1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Gündüzünüzü hayırlı eyleseniz. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Çaylarınızı içmeye devam edin inşâAllah. Dersli olmayan birisi bize rüyasını yorumlatmak için yazsa biz onu yorumlayan kardeşe anlatsak yorumlayabilir mi? Yorumlayabilirler ama biz böyle kendi içimizde kendi kendimize bu işleri yaparız. Dışarı çok böyle açılmak böyle derler ya şöhret afat getirir diye bu işin kapısı açılınca bu sefer benim teyzem bu rüyayı görmüş teyzemin dünürünün kız kardeşinin dünürünün kızı bunu görmüş bu iş artıyor. Bu faydalı olalım eyvallâh insanlara faydalı olalım eyvallâh ama iş öyle bir noktaya gidiyor ki sanki bu dergâh rüya yorumcusu dergahı.
Uçan kuş bile rüyasını anlatmaya başlıyor bu böyle sûfîlik kendi içerisinde farzları yerine getirmek, sünnetleri yaşamak, sünnetleri yaşayarak da peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin izinden gitmek. Ve Allâh’ı şedid bir sevgiyle sevmek tasavvuf bu. Biz böyle hastaları okuyan cinni taifesiyle uğraşan ne bileyim rüya yorumculuğu üzerinden hayatını devam ettiren bir topluluk değiliz. Hizmet nedir hizmet deyince ne anlamalıyız hizmet nasıl olur neler hizmetin içine girer. Bir kimsenin evindeki hizmeti iş yerindeki hizmeti topluma olan görevleri vazifeleri onlara karşı hizmeti. Hizmet faydalı olmak sûfî dilinde faydalı olmak bir şeyde eksiği gediği tamamlamak yapılması gereken bir şey yapmak.
Eğer bu normalde dergâh içiyse bu topluluğun içindeyse burada insanların birbirlerine hizmet etmesi birbirlerinin eksiğini gediğini tamamlaması birbirlerine yardımcı olmaya çalışması. Ne bileyim burada yapılacak bir iş varsa topluma faydalı kardeşlere faydalı o işi yerine getirmek. Tabi normalde ne anlamalıyız insanlara faydalı olmaya anlamalıyız. Bakın sizin en hayırlığınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. Bu normalde bir topluluğun içindeyse biz buradaki herkese faydalı olmaya çalışacağız. Üç tane Yahudi geldi hendek kazasında hendek kazıyorlar. Mola esnasında Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri de su dağıtıyor sahabeye. Diyorlar ki ona soralım buranın emri kim, buranın seyidi kim?
Orta yerde hizmet ediyor ya hizmet edene soruyorlar. Diyorlar ki buranın seyidi kim? O da diyor ki ümmetine hizmet eden. Ümmetine hizmet eden. Diyorlar ki bu kafayı kırmış Mecnun herhalde. Orada ağacın yanına yaslanmış dinleniyor Hazreti Ebu Bekir efendimizin kılık kıyafeti daha güzel. Ona soruyorlar olsa olsa budur diyorlar buranın emri. Diyorlar ki buranın emri kim? Kim? İşaret ediyor ümmetine hizmet eden diyor. Ümmetine hizmet eden. Hastaların hastalığıyla, yetimlerin yetimliğiyle, açlıların açlığıyla, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarıyla ilgilenen insan hizmet edendir. Hizmet eden, emreden kimse değildir. Kim emrediyorsa o emirdir. O kraldır, o padişahdır, o kibir ehlidir. O oranın emri değildir.
2. Bölüm
Kime emreder insan? Ücretli çalıştırdığı kimselere. Adam ücretini alır çeker gider. Siz ona emredersiniz veya insanlar onları emreder. Sûfî ahlakında emretmek yoktur. Bizim topluluğumuzda emretmek yoktur. Bizim toplumumuzda hizmet etmek vardır. Bizim toplumumuzda zorla birisine bir şey yapmak yoktur. Bizim toplumumuzda insanları tepeden bakmak, kırmak, incitmek, onlara sert davranmak, onlara böyle emirler yağdırmak, onlara böyle ateş püskürmek yoktur. O bizden değildir. Biz emretmeyiz. Biz bir şey zorla yaptırmayız. Biz bağırıp çağırmayız. Neden böyle yapmadınız demeyiz. Bunu örnek olarak söylüyorum ki herkes dersini alsın diye. Bir gün Cafer kapalı spor salonunda bağırıyor. Cafer’e dedim, Cafer gel.
Neden bağırıyorsun? şunu yapmamışlar. İyi dedim, Cafer. Yapmıyorum dese ne diyeceksin dedim. Yapmak zorundamadan. Değil, yapmıyorum dedi dedim. Ne yapacaksın? Ne yapacaksın? Cafer durdu. Dedim yapmıyorum derse dedim. Ya ben yapacağım ya sen yapacaksın. İkimizden biri yapacak dedim. Birisi yapmıyorum dedi. Ne yapacağız? Ya ben yapacağım dedim. Ya sen yapacaksın. İkisinden biri yapacaksın. Bağırma dedim kimseye. Bizim dergamızda bu topluluğun içerisinde kimsenin kimseye bağırmaya hakkı yok. Kimsenin kimseye emretmeye hakkı yok. Kimsenin kimseye tepeden bakma, ötekileştirmeye, eleştirmeye hakkı yok. Kadın erkek. Kimsenin, kimsenin üzerinde ben şu işi yapıyorum diyerekten küçük krallıklar kurmaya hakkı yok.
Hiç kimse, bakın hiç kimse insanların dini duygularını istismar ederekten orada küçük krallıklar kurmayacak. Kimse. Allâh için buradayız. Allâh için birbirimizi severiz. Allâh için toplandığımızda zikrederiz. Hiç kimsenin hiç kimseden üstünlüğü yok. Hepimiz Adem’in çocuklarıyız. Hepimiz bir tarhan dişlileri gibiyiz. Hepimiz bir tarhan dişlileri gibiyiz. Üstün olan takvaca üstün olandır. Hadîs-i şerif bu. Küçük krallıklar kuran tarikatlar, cemaatler, siyasiler, topluluklar, aileler. Buna aileler de dahil. Baba küçük bir krallık kurmuş. Dediğim dedik astım astık kestim kestik. Çocukların halinden, ahvalinden haberi yok. Astım astık kestim kestik. Zamanı analiz edemediği gibi o çocuğun büyüyeceği zamanı da analiz edemeyen, akledemeyen, rasyonist düşünemeyen, gelecek okuyamayan ailelerin çocukları da ne yazık ki geleceği göremeyecekler, geleceği tanımlayamayacaklar.
O çocuklar da bu noktada geri kalacaklar. Bu noktada rasyonist düşünemeyen, kendisine küçük krallıklar kuran cemaatler, tarikatlar, siyasi oluşumlar ve aynı zamanda o tarikatların, o cemaatlerin kendi içerisindeki iller, ilçeler, küçük krallıklar kuranlar büyüyemeyecekler. Geleceğe taşıyamayacaklar. Büyüyemeyecekler, geleceğe taşıyamayacaklar hiç kimseyi. Kısır bir döngünün içerisinde dar bir dairede, çok affedersiniz, köreşek gibi dön Allâh dön yapacaklar. Yapıyorlar şu anda zaten. Köreşek dediğim ne? Bağlarsın gözünü eşeğin, bir değirmenin başına koyarsın, döner boynu o. Gözü açık olursa başı döner, düşer yere. Veya da dönmekten vazgeçer. Gözünü kapatırsın, bağlarsın gözünü, aynı noktada aynı daire, habire döndürürsün.
3. Bölüm
Bunların ailelere, dergahlara, cemaatlere, cemiyetlere, tarikatlara hiçbir faydası olmaz. Bunlar sadece ve sadece kendi zamanlarını kurtarırlar, kendi krallıklarının keyiflerini yaşarlar. Gelecek nesilleri düşünmeyen, kör, sağır, kalpleri çalışmayan, akletmeyen topluluklar ve kimliklerdir. Bunun daha büyüğünü söyleyeyim size. İslam dünyasını bu hale getiriyorlar ki yönetmeleri kolay, onları istismar etmeleri kolay olsun diye. İslam dünyasını köreşek gibi tuttuklarından, köreşek gibi İslam dünyasını o noktaya bağladıklarından dolayı, İslam dünyasının içerisindeki mezhepler, meşrepler, tarikatlar, cemaatler, siyasi oluşumlar büyük bir çoğunluğu köreşek oynuyorlar. Çünkü yönlendirmeleri ve yönetilmeleri kolay.
Yönlendirmeleri ve yönetilmeleri kolay. Bu İslam dünyası, bunun içerisindeki en önemli olgu, sûfî dünyası, köreşeklikten kurtulamaz ise, İslam dünyasının bir yüzyıl daha köreşekliğe devam etmesi var. Bunun içerisinde köreşeklikten kurtulacak olan yegane tek yer önce Türkiye Müslümanları, Türkiye Müslümanlarının köreşeklikten kurtulmaları lazım. Kurtulmaları lazım ki İslam dünyasına örnek olsunlar, İslam dünyasına ışık olsunlar. Türkiye Müslümanlarının en önemli ana omurgası olan tarikatlar, köreşekliğin en kör noktasındalar. Cemaatler, köreşekliğin en kör noktasındalar. Cami cemaate diye nitelendirdiğimiz cami heyli insanlar, köreşekliğin en kör noktasında. Husisi manada köreşeklikte tutuluyor bütün herkes yönetilmesi ve yönlendirilmesi kolay olsun diye.
Türkiye’deki Müslümanlar ne olduğunun bilincinde değiller, köreşekliğe devam ediyorlar, yönlendirilmeye ve yönetilmeye devam ediyorlar. Hiç kimse İslam’ın olmazsa olmazlarını konuşamıyor. Hiçbir kimse İslam’ın olmazsa olmazlarını dile getiremiyor. Hiçbir kimse İslam’ın ana omurgasını, ana omurgası tevhid ve fıkıhtır. Ana omurgasını konuşmaktan herkes uzak duruyor. Herkes. Çünkü tevhidi konuşamazlar, bir yeterlilikleri yok, iki işlerine gelmez. Hukuku konuşamazlar, hukuku konuşurlarsa bir yeterlilikleri yetmez, iki cesaretleri yetmez. Bir yeterlilikleri yok, cesaretleri yok, bilgileri yok, yeniden iştahat edebilecek halleri yok. İki, cesaretleri yok. Fıkı cesaret ister aynı zamanda. Fıkı neden cesaret ister?
Çünkü sistem İslam değilse, İslam’ı haykıran, gerçek manada İslam’ı haykıran her şey sistem tarafından düşmanlaştırılır. Bunu göze alacak. Bu mücadeleyi göze alacak. Ne Tarikat şeyhi, ne cemaat imamı, ne de ilim ehli var. Yok. Olsa da ay sesini çıkaramıyor. Ve komple İslam dünyası köre şekliye devam ediyor. İslam dünyasının içerisinde köre şeklinden kurtulabilecek en yakın aday Türkiye ama Türkiye’de köre şekliye devam ediyor. Ve köre şeklinden kurtulamıyor. Türkiye’nin içerisinde köre şeklinden kurtulabilecek en yakın, ben ehli Tarikat demiyorum onlara, ehli Sûfî olması gerekirken onlar da kurtulamıyorlar. Çünkü bu köre şeklinden ne mananan şeyhler, halifeler, zakirler, adına siz başka dergahlarda gavslar, kutuplar, sadatlar adına ne derseniz deyin.
4. Bölüm
Cemaatlerin içerisinde abiler, imamlar, isimler böyle geçiyor ya, bunların hepsi de köre şeklinden ne mananıyorlar, maddi manevi. Adam şeyhinin kavunu götürmeyi hizmet olarak görmüş, kavuk böyle gidiyor. Arkadan bir kişi asasını götürüyor, bir kişi cübbesini götürüyor, o bir kişi kürsüsünü götürüyor. Nereye gidiyor şeyh efendi? İstanbul’a gidiyor, Kürsü’de İstanbul’a gidiyor. Sözde hazır, Cumhurbaşkanı’nın gittiği yere her şey gidiyor da bizim üstadımızın gitmesin mi? Dedim klozetini de götürüyorlar, klozetini de götürün o zaman dedim. Nasıl dedi? O zaman dedim Cumhurbaşkanı’nın ettiği de kıymetli dedim. Çünkü dedim yabancı servislerin eline geçerse dedim, ettiği, ne ilaç kullanıyor, hangi ilacı kullanıyor, hangi hastalığı var, hangi hastalığına ne ilaçlar var, bunları dedim tespit eder insanlar.
Dedim onun ettiği de kıymetli. O zaman dedim siz de klozetini de mi götüreceksiniz dedim gittiği yere. Kör eşeklikten faydalanıyorlar. Dervişlerin bir kaşık çorbasına bakıyorlar. Kör eşeklikten faydalanıyorlar. En aşağısı bir kaşık çorbaya bakar, bir kaşık çorba en aşağısı. Daha yukarısı siz bu hizmetler boşuna mı oluyor? Getirin bakalım Şeyh Efendi’ye biraz. Kör eşeklikten geçiniyor herkes. Kör eşeklikten geçinmeye devam eden kimseler o yüzden İslam’a da, yoluna da ihanet eden kimseler. O yüzden hizmet birinci derecede Allâh’adır. O kimse kendi nefsinde farzları yerine getirir. Birinci derecede Allâh’adır. Allâh’ın emirlerini nasihat eder, teblih eder. Hizmet ikinci derecede Resûlullâh’adır sallallâhu aleyhi ve sellem’e.
Kendi nefsinde sünnetlerini yaşar, onun ahlakıyla ahlaklanır. Dışarı karşı onun sünnetlerini nasihat eder, onun ahlakını etrafa hem yaşayarak hem nasihat ederek anlatır. Üçüncü derecede hizmet insanlardır, etrafınadır. İnsanlara faydalı olmaya çalışır. Kendi nefsine der ki ben hiç kimseye emretmeyeceğim, ben hiç kimseden bir şey ummayacağım. Gücümün yettiğince bilgimi, fikrimi, paramı, pulumu, sağlığımı etrafımdaki insanlara faydalı olma noktada heba edeceğim, harcayacağım. Bu konuda kendime ilke edineceğim der. Bu ilkedir hizmet. O yüzden hizmet Allâh’adır. Celle celaluhu yeri bellidir. Resûlullâh’adır sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine yeri bellidir. Müminleredir birinci derecede yeri bellidir.
O kimse birinci derecede müminlere deyince bildiği, tanıdığı, kendi topluluğunun içinde hizmet eder. Topluluğuna bu noktada yardımcı olmaya çalışır. Çay dağıtıyor, çay dağıtır. Kimseye kerik görmez, kimseye sert davranmaz, kimseye tepeden bakmaz. Yemek yapıyor, hiç kimseye tepeden bakmaz, hiç kimseye sert davranmaz. En güzel şekilde yapmış olduğu işi devam ettirir. Dergahatta bir tekke de bir hizmetin ucundan tutmuş. Tevazusundan, güler yüzdülünden taviz vermez. Hizmetine devam eder. Ne iş veriyorlarsa. Bir şey mi yapacak, oranın vazifelisi kim, eks kimse. Orada kim bakıyor bu işlere, eks abimiz bakıyor. Selâmün aleyküm aleyküm selâm. Selâmün aleyküm aleyküm selâm. Ben haftanın iki gecesi müsaitim abicim.
5. Bölüm
Şu geceleri müsaitim. Bana bu dergahatta tekke de nerede bir vazife verirseniz, ben bunları yapabilirim. Ben de faydalı olmak istiyorum. Harika. Ben tuvaletleri temizlemek istiyorum. Harika. Ben tuvalet kısmından sorumlu olmak istiyorum. Harika. Ben çayıcığında çay dağıtırım. Harika. Ben çaycılık yapabilirim burada. Harika. Pilav dağıtırılırken ben pilav dağıtabilirim. Harika. Sinirlenmeyeceksin, tepeden bakmayacaksın, hizmet edeceksin. Babanın malını dağıtmıyorsun. Tevazuyla hizmet edeceksin. O babanın oğlu değil, babanın kızı da değil. Ona tepeden bakmayacaksın. Bir çay dağıtıyorsun diye milletin gözünü çıkarmayacaksın. Bir pilav veriyorsun diye milletin başına kalkmayacaksın. Orada hizmet ediyorsun diye sen insanların kralı veya kraliçesi değilsin.
Sen zakirsin, sen çavuşsun, sen nakipsin, sen nügebbasın, sen şeyhsin. İnsanların başında demokrasin, kılıcı değilsin. Hizmet etmek için bunlar. Şeyh hizmet etmek için, üstad hizmet etmek için, emretmek için değil. Nâkip, nügebbâh hizmet etmek için, emretmek için değil. Birisine emrediyorsan kaybettin. Birisinin gönlünü kırıyorsan kaybettin kardeşim. Birisine ters davrandın. Kaybettin canım kardeşim benim. Kaybettin. Yapma. Sert davranma, tepeden davranma kimseye. Buna hakkın yok. Erkekler eşlerinize sert davranmayın, tepeden davranmayın. Bayanlar eşlerinize sert davranmayın, tepeden davranmayın. Anne babalar çocuklarınıza sert davranmayın, tepeden davranmayın. Çocuklar anne babalarınıza sert davranmayın, tepeden davranmayın.
Bu damarı kesin. Bu damarı koparıp atın. Bu damar doğru damar değil, bu erkeklik değil, bu dervişlik değil, bu şehlik değil, bu zâkilik değil, bu nâkeplik değil. Bu babalık değil, bu annelik değil. Güzel ahlak, Hz. Muhammed Mustafa’nın izinden yürü. Onun izinden yürü. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine söz ver ben sana cenneti söz vereyim. Hizmet bu. O yüzden kardeşler birbirlerinize karşı, birbirlerimize karşı anlayışlı, hoşgörülü, toleranslı ötekileştirmeden. Kardeşin hatası olmuş olabilir ya. Kardeş bak ben bunu hata olarak nitelenirdim, hatadır eyvallâh. E bir daha. Kardeş ya hep bize mi denk gelecek? E bir daha ama olmadı bu. Bu olmadı. Sen bu işinde titiz davranmıyorsun o zaman. Müsaadeni iste git.
Evet. Deki ben yapamıyorum, titiz davranamıyorum ben bu konuda. Eyvallâh. Çünkü gönüllülük esas. Gönüllülük. Yusuf bir sefer hata yaptı bana, iyi hataydı. Özür dileyecek ama. E özür dilemiyor. Yusuf kardeş. Yusuf kardeş. Sen özür dilemiyorsan yaptığının hak olduğunu görüyorsun. Bu senin yaptığın hak değil. Ben de sana nasihat ediyorum. Bu yaptığın doğru değil. Bir daha bana karşı böyle davranma bak. Aa olur. E bir daha davrandı. Kardeş bu ikinci ya yapma. Ya başka bir derviş kardeşine. Yapma kardeşim ya. Yapma herkes Allâh için burada. Herkes Allâh için burada. Herkes Allâh’ı zikretmek için geldi buraya. Herkes sohbet dinlemeye geldi. Sen yanındakinden ne konuşuyorsun? Konuşma. Sohbete geldi, zikrullah geldi.
6. Bölüm
Onun özel hayatını ne soruyorsun? Sorma. Sorma. Araştırma. Allâh bizi affetsin. İşi büyütmeyeyim daha fazla. Saat 11’e geldi. Bugün geciktim. Hakkınızı helal edin inşâAllah. Üstadım mürşidim. Annem gibi rüşvetsiz dostum. Ben âlim zalim davasına çıktım. Ha buradaymış. İlahiciler zikirde söyler mi ilahiye? Milky Bekadan gelmişim. Özel istek var. İlahiciler. Çok önemli ya da ailevi bir durum olmadığı müddetçe ders kaçırmıyoruz. Ama gelemediğimiz zamanlarda tekke mahalle dersi parantez içinde. Çavuşlarımıza sebep bildirmek zorunda mıyız? Hayır. Özel sebeplerimizi belirtmek istemiyoruz. Sorumlu kişilerin bunu araştırıp imanlı bir şekilde. Şuradaymışsın. Havalar nasıl gibi bir tutuma hakkı var mı?
Hayır. Hiçbir çavuş, hiçbir zakir kimsenin özel hayatına, özel işlerine, özel işleriyle ilgilenmesin. Bekar olan erkekler itikafa giremez mi? Girer. Sevgide azarlama nasıl olur? Derviş dervişi ne kadar sever, ölçüsü nedir? Derviş dervişi nasihat ederken nasıl olmalı, nelere dikkat etmeli? az önce azarlama var ya benimkisi o işte. Derviş dervişi ne kadar sever, ölçüsü nedir? Kardeşidir sever. Kardeşi gibi. Nasihat ederken nasıl olmalı? Onları anlattım. Babam kanser hastası dua eder misiniz? Allâh şifa versin inşâAllah. Kemoterapi için bir cihaz takılması gerekiyor. Ameliyatı çok riskli. Bu konu hakkında nasıl bir yol izlemeliyiz? Murat Hoca’ya danışabilirsiniz. Hak yolunda yürümeye çalışan bir evlat vefat etmiş.
Anne babası için ahirette ne kadar faydalı olur? Eğer anne babanın ahiret hayatı sıkıntılıysa böyle bir evladın hayırlamayı elleri anne babayı rahatlatır kurtarır mı? Hayırlı evlat muhakkak annen babayı öbür taraf için bir kurtuluş sebebi olur. Yeter ki iman ehli olmuş olsun. Erkek çocuk kaç yaşında annesini emmeyi bırakacak? İki buçuk. Tek. Evet bunu normalde şimdi sohbetini ettik. Allâh’a olan yakınlığımız bize mi bağlı? Evet. Allâh bize hep yakın biz mi göremiyoruz? Evet. Hızlı geçiyorum hakkınızı helal edin. Ben çok kibir bir adamım. Hızlı geçiyorum hakkınızı helal edin. Ben çok kibirliyim bunu kırmak istiyorum ne yapmalıyım oğul. Kibirliliğinin farkındasan tamam onunla mücadele et. Kurslarda görevli kimseler.
Bursa içi tire dışı. Katılım gösteren kardeşlere nasıl davranmalı hep güler yüzlü olmak gevşeklik getirir mi? Yok sen güler yüzlü davran boş ver. Ramazan dışında kafa girilir mi? Evet. Erkekler Ramazan dışında da camide girmeli midir? Evet. Anı yakalamak nasıl olur bu halde nasıl yaşayabilirim? Her an Allâh’ı zikret. Rüyamda burada rüya okumuyorum hakkınızı helal edin. Bir dervişin dersini şeyhin haberi olmadan bir çavuş dervişin dersini alır mı? Hem sizden derse hem de önceki şeyhte derse kasıt karez değil mi? Basire tim kapalı bir çavuş dervişin dersini nasıl alır derviş şu an Resûlullâh dersini çeker mi? Bizden kimse kardeşler ders almaz onu zaten ders alınanlar varsa da söyledik onlar normalde versin kardeşler gelsinler onlar derslerini alsınlar dedik.
7. Bölüm
Tüm zakir ve çavuş kardeşlerin derslerini alınanlar var ise derviş ve zakir kardeşlerin derslerini aldıklarıyla alakalı. Benim derslerini aldıklarımla alakalı değil bu. Veyahut da kendisi dersi bırakıp gitmiş olanlarla alakalı değil geçen gün böyle bir muhabbet oldu. Kendisi dersini iade etmiş gitmiş arkadaşlar bunu herkese ilan ediyorum. Bir kimse dersini bıraktı gitti mi kendilerinden evet. Hiçbir çavuş zakir ona dersi geri iade etmeyecek. O kimse dersini tekrar geri alacaksa bu fakirden alacak bunun da yolu açık. Ben diyorum ki Allâh’a yalvar peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Hatta bir ara dedim ki pir efendilerdi dese dedim ben kabul edeceğim dedim. Veya şeyhim dese de kabul edeceğim ya bu kadar bakalım.
Bana derlerse ki bu kardeşin dersini verin veririm. Açık ve net. Dersi bırakıp giden veyahut da benim dersini aldığım kimseler ben ben göreceğim. Bir başka kendisinin gördüğü değil ben göreceğim. Ben görürsem rüyamda şeyhim ver derse pir efendiler ver derse sahâbe efendilerimiz ver derse geçmiş peygamber efendilerimiz ver derse Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ver derse onların derslerini seve seve veririm. Derim ki kendi kendime hamdolsun bu kardeşler tövbe etmişler benim için de işareti olur. Bu kardeşlerin tövbesini Cenâb-ı Hak kabul etmiş benim kendi nefsimde benim onun konu kabul etmiştir bir şey diyemem. Allâh tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder onu Cenâb-ı Hak affetmiştir ben o affolmaz demiyorum.
Ama bu dergaha yeniden girer mi girmez mi bu ayrı mesele. Onu Allâh kim tövbe ederse geri dönerse Cenâb-ı Hak onu affeder. O yüzden bunu ta benim zakirliğimden itibaren bütün herkes bilir. Arkadaşlar ben bir kardeşin dersini alırsam veyahut da bir kardeş dergahı bırakır giderse onu ben rüyamda göreceğim ben ders vereceğim ona. Bu benim dersini aldığımda insan dergâh hayatım boyunca on parmağımın onunu geçmez. Bakın şeyde de normalde yeni bizde beraber kardeşlik biatı alanların içerisinde beş parmağımı geçmez. Benim kendimin bizatihi dersini aldı. Ben ne milletin dersini alayım milleti derviş etmek için uğraşıyoruz. Ama öbür türlü bırakıp gidiyorsa geri dönüşü çok zor Allâh bizi affetsin. Ben her zaman derim arkadaşlar oturun oturduğunuz yere.
Bu dergâh işi imtihan işidir. İlk defa sen haksızlığı uğruyorsun görme kendini. İlk defa sana yanlış yapılmaz ilk defa sana ters yapılmaz. Sen nefsine uyma otur oturduğun yere. Dersine devam et sen çalışmana koşuşturmana devam et. Senin ayağına da basan olur kafana da basan olur bir tarafını kıran da olur senin otur oturduğun yere. Benim meşhur sözümdür. Sen bir dervişin bir dergahta haklılığı olmaz. Otur dergahını hizmetine koşuşturmana devam et sen. Ben haklıyım deyip cartınma otur. Burada nice haklıların kafası gider de ya neden bunun kafası gitti demez kimse otur. Burası nefsi kırma yeri. Burası nefsi terbiye etme yeri. Burada kimsenin karakaşına karagözüne aşık değil hiç kimse. Kimsenin parası pulu makamı mevkisi burada kimsenin umurunda olmaz.
8. Bölüm
Burada bizim umurumuzda olacak olan şehit dervişliktir. Bak dervişliğine sen. Çok zengin olsan ne olur kaç parasın der çıkarız. Çok âlim olsan ne olur ne okudun der çıkarız. Çok makam sahibi olsan ne olacak. Koltumuzun altından bile geçirmeyiz. Ne yani? Bu kibirlenmek değil. Burada dervişlik geçer kardeşim. Burada zikrullah başladığında gözümüzü kapattığımızdaki alem geçer. Burada dervişlik. Burada senin derviş kardeşlerine hizmetin geçer. Burada derviş kardeşlerin olan diyaloğun geçer. Halaka kuruldu mu? Orada zahir hüküm yok. Halaka kurulduğunda orada batın hüküm var. Orada takva var, ihlas var, samimiyet var. Oranın hukuku kaidesi ayrı. Ben zahiren burada oturuyorumdur. Halaka kurulduğunda nerede oturuyorum ben o önemli.
Yerin dibinde miyim neredeyim o önemli. Sen burada ön halakada olabilirsin. Sen işin halaka kurulduğunda hangi neredesin ona bak sen. Sen çok yakışıklısındır sarığın, cübben her şeyin burada böyle havan yerindedir. Sen halaka kurulduğunda neredesin ona bak sen. İçinizden öleleri var, en arkada duruyor, eninde zikrullah yapıyor, zikrullah da. İçinizde öleleri var, en arkada hiç kimsenin umurunda değil, o dördüncü katta zikrullah yapıyor. Hiç kimsenin haberi yok bunlardan. İçimizde öyle kardeşler var, en kenarda köşede. bu adam nerede diye içeriden böyle bakıyorum şeyde. Nerede bu adam diye, zikrullah da çünkü Başka yerde görünüyor. Bakıyorum nerede diye böyle aralardan bakıyorum ta bilmem nerede adam.
Adamın ahali, onun kendisinden bile haberi yok. Kendisinin dahi haberi yok halden. Bakın kendisinin dahi haberi yok. Adamın kendisinin dahi haberi yok. Adamın kendisi burada değil. Zahiren burada değil kendisi. Hey yavrum hey. Manen burada hem de nasıl burada? Hem de nasıl burada? O yüzden halaka kuruldu mu? Sistem düzen değişiyor. Halaka kuruldu mu? Halaka kuruldu mu? Sen çok biliyormuşsun, çok az biliyormuşsun. Sen nakipmişsin, nükabba’mışsın, zakir misin? Sen şeymişsin, aha geç yavrum sen onlara geç. Sen halaka kurulunca bütün her şeyin hukuku ve hükmü değişir. O yüzden en arkadaki öyle düşünme ya bizim biz burada nasıl olsa bizi duymazlar, görmezler. Zikrullah’a da geldik hele sessiz sessiz yapalım deme.
Senin de kulağını çekiyorlar. Deme. En arkadaki en öndekiymiş gibi yap. En öndeki kibrine kapılma en arkadaymış gibi zikrullah yap. Ooo tekrar söylüyorum halaka kuruldu mu? Hukuku hükmü değişik. Kimsenin elinde değil bu. Bu kimsenin elinde değil. O yüzden herkes dervişliğine devam etsin inşâAllah. Nefsimize uydurmasın Cenâb-ı Hak. Allâh uydurmasın sizi biz uyarız. O yüzden nefsimize Cenâb-ı Hak fırsat vermesin. Biz uymaya kalksak dahi katından müdahale edip muhafaza edip bizi nefsimize uymaktan vazgeçtirsin. Şeytanın destesine uymaktan vazgeçtirsin. Birbirlerimize karşı sevgi, muhabbet, bağlılık ihsan eylesin. Birbirlerimize karşı güzel ahlak, dışarıdaki kardeşlere de güzel ahlaklı davranmayı nasip eylesin.
Varsa birbirlerimize karşı Cenâb-ı Hak cümlemizin günahlarını da affeylesin. Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha ve Selam. Altyazı M.K.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Şeyh, Muhabbet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı