Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur’ân’ın Fizik-Metafizik Boyutu ve Sûfî Derinlik

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 614. Dergah Sohbeti – Uyuşturucu Belası, Kur'ân'ın…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Aleyküm selâm. Evde oturacağımıza, öyle kendi kendimize, nasıl olsa dedim ikindi namazında resmi bayram bitti. şey olarak, dini bayramlar son günün ikindi namazında biter. Kurban bayramının dördüncü gün ikindi namazında bayramın bitti gibi. Ramazan bayramının da normalde üçüncü günü ikindi de biter. Dedim ya hiç olmazsa kaç kişi olursa olsun toplanıp Allâh’ı zikrederim dedim. evde millet oturup da pin ekleyeceğine, televizyona, telefona takılacağına. İyi oldu bak geldik hepiniz de hoş geldiniz. Bir kimsenin rüyasında abisiyle nikahlı olduğunu görmesi ne manaya gelir? Böyle rüya, buradan bu böyle şey olmaz. Tevil edilmez inşâAllah. Bu kim gördüyse karşı karşıya olalım. Ama onun kafasından geçtiği gibi değil tevil.

Sizi bazı dervişlerden kıskanmak nefisten mi? İslam’da yarışma vardır. normalde İslam hem kendi içerisindeki ahlaki hukuklarda hem de Müslümanların arasında daha iyi yakalama, daha iyi güzel yakalama için yarıştırır İslam. Onu daha mükemmele doğru götürmek için yarıştırırız. Mesela hayır hasenat etmekte yarıştırırız. Allâh yolunda cihâd etmekte yarıştırırız. insanlara fayda olmakta yarıştırırız. Kendi hakkından fedakarlık etmekte yarıştırırız. Bu yarışmak var. Bazı dervişler, bazı iyi Müslümanlar kıpta edilir. ona kıpta edilir. Ya dervişliğine kıpta edersin. Onun mesela cömertliğine kıpta edilir. Allâh yolunda mücadele etmesine kıpta edilir. onun bu noktada tavrı ve davranışlarına kıpta edilir.

Kıpta etmek var. Ama normalde böyle onu aslında kıskanmayı, onu gözetlemek, onu korumak, onu muhafaza etmek anlamında alırsak, bunda bir sıkıntı yok. Ama halkta içerisinde kıskanmak deyince ona hasislenmek. onda var, bende neden yok. O böyle oluyor, bende neden olmuyor demek bu İslam’da yok. Bu hasislenmeye giriyor. Allâh muhafaza eylesin. O harika dervişlik yapıyor. Allâh ondan razı olsun. Cenâb-ı Hak onun dervişini daha da arttırsın. Cenâb-ı Hak bizi de onun gibi iyi bir derviş eylesin. Bu doğru. Bunda bir şey yok. kıptayla bakmak. Bu kıptayla bakan bir kimse onun daha da iyi olması için dua eder. Onun daha iyi olması için ona yardımcı olur. Bu kıptayla bakmaktır. Kıskanma eğer normal halinde algılanırsa, bu şudur.

Muhafaza etme, koruma. Onu normalde muhafaza ederken, korurken onu böyle zarar vererekten değil, onu böyle tabircaysa kendi kanatlarının altına alma. Kıskanması budur aslında. Ama bizdeki kıskanma çelme takmak. Bu hasistlik, onda oluyor, bende nasıl olmasın? Onda da olmasın? Bu Allâh muhafaza eylesin, hasistlik. Bu dervişler için uygun bir şey değil. Ama öbür türlü bir kimse derviş kardeşine kıptayla bakar mı? Bakar. normalde bu konuda o da çaba sarf eder mi? Evet. Daha iyi olmak için çaba sarf eder mi? Evet. Bu doğru. Allâh bizi onlardan eylesin. Ramazan ayı olmasına rağmen maalesef yol kenarlarında uyuşturucu kullanmış yerlerde yatan gencecik insanlar görmekteyiz. İnsanlarımız bunları görünce yolunu değiştiriyor, görmezden geliyor.


2. Bölüm

Satanı görse beddua etmekten başka bir şey yapmıyor. Bizler kullanan kişilere karşı nasıl davranmalı mücadele etmeliyiz. Satan kişilerle nasıl mücadele etmeliyiz? Toplum hep birlikte bir şey yapmadıkça duracağı yok. Bunlarla alakalı STK veya derneklere iyi olup aktif görev olana bilinir mi ya da bir dernek kurulabilinir mi? Bu gerçekten büyük bir problem ülkemiz için ve dünya insanlığı için. Normalde hem ülkemiz için hem dünya insanlığı için büyük problem. Şimdi dünyayı yönetenler, dünyanın üzerinde belli bir hegemanyayı kuran o Deccâlist güçler, dünya insanlığını komple dolaylı veya direkt uyuşturucu bağımlısı haline getiriyorlar. onları yönetmek, onları daha iyi yönlendirmek, onları köleleştirmek, onları içine kapatmak.

Onları kendi iç problemlerinde boğmak. Onları birbirine düşürmek. Ve insanları hastalıklarla, uyuşturucularla, savaşla, anarşiyle, açlıkla, yoklukla, siyasi istikrarsızlıkla, dini istikrarsızlıkla, bakın dini istikrarsızlıkla böyle o büyük devasa karanlık güçler bütün ülkelerin üzerinde en önemli silahları bunlar. Bunlarla ülkeleri hegemanist bir yapının içerisine sürüklüyorlar. Şimdi uyuşturucu sadece Türkiye’nin problemi değil. Türkiye’nin tek başına, bakın açık söylüyorum bunu, tek başına çözeceği bir problem de değil. Çözebileceği bir problem değil. Evet, Türkiye’de biz Türk vatandaşları olarak, bu ülkenin insanlar olarak biz var gücümüzle mücadele edelim. Ahlaki olarak onları anlatalım, dini olarak onları anlatalım.

İnsani olarak onları anlatalım. Uyuşturucu satanlarla mücadele edelim. Devlet olarak mücadele edilsin. Ondan sonra bu uyuşturucu kullanları rehabilite edelim. Bunlar hep böyle güzel havasi şeyler. bu ümitsizlik değil, yol bu değil. Bakın yol bu değil. uyuşturucuyla kesin kesin mücadele edilecekse uyuşturucu satıcılarına öldürülmesi lazım. Bu size tuhaf gelebilir. İdam cezası çıkacak. Uyuşturucu bir kimse satıyorsa, ister yarım kilo satsın, ister bir sigaralık satsın. Sattı mı, sattığı tespit oldu mu? Oldu. O kimseyi ölüm cezasıyla cezalandıracaksın, asacaksın, idam edeceksin. Satıcıların kökünü kurutmak lazım. Üreticilerin kökünü kurutmak lazım. ülkeye birisi uyuşturucu içeri katarsa, içeride o kimsenin üzerinde yakalanırsa, öleceğini bilecek.

Bizim ülke içerisinde alabileceğimiz, alabileceğimiz en etkili birinci önlem bu. Bence bu. Eğer ölüm cezası buna gelmezse, adamlar sonuçta uyuşturucu satmaya devam edecekler. İnsanları zehirlemeye devam edecekler. Çocuklarımızı zehirlemeye devam edecekler. Bu birinci yapılması gereken asıl şey. Biz şimdi kendi içimizde, kendi dairemizde bataklığı kurutmadan sivrisineklerle uğraşıyoruz. Bu ne demek biliyor musunuz? Uyuşturucu kullanan insanları, ana temler, bilmem ne temler var ya, uyuşturucuya mübtela olmuş olan insanların tedavi edildiği yerler. Ya buna siz normal hastalık gibi algılarsanız, nasıl şimdi millet hastaneleri mi kuruyorlar her büyük ile birkaç tane? Böyle millet hastanelerinden daha büyük, devasa yerler kurmanız lazım.


3. Bölüm

Uyuşturucu pençesinin altına düşen insanları orada tedavi etmek için. Bunun sonu yok, mümkün değil bu. Bakın bu Hollanda’da var, Almanya’da var, İngiltere’de var, Belçika’da var, Avrupa’nın büyük ülkelerinin hepsinde de uyuşturucu mübtelalı var ve devam ediyor bu. Ve aynı zamanda Amerika’da var, Kanada’da var, İngiltere’de var. bu Hristiyan dünyada da uyuşturucunun pençesinde. Şimdi uyuşturucuyu neden çok öne sürüyorlar? Bakın içki, sarhoş edici maddeler komple ve uyuşturucu. Fuhuş buna bağlıdır. Bakın dünya fuhuş piyasası ve fuhuş bu uyuşturucuyla bağlantılıdır. Anarşi uyuşturucuyla bağlantılıdır. Bunların hepsi de bağlantılı şeylerdir. Dünya karanlık güçleri bütün ülkelerin, bütün halkların, tabiri caizse milletlerin içini boşaltıyor.

Daha rahat yönetmek için. Dindar olanlara dini içine kapanıklılık, dini sistemlerin içerisinde o kimseleri yönlendirme ve yönetme. Senin dindarlığınla alakası yok. Ama sen dindarlığını özgür bir şekilde kullanmaya kalkar, bir yere intisaplılığını özgür bir şekilde yapamaz ve onların istediği gibi bir intisap olur. Onların yönetimi, yönetimini, yönetimini, onların yönetebileceği, yönlendirebileceği gibi din algısı sende olursa onlar için sıkıntı yok. işte bir tarikata intisap edeceksin, o tarikata hiyerarşik olarak başındaki şeyhe, başındaki zakire, başındaki nakibe, nugabaya, diyorlar ya, ”Gassal’ın ölüye teslim olduğu gibi teslim olacaksın.” diye. Bu doğru noktada olursa bir sıkıntı değil.

Doğru noktada olmazsa sıkıntı, oraya teslim oluyorsun ya, o senin her şeyini çözümlüyor, her şeyini senin ilgileniyor. Evlenmeni, boşanmanı, ondan sonra hangi işi yapıp yapmayacağını, nereye oy verip vermeyeceğini, hangi siyasi teşekkülün içerisinde olup olmayacağını, hangi liderin peşinden gideceğini. Bakın, ben sohbetlerde derim ya, ”Tarikat anlayışı yok bizde, biz Sûfî’yiz. Bizim bu noktadaki felsefemiz, ”Ey oğul, ne zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın, hür ol.” Bizim Sûfî felsefemiz budur derim ya, hep söylerim ya bunu. Bu aslında ne dini otoriteyi, ne de siyasi otoriteyi, bakın ne dini otoriteyi, ne de siyasi otoriteyi, ne de tarikat otoritesini takmamak değildir. Sorgulamak, eleştirel bakmaktır.

Ben arkadaşlar bilirler, istişareler de ben de dahil derdim zakirliğimde. Eleştiriye açığız. O normalde şimdi, eğer böyle olmazsa ne oluyor? Ondan sonra dergahın başındaki, tarikatın başındaki şeyh efendi diyor ki veya cemaatın başındaki imam, cemaatler de böyle. Herkes güldür, o partiye oyun atıyor. Veya o cemaatlerin, tarikatların başlarında abiler, zakirler, nakipler, mükabbalar var, onlar da o oligarşilik yapının içerisinde duruyorlar. Onlar da diyorlar ki şöyle yapacaksınız, benden habersiz dışarı çıkmayacaksınız, benden habersiz şey yapacaksınız, benden habersiz şey yapacaksınız, benden habersiz şey yapacaksınız, benden habersiz dışarı çıkmayacaksınız, benden habersiz şeyh’e gitmeyeceksiniz, benden habersiz şunu yapmayacaksınız, benden habersiz bunu yapmayacaksınız.


4. Bölüm

O âlâ. Bu şeytani. Bu normalde o Deccâlist yapının dinin içerisindeki noktaları. bir örneğin, herhangi bir siyasi partinin liderine tam bir şekilde herkes itaat ediyor ya, bu ne demek, ister doğru, ister yanlış, hiç önemli değil. O bir şey dediyse tamamdır, herkes ona gidecek. Herkes öyle yapacak. Eleştirel bakmak yok. Veya hatta bir bazen zaman zaman ben bu hanefi de böyledir ama malikide de bunun fetvası var, malikeye göre de bunu böyle yapabilirsiniz dediğimde, siz tamam, sizden bir itiraz yok, dışarıdan hemen mezhepsiz misin? Neden? O tahessup noktasındaki hanefi iştahadına tabiri caizse körü körü bağlı kalacaksın. O adam dinini yaşayamazsa yaşamasın, hiç önemli değil. Veya hatta mesela bu tahessuptur bunlar.

Bizim şeyhimizin şeyhimizin şeyhi böyle yapardı. Siz ne yapıyorsunuz şimdi? Yola edepsizlik, adabsizlik koydunuz. Allâh Allâh. Kardeş, yaptığımız şey Kur’ân Sünnet’in dışında mı? Değil. Ya edepsizlik, adabsizlik dediğin şey Kur’ân ve Sünnet’in dışında olması lazım. Bakın bu da böyle tehlikeli bir yapıdır. Bunu İngilizler koydu bizim içimize. normalde yolun başında bir kimse bir şey yaparken iyi niyetle yapıyor. sûfî anlayışı tarikatlaşırken belki de iyi niyetle tarikatlaştı. Ama şimdi iyi niyet noktasında mı değil? Şimdi doğru noktada mı değil? Ben zaman zamanda Atatürk’ü iyi ki kapatmış tarikatları diyorum ya. Havaya sıçrıyorlar, herkes zıplıyor herkes. Ya nasıl söyler bu Atatürkçü de, şu şöyledir, bu böyledir.

Görmüyorlar. Neden? Oradan geçiniyorlar çünkü. Neden? Orada onların heva ve hevesleri tatmin oluyor. Oradan geçiniyor çünkü. Herkes onun istediği gibi yapacak, cebine parasını koyacak, emredersiniz diyecek. Hayatını devam ettirecek o. Onun hayatının devam etmesi için böyle bir olmuşuma ihtiyacı var. Şimdi bu normalde, o büyük yapı var ya, bu büyük yapı dine de el atıyor. dindarları da birbirinin içerisine kaosa sürüklüyor. Herkes birbiriyle uğraşıyor. Bir tarafta Şia var, bir tarafta Selefi Vahabiler var. Bir tarafta Sünniyiz dediğimiz bizler var. Sünniler kendi içlerinde çatışıyorlar. Sünniler kendi içlerinde çatışıyorlar. Tarikatçısı, cemaatçısı, okuyucular bilen, risaleciler bilen dörde beşe bölünmüş bu vaziyette.

Bölünmesi lazım. Yoksa onları zapt etmek mümkün değil. Küçük küçük olacak, dörde beşe bölünecek. Ondan sonra onları idare etmek daha kolay çünkü. Arada birbirlerine atacaklar onlar. Sonra mesela Türkiye’deki cemaatlere, tarikatlara bakın. Herkes birbirine atar, birbirine söyler, birbirine didişir. Biz küçücüküz, bizim içimizde dahi var. Bakın, biz küçücüküz, bizim içimizde dahi var. O diyor, bu böyle mi olacak? Bu böyle olmaması lazım. O bana neden şöyle denmedi, bana neden böyle denmedi? Bana şu oldu, bana bu oldu. Bizim içimizde dahi var bu. Bizimkinler heva heveslerinden. Bizimkinler dışarıdan yöneltildiğinden ve yönlendirildiğinden değil. Heva heveslerinden. işte örnekliyorum. Ömer’le şimdi Hüseyin birbiriyle atışıyorsa..bunlar heva heveslerindendir, nefislerindendir.


5. Bölüm

Ama yok, Ömer döndü..cemaatin içerisinde benle alakalı bir şeyler konuşuyorsa..eleştiriyorsa ya nefsindendir ya da satılmıştır, haindir. İkisinden biridir bunun. Üçüncüsü yoktur bakın. Ama kendi aralığında atışıyorlarsa..heva heveslerindendir. Ömer diyordur işte, ne dinleyeceğim ya, Hüseyin abi de kimmiş..ben şeyhime bakarım. Ha tamam, o iyi, tamam, yürüyor. Yol bulmuş kendine. Çok seviyor o şeyhi çünkü, vardır ya öleleri. Ne ya, kimse mesela işte..Hacı Erkan da diyordur ki efellere kimse karışamaz benden başka. Ha tamam, harika ya. Vardır bunlar böyle kendi içlerinde. Harika veya meşhur ya..Ali’yi ne dinleyeceğiz ya, Ali Semazenbaşı’sa Semazenbaşı. Ali buraya karışamaz gibi. Bunlar heva hevestendir.

Dışarıdan olan şeyler daha farklıdır. Ben o sesi iyi bilirim. Böylece ne yapıyorlar? Bu hegemanist güç..sadece uyuşturucuyla birbirinize düşürmüyor sizi. Uyuşturucu, terör, fuhuş, kumar..cemaatleri birbirine düşürme. Ve onları öyle yönetme. Tarikatları birbirine düşürme. Ve onları öyle yönetme. Onları yönetip yönlendiriyor onları. Siyasi partileri birbirine düşürme. Onları ayrıştırma, ayırma. Onları öyle yönetiyor çünkü. Onları da öyle yönetiyor. onları bırakmıyor. yok o MHP’li, o ülkücü, o seni de oynatırlar. Yok o AK Partili, yok o CHP’li. Onu da oynatırlar. Oynatmayacakları hiçbir yer yoktur. Bu şimdi uyuşturucu. O yüzden normalde bu meselenin bir tarafı. Beş parmak ise parmağın birisi bu uyuşturucu.

Ama bunların hepsi de birbirine bağlı. Birbirine kenetlenmiş vaziyette. siz bir kız çocuğunu uyuşturucuya alıştırmadan eskort yapamazsınız. Onu uyuşturucuya alıştırmadan, uyuşturucu vermeden ona tecavüz edemezsiniz baştan. Onu pazarlayamazsınız. O böyle gönül rızalıyla, ben kendimi pazarlamaya çıkayım. Öyle çıkmaz ilk önce. Siz şimdi sonuca bakarsınız, o eskortluk yapan ve hatta o fuhuşa çıkan kadını, kızı biz kerih görürüz. Tüh namussuz deriz. Onun geçtiği yolu görmeyiz ama. Arka perdesini, arka penceresini görmeyiz. O noktaya gelinceye kadar hangi nerelerden geçtiğini onu görmeyiz biz. Veya bir çocuk, bir genç uyuşturucuya alıştırılır. İlk alışma noktasını görmeyiz. Nerede alıştı? Anne baba sen dersini çok yapmadın da, az yaptın da, çok yaptın da, çalışmadın da.

Bir sıfır al gel de bak dersini şöyle yap gel de, böyle yap gel de. O çocuğu buna attı, anne baba. O çocuk psikolojik olarak başarısızlığın sonucunda kendi kendine çöktü. Psikolojisi iyi değil. Oradan birisi dedi ki, vallaha ben bir sigara yiyeceğim. Oradan birisi dedi ki, vallaha ben bir sigara içtim dedi, her şeyi unuttum dedi. Çocuğun unutması gereken bir şey var. Ne var? Anne baba çocuğa çökmüş, ders çalış diye. Anne baba çocuğun üzerine çökmüş, haince, hunharca, acımasızca çökmüş. Bir, ya çocuk psikolojiyi bozacak, gidecek, antidepresan kullanmaya başlayacak, saçma sapan bir şeyler yapacak. Saçmalayacak o çocuk. Eğer ders çalışmak ona ağır geliyorsa. Ya da bir arkadaşı çevrede, okul etrafında bir sigara iç, bir sigara içti, bitti çocuğun işi.


6. Bölüm

O unuttu ya çocuk, imtihanı unuttu, dersi unuttu, sınavı unuttu. Annesi laf söylüyormuş, babası laf söylüyormuş, gitti kafa onun. Bunun arka penceresinde şimdi kim suçlu? Anne baba suçlu birinci derecede. Sen çocuk yanlışlık yapıncaya kadar ne peşine onu böyle bastırdın? Baktığın zaman, babaya baktım, sen ne iş yapıyorsun? Esnafım dedi. Aç kaldın mı? Hayır dedi. Neyin eksik dedim, hiçbir şeyim dedi. Öyle mi bu çocuk da esnaf olur, ne olacak ki dedim okumazsa? Gider, çıraklık yapar bir yerde. Aç mezar mı var? Benim gibi olacak mı? Olmuşsun ya sen dedim. Sen olmuşsun ya. Sen olmuşsun. Sen olunca bir başkası olmayacak mı artık? Kız çocukları, erkek çocuklar, gencicik daha, ufacık daha, aile boğazını sıkıyor onun.

Çocuk bir taraftan kaçırıyor. O baskıya dayanamıyor. Bir yerden çatlak su kaçırıyor. Bir şey yapıyor çocuk. Orada geldi çocuğun önüne bir şey yaptı. Anne baba arkasında bu var. Arkasında bu var. Ve arkasında yaşadığı bir travma var. Annesi babası evde habire tartışıyor. Zannediyorlar ki anne babalar çocukların önünde habire kavga edince böyle yüksek tonajlı tartışınca sağlıklı bir şey yaptıklarını zannediyorlar. O çocuk bakıyor, anne mutsuz, baba mutsuz, her gün kavga var evin içerisinde. Bitti gitti çocuğun kafası. Aile onu görmüyor. O yüzden, aha bunları haklı göstermek için değil. Onları kerik görmeyin. Onlarla bu noktada bağlantı kurabilirseniz bağlantı kurun. Onun arkasında bir hikaye vardır muhakkak.

O hikayesine bakmak lazım. Ama genel olarak tabii o bataklığı kurutmak lazım. Bataklıkları kurutmak lazım. Bu da kolay şeyler değil. O yüzden mesela bir de bizim gibi ülkeleri yönetmek ve yönlendirmek için sıkboğaz ederler. siz idam cezasını çıkaramazsınız. İdam cezasını çıkarırsanız o deccaliç güçlerin terörle sizi zayıflatmaya çalıştığı onların teröristlerini siz öldüremezsiniz. Siz NATO’nun teröristlerini öldüremezsiniz. Direkt bakın, adres veriyorum. NATO’nun teröristlerini öldüremezsiniz siz. Onları idam edemezsiniz. Öyle NATO’nun teröristlerini böyle öldürmeye kalkarsanız, çatlak sesler duyarsınız. öyle gidip ben terörle mücadele ediyorum, Irak’a gireyim, Suriye’ye gireyim böyle tehlikeli işler yaparsanız size abualtından sopa gösterirler.

Siz onların iyi teröristlerini öldürmeyeceksiniz. Onlar gelip size operasyon yapacaklar, öldürecekler ama siz öldüremeyeceksiniz. O yüzden bunları yaparken Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek başına bunlarla mücadele etmesi çok zor ama ucundan başlayabilir mi? Evet, en azından mesela uyuşturucu adam küçücük bir şey de satsa, örneğin üç sefer ağırlaştırılmış müebbet hapsi daha aşağı verilmez der. işte birisi gelse şey yapsa, ülkede ihtilal de yapsa, en fazla olsa ne yapar? bir af çıkarır, müebbet olanlar dışarı çıkacak şu kadar yatanlar der, üç sefer müebbet verince ona o gene içeride kalır. Bunun gibi böyle değiştirilmesi zor, böyle bir kanun hükmünde kararnamelerle veyahut bir ihtilalle dahi değiştirilmesi zor olan uyuşturucuyla alakalı iyi bir yasa çıkarman lazım ki uyuşturucuyla mücadele edilsin.


7. Bölüm

Terörle daha iyi, daha rahat mücadele edilsin. Zamanında Musa’nın kavmine kudret helvası ve bıldırcın ete indirilmiş, ikram edilmiş. Kudret helvası nedir? Dünyada var mıdır? Şimdi bunlar böyle rumuzdur kudret helvası veya bıldırcın eti. İsa Aleyhisselâm’ın havarilerine gökten sonra sofra indirilmesi. Bunlar böyle peygamberlere has ve peygamberlerin mesajlarıyla alakalı şeylerdir. Bunlar normalde biz şimdi kudret helvası olarak biz onu tefsir edilen, kudret helvası olarak tefsir edilen o yiyeceği aslında kendi kendimize biz bunu ana da düz mantıkla baktığımızda kudret helvası olarak görürüz. Bunlar meşlurdur ya müteşabihdir bunlar. Şimdi müteşabih denilince onun üzerinde vahyin ışığında vahyin dairesinde akle etmek düşer.

Bakın vahyin ışığında akle etmek düşer. Şimdi bunun üzerinde biz bugüne kadar gelmiş geleneksel yorumların dışına çıktığımızda millet taşlar bizi. Bu ayeti kerimelere biz geleneksel yorumlar içerisinde baktığımızda gerçekten taşlar insanlar bizi. Küfrümüze fetva verirler bizim. Normalde müteşabih ayetlerin üzerine akle etmek lazım, fikir etmek lazım, iştahat etmek lazım. Onun üzerine ama metafizik olarak yoğunlaşmak lazım ama fizik olarak yoğunlaşmak lazım. Fizik görünen dünyevi kurallardır, metafizik batini kurallardır. Ama İslam dünyası dün de bugün de bunların üzerinde ne fiziksel olarak akle etmeye çalışır ne de metafizik olarak akle etmeye çalışır. Fiziksel olarak akle etmedikleri için metafizik olarak akledenleri de taşlar küfrüne fetva verir.

Muhyiddini İbn Arabi verdikleri gibi, Hz. Mevlânâ’ya verdikleri gibi. Bunlar çünkü metafizikte önde olan kimselerdir. Bunlar böyle sözlü bırakmamışlar meseleyi bir de yazılı hale getirmişler. Mesela oturmuş Muhyiddini İbn Arabi bu meseleyi yazılı hale getirmiş. Zaten sorun orada. onu yazılı hale getirince taşlanmaya başlanmış zaten. bunu sözlü olarak söylemiş olsa. Örneğin, canım kardeşlerim bu kudret helvası dediğiniz şey, bildiğiniz helva değil. Ya insanlar oturuyorlardı üç sefer Allâh diyorlardı. Cenâb-ı Hak onları duyuruyordu. Ve onlar helva yemiş gibi ağızlarında tatalıyorlardı. Ve diyorlardı ki evet biz helva yedik. bunu normalde, bunu böyle böyle söylerken sakın ha bunu böyle attı tuttu demeyin.

Metafizik boyutu bu bunun. Oturursun sana bir virt verirler, o virti çekersin, açlığın gider senin. Evet ondan sonra da hadîs-i şerif tecelli eder, beni Rabbim besliyor. Bu metafizik boyutu söylediğinde de ama o metafizik boyutu senin metafizik boyutundur. O ayeti kerimede senin üzerinde tecelli eden ayeti kerimedir o. O ayeti kerimede senin üzerinde tecelli eden ayeti kerimedir o. E bunun üzerinde bunu söylediğinde de ortalık ayağa kalkar. Nasıl böyle bir şey olur? Bu kafeye yedi, uçtu, bunun küfrüne fetva verirler. Ama bunu fiziki boyutunda araştırmayı, bunu fiziki boyutunu konuşmayı, bunu fiziki boyutunu anlamaya çalışmaz ki İslam dünyası. Korkar. Bunu akletmek lazım. Bir şeyi çünkü normal pozitif akılla ya fiziki boyutuyla açıklarsın bunu ya da bunun kalbi ilim harekete geçer, metafizik boyutuyla açıklarsın.


8. Bölüm

E şimdi fiziki boyut yok, bu noktada fizikten, kimyadan, astronomiden, matematikten bir haberiz. Uzun senelerdir. Bir haber olunca bunun fiziki boyutunu anlatmak, fiziki boyutunu anlatması için o kimsenin komple tekrar varlığı incelemesi lazım. Komple varlığın içerisindeki fizik denklemlerine, matematik denklemleri incelemesi lazım. Bunların üzerinde yoğunlaşması lazım. E matematik ve fizik ve astrofizik denklemlerin üzerinde uğraşmadığımıza göre, uğraşamadığımıza göre, bununla alakalı bir ilmi çalışmamız da olmadığına göre, üniversitelerimizde 200 yıldan beri kes kopyala yapıştır, taklit, kes kopyala yapıştır çalıntı veyahut da bunun üzerinde sadece tercümeyle geçiştirdiğimizden dolayı İslam dünyası bu konuda geride kalmış bu vaziyette.

Meselenin âyet-i kerimelerin, âyet-i kerimelerin, fiziki boyutundan uzak İslam dünyası komple Bakın komple, biz hiçbir zaman âyet-i kerimelerin, fiziki noktasından, fiziki denkleme üzerinden biz bir şey yapmak istemiyoruz, yapamıyoruz, korkuyoruz da. Profesörlerimiz korkuyor, diyanetimiz korkuyor, bizim ilahiyetçilerimiz korkuyor, tarikatlar korkuyor, cemaatler korkuyor, bütün herkes korkuyor. Biz Kur’ân-ı Kerim’e mesela fiziksel açıdan bakamıyoruz, kimyasal açıdan bakmıyoruz, kimya ilmiyle bakmıyoruz, fizik ilmiyle, matematik ilmiyle bakmıyoruz biz Kur’ân-ı Kerim’e. İşin en acı tarafı bu zaten İslam dünyasında. Peki, bakmadık, biz metafizik açıdan da bakmıyoruz. Biz metafizik açıdan bakmamız için sufilimizi derinleştirmemiz lazım.

Bakın sufilimizi derinleştirmemiz lazım. Biz metafizik olarak sufilimizi de derinleştirmekten uzağız. Bunun için sûfî noktada o kimsenin gönlü hür olması lazım. Biz onun gönlünü de hür bırakmıyoruz. var, meşhur ya, ben bazen zaman zaman böyle şey yapıyorum ya, sen parmağını parmağının üzerine tam denketirdin mi, denketirmedin mi? işte devri velet yaptın mı, yapmadın mı? Yapın siz kardeşim devri veletinizi ya. Size laf söyleyen var mı? Biz bu noktadan sûfî olarak da derinleşemiyoruz. sûfîlik noktasında derinleşmiş olsak, biz meselenin metafiziğini yaşayacağız. Rabbin seni besleyecek, bunun metafiziğini yaşayacaksın. Şimdi kudret helvasını sormuş ya, kudret helvasını sormuş ya, kudret helvasının tadını alacaksın, Rabbim seni besleyecek.

Sen neyse o esnada senin perden, o perdede sen rızıklanacaksın. Ama normalde biz onu da evliya menkıbesine döndürüyoruz. ben böyle meselenin içerisinde bir kulak, gizli, böyle meselenin içerisinde bir kulak delikli olsun. Arkadaşlar birinci gün bir lokma, ikinci gün bir lokma, üçüncü gün bir lokma, dördüncü gün lokma yok. Dördüncü gün lokma yok, dördüncü gün zeytin, peynir, lokma yok, dördüncü gün sadece çay ve su. Beşinci gün çay ve su, altıncı gün çay ve su, yedinci gün çay ve su, sekiz, dokuz, on çay ve su. Onu kendince sûfî açıdan ya yememiş, yaşayan birisi var ya yalan söylüyor. Ya yalan söylüyor ya da bu bir derinlik var ya. E dünya kelamı konuşmak yok, dünya kelamı konuşma. Ben seni yasaklamam ama konuşma, imtihan o zaten.


9. Bölüm

Sûfî derinlik. He kardeşini incitme, sûfî derinlik. Onu öteleme, onu itme, onu hizmet et, hürmet et, sûfî derinlik. Çatışma kimseyle, sûfî derinlik. Sûfî derinlik, bizde o da yok. Bizde o da yok. biz bakıyoruz adamın sakalı kaç santim, sarı kaç metre, şalvarının genişliği ne kadar? Biz cübbe giydi mi, giymedi mi? Sarı yandan çaklı mı sardı, önden çaklı mı sardı, taylasan mı sardı, kukulatası ne kadar kocaman, ne kadar kocaman değil? Sûfî derinlik yok. Bakın sûfî derinlik yok. Şeyhinde yok, zakirinde yok, çavuşunda yok, dervişinde yok, yok. Herkes böyle ufak tefek ritüellerle oynuyorlar. Bu sefer biz Kur’ân’ın veya İslam’ın metafiziğinden de uzağız. Bakın metafiziğinden de uzağız. siz gider Emir Sultan hazretlerinin başında huzur eder zikrullah yaparsanız taşlarlar sizi.

Veya siz orada bir hal anlatırsanız ey Müslümanlar, ey iman edenler Allâh’ı öylesine zikredin, öylesine zikredin ki Cenâb-ı Hak size yerin altından da üstünden de haberdar etsin. Allâh size bilmediklerinizi öğretsin. Bu metafizikten de uzağız. O zaman biz Musa Aleyhisselâm’ın ve kavminin yediği cennet nimetinin ne olduğunun üzerinde biz geleneksel olarak söyleyeceğiz. Kudret helvası. Aklınıza ne geldi Kudret helvası olunca? Ya irmikten olmuştur, ya ondan olmuştur. Öyle değil mi? Melekler kazanları kurdular. Hepsi de kudret helvası. Aklınıza ne geldi Kudret helvası olunca? Ya irmikten olmuştur, ya ondan olmuştur. Öyle değil mi? Melekler kazanları kurdular, helva kardılar, getirdiler Yahudilere.

Öyle mi? Cennetten güvercinleri tuttular, kızarttılar, getirdiler. Öyle mi? Ama enteresan bir şey, bunu bir ağaçtan alıyorlardı. Şimdi haydi ritüellere bak şimdi. Rumuzlara bak. Kudret helvasından geçtik, ağaçtan topluyorlar. O ağaç ne ağacıydı? Hangi ağaçtan topluyorlardı? Helvadan geriye doğru gidince ağaç çıktı önümüze. Cenâb-ı Hak bir ağaçtan seslendi. Neydi bu ağaç? Haydi. Yahudiler diyorlar ki zeytin ağacıydı. Zeytin ağacı kutsal. Bir bakıyorsun bin yaşında zeytin ağacı var. Haydi zeytin ağacı kutsal olmuş oluyor. Kur’ân’da da var zeytuni, kutsal. Haydi topluluk da incir ağacı diyor. Kur’ân’da da incir var diyor. Sizin kitabınızda da incirden bahsediyor diyor. Biz meselenin metafizinden de uzağız.

Biz meselenin metafizinden de uzağız. Biz fiziğinden uzak olduğumuz gibi metafizinden de uzağız. O yüzden bu müteşabihler ve ondan sonra da şöyle diyoruz. Müteşabihlerin üzerinde normalde çok konuşmayalım tartışmayalım. Geleneksel klasik konuşmuyoruz tartışmıyoruz. Bir şey efendim diye sormak lazım ama. Ya bu ne anladın bize bunu anlat ya bu nedir? Böyle bir şey bu âyet-i kerime gelmiş. bu âyet-i kerimeler sadece peygamberlere hasma husus mu? buna iman eden bir kimse bu âyet-i kerimenin. Ama metafizik olarak ama fizik olarak tecelliyatına rağm olamaz mı? Bu âyet-i kerimeyi kendi halinde noktasında göremez mi? Bu tabi sıkıntılı şeyler. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza. Ben bunları terennüm ettim dilimde bayramda hep.

Çünkü sizinle bayramlaşamadım, size sarılamadım. Çünkü Hoca Hasan’da bekçiydim ve bir de Suriye’yle çocuklarla Hoca Hasan’da psikopatları kavgaya tutuşturacağım. Ben bunları arayıp bulayım kavgayı durdurayım dedim iyilik yapayım. Ben yumruğu yedim kavga bitti olan bana oldu. Önce buraya yorumlayayım. yumruğu yediyse nefsine uymuşsun demek ki. Öyle bir zamandayız ki yapılan iyilikler kötülük anlaşılıyor. Hayır doğru değil. Bakın hiçbir zaman iyilik yap kötülük bul. İyilik kötülük olarak anlaşıldı. Bunlar şeytanın sözüdür. Bu zaman iyilik yapma zamanı değil. İyilik yap kötülük bul. İyilikler hep kötülük anlaşılıyor. Bunlar şeytanın sözüdür. Sen o zaman fiise bilillah iyilik yapmamışsın demek ki.

Ne zamandan beri iyilik kötülük olmuş? Bunun zıhtı ne? Kötülük iyiliktir o zaman. İyiliği terk mi edeceğiz? Allâh muhafaza eylesin. Nasıl bir dünyada iyilikler şu istimal ediliyor. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz bilmiyorum. Allâh razı olsun demeye boş ver. Takdir bile edilmiyorsunuz. Eski cami derneği başkanı bu yüzden görevini bıraktı. Çok iyi bir insandı ama hizmet edenler anlaşılmıyor. Çile çekiyorlar yazık. Bırak o zaman sen de. Şikayet etme. Boş muhabbet bunlar. Allâh muhafaza eylesin. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. Âmîn. Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Çile, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı