1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlayılesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlayılesin inşâAllah. Çok tefaratlı olmasa da küfürle alakalı dersi bitirdik. İnşaAllah önümüzdeki zamanlarda biraz daha tefaratlı yapmaya çalışırız. İkinci büyük günahı kebailerden riyâ bu akşam ki dersiniz. Riyanın da haram olduğu hem âyet-i kerimeyle hem Peygamber’in hadisleriyle kesin ve sabittir. O yüzden riyanın haramiyetinin üzerinde şek şüphe yoktur. Bir kimse riyanın haram olmadığına iddia etse veya böyle bir şey söylese o kimse küfre düşmüş olur. Ma’ûn Sûresi âyet 6. Onlar gösteriş yaparlar. Riyayla alakâ riyayı açıklayan, bu noktada riyanın haramiyetini bize bildiren âyet-i kerimelerin başında geliyor.
Onlar gösteriş yaparlar. O zaman dinde gösteriş yapmak, gösterişe düşmek, gösteriş için ibadet etmek, gösteriş için bir şey yapmak Allâh muhafaza eylesin riyâ olmuş oluyor. Yine Rabbine kullukta ona hiç ortak koşmasın. Kev Sûresi âyet 110. Bu da ibadetlerde yapılan bütün fiiliyatlarda Allâh’tan başkasını ortak koşmamak bir işe. Şimdi gösteriş yaparlar olunca o gösteriş ortaklık olmuş oluyor ibadete. devlet başkanına gösteriş, parti başkanına gösteriş, kaymakama valiye gösteriş, sûfîler şeyhine gösteriş, zâkerine gösteriş. Veya zâkirler, nâkıblar, çavuşlar, gösteriş, bir kimse bir ibadeti yaparken gösteriş yapmak, fî sebîlillah Allâh için yapmamak, zikrullahı Allâh için yapmamak, gösteriş yapmak, namazı Allâh için kılmamak.
Görsünler, filanca görsün, fişmanca görsün, evlenecek olduğum kızın kayınpederi bu camide, beni orada görsün, evlenecek olduğum adamın annesi derse gidiyor, ben de o derse gideyim, o beni orada görsün, derse gittiğimi görsün. Gösteriş, zekatı verirken gösteriş yapmak, vay ne kadar çok zekat dağıtıyorlarmış desinler, vay zekatını şöyle yapıyormuş desinler, gösteriş, bu son dönemlerde eleştirile eleştirile artık öyle kalmadı, var ya kamyonların üzerinden zekat dağıtıyor, atıyor, millet de yağmacılar gibi etrafında. Gösteriş, veya bir iş adamı örneğin, tırın önüne yazıyor, filanca kimsenin zekatıdır veya hayır hasenatıdır, tır o kimsenin köyüne gidiyor, o kimsenin köyünde şey dağıtıyorlar, erzak dağıtıyorlar, işin en ilginç noktası da buraya geldi. bütün millet şeyinde, ne o, zekatını erzak olarak dağıtıyor artık, başka bir şey aklına gelmiyor, zekatı para olarak dağıtmak aklına gelmiyor, para olarak dağıtırsa belki de çok verecek çünkü, bir kamyon zekatı doldurunca 10 milyar lira, o halbuki vermesi lazım 200 milyar, 300 milyar, 400 milyar zekat vermesi lazım, hesapladığında normalde örneğin atıyorum işte, adamın 100 milyar 200 milyar zekat verecekse, adam 10 milyar 15 milyar lira kapattı, ne oldu 200 kişiye erzak dağıttı.
Ya milletin ne o pirince mi ihtiyacı var, bulgura mı ihtiyacı var, yoksa doğal gazı mı ödenmemiş, elektri mi ödenmemiş, kirası mı ödenmemiş veya çoluğuna çocuğuna bir kıyafet mi alamamış, ne eksiği var bilmiyor ama zekat dağıtacak ya anlaş bir tane marketle, markete de 5 aylık 6 aylık çekiver, onun sona erzak dağıt milletin önüne dağıt, ne oldu zekat dağıttı, dağıtırken de gösteriş yapın, gösteriş, her gösterişte bu manalar, dini ibadetlerle alakalı her gösteriş, her gösteriş, rüya, birisi görsün, birisi bilsin, birisi duysun, rüya, ya bugün sabah namazını kıldıktan sonra, sabah namazını kalkmışsın, matah bir iş işledin, öğlen namazını kıldıktan sonra, tamam öğlen namazını kıldığını söyleyecek illaki, ya ben de 5 vakit namazı kaçırmam, ha iyi, sordurduk sana kaç vakit namazı kaçırıyorsun, kaç vakit kaçırmıyorsun diye, gösteriş, filancı yere zekat verirken, gösteriş, fişmancıya böyle yardım dağıtacağım zaman, gösteriş, bunu bir tek, Allâh affetsin, böyle konuşmak istemem ama peygamberlere, halifelere, alimlere, şeyhlere müsaade edilmiş bu, teşvik amaçlı, insanları ibadete teşvik amaçlı, insanlara bir amele, bir fiiliyata teşvik amaçlı, bir tek bunlar yaptıkları iyi amelleri, yaptıklarını söyleyebilirler, ders olsun diye, ölçü olsun diye, hikmet olsun diye, işaret olsun diye, feyz olsun diye, öğrenilsin diye, öğrenilsin diye, geri kalan hiç kimseye yapmış olduğu ibadetleri dile getirmek müsaade edilmemiş, getirme dile, söyleme, bir toplumun içerisinde anla onu, gösteriş, illa ki rüyasını anlatacak, gösteriş, herkes duysun onun rüyasını, ne mübarek insan o, onun halini herkes duyacak, gösteriş, o bir şey yapmış, herkes duymalı onun yaptığını, herkes bilmeli, o mukaddes bir adam, gösteriş, Allâh muhafaza eylesin, sûfîler iyiliklerini gizlerler, bunu dillendirmezler, nafilelerini saklarlar, yolumuzun adabı budur, nafile ibadetini saklarsın, bunu dile getirmezsin, bunu anlatmazsın, farzlar açıktır, aşikardır, farz saklanmaz, bizde desturdur bu, yolun kaidesidir, bir kısım sûfî topluluklar vardır ki onlar farzları da saklarlar, bu sünnet-i resûlullâh da yoktur salallahu aleyhi ve sellemde, biz farzları saklamayız, asla, ama birisini bir şey öğreteceksek öğretme maksadıyla, öğretme maksadıyla, orada nafile kılınabilinir, o topluluk evvab-i namazını bilmiyor, akşam namazından sonra 6 rekat, 2 ile 6 rekat arasında kılınan namaz, mümkünse dünya kelamı konuşmadan, Hz.
2. Bölüm
Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri akşamın farzını kılar, ondan sonra evine gelir, evine geldiğinde 2 rekat sünnet kılar, 2 rekat sünnet kıldıktan sonra normalde nafile bir namaz kılar, ardından 2-2-2 veya 1-4-1-2 tekrar namaz kılardı, sordular bu ne namazı, evvab-i namazı dedi, evvab-i namazı, bunu o kimse bir yerde zakirdir, bir yerde çavuştur, örneğin işte, o şey efendidir, oradaki insanlar o namazı bilmiyordur, oradaki insanlara o namazı tebliğ etmek için kılar ve hatta derviş kardeşlerinden birisidir, oradaki insanlar o namazı bilmiyorlardır, o namazı bilsinler, öğrensinler diye oradakiler, burada maksat insanlara bir şey öğretmek, bakın, burada maksat o evvab-ini de kaçırmıyor, bu değil, ve hatta dervişler toplanmışlar, akşam yemeği yenecek, bizim dervişin birisi evvab-i kılıyor, ardından kabir nur kılıyor, herkes onu bekliyor, ne?
Yemek yenecek, ama bizim ağır derviş var ya bir tane orada, o böyle ne, takva ne takva, değil, sen arkadaşlarını bekletme, sofrayı bekletme, sen sonra evvab-i namazını gecesen tehecühten sonra bir 6 rekat kıl, ne kadar tehecüht kılıyorsun, 6 rekat, 6 da evvab-i niçin kıl, 12 rekat o gece kıl, orada milletin önünde kılma, öğle namazının son 2 rekat sünnetine her daim 4 mu kılıyorsun, hayır, yanına 2 kişi gelince 4’ler, aa ne oldu, ne takva adamı oldu ya, mâşâAllah subhanallah, ya veya yasli ne yapıyor, farz vacip yapıyor, yanına 2 kişi gelince o sünneti de kıldı, son sünneti de kıldı, kıldı da kıldı, ya bir gün önce farz vacip yaptın ya, yanına bir kişi olunca mı doldurdun her tarafı, Allâh muhafaza eylesin, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol, mümkünse nafileleri sakla, nafileyi saklıyoruz deyip de sünnetleri terk etme, bildiğin için bu hastalığı var, mesela öğlen namazının ilk sünneti, aşikar, kılınıyor artık, bütün ümmet biliyor bunu, bunu saklamanın bir anlamı yok, neden belli, bu sünnet aşikara çıkmış, bunlar normalde toplu halinde ibadet edilen yerde kılınabilir mi, evet, bunu saklayacağım diye uğraşma, ümmetin içerisinde yaygınlaşmış olan bir ibadeti saklayacağım diye uğraşma, sen de o yaygınlaşmış olan ibadete devam ediyorsan onu saklayacağım diye uğraşma, onu saklamaya çalışmak da nefis çünkü, o da rüya, o da gösteriş, Allâh muhafaza eylesin, neden aşikar, herkes o namazı kılıyor, herkes öğlenin ilk sünnetini kılmaya gayret ediyor mu, evet, Hz.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hemen hemen belirli, kasıtlı olarak hiç terk etmediği sünnet, bir tek hendek kazasında kılamadı, farzları da kılamadı, diğer zamanlarda öğlenin ilk sünnetini kıldı mı, evet, son sünnetini kıldı mı, evet, ikindinin sünnetini birkaç sefer kılmadı, yatsının ilk ve son sünnetini birkaç sefer kılmadı, o birkaç sefer kılmayınca biz temelli boşa attık fitesi, öyle değil, o Medine döneminde namaz farz olduktan sonra 13 yıl içerisinde 10 yıl diyelim, 10 yıl içerisinde iki sefer namazı bu noktada öğlenin yatsının sünnetini terk etmiş, bir veya iki sefer, biz her gün terk ediyoruz, Allâh muhafaza eylesin, bunlar normalde ne olmuş oldu, rüya oldu, Allâh muhafaza eylesin, yine El-İnsan, El-İnsan suresi âyet 9, biz sizi ancak Allâh rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz, demek ki birisine bir şey yaparken de Allâh için yapmak, karşılık beklememek, karşılık beklememek, yedirmişsin Allâh için yedir, karşılık bekleme, içirmişsin Allâh için içir, karşılık bekleme, elinden tutmuşum birisinin, Allâh için karşılık bekleme, birine bir hayır söz söylemişsin, karşılık bekleme, birine tebessüm etmişsin, karşılık bekleme, birine bir nasihat ettin, karşılık bekleme, sohbete gittin, zikrullah’a gittin, karşılık bekleme, karşılık bekleme, bu yol karşılık bekleme yolu değil, bu her bütün kardeşlerin, hataya düştüğü yerlerden birisi bu, tebessüm etti tebessüm bekliyor, o bana tebessüm etmedi ama, etmesin, sana tebessüm etsin diye mi tebessüm ettin, ben ona hep gittim o gelmedi ama, gelmeyene gitmek sünnet zaten, yardım etmeyene yardım etmek sünnet zaten, sana elini uzatmayana elini uzatmak sünnet zaten, seni affetmeyene affetmek sünnet zaten, sana merhamet etmemiş, kardeşin senin sen merhamet et, derviş kardeşin sen merhamet et, o sana ikramlı davranmamış, sen ikramlı davran, derviş kardeşlerin arasında, derviş kardeşlerin arasında bu hukukun oluşması lazım, kardeşler birbirlerinden bir şey beklemeden, birbirlerine merhametli, rahmetli, şefkatli davranacaklar, annenden babandan bir şey bekleme, annene babana hürmet et, hizmet et, saygılı davran, elinden geldiğince yardımcı olmaya çalış, karşılık bekleme, evladından karşılık bekleme, yok yedirmiş de içirmiş de büyütmüş de beslemiş de şimdi böyle mi yapıyormuş, ya karşılık bekleme, evladını Allâh için büyüt, akşam bana baktı da bakmadı da geldi de gelmedi de, şu işimi yaptı da yapmadı da bırak, her ne yapıyorsan Allâh için yap, her kimle ne yapıyorsan Allâh için yap, adam ders almış, Allâh için ders aldın, akşam yemeğini mi veriyorsun bana, bir tavırlar, bir tarzlar, ona bakacaksın sen, kardeş Allâh için toplanıyoruz burada, Allâh için birbirimize merhamet edeceğiz, Allâh için birbirimize biz şefkat göstereceğiz, Allâh için yardım edeceğiz, karşındaki kimse o anda müsait değildir, kafası yerinde değildir, sıkıntısı vardır, bir derdi vardır, bir problemi vardır, o esnada sana cevap verememiştir, Allâh için yaşa, alınganlıklar diz boyu, karşılık beklemekler adam boyu, Allâh muhafaza eylesin, karşılıksız olmak, çünkü her karşılık işin içerisinde riyayı getiriyor, ben seni severim ama sen de beni sev, ben seni sevmeyeceğim, sen de sevme, gidiyorum ama git istediğin yere, gittim hakkını helal et, helal olsun, ertesi gün geldim, hoş geldin, ne hayırdır, dün gittin ya, gittim, sana yalvarmamı mı istedin, sana yalvarmamı mı bekledin, yürü git Allâh yolunu açık etsin, nereye gidiyorsan git, karşılık, bugün insanların arasında en büyük problemlerden birisi bu, kapitalist sistem, bizim boğazımızdan yakaladı, bizim kalbimizden yakaladı, bizi çiviledi ya, karşılığa çiviledi, ben sana oy attım ama bunu yapacaksın, partiye böyle söylüyor adam, kapitalist sistem, adam bir partide bir yere gelmiş, örneğin işte, o kim getirdi, bunlar getirdi, herkes karşılık bekledi, herkes karşılık bekliyor, adam bir şey yapıyor, herkes karşılık karşılık üzerine, Allâh muhafaza eylesin, ya hiç mi Allâh için sevmez insan, hiç mi Allâh için elinden tutmaz, hiç mi Allâh için tebessüm etmez, hiç mi Allâh için dostluk yapmaz, hiç mi Allâh için arkadaşlık yapmaz, hiç mi Allâh için sevmez, hiç mi Allâh için dostluk yapmaz, hiç mi Allâh için sevmez, hiç mi Allâh için dostluk yapmaz, hiç mi kader arkadaşlığı yapmaz ya insan, arkadaşlar bir dergahtan ders aldıysanız, dergahtan ders aldınız, bütün kardeşleriniz, sizin kader arkadaşınızdır, yol arkadaşınız, can arkadaşınız, manevi bir bağ kurmuşsun, ondan karşılık bekleme artık, bitti, herkes kendi gücünden sorumlu, sana gel dergahı besle diyen mi var, yok, sana gel şunu yap diyen mi var, yok, bir tebessüm Allâh için ya, bir selam Allâh için, bir yumuşak davranış Allâh için, bir merhametli davranış Allâh için, Allâh için, bir kardeşlik yapmak Allâh için, Allâh için Allâh, bir dostluk yapmak Allâh için, sufilikte olmazsa olmaz olan şeylerden birisi bu, Allâh için yaşama, dostluğunu, kardeşini, arkadaşını, yedirmeni, içirmeni, attığını, gittiğini, geldiğini, hepsini de Allâh için yapma, hadîs-i şerif ne güzel, bir cemaata, bir kimse geldi, oturdu, bir müddet oturdu, ondan sonra da gitti, hiç kimse ona bir özel muamele de bulunmadı, o kimse için diyor ki, cennetlik birini görmek istiyorsanız, ona bakın, Allâh için yaşama, şan şöhret değil, vay beni bilsinler, beni tanısınlar, vay ben gittim bak, ayağa kalkmadılar, herkes sana ayağa kalkıyor, bana neden ayağa kalkmadılar, öyle demişti bir arkadaş, herkes dedi, sana ayağa kalkıyor, bana neden ayağa kalkmıyorlar, arkadaşlara demiş ki, beni gördüğünüzde ayağa kalkacaksınız demiş, ben geldim de, bir de demiş, ben imam hatip mezunuyum, o demiş, imam hatip mezunu bile değil, benden için, ben ondan daha alimim, ben ondan daha fazılım, tamam, imam hatip mezunları muhakkak benden iyi biliyorlardır, dedim, benim ağzımdan duyulmuş mu hiç, beni gördüğünüzde ayağa kalkacaksınız diye dedim, duyulmuş mu, ses yok, ses yok, şan şöhret, onu gördüğünde herkes ayağa kalkacak, onu görünce herkes tek sıraya girecek, herkes elini öpecek onu, şan şöhret, Allâh muhafaza eylesin, o büyük insan ya, büyük adam, Allâh için yaşamak, bu, kulluğun, bakın, kulluğun, en tat alıcı noktası, kulluğun zirvesi bu, bütün her şeyi Allâh için yapmak, bu kulluğun zirvesi, kulluğun tadını almak istiyor musun, Allâh için yapacaksın, imanın tadını almak istiyor musun, Allâh için, hiç kimse tanımayacak seni, önemli değil, hiç beklentisiz olacaksın, bu en muhteşem nokta bu, beklentisiz olmak demek, küstah olmak demek değil yalnız, beklentisiz olmak demek, kibirlilik demek değil, tevazu göstereceksin, beklentisiz, yardım edeceksin, beklentisiz, tebessüm edeceksin, beklentisiz, açı doyuracaksın, beklentisiz, gariban bir kimse, göz kulak olacaksın, beklentisiz, ben sana göz kulak oldum, beni gördün de ne esas duruşa geçmiyorsun, böyle bir şey yok, beklentisiz olmak, beklentisiz olmak, küstah olmak demek değil, beklentisiz olmak demek, kibirli olmak demek değil, beklentisiz olmak demek, edepsiz olmak demek değil, beklentisiz olmak demek, insanları kırmak demek değil, beklentisiz olmak demek, etrafına ahkam kesmek, etrafına har turt etmek demek değil, bu beklentisizlik değil bunda, beklentisiz olmak, tevazu gösterirken, karşılık beklememek, karşındaki şahıstan bir şey bekleme, Allâh için tevazu, Allâh için muhabbet, Allâh için zikir, Allâh için toplanma, Allâh için dağılma, Allâh için yürüme, Allâh için, Allâh için birisine bir yemek yedirdin, bir yıl sonra, iki yıl sonra, ben sana yemek yedirdim, diyorsan bırak git, bu değil, üç yıl sonra, beş yıl sonra, iki yıl sonra canını sıkılınca, ben senin şeyhine yemek yedirdim, şu kadar yemek yediniz, bende demek değil bu, tecrübe bunlar bakın, adam zorla davet etmiş, zorla evine götürmüş, yemek yedirmiş bize, adam üç yıl sonra senin şeyhinle, sen dedi, şeyhinle beraber, misafirler de yemek yedi bizde dedi, bende al parasını dedim, sen de şu kadar yemek yemiştir, şeyh efendi, bizde bu kadar, ne yediysek, kendi kafamdan hesapladım, al parasını dedim, gönderdim parasını, ondan sonra geldi iki üç gün sonra, bu lafı söylemedim demiyor adam, Cafer de duruyor benim karşımda, geldi parayı attı masanın üstüne, bu lafı söyledin mi söyledin, şeyhimle beraber, bu da dedim yemeklerin karşılığı, alacaksın bu parayı, ben parayı almayacağım dedim, valla dedim alacağım, bu parayı verdim, attı masanın üstüne, Cafer almıyor yani, Cafer al parayı dedim, birisine versin tasadüken, yaşadık bunları, biz zaten, adam yemek yedirmiş ya, yemek yedirmiş, bildiğin bu, bir de beni geçmek için böyle, ben yemeğe ona sıra vermiyorum diye, direkt şeyh efendi arıyor, efendim hanım da bekliyor da, bizde bekliyoruz da, şurada bekliyor da, bu da bekliyor da, şöyle de, oğlum Mustafa efendi sırayı yapıyor, o bize sıra vermiyor da, masuzdan vermiyor da, bize şunu yapıyor da, tamam geliriz diyor ona, onu öyle diyor, ertesi gün geliyor, tabir bu, bak şeyh efendi filancı gün kahvaltı yıkaracak bize, şeyh efendi değil, şeyhin, Allâh’ım diyorum, imtihana bak ya, ona göre bak ha, tamam diyorum, ben sabahleyin götürüyorum, şey efendi, kapısının önüne bırakıyorum, nerede beni sevmeyen, bana muhalefet eden var, hepsinin arabaları orada, toplamışlar, toplanıyorlar, kumpanyayı kuruyorlar, ben kapının önüne bırakıyorum, o oradan kapının önünden alıyor, şey efendi, demiyor bana, sen kahvaltıya gelmeyecek misin diye, selamun aleyküm, aleyküm selâm, gidiyorum, çünkü daha önce de, normalde böyle bir iki sıkıntılı problem oldu, bir iki üç dört, böyle devam etti bu böyle, tabi bitiyor orada, sohbet, telefon atıyor bana, on dakika sonra burada ol diyor, şey efendi, ben on dakika sonra gidiyorum, yine kapıdan alıp gidiyorum, bu adam söyledi bana, senin şeyhin o kadar iyiydi dedi, senin de yediğin zehir zıkkım olsun demiş, onun da yediği zıkkım, bana benden için demiş, yediğim de zehir zıkkım olsun, ben de hepsinin parasını verdim, para değil mi?
Allâh için yapacaksın, şimdi bazen arkadaşlar neden kötüm davranıyorum diye, şey yapıyorlar, bir yerde yemiyor, içmiyor filan, bunlar yaşayınca insan, kendi kendine, diyorsun ki ya, yarın öbür gün kömün nerede bozulacağı belli mi, adam bir bardak su içerir, ondan sonra der ki ben sana bir bardak su içer dedim, zehir zıkkım olsun, der mi insanoğlu, der, insanlar gün geçtikçe hamlaşıyorlar, olgunlaşacaklarına, insanların nerede ne söyleyeceği belli değil, nerede senin önüne ne koyacağı belli değil, yaşadık bunları hep, gördük, bu demek değildir ki dostumuz yok, arkadaşımız yok, kardeşimiz yok, böyle bir şey değil, ama bunları yaşadık mı? yaşadık, gördük mü? gördük kardeşim, adam bize yedirdiğini zehir zıkkım etti mi? etti, adam şeyhime yedirdiğinin parasını istedi mi? istedi, istedi, bunu gördüm mü? ben gördüm, yaşadım mı? bunu yaşadım, Allâh için yaşayacaksın o zaman, Allâh için yapacaksın, gücünün yettiğini yapacaksın, senden bir şey isteyen yok kardeşim, senden bir şey isteyen yok, Allâh için yaşa, dergaha gel Allâh için gel, Allâh zikret, Allâh için zikret, hal görmek için, hal görmek için, perdem açılsın, yok cam açılsın, yok oradan üflensin, yok oradan rüzgar etsin, yok ben uçanları göreyim, kaçanları göreyim, yok bunun için değil, Allâh için, zikrullah Allâh için, bir üstada bağlanmışsın, Allâh için kardeşim, yok ben oraya gidince işim düzelir, yok eşim düzelir, yok evlenirim ben, yok evliliğim düzelir, yok ben zengin olurum, yok ben şunu olurum, yok Allâh için ya, Allâh için, ne diyor o arşalanın gölgesinde toplanılacak olanlar için, nurdan kürsüye, nurdan elbiseleri, nurdan taçları, mazhar olacak olanlar için, onlar akraba değillerdir, birbirleriyle alışverişleri de yoktur, enfaatleri de yoktur, ama birbirlerini Allâh için severler ve toplandıklarında Allâh’ı zikrederler.
3. Bölüm
Bakın, bu işin en zirve noktası, birbirlerini Allâh için severler. Siz birbirlerinizi Allâh için sevmedikçe imanınız kemale ermez. Birbirlerinizi Allâh için sevmedikçe yol alamazsınız. Birbirlerinizi Allâh için tutunmadıkça, birbirlerinizi Allâh için tutunmadıkça, birbirlerinizle Allâh için dostluk kurmadıkça, siz o imanın tadını, o kulluğun tadını alamazsınız. Her toplandığınızda iki kişi olun, üç kişi olun, beş kişi olun, önemli değil. Bir araya geldiniz mi, geldiniz, kısa da olsa bir zikir yapın. Kısa da olsa, neden? Hadisi kutsi aynen öyle çünkü. Diyor ki onlar birbirlerini Allâh için severler, toplandıklarında da Allâh’ı zikrederler. Kısa da olsa, en kısası birbirlerini tevhid üç elif miktarı uzataraktan Lâ ilâhe illâllah Hak Muhammedün Resûlullâh Celle Celaluhu Genesanehu Kısa da olsa dediğim bu.
Kim eski derviş, eski kimse. Biliyor herkes. Abi ben bir kısa tevhid okuyalım, öylesi de alalım. O eski derviş olabilir. O belki de orada burada yapabiliriz mi yapamaz mıyız diye düşünebilirim. Kadın erkek! Zikrullah yapmaktan utanıyorsa zikrullah halakasına oturmaktan utanıyorsa bıraksın gitsin kardeşim. Âyet onlar kınanmaktan korkmazlar. Biz zikrullah yapıyoruz diye kınanmaktan korkmayız. Korkmam. Kısa da olsa biz zikrullah yapacaksınız. Ya fişman canın evi. Davet etmesin o zaman. Yok onun villası, yok onun katı, yok onun yatı. Etmesin davet kardeşim. Biz bir yere gittik mi, dervişlerle bir arada toplandık mı, Allâh için birbirimizi sever. Orada muhakkak da Allâh’ı zikrederiz. Gösteriş yapmayız, riyal yapmayız, etrafa şatahat yapmayız.
Ulan burada bir cehri zikrullah yaptıralım ve ortalığa kaldıralım. Öyle bir şey yapmayız. Muhakkak her yerin adabı, erkanı, durumu, vaziyeti ahvali vardır. Bir stratejisi vardır. Ama kardeş, zikirsiz de kalkılmaz ya. Üç tepit okuyalım, kalkalım. Eyvallâh. Muhakkak. Neden? O hadise mazhar olacağız. Biz ona mazhar olacağız. O yüzden zikrullah da birinin evine gitmiş. Ya yapma o da gösteriş yapma. Her yerde mazhar vuracağız, gösteriş yapacağız şunu bunu. Yok ya kardeşim her yerde mazhar vurulmaz. Mazharın vurulacağı yer dergarlardır. Her yerde bir, toplanılan bir yer var. Orada vur mazharı. Evlerdeki zikrullahlarda mazhar vurulacak diye bir kaydı yok. Zaten on kişi, on kişinin beş tanesi ilahi söylüyor.
Yok kardeşim böyle bir şey. Bir bakmışsın zikrulların ortasında biz iki kişi zikrullah yapıyoruz. On beş kişi ilahi okuyor. Ben sustum. Yanındakini de susturdum. Komple ilahi söylüyorlarmış. Bekledim. Bir baktılar ki hepsi de ilahi söylüyorlar. Durdurdum zikrullahı. Dedim kardeşler biz Türk tasavvuf musikisi korusu değiliz. Biz dedim bir sahneye çıkmayacağız. Tasavvuf musikisi söylemeyeceğiz. Biz ilahi söylesek ne olacak? Söylemezsek ne olacak? Bizim amacımız ilahi okumak değil ki. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti Konservatuvarı değiliz ki ya. Bizim o işe bakan bir Ali var. Nerede? Geldim Ali. Nerede? Ha o işe bakan o var. Ses. Düzelmiyor ses bir türlü. Lan Karadağ’dayız adam. Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var.
4. Bölüm
Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var. Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var. Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var. Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var. Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var adamın. Ne İngilizcesi var ne Türkcesi var adamın. Bu ona daha ses şey yapıyor. Ona illaki sesi öğretecek. Ayarlanmıyor bir türlü. En sonunda beceriyor tabii ki. En sonunda becermiyor değil. Bu onun işi. Biz sanki normal ya 15 kişisiniz. Muharek insanlar 15’inizde ilahi mi okuyacak? Yok. Veyahut da bir evde maslar vuruyorlar orada. Allâh’ım bir coşmuşlar ortalığı. Ya yapma. Yapma. Hemen hemen üç aşağı beş yukarı her yerde zikrullah yapılan yerler var bayanlarda, erkeklerde orada maslar vursunlar. Orası nimli artık belli.
Ama sen gider ondan sonra 30 dairelik, 50 dairelik, 100 dairelik bir apartmanda ben maslar vuracağım orada zikrullah yapacağım. Orada gudüm vuracağım dersen yan da ortalık. Sen davanı da anlatamazsın. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde işin bir de o tarafı var. Gosteriş yok. Şatı hat yok. Kime gösteriş var? Bakın gösteriş kime? Müminlere değil. Kime? Kafirlere. Kime gösteriş var münafıklara? Kime şatı hat var? Kafirlere. Ne yaptı Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke’ye geldiğinde remel yapmak var ya omuzunu açıp ne yaptığı kuvvetli gösterdi kendine. Beytullah’ta. Niçin? Çünkü müşrikler kafirler onları izliyorlar. Kendi aralarında dediler ki bak bunlar cılız kalmışlar.
Bunlar beslemesiz kalmışlar. Bak kuvvetsiz kalmışlar. Bir deri bir kemik kalmışlar. Eee o zaman onlara karşı Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ne yaptı? Remel yaptı. Kuvvetli gösterdi kendine. Omuzunu açtı kuvvetli kuvvetli yürüdü. Bakın kuvvetli kuvvetli yürüdü. Remel yapmak bize onun sünneti oldu. Biz kafire remel yaparız. Münafığa remel yaparız. Mürtede remel yaparız. Kalbi bozuk adama remel yaparız. Ciğeri bozuk, kanı bozuk. Remel yaparız ona. Ona yaparız. Yol kaçkını, yol döngünü, ona remel yaparız. Yol müşriyi, yol kafiri ona remel yaparız. Ama mümin kardeşlerimize, derviş kardeşlerimize yok hayır. Düşmana gösteriş yapmak, düşmana şatahat yapmak. Harp hutadır, harp hutadır, harp hutadır.
Huta ile demek. Harp iledir, harp iledir, harp iledir. Ona güçsüzken güçlü görünmek. Kafire fakirken zengin görünmek. Sufilerde bu vardır. Sûfî mesela halini arz etmek istemez. Derdi varsa da derdin var demez. Sıkıntısı varsa sıkıntın var demez. Açsa ben açım demez. Ama Sûfî hiçbir zaman sanki dilendiğiymiş gibi kendini göstermez. Allâh muhafaza eylesin. Ama biz kafire şatahat yaparız. Münafığa şatahat yaparız. bazen de eleştirirler ya bizi. dışarıdan eleştirirler. Bu şatafat ne? Bu gösteriş nedir? Evet. Biz dışarıya şatafatlı davranırız, şatahatlı davranırız. Sebep? Kardeş sen öyle bizi süklüm püklüm görme derim ya. Bizi öyle süklüm püklüm görme. Bizi öyle gavurluk yapmaya kalkar, bize münafıklık yapmaya kalkarsan boğazını sıkmasını biliriz mesela.
5. Bölüm
Öyle boğazını sıkamayacak da değiliz. Biz mümin kardeşlerimize karşı şefkatliyiz, merhametliyiz. Gavura karşı değil. Ama Müslümanlar şimdi gavurlara merhametli, şefkatli Müslümanlara şey değil. Gavure yediriyor, içiriyor Müslümana şedid. Gidiyor Parislerde tatil yapıyor, Dubailerde tatil yapıyor, bilmem New Yorklarda tatil yapıyor, bilmem hangi tatil merkezlerinde, tatil yapıyor Müslümanlar. Paraları götürüyorlar, yediriyorlar oralarda Müslümanlara gelince şedidler. Gavuru bırakmışlar, Müslümanlarla uğraşıyorlar. Adam oturmuş, sabahtan akşama kadar ehli tarikatla uğraşıyor. Adam oturmuş, sabahtan akşama kadar sufilerle uğraşıyor. Adam oturmuş, sabahtan akşama kadar tasavvuf fakvuyla uğraşıyor.
Gavuru bırakmış, masonu bırakmış, Yahudi’yi bırakmış. Dinsizi bırakmış, ursulu bırakmış. İçki kol geziyor, kumar kol geziyor, fuhuş kol geziyor. Eşcinsellik kol geziyor. Haramların hepsi de yayılmış kol geziyor. Müslümanlar haramlarla mücadele etmeyi bırakmışlar, Müslümanlar birbirleriyle uğraşıyorlar. Birbirlerine şatahat yapıyorlar, birbirlerine şatafat yapıyorlar. Birbirlerine gösteriş yapıyorlar. Birbirlerine gösteriş yapıyorlar. Meselenin özünü terk etmiş Müslümanlar. Kardeş, bu haramiyet diz boyu ne yapacağız bunları? Allâh muhafaza eylesin. Onlara gösteriş yapan yok. Onlara bir şey diyen yok. Allâh muhafaza eylesin. Müslümanlara yapıyorlar, ne yapıyorsa. Rabbim cümlemizi riya’dan korusun inşâAllah.
Sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu küçük şirk olan riya’dır. Allâh kıyamet günü insanlara amellerinin mükafatını verdiği vakit gösteriş yapanlara dünyada kime gösteriş için amel ettiniz ki kime gösteriş için amel ettiniz ise gidin onlara bakın. Onların katında alacağınız bir mükafat bulur musunuz buyurur. Allâh bizi bu hale düşmekten muhafaza eylesin inşâAllah. Şu kısada olsa sıralara bakayım. Biraz gençlerimize nasihat eder misiniz? Bizleri kale almıyorlar. Lütfen helal haram noktasında. Gençler canım kardeşlerim biz burada her Perşembe bir konumuz var bir konumuz yoksa da burada bir nasihatımız var. Gençlere nasihat eder misiniz? Ediyoruz. Anne babalar kendinize nasihat edin önce. Anne babalar çocuklarınıza neden nasihat etmediniz ufakken?
Anne babalar önce neden kendinize nasihat etmiyorsunuz? Neden çocuklarınızı dizinizin dibinden ayırıyorsunuz? Erkek çocuk var baba derse geliyor oğlan nerede olacak o. Sen derse geldin oğlan nerede? Evde internette. Küçükken yanında da taşımayacaksın sonra? Sonra oğlan beni dinlemiyor dinlemeyecek. Oğlan ibadet etmiyor öğretmedin. Anne derse kız nerede? Kız nerede? Evde çıkmak istemedi. Nerede arkadaşlarıyla toplanacak? Nerede fişmanca yerde? O kadar çok dersi var ki onun. Dinlemeyecek sonra seni. Dinlemeyecek. Bildiğin bir tek doğru var ikinci bir doğru yok. Bildiğin bir tek doğru var. Evladın var mı? Evet. Sen neredesin onu doğru götüreceksin. Taşıyacaksın yanında. Hayırlı evlat olmasını istiyorsan yanında taşıyacaksın.
6. Bölüm
Seninle beraber o yolda pişecek oda. E yok anne baba çocuklar nerede olduğu belli değil. Sıkıntı yaşarsın. Yaşarsın. Alıştır şimdiden. Alıştır. Daha anne karnına girmezden önce alıştır. Anne karnına girmezden önce alıştır. Anne karnında alıştır. E erkekler de aynı. Hanımını derse getirmek istemiyor. Ağırlık geliyor ona. Ya sen bu hafta gelme. Yağılırken derviş diye aldın ya. Baksana hava soğuk şimdi. Çocuk üşür. Ha iyi. Hava yağıştı. Hava çok sıcak. Hava çok soğuk. Hava kar yağdı. Yok buz yağdı. Yok çocuk hasta olur. Yok çocuk üşütür. Derse gittin orada üşüttün zaten. Lan derse gelsin de üşüttürsün. Yarın öbür gün meyhanede üfüttüreceksin ona. Evet. E ondan sonra saçını başını yok. E yok. Allâh muhafaza eylesin.
Bir kadın 15 aylık çocuğunu emzirirken ikinci bebeğe hamile kaldığını öğrenince emzirdiği çocuğu sütten kesmeli midir? Hükmü nedir? Kesilecek diye bir kaide yok hanefilerde. Ama normalde kadınların arasında zaten öyle bir şey var. Ne o? Bir inanış var. Böyle hamile kalınca sütün efsafı bozuluyor. Bu sefer de çocuğa zarar veriyor. çocuk mesela o hemen çocuk ishal oluyor filan. Onu eski kadınlar biliyorlar. Genelde sütten ayırırlar böyle bir şey olunca. Hastanede yatan ölüm döşeğinde bir hasta için doktor zaten ölecek diye müdahale etmeyin. Kendi haline bırakın, ölmesini bekleyin diyorsa bu noktada orada çalışan hemşire, sağlık personelinin nasıl bir yol izlemelidir. Onların ita amiri doktorları.
O yüzden ita amirlerine riayet edecekler. Onun sorumlusu da o. Orada şimdi ita amiri kim var doktor var. O şimdi bırakın diyorsa oradan birisi bir iğne vursa doktor diyecek ki ne ama iğne vurdum ben sana iğne vur dedim mi? Öyle oluyor değil mi? Kızıyorlar değil mi? Senden dolayı da oldu diyebiliyor. Ita amiri o çünkü. Evet. O yüzden ita amirine itaat edecek çalışanlar. Bunda bir sıkıntı yok. Zeytin dalı operasyonu var 15 Temmuz ruhu tekrar canlanıyor. Devlet millet tek yumruk, insanlar oluk oluk askerlik şubesine koşuyor. Analar askerlerimize sarma yapıp çorap örüp gönderiyor. Bizde gazi bir cemaat olarak bir girişimiz olacak mı? Görüşünüzü lütfeder misiniz? Biz lazım olduğumuz zaman neye lazımsak Cenabı Hak istihdam eder onu yaparız.
Geri kalan gösteriş Allâh muhafaza eylesin. Lazım o da gösteriş de lazım. Dışarıdaki devletlere karşı o bak hepsi de tek vücut halinde kadına erkeği kimisi sarma sarıyor kimisi dolma dolduruyor, kimisi çorap örüyor bak bu iş yürücek bu millet tek vücut haline geldi diye iyi dışarı iyi bir mesaj o. İçeri de mesaj sıkıntı değil. Ama şu anlayış şimdi bizde bir şey yapacak mıyız? Ne yapabiliriz biz donlu mu saralım? Çıkıp bir nümayiş mi yapalım biz salına salına altı parmağa doğru gidelim mi? Yapılması gerektiği zaman bir şeyi yapacağız eyvallâh. Lazım eyvallâh. O lazım olanı yapacağız ama öbür türlü tekrar dersin konusu gösterişe şatata şatafatı düşmeye gerek yok. Rabbim muhafaza eylesin. bugünkü tabirle tribünlere oynamak diyorlar ya tribünlere oynamak yok Allâh bizi muhafaza eylesin.
Fale ve nehu la ilaha illallah Lâ ilâhe illâllah Allâh bizi muhafaza eylesin. Fale ve nehu Fatiha. Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı