Dergah Sohbetleri Serisi

6. Dergâh Sohbeti — Semâ Ehli, Geniş Manada Zikir, Dilin Muhâfazası, “Mehdî Sensin” Çağrısı ve İhlâs Hakîkati

Dergâh Sohbetleri serisinin 6. oturumunda Mustafa Özbağ Efendi; semâzenin Kur’ân ve Sünnet dairesinde durduğu müddetçe semânın bir zevk olduğunu, semânın ibâdet olmadığını ama Allâh’ı zikrederek yapılması gerektiğini, dâr-ı harp/dâr-ı İslâm fıkhına göre haram satıcılarından alışveriş hükmünü, gece korkularına karşı sünnet edebini (3 Felâk-3 Nâs-3 Âyetü’l-Kürsî), zikrin geniş manada tüm hayat olduğunu, tarîkat terbiyesinin güzel ahlâk olduğunu ve “dilini koruyan dînini korur” formülünü, “Mehdî sensin, kurtarıcı sensin” çağrısı ile Müslümanların kurtarıcı beklemek yerine kendi sorumluluklarına dönmesi gerektiğini, parfümün alkol içermemesi şartı ile câizliğini, “ameller niyetlere göredir” hadîsi ile niyetin amelin temeli olduğunu, ihlâsın gizli amelleri saklamayı gerektirdiğini, baba-oğul “sabah namazı” kıssasında övünmenin amel zayi etmesini, ihlâsın azı çok ettiğini ve evdeki-insanlar önündeki ahlâkın aynı olması gerektiğini tafsîlâtlı bir şekilde açıklamaktadır.

Zikirdir Hakkında


Gerçek Semâzen Olmak: Kur’ân-Sünnet Dairesinde Bir Zevk

Sohbetin başında bir derviş soruyor: “Gerçek semâzen nasıl olur, gerçek semâzen olmak için ne yapmalıyım?” Efendi hazretleri net bir cevap verir: “Semâ Kur’ân ve Sünnet’in içerisinde kalındığı müddetçe bir zevktir. Haramlardan kaçınıldığı müddetçe bir zevktir. Semâ ibâdet değildir. Ama semâ eden kimse Kur’ân ve Sünnet’e uygun bir hayat yaşar; semâ esnâsında Allâh’ı zikrederse söylenecek bir laf olmaz.”

Semâzen olmak çok ince bir çizgidir. “Topluluğun önünde durmak, yürümek, bir şey yapmak — nefis terbiyesi açısından zor bir şeydir. Çünkü insanların nazarları, talepleri, iştiyâkları artar. Eğer bir kimse sırf Allâh rızâsı için yaparsa kendini kurtarır. Aksi takdirde semâ içi doldurulmazsa kültürel bir figür olur, başka bir şey olmaz.”


Sigara Satıcısından Alışveriş ve Gece Korkuları

Bir derviş soruyor: “Sigara satan marketlerden alışveriş yapmak haram mı?” Efendi hazretleri ayrım yapar: “Bu dâr-ı harp ve dâr-ı İslâm fıkhına göre değişir. Normalde dâr-ı harp fıkhına göre mümkün olduğunca kaçınacaksınız. Ama kaçınamadığınız şeylerden sorumlu değilsiniz.”

Bir başka derviş gece korkularını sorar. Efendi hazretleri Sünnet edebini tavsiye eder: “Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri abdestli yatardı. Yatmadan önce 3 Felâk, 3 Nâs, 3 Âyetü’l-Kürsî, Fâtiha-i şerîfe ile yatardı. Bu Sünnet’i uygularsanız inşâ’allâh Rahmân rahatlık bulursunuz.”


Geniş Manada Zikir: Tüm Hayat Bir Zikirdir

Bir derviş “Zikir nedir?” diye soruyor. Efendi hazretleri iki anlam ayırt eder: “Zikir Allâh’ı anmaktır. Geniş manada bir Müslümanın günlük hayatı komple zikirdir. Namaz kılması zikirdir, abdest alması zikirdir, oruç tutması zikirdir. Allâh’ın sıfatlarını tefekkür etmesi zikirdir. Nimetlerini tefekkür etmesi zikirdir. Şükretmek-hamd etmek zikirdir.”

“Besmele ile yemeye başlarsa yemek yemek zikirdir. Besmele ile kapıdan dışarı çıkar, Allâh’ı zikrederek yürürse — bütün ibâdetleri, hâl ve hareketleri zikrin içerisine girer. Haramdan uzak durmak zikirdir. Helâl dâirede yaşamak zikirdir.” Dar mânâda ise zikir, oturup belirli esmâları söylemektir.


Tarikat Terbiyesi: Güzel Ahlâk ve Dilin Muhâfazası

Bir derviş tarîkat terbiyesini sorar. Efendi hazretleri kısaca: “Güzel ahlâk, güzel ahlâk, güzel ahlâk. Tarîkat terbiyesi farklı bir terbiye değil. Tasavvuf terbiyesi farklı değildir. Bu terbiyenin ince noktası, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlâkıyla ahlâklanmaktır.” Yûnus Emre’nin sözüyle: “Eline geleni yersin, dile geleni dersin — böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın.”

Dilini Koruyan Dînini Korur

Efendi hazretleri çarpıcı bir formül kurar: “Dilini koruyan dînini korur. Dilini korumayan dînini koruyamaz. Birinci derecede dil. Dilinizi sıkı sıkı tutarsanız öbür haramlarla baş edersiniz. Dilinizi koruyamazsanız öbür haramlarla baş edemezsiniz.”

Çarpıcı bir teşbîh: “Her âilede genelde bir israfçı çıkar — ailenin kazancını yer. Bütün aile ona bakmak zorunda kalır, doymaz. Vücut bir aile ise vücudun kazandığı iyi amelleri dil yer. Namaz kılarsın, dil alır götürür. Oruç tutarsın, dil alır götürür. Zikrullah yaparsın, dil alır götürür.”

“Allâh sizden başka hiçbir şey istemiyor. Allâh adına dilinizi koruyun yeter. Gıybet etmeyin, dedikodu etmeyin, iftirâ etmeyin, küfür etmeyin, yalan söylemeyin. İnsanları eleştirmeyin.”


“Mehdî Sensin”: Kurtarıcı Beklemek Yerine Mücâdele

Sohbetin merkezî bölümü, 26 Ekim 2008 Forbes dergisinde İranlıların Obama’yı “kurtarıcı Mehdî” olarak nitelendirdiği haberi etrafındadır. Efendi hazretleri Müslümanların kurtarıcı bekleme tembelliğine sert bir cevap verir: “Tarih boyunca tembel Müslümanlar ve Müslümanları tembelleştirmek isteyenler — hem fiili hem fikri olarak — çeşitli insanları kurtarıcı görmüşlerdir. Kurtarıcı sizsiniz! Kurtarıcı senin hanımın, baban, kardeşin. Kurtarıcı sensin.”

“Sen mücâdele edersen bütün insanlık kurtulacak. Mehdî sensin. Sen aradan dalarsan bütün insanlık dalacak. Sen zikri bırakırsan bütün insanlık zikri bırakacak. Sen namaz kılmazsan bütün insanlık namazı terk edecek. Ne kurtarıcısı? Yirmi yıl boyunca kurtarıcı bekledik.”

Efendi hazretleri Mehdî inancını reddetmez ama açıklar: “Mehdî gelmeyecek manasında değil. O Mehdî gelecek. Hz. Peygamber’in sülâlesinden olacak. Adı Muhammed Mustafâ’nın adı olacak. Sımsıkı Kur’ân ve Sünnet’e yapışmış olacak. Kâfirlerle cihâd edecek. Ama bu ‘kurtarıcı bekleme’ tavırları İslâm’ın içerisine sızdırılmış oyunlardır.”

“İslâm dünyâsı Obama’ya yumuşak baksın diye uyduruluyor — Muş’un bombasıyla Obama’nın bombasının arasında fark mı olacak? İslâm dünyâsını aldatmaktan başka bir şey değil. Hani bir ara Prens Charles’ı Müslüman etmişti ya birileri — olmadı gizli Müslüman ettiler. Yok şimdi Papa da gizli Müslüman, kardinaller de gizli Müslüman. Geç kardeşim ya. Müslümanın kanı kalmamış, ırzı kalmamış, namusu kalmamış, ahlâkı kalmamış. Memleketleri yerle yeksan etmişler — Irak’ı, Afganistan’ı.”

Efendi hazretleri sokakların perişan hâlini de anlatır: “Türkiye’de fuhuş yaşı 13. Ne kurtarıcısı? İstanbul’un %30’u fuhuşta iştigâl ediyor. Gece saat 2’de İstanbul yolundan yukarı doğru yürüyün; sokakların perişan hâlini görün. Oturmuş Müslümanlar kurtarıcı bekliyorlar. Irak’ta kadınları-kızları toparlayıp tecavüz edip ellerine birer dolar sıkıştırıyorlar — Müslümanlar kurtarıcı bekliyor. Afganistan’da düğün yapan aşirete bomba atıyorlar — Müslümanlar kurtarıcı bekliyor.”

“Kurtarıcı sensin! Mehdî sensin! Düş yollara, Allâh’ı anlat. Sünnet-i Resûlullâh’ı anlat. Oturma evinde. Otur evde, hatun ‘demlet çayı’… Al eline tespihi, bir eline kumandayı — ondan sonra Mehdî gelecek kurtaracak seni? Allâh muhâfaza eylesin. Ev ev, dükkân dükkân, adım adım — Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ ediyor musunuz? Mehdî sizsiniz.”

Bir şeyhin “Mehdî gelecek halledecek” demesine cevap olarak Efendi hazretleri kendi tecrübesini anlatır: “Efendim, ben İslâm olduğumda elime küçük bir risale geçti — kıyâmet alâmetleri diye. O risâlede 500 yıl önce bunlar görüldü diyordu. Eserin yazıldığından 300-400 yıl sonra okudum ben. Mehdî sizsiniz!”


Parfüm, Cum’a, Banka Kredisi, Aşırı Sevgi

Birkaç kısa fıkhî soru cevaplanır:

  • Parfüm câiz mi?: “Alkol içermesi câiz değildir. Kadınların kokulanıp dışarı çıkması câiz değildir; ama evde kocalarına kokulanmaları nâfile ibâdet hükmündedir. Kalıncı alkol üç dirhem miktarını geçerse namaz kılamaz”
  • Zuhur namazı (öğle yerine): “Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekr-Ömer-Osman-Ali kılmadı”
  • İhtiyaç için banka kredisi: “Hanefî’ye göre câiz midir derseniz cevap câizdir. Ama gönül ister ki kimse kullanmasın”
  • Derviş kendi tevhid hatmesi yapabilir mi?: “Evet, kendini zikre alıştırmak için yapabilir. Bizim derslerimizde 5000’e kadar tevhid çekmek bu”
  • Aşırı sevme-aşırı nefret: Hadîs-i şerîf — “Sevdiklerinizi aşırı sevmeyin, günahlı düşman olursunuz; sevmediklerinizden de aşırı nefret etmeyin, günahlı dost olmak zorunda kalırsınız”
  • Allâh-Resûl inkârının fetvâsı: “Haktır ama ancak devlet verir. İnsanlar kendi kafalarından veremezler”

İhlâs ve Riyâ: “Ameller Niyetlere Göredir”

Sohbetin son ana bölümü ihlâsa ayrılmıştır. Geçen hafta riyâdan bahsedilmişti, şimdi ihlâs anlatılır: “Riyâ bir kimsenin Allâh için bir şey yapmamasıdır. İhlâs ise bir kimsenin bir ameli sırf Allâh için yapması, dîni için yapması, âhireti için yapmasıdır.”

Cenâb-ı Hak’ın âyet-i kerîmesi (Beyyine 5): “Onlar dîni Allâh için hâlis kılarak, bâtıl dînleri bırakıp tevhîd dînine yönelmekle, yalnız Allâh’a ibâdet etmek, namazı dürüst kılmak, zekâtı vermekle emrolunmuşlardır. İşte doğru din budur.”

“Bir başkası için değil, bir başka sebebe dayanmaksızın Allâh için yaşamaktır. ‘Desinler’ diye değil, ‘insanlar beni sevsin’ diye değil, ‘insanlar bana hürmet etsin’ diye değil, ‘cömert olduğumu görsünler’ diye değil — Allâh için yaşamaktır.”

“Ameller Niyetlere Göredir” Hadîsi

Efendi hazretleri Hz. Peygamber’in meşhûr hadîsini hatırlatır: “Ameller ancak niyet iledir; herkese niyet ettiği vardır. Kim Allâh ve Resûlüne hicret ederse onun hicreti Allâh ve Resûlünedir. Kim dünyalık edinmek veya bir kadınla evlenmek için hicret ederse onun hicreti hicret ettiği şeyedir.”

Bu hadîsin sebebi: “Hicret esnâsında bir kadına âşık olan bir müşriyîn de Mekke’den Medîne’ye hicret eder. Sahabe sorar: ‘Yâ Resûlallâh, o da hicret sevâbı alacak mı?’ Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bu hadîsi söyler. ‘İnsanın niyeti vardır. Niçin hicret ettiyse onu bulur. Eğer hicreti Allâh ve Resûlü içinse Allâh ve Resûlünü bulur. Eğer hicreti dünyalık kazanmak içinse o kadına sahip olur. Allâh insanların niyetlerine göre hükmeder.’”

Sonuç: “Niyet önemli. ‘Allâh sûretinize değil sîretinize bakar’ — yâni niyetinize ve amelinize bakar.”


Saklı İhlâs: Gizli Ameller, “Sabah Namazı Hikâyesi”

İhlâs için en çarpıcı uyarı: “İhlâslı insanlar, nasıl günâhlarını saklıyorlarsa, sevâplarını da saklarlar. İhlâslı ol — nâfile ibâdetlerini sakla, gösteriş yapma. ‘Ben her gece 3 bin tane tevhid çekiyorum’ deme. ‘Ben 5 tâne âileye bakıyorum’ deme. Sakla. Gecenin her şeyi örttüğü gibi sen de nâfilelerini ört.”

Efendi hazretleri çok sevdiği bir kıssayı nakleder: “Hani baba-oğul tekkeye gitmişler ya, meşhûr hikâye. Baba oğluna demiş: ‘Hadi evlâdım kalk, sabah namazını kılalım.’ Kalkmışlar, abdest almışlar, sabah namazını kılmışlar. Oğlan demiş: ‘Baba, herkes uyurken elhamdülillâh ne güzel kalktık.’ Bir daha söyleyince baba: ‘Evlâdım, keşke biz de onlar gibi yatsaydık da sen bunu iki de birde söylemeseydin. Övünmeseydin bununla.’”

“Bizim yolumuzda kardeşler ibâdetleriyle hava atmayacaklar. ‘Ben her gece tövbe ediyorum’ dediğin an tövbe etmedin — çıkar meydana, yine tövbe edeceksin.”


Ev İçinde, İş Yerinde, İnsanlar Önünde Aynı Olmak

İhlâsın en somut ölçüsü, tek başına iken ve insanlar önünde aynı davranışta bulunmaktır: “İnsanların arasında nasılsanız evde de öyle olun. İş yerinde de öyle olun. Burada çok ahlâkidir, edeplidir — yıllardan beri söyledim aynı şey bu. Evinizde de aynı ahlâkta olacaksınız.”

Çarpıcı misâller:

  • “Evinizde yatsı namazını farz-vâcib kılarken cemâatin içerisinde komple kılma — hayır”
  • “Yalnız kalınca az zikret, insanların içerisinde çok zikret — hayır. İhlâslı ol”
  • “Burada milletin önünde 99’luğu sallayarak tespih çek, evde dersini yapma — hayır”
  • “Burada hüngür hüngür ağla, dışarıda gözün kıpkır olsun — hayır”

“İhlâs yalnızken Allâh’la olan münâcâtınızdır. İhlâs tek başınıza ne yapıyorsanız insanların içerisinde de aynı şeyi yapmanızdır. İhlâs hiçbir şeyi gösteriş için yapmamanızdır.”

Bir hadîs daha: “Sahabeden biri Hz. Peygamber’e sordu: ‘Yâ Resûlallâh, birisi savaşta ganimet için savaştı. Birisi şan-şöhret için savaştı. Birisi şunun-bunun için. Hangisi efdâl?’ Allâh Resûlü dedi: ‘Hepsi değil — sırf Allâh’ın dîni için savaşan yücedir.’”

İhlâsın gücü: “İhlâs azı çok eder. İhlâsla bir rekat namaz kılarsınız — o ihlâsız kılınan yüz binlerce bütün ömrünüz boyunca olan ibâdeti alır götürür. Allâh muhâfaza eylesin. Gösteriş yapmak, riyâda bulunmak, ‘desinler’ diye yapmak münâfıklık alâmetidir.”


Şeb-i Arûs Hazırlıkları

Sohbetin son bölümünde Efendi hazretleri Hz. Mevlânâ’nın 17 Aralık vefât yıldönümünde yapılacak Şeb-i Arûs töreni için hazırlık çağrısı yapar: “On yedi Aralık bayramından sonra Şeb-i Arûs töreni için hazırlığa başlayacaksınız. Bu sebeple arkadaşlarla istişâre edin. İnşâ’allâh geçen senelerdeki gibi iyi bir program yapmış olalım. Kurban Şeb-i Arûs’tan önce olduğu için önce derilere çalışsak — eyvallah.”


Sohbetten Çıkan Ameli Dersler

  • Semâ Kur’ân-Sünnet dairesinde durulduğu müddetçe bir zevktir; ibâdet değildir
  • Semâzen olmak çok ince bir nefs terbiyesi; topluluğun önünde durmak zor
  • Sigara satıcısından alışveriş dâr-ı harp fıkhına göre kaçınılmalı
  • Gece korkusuna karşı: Abdestli yatmak + 3 Felâk + 3 Nâs + 3 Âyetü’l-Kürsî + Fâtiha
  • Geniş manada zikir tüm hayattır: namaz, abdest, oruç, tefekkür, şükür
  • Tarîkat terbiyesi = güzel ahlâk = Hz. Peygamber’in ahlâkıyla ahlâklanma
  • Dilini koruyan dînini korur — birinci derecede dil
  • “Mehdî sensin, kurtarıcı sensin” — kurtarıcı bekleme tavrı tembelliktir
  • Mehdî gelecek ama her Müslüman kendi çapında “birer Mehdî” olmalıdır
  • Parfüm: alkol içermemeli; kadınların evde kocalarına kokulanması nâfile ibâdet
  • Banka kredisi Hanefî’de câiz ama gönül arzu etmez
  • “Ameller niyetlere göredir” — Hz. Peygamber’in ihlâs hadîsi
  • İhlâs gizli amelleri saklamayı gerektirir
  • Evde ve insanlar önünde ahlâk aynı olmalıdır — bu ihlâsın somut alâmeti
  • İhlâs azı çok eder — bir ihlâslı rekat yüz bin riyâli rekata bedeldir

Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar

  • Kur’ân-ı Kerîm: Beyyine 5 (“dînî Allâh’a hâlis kılarak”); Felâk-Nâs sûreleri; Âyetü’l-Kürsî
  • Hadîs-i Şerîfler: “Ameller ancak niyet iledir” (Buhârî); “Allâh sûretinize değil kalplerinize ve amellerinize bakar” (Müslim); “Sevdiklerinizi aşırı sevmeyin, sevmediklerinizden aşırı nefret etmeyin”; Mekke’yi yakmaya gelen müşrik ordusunun beydada batırılması; Yûnus Emre’nin “böyle dervişlik dursun” beyti; baba-oğul “sabah namazı” kıssası
  • Fıkıh: Hanefî mezhebinde Dâr-ı harp/Dâr-ı İslâm hükümleri; banka kredisi câizliği; parfüm-alkol meselesi; zühur namazının sünnet olmaması
  • Tasavvuf Kaynakları: Hz. Mevlânâ’nın Şeb-i Arûs (Vuslat Gecesi) — 17 Aralık vefât yıldönümü
  • Tasavvuf Istılâhları: Semâ, riyâ-ihlâs, niyet, hâlis mümin, dilin muhâfazası, “Mehdî sensin” çağrısı
  • Kıyamet Alâmetleri: Tabbe’tu’l-Arz; Mehdî’nin geleceği ile ilgili hadîsler

Sohbetin Özeti

6. Dergâh Sohbetinde Mustafa Özbağ Efendi; semânın Kur’ân-Sünnet dairesinde bir zevk olup ibâdet olmadığını, semâzen olmanın nefs terbiyesinin ne kadar zor olduğunu, sigara satıcısından alışverişin dâr-ı harp fıkhına göre değerlendirileceğini, gece korkularına karşı Sünnet edebini, zikrin geniş manada tüm hayat olduğunu (namaz, abdest, oruç, tefekkür, şükür) ve dar manada belirli esmâları söylemek olduğunu, tarîkat terbiyesinin güzel ahlâk demek olduğunu, “dilini koruyan dînini korur” formülünü, Müslümanların kurtarıcı bekleme tembelliğine karşı “Mehdî sensin, kurtarıcı sensin” çağrısını, Türkiye’de fuhuş yaşının 13 olduğu ve İstanbul’un %30’unun fuhuşta iştigâl ettiği gerçeğine karşın Müslümanların kurtarıcı beklemesinin ahmaklık olduğunu, parfümün alkol içermemesi şartı ile câizliğini, “ameller niyetlere göredir” hadîsini, Mekke’yi yakmaya gelen müşrik ordusu içinde ibâdet edenlerin de helâk olduğu hadîsini, “Allâh sûretinize değil sîretinize bakar” hakîkatini, ihlâsın gizli amelleri saklamayı gerektirdiğini, baba-oğul “sabah namazı” kıssasıyla övünmenin amel zayi etmesini, ihlâsın azı çok ettiğini, evdeki ve insanlar önündeki ahlâkın aynı olması gerektiğini ve nihâyetinde Hz. Mevlânâ’nın 17 Aralık Şeb-i Arûs töreni için cemâatten hazırlık beklediğini tafsîlâtlı bir şekilde açıklamıştır.


Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — 6. Dergâh Sohbeti | Video: YouTube | Playlist: Dergâh Sohbetleri Serisi