1. Bölüm
Selamünaleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak İslam âlemi birlik beraberlik ihsan eylesin. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışmayı nasip etsin. Suriye’de Rusya’nın Türkiye’ye Türkiye’ye rağmen savaşması, muhalifleri vurması, Amerika’nın da Suriye’de işidi vurma bahanesi, iki dünya gücünün Suriye’de bulunması, Türkiye ve dünyayı nereye götürür? NATO devreye girer mi, görüşlerinizi lütfedermisiniz? Cumhurbaşkanı Rusya’yla bir daha görüşmeyeceğini söyledi. Bugün soru işareti. Burcak, dünya üzerinde nerede cihatçı Müslümanlar varsa onlar da toplanacak oraya. Toplanmasına müsaade edecekler. Bugüne kadar müsaade ettikleri gibi.
Amaç böyle müsaade edip, Müslümanları tek merkezde toplayıp cihâd edecek, savaşacak olan Müslümanları tek merkezde toplayıp orada imha etmek. Amerika’nın, NATO’nun, İngiltere’nin, Almanya’nın, Rusya’nın ortak projesi. Normalde onların hesabı bu. Rusya’nın vurmazdan önce açıklamalardaki satır aralarını iyi okuyun. Dedi ki, oradaki cihatçı Müslümanların benim topraklarıma geri dönmesine asla müsaade etmeyeceğiz dedi. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nden ve Rusya’dan oraya giden cihatçı Müslümanlar var. Bunların bir kısmı paralı asker. Bir kısmı gerçekten fiise birillah savaşmak için, kendince doğru gördüğü için gidenler. Bunlar normalde işidi kurdurarak da bütün İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, Belçika’da, Norveç’te, Avrupa’da ne kadar kendince böyle bir şey olduğunda cihâd edecek olan, savaşacak olan Müslümanlar var ise, hepsini de işit altında.
Bunların böyle bir kısmında el-Nusra altında topladılar, topluyorlar halen. Bu toplandı. Ondan sonra müttefikler dediler ki, sizi buradan kurtaralım. Şimdi hep beraber kurtarıyorlar. İran için önemli bir şey, çünkü İran o kadar sünni mücahidle baş edebilecek noktada değil. İran, Şia, sünni ayrımı yaparak da o Rusya’nın arkasında, Almanya’nın arkasında bununla alakalı, onun plan ve projesine uygun. Bu Rusya’nın plan ve projesine uygun. ABD, İngiltere ve Avrupa’nın da plan ve projesine uygun. Oradaki Müslümanları kendilerince katletecekler. Onlar böyle görüntüde birbirlerine açıklamalarda bulunacaklar, sert şeylerde bulunacaklar. Ortak anlayış. Ortak anlayış. Oradaki cihatçı, onların tabirlerinde, cihatçı Müslümanları katletmek ortak anlayış bu.
Ama bu benim kendimce kendi analizim, tahminim. ABD bir adım geri çekilerekten oradaki cihatçıları destekleyecek silah ve mühimmat olarak. Hem onların ölmelerini sağlarken bir taraftan da Rusya’nın zayıflamasını sağlayacak. O bir taşla iki kuş vurmayı istiyor. İsrail hem onların ölmelerini isterken hem de onların silah ve mühimmat olarak destekleyecek. Ki Rusya’yla biraz cedelleşsinler. Rusya’yı zayıflasınlar. Bunun arkasında Rusya’nın enerji yataklarında enerjisini daha ucuza satma planı var. Rusya’nın ekonomisini daha da çökertip, ekonomiyi daha da aşağı çekip, Batı’nın hesabı bu. Rusya’nın evinden enerjiyi daha ucuz almak. Çünkü kuvvetli bir Rusya, kuvvetlenmiş bir Rusya, Batı’nın da NATO’nun da Avrupa’nın da Batı’nın da NATO’nun da Avrupa’nın da işine gelmez.
2. Bölüm
Bu Rusya’da Putin’in zamanında biraz kuvvetlendi. Kuvvetlendiği için Ukrayna’yı böldü. Kuvvetlendiği için Kırım’ı ilhak etti. Herkes Kırım meselesinde orada bir savaş olacağını düşünüyordu. Ben de olmayacağını söylemiştim. Çünkü orada savaş olursa kendi Hristiyancıkları ölecek. Orada Rusya’ya ders verme kalkarlarsa kendi Hristiyancıkları ölecek. O zaman Rusya’ya başka yerde ders vermek gerekiyor. Kendi Hristiyancıklarının ölmemesi için. Nerede ders verecekler? Suriye’de. O yüzden Suriye’deki sıkıntı, sancın bitmeyecek. Daha da şiddetlenecek. Daha da alevlenecek. Şiddetleneceğini ve alevleneceğini Avrupa’dan dinleyin. Dört beş yıldan beri Suriye’de mülteci problemi var. Dört beş yıldan beri susan Avrupa birden mültecileri ne yapacağız demeye başladılar.
Çünkü oradaki savaşmayan masum halk mülteci konumuna düşecek. Türkiye’de belli sayıda var. Türkiye’ye alınacağını da beyan etti bir şekilde. O zaman bu mülteciler oradaki bombalamadan nereye kaçacak? Almanya’ya kaçacak. Amerika’nın açıklaması ne? Avrupa mültecilerle alakalı bu kadar sert durmamalı mültecilerle alakalı insane yaklaşmalı. Bu ne demek biliyor musunuz? Amerika diyor ki buradan çok mülteci çıkacak. Bu mültecilerin hepsini de siz alacaksınız Avrupa’ya. Siz alarak da içinize ben sizi çuban yerleştiriyorum. Her an için bu mülteciler Müslüman. Müslüman olduğu için onların içerisinde de Avrupa’da üç yıl sonra, beş yıl sonra, on yıl sonra örgüt kurdurup Avrupa Birliği’ni çökertebilirim.
Aynı planı Türkiye’de yapıyor. Avrupa’dakilere oranın vatandaş olun, oranın pasaportunu alın. Ama sakın kimliğinizi, kişilerinizi kaybetmeyin. Benim elimin altında bir güç olun. Ben Avrupa’ya gittiğimde orada istediğim gibi miting yapayım. Bütün Avrupa’da baksın öyle. Hiç Avrupa’da miting yapan başka bir ülke Cumhurbaşkanı tanıyor musunuz veya Başbakanı veyahut da siyasi liderleri? Aynı şeyi Necmettin Erbakan da yapıyordu. Aynı şeyi Türkiye’de yapıyordu. Ne yapıyordu? Avrupa’da miting yapıyordu. Kapalı spor salonlarında. Avrupa’nın içinde. Bunun bir de arka bahçesi var. Ne demek? Avrupa’ya diyorlar ki, bu kadar insan var bakın burada. Bu kadar insanı bize örgütlersek sizin başınıza dert açabiliriz.
Bunların hepsi de uluslararası, ilişkilerin içerisinde uluslararası oyunlar. Ama Suriye’de kim haklı, kim haksız bilemeyeceğiz. Suriye’de kangöldeyi götürecek. Ve Suriye’de enteresan bir güç savaşı olacak. Burada bu güç savaşına herkes zaten hazırlıklıydı. Türkiye’de bu noktada son dönem hazırlıklıydı. Türkiye hazırlıksız yakalanmadı. Yoksa Güneydoğu’da iş daha da çığrından çıkabilirdi. Güneydoğu’da iş çığrından çıkmadı. Devlet orada gerekli olan önlemleri alıp, orada çubanı bastırdı. Dağda bastıracak. Bu konuda ümit ediyorum. Hiç yavaşlamayacak. Ve kış gelince, ve kış gelinceye kadar bir hayli yol alacak. Hatta kış şartlarında da bu yol devam edecek. Önümüzde uzun bir süreç var. Bu uzun sürecin en hararetli kısmı birinci raundu bitti.
3. Bölüm
Benim nazarımda birinci raund bitti. Şimdi ikinci raund var. Bölgesel temizlik yapacaklar. böyle bölge bölge, mahalle mahalle, köy köy illeri bölecekler. Bölerekten temizlik yapacaklar. normalde seçimlere yakın azalsa dair, bu seçimlerden sonra da devam edecek. Türkiye’nin bunu yapması lazım. Türkiye bunu yapmazsa, Orta Doğu’da kazayan, kaynayan kazanın bir parçası olabilir. O yüzden ben taa en başa dönüyorum. Türkiye sınırlarını iyi korumalı. Sınırlarının içerisinde herhangi bir sıkıntıya mahal vermeyecek şekilde bunu önlemine almalı ki aldı. Ama Türkiye’nin yapacağı bir şey daha var. Suriye’yi ve Ira’da boş bırakmamalı. İnşaAllah öyle olur. Somuncu Baba’nın Ulu Cami açılışındaki hutbede bilindiği gibi Fatiha’nın yedi sırrını açıkladı.
Yedi sır değil, yedi veçhede mana vermek. Sır Allâh’ın adını vermek. Sır Allâh’ın zâtıdır. Allâh’ın zâtullahının dışında sır yoktur. Bir şey kündendi, var edildiyse bize gayb olabilir. Ama o sır değildir. Fatiha yedi veçheden şerh. Fatiha yedi veçheden şerh etti, tefsir etti. Somuncu Baba. Ve bu sırrı herkesin kendi kapasitesine göre anladığını söylermektedir. Eyvallâh. Fatiha’nın bu yedi sırrı nedir? Fatiha’da her gün defalarca yalnız Allâh’tan yardım dileriz dediğimiz halde bu gayet açık olmasına rağmen niye uygulanmaz? Fatiha bütün âyet-i kerimelere nefis meraat iplerinden bakarak da hem mare levvame millüme mutmeyne radiyem ardiye safiye ve çesinde bütün âyet-i kerimelere mana verilebilir.
Müteşabihlerle alakalı. Veyahut da birisi ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn noktasında ne yapabilir? Onlara mana verebilir. Bunların manaları söyleyene, dinleyene ve zamana zemine göre değişebilir. Kadınların kendi aralarında tesettürü nasıl olmalıdır? Kadınlar da hanefiye göre diz kapağıyla göbek deliği arası birbirlerine de caiz değildir. Tesettür gerekir. Bir İslam’ın öngördüğü eğitim sistemi nasıldır? İslam’ın ülkemizdeki eğitim sistemi İslam’ın öngördüğü sistem ile ne kadar örtüşüyor? Büyük bir çoğunluğu bu manada örtüşme noktasında örtüşmüyor olarak diyebilirsiniz. Kendimizce. Bu bakış açısına bağlı. Mesela sizce İslami eğitim sisteminde neler olur, neler olmaz. İslami eğitim sisteminde fiziği, kimyayı, coğrafyayı, edebiyatı, tıbbı, biyolojiyi, matematiği, astrofiziği görmeyeceğinizi düşünüyorsunuz.
Bunları görmeyeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Uluslararası ilişkileri, hukuku okumaya canımızı düşünüyorsunuz. Bir İslam fıkıhçısı, hukukçusunun Adem’den itibaren ve halen yeryüzünde yürürlükte olan, yeryüzünde yürürlükte olan, daha önce de yürürlüğe girmiş olan hukuk sistemlerini incelemeyecek miyiz düşünüyorsunuz. İlim Çin’de de olsa gidip alınız. İlim Müslümanın yitik malıdır. Yitik malı, o senin. O yüzden İslami eğitim sisteminde muhakkak bu eğitim sisteminden daha iyi, daha güzel olabilir. Olmalı da. Ama mevcut eğitim sisteminin içine katkıda bulunulacaksa, dini öğrenme, dini yaşama açısından bunu da ilave edilebilir. Örneğin, imamatipler bugün için İslami eğitim sisteminin dışında, tamamiyetle dışında görmek mümkün değil.
4. Bölüm
Veyahut da normal düz bir liseye gidiyorsa, o kimse dini bir eğitimini de alıyorsa, biz onu İslami eğitim sistemi almıyor noktasında göremeyiz. Ben görmem. Layıklık sorunu, evet layıklık sorunu bu noktada bir problem. Eğer layı sizimi batıdaki gibi algılar, batıdaki gibi düşünürsek, bir İslam hukuk sistemini veya tabi Müslümanın veya bir İslam devlet sistemini layı sizimi ve bu noktada beğenip, önemseyip onu kendisine ilgilenip, kendisine ilgilenip, kendisine ilgilenip, onu kendisine ilke edilmesi doğru değil. Ama şunu da unutmayın, İslam hukuk sisteminde gayri Müslümlerin yaşama hakkı, gayri Müslümlerin hukuk hakkı, akıl hakkı yok zannetmeyin. Bir İslam yaşam biçiminde siz Hristiyana, Yahudiye, İbrahimiye bir şey diyemezsiniz.
Hatta onların hukukuyla da onların hukukunu onlara uygulamanız gerekir. Yahudi bir kadın zina ettiğinde Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri sizin hukukunuza göre mi, yoksa şimdiki hukuka göre mi der? Kadında der ki benim hukukuma göre, Yahudi hukukuna göre beni cezalandır der. O yüzden İslam toplumunda, İslam sisteminde gayri Müslüm unsurların da kendi iç dairelerine kendi hukuklarının uygulanması vardır. Tabii Türkiye’deki laizizm uygulaması bunun dışında bir şey. Türkiye’deki bugüne kadar laizizm uygulaması dindarların baskı altında tutulup bu noktada dini yaşamaya çalışan insanlara bir zulüm aracı olarak kullanıldı. ellerine fırsat kesse yine aynı şekilde kullanırlar. Atatürk milliyetçiliğine bağlı nesiller yetiştirmek ile ilgili görüşleriniz nedir?
İslam her türlü üstünlük anlayışı olan milliyetçiliğe karşı çıkmıştır. Sizin en üstün ırk Türk’ün ırkı, en üstün ırk Arap ırkı, en üstün ırk Slav ırkı deme hakkınız yoktur. Birisi bir kimse kendi ırkını diğer ırklardan üstün görüyorsa bugünkü dilde faşisttir o. Bir kimsenin kendi ırkını diğer ırklardan üstün görme, kendi ırkını diğer ırklardan aşağı görme hakkı yoktur. Arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır. Ey insanlar hepiniz Adem’in çocuklarısınız bir tarığın dişlileri gibisiniz. Kardeş olun. Âyet-i Kerime’de ben insanları kavim kavim yarattım. Anlatsınlar. Birbirleriyle muhabbet beslesinler diye. O zaman bir kimsenin bu noktada ırkçını bir ırkın üstünlüğüne dayalı bir anlayış, bir görüş bir yaşayış biçimi, bir düzen, bir sistem biçimini uygun görmesi mümkün değil.
Bu demek değildir ki insan kendi kavmini, kendi milletini sevmeyecek. Bu fıtridir. Bir kimse kendi ailesini korumak muhafaza etmek, onu sevmek, kendi akrabalarını görüp gözetmek, kendi akrabalarını diğer insanlardan daha fazla sevmek, kendi ırkını kendi milletini diğer insanlardan daha sevmesi bu manada nedir? Fıtridir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Medine’ye yaklaşırken Medine’ye karşı muhabbetinden dolayı atını mahmuzlardı hızlandırırdı. Bir seferinde toz dumana çıkınca ashab yüzünü gözünü örttü tozdan korunmak için. Dedi ki Medine’nin tozu da mübarektir. Bir kimsenin yaşadığı şehri sevmesi kadar fıtri bir şeyse olmaz. Bir kimsenin kendi vatanını sevmesi kadar fıtri bir şeyse olmaz.
5. Bölüm
Biz bu noktada ırkçılığını reddederken öyle kendi akrabasını, kendi kavmini, kendi milletini, kendi vatanını sevmeyi red edenlerden değilim ben. Benim kendimce vatansızlık, milliyetsizlik kavramım yok. Kimileri kendilerince vatansızlık ve milliyetsizlik kavramı koyarlar. Ben o kavramı koyanlardan değilim. Bir eksiklikse o eksikliği de baştan kabul ediyorum. Allâh bizi affetsin. Osmanlı dönemindeki tekkez, aviye, medrese gibi hem pozitif hem dini eğitim veren kurumların tekrardan ortaya çıkmasına duyulan ihtiyaç ne kadardır bu kurumlar günümüz AVM, kahvehane, kültürünün yerine geçebilir mi? Bu noktada geriye dönüşün olacağını zannetmiyorum. bu normalde belki de tekkeler işlevlerini yerine getirebilirler.
Yerine getirebilmesi için belli bir tadilattan, tamirattan kendi içlerine manevi olarak tadilattan, tamirattan geçerekten bunu toplumun içerisinde sûfî bir eğitim olarak devam ettirebilirler, yapabilirler ama medreselerin devamiyetiyle alakalı belki de o noktada yol yürümek isteyenler bunu da devam ettirebilirler ama siz dünyanın geldiği bu noktada diğer insanlarla yarışacaksanız her türlü bilginin ve her türlü eğitimin alınabileceği eğitim kurumlarını kurmakla mükellefsiniz. Gayri Müslümlere veya Müslümanlara dini tebliğ ederken ölçümüz ne olmalıdır? Gayri Müslümlere din tebliğ edilir. Müslümanlara ise nasihat edilir. Müslümana nasihat edilir. Gayri Müslüme tebliğ edilir. Bunun ölçüsü o tebliğ edecek olan şahsın kendi üzerindeki konumuyla alakalıdır.
Şunu şöyle diyebiliriz. Herkes kendince tebliğden ve nasihattan sorumludur. Ama tebliğ ve nasihat edecek olan kişilerde arınılacak özellikler vardır. Ve bu insanların tebliğ ve nasihat metotlarını bilmesi gerekir. Tebliğ ve nasihat metotlarını bilmeyen insanlar o metodu bilmediklerinden dolayı kaş yaparken göz çıkarıyorlar. bir kimse kendince kendi dergahına nasihat edecek, anlatacak, tanıtacak ya karşıdaki kimsenin halden haberi yok, rüyadan haberi yok. Tasavvuf’tan, tarikattan haberi yok. Onu öyle şeyler anlatıyor ki o kimsenin normalde kabullenileceği bir şey değil. Adamın temeli nefret ettiriyor. Tebliğcinin yüz temizliğinden tutun, ağız temizliğinden tutun, vücut temizliğinden tutun, kıyafet temizliğinden tutun, usturuplu görüntüsünden tutun, kendi iç dünyasındaki hilim ehli olmasından, yumuşaklıktan, ilimden, ferahsetten, belagattan nasiplenmesi gerekir.
O kimsenin insan psikolojisinden, etrafındaki veya karşısındaki insanı analiz etmesinden, analiz etmekten haberdar olması gerekir. Siz karşıdaki kimsenin belini kırarsanız asla o sizi dinlemez. Ve cephenizi alırsanız asla o sizi dinlemez. Dinliyormuş gibi görünebilir. Her mesele, her yerde, her ne şekilde olursa olsun konuşulmaz. Tebliğ edecek olan, nasihat edecek olan insanlar ince anlayış sahibi olmalı. Ferahsat ehli olmalı. Karşıdakiyle tartışmamalı. Kavga etmemeli. Atışmamalı. Dövüşmemeli. Dövüşmememeli. Sert konuşmamalı. Kırıcı, yıkıcı olmamalı. Ne yazık ki bunları kimse büyük bir çoğunluk hiçbir şekilde bunlara uymuyoruz. Adam ticaret yapacak, bir şey alacak, bir şey satacak, karşıdaki kimseye kendi dini yaşantısını koyuyoruz.
6. Bölüm
Bu var. Biz hangi efendiye bağlıyız biliyor musunuz? Bizden yanlışlık olmaz gibisinden. Biz kimin dervişleriz biliyor musunuz? Bana ne? Kimin derviş olursan ol. Sen alırken, satarken dost doğru ol. Beni ilgilendirmiyor. Senin nerenin derviş olduğunu. Beni ilgilendirmiyor. Senin nerenin dervişinin olduğunu, senin ahlakın güzel olsun. Sen bir kimseyi kırma, üzme, incitme. Haksızlık etme, zunetme. Sen nereye bağlı oldun? Beni ne ilgilendirecek? Sen annene, babana üf bile deme. Sen hangi şeyhe bağlı olursan ol. Sen eşinle iyi geçin önce. Eşin senden razı olsun. Çocukların senden razı olsun. Sen eve girdiğinde çocuklar kaçacak yer aramasın evde. Sen eve girdiğinde eşin güler yüzle seni karşılasın.
Geldi desin. Evimin erkeği, evimin güneşi geldi desin. Kör halasıcı adam nereden geldi gene? Bugün ölmeden geldi demesin. En iyi adam erken ölen adamdır demesin. O yüzden nasihat eden kimse bunlara dikkat etmeli. Hele dervişler hele sûfîler. Daha fazla dikkat etmeli. Kadın erkek. Laf hazır. Siz oraya gidiyorsunuz bunu mu öğreniyorsunuz? Size şeyhiniz bunu mu öğretiyor? Size böyle mi davran diyorlar? Ben açayım şey efendinize söyleyeyim şimdi böyle yapıyor diyor. Veya bir gün sonra kadın veya erkek arıyor. Siz böyle mi öğretiyorsunuz? Eğer bir aileden bir derviş var da sülale derviş olmuyorsa o dervişte sıkıntı var. Bir kadın derviş oldu da eşi ve çocukları derviş olmuyorsa kadında problem var.
Bir erkek derviş oldu da eşi ve çocukları derviş olmuyorsa erkekte problem var. Evet problem var. Bu muhabbet kolay muhabbet. Nuh’un hanımı iman etmedi ama. Nuh’un çocukları da iman etmedi. Nuh’un hanımı kafirdi. Senin hanımı kafir mi? Nuh’un çocukların kafirdir. Senin çocukların kafir mi? Değil. Eee sen de hata var. Sen evde dost doğru nasihat etmiyorsun fiili olarak. Nasihatın ve tebliğin en alası fiili nasihat ve tebliğidir. Sen evde dost doğru dervişlik yaparsan en güzel nasihat budur. Ben dervişim diye elin kızını al ondan sonra zulüm et ona. Ondan sonra kızın annesi babası da desin ki ya dervişlik buysa Allâh belasını versin desin çıksın işin içinden. Sen aman dervişim diye bayan olarak söylüyorum.
Evlen biz dervişiz. Ben sohbetlere giderim. Ben şeyhimi çok severim. Ben muhakkak zikirlere giderim. Kızın şartları bunlar âlâ. Adam da diyor ki ya ne kadar güzel. Ben de böyle bir şey isterdim. Kız ağır derviş. Adam evleniyor. Eyvah ki eyvah. Derviş değil devrilmiş. Ondan sonra çocuk tekkeye geliyor. Bakıyor ediyor. Bir iki soru soruyor bana. Benle görüşüyor. Bakıyor benim söylediklerimle evde kadının yaptıkların arasında sıra dağlar gibi fark var. Eyvah ki eyvah. Ondan sonra dönüyor. Eve siz şeyhinizi tanımıyorsunuz. Kadın koşa koşa bana geliyor. Benim eşim böyle dedi. Siz de görüştü mü görüştü. Konuştu mu konuştu. Sen neden öyle davrandın evde? Nasihat edenler. Dervişliğe adım atanlar. Abdülkadir Geylan Hazreti’nin meşhur sözü var ya.
7. Bölüm
Taş atan değil attıran bizden değil. Taş atan değil attıran bizden değil. Yûnus’un sözüyle ele geleni yersin. Dile geleni dersin. Böyle dervişlik dursun. Sen derviş olamazsın. O zaman Sûfî ele geleni yiyip dile geleni demeyecek. Dilini muhafaza edecek. Suriye, Suriye kurt getirmeyecek. Kendini koracak ve muhafaza edecek. Senin çocukların diyecekler ki kim derviş evde? Anne baba. Çocukların şunu diyecek. Evde. Annem muhteşem bir kadındır. Çok sabırlıdır. Iyi bir derviştir. Veya çocuklar diyecekler ki babam muhteşem bir babadır. Evimizin direği babamdır. Hepimizi çeker, çevirir, hepimize nasihatler eder. Bizi hiç incitmez. Ailemizi korur. Ben babamın annemi üzdüğünü hiç görmedim. Ben annemin babamı üzdüğünü görmedim.
Bu derviş protipi bu. Nasihat edecek olanın protipi bu. Sen eşine, çoluğuna, çocuğuna zulmediyorsan sen önce nefsine nasihat et. Tebliğin ve nasihatın birinci adımı nefsimize. Önce nefsimize biz nasihat edelim. Haram istemeyelim. Önce nefsimize tebliğ edelim. Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Biz iman ettik. Imanımızın gerektirdiği gibi yaşayalım. Biz Hz. Muhammed Mustafa’nın peygamberliğine ve getirdiklerine de iman ettik. O zaman onun ahlakıyla ahlaklanalım. Merak etmeyin. Herkes o tebliğden nasibini alır o zaman. Kadınlar, kocalarınız sizden şikayetçi olmayacaklar. Erkekler birinci derecede kadınlarınız sizden şikayetçi olmayacak. Evin reisi, evin babası, evin koruması, muhafazası, yürümesi, evliliğin yürütülmesi erkeğe aittir.
Bir evlilik bozuluyorsa müsebbibi birinci derecede erkektir. Birinci derecede. Bir ev dağılıyorsa birinci derecede müsebbibi erkektir. Erkek. Evin reisi o çünkü. Evin reisi o. Çalışmaktan, ailesini eğitmekten, çoluğunu, çocuğunu muhafaza etmekten sorumlu. Sen evinin yaşesini sağlamakta mükellefsin. Neyse çalış, çabala, gayret et. Ailenin ve çocuğunu en iyi şekilde yaşamaya, yaşatmaya, en iyi şekilde çocuklarını eğitmeye, onları hayırlı insan yapmak için onlara gerekli terbiyenin verilmesini sağlamakla mükellefsin. Birinci derecede sorumlu olan erkek. Ikinci derecede kadın. Ailenin geçinmesiyle, yürümesiyle, derlinin toparlamasıyla ikinci derecede sorumlu olan kadın. Kadın ailesini dişi kuş gibi çocuklarının etrafında, eşinin etrafında koruyup muhafaza edip evliliğini yürütmekle mükellef.
Erkekler maddi ve manevi olarak evliliklerini yürütmekle mükellefler. Maddi tarafı ne? Fiziki aynı zamanda da geçimle, giyimle, kuşamla ilgilenme. E şimdi de manevi tarafı var. İçsel tarafı sevgi, muhabbet. Sevgi, muhabbet. Erkek eşine ve çocuklarına sevgisinin muhabbetini vermek zorunda. Kadın evde sevildiğini anlayacak. Çocuklar evde babaları tarafından sevildiğini anlayacak. Ruhi bir boşluk. Manevi bir boşluk yaşamayacak kadın. Kendince eşinin kendisine bağlı olduğunu, kendisine muhabbet beslediğini, kendisini sevdiğini idrak edecek, anlayacak. Bunun iki yolu var. Bir yolu ne? Fiziki erkeğin kadınla cinsel ilişkiye girmesi. Bunu yapabildiğince sıkça yapması. Bir kadının dört günde bir en az cinsel ilişkiye girmesi şerii olarak hakkıdır.
8. Bölüm
Bir erkek onu yerine getiremiyorsa eşine şunu der. Hukuk olarak, şeriatı. Ben dört günde bir seninle cinsel ilişkiye giremiyorum, benden boşanabilirsin. Bu işin fiziki tarafı. Bu işin manevi tarafı ne? Ona tatlı sözler kurmak. Ona muhabbet beslemek. O kadının sevildiğini ona hissettirmek. Sert davranmamak, yanlış davranmamak, eksik davranmamak, kaba davranmamak. Bunun kadının üzerinde kadının vazifesine kadın dağda erkeğe olan bu noktada, onun da iki bu noktada vazifesi var. Aynı şekilde. O da erkeği onunla cinsel ilişkiye girmek istediğinde ona hayır dememek. Bu noktada onun mutlu ve tatmin edilmesini sağlamak. Bu işin fiziki tarafı. Işin manevi tarafı ne? Erkeği de erkeğin de eşi tarafından sevildiğine, muhabbet edildiğine, ona bağlı olunduğuna, ona hürmet ve hizmet edildiğini erkeğin de hissetmesi gerekir.
Erkek bunu da hissetmezse o zaman kadını kendisinin olarak görmez. Burası da ilgeli bir noktadır. Kadın bu noktada maddi ve manevi olarak erkeğine ne yapması gerekiyorsa yapacak. Bunları yapamıyorlarsa insanlar o zaman hiç dervişlikten de vurmasınlar. Nasihattan, tebliğden de vurmasınlar. Ailesi, aile yapısı, ailedeki geçimi onun dervişliğinin göstergesidir. E ailede böyle bir geçim yok ise sen ben filanca yere bağlı dervişim demenin bir anlamı yok. Hadîs-i şeriflerde eşlerin birbirlerinden razı olarak ölmeleri onların cennetlik olmalarına yeter. Eşlerimizi razı edeceğiz. Ve tebliğ önce nefsimize nasihat önce nefsimize ondan sonra ailemize çocuklarımıza sonra etrafımıza başlayacak. Otobüste gittiniz kimseye anlatmak kolay.
Kendinizi ona güzel satmanız da kolay. Evde ne yaptınız? Annenize, babanıza ne yaptınız? Facebook’ta güzel sözler kullanmak harika. Şiir gibi. Kes, kopyala, yapıştır, koy. Twitter, Facebook dervişli Müslümanları muhteşem. Alın güzel sözler yayınlıyorlar, yaşamıyorlar ya. âyet hadîs paylaşanlara söyleyecek bir sözüm yok. Âyet hadîs paylaşıyorlar. Tebliğ fenas yani. Buna söyleyecek sözüm yok. Üst tatlarının sözlerini paylaşıyorlar. Söyleyecek sözüm yok. Bunun haricinde senin paylaşacaksın kendi kendin olacak. Ne yazıyorsan. Kendinde bir şey yok. Ne yaptın? Başkasının sözünü koydun oraya. Dedikoducu seni. Kalbi çalışmayan, aklı çalışmayan, fikri çalışmayan, dervişliği çalışmayan bir kimse. Senin dervişliğin varsa sen kendi sözünü koy oraya.
Kendi sözün yoksa sen dervişsen üç tane söz koyacaksın. Ya Rabbi senin sevgini Allâh. Seni sevenin sevgisini. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem. Seni sevdirenin sevgisini. Üstadınsa üstadın. Üçünün haricinde bir şey koyuyorsan dedikoducunun tekisin. Senden hiçbir halt olmaz. Boşsun, teneke’sin. Boş muhabbet ediyorsun. Kime nasihat edeceksin sen? Sen önce kendine nasihat et. Önce sen zikrullah ile kalbini çalıştır. Önce sen güzel ahlak ile kendini ahlaklandır. Hazreti Mevlânâ ne diyor? Senin aynan neden haber vermez? Söyleyeyim mi? Tozlu da ondan. Kirlenmiş paslı da ondan. Tebliğ edecek olan, nasihat edecek olanın kendine dikkat etmesi lazım. O yüzden Facebook, Twitter Müslümanlığı harika.
9. Bölüm
Kızlar da erkekler de paylaşırlar sözlere bakıyorlar. Ne harikalar ya. Birbirleriyle hemen kaynaşıyorlar. Elektrik alıyorlar birbirlerinden. Ondan sonra Facebook yıkıntısı oluyor. Haydi. Birbirlerinden fotoğraf Facebook’ta. Vay ne tebliğ. Ne tebliğ. Üç gün sonra ayrılıyorlar. Ondan sonra bir daha nişanlanacağım diye uğraşıyor. Nişanlayacak olan kimse Facebook’tan onun fotoğraflarını koyuveriyor orta yere. Bu kimdi diyor. Ben koymayın, yapmayın, yanlış yapıyorsunuz. Diyorum, suçlu oluyorum. Dergahı bırakıp gidiyor. Ondan sonra önüne koyuyor o bir başkası. Kalıyor. Ondan sonra da telefon açıyor. Siz yapmazsınız ama ben nişanlandım. Eee? Nişanlıma Facebook’taki eski fotoğraflarıma göndermiş birisi.
Estağfirullâh lazım. Yavrum dedim. Sana koyma demedim mi? Dergahı bıraktın gittin. Senin nişanlandığından haberim yok. Dedim o çıkarmıştır. Senin adını soyadını yazmıştır. Dedim bilgisayar kurdursa çıkarmıştır dedim. Sonradan sordum birkaç kişiye çıkarılabiliyormuş zaten. Kaybolmuyormuş o resimler. Sonra kendisi de öğrenmiş on gün sonra. Benim göndermedim bir daha telefon açtı bana. Özür dilerim hakkınızı helal edin. Ha ben helal etme ağacıyım dedim. Elma ağacı gibi. Dilediğin zaman gel kopar dedim. Ye elmadan sen. Bu durdu şimdi. Dedim elma değil ama yuvayet var ya dedim. Elmadan bir diş attı diye dedim ben. Cennetten kovuldu. Atıldı cennetten dedim. Elmaya bir diş attı diye. Ben anlamadım hiçbir şey.
Anlasaydı derviş olacaksın zaten dedim. Anlamadığından dolayı gittim. Yapmayın. Tebliğ edecek olan insanlarda özellikler olması lazım. Önce ne yapacağız? Kendi nefsimize inşâAllah. Dini tebliğ ederken zikir hangi sırada yer alır? Bu noktada karşıdaki kimsenin analiziyle alakalı. Karşıdaki kimseye sırası vakti geldiğini anlıyorsanız eyvallâh. Ama yok gösteriş yapıp şimdi birisi tebliğ ediyor. Başka bir cemaattan esnafın birisine adamın zikrullah dan haberi yok. Adamın dükkanında dar bir zikrullah yapıyor hep başına. Adamın rengi gitmiş. Ben içeri girdim. Rengi gitmiş adamın. Dedim ben. Bu önce başka bir taraftan esması geldi zannetti. Huuu dedi. İyice nefis yapmış. Vurdum omuzuna. Ben söyledim dedim.
Bu kaldı. Dedim bir esnaf dükkanında yapılacak bir şey mi bu dedim? Böyle baktı şimdi. Bir esnaf dükkanında yapılacak bir şey değil bu dedim. Bu adama anlatırsın. Nasihat edersin. Söylersin. Ondan sonra dedim dergaha davet edersin. Hatta önce dedim böyle büyük zikrullahı da katmazsın. Mahalledeki derse götürürsün. Mahalledeki dersteki dersi amirine dersin. Abi bu arkadaşı yeni getirdim ben. Hakkını helal et. Yeni bu da zikrullahı bilmiyor. Bu kadar. O Zakir de Feraset Ehli’dir. Ha yeni bakar iki üç tane arkadaş var. O gün illaki darbe yaptıracağım. Üç tane ilahi okutacağım diye uğraşmaz. Lâ ilâhe illâllah adabına usulüne uygun yumuşak bir zikrullah yaptırır. Bir iki ilahi okutur. Ders bitti der.
10. Bölüm
Bir dua yok. Mahalledeki ve hatta yeni gelişen yerlerdeki çavuşlar ondan sonra şöyle bir zikrullah yapayım da gümbür gümbür bir ortalık inmesin. Bir terleteyim herkesin hepsine uyma. Apartman dairesinde, milletin evinde ortalığı ayağa kaldırma. Usulüne uygun yavaş yavaş yumuşak yumuşak zikrullah yaptır. Herkese tatlı gelsin, yumuşak gelsin. Ondan sonra bir iki böyle yavaş yavaş darbi yaptır arada. Çok kısa. Hemen beş tane ilahici sıralama oraya. Birisi böyle hafif bir ilahi söylesin. Veya iki kişi hafif bir ilahi söylesin. Adamı ürkütme. Ve o zikrullah yaptıracak darbi. Mustafa abi nasıl yaptırıyorsa ben de öyle yaptırmam lazım. Hoş geldin yirmi üç lisan. Yavaş yavaş. Tatlı tatlı. Yok. Hatta Mustafa abinin yaptırmadığını da yaptıracak.
Şeyhinin de yaptırmadığını yaptıracak. Yavaş yavaş ya. Sakin ol. Gittim bir yere zikrullaha oturdum ben şimdi bir yere gittim. Allâh’ım altı yedi kişiler darbi zikrullah yapacağız diye uğraşıyorlar. Allâh’ım o Zakir yürütüyor kendini böyle milleti de perişan ediyor böyle. Allâh’ım dedim ya Rabbi ya Resûlullâh ya. Şu hale bak dedim adamlar eziyet çekiyor. Bir de onlara bakıyor ben de oradayım ya. yapın zikrullah öyle zikrullah yapın ki patlasın gırtlağınız her şeyini. Zikrullah gitti tabii. Böyle vatan kurtarmış kahraman gibi baktı. Abi nasıl dedi? Çok berbat dedim ben. Nasıl yani? Zikrullah değil, zikrullah, zikrullahtır dedim. Yaptığın hal çok berbat. Nefsine uydun dedim. Bu insanların nefesleri yetmiyor.
Talimli değil, yeni dervişler. Dedim bitirdin adamları. Bitti dedim yani. Iki hafta sonra kimse yok. Birisi demiş ya kafayı kıracak mı demiş. Kendisi kıracak demiş. Ben onu sevdiğim için gitmiyorum demiş. Kafayı kırmasına sebep olmayayım. Kendini böyle paralıyor çünkü. Değil kardeş yavaş yavaş. Tatlı tatlı. Yavaş yavaş. Bir çocuk anne karnında dokuz ay doluyor. Yavaş yavaş. Bir çocuk on beş on altı yaşında. Akıl bağlı oluyor. Yavaş yavaş. O hasreti peygamber Salullah ve Selam hazretlerine mahsus hurmayı çıkardı ağzından dikti anında hurma verdi. O anay. Bizler peygamber değiliz. Aciz birer kullarız. Yavaş yavaş anlatacağız. Yavaş yavaş söyleyeceğiz. Şiveyi şiveye diyorlar ya Araplar. Yavaş yavaş.
Yumuşak yumuşak. O yüzden hemen adamı cehri zikrullahın göbeğini oturtur. Böyle bir şey yok. Allâh muhafaza eylesin. Ha buraya gelince burada oturacak çaresi yok. E geldi buraya vallahi bir fırtına tuttu onu. Ya burada kalır. Ya tövbe der bir daha asla gelmez ikisinden biri. Buranın ortası yok. Burada orta yok. Eyvallâh. Ama diğer iyiler, ilçeler, mahalleler böyle davranmayacaklar. Zikri tebliğ etmek ile ilgili nasihat edebilir misiniz? Yumuşak yumuşak, tatlı tatlı, lâ ilâhe illâllah’tan başlayın. İllaki cehri yaptıracağız diye uğraşmayın. Kısaca. Gece namazı kılıp imsak olunca ezanı beklemeden sabah namazını da kılıyorum. Bunda bir sıkıntı var mı? Yok. Niçin eski halimiz yok? Niçin eski aşkımız yok?
Zikir çekmek azalmış, gözyaşı azalmış, aşk azalmış. Eskiden en az bir sefa fazla zikir çek. Bir defa mı? Bir sefa mı? Fazla zikir çekiyorduk. Su gibi terler. Şimdi bir şey yok. Selamla sevgi olsun. Allâh’ım aşkı çoğalsın. Eee yok olan yok görür. Kalmamış sende tövbe et inşâAllah. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Âmîn. Ejime Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Kalb, Muhabbet, Aşk, Yakîn, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı