1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak ümmeti Muhammed’i muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak ümmeti Muhammed’i korusun. Bir ve beraber eylesin. İnşaAllah memleketimizi de her türlü terörden, beladan, her türlü sıkıntıdan muhafaza eylesin inşâAllah. Memleketimizi de bir ve beraber eylesin. Memleketimizi idare edenlere de basiret, feraset nasip eylesin. Rabbim onları da doğru kararlar aldırmayı nasip eylesin. Bizleri de şeytana uymaktan, nefsimize uymaktan, heva ve hevesimize uymaktan Cenâb-ı Hak korusun. Hakkı hak, batılı batıl girecek feraset nuru ihsan eylesin inşâAllah. Allâh razı olsun.
Komşusundan helallık almadan ömre yapılır mı? Hele ki suçsuz yere komşusunu suçluyorsa, yargısız infaz ediyorsa, suçu olmadan suçluyorsa aydınlatırsanız. İkinizi beraber dinlememiz lazım. Bir kimse kendi kendine kendisini suçsuz ilan edebilir. Kendi kendine haklı ilan edebilir. benden helallık almadı, ben haklıyım diyebilir. Normalde bu insanın kendi düşüncesi karşıydı dinleyip, öyle hukuku koymak lazım. Eğer karşıydı dinlemiyorsak bu hukuku koymak doğru olmaz. O yüzden insanın helallaşarak ömreye gitmesi, helallaşarak hacca gitmesi, aynı şekilde de helallaşarak namaz kılması lazım. namaz mı evla, haç mı evla? Namaz mı evla, ömre mi evla? Normalde bizim toplumumuzda bu meselenin ehemmiyeti tam anlaşılmıyor.
Namaz mü’minin miracı. Bir kimse herhangi bir sebepten dolayı hacca gidememiş olsa, mesela yol bulamadı. Bu ayrı bir şey. Bakın bazı ibadetler belli şeylere bağlıdır. Ama namaz belli bir şeye bağlı değil. Paran var mı? Mısır mı? Namaz belli bir şeye bağlı değil. Paran var mı? Yok mu? Sağlığın var mı? Yok mu? Bunlar şey değil. Namaz için nefes alıp vermek yetti. Şuhurun yerindeyse nefes alıp veriyorsan namaz farz sana. Şuhurun yerinde mi? Evet. Nefes alıp veriyor musun? Evet. Namaz farz sana. Şuhurun yerinde nefes alıp veriyorsun, namazı kasten terk ettin. Allâh muhafaza eylesin. İmam-ı Şafi’ye göre kasten terk eden kimse küfre düşebilir. Hatta Şafi’ye göre namazı kasten terk etmek küfürdür. Namazı kasten terk etmek Şafi’ye göre küfürdür.
Hanefiler küfür olarak görmemişler. Eyvallâh. Ama hanefiler demişler ki bir kimse kasten namazı terk ederse ona namaz tebliğ edilir. Yine kılmazsa, tebliğ edildiği halde kılmazsa hapsedilir. Yine kılmazsa tuzlu su içilerekten katledilir. O da sonunda oraya götürüyor. Ümmeti Muhammed nerede şu anda? Ya filanca ömreye gitti, benden helallaşmadan gitti. Sen helal et o zaman. Mümin kardeşin değil mi? Komşun bir de. Komşun, komşun. Sen helal et gitsin. Allâh muhafaza eylesin. Peygamber efendimiz’i görememe sebebimiz nedir, nasıl görebilirsin? meşhur ya bu tuz yalama meselesi. Müridlerden birisi demiş ki Şeyhine, efendim demiş böyle böyle Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl görebilirsin?
2. Bölüm
Öyle böyle Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl görebilirim? Evladım tuz yala biraz demiş. O da tuz yalamış tabii şeyhe itaat şart. Eski dervişler şimdiki gibi değil. Tuz yala, tuz yalıyor. Çamur yala dese çamur yalacak. Taş yala, taş yalacak. Ağacı yala dese ağacı yalacak. Şimdi sorarlar neden tuz yalıyoruz hikmeti ne? Neden ağacı yalacağız? Bunun sebebi ne? Yalamamız lazım mı? Ağaç yerine tahta parçası yalasak olmaz mı? Yok şunun yerine şöyle yapsak olmaz mı? Bunun yerine böyle etsek olmaz mı? Oradan değil buradan gitsek olmaz mı? Eskiler öyle değil. Tuz yala, tuz yalamış. Tabii sabaha kadar serap görmüş su. Koşuyor. Su uzaklaşıyor ondan. Koşuyor. Su uzaklaşıyor. Sabah olmuş.
Şeyhine demiş efendim. Ben demiş sabaha kadar serap gördüm. Suyun peşinden koştum, koştum demiş. Yakalayamadım. Evladım demiş. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini görmek için de çok sevmek lazım. Eğer çok seversen, sunnetlerine bir tamam tabi olursan, kalbinden ona karşı bir nifak olmazsa, içinden bütün sünnet isenyesine iman edersen, bütün sünnet isenyesine, şimdi böyle kalbi nifak dolu olan önünde ardında prof yazan, DR yazan, doktor yazan, araştırmacı yazar yazan, o televizyon maymunlarına uymaz da, bütün sünnet Resûlullâh’a, bütün sünnet isenyeye, kalbin iman eder, inanırsa, Allâh’ın izniyle görürsün. Ne görmeyecek inşâAllah. Muaviyye bin Ebu Sufyan hakkında kaynaklarda, Hazreti Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in sahabesi ve vahiy katibi olarak geçiyor.
Malum Hazret-i Ali ile Muaviyye arasında anlaşmazlık, anlaşmazlık da var. Üstadım bu anlaşmazlık sebebiyle Muaviyye içimizde soğukluk, olumsuz duygular beliriyor. Bu anlaşmazlık sebebiyle Muaviyye içimizde soğukluk, olumsuz duygular beliriyor. Bir Müslüman olarak Muaviyye bin Ebu Sufyan hakkında duruşumuz nasıl olmalı? Amacımız Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e ve Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in sahabesine ters düşmemek. Eyvallâh biz bu noktada Muaviyye ile ters düşecek, Hazreti Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e bu noktada ters olacak herhangi bir şeyimiz olmaz. Ama Hazret-i Ali’yi sevdiğimiz gibi sevmeyiz. Hazret-i Ömer’i, Osman’ı, Ali’yi sevdiğimiz gibi ben kendi nefsim için söylüyorum.
Sevmeyiz, ben sevmem. Onları sevdiğim gibi sevmem. Onların seviyesinde sevmem. Bu noktada bir Müslüman olarak bundan da herhangi bir küfre düşmem. Onun hakkında olumsuz bir şey de söylemem ama yapmış olduklarını analiz noktasında şunu yaptı diye söylerim. Şöyle yaptı, böyle yaptı, böyle yaptı derim. Hazret-i Ali’ne biat etmedi. Ayrılık çıkardı. Devlet başkanı olmak için değişik entrikalar yaptı. Tarihi tespit bunlar. Yoksa biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin altına cübbesini serdi. Bir kimseye kalkıp da hakaret edecek, ona olumsuz bir şey söyleyecek noktada değiliz. Zaten İmam-ı Azam’ın iştahadına göre sahabenin içerisinde en fazla sevilecek olanları sıralamış ya, birincisinde Hazreti Ebu Bekür, Ömer, Osman, Ali, ondan sonra Haşere-i Mübeşşireyi sıralamış.
3. Bölüm
Haşere-i Mübeşşireyi sıralamış. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vahşiye demiş ya, Hazreti vahşiye, sen demiş cemaatın arkasında dur, seni gözüm fazla görmesin. Sen demiş çünkü canım ciğerim, can parem, amcam Hamza’yı şehit ettin demiş. Sen demiş biraz cemaatın arkasında dur. Bu da onun gibi bir şey. Bizde şöyle bir şey var. normalde öyle algılıyoruz. Her şeyi böyle yalayalım, yutalım manosuna. Bende o öyle değil. Ben öyle değilim yani. Allâh beni affetsin. Belki de çok olduğum ve kemal ehli olmadığındandır benim. Ama onu da Hazret-i Ali efendimiz gibi sevmek, Hazret-i Ali efendimize sanki böyle ona karşı bir tavırmış gibi geliyor bana. onu gücendirmekten korkuyoruz. Onların arasındaki problemler, İmam Şafi’nin meşhur sözü var ya, Allâh diyor bizim kılıcımızı korudu bu meselede, dilimizi de korusun.
O yüzden biz onu kalkıp da ona vahit, sen haklıydın, haksızdın, sen suçlusun veya bazıları gibi lanet okumak, öyle bir şeyimiz yok. Ama velakin ben İmam-ı Azam’a uymuş olayım, sahabenin içerisinde en fazla sevilecek olan birinci derecede Hazret-i Ebû Bekir efendimiz, ondan sonra Hazret-i Ömer efendimiz, ondan sonra Hazret-i Osmân, ondan sonra Hazret-i Ali, ondan sonra Hasan ile Hüseyin, ondan sonra Aşere-i Mübeşşere gelir. Bu sıralamadır. Hamdolsun biz sahabeyi sövmeyiz. Bizim inancımız yok. Bu noktada bu inançta değiliz biz. Sahabeyi sövme noktasında değiliz. Sahabeyi hakaret etme noktasında değiliz. Biz ashabın hiçbirisine sövmeyiz. Hiçbirine hakaret etmeyiz. Hiçbirisine de kalkıp da inciteci bir söz söylemeyiz.
Bu işin temel noktasıdır. Ama işte, Hazret-i Ebû Bekir efendimizi, sahabenin bu noktada içinde en fazla sevmemiz gereken, ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra Ali radıyallâhu anh hazretleri, ölçü bu. Bakın ölçü bu. Biz bu ölçüden şaşmamaya çalışırız. Ben şaşmamaya çalışırım. Ben kalkıp da hakaret etmem, küçültücü, inciteci bir şey söylemem. Ama tarihi de gerçekler var. Hazret-i Osmân radıyallâhu anh hazretlerini muhasara altına almış bir çapulcu var. Eşkıya takımı var. Kan dökülmesinde uğraşılıyor. Şam’dan da Muaviye, en az 3-4 bin tane, 5 bin tane bazı kayıtlarda tam teçhizatlı donanımlı asker gönderiyor Medine’ye. Onlar da Medine’nin dışında konuşlanıyor. o askerler gelse Hazreti, bu tabii şey bu.
Ya kader öyle tecelli edecek. Biz perdenin arkasını bilmiyoruz ki. Perdenin arkasını bilmiyoruz. Biz Müslüman olarak bize düşen ne? Biz devlet başkanımızı korumakla mükellefiz. Bir Müslümanın, mümin bir kimsenin bu vazifesidir. Mümin, devlet başkanını korur. Mümin, ailesini korur. Mümin, kardeşlerini korur. Mümin. Mümin misin? Evet, aileni korumakla mükellefsin. Eşini ve çocuklarını korumakla mükellefsin. Eşini ve çocuklarını bakmakla mükellefsin. Gücünü yettiğince bakamayacak mısın? Evlenme. Bakamayacaksın, evlenme kardeşim. Milletin kızının başını yakma. Evlendin, eşini ve çocuklarını korumak, kollamak, onları bakmakla mükellefsin. Birinci derecede erkek sorunu. Mümin ise o kimse. Gücünü yettiğince bunları yapmak zorunda.
4. Bölüm
Müminsin, gücünü yettiğince devlet başkanını korumakla mükellefsin. Müminsin, gücünü yettiğince içinde bulundun. Mesela örneğin, sufisin, derganı korumak zorundasın. Mümin ise. Müminsin, burada oturduğum için söylemiyorum bunu. Bunun altını çiziyorum. Benim korunmaya ihtiyacım yok. Allâh beni affetsin. Benim herhangi bir şeye ihtiyacım yok. Bunun altını çiziyorum. Ben bunu Şeyh Efendi’nin zamanındadır derdim ben. Müminsin, derviş misin? Evet. Kardeşim senin şeyhine kim laf söylesin senin yanında? Sen onun susuyorsan, değilsin şeytanın tekisin sen. Sen ne derviş değilsen. Sen dervişsen senin şeyhine laf söylemeyecek hiç kimse senin yanında. Sen dervişsen, şeyhin orada yürüyor mu senin? Gideceksin, müsaitse, bir sıkıntı yoksa, bir adım gerisinden yürüyeceksin sen.
Mübarek buraya, Ulu Cami’ye gelirdi. Karşıdan selam verirdi millet. Ben yazardım onları. Ulan benim şeyhim karşıdan selam verilecek şeyh mi? Madem korkuyorsun, kınanmaktan korkuyorsun. Ona derviş olduğunu anlaşılmasından korkuyorsun. Gel delikanlı gibi de ki, efendim hakkınızı helal edin. Ben dersimi iade etmek istiyorum. Yürü git nereye gidiyorsan git. Onunla beraber görülmekten çekiniyorsan derviş olma kardeşim. Senin bal mı bundan mı davet ettiler? Dervişlerini saklayacaksan, utancından dolayı kınanmaktan korktuğundan dolayı olma derviş. Olma. İshar edemeyeceksen, söyleyemeyeceksen, olma ya. O zaman bir dervişse, dergahını, şeyhini, zakirini, çavuşunu, derviş kardeşini koracak, korumakla mükellef.
Sen derviş misin kardeşim? Evet. Senin yanında bir derviş kardeşinin gıybeti mi edildi? Evet. Sen de dinledin mi? Evet, değilsin, şeytanın tekisin. Önce git o kardeşinden helallık al. De ki, hakkını helal et. Benim yanımda senin için konuştular, ben susturamadım, gücüm yetmedi. Ben kalbime buğz etmek zorunda kaldım. Hakkını helal etti ona. Hadîs. Bir Müslümanın namusunu, şerefini, ırzını, haysiyetini arkasından korumak, kollamak. Kim bunu yaparsa? Hadîs-i şerif böyle. Allâh da diyor o kimsenin namusunu, şerefini, ırzını korur. Eyvallâh. Mümin ise. Aynı şey. Hazret-i Osmân efendimiz için de geçerli. Muhasar altında aç, susuz, yemek veren yok, bir şey veren yok, oruç tutuyor her gün, su da veren yok, iftar edemiyor.
Hangi inanışa sahip olursa olsun, bir inanış sahipleri çapulcuysa, hiçbir inanışa onların hiçbir şekilde, hiçbir faydası olmaz. Çapulcu. Nereye silah çektiğini bilmiyor, kime biçak çektiğini bilmiyor, kime laf söylediğini bilmiyor. Uydum kalabalığı gidiyor. Cahil cüheylanın teki. Onları durdurmak müminlere farzayındır. Farzayın. E sende tam tesisatlı ordu var sende, örneğin. Hazret-i Osmân efendimiz muhasara altında alınmış, senin bir emrine bakar. Gidin Hazret-i Osmân efendimiz’i koruyun, çevirin evin etrafını. Oruçluyken şehit oldu Hazret-i Osmân efendimiz. Susuz, aç. Yiyecek hiçbir şey yok. O muhasarayı cesaretiyle, secahatiyle, dirayetiyle yaran Hazret-i Ali efendimiz’ine. Ya bütün Medineler suskun.
5. Bölüm
Ya bütün Medineler suskun. Bütün Medineler suskun. Tarihi gerçek bu. Kader tecelli çekmiş, biz sonradan bunu söyleriz. Sen mücadele dedin. Bin tane asker gönderdi seni oraya vali atayan kim? Hazret-i Osmân efendimiz. Amur bin Aslı Mısır’a vali atayan kim? Hazret-i Osmân efendimiz. Gelen çapulcular nereden geliyor? Mısır’dan. Çapulcular nereden geliyor? Mısır’dan geliyor. Mısır’ın valisi kim? Amur bin As. Hazret-i Ali radiyallahu an Hazretleriyle Muaviye’nin askerleri arasında çıkan savaşta, Muaviye’nin muzraklarının ucuna, askerlerinin muzraklarının ucuna kurban sayfalarının geçirilmesine, takılmasına akıl veren kim? İmamur bin Aslı. Resim tamamla şimdi. Bir dilimizi koruyoruz Allâh muhafaza eylesin.
Olayı söylüyoruz. Bir olay var. Olaya bak kardeşim ders al buradan. Buradan ders al. Buradan ders al. Buradan ders al. Sakın al. Dersini al. İnsanoğlu. Hazret-i Ömer efendimizi şehit etmiş insanoğlu. Hazret-i Osmân efendimizi şehit etmiş insanoğlu. Hazret-i Ali efendimizi şehit etmiş insanoğlu. Hazret-i Hasan efendimizi şehit etmiş insanoğlu. Hazret-i Hüseyin efendimizi ve yanında 72 şehadayla beraber. Akrabalarıyla beraber, kundaktaki çocuklarla beraber. Şehit etmiş. Ortada tarihi gerçek bunlar. Ha biz kimseye küfretmeyiz. Ama bunu da görelim. Ya bunu görelim. Bunu bilelim. Bunu konuşalım. Bunu konuşalım. Neden konuşalım? Ha başımıza bir şey geldiğinde ders alacağız arkadan. Başımıza bir şey geldi.
Ders alacağız. Ha demek ki ne? Korumamız lazımmış. Koruyacağız. Şu var Müslümanlarda bir taraftan güzel bir hasret ama bir taraftan da irdelenmiyor mesela. Ya kader böyleymiş. İyi canım kardeşim ya biz bilmiyoruz ki kaderi. O esnada biz ne yapmamız gerekiyordu? Biz ne yaptık? Ne yapmamız gerekiyordu bizim? Sen baba mısın? Babasın. Liman babasın. Sen baba mısın? Babasın. Liman babası değilsin. Babasın. Aile babasısın. Ne yapman gerekiyordu senin? Yapman gerekeni yaptın mı? Sen nesin? Annesin. Annesin. Tavuk da civcivini bırakmıyor. Sen annesin. Annelini yaptın mı? Sen evlatsın. Allâh’tan sonra itaat anneye, babaya. Sen itaat ettin mi? Sen nesin? Üstadsın. Elinin altındakilerden sorumlusun. Sen onlara doğru Kur’ân’ı, Sünnet’i anlattın mı?
Sen nesin? Müritsin. Güzel. Sen üstada sımsıkı sarıldın. Sen onun dediklerini yerine getirdin mi? Herkes sorumluluğunu bilecek. Resmi görecek. Bakacak ona. Burada böyle bir şey olmuş. Ders alalım arkadaş. Ders alalım. Müslümanlar böyle parçalanıyor. Müslümanlar böyle birbirine düşürülüyor. Ders alalım. Dilimizi koruyalım. Aman kardeşim dedim ya. Ya bizim kardeşlerim, benim kardeşim hakkında benim yanımda konuşma. Varsa bir derdin git ondan konuş hallet ya. Bitti. Benim yanımda aleyhine konuşma. Ben hakim değilim, savcı değilim. Bu meseleyi hükmedecek noktada da değilim. Ne anlattın bana? Bu dergahın bir sorumlusu var kardeşim. Git bir problemin varsa Zakir’e. Zakir’le bir problemin varsa Şeyh Efendi orada.
6. Bölüm
Git Şeyh Efendi’yle görüş. Bitti. Kimin derdi varsa? Dinlemeyecekse o da toplasın pırtısını gitsin. Zakir de dahil, Çavuş da dahil, Şeyh de dahil buna. Gayet basit. O zaman herkes kendi bulunduğunu bilir. Herkes kendi bulunduğu yerde ne yapmam gerekiyorduğuna bakacak. O yüzden Allâh bizi affetsin. Yine tekrarlayacağım. Cenâb-ı Hak bizim dilimizi ashabın aleyhinde bir şey konuşmaktan muhafaza eylesin. Neden? Hadîs-i şerif çünkü ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız beni bulursunuz. Eyvallâh. Biz bu konuda ashabın hepsinde iman etmiş, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetinin yanında durmuş. Ondan sonra sağlığı boyunca onun halakayı dairesinde duran bütün ashabı hiçbirisine hakaret de etmeyiz, küfrü de etmeyiz, saygısızlık da bulunmayız ama o resimleri de görmemiz gerektiğine inanıyorum.
Onları da görürüz. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Hasta olan bir bayan kardeşimiz böbrek kanseri rahatsızlığına yakalanmış. Bizler de iş yerimizde arkadaşlar olarak 460 Yasin-i Şerif, 8 Tebareke, 8 Amma, 2 Haşr, 2 Rahman surelerini okuyup tamamladık. Siz de ricam bu okunan surelerin bağışını yapabilir misiniz? Hakkınızı helal edin. İnşâAllah. MâşâAllah ne güzel saymışlar böyle ya. Allâh hayırlı şifa versin inşâAllah. Nerede hasta varsa, nerede rahatsız olan varsa Rabbim muhafaza eylesin. Saat ol. Bugün kitap defter de getirmedik biz, daha doğrusu getiremedik. Bir elmani ismi şerifinden, bir şeyde Cenâb-ı Hak mani ismi şerifi tecelli edecekse yapacak bir şey kalmıyor. O yüzden saatte 10 oldu zaten.
Yaşlılık da var ya artık ihtiyarlığın üzerine, o yüzden böyle hımbıl hımbıl geliyoruz. Hımbıl hımbıl gidiyoruz artık. Hakkınızı helal edin. Şu ada çayını içinceye kadar bir iki tane sorusu olan varsa sorsun. Bir kimse bir İslam halifesine biat etmezse eğer bu ölçüdür. İslam halifesine kim olursa olsun biat etmeyen kimse cahiliye döneminde ölmüş gibi olur. Hadîs, İslam halifesine biat etmeyen kimse cahiliye dönemindeki gibi ölmüş olur. O yüzden helak olur. Anlaşıldı? Hz. Ali radıyallâhu anh hazretleri, Hz. Bubekir efendimiz’e 6 ay biat etmedi ama böyle bir siyasi çalkantıya sebebiyet vermemek için tabiri caizse evinden, mescide, mesciden eve çünkü Hz. Ali efendimiz’i de sevenler var. Onun da halife olmasını isteyenler var.
O yüzden böyle bir siyasi çalkantı olacak, bir sıkıntı olacak diye 6 ay boyunca biat etmedi. Onun da çünkü halife olması için teklif ettiler. Sonra 6 ay bitti, ondan sonra da gitti Hz. Ebû Bekir efendimiz’e biat etti. Bunda bir problem, sıkıntı yok. Çünkü hadîs-i şerif bir kimse bu noktada İslam halifesine biat etmezse, tabiri caizse küfür üzerine ölür. Hadîs de sabit. Bu onunla alakalıydı. Ehlibeyti sevmek imandandır. Çünkü Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu özellikle beyan etmiştir kendince ve ehlibeytini de sıralamıştır. O yüzden biz Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ehlibeyt hükmünde olan hepsini de severiz. Bu noktada bir sıkıntımız olmaz. Devam.
7. Bölüm
Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh hazretleri seçimle geldi. Hz. Osman efendimiz seçimle geldi. Hz. Ömer efendimiz seçimle geldi. Hz. Ali radıyallâhu anh hazretleri de seçimle geldi. Sonradan küfe de artık aşere-i mübessire kalmamıştı çünkü. Küfe de herkes Hz. Hasan efendimiz’e biat etti. Şamlılar da muaviyeye biat etti Şam’da. Şimdi Şam’da muaviye biat etince devlet ikiye ayrılmış oldu bu noktada. İkiye ayrılıyor. Devlet ikiye ayrılma noktasına gidince Hz. Hasan efendimiz hutbeye çıktı. Muaviye adına hilafetlikten vazgeçti. Muaviye adına. Hilafetten vazgeçince o zaman küfe Şam’a bağlanmış oldu. Muaviyeye bağlanmış oldu. Hz. Hasan efendimiz de küfeyi terk etti. Şimdi Hz. Hüseyin efendimiz de beraber Medine-i münevvereye döndüler.
Her ikisi de. Ve muaviye zamanında çok fazla bir ufak tefek çalkantılar oldu. Hasan ile Hüseyin efendimiz çok böyle meselelerin içine girmediler. Zaten Medine’ye döndükten bir müddet sonra muaviye’nin hediye ettiği cariye. Muaviye’nin hediye ettiği cariye. Hz. Hasan efendimiz’i zehirledi. Muaviye hediye etmiş cariyeye. Artık biz şimdi niye tokacak değiliz. Herhangi bir şey söyleyecekti değiliz. Resme anlatıyoruz biz. Hz. Hasan efendimiz zehirlendi şehit oldu. Onu da Cennet-ül Baki’ye defnettiler. Ardından muaviye kendi sağlığında seçim yapmadan, bakın seçim yapmadan Yezid’i devlet başkanı olarak atadı. Hz. Hüseyin efendimiz buna karşı çıktı. Dedi ki bu Kur’ân ve Sünnet’e uygun değil. Hz. Ebu Bekir efendimiz seçimle gelmiş.
Ömer radıyallâhu anh hazretleri seçimle gelmiş. Osman radıyallâhu anh hazretleri seçimle gelmiş. Hz. Ali radıyallâhu anh hazretleri seçimle gelmiş. Sonuçta Hz. Hasan efendimiz seçimle gelmiş. Muaviye de Şam’da seçilmiş. Vali çünkü orada o. Hz. Osman efendimiz zamanında atılma. Hz. Hasan efendimiz seçimle gelen bir kimse onun adına çekilmiş. Ama muaviye atamayla oğlu Yezid’i atamayla halife ilan etti. Hz. Hüseyin efendimizin karşı çıkışı da buydu. Mesela anlaşıldı. Halife normalde Hz. Ali radıyallâhu anh hazretlerine gelinceye kadar hatta Hz. Ali de Efendimiz’den sonra Hz. Hasan efendimiz de hem dinle alakalı başkan hem de devlet olarak başkan hem de başkomutan. Ya normalde halife delilince bütün her şey onda toplanıyor.
Aziz Şefta Allâh’ın gölgesidir diyor ya Allâh’ın gölgesidir diyor Aziz Şefta halife için. O yüzden halifeye biat etmek her Müslümana bu sefer farz olmuş oluyor. Halifede aranılacak özellikler. Bu da önemli. Kim halife olur? Halifenin birinci derecede Müslüman olması. İkinci derecede Kur’ân ve Sünnet’e tamamıyla kendine rehber edilmesi. erkek olması. bunlar normalde şey yapıyor hatta uzunlarından daha eksiklik olmamasına kadar gidiyor o imanların iştahatlarından. birinci derecede halife olarak o kimsenin halife olması için iman ehli olması lazım. Kur’ân ve Sünnet’i tamamıyla kendisine rehber edilmesi lazım ki Müslümanların halifesi olsun. Hz. Hasan efendimiz’den sonra işin yanında bu tarafı var.
8. Bölüm
Hz. Hasan efendimiz’den sonra Hz. Hasan efendimizin orada bir iştahatı var. Kutbede diyor ki dini meselelerinizle alakalı her ne olacaksa bize soracaksınız diyor. İmamlık müessesesi bugün Şia’nın ayetullah dediği ondan sonra sonra Osmanlı’da da Şeyhülislam denilen müesseese orada ayrılıyor. Ama siyasi ile dini otorite ayrılmış oluyor öyle söyleyelim. Dini otoritenin başında Hz. Hasan efendimiz duruyor. Siyasi otoritenin başında da maviye duruyor. Ayrışmanın başladığı zaman oldu. Hz. Ali efendimiz de ve Hz. Hasan efendimizin 6 aylık döneminde dini ve siyasi otorite tek merkezde. Ama gerçek mahiyette halifelik o. Hem siyasi hem askeri hem de dini otoritenin tek merkezde toplanması. E bu bir daha böyle bir şeyin halifelik Medine’den çıkar tekrar geriye dönmez. bir daha geriye gelmez halifelik Medine’den çıkar bir daha geriye dönmez hadîs-i şerif var.
Halifelik çıktı Medine’den bir daha Medine’ye geri dönmedi. Hazret-i Ali efendimiz de çıktı bir daha geri dönmedi hiç. Hiçbir zaman Medine’ye münevvere bir daha halifelik görmedi artık. Hâlâ da. Bu normalde burası biraz böyle şeydi. Fulu öyle diyelim. işte hadisler var son Mehdi’yle alakalı. Son Mehdi’yle alakalı. Mehdi’nin Medine’ye münevereye geleceği. Ondan sonra tabi orada Medine’den kasıt ne? Onun üzerinde duruyorlar biraz da. Medine’den kasıt ne? İstanbul’da Medine diyorlar. Medine münevver olmuş bir şehir. her şeyle oturmuş yerleşmiş bir şehir. Bir ara bunu Şam filan dediler Bağdat demişler. İstanbul demişler. buradaki o Medine’den kasıtları ne? Bu farklı bir tartışma konusu. Şimdi biz anı için ayrıca konuştuk.
Bugün İslam devleti yok. Yok. Bildiğimiz olarak yok. değişik böyle ada ülkeleri var. Duyuyorum filanca yer İslam hukukuna geçmiş. Filanca yer İslam hukukuna geçmiş diye. Benim o konuda çok ince bir araştırmam yok. Bir bilgim yok. Biz bugün yaşadığımız ülkede mevcut devlet başkanımızı halife noktasında görebilir miyiz? Göremeyiz. bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanını halife noktasında göremeyiz. İslam hukuku olmadığından dolayı. Peki Surubiler kim? Halifeler şeyhler midir ustağfurullah? Öyle de denmez. O normalde bu çünkü akayt olarak da usul erkan olarak da uygun düşmez. Yok. Bu çünkü aldatıcı olur Müslümanlar adına. bu böyle büyük bir şey olur. Ne o? Gaflete düşürür. Boşluya düşürür Müslümanlara.
Bu sefer her Sûfî topluluğu bak bunu söyleyen biz Sûfî topluluğumuz biz. Her Sûfî topluluğu bu sefer kendi şeyhini halife görme noktasında olur. Bu zaten batının istediği sulandırmayı bu sefer Sufilerin üzerinden yaparlar. Cemaatlerin üzerinden yaparlar. Yok hayır. Müslümanların siyaseten bugün için hem siyasi olarak hem dini olarak hem askeri olarak bir halifesi yoktur. Bunu cemaat ehli olanlar böyle ehli Sufiler, ehli tarikat olanlar veya bir partiye müntesip olanlar bir bir topluluğa müntesip olanlar bizim partimizin başkanı, bizim şeyhimiz bizim cemaatimizin lideri bizim hocamız, bizim hacımız o zamanın halifesidir. Siyasi manada. Bu meseleyi sulandırırız. Bu Müslümanları bölüp parçalamanın Müslümanları bu halifelik mekanizmasını sulandırmanın yolları olur.
Bu çok tehlikeli bir şey olur. Yok. Bugün Ravül Harp’teyiz Halifemiz yok. Burası dağrül harp imamımızın olması gerekiyor. Bu normalde dağrül hanefiler şöyle söylemişler dağrül harpte Müslümanların, müminlerin işlerini görebileceği işlerini yapabileceği bir dağrül harp imamı seçerler demiş Seçebilirler demiş dağrül harpte yaşayanlar için Müslümanlar kendi aralarında bir dağrül harp imamı seçebilirler Böyle bir seçimi yapamaz ki Müslümanlar şu anda Müslümanlar, Türkiye’deki Müslümanlar Almanya’daki Müslümanlar Bulgaristan’da, Yunanistan’da Mutluk’ta, Bosna’da Mısır’da Tunus’ta, Fas’ta, Cezayir’de Pakistan, Afganistan Tacikistan, Kırgızistan Türkmenistan Azerbaycan Gürcistan Müslümanların bulunduğu yerler aklıma gelenler Yemen Kuvvet, Birleşik Arap Emirlikleri o tokurdaklar var ya arada bir sürü nasıl bir kalkacaklar şimdi?
Örneğin X bir ülkede Müslümanlar kendilerine imam seçecekler diyecekler Ayağa kalkar orası Yapılması gerekir mi? Bence yapılması gerekir X bir ülkede barolar avukatlar kendi başkanını seçiyor doktorlar kendi başkanını seçiyor muhasebeciler kendi başkanını seçiyor meslek grupları, sanatkar grupları kendi başkanlarını seçiyor örneğin şeyler Ermeni patrikliğini seçiyor kendileri seçiyorlar veya Süryan’ın patriğini seçiyor Türkiye’deki Hristiyan cemaatler kendilerince kendi imamlarını bu manada kendi liderlerini seçiyorlar Türkiye’de böyle bir dini lider seçilmiyor yasalara aykırı zaten seçemezler de zaten Mısır’da da seçemezler Suudi Arabistan’da da seçemezler Yemen, Fars, Tunus, Cezayir seçemezler bildiğim kadarıyla mesela İran’da seçiliyorlar İran’da Cumhurbaşkanı ayrı seçiliyor şey ayrı seçiliyor dini lider Ayatullah’lar ayrı seçiliyor ve Ayatullah Cumhurbaşkanı’nı lavedebilir veto edebilir çıkan kanunlara orada da böyle tipik bir başkanlık sistemi gibi bir şey var İran Türkiye’den önce başkanlık sistemine geçti İmam Hümeyni ile beraber İmam Hümeyni hiç Cumhurbaşkanı olmadı İran’da o direk dini lider noktasında İmam Hümeyni, İmam Ayatullah’ların başı o hiç devlet başkanı olmadı zaten İran’da devlet başkanının seçimlerine girecek olanı da Ayatullah’lar ok eylüyorlar birisi adaylığını onların reddederse orada bir sistemi, devleti koruyan bir komisyon gibi bir senata gibi bir şey var sırf Ayatullah’lardan oluşuyor Ayatullah’lar toplanıp herhangi bir belediye başkanının belediye başkanını fasit hale getirebiliyorlar diyorlar ki belediye başkanını bırak görevden el çektirebiliyorlar Cumhurbaşkanı’nı görevden el çektirebilme yetkileri var Cumhurbaşkanı da seçimle geliyor ama onu görevden el çektirme yetkileri var çektiriyorlarmış bugüne kadar çektirmediler o böyle kılıç gibi duruyor orada Müslümanların Darülhart’ta kendilerine bir imam seçmeleri İmam-ı Azam’a göre var ama hanefilere göre var ama bunu yapabilecek noktada değil Müslümanlar Müslümanların böyle bir şey yapmaları da zaten bugünkü fikri yapılarına göre bugünkü duruşlarına göre ben çok zor görüyorum biraz böyle ümitsizlik aşılamak istemem ama Müslümanlar kendi içlerinde hem dergahlar hem cemaatler hem topluluklar birinci derecede kendi içlerindeki kardeşliklerini ve birlikteliklerini manasıyla sağlayabilmişler değiller bu bir ikincisi diğer demeyeceğim ama kardeş cemaat tarikat topluluklarla da kardeşliklerini tesis edemiyorlar burada problem var Mehdi’ye kadar doyururken ya Mehdi A’la Resul ne zaman zuhur eder ne zaman çıkar bilemeyiz ama bunu bir kısım cemaat tarikat ehli olanlar bu iş Mehdi’ye kadar böyle gidecek Mehdi geldiğinde derleyecek toparlayacak bu biraz böyle kolaycılık gibi oluyor ben bu söylemlerden uzak durmak istiyorum bu böyle Müslümanları gevşekliğe iten bir meselede mücadeleden uzak tutan bir meselede bu noktada Müslümanları hem fikri planında hem eylem planında geri iten şeyler Müslümanlar bu hatalara düşüyorlar biz de düştük bu hatalara biz de düştük ilk önce 94’te mi çıkacaktı Hüseyin Mehdi sonra 98’de çıkacaktı 96’ı ondan sonra kaçtı 2001 müydi en son 98’di galiba ondan sonra Şeyh Efendi dedi ki oğlum bundan sonra tarih söylemeyeceğim dedi bizim bazı arkadaşlar askere gitmemeyi düşünüyorlardı tehir ettiriyorlardı Mehdi çıkacak nasıl olsa askere gitmemize gerek yok Mehdi’nin askeri olacağız diyorlardı ben onları askere gitmeye ikna ediyordum oğlum gidin askere bakın askere yapın askerlerinizi gelin hayatınız bir an önce başlasın diyordum gitmek istemiyorlardı nerede Ali Karada öyle değil mi Ali gitmek istiyor muydunuz Hasan askerden gelmiştin ama normalde gençler vardı gitmek istemiyorlardı öyle değil mi vardı değil mi 3-5 tane ve tarihler de vardı değil mi 96’ı 98’i 94’ü en son benim Şeyh Efendi’nin Allâh rahmet eylesin bana söylediği söz şuydu bana söyledi ben bana söylediklerini kendime ölçü alarak alıyorum beni ilgilendirmiyor başka bir şey bana söylediği şuydu Mustafa Efendi oğlum bundan sonra tarih söylemeyeceğim siz nasıl emir buyurursanız efendim ya bunları şimdi konuşmak istemiyorum ben geldi geçti gittim bana soruyordu oğlum Mehdi’yi gördün mü gördüm efendim tarih söyledi mi tarih yok efendim bana bir tarih vermiyor ama mesela Şeyh Efendi’nin kendi rüyaları var Mehdi’yi kucağına vermişler anlatmaz mıydı Mustafa Efendi demiş oğlum sen Mehdi’yi göreceksin tamam şimdi mesela Şeyh Efendi’den kalan arkadaşlar var şimdi Mehdi yaşadı Şeyh Efendi de Mehdi’yi gördü o yüzden bir Şeyh’e intisap etmemize gerek yok bir Şeyh de yok biz şimdi arkasından kalanlar olarak zakirler olarak zikirlerimize devam edeceğiz bir Şeyh yok zikirlerimize devam edeceğiz biz üveyse olduk haydi şimdi bakın şunu unutmayın hiçbir zaman bir yerde zahir bir noktada Kur’ân, Sünnet, imamların iştahı ve sufiliğin tasavvufun olmazsa olmaz olmaz ölçütlerini kendi nefsiniz için bir yerden kaçırırsanız siz onu toparlamak mümkün değildir ben bazı şeylerde o yüzden çok sert keskin durum mesela sûfîler Şeyhlerini halife olarak görebilirler mi dedim ben hemen set çektim dedim olmaz bu iş sulanır sonra dedim mümkün değil böyle bir şey de olması mümkün değil dedim bu nefse tatlı gelebilir oh herkes beni halife görecek şimdi yat aşağı yatacak kalk aşağı kalkacak herkes Şeyhini halife görecek ipin ucu kaçacak ölçü bu değil ölçü Kur’ân, Sünnet, imamların iştahı sufilikse e gidelim Kuşehir Risalesine bakalım sûfîlik sufilikse e gidelim Feridit’in atlara bakalım sufilikse gidelim Mesnevî’yi okuyalım sufilikse gidelim Arabi’ye bakalım sufilikse gidelim Tasavvuf’un ana ilkeleri bakalım sufilikse gidelim onların alemine bakalım Abdülkadir Geylan hazretlerinin sohbetlerine bakalım sufilikse ölçü bu bunlardan cem edilmiş bir ölçü koyacağız orta yere bunlardan cem edilmiş bir ölçü koyduğumuzda böyle bir şey yok e Abdülkadir Geylan hazretlerinin sözü olduğu söyleniyor zayıf hadîs olduğu söyleniyor zayıf hadîs olarak kabul etmiyor mu hadîs olarak kabul ediyor şeyhi olmayanı şeyhi şeytandır e yıllardır sen şeyhi olmayanı şeyhi şeytandır diye bangır bağır senin şeyhin vefat ettikten sonra de ki biz üveyse olduk hoş geldin 23 Nisan lan nereden oldun şeyhin değil onun şeyhi değil sen nereden üveyse oldun Şeyh efendinin ağzından duymadık benden sonra üveyse olun diye zaten üveyse bak böyle bir şey değil bak bir yerden bir böyle cıvatayı gevşedince ortalık kombe gevşiyor nereye gideceği belli olmuyor haydi birisi çıkıyor şeyh efendi bana rüyamda görev verdi ne rüyamda görev verdi Allâh Allâh sağlığında vermedi rüyasında verdi öyle mi ha verdi öbürkü de çıktı öbürkü çıkıyor bu sefer bana da rüyamda görev verdi öbürkü çıkıyor bana da rüyamda görev verdi kadının birisi çıkmış Abdullah babı bana rüyamda görev verdi milleti derlemiş toparlamış her şeyi de toparlamış koymuş evine gitmiş haydi geldiler Abdullah efendi dedim ne alakası var Abdullah efendi vefat etmiş gitmiş ama rüyasında vermiş vallahi bilmiyorum dedim rüyasında vermekle olmuş olsaydı bu işler olacaktır ve x kimse Zakir’miş kim yapmış Zakir Zakir kim yapmış ve rüyasında görmüş Allâh Allâh kardeş bu ölçü değil bu doğru değil ama şey bu ölçüsü kaçtı mı gidiyor dese ki ya biz şey efendiye intisap ettik şey efendi de arkadan bize kesin bir şekilde talimatlı bir şekilde kimseyi bırakmadı biz bir şeyhe bağlanmak de istemiyoruz nefsimize ağır geliyor biz kendi kendimize toplanacağız burada zikrullah yapacağız layla ölüm yapacağız yiyeceğiz içeceğiz ondan sonra eski sohbetlerden muhabbet edeceğiz kırık aşk hikayeleri anlatacağız vay şöyle zikrederdik vay şöyle giderdik vay şöyle gelirdi ne pamuk yalaklıydı ne pamuk sakallıydı efendi baba böyle yürüdü böyle sürürdü harika ya kırık aşk hikayesi sağlığında yanında değil sağlığında etrafında değil öldükten sonra bizim Hacok’tay’ın dediği gibi en iyi şey ölü şey Hacok’tay öyle diyor en iyi şey ölü şey diyor geldiğin yok gittiğin yok kafana kadar takılacağım diyor en iyi şey ölü şey neden şunu şöyle yaptığın yok bak herkes oturuyor şimdi zikrullah yapılacak sohbet edilecek saat oldu on buçuk hala daha konuşuyor adam bir zikrullah yapsa da çeksek gitsek baksak işimize ölü şey olunca herkes şey şey olunca herkes şey o yüzden sıkıntı yok herkes pir herkes uçuyor sağlığında uçan yok sağlığında uçsa imtihan alır yanındakine diyor hiç kimsenin yanında duramıyor zikrullah alakasında kimse Şeyh Efendi’nin sağına soluna durmak istemez kimse ateşin içindeki birinci haptaki yandaki solundaki ister kabristanın başına gitsin ister zikrullah da olsun ateş hattında ya karşındaki ya sağındaki solundaki vurur ne gördün ha uçuyordum demek değil o yandakinden ses çıkmazsa vürkü ne der sen ne gördün öbürkü ne der ne gördün hanım oğlum kestanede mi görmedin bitti çökersin orada öbürkü ne sorar sen ne gördün ık çıktı araba da mı görmedin ha sen dur sağında solunda kolaysa öyle Şeyh’in yanında sağında durmak kolay vuracak tak dirsek geliyor böyle hemen tık sen bakıyorsun ne gördün diyor bir şeyi heyecandan kaçırdın ne kaçırdın efendim saati de gördüm on buçuk muydu diyor saat bizim eskilerden birisi dedi aslında görmüyor o dedi bak şimdi aslında Şeyh Efendi Abdullah Efendi görmüyor dedi sizleri konuşturuyor dedim hadi sen nefsine uyumuşsun selamünaleyküm dedim kalktım ben aradan bir müddet geçti o aslında görmüyor size konuşturuyor diyene döndü böyle oda birkaç halakanın arkasında sen ne gördün dedi ona ben kaldım hem de gördü o bir hal görmek var bir de hal görenleri de görmek var bir de hal görenlerin gördüklerini de görmek var öyle değil bu hal görüyorsun iyi hal görenleri görüyorsun hal görenlerin gördüğü halleri de görüyorsun sordu ne gördün dedi ona bu bu işin hemen ağlamamoduna geçti başladı anlatmaya ben başındayım bu dedim şimdi imtihan geliyor dedim bir şeye atlayacak bu hususi dedim ben şimdi bak hususi atlayacak bunu dedim ben bir şeye atlayacak şimdi o anlatıyor Allâh affetsin geçtik ya bizimkide anlattığını ben şimdi onu koruyacağım diye uğraşıyorum ben bizimkide gençlik bırak yalan yansın yıkılın yıkılsın sana ne oturup durdun yere ben ona bastıracağım anlat bir perdeye geçti bu şimdi bile bile geçti eyvah dedim ben ya dedi kalkarsınız bir de dedi şeyhinizi imtihan edersiniz dedi dervişin küstahı dedi dervişin edepsizi dedi şeyhin imtihan etmesini kalkar dedi Mustafa efendi neyi söylemedi dedi filanca yeri söylemedi efendim dedim sen de dedi kollu cam diye uğraşıyorsun dedi aha gir toprağın altına aha dedi sen de dedi kollu cam diye uğraş dedi sus konuşacak bir şey yok Allâh muhafaza eylesin amin o yüzden o böyle mübarekler sen yanında duraydın da göreydin bir Medine-i Münevvere’de kaç gün kaldık o sene sana rabut ağacı yaptı seni yok yok Medine-i Münevvere’de şeyde Hasan şeyh olması için uğraştığı zaman kaç gün kaldık Medine-i Münevvere’de o zaman 11 gün mü kalmıştık biz Medine-i Münevvere’de 11 gün kalmışız saymadım ben 11 gün boyunca İsmail’e her gün rabut yaptırıyor peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine her gün İsmail’e de diyor sakın Mustafa abine de söyleme diyor bir şey söyleme sor Hasan’a verecek miyim bunları konuşmak istemiyoruz biz kapatıyoruz ağzımızı iş arkası başka şeyler çıkacak çünkü şimdi onu konuşturmak istemiyorum şimdi sor bu şimdi sabahtan akşama kadar Asaf Sultan’ın oradan bu rabut ağacı bu kafayı kaldırıyor o gönlünü karıştırıyor nereye gidecektim diye şey hemen oradan birisini kaldırıyor İsmail gidin diyor İsmail’i alın gelin bu çünkü yolunu karıştıracak gidiyorlar bunu alıp geliyorlar şimdi pıs ben İsmail’i diyorum İsmail buyur abi diyor sakın ha kimseye söyleme diyorum ben şimdi bak sakın şeyhini dinle hiç kimseye söyleme bu böyle bir şey bu tasavvuf tabii 11 gün boyunca Medine-i Münevvere’de sabahtan akşama kadar rabut etti otele bile kalmıyordu bu bir tek yemek saatlerinde geliyordu otele hızlı hızlı yemek yapacağında uğraşıyor şeker yerine tuz atıyor tuz attığına şeker atıyor ondan sonra diyor ki Geylana Hazretleri geldi o yüzden karıştırıyor yemek ne oldu İsmail bu pilav olmamış abi kusura bakma Geylana Hazretleri geldi olmadı iyi hadi o gün Geylana Hazretleri geldi tamam ertesin oldu olmamış ondan sonra millet söylüyor ben bir şey demiyorum oldu olmadı benim ağzımdan bir şey çıkmıyor millet diyor ki abi olmamış abi şöyle olmamış oğlum bana ne söylüyorsunuz Allâh Allâh burada İsmail kardeşimiz ya İsmail abi bu nohut pişmemiş Rufay Hazretleri geldi her gün birileri geliyor bizim yemeğe karışıyor asıl İsmail karışık İsmail her gün gidiyor soruyor Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine Şeyh Efendi’nin büyük oğlanı al sana verilecek mi verilmeyecek mi posta oturacak mı oturmayacak mı her gün de aynı cevabı alıyor İsmail cevap geliyor tamam yok dergahın sahibi Mustafa Efendi bu gidiyor şimdi Şeyh Efendi’nin yanından Şeyh Efendi gidiyor bu arkasından gidiyor şimdi soruyor yandan ben üç metre arkadan gidiyorum özel konuşacaklar ben de duymayacağım ya benim duyulmasını istemiyorum ben duyulmasını istemeyince arkadan geliyorum ben soruyor ne dedi Mustafa abi dedi efendim sakın Mustafa abine söyleme şey gidiyor tabii onun sonu sesleniyor Mustafa Efendi buyurun efendim ben koşuyorum yanına neredesin oğlum buradayım efendim tamam yanından ayrılma emretersiniz efendim biz gidiyoruz yanından İsmail’in konuşacağında gene yalnız kalıyor ha İsmail evet hiç sormadım daha bak bugüne kadar sana değil mi sordum sordum mı ben sana hiç sormadım hiç konuştuk mu bu mevzuyu senle daha anlatayım mı İsmail’i neler konuştuklarını Emir Sultan’a gittiğini Üftat Aset’ten de gittiğini her bir velinin mezarlığın başına gidip bunları konuştuğunu zikrullah da tabii İsmail boyuna dua ediyor rahmet ediyor ondan sonra cevap ne gelecek ne zaman olursa ama İsmail bir sene boyunca rahmet ağacı oldu tabii İsmail böyle git Emir Sultan Hazretlerine sor İsmail İsmail gidiyor her gün Emir Sultan Hazretlerine gidiyor üç gün, dört gün, beş gün bir hafta ondan sonra bir telefon İsmail’in ev şehri gidiyor ne oldu efendim böyle bir şey yok haydi İsmail geri dönüyor İsmail o ara baya rahmet ağacı yaptı baya eziyet çekti Allâh’ım yesin ama bu normal değil yol bu örneğim bu yaşanacak bunlar ben hiç istifimi bozmuyorum benim böyle bir derdim yok bir şey olayım böyle bir şey olayım benim öyle bir derdim yok Allâh affetsin o yüzden öyle bir işin ölçüsü kaçarsa bir taraftan nefsine uyar bir ölçüyü kaçırırsın o yürür gider o Allâh muhafaza eylesin amin ölçü her daim e şimdi de ölçü kaçtı ya şimdi ne diyorlar üveyse olduk hoş geldiniz 23 Nisan nereden üveyse oldunuz oldular herkes şimdi rüya görüyor ondan sonra bana şunu verdiler onu vermişler ona harika adama şimdi rüya görmedin diyemezsin görmediğini bilsen de görmedin diyemezsin işin bir de sûfî tarafı var Allâh muhafaza eylesin amin o yüzden ölçüyü kaçırmayalım Cenâb-ı Hak Kur’ân Sünnet imamların iştahı ilk sufilerin ölçüleri kaidelerinde biz sûfî hayatımıza devam etmek için çalışmalarımıza gayretlerimize inşâAllah o sûfî hayatı devam ettirmek için devam edelim inşâAllah amin haklarınızı helal edin amin sürçü lisan ettiysek affola inşâAllah bu noktada da hiç kimseye öyle bir husumetimiz bir garezimiz herhangi bir şeyimiz yok bunlar geçmişten böyle ölçü almamız için bizlere birer böyle bir evliya menkıbesi öyle diyelim şey efendinin menkıbelerinden bunu ama çorum Naci Mustafa Efendi hazretleri da uğraşmış şey şeyhlik çorum da kalsın diye böyle demek ki böyle bir şeye istiyorlar böyle bir şey oluyor demek ki ondan sonra böyle bir yakınlarına böyle bir şey istiyorlar yakınlarına böyle bir şey olmasını istiyorlar herhalde yol devam etsin bu iş böyle kalmasın yarımda yarıda dergâh devam etsin zikrullah devam etsin diye böyle bir şey de istiyor olabilirler o anki o duygularını o esnada ki düşüncelerine o esnada ki iştahatlerine bunu bilmiş değiliz ben çünkü şey efendiyiyle bunu bizzat bu mevzuları görüşmüş konuşmuş bir kimse değilim o yüzden ben bunların da pek konuşmayı uygun görmüyordum zaten sanki böyle bir beklentisi varmış gibi olur diye o yüzden çok görüşmüyorduk buyur İsmail Allâh hayır versin inşâAllah evet İsmail 60 gün sona gelmişti bana doğru söylüyorum Allâh hayır versin inşâAllah o yüzden bizim şeyhimizdi üstadımızdı 18 yıl beraber onunla koşuşturmaya çalıştık elimizden geldiğince öyle ona kaybetmiş böyle öyle ona karşı herhangi bir aklınızın ucundan daha geçirmeyin bir eksiklik noksanlık neden böyle yaptı diye hiç benim aklımın ucundan geçmez hiç ama hiç de geçmez benim şeyhimdi Allâh ondan gani gani razı olsun amin hiç bir zaman onu rahmet nurunun dışına çıkarmasın inşâAllah amin o yüzden hiç kimseden bütün kardeşlere söylüyorum bunu ne Şeyh Efendi için ne onun şeyhi Hacı Mustafa Efendi için ne de onun şeyhi Hacı Alaydar Efendi için ne de onun şeyhi Hacı Bekir Baba için ne de Hacı Bekir Baba’nın icazet aldığı Abdurrahim Tantabu’yu Abdurrahim Neşabı için ne de Hacı Bekir Baba’nın yetiştiği Mahmud Uydai Dergahı için eksik noksan bir şey söylemesin bu onun maneviyatını yoluna zarar verir o yüzden her velinin her şeyhin kendine ait kendine münhasır hataları kusurları olur kendine münhasır eksiklikleri noksanlıkları olur bunu normalde şeyhlik davası güdenler bunu söylemeye çekinirler benim böyle bir davam olmadığından ben çok rahat konuşuyorum bana dervişlerin arasında şeyhin eksiğini kusurunu araştıran dervişler de olur gelirlerdi bana ben devamının yanındayım şeyh efendilerim şeyh efendi Allâh rahmet eylesin Nevşehir’den dışarı çıktığı anda beraber çıkıyoruz üç aşağı beş yukarı bana sorarlardı böyle lafın arasında abi sen hiç mi hatasını görmedin ya bak çok böyle samimi bir şey söz sen de görmüşsündür abi ya olmaz mı abi ya sen yanındasın sen bunlar gizli fitnedir ben derdim ki muhakkak olmuştur kardeşim işin şeriat tarafı var muhakkak olmuştur bir yerde ben şahit olmadım hiç bakın ben şahit olmadım hiç bitti sen şahit olduysan düş gıybet etsen sen şahit olduysan bakın şahit olduğunuz şey bir başkasına söylediğiniz gıybet şahit olmadığınız bir şey söylediğiniz iftira kimin gıybetini ediyorsun şeyhinin kime iftira ediyorsun şeyhine şimdi bana gelirlerdi abi senin için ben abi senin için böyle söylemiş yavrum senin yanında mı dedi yok abi böyle diyorlar duyduğunu söylemen sana yalan olarak yeter demediyse iftira attın dediyse gıybet ettin şeyh efendi benim arkamdan konuştuysa oğlum senin şeyhin gıybetçi mi bak senin şeyhin diyorum benim şeyhim değil benim şeyhim gıybetçi değil abi nasıl söylüyorsun yavrum benim arkamdan bir kimse konuştuysa bu kim konuşursa konuşsun gıybet mi gıybet sen bunu konuşmakla şeyhinin gıybetçi noktaya koyuyorsun ses yok tabi tehlikeli sulardır bunlar bakın tehlikeli sulardır farkında olmaz adam komple maneviyatını bitirir keser atar Allâh muhafaza eylesin amin o yüzden hiç kimse bu noktada ne şeyh efendi için ne mustah efendi hazretleri için ne Abdullah efendi hazretleri için ne Hacer Aydar efendi hazretleri için ne Hacı Böker efendi hazretleri için geçmiş şeyh efendilerle alakalı hiç kimse ağzını yanlış diye hiç kimse ağzını yanlış diye eksikliğe açmasın hatta bir başkasının şeyhi içinde açma ağzını açma konuşma ölçüyü konuş bakın ölçüyü konuş bu haram kardeşim bu yanlış bu adab aykırı bir mesele bu adab aykırı kadınlar erkekler bir halakada zikrullar mı yaparmış yapmaz bu adab aykırı yok böyle bir şey şimdi burada bayanlı erkeklik biz burada toplanacağız zikrullah yapacağız ilahi söyleyeceğiz yok kardeşim böyle bir şey keman, tambur, nambur ne varsa toparlıyorlar ondan sonra kadınlar erkekle ilahi söyleyip ondan sonra zikrullah yapıp cuhuşu huruş içerisinde ondan sonra eğer ki biz kardeşiz yok kardeşim böyle bir şey yok kuranda yok, sünnette yok imamların iştahadında yok sufilerin genel kaedelerinin içerisinde yok bu e nereden çıkardın bunu bakın bu ölçü konuşulabilir ölçü bu kim olursa olsun ölçü ölçüdür ölçüyü konuşun ama bir adamın şeyhi bağlanmış ona ölçü konuş ona de ki kardeşim bir şeyh efendi dervişlerden para mı toplarmış bir şeyh efendi dervişlerden her ay aydat mı toplarmış bir şeyh efendi işleri düzgün olanlar şu kadar verecek işleri düzgün olmayanlar bu kadar verecek böyle bir şey mi olurmuş bir şeyh efendi milletin parasını toplayıp kendine iş yeri mi açarmış bir şeyh efendi milletten parayı toplayıp derviş kardeşler buradan da dergahın masrafları çıkacak böyle bir iş yaratıyor böyle bir şey mi yaparmış yanlış hangi şeyh yapıyorsa yapsın bir dergahın ticarethanesi mi olurmuş bir dergahın ticarethanesi olmaz dergahın masrafları yok kardeşim ya ne alakası var böyle bir şey olmaz adam oraya market açmış ne dergahın marketi herkes gidecek dergahın marketinden alacak hoş geldin 23 Nisan parası nereden dedim ben sordum ilk çıktık parası nereden dervişler topladılar o zaman market dervişleri mi ses yok kimin ses yok Allâh muhafaza eylesin ölçü konuşulur lâ ilâhe illâllah Destûr ya hazreti Allâh
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, Halife, İcâzet, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı