleriniz babalarınız o değişimi satın aldı zaten anneleriniz babalarınız satın aldı siz de o değişimi anne babadan alarak siz de o değişimi satın aldınız içinizden birisi çıktığı kelaynak kuşu gibi bu böyle olmaz kuran bunu söylüyor sünnet bunu söylüyor ben böyle yaşayacağım deyince zaten o değişime dönüşüme siz karşı çıktığınızdan anneniz babanız sülaleniz sizi dışlıyor arkadaşlarınız çevreniz sizi dışlıyor o dışlanmayı göğüsleyebiliyorsanız imanınızı kurtarabiliyorsunuz dini hayatınızı kurtarabiliyorsunuz o dışlanmayı göğüsleyeceğiniz çünkü evleniyorsunuz eşiniz sizi dışlıyor kuran sünnet tarihisinde derse mi gideceksin zikrullaha mı gideceksin kadın erkek değişmiyor bunda hiç bir şey bulamazlarsa kadınlara sohbet ediyor elini öptürüyor gitmeyin ona kadına erkeği öbür tarafta görmüyor kendisi daha evlenirken onun eşini kendisi öpmeden takı takanlar onun eşini öptü halbuki takı takarken öptü nasıl basmaya onu görmüyor ama o daha nişan da öptü onun nişanlısını başkaları öptü evlenirken öptü onu görmüyor o değişim dönüşüm böyle bir şey senin eşin dekolte geziyor senin kızım dekolte geziyor onu herkes görüyor onu durduramıyor ama değişim dönüşüm böyle bir şey farkında değil insanlar onu satın alıyor o değişimi dönüşümü satın alınca biz değişip dönüşüyoruz bakın fetvalara bir din işleri yüksek kurulu var fetvalarını okuyorum onların yazıyor hanefi maliki şafiye göre böyle böyle olsa da bu zamanda böyle olması lazım evet diyorum ki tamam değişime dönüşüme tabi tutulmuş değişime dönüşüme tabi tutulursunuz ne diyor enflasyon miktarı kadar faiz caizdir hoş geldin 23 Nisan geçti 19 Mayıs gelecek hadi hazırlanın değişime dönüşüme tabi olun 19 Mayıs gençlik bayrama haydin hatunları iş çamaşırıyla çıkarın dışarı gençlik kızları iş çamaşırıyla çıkarın yıllardır seyrettim ben bunu siz de seyretmediniz mi seyrettik kızları iş çamaşırıyla bayram tertibine çıkarmak çağdaşlık kız başını örtmüş gerici üniversiteye giremez 23 Nisan’da yarı çıplak bir kadının direkt dansı yapmak çağdaşlık aha haberlerde değişim dönüşüm devam ediyor ramazan bayramı yok şeker bayramı var buyurun değişim dönüşüm devam ediyor kurban geliyor şimdi bu kadar hayvanı keseceğiniz, telef edeceğiniz zalimsiniz siz değişim dönüşüm devam ediyor bu millet ot mu yiyor yıllardır n’apıyon nusret tuz atarken ota mı tuz atıyor o değişime dönüşüme tabisiniz kurban keseceğiniz sünnet kurbanınızın başında durmak sünnet kendinizin kesmesi sünnet değişim dönüşüme bak vekalet de kurban kesebilirsiniz kime? sabancıya sabancı kim? fransız karfur kim? fransız haydi sıraya gir karfur’dan kurbanlık al bak açık açık isim veriyorum bildiklerimi ya bayramın birinci günü kurban geldi sana pes ya biz kendimiz kesiyoruz birinci gün bitmiyor bizim işimiz ne zaman kesildi parçalandı eve geldi değişim dönüşüm devam ediyor haydin pamuk eller cebe yurt dışına vakıflar var oralara kurban gidiyor haydi vakıflara yazın kurbanı ödeyin ucuz bide e değişim dönüşüm sabahleyin adam gidecek kurban kes uğraşacak hayvan almak için gidecek hayvan bakacak bir tane kasap bulacak uğraşacak ona uğraşılır mı ya onun bayram tatili var haydi gönder parayı kurbanımızı kestik biz filanca yere gönderdik ah harika ee haydi tatile değişim dönüşüm devam ediyor küçük küçük adımlar gibi görüyorsunuz büyük adımlar bunlar büyük adımlar her alanda Rabbim bizi affeylesin eftali zekir falemennehu lâ ilâhe illâllah Hak Muhammed’e Resûlullâh cemiyen enbiya-ı mursalin ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn el-Fâtiha Âmîn
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı