Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Meselesi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayır etsin inşâAllah. Allâh gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Bir derviş neden bisiklet sürmemelidir? Böyle bir şey yok. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi’nin zamanında bir Zakir kardeşimiz vardı. O Zakir kardeş, normalde bisiklete binmiş. Bisiklete binince de düşmüş. Düşünce de bir yerleri arızalanmış. Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin, onu diyordu. Oğlum, Zakir adam bisiklete biner mi? Neden, ne yapmam bisiklete binmiş? Böyle şey mi olur? Öyle söylerdi. Ben de onu söylüyorum. Yoksa bir derviş bisiklete binmez diye bir kaydı yok normalde. Ama bir, demek ki Şeyh Efendi için, Allâh rahmet eylesin, bir Zakir’in bisiklete binmesini hoş değil, hoş görmedi onu.

Seri sülük nedir? Bir Sûfî seri sülükünün başladığını nasıl anlar? Rüyada esme almak bunun içinde midir? Esme alan Sufinin seri sülükte ilerleme şansı nedir? En mağar’e nefis meraatip olarak hangisindedir? Seri sülük Kur’ân ve Sünnet’i düpdüzgün yaşamakla başlar. Bir kimse, bir Sûfî topluluğa katılır, oraya intisap ederse, orada dini yaşantısını devam ettirmeye başlar. Dini yaşantısını devam ettirirken oranın adat, Erkan kurallarına da uymaya başlar. Böyle olunca, bu yolun içerisinde değişik imtihanlar olur, değişik yaşanan şeyler olur. Onları göğüs gerer, mücadelesine devam eder. Onları göğüs gerip mücadeleye devam ederken de o kimse nefsiyle mücadele eder. Nefsiyle mücadele etmesi o kimsenin seri sülükte olduğuna işaretler.

İnsanlar Sûfî topluluklara bu manada nefsiyle mücadele etmek için gelirler. Yoksa nefsiyle mücadele etmeyecekse, heva hevesine devam edecekse, o zaman bir Sûfî topluluğa, bir Sûfî yoluna girmesine gerek yok. Eğer ben istediğim gibi yaşayacağım, ben istediğim gibi hayatıma devam edeceğim diyorsa, o zaman o kimsenin Sûfî toplulukta durmasına gerek yok. Sûfî toplulukta Kur’ân’a, Sünnet’e, imamların iştahatı dairesinde üstadına tabi olup, oranın adab, erkan, oranın işleri neyse riayet ederek ben nefsiyle mücadele derim. Tekrar söylüyorum, nefsiyle mücadele derim. O Sûfî toplulukta o kimse o nefsiyle mücadele esnasında seri sülük olur. Genel olarak ben bir kimse bir üstada gidip intisap edip oradan ders aldıysa, onun seri sülükünün başladığına inanırım ki öyledir.

Oradan ders aldığında onun seri sülükü başlamıştır. O yol içerisinde, hayatı içerisinde kendince ne kadar nefsiyle mücadele eder onunla yakapaça olursa, o kadar da onun seri sülükü yol alır. O nefsiyle mücadele etmek, haramlardan uzak durup ibadetleri yerine getirmek olduğu kadar, insanın güzel ahlakla ahlaklanması ve Allâh için etrafına faydalı olmasından geçer. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Bir gün Cübbeli Ahmet Hoca’nın sohbetini dinlerken, kesti kalanını CD ismi vererekten oradan dinleyebilirsiniz dedi. Dinimizde bunun yeri nedir? Parayla CD satmak, kitap satmak. Ben o gündür, bugündür onun sohbetlerini dinlemiyorum. Bu benim hiç hoşuma gitmedi. Bu alimlerde böyle bir şey var, konuyu kısa kesmek için bu meseleyi biz filanca kitapta bahsetmiştik.


2. Bölüm

O kitabımızı alabilirsiniz. Veya filanca CD’de bu konudan bahsettik, o CD’yi alıp oradan bunu, devamını öğrenebilirsiniz diye. Alimler de böyle bir tavır var, o yüzden o tavırla alakalı olmuş olabilir. Veya da CD’nin satışını düşünmüş olabilir. Normalde bir kimse kendince sohbet CD’lerini satabilir. Kendince yazmış olduğu kitapları satabilir. Sohbet ve CD’lerini satarak ondan para elde edebilir, büyük kazanç elde edebilir. Ve bunda normalde böyle yapmasında kimisi dinle sıkıntı görmemiş, sakınca görmemiş, kimisi görmüş. Biz görenlerden, sıkıntı görenlerden, sakınca görenlerdeniz. O yüzden bir kimsenin Allâh için yapmış olduğu sohbetlerin, Allâh için bir kitap hazırladıysa ondan normalde para kazanmasını uygun görmeyenlerdeniz.

Bir kimse dinin üzerinden ne olursa olsun, bir ücret, bir para, bir karşılık, bir menfaat beklememesi lazım. Bunu böyle bir menfaat karşılığında bir şey yapmaması lazım. O yüzden sûfîlik terbiyesi içerisinde bir kimse kendi dairesinde. Normalde eğer ki dinini, sufilini yaşamaya çalışırken onu rant’a çevirmemesi lazım. Bir kimseye ayağa kalkılması dair ranttır. Bir kimse ayağa kalkılsa onun için dair ranttır. Bir kimse ona bir öncelik tanınsa onun için bile ranttır. Önce yemeği ona götürseler bile, onun için bile ranttır. O yüzden bir soğuk su getirseler ona, onun için bile ranttır. Bir kimse bir sohbetinin, zikrinin, çavuştuğunun, zakirlinin, halifelinin, şehliinin karşılığı bu olmaması gerekir.

O yüzden normalde bu seri sülükte bu çok önemlidir. Birisi onun önünde el pençe, divan durmasını istiyorsa, önünü ilikleyip boynunu bükmesini istiyorsa bu bir ranttır. Bu Allâh için yapılmış bir şey olmaktan çıkar. hizmet edeceksiniz, hürmet edeceksiniz, şunu yapacaksınız, bunu yapacaksınız. Bu sûfîlik terbiyesinin içerisinde o kimsenin istemesi doğru bir şey değildir. Hatta yapmaya kalkarlarsa bunu engellemeye, bunu önlemeye çalışacak. Bunu engellemeye, bunu önlemeye çalışmazsa o kimse oradan nemalanıyor, oradan rant elde ediyor demektir. O yüzden bunu normalde bir nefis terbiyesi gibi görmeli, insanlar bundan uzak durmalı. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir yerden bir yere giderken önde bile yürümezdi.

Ashabın arkasına gider, hadi siz yürüyün derdi. Normalde bu bize bir örnektir. Bir şataata düşme, bir şatafata düşme, bir gösterişe düşme, sanki böyle bir şey olacakmış gibi böyle bir şey yapmak çok uygun değildir. Ama savaş esnasında, savaş esnasında bir komutanın askerinin başına geçmesi, önünde savaşması, önce canını, onu feda etmesi, önce onun yakapaça olması caizdir, evladır. Sancağı alan kimsenin önünde yürümesi, bayrağı alan kimsenin önünde yürümesi, savaş meydanına çıkıp o kimsenin meydanda düşmanlarına karşı şatahat yapması, şatafat yapması caizdir, evladır. Neden? Düşmana güçlü göreceksin, düşmanı korkutacaksın. Bu kibir değildir. Burada kibir değildir, şatahat yapması, şatafat yapması, düşmana karşı böyle debdebeli davranması, bu savaş meydanında müsaade edilmiştir. meşhurdur ya, Hz.


3. Bölüm

Ali radıyallâhu anh hazretleri çıkar, ben ki der, başlar, başlar dökmeye. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri arkadan der ki, eğer savaş meydanında olmasaydı Ali helak olmuştur. O yüzden savaş meydanında düşmana karşı, kibirlenenlere karşı, kibirlenmek, kibirlene karşı şatahat yapmak, seni böyle kibriyle dövmeye çalışan bir kimse, kibriyle cevap vermek caizdir, savaş meydanda. Bu isterse günlük yaşantının içerisinde dinden imandan uzak, Müslümanları horhakir görmeye çalışan, sufileri horhakir görmeye çalışan bir kimse olsun. toplulukta o sufiyi horhakir görecek. Toplulukta Müslümanları horhakir görecek. Burada bir kısmı susmuşlar, ben susanlardan değilim. Burada Cenâb-ı Hak’ın şeriatın vermiş olduğu hakkı kullanaraktan o sufili, dervişli, Müslümanlığı, müminliği orada hiç kimseye ezdirmemen.

Orada sahip olduğum, içinde bulunduğum misyonu temsil etme noktasında insanların sufili, dervişli, Müslümanlığı, müminliği ezdirmeme adına ben şatahat şatafat yaparım. Ben kibirlenene kibirlenirim o esnada. Sen kimsin derim. Bakın sen kimsin derim. Senin kilon kaş para derim. Otur Müslümanlar hakkında ileri geri konuşma derim. Otur sûfîler hakkında ileri geri konuşma. Senin abdestin bile yok derim, derim. Ben orada susmam. Susmamayla alakalı cevaz var mı? Var. Fetva var mı? Var. Hadîs var mı? Var. Bir kimse makamından korkabilir, mevkisinden korkabilir, işinin bozulacağından korkabilir, Darülhart diyebilir, ya ben şimdi bunu konuşmayayım diyebilir, kendince orada bir strateji yapıp susabilir mi?

Susabilir. Buna da fetva var mı? Evet. Ben susmayı yayılamam. Allâh affetsin. Bu uygun mu? Evet. Ama öbür türlü mesela bir kimse Ya sen bu malı vermiyorsun ama benim kim olduğumu biliyor musun? Bizde yanlış olmaz. Biz filanca yerin dervişiyiz. Yok ranta çevirme. Dervişliğini kullanma. Sen filancayı tanıyor musun? tanıyorum. Bizim kardeşimiz olur. Biz de onlardanız. Yapma. bir zekat toplayıcı çıkıyor ya, zekat toplayan, zekatını toplayıp geldiğinde diyor ki bunlar zekatlar, koyunların bir kısmını, bunlar da diyor benim hakkım diyor. ona hediye etmişler onları. Allâh Resulü her şeyi bırakıyor, hemen hutbe çıkıyor. Size ne oluyor ki diyor. Sen zekat memuru olmamış olsaydın sana bu hediye gelecek miydi?

Gelmeyecekti. Sen zekat memuru olmasaydın sana birisi senin cebine bir şey sıkıştıracak mıydı? Hayır. Hemen müdahale ediyor ona. Ha o zaman bir kim bilir, bir kim bilir. Ha o zaman bir kimse dini hayatının içerisindeki konumunu, durumunu kendine rant’a çevirmeyecek. Seni rüyada gören olur, halinde gören olur, dervişlik bu, sûfîlik. Bir başkası görebilir, kibrine düşme, yanlışlığa düşme, tokadı yersin. Kendini bir şey zannetme, tokadı yersin. Kendini oldum davasına güçme, tokadı yersin, yersin. Nereden geldiğinde şaşırırsın, ne yapacağını da şaşırırsın, dağılır gidersin. Üç kişi, beş kişi seni rüyanda görür şaşırırsın, Allâh muhafaza eylesin. Onu böyle rant’a çevirdik. En önemli şey, bakın Allâh bizi affetsin. benim sûfîlik hayatımın içerisinde 30 yıldır tespit ettim, en önemli bir şey.


4. Bölüm

Bir kimse sufiliğini, dervişliğini kendi üzerinde rant’a çevirdiği anda perperişan olur. Parçasını bulamazlar. Parçasını bulamazlar. Parçasını bulamazlar. Etrafındaki insanların hürmetine bakan, sevgisine bakan, etrafındaki insanlarının ona olan saygısına bakan yanılır. Allâh muhafaza eylesin. Birkaç kişi seni rüyasında görür, sakın ha yanılırsın. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden en önemli nefis mücadelesi bence bu zamanda odur. Geçmiş zamanlarda da olmuş. İnsanların dervişliğini rant’a çevirmesi. Etrafındaki arkadaşların, kardeşlerin ona saygı, hürmet, hizmet, ip gibi olması. Allâh muhafaza eylesin. O kimse kendisi istedi mi kendisine, o tabiri caiz imamın kayına binmiş gidiyor. Allâh muhafaza eylesin.

O yüzden normalde bunlara dikkat etmek lazım. Ama normalde işte, böyle genelde medreseden gelme hoca takımı, CDs’ini satmayı, kitabını satmayı, böyle şeyleri severler. gerçek o sûfî terbiyesi gören kimseler Allâh için yaşarlar, Allâh için konuşurlar, Allâh için söylerler, Allâh için hareketlerini yaparlar. Size de tavsiyem o, Allâh için yaşayın. Allâh için nasihat edin, Allâh için kardeşlerinizi sevin. Allâh için arkadaşlarınızla iyi ilişkiler içerisinde bulunun. Gelir geçer her şey. Allâh için durursanız, Cenâb-ı Hak size yardım eder, sabit olursunuz. Allâh için olursanız yıkılmazsınız. Allâh muhafaza eylesin. Allâh için olmayan şeyler yıkılmaya, dağılmaya, çürümeye mahkûmdurlar. Kur’ân ve Sünnet’e uymayan, Kur’ân ve Sünnet’ten doğrusunu delil olarak almayan birey, aile, topluluk, sûfîlik, yol dağılmaya mahkûm olur.

Bakın dağılmaya mahkûm olur. Bir Kadiriler topluluğu sıkıntı yapar orada, merak etmeyin. Abdülkadir Geylangı Hazretleri’nin yoluna bir şey olmaz. Olan onlara olur. Adına biz Rufay diyelim, Bedevi diyelim, Dusiki diyelim, Şazeli diyelim, Mevlevi diyelim, Nakşibendi diyelim. Bu yollara bir şey olmaz. O yolun içerisindeki topluluk, o yolun içerisindeki şahıslar, yola aykırı işlemler, yola aykırı hal ve hareketler yaparlarsa zarar kendilerine başka bir kimse olmaz. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Bosna Mesudiye tekkesinde yapılan icazet videomuzu izledik. Bu icazet sadece Bosna’daki kardeşler için mi yoksa tüm dergamız için geçerlimidir. Bütün dergâh için geçerlidir. Normalde bir dergahda bir yerde bir kimseye icazet verilirse sadece o kimseye geçerlidir diye denmez.

Bir yerde bir kimseye nakiplik icazeti verildi. O kimseye nakiplik icazeti verildi. O kimseye nakiplik icazeti verildi. O kimseye nakiplik icazeti verildi. İnce keçi derisinden mest olur mu? Mest hakkında bilgi verir misin? Mest ayakta durması gerekir. Mestler üstüne mest edebilmesi için bir kimsenin hanefilerce o mestin ayakta durması gerekir. Mestin ayakta durmasını anlıyorsunuz değil mi? Tamam. Bakın bu mest ayakta duruyor. Mestin ayakta durması bu. Çorap mest var. Çıkar. Çorap mest değil mi? O da mı ayakta duruyor? Ayakta durmayan mest olan var mı ayağında? Yok. Mesela bu ayakta durduğu müddetçe buna mest üzerine mest etmek dediğimiz şey olur. Ayakta duruyor bu. Ayakta durmazsa. çorap mest diyorlar ya böyle.


5. Bölüm

Ayakkabılarının içerisine giyiyorlar veyahut da böyle kışları giyiyorlar. İncecik bir mest. Ayakta durmuyorsa ona mest edilmez. O yüzden ince keçi derisiymiş. Yok ince koyun derisiymiş. Önemli değil o. Önemli olan mest üzerine mest edebilmesi için bir kimsenin mestin ayakta durması. İki, içine su almaması gerekiyor. O yüzden hanefilerce ince çorapların üzerine mest edilmez. Ama kalın keçemsi eskiden çoraplar vardı. Kalın keçemsi çorap. Keçemsi dediğim çok sık örgü. Ayakta duruyorsa, altına da su geçirmiyorsa onun düzenine mest edilebilir kısaca. İman edenler azdır bu ayetteki mana nedir? Evet çok azınız iman eder diyor ayeti kerimede. İman ateşten koru gibidir çünkü. Her dönem ateşten koru gibi olmuş.

Hadîs-i şeritte var ya, ateşten koru gibi. Elinde tutanın eli yanar, atan dinden imandan olur der. İman böyle ateşten koru gibidir. İnsanın nefsine acı gelir, nefsini böyle zor gelir. Tabiri caizse nefsini bayıltır, yoldan çıkarır iman. Bu iman hakikat noktasında işlenmeye kalkılırsa o kimsenin nefsine ağır gelir. Hanefiler imanı kendilerince bütün almışlar, amelden ayırmışlar. Mesela Şafi Maliki Hanbeli amelden ayırmamış. Amelden ayırmayınca bir kimse farz olan bir şeyi yapar. Hatta hadîs-i şeritte diyor gömlek gibi o kimseden iman çıkar gider. Bir kimse zina ederse, bir kimse içki içerse, iman-ı şeritte yapamaz. İman-ı şeritte yapamaz. İman-ı şeritte yapamaz. İman-ı şeritte yapamaz. İman-ı şeritte yapamaz.

İman-ı şeritte yapamaz. Bir kimse içki içerse, iman üzerinden diyor onun gömlek gibi çıkar. Bir kimse hırsızlık yaparsa, bir kimse içki içersen, kumar oynarsa, o günah-ı kebaileri sıralamışlar, büyük günah-ı kebaileri ve hadîs-i şerifler de var bu manada, o kimsenin üzerinden iman, gömlek çıkar gibi çıkar der. Allâh muhafaza eylesin. E şimdi öyle olunca, çok azınız iman etti. Âyet-i kerimesinin manası olmuş oluyor. Bir kimse haram, ben harama bulaşmam deyince, ortalık yanıyor şu anda. Haram bunu yapma diyorsun, ortalık yanıyor. Ya bu günah-ı kebaileri dediğinde ortalık yanıyor. Çoluk, çocuk, kadın, erkek, anne, baba, kardeş, eş, dost hiç önemli değil. Bu haram dediğinde, yapma bunu dediğinde, bunu yaparsan sıkıntı var dediğinde yanıyor ortalık.

Bakın ortalık yanıyor. E kolay değil, iman ateşten bir kor. Allâh muhafaza eylesin. Kaderi biz mi yönlendiriyoruz, yoksa Allâh’ın yazdığı kaderi mi yaşıyoruz? Eğer Allâh’ın yazdığını cevri bir şekilde yaşıyorsak, o zaman neden bizi hesaba çeksin? Neden bizi bu konuda sorumlu kılsın? O zaman oturdu, benim ne yapacağımı yazdı, ben onu yaşıyorsam, o zaman beni neden sorumlu kıldı ki? Neden hesaba çekiyor ki beni? Neden yeryüzüne dünyaya gönderdi ki beni o zaman? Yok, eğer öyle değil de, benim ne yaşayacağımı biliyorsa, bu onun bilgisiyle, ilmiyle alakalı, ilminin sonsuzluğuyla alakalı. Kaderi ben mi yönlendiriyorum? Ben kadere iman ettim, kaderin ne olduğunu bilmiyorum. Sana kaderden sorarlar, onu Rabbim bilir de diyor.


6. Bölüm

Öyle olunca benim onun hakkında bir bilgim yok. İmam Azam Hazretleri o karanlık bir odadır diyor, kaderle alakalı. Başka diğerleri demişler ki, dilimizi Allâh korusun bizim onun hakkında konuşmakla alakalı. Biz kaderin varlığına iman ettik, bir kader var, biz onun ne olduğunu bilmiyoruz. İşin doğrusu ben onu hiç araştırmak da istemiyorum, beni de çok ilgilendirmiyor. Ben kendimce hayatımı yaşamaya gayret ediyorum. Benim sorumluluğum ne? İman edip salih ameller işlemek. Benim sorumluluğum bu. Benim sorumluluğum iman edip salih ameller işlemek. Haramlardan uzak durmak, Allâh’a yakinlik peyda etmeye çalışmak, nefisle mücadele etmek. Benim sorumluluğum bu. Ben yarın ne yaşayacağımı merak etmiyorum.

Ben bir saat sonra ne yaşayacağımı merak etmiyorum. Veya bir derviş kardeşin de ne yaşayacağını merak etmiyorum. Ben bunları haddi aşmak olarak görüyorum, cahillik olarak görüyorum. Ben üç yıl sonra ne yaşayacağımı öğrenmek için çaba sarf etmiyorum. Bunlar haddi aşan şeyler. Veya hatta insanlar mesela bekarlar kendi kendilerine otururlar ya, derler böyle kimle evleneceğim uğraşır ya, haddi aşmak olarak görüyorum bunları. Beni ilgilendirmez beş gün sonrası. Üç gün sonrası, bir gün sonrası, beş dakika sonrası. Bugün Perşembe ben Allâh rızası için, Allâh için geleceğim, Allâh’ı zikredeceğim. Burada da birkaç kelime sorarlarsa ben de bildiğim kadarıyla Allâh için onlara cevap vereceğim. Buradaki arkadaşlar beni beğenecekmiş, beğenmeyecekmiş, kabul edecekmiş, etmeyecekmiş, bu Allâh’ın işi beni ilgilendirmiyor.

Ben bildiğimi ve kalbime geleni burada aktarmaya çalışıyorum. Üç yıl sonra ne olur, bir şey diyemem. Beş dakika sonra ne olur, bir şey diyemem. Hayatım boyunca bunu hiç araştırmadım. Millet istihare yapar, kimle evleneceğim diye. Hayatta yapmadım. Millet istihare yapar, ne iş yapayım diye. Hayatta yapmadım. Millet istihare yapar, ne iş yapayım diye. Millet istihare yapar, ne iş yapayım diye. Hayatta yapmadım. Adam ev alacak, istihare yapar. Ondan sonra ev alayım mı, almayayım mı? Araba alacak, istihare yapar. Alayım mı, almayayım mı? Bir şey alacak, istihare yapar. Alayım mı, almayayım mı? Bir şey yapacak, yapayım mı, yapmayayım mı, istihare yapar. Yapar, yoldur. Hayatta yapmam. Dakikada alır, dakikada satarım.

İşime gelirse alırım, işime gelirse satarım. Hiç. Ben bunları hep böyle haddi aşmak olarak görüyorum. Ben Allâh’a iman ettim. Ona güvendim, ona yaslandım. Ona dayandım. Ona dayandım. Önüme ne getirecekse getirecek eğer o getirecekse. Eğer önüme gelen şeyleri de o getirdi diye de bakmam. Derim ki benim nefsimin ürünü. Ben hata yaptım, ben kusur ettim. Ben yanlışlık yaptım da bu benim önüme geldi. Bitti, ben öyle düşünürüm. Ben öyle büyük bir kul değilim, öyle çok önemli bir kul değilim ki Cenâb-ı Hak benim için Rusisi paketlenmiş, hazırlamış bir imtihan benim önüme koysun. Ben kimim? Rusisi imtihana tabi tutulacak kadar önemli bir kimse olduğumu düşünmedim hiç bugüne kadar. O peygamberlere yapar onu.


7. Bölüm

O büyük velilere, büyük kutuplara yapar onu. Biz kimiz ki? Allâh bizi affetsin. Bizim onlara gücümüz yetmez zaten kaldırmaya, onlarla mücadele etmeye. Onu yaşamaya, Allâh muhafaza eylesin. Biz nasıl güç yetiştirelim Eyüp gibi hastalıklara, İbrahim gibi ateşe atılmaya, Yusuf gibi kuyulara düşmeye, Musa gibi Firavun’la mücadele etmeye, İbrahim gibi Nemrut’la mücadele etmeye. Allâh muhafaza eylesin. Bu zaten o kimsenin o zaman eneğe benliğe düştüğüne gösterir. Rabbim muhafaza eylesin. Veyahut da bazı sûfîler derler ya imtihanın büyüğü bize gelir. Ay mâşâAllah büyük insansın ki büyüğü gelmiş sana. Allâh muhafaza eylesin. Ne çabuk büyüdün. Büyümüş arkadaş. O sınıf geçmiş. Allâh korusun, Rabbim muhafaza eylesin.

O yüzden kaderin varlığına iman ederiz. Ona iman ederiz. O kadar. Kader vardır, ona iman ederiz. İçinin ne olduğunu bilmiyoruz kardeşim. Bizim yaşadıklarımız bizim kendimizle alakalı. Onun hesabını Allâh’a biz vereceğiz çünkü. Sorumluluğu bize ait. Derse gelip gelmeme sorumluluğu bize ait. Zikrullah’a gelip gelmeme sorumluluğu bize ait. Allâh’ı zikredip zikretmeme sorumluluğu bize ait. Allâh sorumluluklarını yerine getirenlerden eylesin. Âmîn. Hazreti Mehdi Aleyhisselâm neden bulunamıyor? Allâh neden bulunmuyor ki bir sürü Mehdili’ni ilan eden insanlar var. Bizim Ali Karadağ’a dair bir ara bulduydu Medine’de, Mekke’de. Ali Mekke’de miydi, Medine’de miydi o? Karadağ. He? Mekke’de miydi o? Herkes senin adını söyleyecek.

He. Senin bu konuda bir dahlin yok yani. Ha Hollandalılarla beraber, Hollandalılar var işin içindir. Bizimkinler de var. He. Evet. Şimdi böyle zaman zaman Mehdi Şah’i hayalini yapan insanlar var. Evet. Şah’i hayalini yapan insanlar var. Evet. Şimdi böyle zaman zaman mehdi şa’i hayalları çıkıyor ortalığa. Bir kimse de bakıyor orada o şa’i’ye güzel mehdi derse de tutacak mehdi diyor. Kafası yerinde değil ise ertesi gün değilim diyor ertesi gün mehdi diyor öyle hayatı devam ettiriyorlar. Yıllardan beri de söylüyoruz biz yapmayın etmeyin eylemeyin kanmayın bu tip insanlara diyoruz yok insanlar kanıyorlar. Adnan’ı mehdi yaptılar Fethullah Gülen’i mehdi yaptılar ondan sonra Evran’a solu o Resul adamın makamını indirmiyor ne kadar.

Duymasın adam çarpar seni oralardan bak mağazalarla. Adam Resul mehdiliği konuşuyoruz şimdi. Evran’a solu mehdi değil o Resul adam. Kitabı bile var adam. Bir müride öyle diyor ya diyor sen nereden biliyorsun onu diyor biz bilmiyoruz diyor görmüyor musunuz dedim o yüzden. Adamın internette kitabı var dedim. O Resul makamı indirmeyelim şimdi mehdi bir sürü var. Onlar ölüyorlar çıkıyorlar. Mesela Necmettin Erbakan’a bile mehdi dediler. Necmettin Erbakan’a bile mehdi dediler. Sağlığında dediler. Bediüzzaman Sayyidi Nursi’ye mehdi dediler. Bediüzzaman kendi kitaplarında beklenen mehdi ben değilim diyor. Ama arkasından gelenler oydu diyor. Ya adam kitabında ben değilim demiş. Tevazu yaptı diyor ne mehdi bekliyorsunuz ki siz diyor.

Bunu Risaleci söylüyor bana. Ya ben beklemiyorum dedim. Benim öyle bir beklentim yok. Ben iman ediyorum inanıyorum. Bir mehdi gelecek kabul ettim. Bu konuda bir tereddüdüm yok hiç. Ama Şuna dikkat ediyorum adı diyor adı Benim adımdan olacak. Annesinin adı benim annemin adı babasının adı da diyor benim babamın adımdan olacak. Sonradan yalnız nüfusa gidip mahkemeye verip isim değiştirmekle olmuyor bu işler. Gidiyor millet ismini değiştiriyor mahkemeyle. Adamın herhangi bir ismi var mesela gidiyor o ismini böyle insanlara carcaflı gelecek böyle cezbetecek dini bir isim buluyor kendince mahkeme kararıyla değiştiriyor. Mesela örneğin Halit’in ismi Halit belli değil mi? Mesela örneğin Halit’in ismi Halit belli değil mi?

O gidiyor mahkemeye veriyor mesela sıralatır bir sürü daha isim Bir bakıyorsun halit’in ismi değişmiş Ya Halit ismin güzeldi filan yok Kardeşler rüyalarında görmüşler beni bu isimle Manen emir geldi ismini değiştirmekle alakalı Allâh Allâh o toplantıda adamın ismi değişti herkese ilan edildi Şehirlere halifelere Adamın ismi başka bir şeydi mesela Şey oldu Ömer oldu Ondan sonra bir dahaki toplantıda adam bir makam almış o makam da kondu önüne Bir dahaki toplantıda bir makam dağıldı bir dahaki toplantıda bir makam dağıldı Hatta ben böyle bu işin sekreteryalığını yapan Ankara’da Nakşibendi Şeyh’i Baran Efendi vardı ona dedim ki Dedim efendim bu iş daha da uzuyor ne oldu Ömer, Faruqi, El-Fisani, Mücedidi, El-Fisani, El-Hac, El-Hafız, El-Mimam ne, böyle devam ediyor.

Yok sıralayamazsın zaten Bizim Hakan dedi ya şöyle bir ismin yok senin dedi Biz Konya’ya da oradan Yunan’a geçecek, Konya’da böyle kutlu doğum afişleri var bir kimsenin böyle afişini asmışlar El-Bimam ne, El-Bimam ne, El-Bimam ne, El-Bimam ne ben de gözümün ucundan gördüm Hakan söyleyince Ona dedim başka bir şey görmüyor mu, bunu mu gördüm dedim ben Ya dedi Hacim dedi senin de böyle bir ismin olması lazım bu ne bu dedi Mustafa Özbah dedi Ne önünde var bir şey ne arkasında dedi Sana da dedi yapmamız lazım El-Hac, El-Şeh, El-Bimam ne, El-Müceddid, El-Mimam ne, bul sevi Böyle baktım Sen dedim benim ayağımı kaydırmaya niyetlisin herhalde dedim Şimdi o böyle şey geliyor insanlara tatlı geliyor böyle ismini değiştirmeye başlıyor Gelecek vaat ediyor o yüzden o ismini değiştiriyor Mehdilerde var bu kendilerini Mehdi yapacak olan ama anasının babasının ismini değiştiremiyor Kendi ismini gidiyor değiştiriyor ama anası ölmüş babası ölmüş eyvah onu nasıl değiştirecek onu değiştiremiyor O kalıyor Allâh bizi affetsin Neden bulunamıyor demiş bulunur inşâAllah arayın Yalnız mı yaşıyor ailesinden ve yakınlarından ayrı mı yaşıyor Tabi bir ara İstanbul’da filan delilince ben dedim Mehdi madem çıkmış İsa nerede dedim Öyle ya madem Mehdi var İsa Aleyhisselâm nerede Arda ardına çıkacaklar çünkü Ondan sonra sohbette cevap geldi İsa Aleyhisselâm İstanbul’da kendinden habersiz Sokaklarda böyle tabiri caizse Mecnun bir şekilde yaşıyormuş Dedim tamam ya Kendinden habersiz yaşıyormuş Mehdi kendinden haberli televizyonda o Ama İsa kendinden habersiz Hala da yaşıyor baya da beri Bunun kardeş soruyor ya Ne ayrı mı yaşıyor diye bunu gidip sormak lazım şimdi ceza indi ama İlan eden oydu Kendisi seyit midir evet kendisinin de seyit olduğunu söyledi Tabi onun böyle mehdi olduğunu destekleyen şey dedi ne o Şeyh Ahmet Yasin Bursa’vi var ya Bursa’nın medarı iftarı O da onun böyle mehdi olduğunu savunuyordu çok söylüyordu Ama şimdi en büyük eleştiri ve hakareti yapıyor tabi o Demek ki yanılmışlar o değilmiş Bu mehtilik konusunda çok gizlilik ve kapalılık var yok Hadisler var Açın kütübüsü de okuyun mehtilikle alakalı hiçbir şey kapalı değil Allâh Celle Celaluhu mehtilikle alakalı Bu konuda çok kargaşa var asılsız bilgiler var İnternetten uğraşmayın gidin bir hadîs kitabı alın evinize Tirmizi alın Ebu Davut alın Müslüm alın Riyaz Salih’in alın Kütübüsü diye alın Uğraşmayın Kütübüsü diye alın Uğraşmayın internette bu tip şeylerle Çarpıtma çok fazla internetteki bilgilerde Adam orada ilave ediyor çıkarıyor kafasına göre yorum yapıyor Elinizin altında olsun diyorum ya bir Riyaz Salih’in olsun Bir Tirmizi olabilir Ebu Davut olabilir Buhari olabilir harika Biraz uzun geniş ama Bakabilirsiniz veya bir Kütübüsü de olabilir oradan bakın Bunun saklı gizli bir yok Hep tarih veriyorlar mesela 2019 ve 2020 yılını veriyorlar Onun huzurunu nasıl anlayacağız Gerçekten beklenen lider evlenecek mi yoksa bekar mı görevine devam edecek Allâh selametli karsın size Ümmet-i Muhammed’in içerisinde gene bir şaiye çıkmış demek Ben yeni Müslüman olduğumda yeni böyle dergaha girdiğinde bir hurya vardı bizde de kaçtı 1996 mıydı Ahmet 96’da bekliyordu herkes Onun olsun 96’da Mehdi çıkacak iş bitecekti Tabii bekleyenler de bunun belli işaretlere bağlıyorlardı Şeyh Efendi hazretlerinin gördüğü bir rüyaya bağlanıyordu Mehdi’yi kucağına vermişler rüyasında rüyamda diyor şu yaştaydım Mehdi de kucağıma geldiğinde bu yaştaydı 40 yaşında olunca şu sene zuhur edecek diye bekleniyordu 96’dan tehir oldu 98’e Ondan sonra tehir oldu 2001’e Sonra Şeyh Efendi’nin bana söylediği şey şu oldu Mustafa Efendi bir daha asla tarih vermeyeceğim ama Bana söyledi Tabii bir kimsenin şeyhinin lafının üzerine laf koyulması uygun değildir Gördüğü rüya vardır gördüğü hal vardır O gördüğü o gördüğü hali öyle yorumlamıştır Onun kendince doğrudur Onu bir kimsenin üstadına kalkıp da bu böyle zuhur etmeyebilir bu böyle zuhur etmez Sufilikte bu adab bu erkan yoktur Bir şey demezsin diyemezsin de susarsın beklersin O yüzden normalde arkadaşlar bana sorduklarında bana sormayın Ben bu konuda bir şey söylemeyeceğim Şeyh Efendi böyle diyor inşâAllah onun rüyası tecelli eder bizde görürüz diye Ben söylerdim ben hala da kendi sağlığımda benim bu inancım kendi içimde Ben sağlığımda Mehdi’yi göreceğimi inanıyorum Cenâb-ı Hak bize inşâAllah onu bahşetsin İnşâAllah biz ona yetişelim Cenâb-ı Hak o kurtuluşu bize göstersin inşâAllah Bizim temennimiz dua mız niyetimiz bu ama sağlığımızda zuhur eder etmez olur olmaz bu ayrı bir mesele bu ayrı bir tartışma Ama bir tarih ben tarih verebilecek noktada değilim ben öyle dedim ya kaderi araştıran gaybı araştıran 10 yıl sonra ne olacak diye bakan bir kimse değilim Allâh bizi affetsin Cenâb-ı Hak cümlemizi korusun inşâAllah Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha Âmîn


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı