1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Koronavirüs biyolojik bir silah mıdır? Çin’in bu silahı elinde patladığını söylüyorlar. Bir sohbetinizde siz atom bombası bulsanız insanlara atar mısınız demiştiniz. Hz. Mehdi zamanında biyolojik ve kim asla silahlar olarak mı ya da müslümanlar bir silahlanmaya karşı ne yapmamıdır? Korona biyolojik silah mı? Ekonomik silah mı? Yoksa asıl silah dünyayı kasıp kavuran bu yalancı medyalar olmasın? Bunun üzerine SARS bundan daha fazlaydı veya ondan öncesi domuz gribiydi bundan daha fazlaydı. Tabii daha şu anda korona nerede duracak belli değil.
Kaç kişi bu hastalıktan ölür belli değil. Ama bugün mesela geçen gün böyle ortalıkta bilgiler dolaşıyor ya şimdi. Sadece iki ay içerisinde gripten ölen dünya üzerinde 70 bin kişi var. İki ay üzerinde kanserden ölen 1 milyon 100 bin kişi var dünya üzerinde. Eis’ten ölen 240 bin kişi var. Son iki ayda Eis’ten ölen 240 bin kişi var. Eis hastalığı biliyorsunuz bu eşcinsellerin hastalığı. Bu dünya medyası neden bunu konuşmuyor? Eis hastalığıyla alakalı eşcinsellere karşı savaşlaşmıyor. İki ayda 240 bin kişi ölmüş. O zaman normalde neden dünya medyası bunu konuşmuyor? İki ayda 250 bin tane intihar var. İki ayda 250 bin intihar var. Şu ana kadar koronadan iki ayda ölen 3 bin kişi. 3 bin kişi için yaygara kopuyor. 3 bin kişi mi için kopmalı? 1 milyon 100 bin kişi için mi kopmalı?
Dikkat edin 1 milyon 100 bin kişi iki ay içerisinde kanserden ölen. 70 bin kişi gripten ölen. Gripten ölenler insan değil miydi? 70 bin kişi gripten ölen. Bunun arkasında muhakkak bir şey var. bunun arkasında bu medyayı da böyle elinde tutan bir güç korona aşısını bulduk deyip onun olsun bütün ülkelere dayamasın aşıyı. Bütün ülkelerde koronadan kurtulmak için almasınlar aşıyı. Daha önce bize ne satmışlardı hatırlayın. Kuş gribi miydi? Domuz gribi aşısı mıydı? Domuz gribi aşısı mıydı hatırladınız? Domuz gribi aşısı. İyi. Bize onca domuz gribi aşısı aldılar bütün sattılar. Bütün herkese de bunu mecbur ediyorlardı. Tayyip Erdem kurtardı herkese domuz gribi aşısından. Ben dedi olmayacağım ben çoluğuma çocuğuma da bu aşıyı yaptırmayacağım.
Serbest insanlar ister yaptırsın ister yaptırmasın dedi. Millet aşıdan kurtuldu. Biz o aşıları ne yaptık biliyor musunuz? Bilmem kaç milyar dolar verdik o zaman için. O aşırıları kullanılmadı. Bir başka ülkeye satamadık. Herhangi bir yeri de satamadık. Sonra ben öyle hatırlıyorum hatalı olabilirim. Bir Afrika ülkesine hediye mahiyetinde verdik. Domuz gribi aşılarına. Ne oldu bu domuz gribine şimdi? Bakın gene var mı? Var. İnsanlar yine domuz gribine yakalanıyor mu? Evet. Ama hiç böyle bir kıyamet kopmuyor. Bu domuz gribi yine var bakın. O ölenler normal gribin içerisine geçti şimdi. Bu korona dediğimiz şeye yakalanmış olabiliriz biz hepimiz için. Ama bunu normal de normal gripmiş gibi atlatmışızdır.
2. Bölüm
Grip zaten bulaşıcı ki. Bulaşıcı olmayan grip yok. Grip hastalığı bulaşıcı. Önceden 6 gün 7 günde bitiyordu. Şimdi 15 günde bitiyor. 20 günde bitiyor. Bulaşıcı ama. Bütün gripler bulaşıcı. Sadece korona bulaşıcı değil. Griplerin hepsi de bulaşıcı. Ama kıyamet koparıyorlar. Bakın kıyamet koparıyorlar. Kopacak da koparırlar da. Devletler de korkuyor çünkü. hükümetler de korkuyor. Bakıyor mesela İtalya’da 300 kişi ölmüş. Ayağa kalkıyor insanlar 300 kişi birden ölünce. Az değil. İran’da 400-500 kişi öldü herhalde. Oldu galiba 400-500 kişi. Cenâb-ı Hak bizim ülkemizi koruyor. meşhuruz ya biz de. Biz tüpü normalde sağlam oldu mu olmadı mı? Çakmakla deneyen bir ülkeyiz. Ben kendimden pay biçiyorum.
Biz kaynakçılık yapıyoruz. O zaman şantiyelerdeyiz. Elektrik var mı yok diye. Nerede kontrol kalemi var bizde? Biz normalde çıplak ya ucu. Biz tokat uruyoruz. Elektrik çarptı mı? Elektrik var diyoruz biz. Tamam. Ben öyle deniyordum. Ne yalan söyleyeyim. Siz kontrol kalemini deniyorsunuz. Cafer. Elektrik kontrol kaleminden. Siz teknik çalışıyorsunuz ya. Şimdi teknik millet. Ciddi mi? Biz elimizle kontrol ediyoruz. nereye kontrol kalemi? Bundan 35-40 yıl önce kontrol kalemi bulduttur, getirttir. Aa elektrik var mı yok mu? Çıplak her şey. Normalde vuruyorsun. Elektrik var tamam. Bir tane penseyle ucunu açıyorsun onun. Koyuyorsun kaynağın öbür şeylerini. Ne o? Kablolarını. Eften püften birbirine bağlıyorsun onun.
Elektrik var çünkü bağlayabildiğin kadar. Gidiyorsun 300 metre sonra kaynak yapmaya başlıyorsun. Bir rüzgar esiyor oradan okuyor. O evten püften bağladığın yer gevşiyor. Kaynak duruyor. Koşa koşa geliyorsun. Bir dağını bağlıyorsun. Öyle çalışıyorduk. O yüzden normal bizde. Fazla bize ulaşmaz. İnşâAllah. Bir de geçenlerde bir şey o çok hoşuma gitti. Bir böyle genetikle uğraşan bir doktor açıklamış onu. Bu korona virüsü demiş Türklerde durmaz. Türklere bulaşmaz. bizim genlerimiz de hastalığın geni birbirine zıt. Bizde yaşaması mümkün değil. korona bizi görünce esas duruşa geçecek. Neden? Bizim genlerimiz normal değil. Bu Anadolu insanının geni normal değil. Hesaba kitaba gelmiyor. O yüzden sıkıntısı fazla bizim genlerin.
Bizim o tarafın tabiriyle yörümü bozuk bizim. Yörüm bozuk olunca bizim ne zaman nerede hangi adımı atacağımız belli değil. Ne zaman ne tarafa döneceğimiz de belli değil. Normalde bazı ülkeler vardır, bazı insanlar vardır, bazı topluluklar vardır. Oradan bir yangın çıkarırsın. Onlar mesela yangından uzaklaşır. Bizim nereye gideceğimiz belli değil. Biz yangın var. Gidelim atalım diyebiliriz kendimize. Bizim kafa normal çalışmıyor. Herkesin kaçtığı yerde biz kaçmayabiliriz. Hiç kimsenin kaçmadığı yerde biz kaçabiliriz. Herkesin dağa çıktığı yerde biz ovaya inebiliriz. Herkes normal salimen galimen ovaya giderken biz topluluk halinde hiç böyle istemsiz bir şekilde biz hür ağa dağa kaçabiliriz. Normal değiliz biz.
3. Bölüm
O yüzden bize normal statüde gitmiyor. Baksana İran felç olmuş vaziyette. Avrupa felç olmuş vaziyette. Altımız üstümüz hepimiz de sobelendi. Bu memlekette bir şey yok. Bizimkinlerde bir şey yok diye zaten kendi kendine herkes tedirgin. Başlıyor millet yok. Devlet açıklamıyordur. Ondan sonra yok saklıyordur. Bugün de konu ne? Aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti koronayla mücadele etmenin yolunu buldu. Ama söylemiyor hiçbir kimseye. Kendisi hemen teşhis olunca tedavi ediyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bundan faydalanıyor. Herkes hasta olurken Türkiye hasta değil. Düşündüğün zaman bu da mı mantığa uygun? Hatta birisi demiş ki bir tane tespit edilen civatadan demiş. Yabancı ülkelere burada hiç rastlanmadı denmesin diye demiş.
Komple teorisi fazla. O yüzden ben de şimdi içeri girerken Cevdet’e dedim. Vallahi her şeyi yasakladılar dedim. Bizi de kalkar birisi bir şikayet eder. Ondan sonra bunlar toplu halde oldu. Zikrullah yapıyor. Bunları da yasaklayın buradan da koronada olabilir diye. Millet bizde de uğraşabilir dedim. O yüzden normal değiliz biz. O yüzden koronadan falan kendi canınızı sıkmayın. Yaşım benim 58. Yaklaşık 30 kusur yıldan beri su filin içindeyiz. Ne salgınlar oldu, ne darbeler oldu. Biz zikrullah yapmaya Allâh demeye devam ettik. O yüzden başlayalım devam edin. Allâh iyi etsin inşâAllah. Şaniden rivayetle Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen sizden biriniz cahiliye döneminde kocası ölünce en kötü elbisesi içinde bir sene oturur.
Sonra dışarı çıkar. Sanki hayvan pisliği bulaşmış gibidir. Eğer 4 ay 10 gün beklemezse durumu böyledir. Şu an eşi vefat etmiş bir kadın da. Kadın içinde bu hüküm geçerli mi? 4 ay 10 gün evinden çıkmaması mı gerekli? Bununla alakalı hanevfiler demişler ki kocası ölen bir kadın iddet beklerken 4 ay 10 gün boyunca süslenmeyecek. albeneli durmayacak. Ona bir dünurci gelmesin, ona bir şey olmasın diye albeneli durmayacak. Bu kadar. Hanevfilerin söylediği şey bu. 65. hadîs-i şerife gelmişiz. Usame bin Zeytir Radıyallâhu anh Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Kendisine bir iyilik yapılan kimsenin iyilik yapana şöyle demesi Ülgünün en güzeledir. Allâh seni hayırla mükafatlandırsın.
Arapçası ne diyor? Cezakullahu Bilen var mı Arapçası aklına gelen? Cezakullahu hayır. Söyle bakayım. Cezakullahu evet el hayır. Allâh senin hayırını versin. Araplar bunu çok kullanıyorlar öyle değil mi? Böyle bir şey olduğunda hemen ona bir şey ikram ederseniz hemen onlar bunu kelimeyi çok kullanıyorlar. Bizde de birbirimize Allâh razı olsun, Allâh senden razı olsun bizde bunu çok kullanıyoruz. Evet. İyiliklerin karşısında insanlara teşekkür etmesi. Birisi bir iyilik yaptı. Ona iyilik yaptığı için ona teşekkür etmek. Bir kimse bir iyilik yaptı. Ona misliyle karşı iyilik yapmak veya aynı ile karşı iyilik yapmak. Veyahut da o kimseye normalde Cezakullahu hayır demek. Allâh da senin iyiliğine versin.
4. Bölüm
Allâh seni hayırla mükafatlandırsın demek. Bunun karşılığı o kimsenin iyiliğini arkasından met etmek, övmek. o iyi bir insandır. Allâh razı olsun bize iyilik yaptı demek. Hepsi de bunların sünnet. Bakın iyiliğe karşılık teşekkür etmek. İyiliğe karşılık iyilik yapan kimsenin arkasından iyi olduğuna dair onu övmek, onu met etmek. Veya o kimsenin iyilik yaptığının karşılığında aynı ile iyilik yapmak veya misliyle iyilik yapmak. Bunların hepsi de sünnet. O yüzden insan kendince kendisine iyilik yapan kimsenin iyiliğini unutmayacak. Bunu iyiliği unutursa ne? O da nankörlük. Veya iyilik gördüğü halde onun aleyhine konuşması, iyilik gördüğü halde onun iyiliğini saklaması, onun iyiliğini gizlemesi, onun iyiliğini örtmesi.
Mesela Hüseyin’in alakalı bir yerde konuşulurken, Hüseyin’in aleyhine konuşulurken durun kardeşim ya Hüseyin iyi bir insandır. Allâh razı olsun bize iyilik yaptı. Bize yol gösterdi. Allâh razı olsun bize Kur’ân ve sünneti öğretti. Allâh razı olsun. Benim böyle bir sıkıntılı zamanım vardı. Bana bunu bunu yaptı. Siz onun şimdi arkasından gıybetini etmeyin. O iyi bir insandır denmesi bu sünnet. Hem bir de methedilmiş olan sünnetlerden. Veya Hüseyin geldi bir şahsın bir kimseye bir gömlek hediye etti. O gömlek hediye edilen kimse misliyle ona hediyesine cevap verdi. O da ona bir gömlek hediye etti. Aynı ile özür dilerim. Aynı ile ona bir gömlek hediye etti. Veya Hüseyin bir kardeşe bir gömlek hediye etti.
O kardeş bir gömlek bir pantolon misliyle hediyeye cevap verdi. Bunların hepsi de sünnet. Ama sonuçta asıl burada sünnetteki kasıt şu. Sünnetteki nokta şu. İyiliklerin karşısında, iyiliklerin karşısında nan körlük yapmamak, ona iyilikle davranmak ve o iyi insanların ve iyilerin ayakta durması için onların arkasından mücadele etmek. Onların arkasından. Çünkü başka bir hadîs-i şerifte ona herhangi bir iyilikte bulunamıyorsan da onun gıyabında, onun gıyabında, onun iyiliğini konuşmak. Ya gıyabında şöyle yaptı benim hakkımda. Benim hakkımda şöyle iyi bir iyilik yaptı. Veya hatta o şöyle bir iyi insandır deyip onun gıyabında iyiliğini konuşmak. Eğer yanında kötülüğü konuşulurken, yanlışlık eksiklik gıybeti edilirken, o iyilik gören kimse, o iyi adamdır demezse o nan körlerden olmuş oluyor.
Allâh muhafaza eylesin. Allâh nan körleri sevmez. Nan körler mahşer yerinde bir bayrak açılır, nan körler olarak o bayrağının altında toplanırlar. Onlar Levi Tham sancağının altında toplanmazlar. Bir kimse nan körse nan körlerin toplandığı grup ayrıdır. Bakın faizciler ayrı toplanır. Fuhuşçular ayrı toplanır, zinacılar. Nan körler ayrı toplanır. Küfür ehli, kafirler ayrı toplanır. Herkes kendince kendisinde baskın olan amel ne ise o baskın amele sahip olanlar onlarla beraber toplanır. Mesela baskın amel ne? Namaz kılıyor. Gece bile namaz kılıyor. Beş vakte katmış. Namazdan namaza koşuyor. Namaz hiç fasılasız nafile ibadetleri namazda dolduruyor. O namazı sevenler namazı bu noktada hiç kaçırmayanlar namazda hemhal olanlar onlar ayrı toplanırlar. ne?
5. Bölüm
Oruca aşık. Habire oruç tutuyor. Pazartesi perşembe oruç tutuyor, boşlukta oruç tutuyor. Sünnet, nafile bütün oruçları tutuyor o kimse. Oruca aşık. Onlar oruç tutanlar oruç tutanlarla beraber haşr olacaklar. Onlarla beraber grup halinde toplanacaklar. hem namazını kılıyor hem orucunu tutuyor hem de Allâh’ı çok zikrediyor. Bakın bunların sınıfları değişti artık. O birçok salih ameli kendi nefsinde topluyor. işte kimler en faziletlidir? Allâh’ı cihâd edenler mi Allâh’ı zikredenler mi? Allâh’ı zikredenler. namaz kılanlarının en faziletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. Cihâd edenlerin en faziletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. Oruç tutanlarının en faziletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. Hazret-i Ömer efendimiz, Ebu Bekir efendimiz’e diyor.
Ya Ebul Gavz. Allâh’ı zikredenler bütün sevapları götürdü. Hazreti Peygamber Neham, evet o cevap veriyor. Allâh’ı zikredenler bütün sevapları aldı götürdü. hepsinden fazla sevap kazandı. Oruç tutanlardan da Allâh’ı namaz kılanlardan da cihâd edenlerden de fazla sevap aldı. Hepsi ikisi beraber savaşta cihâd ediyor ama birisi zikrediyor. İkisi beraber aynı safta namaz kılıyor ama birisi zikrediyor. İkisi de aynı anda Ramazan’da oruç tutuyor. Ama birisi zikrediyor. Zikredenin fazileti zikretmeyenlerden fazla. Zikredenin fazileti öbür zikretmeyen, cihâd edenlerden fazla. O zaman zikredenler ne yaptı? Sevapları aldı götürdü. o kimseler de ne yapacaklar? Allâh’ı zikredenler de bir topluluk olarak toplanacaklar.
Bunun gibi normalde nankörler de ne yapıyor? Bir toplu halde toplanıyorlar. Ve onlar nankörler olarak adlandırılıyor mahşer yerinde. Allâh ümmeti Muhammed’i nankör olmaktan uzak eylesin. İnsanoğlu gafildir çünkü unutur. Allâh bizi unutanlardan eylemesin inşâAllah. Kimin bizim üzerimizde zerrece bir iyiliği varsa Cenâb-ı Hak onun misliyle kat kat fazlından kereminden ona iyilik ihsan eylesin inşâAllah. Böyle dua edin. Normalde size birisi bir iyilik yapmıştır. Siz unutmuşunuzdur. Hatırınıza gelmemiştir. Allâh muhafaza eylesin. Bir şey olmuştur. Nankörlerden olmamak için onun üzerinde dua edin. Hatta bu fakir yapar onu. Normalde bağışlama yaparken bağışlamanın en sonuna şunu da ilave edin. Kendinizce dua ederken.
Ya Rabbi bana kimin bir iyiliği olduysa onun da ruhaniyetine bağışladım diye derslerinizde onları da bağışlayın. Öyle ya birisi bir şey yapmıştır size. Onun adını sanını unutmuşsunuzdur. Onun ne bileyim simasını bile unutmuşsunuzdur. Ona da dualarınızı katın. Onu da dualarınızın içerisine ilave edin. Kimin size bir iyiliği var ise bakın bunu unutmayın. Kimin bize bir iyiliği var ise hem birey olarak hem topluluk olarak komple Allâh onlardan razı olsun. Cenâb-ı Hak onlara misliyle muamele de bulunsun. Onlara misliyle iyilikle buluştursun inşâAllah. Sufiler bu manada kandil gibidirler. Birisi hasbel kadar ona bir iyilik verdiyse, iyilikte bulunduysa o sûfî ona dua eder. Onun o iyiliğinin karşılığı inşâAllah en aşağısı cennet olsun inşâAllah.
6. Bölüm
O yüzden böyle dua edin veyahut da bunları da unutmayın. Deyin ki bilerek bilmeyerek birisine bir zarar verdiysek öyle ya. İnsanız birinin ayağına basmışızdır. Birinin koluna basmışızdır. Birine bir zarar vermişizdir. Ama ticareten ama madden ama manen ama yolda yürürken bir zarar vermişizdir. İnsanız çünkü hata yapmışızdır yanlış yapmışızdır. O ders bağışlama yaparken yine onları da unutmayın. Deyin ki Ya Rabbi bilerek bilmeyerekten birisine bir zarar verdiysen onu da normalde affı mağfiret eyle. Onun da üzerimizden hakkını misliyle verecek. Biz de ameller işlet veya kendi fazlından onlara da ihsan eyle diye dua edelim. Çünkü nankörlerden olmayalım. Nankörlerden olmayalım. Ümmet-i Muhammed’in bu noktada sıkıntısı var.
Ümmet-i Muhammed verdiği sözleri unutuyor. Ümmet-i Muhammed geldiği yeri unutuyor. Ümmet-i Muhammed yeşillendiği yeri unutuyor. Ümmet-i Muhammed nimetlendiği yeri unutuyor. Unuttuktan sonra nankörlerden oluyor. Bir bakıyorsunuz bir kimse zengin oluyor, geldiği yeri unutuyor. Annesini unutuyor, babasını unutuyor. Geldiği mahalleyi unutuyor. Arkadaşlarını unutuyor. Bir bakıyorsunuz adam belli bir makama geliyor. O makama gelince o lise çağlarında, üniversite çağlarında geldiği, yetiştiği yeri unutuyor. Bir bakıyorsunuz adam farklı bir noktaya geliyor. O geldiği yeri unutuyor, nankörlerden oluyor. Allâh muhafaza eylesin. Allâh bizleri nankör olmaktan uzak eylesin. Niceleri var bir dergahta hizmet etmişler, sonradan unutmuş adam.
Dergahını da unutmuş, tekkesini de unutmuş, şeyhini de unutmuş. Veya hatta niceleri var herhangi bir X cemaatin içerisinde, bir cemiyetin içerisinde bulunmuş. Orası ona hizmet etmiş, orası ona bir şeyler yapmış, bir katkıda bulunmuş. Bir bakmışsın adam ondan sonra orayı unutmuş. Hatta daha ilerisi, oraya düşmanlık yapar hale gelmiş. Daha ilerisi oraya savaş açmış adam. Bu siyasilerde var. Bir bakıyorsun adam normalde yolun başında gelmiş, cemaatleri dolaşmış, tarikatları dolaşmış, tekkeleri dolaşmış. Aman bize oy verin demiş. Adam iktidara geldikten sonra dolaşmış olduğu yerlere savaş açmış. Veya hatta kim onlara küfrediyorsa, kim onlarla mücadele ediyorsa, onları kendi safına katmış. Bunlar tecrübe ile sabit, nankörlerden olmayalım.
Sonra da Cenâb-ı Hak onlara tokadı vurduğunda biz nereden tokadı yedik? Tekrar geliyor, telefon açıyorlar. Mustafa Efendi’ye bir haber verin. Evet buyurun tamam mı? Biz gelip arkadaşlarla görüşecektik. Neyi görüşeceksin bizle? Neyi görüşeceksin? Sen gelip görüştün, konuştun kimseleri milletvekili olduğunda veya hatta sizin partiniz iktidara gelince gelip bir teşekkür ziyaretimi yaptın. Neyi görüşseniz, neyi konuşsanız? Nankörlerden oluyorlar. Allâh ümmeti Muhammed’i nankör olmaktan korusun ve muhafaza eylesin. Bizleri de nankör olmaktan korusun ve muhafaza eylesin. O yüzden kim kendisine bir iyilik yaptıysa bunu aslında Suviler genel olarak iyilik yapan olarak üstadlarını görürler. Ve bu kitaba bu hadislerinin alınma sebebi de o.
7. Bölüm
Çünkü hadislerle tasavvuf ya. O yüzden asıl iyiliğin normalde bir müride bir kardeşe iyiliğin üstaddan geldiğini ve o dervişin o müridin kendisine olan o yol göstericiliğini asla unutmaması gerektiğini Ne olursa olsun başına ne gelirse gelsin. Yolunu, üstadını, tekkesini, tarikatını asla unutmaması, oraya karşı bir nankörlük yapmaması gerektiğiyle alakalıdır bu hadîs-i şerifin buraya alınmasının sebebi. Ama ben daha da biraz daha geniş açmak istedim. Daha biraz daha bu meseleyi genişletmek istedim. Çünkü eskisi gibi değil. insanlar bir tarikatın bir tekkenin gölgesinin altında ama işe, işi ayrı, aşı ayrı böyle bu noktada oraya intisaplı. Gecesi gündüzü orada geçmiyor. Önceden Suvilerin geceleri gündüzleri tekkede dergahta geçerdi.
Orada ders okurlar, orada yuhurt çekerler, orada ibadet ederler. Geceleri gündüzleri orada geçiyordu. Şimdi çok o kadar değil. Şimdi örneğin bunu yapanlar şu anda. yukarıda tekkede hizmet eden kardeşler. oranın Cafer, oradaki İlahici başısı, ondan sonra Neyzen başısı, oradaki Semazen başı gibi. Oradaki onlara eğitim veren kardeşler, orada gece gündüzleri onların geçiyor orada şimdi. Ama orada örnekliyorum şimdi bunu. Orada bir kimse Semazen yetişinceye kadar herkesin orada bir emeği var. o kimse Semazen çıkıyor, ondan sonra bizden çok yok ama tek tük var bu. Çok yok, tek tük var. Adam Semazen olmuş gidiyor başka bir yerde 10 liraya, 20 liraya Sema edeceğim diye uğraşıyor. Ve hatta birkaç arkadaş öyle oldu Ney öğrendiler. gittiler orada burada neyi ühleyeceğiz 15-20 liraya diye uğraştılar.
Gibi gibi şeyler Allâh muhafaza eylesin. Bunlar nankörlüğe giriyor. Senden bir ücret alan yok. Öğretmek için senden herhangi bir şey bekleyen yok. Sen fi sebilillah orada öğrenmişsin. O öğrendiğin şeyi para karşılığına satıyorsun. Sana onu öğretenler bunu para karşılığında sat diyor öğretmediler. Bakın bunun altını çiziyorum. Bizim kendi içimizde bulunduğumuz kardeşler hiçbir şeyi para karşılığında yapmazlar, öğretmezler. Ama bunları öğrenen kimseler dışarıda bunu meslek haline getirir. Onlardan ücret alırlarsa nankörlük yapmış olurlar. Burası sana bir şey öğretmiş. Burayı öğretirken onu para karşılığında ücret karşılığında öğretmemiş. Sen o öğrenmiş olduğun buradaki o işi ne ilahi söylüyor.
Gidip düğünlerde ben ilahiciyim deyip orada ilahi söyleyip sen orada ücret alıyorsan para topluyorsan sen meselenin özüne aykırı hareket ettin. O yüzden bunda sıkıntı var. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dergahın tekkenin işlevini paraya döndürmek paraya evirmek çevirmek doğru değil. Bizim için doğru değil. Biz çünkü dergahımız tekkemiz buradaki hizmetlerimizin hepsi de bir ücrete tabi değil. Ücretsiz. Arkadaşlar Sema öğretiyorlar ücretsiz. Orada ney üfletiyorlar? Ücretsiz oraya gelen bir kimseden ücret alınmıyor. O talimi terbiyeyi gören o kursu görenden bir ücret alınmıyor. O diyelim ki ney üflemesini öğrendi. Sonra gitti dışarıda kurs açtı veyahut da kurs verdi millete ondan para kazandı.
8. Bölüm
Bu doğru değil. Senden buradan para kazanan olmadı çünkü. Senin burada öğrendiğin bir şeyle gidip dışarıdan para kazanman bize uygun değil. Sen nankörlük yaptın. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden sufilikte bizim sufilimizde bu önemli. Bir kimse sufilini, dervişliğini, zakirliğini, nakibini, nükabbalığını, semazenini, neyzenini, gudümzenini paraya devşirmeyecek. Paraya orada çevirmeyecek. Bu önemli bizim için. Allâh bizi onlardan eylesin. devşirenlerden değil, sımsıkı yolunda berdevam olanlardan eylesin inşâAllah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. İnşâAllah. Bu koronayla alakalı paniklemeyin. Paniklemezsiniz siz de. böyle bütün herkese de bir şey olmuş olsun. Muhakkak biz tedbir ederiz. söylüyorlar ya ellerinizi yıkayın, ağzınızı gargara yapın.
Bazen onları dinlerken de içimden gülüyorum. Ya normalde ne o? Geçen gün konuşmacının birisi söylüyor. Parmak aralarını diyor yıkamaları lazım. parmaklarının aralarını. Şimdi millete deseydiniz ki kardeş abdest alırken helallamak sünnettir. Parmak aralarınızı sünnetleyin. hilallayın. Yapmazdı hiç kimse. Şimdi koca koca profesörler, doktorlar diyor ki parmak aralarınızı hilallayın. Ve adamlar 1400 yıl önce abdeste parmak aralarının yüz yönün altını hilallemek sünnet. Bu Müslümanlar 1400 yıldan beri parmak aralarını hilalliyorlar. Demek ki sizden temizler. Şimdi diyorlar ki gargara yapın. Ilık suyla, sıcak suyla gargara yapın ki virüs ciğerlerinize gelmeden yakalansın. 1400 yıl önce Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem bilhassa gusül abdestinde ağzını gargara yapmış.
Gargara yapmak gusül sünnetlerinden. Suyu ağzına alıp yapmak gusül sünnetlerinden. Sadece ağzını çalkalamak değil gargara yapmak. 1400 yıl öncesinden Hz. Muhammed Mustafa gusülde ağzını gargara yapmış. Gargara yapmak sünnet. 1400 yıl sonra bir bulaşıcı hastalık geliyor. Gavurunu da gargara yaptırıyor. Unutan Müslümanını da gargara yaptırıyor. Gavur da gargara yapıyor şimdi. Alıyor suyu gargara yapıyor şimdi. Gavur da parmak aralarını hilalliyor şimdi. Bütün herkes hilalliyor. Herkese söylüyorlar şimdi. gideceksiniz suyu 20 saniye suyun altında duracaksınız. Hocanız abdest alırken de zaten ellerini yıkamak sünnet. Ellerini yıkamak sünnet deyince elinin her tarafına su değecek. Demek ki siz 1400 yıldan beri kirlisiniz pissiniz. 1400 yıldır pissiniz.
Allâh bir müsibet verdi temizliği şimdi öğreniyorsunuz. Temizliği şimdi öğreniyorsunuz. Temiz olsun hicjen olsun 1400 yıldan beri Müslümanlar tertemiz. Kural ve sünnete sımsıkı yapışanlar tertemiz. Onlar sünneti seneye bir tamam uygularlarsa ne virüs bulaştırır onlara ne bir şey. Neden? Tertemiz. Sen günde beş sefer gider ellerini kollarını yüzünü yıkarsan virüs sana bulaşmaz. Sen bir de yıkarken bir de dua edersen ya Rabbi ellerimle işlediğim hata günah varsa beni affeyle. Ağzımla işlediğim varsa beni affeyle. Burnumla işlediğim varsa affeyle. Virüs bulaşmaz sana. Ne söylüyorsunuz şimdi? Abdestli söylüyorsunuz. Ya biz 1400 yıl öncesinden beri biz abdest aldığımızdan beri biz ayak parmaklarımızın arasını dahi hilalliyoruz.
9. Bölüm
Biz kulak memelerimize kulağımıza kadar hilalliyoruz temizliyoruz. Biz yüzümüzü günde beş sefer yıkıyoruz temizliyoruz. Siz yataktan kalkıyorsunuz yüzünüzü ellerinizi yıkamıyorsunuz. Biz yataktan kalkar kalkmaz abdest almasak dahi elimizi yıkamak sünnet. Hadisi şerifte diyor ki elin uykudayken nereye bulaştı nereye sürtündü nereye elinin gittiği bilinmez. O yüzden diyor sen uykudan uyanır uyanmaz ellerini yıka ellerini yıkamak sünnet. Yemekten önce elleri yıkamak sünnet. Yemekten sonra ellerini yıkamak sünnet. Yemekten önce ellerini ve elini yıkamak ağzını çalkalamak sünnet. Yemekten sonra da elini yıkayıp ağzını çalkalamak sünnet. Şimdi korona belası oradan girdi herkes hicjene döndü. Sünnet kardeşim.
Yıkıcan yıka. Yıkayamazsan sileceksin. Su varsa silemezsin. Su varsa silemezsin. Şimdi tuvaletlerde Avrupalılaşıyor insanlar. Taharetlenmiyorlar hastalık bulaşacak. Yıkacaksınız kadınlar erkekler yıkacaksınız. Banyolarda tuvaletlerde peçeteyle silmek değil su varsa yıkacaksınız tekrar söylüyorum bunu. Çocuklarınıza yıkamayı alıştırın çocuklarınız hasta olacak sonra. Su bulamazsanız sileceksiniz. O koku siner insanların üzerine necaset kokar o kimse. Bir sildi iki sildi üç sildi sildiği yerde kalır ki necaset. Sonra necaset kokar. Kadının uzulları necaset kokar. Erkek o kokuyu alırsa kadın diyecek ki neye kokuyor bu? Necasete kokar kadın. Aynı şey erkek silerse bir müddet sonra necasete kokar.
İyi bir burun onun necis koktuğunu görür. Ondan sonra adamdan tiskindi kadın. Ondan sonra adam kadından tiksindi. Neden tiksindi acaba? Sen istediğin kadar parfüm sür. O necis kokusu gelir senden. Silmek yok yıkacaksın. Sünnet yıkamak. Tırnaklarınızı kesin. Haftada bir cuma günleri tırnak kesmek sünnet. Temizlik bakın. Şimdi diyor ki televizyonda izliyorum. Koronadan korunmak için tırnaklarının altını da temizlemeler lazım. Hoş geldin. Millete tırnak uzattırıyordunuz ya çapa gibi. O tırnaklarla nasıl taharet etsin o kimse. Taharet etsin de tırnaklarının altında necis kalmayacak mı? Kadınlar o tırnaklarla adamlara nasıl yemek hazırlıyorsunuz? Nasıl salata yapıyorsunuz? O tırnaklarla adamın önüne nasıl yemek koyuyorsunuz?
Necasetli yemek koyuyorsunuz önlerine. Necasetli. Hadîs var. Cinni tayfesi dahi girer tırnaklarının altına. Eğer tırnağınız kirliyse altında cinni tayfesi vardır. Erkeklere söylüyorum. Bir kadının tırnakları uzunsa yemek yemeyin. Cinni tayfesi var onda. Hem de kafir cinniler dolaşıyor tırnaklarının altında. Kafir cinniler dolaşıyor tırnaklarının altında. Bildiğiniz necaset var. Necasetin bir görüneni vardır. Görünenden temizlenmek kolaydır. Görünenden temizlenmek. Şeriat görünen necasetten temizlenmeyi emreder bize. Nedir görünen necaset? Bir yerde necis var. Gördün onu temizle. Necasetten taharet şart. Namaz kılacağın yerde bir necaset gördün. Onu temizleyerekten onun üzerinde namaz kılarsın.
10. Bölüm
Onu temizlemezsen onun üzerinde namaz kılamazsın. Necaset var. Yatağının üzerinde necaset var. Yatamazsın üzerinde. Neden? O necasete şeytan toplanır. O necasete cinni tayfesi toplanır. Sen orada yatakta necaset var olduğu halde yatamazsın. Bu da işin manevi tarafı. Necaset görünmüyor. Nerede görünmüyor? Tırnağının altında görünmüyor. Yok. Ama onun tırnağının altında kafir cinni dolaşıyordur. O necasetten tam olarak taharet etmedi. Onu görmüyor ki cinniyi görmüyor ki o kimse. Tırnağının altında cinniyi görsün. Ağzında yemek kırıntısı kaldı. Yemek kırıntısını temizlemezsen cinni tayfesi gelir. Senin ağzındaki yemek kırıntısını almak için. Yemeklerden sonra ağzını yıkamak o yüzden kuvvetli sünnettir.
Sebep? Oradaki o kırıntıya cinni tayfesi gelir. Sen onu yıkacaksın. Ağzında yemek kırıntısı kalmayacak. Yemek bulaşığı kalmayacak. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri süt içtikten sonra yatarken bir de su içerdi üstüne. Sebep? Ağzında onun yemek kırıntısı kalmayacak. Süt bulaşığı kalmayacak. Yoğurt bulaşığı kalmayacak. Üzerine bir yudum su içecek. Suyla çalkalardı ağzını. Ağzını suyla çalkalar içerdi o suyu da. Atmazdı dışarı. Sütü içti. Sütten sonra bir yudum su alır. Suyla ağzını çalkalar içerdi. Su temizler çünkü. Eskiler kahvenin ritüelidir. Kahveden önce bir yudum su içerler. Ağızlarını çalkalarlar. Neden? Kahveden önce bir şey yiyip içtiyse onun tadı gitsin. Çünkü bu işin keyfi geliyor.
Padişahı geliyor. Gelen ne? Gelen kahve. Kahve özel. O yüzden kahveden önce bir ağzını suyla çalkalacaksın. Kahvenin tadını alacaksın. Sonra üstüne kahve içeceksin. Kahvenin tadını alacaksın. As kavrulmuş mu? Çok kavrulmuş mu? İçinde katkı ne konmuş? Pişerken az mı kaynamış? Çok mu kaynamış? Çok kaynarken nefasete gitmiş mi? Kokusu gitmiş mi? As kaynamış da o çiğe mi kokuyor? Kahvenin tadını alacaksın. Öyle kahve geldi gümbürtek iç. Yok öyle kahve içmek. İç mi o zaman o kahveyi sen? Sen kahve içicisi değilsin. Otur oturduğun yere. O kahvenin tadını alacaksın. Orta şekerli mi? Yoksa içinde şeker bulaşığı mı var? Yoksa hatun normalde bir başkasına şekerli kahve yaptı. Ardından sana sade kahve yaptı.
İçinde bulaşığı kaldı mı? Bileceksin onu. Şeker bulaşığı var bunda diyeceksin. Sonra kahve geldi. Hatun buyur dedi mi demedi mi? Ha demedi. Dökcen. Bir kahve daha yap bana diyeceksin. O bir daha yapacak gelecek. Gene buyur demeyi unuttu. Bir daha dökeceksin. Gene unuttu bir daha dökeceksin. Üçüncüsünde diyecek sana. Ne oldu ne eksiğin vardı da sen kahve döktün. Buyur demeyi unuttun diyeceksin. Bu da dedemin sünneti. Sakın siz yapmayın. Birinci döktüğünüzde kapının önünde bulursunuz kendinizi. Sakın siz yapmayın. Siz dedeme bakmayın. Takılmayın siz ona. Anneannem çok sağlamdı. Sakın ha. Öyle heriflik yapıp kahve gelmiş. Sen böyle buyur demeyi unuttun. Dökcen. Sakın ha. Sakın hiç kimse dedemi kendine ölçe etmesin. babanın babasının babası.
11. Bölüm
Anlattı mı bunu baban size? Anlatmadı mı? Mehmet yapıyor. normalde şimdi üç tane Mehmet ya onlar. Dedem Mehmet. Onun oğlu dedemin oğlu yandayım da Mehmet. Onun oğlu da Mehmet. Babana söyle de dedemin babasının adı neymiş onu bir öğrensin. Şeyden Ahmet Özbağı geldi mi ki ya? Bir baksın o öyle şeyleri çok meraklı ya. O da mı Mehmet? Bak o meraklı. Tabii. O zaman dördüncü Mehmet mi oluyor kuycu bizim? Beşinci Mehmet mi oluyor? Tamam. E onun da dedesi oluyor ya. Tabii dedem öyle yapmış. Adem’in babası. kahveye getirmiş buyur dememiş almış kahve dökmüş bir kahve daha yap bana demiş. Bir de yere döküyor bir de öyle başka bir yere değil yani. Gidiyor anneannem bir kahve daha yapıp geliyor. Buyur demeyi unutmuş kadıncağız.
Bir daha döküyor. Üçüncüsünde bir daha döküyor. Anneannem diyor ben bir daha döküyorum. Anneannem diyor ben diyor bir daha yapayım önemli değil diyor. Ha bak ben bir daha yapayım ha. Lafa bak. Ben diyor bir kahve daha yaparım. Ama diyor benim suçumu söyle. Ha neden döküyor? Sen nasıl dökersin diye bir şey yok. Sen kimin kahvesini döküyorsun? Sen neden yere döküyorsun? Halıları batırdın kilimleri batırdın. Ha öyle zannetmeyin böyle sizin halılarınız kilimleriniz şimdi kıymetli. Dedem o gün için Bayındır’ın en zengin ailelerinden birisi. Dedem o gün için Bayındır’ın en zengin ve en köklü ailelerinden birisi. Dedemin oturduğu ev yaklaşık 400 yıllık 500 yıllık. bize götürdüler ya Bosna’da Osmanlı evi diye ben eve girmeden tarif ettim ya size.
Dedemin evi öyle çünkü. Kaç yıllık dedim ben bu ev 300 yıllık dediler değil mi? Dediler ki 300 yıllık. Lan benim dedemin evi 500 yıllıktı dedim ben. Ne olmuş bu 300 yıllıksa? Anne dedemin evi öyle 500 yıllıktı. öyle bir de halleri vakitleri yerinde Bayındır’ın ekonomik olarak iyi ailelerinden. Bir de anneannem de böyle öföflü bir aile. Anneannemin iki tane abisi var ikisi de efe. Onlar da normal değil yani. Onların da ayara kaçıklıyor olsun. O geliyor ilk kurşun onun dedesi oluyor artık ona. Anneannemin oğlan kardeşi onun dedesi. Onlar da efe. Onların da ayara kaçık. Bir tanesi zaten cezaevinde ölmek üzereyken gönderiyorlar geriye. Zaten geldiğinde iki üç ay sonra dödüyor zaten. Ölüyor sinop cezaevinde kalıyor.
Şimdi öyleyken kahveye döküyor. Siz sakın dökmeyin. normalde. Ama kahvede bir ritüeldir sonuçta. Bakın onlar de önünden ve arkasından su içiyorlar. Bu eski kültür su temizliyor çünkü. Bakın su temizliyor yemekten sonra ağzını temizliyor. Ağzını gargara yapıyor. Şimdi korona çıkınca bakın mecburi istikamet herkes sünnetleri öğreniyor. Ben radyodan böyle radyonun isminde böyle NTV’den dinliyorum hep radyo NTV’de benim haber yazırım. Böyle konuşmacı çıkarıyorlar. Konuşmacılar boyuna nasıl korunacağını söylüyorlar. Diyorum ki her söylediği şey sünnette var her söylediği şey. Bakın her söylediği. Koronadan veyahutta bu virüslerden korunmanın yolu sünnet-i saniyede. Sünnet olan abdesti kuslu temizliği yapın virüslerden korunun.
Ölmeyecek diye bir kaide yok hepimiz öleceğiz. Bu dünyaya kazık çakacak değiliz. E bunları yapınca ölmeyecek böyle bir şey değil onunla savaşmıyoruz canım kardeşim. Biz sünnetleri işleyelim. Biz sünnetleri işleyelim. O sünnet-i saniyenin bereketiyle Cenâb-ı Hak bizleri muhafaza eder. Evin temizliği zaten sünnet tuvaletler banyolarının temiz olması lazım. Zaten sünnet e temizlik imanın yarısı demiş hadîs-i şerif. Temiz olacağız sünnet. En az haftada bir gün koltuk altı ve etek tıraşımızı olacağız. Sünnet en az haftada bir gün ölçüsü ne? Hanefilere göre bir buğday büyüklüğünde bir arpa tanesi büyüklüğüne geldiğinde muhakkak temizlenecek. Sünnet sebep altında bakteri var virüs var altında. Dişler misfaklanacak dişler temizlenecek.
Sünnet kardeşim. Sünnet. Biz sünneti seni yerine getirirsek her meselede Cenâb-ı Hak’ın lütfu ikramı bereketiyle her şeyi atlatırız inşâAllah. Haklarınızı helal edin. Bizden yanında helal olsun. Lâ ilâhe illâllah.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı