1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, nefesinizi hayırlayın eylesin. Allâh Celle Celaluhu’na dostum demek günah budur. Günahdı diyemeyiz de peşmişle alakalı. Ama bu noktada sıkıntı olmaz. Nefsin takva kapısının açılması ne demektir? Nefsin mi, nefesin mi? Nefsin takva kapısının açılması ne demektir? Ben soruyu anlayamadım. Hakkınızı helal edin. Bakar 66. ayette bahsedilen maymunlarda gerçekten maymuna mı çevirilmiş? Yoksa insanların maymun iştahlı olmasından mı bahsediyor? Bu müteşabit bir mesele. Bununla alakalı herkes bir şeyler söylemiş. Allâh alem şöyle bir şey olabilir. Bu normalde peygamberlere bir kısım, peygamberlere, ki bu Musa aleyhisselamın kavmi, buldırcın ve kudret helvası indiriliyordu.
Bu buldırcın ve kudret helvası indirilirken onlar nankörlük ettiler. Bu Yahudilerin nankörlük eden o kavim, o topluluk, sadece o nankörlük edenler, ibret alem için Cenâb-ı Hak onları maymuna çevirmiş olabilir. Allâh için bu noktada bir zorluk yok. Bunu böyle tevil etmek, âyet-i kerimenin zahiri bu zaten. Allâh onları maymunlara çevirip diyor. Müteşabit noktasında görüp bunu tevil etmeye çalışıyorlar. Bunu tevil etmeye çalışırken de, yok onların huyları maymuna döndürdü, yok onların ahlaklarını mayona döndürdü. bir türlü normalde akıllarınca, kendilerince, Cenâb-ı Hak’ın insanı maymuna çevirmekten farklı manalar çıkarmaya çalışıyorlar. Müfessirler, tefsirciler, ne bileyim bir kısım böyle bu konuda akıl yürütmeye çalışanlar öyle söylüyorlar. işte onların huylarını veyahut da bu noktada ahlaklarını maymun ahlakına çevirdi diye tefsir ediyorlar.
Katılan olur, katılmayan olmaz. Bu herkesin müteşabih olunca üzerinde tartışma yapmaya gerek yok. Herkesin anladığı öyle de olabilir. Ben şuna inanıyorum. Benim inancım bu. Musa Aleyhisselâm’ın kavmi Yahudiler çölün içerisinde su yok, hiçbir şey yok, naçar bir şekilde. Cenâb-ı Hak onlara semadan gökten bir rivayette cennet nimeti olarak helva ve buldırcın eti pişmiş vaziyette indiriyordu. Bu Yahudiler nankörlük ettiler nimete hamd edip Allâh’ı zikredeceklerine dediler ki biz soğan sarılsak yemek istiyoruz. Biz ekip dikmek istiyoruz. Biz semadan inen bu sofradan bıktık. Semadan inen bu sofradan bıktık biz böyle yaşamak istemiyoruz diye Musa Aleyhisselâm’a bunu söylediler. Allâh’a nankörlük ettiler.
Cenâb-ı Hak’ın nimetine nankörlük ettiler. Cenâb-ı Hak’ın katından bahşettiği o nimeti görmemezlikten geldiler. Ve Allâh, Allâh-u Alem burası yine müteşabi bu nankörlük edenlere sadece nankörlük edenlere ibret-i alem için maymuna çevirdi. Onlar maymuna çevirdiler, maymunlaştılar. Şimdi bunu başka türlü yormaya çalışanlar veya tevil etmeye çalışanlar sanki Cenâb-ı Hak insan olarak yarattığı bir varlığı maymuna çeviremezmiş gibi düşünüyorlar. Burada sanki Cenâb-ı Hak’ın üzerinde bir acziyet varmış gibi. Sanki Allâh kendi yapmış olduğu kanunu, kaideyi sanki kendisi değiştiremezmiş gibi. Veyahut da Cenâb-ı Hak’ın kendince uyguladığı bir sistemi Cenâb-ı Hak bozamaz veyahut da değiştiremez gibi algı oluşuyor.
2. Bölüm
Benim kendimce, kendi dairem. Cenâb-ı Hak isterse maymunu insan eder, isterse insanı maymun eder, isterse yoktan var eder, isterse var ettiğini yok eder. O kudreti ve kuvveti elinde tutandır. O isterse rızık darlığı verir, isterse rızık genişliği verir. O bir şeyi genişletirse kimse daraltamaz, o bir şeyi daralttıysa da hiç kimse genişletemez. O yüzden herkes onun üzerinde kendince müteşabih olduğundan aslında onu bir şekilde tevil etmeye çalışıyorlar. Bu nokta bundan anlaşılır, bu böyle anlaşılır. Böyle akla vurmaya çalışıyorlar. Akla vurmaya çalışmaya gerek yok. Cenâb-ı Hak onları mayona çevirdi. Biz böyle inandık, ben böyle inandım, böyle iman ettim. Varsın insanlar başka türlü inanıyorlarsa, iman ediyorlarsa başka türlü inansınlar, iman etsinler.
Kim Allâh’ın nimetlerine sırt dönerse, Cenâb-ı Hak ona rızık endişesi verir. Kim Cenâb-ı Hak’a hamd etmezse, Allâh onlara vermiş olduğu nimetleri daraltır. Kim hamd ederse, Cenâb-ı Hak hamd edenlere nimetlerini artırır. Kim vefasızlık ederse karşılığında vefasızlık bulur. Kim hainlik yaparsa, karşılığında hainlik bulur. Kim şükürsüzlük yaparsa, karşılığında darlık bulur, geçimsizlik bulur. Kim dar dairede kalırsa, kendini darlığa doğru sürüklerse, Allâh ona darlığı açar. Kim kendisini genişliğe doğru götürürse, Allâh da ona genişliği açar. O yüzden o Yahudiler cennet nimetini, Cenâb-ı Hak’tan gelen buldırcın etiyle kudret helvasına aslında onlardan bıkkınlığını söyleyerekten Allâh’ın nimetine şükürsüzlük, Allâh’ın nimetine hamdsizlik ettiler.
Bu kavimlerin, insanların başına gelenler ne gelirse hamd etmemek, zikretmemek, tövbe etmemekten gelir. Ne gelirse başına. Bir kimsenin başına ne gelirse hamd etmemekten, zikretmemekten, şükretmemekten gelir. Kabahat-ı Ahmet’te, Mehmet’te, onu da bunda aramasın kimse, hiç kimse. Nerede hamd etmedim, nerede şükretmedim, nerede zikretmedim diye kendine baksın. Ben nerede Allâh’a isyan ettim, ben nerede Allâh’ın bana vermiş olduğu nimetleri görmemezlikten gelip, ben ona karşı haddi açtım diye kendi kendine analiz etsin. O yüzden bu noktada Cenâb-ı Hak birçok âyet-i kerimede nimetlerine hamd etmeyenlere darlık vereceğini, nimetlerine hamd etmeyenlere sıkıntı vereceğini, nimetlerine hamd etmeyenlere bu noktada Cenâb-ı Hak’ın onların yollarını daraltacağını söylemiştir.
Birçok âyet-i kerimede de kim nimetlerine hamd ederse ona nimetlerine arttıracağını, kim zikrederse onu zikredeceğini, kim tövbe ederse onun tövbesini kabul edip onu affedeceğini beyan etmiştir. O zaman biz kullara düşen vazife zikretmek, hamd etmek, tövbe etmektir. Biz zikretmeye, hamd etmeye, tövbe etmeye gayret edelim. Vefasızlık yapmayalım, hainlik yapmayalım. Allâh’ın nimetlerine sırtımızı dönmeyelim. Allâh’ın verdiğimmiş olduğu nimetleri küçük görmeyelim. Bu noktada Cenâb-ı Hak’a karşı saygısızlık yapmayalım. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Efendim, bir erkek eşi aşırı rahatsızlık duyduğu için göğüs ve sırt tüylerini almasında bir sıkıntı olur mu? normalde eğer ki bazı erkekler var, herhalde hormonal bir rahatsızlık olabilir.
3. Bölüm
Göğüsünde ve sırtında aşırı derecede, aşırı derecede böyle bir şey varsa o zaman bu normalde fıtratın dışına çıkıldığından dolayı bunlarda bir kısım tedavi görebilir, ne bileyim, bunları kaşın aşırı derecede büyümesi gibi. Erkekte kaş aşırı derecede büyür, gözünün üstüne iner, gözünün üstüne inince de onun görmesini, onun göz kapaklarını hareket ettirmesinde zorluk yaşatır. Kimin de böyle hormonal bozukluklar var. Bizim yakın akrabamızdan birisi vardı mesela rahatsız oldu, hasta oldu. Ben onun kaşları, baktım kaşları aşağı doğru inmiş göz kapaklarına kadar böyle göz kapaklarını açıp kapatmakta zorlanıyor. Ondan sonra ben onun kaşlarını normalde makasla kısaltmıştım. Abim baktı hatta ne yapıyorsun diye dedim caiz.
Dedim göz kapaklarına inmiş dedim, göz kapaklarını inip kapatmakta zorluyor dedim. Ben abime, abim sustu. Göz kapaklarını kapaklarını açıp kapatmakta zorluyor. Veyahut da bu iki kaşının arasının doldurulması, dolması mesela fıtrata ikarı. Bu iki kaşının burnunun üzerini kadının da erkeğin de alması caiz olur. İki kaşı kapatıyor. Bunun gibi mesela bir kimsenin bu elmacık kemiklerinde sakal çıkması gibi. Komple yüzünde sakal çıkmış, anında sakal çıkmış erkek olarak. Onları tedavi ettirmesinde, yolmasında bir beis yok. Fıtratın dışına çıkılan bir şeyde bir rahatsızlık vardır. O rahatsızlığı tedavi etmek uygundur, caizdir. Ama erkeklerin bu son dönem çıktı bu. Göğüslerini, sırtlarını, bacaklarını, kollarını çok özür dilerim ama hatun kişiler gibi, tavuklar gibi kendini yoldurması caiz değil.
Bu biraz böyle yumuşaklığa doğru gidiyor. Her dönemin lutilik belirtileri vardır. Her dönemde lutiler, kadınlara benzemeye çalışanların kendince tavır ve davranışları vardır. Şimdi biz bunu o hadîs-i şeriflerde beyan edilen veya ashabın tespit ettiği lutilik davranışlarını bu güne uyarlamaya kalksak işin içinden çıkamayız. Tespitte zorlanırız. Sebep? o gün için luti davranışları farklı. O gün için böyle eşcinsel davranışlar değil. O gün için eşcinsel davranışlar farklı. Bugün için eşcinsel davranışlar farklı. Bugün eşcinsel olan bir erkek mesela bir kadın kıyafeti giyip dolaşmıyor. Tam olarak. O biraz da eşcinsellikte ileri doğru gitti, orasını burasını ameliyat ettirmeye başladı, şişittirip ne bileyim hormonlattırmaya başladığında o kadın kıyafeti giyiyor.
Şimdi normalde erkeklerin içerisinde erkek kıyafeti ama tâbiri câizse bugünkü deyimle transparent kıyafetler tercih ediyor. Örneğin bugün erkekler için eşcinsel çağrışımlar. İyice düşük belli pantolon giymek, kot giymek. Adamın arkasını belli edecek. Bir kısmını açık meydana çıkaracak çok dar pantolon giymesi. Erkeklerin tercih ettiği rengin dışına çıkması. Mesela bir bordu, daracık bir pantolon veya bordu da değil de nasıl söyleyeyim mesela civciv sarısı gibi parlak, cafcaflı pantolonlar görüyorum ben onları. ne bileyim üzerine bayan blizi gibi bir bliz giyiyor. Veya da içini gösteren bir incecik transparent bir şey giyiyor. Kadın kıyafeti gibi üstünde. Tam kadın da değil tam erkek de değil.
4. Bölüm
Bu modacılar kadar zaten ahlakı çökerten başka bir sektör yok. Bakın modacılar kadar dünya üzerindeki ahlakı çökerten bir sektör yok. erkeğin içi mi görünürmüş? Şimdi erkeğin içi görünüyor. Erkeklere de haram bütün erkeklerin vücut hatlarının belli olması. Erkeklerin vücut hatlarının belli olması haram. Çıplak yükümde. Kolları yok içerisinde. Edeb yerleriyle alakalı söylüyorum. Erkeğin de bu noktada dikkat etmesi lazım. Teşettür erkeklerde de vücut hatları belli olmayacak. Vücut hatlarından kasıt o kimsenin edeb yerleri. Bakın edeb yerleri. Erkekler de başladılar bir kısım erkekler. biraz böyle eşcinselliğe meyli olanlar, göğsünde bir tane tüy yok adamın. Bıraktık kılı tüy yok. Şimdi mesela İbn-i Abbas’tan bir rivayet var.
Eşcinsel davranışlarla alakalı maddeler halinde sıralamış. Mesela o zamanki diyor ki eşcinsel erkekler gömleklerinin düğmelerini göğüs hizalarına kadar açarlar. Bu gömlek düğmeleri var ya onlar göğüsleri görünsün, teni görünsün diye açarlar diyor erkek olarak. kadın kıyafeti giyerler, kadın entarileri giyerler. Hadîs-i şerifte öyle geçiyor. Sıralamış böyle İbn-i Abbas bunları. ellerine kına yakarlar, kadınlar gibi kırılırlar, kadınlar gibi yürürler. Seslerini kadınlar gibi kırıltarak konuşurlar. Bakın bunlarda tarihi süzgeç içerisinde çok değişik şeyler yok. Ama bugün için mesela kıyafetlerde karşıdaki bir kimseye baktığınızda bir erkeğe baktığınızda onda eşcinsel kıyafet seçimi görebilirsiniz.
Ya ben bu tarz hoşuma gidiyor filan bunlara ayrı mesele giyme kardeşim. Eşcinsellerin kullandığı kıyafetleri kullanma. Kullanma. E şimdi bir de bu şey meselesi çıktı. erkeklerin kendilerini tavuk gibi yoldurması çıktı. Yolduruyorlar kendilerini. Eşcinsel eğilim. Bakın eşcinsel eğilim. Dikkat edecekler. Gömleğinden dışarı adamın kılları çıkıyor. Saç gibi uzuyor. Eyvallâh kısaltsın. Bunda bir sıkıntı yok ama tedavi görsün. Bu hormonal bir bozukluk olabilir. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Devletin kademelerine mahremiyetine kadar sızılmışken hala bir devletten söz edebilir miyiz? Atılan adımlar yeterli midir? Dünyadaki zararlı mikroplar hala yaşamakta, yurt içi ve yurt dışında faaliyet göstermekte.
Bunlar için hapis cezası yeterli midir? Bunlar normalde devlet kendisi uyanık olup kendine önlem alaydı. Bu bir. Devleti idare edenler uyanık olup kendilerince önlem alsalardı. Bu iki. Bu normalde bir mikrop, bir kimse hasta oldu diye biz onu insanlıktan dışarı çıkarıyoruz. Grip oldu bir kimse. Sen grip oldun, sana iğne verip öldürecek miyiz diyeceğiz şimdi? Kolunda ağrı var, rahatsızlık var. Ne yapacağız? Öldürecek miyiz o insanı? Kalbi tekledi ne yapacağız? Öldürecek miyiz o kimseyi? Bu bir. İki. İslam hukukunda suç ve cezası bellidir. Suç ve ceza tarifsiz bırakılmaz İslam hukukunda. Zina, zinayı tarif eder. Hırsızlık, hırsızlığı tarif eder. Adam öldürme, adam öldürmeyi tarif eder. Nasıl öldürdü?
5. Bölüm
Kasten mi öldürdü? Yanlışlıkla mı öldürdü? Kazala mı öldürdü? Kazayla öldürmenin cezası bu. Kasten öldürmenin cezası bu. İslam hukukunda sonradan suç tarifi, sonradan ceza yoktur. Suç tarif edilir. Suç tarif edildikten sonra cezası da onun karşılığında yazılır. Ceza Kur’ân’a bakılır, Sünnet-i Resûlullâh’a bakılır. Ashabın bu noktada varsa ictihâdına bakılır, imamların ictihâdına bakılır. Bunlardan bulunmazsa yeni bir suç oluşturulduysa kıyas eder günün fukahası. Günün alimleri otururlar kıyas ederler. Kıyas ederekten o suçun hem suçu tarif ederler hem de cezasını tespit ederler. Kıyas ederekten. Kıyas ederekten de tarif ederler. Kıyas ederekten de ne yaparlar? Suçun cezasını keserler. Şimdi devletten söz edebilir miyiz?
Evet. Öyle asla devletin üzerinde şek şüphe yapmayın. İnsanlık tarihi var olduğundan beri bu ırkçılık değil, bu kavim devletsiz yaşamamış. Bilinen insanlık tarihi var olduğundan beri. Bilinen insanlık tarihi var olduğundan beri. Zaafa uğramış, hastalanmış, ök sürmüş, zaman zaman felç bile geçirmiş. Ama Cenâb-ı Hak hamdolsun ayakta durmuş. Devletin ayakta tutacak asli unsurlar, devletin hastalığında hastalığını tedavi edecek asli unsurlar mekanizmayı çalıştırmışlar. Bir şekilde bu milleti devletsiz bırakmamışlar. Bu millet devletsiz kalmamış, devam etmiş. E şimdi de bir rahatsızlık yaşadı. E bu rahatsızlığı dinlemediler, hep söyledik. Bunu da söylemek istemiyorum ama gelen giden herkese dedik, anlattık.
Hata yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, bir yere yaslandınız. Bir tarafa yaslanarak bu işleri götüremezsiniz. Büyük yanlışlıklar var, büyük hatalar var dedik, anlattık. Ben vicdanım, bu konuda rahatım. Ben gücüm yetince, dilim döndüğünce, gerekli gördüğünce, söyledim hep, anlattım herkese. E şimdi bu rahatsızlığı, bu hatayı hepimiz yaşadık. Bekliyorduk tabi zaten. Açıkça söylemek gerekirse. Onlar da zaten değişik yollardan bize de haber gönderiyorlardı. Abiler sizin hesabınızı soracak, abiler bu işlerin hesabını soracak. İlk götürülecek olan sizsiniz. Açık açık diyorlardı böyle, dolaylı bir şekilde bize. Biz de bekliyorduk, hamdolsun. Biz de ilk çıkan, meydanın 15 Temmuz’da, çıkan bir cemaat o.
Cemaat olarak çıktık, dergâh olarak çıktık. Öyle saklamazca, gizlemece yok bizde. Hiç hiç, açık. Mesajımız açık, yürüyüşümüz açık, yolumuz açık, söylemimiz açık. Hiç çekintim yok, benim kendi nefsim için. Hiç çekintim yok, hiç de çekinmedik zaten. Türkiye’de hiçbir cemaat, hiçbir tarikat bizim kadar açık net tavır koyamadı. Tarikat olarak, cemaat olarak isim belirterekten, tabela asaraktan, tabelesini asaraktan. Hiç kimse hareket edemedi. Kimseyi kötülemiyorum. Bizi ilgilendirmiyor insanların davranış biçimi. Bizim yolumuz, disturumuz, durduğumuz nokta. Kur’ân, sünnet, vatan, millet. Biz Kur’ân için, sünnet için, vatan için, millet için ne doğruysa yapmaya hazırız, yaparız da elimizden geleni.
6. Bölüm
Bu noktada hiç sıkıntımız yok. Atılan adımlar yeterli mi? Bence değil. Yeterli mi? Değil. Bakın yeterli mi? Değil. Yapılması gerekenler tam olarak yapılıyor mu? Hayır. Süreç doğru işliyor mu? Hayır. Süreç hukuksal mı? Hayır. Hayır. Bu bünyadaki zararlı mikroplar hala da yaşamakta yaşıyorlar. Yurt içinde de, yurt dışında da devam ediyor. Biz de öyle bir enteresan bir milletiz ki biz. Biz de bu devlete, bu millete kendi içimizden düşman yetişince, bunun bütün gavurcuklar bu düşmanlara sahip çıkıyorlar. Bizim yeter ki içimizden bir hain çıksın. Bu Orta Asya’dan itibaren devam ede gelen bir şey. Orta Asya’da Çinlilere hain yetiştirirdi bu ülkeni, bu toprakların, bu milletin, insanların içerisinden.
Çin hayranlığı vardı. Çin’e çalışırlar, Çin’e yardım ederler, Çin’e yataklık ederler. Kaçınca Orta Asya’dan Çin’e sığınırlar. Çin onları muhafaza eder, Çin onları korur. Sonra oradaki Orta Asya’daki devlet iyice güçlenir. Güçlenince gider Çin’e bir tokat vurur. Çin’in elindeki mal varlıklarını alır, zenginliklerini alır, hatunlarını alır. Oradaki hainleri kılıçtan geçer, geçer, yürürdü. Tekrar dönerdi Orta Asya’ya. Bu ta geldi Osmanlı’ya kadar böyle devam etti. Bu ne yazık ki bu milletin makus talihi gibi. Hem içeride böyle dövüşecek, hem dışarıda dövüşecek. Dövüşmezse köleleşir bu millet. Biz zaten dövüşmediğimiz zaman gelen giden bize bir tokat vuruyor. Dövüşüyoruz tokat vuruyorlar, dövüşmüyoruz gene tokat vuruyorlar.
Hiç olmazsa dövüşelim de tokat yiyelim. Dövüşelim de tokat yiyelim. Savaşalım da tokat yiyelim. E şimdi önüne gelen önceden savaşmıyorduk. Bakın millet Ankara’da bomba patlatıyor, Bursa’da bomba patlatıyor, İstanbul’da bomba patlatıyor, dalga geçer gibi. Emniyet müdürlüklerinde bomba patlatıyor. Olmadı top atıyor adam. Haydi bir tane füze atıyor. Olmuyor uçağını düşürüyor senin. Şamara oğlanı gibi oluyor. Öyle değil miydi yaşadığımız? Öyleydi. E ne oldu şimdi? Ya hiç olmazsa savaşalım, mücadele edelim. Nerede bize bir düşmanlık yapan varsa binelim tepesine. Ya böyle mi olur? Ya ne yapacaksın başka? Başka yapacak bir şey var mı? Yok. Sana hangi taraftan füze geliyorsa git, gir oraya. Girelim.
Desinler ki asker lazım, Güneydoğu’da savaşacak, gidelim yazılalım. Hiç sıkıntı yok. Desinler ki ya gönüllü topluyoruz. Şu PKK belasından, şu terör belasından kurtulalım. Irak’ta kandilmiş mi, mandilmiş mi neyse. Yığımı kesilecek, keselim. Işığı mı kırılacak, kıralım. Savaşılacak mı, savaşalım, yürüyelim ya yazılalım hazırız biz. Ben hepinizin adına söylüyorum. Biz hep beraber savaşmaya hazırız. Nerede Kur’ân Sünnet düşmanı var, nerede Vatan Millet düşmanı var, biz hazırız. Gencimiz de, yaşımız da, kadınımız da, çocuğumuz da. Hazırız biz. Köhnemiş bir şekilde, ne yapacağını bilmeyen şaşkın tavuklar gibi ölmektense çıkalım cenk meydanına, meydanı er görsün. Meydan er görsün. Meydan yiğit görsün.
7. Bölüm
Meydan kendi kanında harman dolu oynayan efeler görsün. Öyle boş değil. Gidelim nereye gidilecekse. Hiç. Pısırık ölmektense, yatakta ölmektense, televizyonun karşısında oturup, üzülüp, kahredip, yok küfrederekten ölmektense, meydanda kendi kanımızda ölürüz. Elhamdülillah şehadet şerbetini içer yürürüz. İçer. Bu noktada hiçbir sıkıntı yok. E ne olacak? Bunlar hem içeride hem dışarıda devam edecekler. Soysuz, yüzsüz, yezidi takımı bunlar. Bunu bitirsen bir başkası başlayacak. Bunu bitirdiğinde yine bir başkası başlayacak. Bu yeni bir şey değil. Ne zaman ki devlet ve millet iç içe girip hukukunu dizayn etti güzelce. Ondan sonra bunlar kurtulacak. Şu Avrupa Birliği belasından kurtulmamız lazım. Cenâb-ı Hak bizi onlardan kurtarsın.
Âmîn. Cenâb-ı Hak bizi Rus belasından da kurtarsın. Âmîn. Çin belasından da kurtarsın. Âmîn. Bizleri tek başımıza lider bir ülke yapsın inşâAllah. Âmîn. İslam dünyasını tek güç ve kuvvet haline getirsin. Âmîn. İslam dünyasını bir ve beraber eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak amin diyen dillerimizi nar-ı cehennemden azad eylesin. Âmîn. Ve Türk askerimizi, milletimizi, güvenlik kuvvetlerimizi başarılı eylesin. Âmîn. Uyanık eylesin. Âmîn. Feraset versin. Âmîn. Güç ve kuvvet versin. Âmîn. Cesaret versin. Âmîn. Allâh razı olsun. Bitmeyecek çünkü bu. Bitmeyecek. Bize ne Avrupa Birliği’nden, ne ABD’sinden, ne Rus’undan, ne Çin’inden, ne Şangay’ından, ne Mangay’ından, ya kafirden dost olur mu? Gavur gavurdur.
Gavur gavurdur. Ben kendimi bildim bileli Avrupa bize düşman yetiştiriyor. Ben kendimi bildim bileli. Adam geliyor burada, terörist faaliyetlerde bulunuyor, askeri öldürüyor, polisi öldürüyor, sivil vatandaşları öldürüyor, milleti şehit ediyor, katlediyor, yakıyor, yıkıyor, haydi adam Avrupa’da çıkıyor. Sabancı’nın katili hala da Belçika’da. Bu kadar basit. Ya burada bir iş adamını katletmiş, öldürmüş. Bir iş adamını katletmiş, öldürmüş. Nerede? Belçika’da. PKK’lılar nerede? Avrupa’da. Nerede? Amerika’da. Başka bir yerde değil. Başka bir yerde değil. Nerede şimdi 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar? Avrupa’da, Amerika’da. Bu kadar açık. Bu kadar açık ve net. Daha başka ne görmemiz lazım ki bizim?
Nereye gitti isyan eden, başkaldıran, devletin içerisinde karışıklık çıkaran, şehzadeler nereye gidiyordu Osmanlı’da? Haçlılara gidiyordu. Ne dedi Pensilvayon’daki adam? Haçlılar olsa sizin namusunuza, şerefinize dokunmaz, sizin kadınlarınızla dokunmaz dedi. Irak’ı görmedin mi? Suriye’yi görmedin mi? Filistin’i görmedin mi? Irak işgal edildikten sonra, Iraklı kadınların Lübnan pavyonlarına satıldığını görmedin mi? Iraklı kadınların Amerikan askerleri tarafından tecavüz edildiğini görmedin mi? Bosna’yı ne çabuk unuttun? Bosna’yı ne çabuk unuttun? Bosnalı kadınların Sırp askerleri tarafından günlerce, aylarca tecavüz edildiğini görmedin mi? Nasıl söyledin bu lafı? Bosna’da hamile kalıncaya kadar tecavüz edilen kadınların doğurmuş olduğu çocukların toplandığı çocuk bakım evleri var.
8. Bölüm
Bu çocukların anneleri Bosnalı, Müslüman kadın. Babaları belli değil. Bu kadınların hepsine de sırayla tecavüz eden Sırp askerleri. Bunun belgesini, belgeselini çektiler. Avrupa’da yasaklandı bu belgesel. Türkiye’de bir sefer gösterildi. Türkiye’de bir sefer gösterildi. Ve Sırplar, babası belli olmasın diye sıradan tecavüz ediyorlar Bosnalı Müslüman kadınlara. Sıradan. Nasıl bu lafı söylersin? Haçlılar gelecek, siz de ay geldiler diyecek. Bunlar, bunların sütü bozuk. Bunların kanı bozuk. Bunların kanı bozuk. Bunların kanı bozuk. Bunların kanı bozuk. Bunların kanı bozuk. Bunların kanı bozuk. Bunu söyleyen adamın südünde ve kanında bozukluk var. Bu adamın dedesine gelirdi. Liseyler, ortaokullar, Bayındır’ın kurtuluşuyla alakalı.
Dedem, Yunanlılara kim alkışladı, hangisiyle alakışladı söylerdi. Kim Yunanlıları karşıladı? Kim Yunanlıları karşıladı? Bayındır da, dedem bilirdi. Ve birisi kız isteyeceği zaman iki üç sefer şahit oldum. Kız vereceği zaman, dedemin eğer yanında muhabbet olursa, dedem böyle durur. Hımm. Yılancanın fişmancası değil mi o? O. Dedemin hareketi bu. Dedemen kimse öyle kolay kolay soru sormaz. Daha yaşım on yedi filan. Dedeme dedim, dede ne var böyle yaptın. Oğlum dedi, onların dedesi Yunan geldiğinde dedi, Yunanlı askerleri çiçek attı dedi. Onların dedesi Yunanlı askerleri çiçek attı dedi. Bizde o zaman ülkücülük var ya, dedeme dedim ben o zaman. Dede dedim, onların kanı bozuk o zaman dedim ben. Dedem dedi böyle durdu.
Onun dedi, anası bilmem kimden bilmem ne oldu dedi. Anladınız mı? Bir kimse Kur’ân’a, Sünnet’e, vatanına, milletine, düşmanlarına dost ediyorsa bir bozukluk vardır onda. Onda bir bozukluk vardır bir taraftan. Hanım, bu Sünnet’e karşı çıkanlar var mı? Yok. Hanım, bu Sünnet’e karşı çıkanlar var ya, böyle hadisler sakih değil diyenler. Dikkat edin. Bozukluk var onlarda da. Onlarda bozukluk var. Bu sadece, bakın böyle bir bozukluk, itikatta da bozukluk getirir. İtikatta da bozukluk getirir. Adamın soyu sopu bozuksa, bilin ki itikatta da bozukluk vardır onda. Bir kimse vatanına, milletine, göz diken vatanına, milletine karşı böyle damarı kabarmıyorsa o kimsenin damarsız, sütsüz, aysesiz, serifsizdir o.
Diyecekler Sûfî’nin dili böyle mi? Benim dilim böyle. Benim dilim bu. Benim dilim bu. Kim Kur’ân’a, Sünnet’e laf söyleyenlerle dost oluyorsa, kim vatanına, milletine, göz dikenlerle dost oluyorsa, kanı da bozuk, sütü de bozuk, itikadı da bozuk. Her şey bozuk onun. Onunla yan yana nefes almak dahi küfür. Onunla yan yana nefes bile almayacaksın. Aldığın o nefesin hesabı sorulur adama. Aldığın nefesin hesabı sorulur. Bir kimse Kur’ân’a, Sünnet’e, vatan’a, millete düşmansa, onunla beraber yan yana durup aldığın nefesi sorarlar sana. Onun nefesi sorulur. O yüzden bu bitecek, dükenecek bir şey değil. E bu da çıkarla, bunu da bir kimse soysuzsa o kucaktan kucağa dolaşır. Bu ister şahıs, ister cemaat, ister tarikat, ister devlet, ister millet olsun.
9. Bölüm
Soysuzsa, sütü bozuksa, kanı bozuksa, namussuzsa o kucaktan kucağa dolaşır. O yüzden bunlar da dolaşır kucaktan kucağa şimdi. Renk değiştirirler, film değiştirirler, sistem değiştirirler, kucaktan kucağa dolaşır onlar. Bir Amerika abileri alır kucağına, bir İngiliz abileri alır kucağına, bir Alman abileri alır kucağına. Onlara şimdi kim piş piş dese gidecek. Yolun yolcusu oldun mu sen piş piş diyene gidersin. E yolun yolcusu oldun mu piş piş diyene gitmezsen bir tane palavıyıklı gelir sana, bir racon keser gene gidersin. Çünkü yolun yolcusu olmuşsun sen. Sen öptürmüşsün bir sefer kendini. Sen bir sefer mahremini muhafaza etmemişsin. Mahremini öptürmüşsün sen. Sen mahremini çatırdatırken, millet öperken sen sessiz kalmışsın, tebessüm etmişsin sen.
Teslim etmişsin kendini. Merak etme, seni satan da çıkar, kullanan da çıkar. Sen çünkü kendini kurtarman için çok böyle alır bir hareket etmen lazım. O hareketi de edemezsin. Neden? Sen çünkü öptürmeye alışmışsın kendini. Ancak kan dökmen lazım. Ne yapman lazım? Seni her öpmeye gelene sıkman lazım senin. Sen birisi kapının önünden seni öpmek için geçerken pencereden güğüm patlatacaksın sen onu. Senin sokağından hiç kimse geçemeyecek. Ancak öyle kurtulursun. Başka türlü kurtulamazsın kardeşim. Kurtulamazsın. Gelir herkes senin kapını tıklar. Sen o cesarete sahip olup da gümletirsen bir tane, bir duyulur o. Ya filanca var ama istersen git. Vallahi sokaktan geçene kurşun sıkıyor. Herkes dengin alır.
Sıkmazsan hiç kimse dengin almaz. Dengin almaz. Sen şamar oğlanına dönersin. Sen yola düşmüş insanlara benzersin. Elinde bastıran seni alır elinin altına. Bu vatan, millet, Kur’ân, sünnet düşmanları böyle sülü bozuk. Böyle sülü bozuk. O yüzden onlar el değiştirir, yüz değiştirir, renk değiştirir. Değiştirir onlar. Sakın aldanmayın. Benim meşhur tezim var ya bakın Kur’ân’a ve sünnete. Ya birisi Kur’ân’a bakmıyor. Kaç kardeşim o. Bozmuş kendini. Ya birisi sünnete bakmıyor. Kaç kardeşim bozmuş kendini o. İstersen onun için Allame-i Cihan desinler kendini bozmuş o. Bu vatan millet ya vatansız milletsiz sen yaşayabilir misin? Vatansız dinini yaşayabilir misin? Hürriyetsiz yaşayabilir misin? Hürriyetsiz yaşayabilir misin?
Devletsiz yaşayabilir misin? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine’ye gitti Medine’de devlet kurdu. Askerisi var, vergisi var, maliyesi var, asayişi var, cezası var, hukuku var. Hazreti Muhammed Mustafa devletsiz değildi ki. Devletsiz değildi. Ee sen devletine sahip çıkacaksın kardeşim. Varsa yanlıştı biz kendimiz düzeltelim ya. Biz kendimiz düzeltelim. Biz kendimiz düzeltiriz. Bir başkasına ihtiyacımız yok. Ya sıkıntılı biz kendimiz düzeltelim. Biz kendimiz düzeltiriz bir başkasını düzeltmesin diye ihtiyaç yok. Allâh muhafaza eylesin. Hapis cezası yeterli miydi? Şimdi normalde bir suçun cezası bellidir. Bayi. Devlete başkaldırmanın cezası bellidir İslam’da. Adam öldürmenin İslam’da cezası bellidir.
10. Bölüm
O gece o bakın ama bu şu anki hukukta yok ki yeri. Biz darbelere darbe ye ye geldiğimizden o darbeye kalkışan darbe yapanlara karşı ceza hukukunda ceza yok. Düzgün. Yazıcan seçilmiş devlet hükümete başkaldırmanın cezası ölümdür. Yazıcan Yazıcan Kim silahlandı başkaldırdı elinde silah. Ascan onu. İslam hukukunda var cezası. Eline silah aldı mı aldı. O silahla devleti ele geçirmeye hükümeti yıkmaya kalktı mı kalktı. İslam hukukunda karşında ölüm. Elinde silah var ise. Elinde silah yok öldüremiyorsun adamı. Elinde silah var çıkmış önüne geleni ateş ediyor. Onu öldürmek İslam hukukunda hukukun içerisinde var öldürürsün. Aff yok. Ama şimdi bu ceza yok normal hukukta. Normal hukukta ceza olmayınca gereği yönelik siz ona ceza da kesemiyorsunuz.
E şimdi zaten idamı geri getirelim diyorlar Avrupa Birliği’yle ayağa kalkıyor. Siz idamı geri getirirseniz biz sizi Avrupa Birliği’nden çıkarız neden. Avrupa Birliği’nde idam yok. Sizde hain yok o yüzden gavur gavurun dostu. Gavurlar tek millet. Gavur tek millet olunca birbirinden dövüşmüyor. Bizim içimizden gavurcular çıkıyor. Bizim içimizden gavurcular çıkıp ondan sonra gidiyorlar Avrupa’ya yamalanıyorlar. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Sayın Üstad’ım bana dua eder misiniz ben evlenmek istiyorum evlenemiyorum. Ne demek evlenmek istiyorum evlenemiyorum. Evlenmek isteyen insan bir dakikada evlenir ikinci dakika fazla. Bundan iki ay önce bizim dergahtan Kül Ulu bir Sivas dağımız sizin arabanızı yerine araç koydurmamak için mahallede oturan birinin üzerine yumruk sıkarak eşinin yanında yürüdü bağırdı.
Bu akşam da ikinci kez sizin arabanızı yerine araç koydurmamak için mahallede oturan birinin üzerine yumruk sıkarak eşinin yanında yürüdü bağırdı. Sıkarak eşinin yanında yürüdü bağırdı. Bu akşam da ikinci kez sizin arabanın yerine araç koymak isteyene Aynını yaptı. Tartışma 15 dakika sürdü. Soru? Bunu beyan etmek için söylemiş. Eyvallâh. Kalü bela günü ve o günde insan oğlunun yaşadıklarıyla ilgili bizi bilgilendirilmişsiniz. Vallahi o tarafa doğru raputa yapıp bir görmek lazım. Haset, kızgınçlık ve kin gibi duygularda nasıl kurtulabiliriz? Kendimde özellikle kızgınçlık duygusunun attığını fark ediyorum. Bu noktada zahiren yanlış bir şeyler yapmamaya çalışırım ama içimdeki duygu bastıramıyorum.
Sev kardeş sev. Etrafını seveceğim. Erkeklerin kaşlarının ortasını almasının bir sakıncası var mıdır? Dedim ya, yok diye. Evet. Son zamanlarda çok fazla kez okulların imam hatip liselerine dönüştürüldüğünü duymaktayız. Mühendislik ve doktorluk bölümü isteyen kimseler mağdur olmak da sizce doğru bir iş midir? Evet. imam hatipli olanlar mühendis doktor olamıyorlar mı? Üniversiteler boş. Nerede? Üniversiteler boş. Boş diyorsun. Öğrenci yok. Öğrenci yok. Tabi. İnsanlar çalışmıyorlar ki. Saygı dedin, imam hatiplerden değil mi? Bu doğru. Bak üniversite öğretim görevlisi olan Halit Kuşku diyor ki üniversitelerde boşluk var, öğrenci yok. Çünkü insanlar çalışmıyorlar, gayret etmiyorlar diyor. Keşke bütün okulları imam hatip yapsalar.
11. Bölüm
Gerçekten ciddiyim. Bütün okulları, ortaokul ve liseleri ortaokul ve lise, imam hatip yapacaklar. İlk dört yıl var ya ilkokullara, ilkokulları okumayı, yazmayı, erdemli olmayı öğretecekler sadece. Okuma, yazma, erdemli olma. İyi bir insan nasıl olur? Bu. İyi insan olma. Keşke okulların normalde ilk ve ortaokulu iyi insan olmaya ayırsalar. İyi insan. Bize iyi insan lazım birinci derecede. Doktor olmuş, iyi insan olmamış, mühendis olmuş, iyi insan olmamış, avukat olmuş, iyi insan olmamış. Hakim olmuş, iyi insan olmamış. Bak neler çıkıyor. Adam hakim, ne yolsuzluklar yapmışlar. Adam savcı, ne yolsuzluklar yapmışlar. Adam gelmiş Bursa’da vaallik yapmış, bütün esnafları dolaşmış, cemaata para toplamış adam.
İyi insan olmak. İyi insan olmak. Bakın, iyi insan olmak. Peygamberlerin yeryüzüne gönderilmelerinin sebeplerinden birisi, iyi insan yetiştirmek. Sûfîlik, iyi insan yetiştirmektir. İyi insan yetiştirmek. İyi insan yetiştirmek. İyi insan. İyi insan olsa dünya güzelleşecek. Bulunduğumuz evren tamamen insanın düşünmesiyle, hissettiğiyle, tattığıyla, kokladığıyla gördüğün lemidir. Yoksa insanın üzerindeki zuhur eden evren ve hayat. Allâh’ı zikret. Yoğun bakımda yatan hastamız için dua edersiniz. Allâh hayırlı şifa versin. Âmîn. İbn-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri anlatıyor, Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri omuzumdan tuttu ve şöyle buyurdu. Dünyada bir garip veya yoldan geçen bir yolcu gibi ol.
Kendini kabir ehlinden saydı. Dünyada bir garip veya yoldan geçen bir yolcu gibi ol. Kendini kabir ehlinden saydı. Buhari Tirmizi İbn-i Maca. Dünyada bir garip, yabancı veya yoldan geçen bir yolcu gibi ol. Kendini kabir ehlinden saydı. Kendini kabir ehlinden saydı. ölülerden ol. Bu hadîs-i şerifi bir kısım sûfîler dünyadan el etek çekmek olarak yorumlamışlar. Bu hadîs-i şerife binan etkilenmişler. malı, mülkü, dünya ile alakalı bütün her şeyi bırakmışlar. Ya tekkelere, zaviyelere bir yere çekilmişler. Ya dağın eteklerinde bir yerlere gitmişler. Ya da ovanın içinde bir yerlere gitmişler. Dünya ile ilgi ve alakalarını kesmişler. Hadîs-i şeriften bunu anlamışlar. Onları kötülemek değil derdim. Bunu anlamışlardı.
Hz. Mevlânâ Celalettin Rum’un mesnevîsinde buna benzer dünya ile alakalı hadîs-i şerifleri yorumlarken diyor ki bize dünyayı sevmek yasaklandı. Yoksa kumaş ölçüp satmak değil dedi Hz. Mevlânâ mesnevîsinde. Müminler dünyaya aşık olmayacaklar. Biz dünya sevgisinden arındıracağız kendimizi. Yoksa dünyayı terk etmekten kastımız işi gücü, çoluğu çocuğu, eşi bir kenara bırakmak değil. Hiç cema etmeyeceğim, evlenmeyeceğim diyeni Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri nehyetti. Dedi ki ben evlenirim. Ben hiç iftar etmeyeceğim diyeni Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem reddetti. Dedi ki ben iftar ederim. Ben hiç uyumayacağım diyeni Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri nehyetti.
12. Bölüm
Ben uyurum da dedi. O zaman buradaki kasıt ne? Buradaki kasıt o kimsenin dünyaya aşık olup dinini terk etmesi. Dünyaya aşık olup ibadetini terk etmesi. Dünyaya aşık olup haramı helalı gözetmemesi. Dünya hırsına kapılıp haram da olsa onu helallaştırması veya göz yumması. bizim dünya ile alakalı ölçümüz bu. Biz dünyayı sevmeyiz. Dünyaya aşık olmaya gayret etmeyiz. Biz Allâh ve Resulünün yolundan gitmeye gayret ederiz. Ama biz veren el olmak için uğraşırız. Çünkü Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri veren el olmayı öğütledi bize. Alan el olmayı öğütlemedi. Hiç kimseden bir şey istememeyi öğütledi. Dilenmeyi değil. Kendi alın terimizi yemeyi öğütledi bize. Başkalarının alın terinden geçinmeyi değil.
İnsanların ücretlerinin anında ödenmesini emretti bize. Başkalarının ücretinin üzerinden yaşamayı değil. Ticareti bize helal kıldı. İnsanları kandırmayı değil. Çalışmayı bize teşvik etti. Tembelliği değil. Borcumuzu hızla ödemeyi emretti bize. Borcun üzerine yatmayı değil. İnsanların haklarına, hukukuna riayet etmeyi emretti bize. İnsanların haklarına, hukuklarına riayet etmemeyi değil. Kadınlarımızla iyi geçinmeyi emretti bize. Kadınlarımıza zulmetmeyi değil. Evlenmeyi emretti bize. Bekar kalmayı değil. Çocuk sahibi olmamızı emretti bize. Çocuk sahibi olmamayı değil. Çocuklarımızı İslam’a göre yetiştirmeyi emretti bize. Çocuklarımıza kafir ve gavurlar gibi büyütmemizi ve yetiştirmemizi değil.
Çocuklarımıza merhametli, şefkatli, sevgili davranmamızı istedi bizden. Çocuklarımıza karşı zalim, kalabalık, Çocuklarımıza karşı zalim, katı yürekli, baba ve anne olmamızı değil. Bu dünya bizim için bir tarla vazifesi oldu. Ne ekersek onu pişeceğiz. O zaman dünyayı tarla gibi görün. Dünyayı bahçe gibi görün. Meyve ekin, çiçekler ekin, gül yetiştirin. Bahar gibi olsun dünyanız. Ama sakın dünyada ebedi kalacakmış gibi dünyaya aşık olup dünyaya tapanlardan olmayın. Bu ne demek? Ezan okundu namazını kıl. Bu ne demek? Zekatını ver kardeşim. Hesapla zekatını ver. O zekat senin değil Allâh’ın payı. Onu uyduracağım, kaydıracağım, hoplatacağım, zıplatacağım diye uğraşma. Zekatını dost doğru adam gibi ver.
Yanında çalışanlarına ver. Akrabalarına ver. Arkadaşlarına ver. Zekatını ver. Fakir fukarayı gözet. Dünyaya tapma. Dünyaya tapma. Fakir fukarayı gözet. Fakir fukarayı gözet. Gidip de zengin adama kebap yedireceğim diye uğraşma. Git fukaraya yedir kebabı. Zengin yer, parası olan her yerde. Bindir lüks arabana fukaraları, götür bir kebapçıya. Götür lüks evine. Nereye götürecekler? Götüremezler. Var mı Bursa’nın zengin mahallesinde iftara giden bir kimse? Evet. Şu cemaata bak bir tanesi yok. El Fahri Fakri. Bir kişi çıktı. El Fahri Fakri demiş ya Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. Ben fakirlerle beraberim demiş. Cenâb-ı Hak’a hamd olsun. Evet bununla hamd ederim. Var mı 5 yıldızlı otelde iftara giden bu içinizde sizin?
13. Bölüm
Yok. Bir tane içimizde var 5 yıldızlı otelde iftara giden. Bu son olsun. İkincisi olmasın. Öyle ticaretmiş. Yok firmalar davet etti. Yok şirketler davet etti. Olmasın. Harbi harbi elini kaldırdı o da. O da büyük cesaret. Gitmeyeceksiniz. 5 yıldızlı otelde iftar olmaz. Beyan edeceksiniz. Beyan edeceksiniz. Sizi davet ederlerse diyeceksiniz ki 5 yıldızlı otelde iftar etmemekle emrolunduk. Evet. Lüks ve sefahat içerisinde yaşamamakla emrolunduk. Lüks ve sefahat içerisinde yaşamamakla emrolunduk. Para kazanmamakla değil. Çalışmamakla değil. Çalışacaksın, kazanacaksın, israf etmeyeceksin. Çalışacaksın, kazanacaksın, lükse girmeyeceksin. Çalışacaksın, kazanacaksın, sefahat etmeyeceksin. Çalışacaksın, kazanacaksın, sefahat ehli olmayacaksın.
Çalışacaksın. Diyeceksin ki ben 5 kişiye daha bu sene iş vereyim. 5 tane da fukara bakayım. Bir tane da gariban kız okutayım. Bir tane da gariban bir insana para yatırayım hesabına. Birisini de ayırlendireyim. Birinin de ayırlanmasına sebep olayım. Hedefim bu olacak. Ben mahallemde bir sofra açayım. 100 kişi orada iftar edeyim Ramazan’da. Çalışayım, evimde her gece iftar vereyim Ramazan’da. Grup grup toplayayım, bölüm bölüm arkadaşları toplayayım. Bir gün dik kaldırmalıyım, bir gün telefonu alayım. Bir gün şunu alayım, bir gün bunu alayım. Bütün mahallelerdeki arkadaşlara iftar vereyim. Olmadı çok kalabalık yapacağım. Dergâh emrinizde açın burada sofrayı. Her gece iftar verin burada Ramazan’da.
Davet edin arkadaşlarınızı. Kadınların ölümü var burada. Yan tarafta kadınlar, burada erkekler. İftar edin. Koşturun, çalışın, gayret edin. Ama dünyaya aşık olmayın. Dünyaya aşık olmayın. Ne zaman dünyayı severseniz tekmeyi yersiniz. Dünyayı severseniz tekmeyi yersiniz. Bu dergahın öyle bir özelliği vardır. Dikkat edin. Ne zaman dünyayı sevdiniz, tekmeyi yediniz. Bahanesi çoktur. Meselenin özü budur. Bu dergâh dünyayı sevenleri içinde barındırmaz. Bu dergâh Kur’ân ve Sünnet’e aykırı akideye sahip olanları içinde barındırmaz. Bu dergâh vatan millet düşmanının içinde barındırmaz. Bu dergâh tasavvufa aykırı hareket edenleri içinde barındırmaz. Bu dergâh vefasızları hainleri içinde barındırmaz. Bunu yıllardır söylerim ben.
Her giden de bir bahane bulur kendine. Ben içimden derim ki, geç yavrum kumda oyna. Kim bilir nerede hadsizlik yaptın, kim bilir nerede hedefsizlik yaptın, kim bilir nerede çok affedersiniz, şerefsizlik yaptığında Allâh’ı zikreden, cayır cayır zikreden bir topluluktan dışarı çıkacak. Dışarıda kaldın. Burada kazan kaynar, cürufu dışarı çıkar. Bir dergahıp pota gibi görün. Herkes gelir buraya, herkes zikreder. İçinde kaynar. Cürufu ne olur? Dışarı çıkar. Cürufu dışarı çıkar. Bir şeyin posası dışarı çıkar. Burası kaynar. Ben onu gördüm. Ben kendim için dahi bunu söylüyorum. Mustafa Özbağ, bir gün sen bile dışarı çıkabilirsin, kendine dikkat et. Eminlik yok. O lafım çok böyle etkiliyormuş milleti, ben nice dervişler gördüm ayağa kaydı diye.
Evet. Ben nice dervişler gördüm ayağa kaydı. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dünyaya aşık olmak yok. Dünyaya tapınmak yok. Kur’ân ve sünnete aykırı davranmak yok. Vatan ve millet duygusuna aykırı davranmak yok. Rabbim cümlemizi kendi katından rızıklandırdığı, kendi katından koruduğu kullarından eylesin. Fatiha. Fatiha. Âmîn. Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Nimete şükür, hamd ve rızık bilinci: İbrâhîm 14/7; Nahl 16/18; Rahmân 55/13; Buhârî, Rikâk, 1.
- Devlet, millet, emanet ve adalet sorumluluğu: Nisâ 4/58-59; Mâide 5/8; Nahl 16/90; Buhârî, Ahkâm, 1.
- Dünya sevgisine kapılmamak ve ahiret dengesini korumak: Hadîd 57/20; Ankebût 29/64; Tekâsür 102/1-8; Müslim, Zühd, Hadis No: 2956.
- Kalp, muhabbet ve sünnete bağlılık: Âl-i İmrân 3/31; Mâide 5/54; Ahzâb 33/21; Buhârî, Îmân, 9.
- Dergâh adabı, sohbet ve zikir ölçüsü: Kehf 18/28; Ahzâb 33/41-42; Ra‘d 13/28; Kuşeyrî, er-Risâle, “Sohbet” ve “Zikir” bahisleri.
İlgili Sözlük Terimleri: Kalb, Sünnet, Muhabbet, Hamd, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı