1. Bölüm
Manevi intibat nedir? Ve cemaat ehlidir. İnsan bunu nasıl sağlayabilir? Burada manevi intibattan kast edilen ve cemaattan kast edilen lazım. Sorunun sahibi kim? Manevi intibattan kastın ne? Bu çünkü normalde manevi intibat denilince akla ne gelir? Herkesin bir manevi intibatı olur. Cemaatten kastın ne? Cemaat ehlidir deyince cami cemaatı mı? Nurcular mı? Manevi intibattan kast edilen şey, bir kimsenin gözünü kırıp elde tutamayacağı, manen belli bir Allâh’a dostluk fayda etmiş kimselerle, kimliklerle irtibata girmesidir. Bu o kimsenin kendi manevi olgunluğun da kemaliyle alakalı bir şeydir. Bir kimse burada gelir sizinle irtibata girer, o da bir manevi olgunluktur. Bir kimse Allâh’ı zikrediyorsa, mümin ise Allâh’ı zikrediyorsa, namaz kılıyorsa onun bir manevi olgunluğu vardır.
Bu kimse bir ustada bağlıysa onun o manevi olgunluğunu biraz da artmıştır. Birisinin gelir sizinle irtibata geçmesi dahi onunla manevi kimselerle irtibata geçmiş gibidir. Çünkü Allâh’ı zikreden, Allâh’ı seven kimseyle oturup hemhal olmak, onunla konuşmak, salehlerle beraber olmak hükmüne geçer. Ama insanlar, yaşayan insanlarla irtibatı manevi irtibatlı olaraktan saymazlar. Yaşayan bir ustadla, yaşayan bir veliyle irtibatı manevi irtibattan saymazlar. Ona geçmiş evliyalardan, villilerden, daha önce yaşamış kimselerle eğer bir irtibata girerlerse, onu manevi irtibat sayarlar. Çok zaman görmüşüzdür. Bu rüyaları da görüyoruz dedi. Dördüncü beşizli makamdaki evliyaları kendi şeyhlerine tercih etmişlerdir.
Çünkü onu rüyasında görüyor ya, onu rüyasında görünce, onu çok bir bize atmış gibi tahayyül ediyor. Oysa başındaki ustadı, o vefat etmiş kişiyi, ona yalvarıyor, etrafında dönüyor. Onun farkında değil, o rüyasını görür. Kimsenin etrafında pervana olmuş, ona dönüyor. Oysa başındaki ustadı tanımış olsa, başındaki usta o rüyasındaki gördüğünden daha yukarılarda, daha kemalatlı. Veya da insanlar rüyalarındaki gördüğün kimseleri daha kemalatlı sayarlar. Allâh muhafaza eylesin. Ben şeyhime öyle derdim. Efendim, zamanın Abdülkadir Geylani’si, Ahmet Errufay’si, Ahmet Erbedevi’si olmuş mu? Olmuş. Bugünümde onların vazifesini yerine getiren, onların işlevlerini yerine getiren zatlar var mı? Var. Ben onlara bakarım efendim derdim.
Doğru tespit olayım derdim ona. Çünkü siz Abdülkadir Geylani’si bir telefon kadar uzaklığınızda değil. Her perşembe oturup onunla sohbet edemezsiniz. Var mı eder? Ders çekerken boynunu büküp, Geylani Hazretleriyle sohbet edemez mi? Bu sizi küçümsemek için söylemedi. Bugün üstadım diyenlerle dahi yok. Bugün üç beş kişi etrafını toplayıp şeyhlik yapanlarda dahi bu hal yok. Ama onlara da soracak olursanız hepsi de manen ertibatlı herkese. Ama burunlarının ucunu görmemem. Bir derviş için manevi irtibat üstadıdır. Üstadının ardında başka bir manevi irtibat alıyorsa o derviş değildir. Bu soruyu soran kardeş için değil bu cevap. Bu soruya cevap olarak yanlış anlaşılmaz. Dervişin çok affedersiniz sabı manevi irtibat tarafı.
2. Bölüm
Manevi irtibatı geçecek olduğu kimse o şeyhidir. Eğer şeyhini o kata görüntü, o derecedir görmüyorsa neden o şeyhe bağlı duruyor? Eğer normalde şeyhini o derecedir görüyorsa neden başka manevi irtibat noktası alıyor? Ya o üstadını üstad olarak görmüyor, o yüzden manevi irtibat kapıları alıyor. Eğer üstadını üstad olarak görüyorsa neden manevi kapıları alıyor? Ve ehli tasavvufum diyen, dervişim diyenin %80’i, %90’ı da bu çelişkiyi yaşarlar. Bir üstada imtisap etmiş olanlarının hepsi de bu çelişkiyi yaşarlar. Ve bu çelişkiden kurtulamadıkları için de manevi yol alamazlar. Zahirle irtibatı olmayanın batınla hiç irtibat olmaz. Bir kimse başındaki üstadıyla irtibatı kesildiyse başka bir yerde irtibat kurması hayalde olur.
Eğer üstadı üstad ise, üstadı olgunlaştı ise, kemal ehli ise onun bu noktada başka bir irtibatı söz konusu olamaz. Ama ne yazık ki insanlar bir üstada bağlanırlar ve üstadı gerçek üstad olarak görmezler ha, acıdır o. Üstadı tam olarak yeterlilik noktasında görmezler kendi kapılarından. Ve yeterlilik noktasında görmediklerinden dolayı manevi irtibat kapıları ararlar ve başlarındaki üstattan yolurlar. Orta yerde çız çıkak kılırlar ve kendilerini manevi irtibatlı zannederler. Allâh muhafaza eylesin. Evet manevi irtibat budur. Eğer bir kimsenin üstadı var ise o kimsenin üstadıyla irtibatta bulunmasıdır manevi irtibat. Her batını hem zahiri olarak. O kimse gece ders çekerken üstadı ile beraber çekebilmeliydi.
Gece ders çekerken veya günlükce ders çekerken veya gece ibadet ederken veya dua ederken. Üstadı ile irtibatı yoksa, üstadının başında görmüyorsa, üstadının yanında hissetmiyorsa, üstadı ile kendi arasında bir bağlı hissetmiyorsa o ilk önce kendisine bir çeki düzen vermesi lazım. Allâh muhafaza eylesin. Ama yok bir üstadı bağlı değilse, bir üstadı yok ise, o zaman daha önce geçmiş üstadından, geçmiş üstadından birisine kalbi bir bağ kurması normaldir. Ama bu tip insanlar ne yazık ki bir üstadı bulmaktan, onu aramaktan, ona bağlı kalmaktan, uzak olduklarından, bunlara kalpleri, kemaniatları getmediklerinden onlar da soğuk hacı atarlar derler. O yüzden biz de aramıyoruz. Biz kendi üstadımız bize dedi ki bizden sonra bize de devam edin, bizden sonra bizim bir camımız daha keskin olacak, kılıcımız daha keskin olacak, başka kapı aramanıza yok dedi der, biz de üstadımızın peşinden gidiyoruz deyip kendi kendilerini avlatırlar.
Manevi irtibat bu. Eğer söz konusuna kast edilen şey benim anlattığım ise, en güzel manevi irtibat muhakkak ki Allâh dolar. Cenâb-ı Hak o irtibatı kurdursun inşâAllah. Bu irtibatın zirve noktasıdır. Bir kimse üstadıyla irtibatı perçinlendikten sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretleriyle bir irtibatı perçinleşir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretleriyle bir irtibatı perçinleştikten sonra tasavvuf yolu budur. Allâh Allâh perçinleşir. Üstadıyla perçinleştiremeyen insan Allâh Allâh hiç perçinleştiremez. Yolun kapalı olduğundan değil. O kimse ona ehliyetli değildir de o yüzden. Yol kapalı değildir hiçbir zaman. Ehliyet lazımdır, gayret lazımdır, istikamet lazımdır. Bu noktada çaba lazımdır, gözyaşı lazımdır.
3. Bölüm
Bu noktada mücadele lazımdır, mücehade lazımdır. Nasıl hadisi kudside der ki benim velilerime savaş açarsa bana savaş açmış gibidir. Kim benim velilerime ihanet ettiyse Allâh ona savaş açar der. Kim velilerime haini gezerse Allâh ona savaş açar der. Zaten Allâh’ın savaş açtığı kimseye, Allâh kendisi savaş açmış bir kimseye, o kimsenin mali yolunu açar, açmaz, irtibat sağlaması mümkün değil. İlk önce o üstadıyla işini bitirecek. O üstadıyla işini bitirmeyen başka bir yerde işini bitiremez. Çünkü o bir velinin gönlünü incitmiş, kalbini kırmış, bir veliye hainlik etmiş. Allâh dübedir, savaş açarız derken onun Allâh yolunu ilerlemesi çok büyük. Önce o kimseyle helallaşması, önce o veliyle irtibatını sağlamlaştırması gerekir ki Allâh’la olan irtibat kapısı açılsın.
Allâh’la olan irtibat yolu açılsın. O çünkü bir şekilde Allâh’ın kendi üzerinden düşmanlığını celbettirmiştir. Allâh kendi düşmanın dediği bir kimseye de her halde durup durduğu yerde kapı açacak değildir. Muhabbet nedir? Cemaat ehli kişi, üstada, peygamberi, muhabbetin başlama düsturları neler dersiniz? Muhabbet bir şeyi sevmektir. Sevmenin başlangıcıdır. Sevmenin başlangıcını eğer ehli satılma açısından görüntü ise burasıdır. Siz buradaki kardeşlerinizin üzerine, hiçbirinizin üzerine bir sürü insan beslemeyecekmiştir. Buradaki kardeşlerinizin hiçbirinin arkasında konuşmayacaksınız. Kendi kardeşlerinizin hukukuna, kendi kardeşlerinizin hakkariyetine riayet edeceksiniz. Muhabbetin başlangıcını bulun.
Eğer siz buradaki kardeşlerinizin hakkariyetine, buradaki kardeşlerinizin hukukiyetine, buradaki kardeşlerinizin haline, ahvaline, buradaki kardeşlerinizle yargılaşma, birbirine destek olma, birbirine muhabbet beslemeyi gerçekleştiremiyor musunuz? Yine yolunuz kapalıdır. Müminler kardeştir. İman etmişlerdir, hepsi kardeştirler. Ama burası russisi bir dairedir. Buradaki kardeşlik daha ileri derecede olmaması gerekir. Ve siz buradaki kardeşliğinizi iyi perçelenmeniz gerekir. Buradaki kardeşlerinizle muhabbetinizi, sosyalliğinizi, buradaki kardeşlerinizi birbirine desteklemeyi, birbirine kırmamayı, üzmemeyi, birbirinin arkasından konuşmamayı, birbirine destek olmayı öğrenmeniz gerekir. Önce birbirinize ihanet etmeyeceksiniz.
Önce birbirinize hainlik etmeyeceksiniz. Önce birbirinizin kardeşlik hukukuna riayet edeceksiniz. Birbirinizin hanımına, kız kardeşine, annesine, babasına, akrabalarına akrabanız gibi davranacaksınız. Bu kardeşlik hukukunu üst seviyeye çıkaracaksınız. Eğer buradaki kardeşlerinizin akrabalarını akrabanız gibi görmüyorsanız, buradaki kardeşlerinizin eşlerini birbirinize kardeş gibi görmüyorsanız, buradaki kardeşlerinizi kendi anne baba bir kardeşinizden üstün görmüyorsanız, üstünü tutunursanız, önce buradaki muhabbetten sınıfta kaldınız. Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir. Biz komşudan daha ileri olmamız gerekir. Biz komşuluk hukukundan daha ileri olmamız gerekir. Tasavvuf hukuku komşuluk hukukunun üstündedir.
4. Bölüm
Aynı üstadak, aynı dergaha, aynı cemiyete, aynı cemaate, aynı topluluğa girip gidenler o komşuluk hukukunun üstünde bir hukuk sergilemeleri gerekir. Asavvuf hukukunu sergilecekler. asavvuf birisinin evine gider, mutfakını açar, yemeğini yer, ev sahibi geldiğinde de onlara dua ederdi. Allâh razı olsun, ne güzel yapmışsınız. Bakın, ev sahibi yok. Asavvuf arkadaşlarını toplar gider eve, açar evi, evinde yemeklerini yerler ve ev sahibinin gördüğünde Allâh razı olsun der, sevinirdi. Böylece yakışacaktır tabi. O zaman bir cemaate müntesip olanlar, bir tarikata müntesip olanlar, bir tasavvuf erbabı noktasında tasavvuf dairesine girmiş olanlar bu kardeşlik hukukunu tecelli ettirmek zorundadırlar. Ve sizin bir kardeşinizin hoşuna gitmeyen bir şeyi size naklediyor, söylüyor ise siz de onu dinliyorsanız cemaatın komple kardeşlik hukukuna hançerlemiş oluyorsunuz.
Hem söyleyen hem dinleyen. Hem söyleyen hem dinleyen cemaatın komple kardeşlik hukukunu hançerlemiş oluyorsunuz. Ümmet-i Muhammed’in hastalıklarından birisi bu. 10 yıl geçti bakın Ali Kalkancı, Fatime Şahin senaryosunun düzmece olduğu bugün söylüyorlar. Biz 10 yıl önce bu düzmeceye inanmayın diyorduk. 10 yıl sonra bugün televizyonlarda boy boy gösteriyorlar şimdi bu düzmeceydi. Bu 28 subatçıların darbecilerin düzmecesiydi diyorduk. O gün için Refah Partisi’ne oy atan insanlar dahi o düzmeceye kandılar. İnsanların büyük birçoğunu o düzmeceye kandı. Müminler kardeşler, o zaman kardeşlerimiz üzerinde ben onları kastederekten söylemiyorum. Kendi iç hukukumuz olarak kastediyorum. Kendi içimizde müminler kardeş ise bir kardeşinizin başına oyunlar çoraplar öldürürken onlar acaba dememeleri gerekirdi.
Açık konuşmak gerekirse bana da maliye haksız olarak bilmem kaç deriliyorum ceza kestiğimde benim elime geçme, benim elime geçme maliye tutanakları bizim arkadaşlarımızın bazılarını eline geçip arkadaşlara gösteriyorlardı. O tutanaklar benim elime geçmemişti başka bir arkadaşın elindeydi. Ve ben bunu 28 subatçıların düzmecesi onların oyunu onların planını kanmayın derken arkadaşların büyük bir kısmı, bir kısmı, büyük kısmı demiyor. Bir kısmı davul çalıp sals çalıp oynadılar. 10 yıl mahkeme devam etti. Geçenlerde mahkemeyi kazandığımızda dahi bir mahkeme kağıdı geldi. 10 yıldan beri mahkeme devam ediyor. Şimdi o kardeşler benimle nasıl helallaşacaklar? Benim yüzüme nasıl bakacaklar? Cemaate vermiş oldukları zararı nasıl telafi edecekler?
Kardeşlik hukuku. Kardeşlerinizin başına bir şey gelebilir. Özünü bilmiyorsanız arkasından konuşmayın. Kendi kardeşlik hukukuna riayet edemeyenler hiç kimsenin hukukuna riayet edebilirler. Kardeşlerinizin arasında, arkadaşlarınızın arasında muhabbetin kimsali olur. Eleştire uğrayabilirsiniz. Yanlışa uğrayabilirsiniz. Sizi istismar edebilirler kardeşlik adına, sevgaline. Bu da işin ayrı bir cilvesidir. Yanlış anlayanlar hep olacaktır. O cilveyi de çekecek insan. Allâh muhafaza eylesin. O kardeşin hukukuna riayet etmeyenler aslında üstadlarının da hukuklarına riayet etmiyorlardı. Kardeşini hançerleyen aynı zamanda üstadını da hançerliyordu. Kardeşini hançerleyen üstadını da hançerliyor. Yolu hançerliyor.
5. Bölüm
Komru ümmet-i Muhammed’i hançerliyor. Siz bir kardeşinize hançer vurduğunuzda zannedersiniz ki ben sadece onu vurdum. Hayır. Hayır. Siz bir kardeşinize hançer vurduğunuzda ümmet-i Muhammed’in bağrına hançer vurmuşsunuz. Siz bir tarikata, bir cemaata, bir üstarda, bir hoca efendiye, bir Allâh diyen kimseye, bir topluluğa has ve kader hizmet ediyorlar. Siz onlara bir hançer vurduğunuzda Muhammed Mustafa’nın kalbine hançer vurmuşsunuz. Bu öyle görünmez size. Ama açtığı yara öyledir. Siz bir kardeşinize muhabbetsizlik gösterirseniz Muhammed Mustafa’ya muhabbetsizlik göstermişsinizdir. Meseleyi bu ince noktadan ele almak gerekir. Madem Kadı Şerif’te Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki mü’minler bir vücut gibidir.
Birisinin bir tarafından bir şey olursa bütün vücut o acıyı çeker dedi. O zaman o vücudun kalbi üstündeki olan kimse Muhammed Mustafa’dır sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. Ve o vücudun kalbi Muhammed Mustafa ise sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ise o vücudun bir tarafından gelen sarar direkt kalbe intikal edecektir. Direkt kalbe intikal edecekse kalp ondan yüzünü doyacak, kalp ondan acı çekecek, kalp ondan muzdarip olacaktır. Muzdarip olacaktır. Bu da kimdir? Muhammed Mustafa’dır sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. Ve bir kardeşin hukukuna riayet etmeyen, bir cemaatın hukukuna riayet etmeyen, bir din kardeşinin, İslam kardeşinin hukukuna riayet etmeyen, gerçekte Muhammed Mustafa’nın hukukuna, onun arkasında da Allâh’ın hukukuna riayet etmemiştir.
O zaman siz bir kardeşe muhabbet beslerken aynı zamanda Muhammed Mustafa’ya muhabbetinizi gösterirsiniz. Muhammed Mustafa’ya muhabbetinizi gösterirken aynı anda Allâh’ı olan muhabbetinizi gösterirsiniz. Kim salihlerle beraber olur, salihleri sever, salihlerin yanında olursa Allâh’ımı sever, Allâh’ımın yanına alır. O zaman kim salihlere zarar verirse o Allâh’a düşmanlık yapmış olur. Allâh ona savaş açar. O zaman siz salih bir kimse, salih bir kardeşinize zarar verirken, tabiri caizse Allâh’la savaşmış olursunuz. Küçük bir şey gibi gelir size. Bırak ya şu nurcuları, bırak ya şu refahçıları, bırak şu ya hucu bunlar tarikatçıları, bırak şu ya Hoca Efendi’nin cemaatinin komple, komple, bırak ya nurcuları komple, bütün tarikatçıları, bırak şu ya tarikatçıları, ya kim kaldı ki?
Hoca Efendi’nin cemaatı kötü, nurcular kötü, Süleymancular kötü, tarikatçılar kötü. Kimi? Onları eleştiren o adam. Böyle bir enayiyet olabilir mi? Allâh muhafaza eylesin. Böyle bir kardeşlik hukuku da olmaz. O yüzden muhabbet, kardeşi olan, kardeşe duyulan muhabbet Allâh’a duyulmuş muhabbet gibidir. Kardeşe duyulan muhabbet Muhammed Mustafa’ya duyulmuş muhabbet gibidir. Aynı yolda olan kardeşe duyulan muhabbet müstahda duyulmuş muhabbet gibidir. Bu neye benzer? Üstadım ben seni çok seviyorum ama senin şu kardeşlerini, şu arkadaşlarını sevmiyorum. Bana öyle diyordu birisi, sen çok iyisin ama ben arkadaşlarımı bu noktada görmüyorum. O yüzden derslere gelmiyorum. Ben dedim ki beni çok seviyorsun.
6. Bölüm
Öyle değil mi? Evet. Benim bulunduğum yerde bulunmuyorsun. Öyle mi dedim ben? Baktı benim gözümün içine. Bu neye benziyor biliyor musun dedim ben? Neye benziyor dedi. Şimdi müşrikler geldiler bize Resûlullâh’a sallallâhu aleyhi ve sellem attıklarını dediler kendilerine. Ya Muhammed! Biz Müslüman olacağız ama bize ayrı bir sohbet alakası kurduk. Bizi onlardan ayrı tut. Biz onlarla beraber oturmak istemiyoruz. Allâh Resulü şefkat ve merhamet insani. Bir an gönlü kaydı bunlar İslam olurlar bunlar Muhammed muhabbet beslerler Allâh’ını severler Müslüman olurlar diye böyle bir an düşündü. Cenab-ı Hakk’a ben pah! Tabi şeyh Sa’d-i Kerim’e incedeyim. Ey Habibi! Sakın ağa! Sakın ağa! O gece gündüz Allâh’ın rızası arayan yalvaranlar var ya onlardan gözünü çevirme, onlardan kendini alma, onları bırakma.
Onlardan yönünü çevirme. Onlar gittiler bir an sonra dediler ki olmazsa bize ayrı bir gün ver bu olmadı ya bize başka bir gün. Hemen Âyet-i Kerimeli tekrar geldi. Ey Habibim gece gündüz o Allâh’ı zikreden onlar var ya evet sen onlarla beraber dur. Onların yanında otur. Bak önceden onlarla yönünü çevirme. Bu sefer emir onlarla beraber otur. Onlarla beraber gece gündüz Allâh’ın rızasını arayanlarla beraber olsun. Ben müşrik miyim dedi o arkadaş ben bunu söyleyince. Ben sana müşriksin demedim dedim müşriklerin söylediğin gibi söyledin sen de bana dedim. Ben çok iyiymişim buradaki arkadaşlar iyi değilmiş. Ben de dedim ki o arkadaşlar benden iyi. O arkadaşlara Üstad diyen yok, Şeyh diyen yok, Zakir diyen yok, Halife diyen yok.
Onlara temanla eden yok. Onlara gel buraya baş köşeye otur diyen yok. Onlara sen nasılsın, iyi misin, hoş musun, yorgunsun, terlisin, sırtını değiştiririm, gömleğini değiştiririm. Senin paran kalmamıştır, pulun kalmamıştır, aşın kalmamıştır, şuyun kalmamıştır, büyün kalmamıştır diyen yok. Çayın bardağına bakan yok. Dedim buna rağmen onlar geliyorlar oraya, terliyorlar, sucuk gibi oluyorlar. Siz çok terlediniz, kıyafet değiştirin diyen yok dedim. Onlar benden kıymetli hakkını helal et. Öyle kaldık. Ben seninle dedim hukukun bitti. Ancak tövbe edeceksin geri döneceksin dedim. Ancak Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri rüyamda göreceksin. O zaman sen bizim aramıza katılabilirsin. Başka türlü senin aramızda işin yok.
Allâh muhafaza eylesin. Kardeşler birbirlerini sevecekler, muhabbetle sevecekler, muhabbetin başlangıcı. Birinizin kalbi kırılsa vallahi de billahi de kalbim kırılır. Birinizin hakkaniyetine, hukukuna bir leke gelmiş olsan yemin ediyorum leke gelir. Yemin ediyorum leke gelir. Hiçbirinizin de üzerine bir leke olmasını istemem. Hiçbirinizin de birbirinizi kırmanızı üzmenizi istemem. Sakın birbirinize yukarıdan tepeden bakmayın. Sakın. Sakın. Buradaki kardeşler hepiniz için geçerli. Öyle bir Allâh der. Cenâb-ı Hak neyi var neyi yok siler bitirir atar kenara. O yukardan tepeden bakan havada kalır. Ayağı yere basmaz. Çukurların içerisinde çöker gider. diyor ya Allâh bu. Allâh’ı zikreder. O Allâh’la beraber olanlarla uğraşma.
7. Bölüm
Hep büyükler bunu tavsiye etmişler. Bütün sûfîler bunu tavsiye etmişler. Sahabeler, peygamberler bunları tavsiye etmişler. Demişler ki orada hasbel kader birisi Allâh diyor. Onunla uğraşma. Birisi Allâh’ı zikrediyor. Onunla uğraşma. Hatta demişler ki o Allâh’ı zikredenlerin hatasını kusurunu görseniz dahi görmemezlikten gelir. Ya hata yapıyor evet görmemezlikten gelir. Allâh affetsin sizi Bedir ashabıyla kıyaslamak gibi değil. Ama örneği geliyor birisi Allâh Resulüne Bedir ashabından birisinin şikayet edecek oluyor. Siz onlara karışmayın. O Bedir ashabından alıyor. Bedir ashabından alıyor. Siz karışmayın ona. Sizi Bedir ashabından ben gideceğim. Küslamlıkta değilim. Allâh bizi affetsin. Bedir ashabına ulaşmam mümkün değil.
Ama velakim böyle bir zamanda, böyle bir zamanda herkesin serkeşçe yaşadığı, ölçüsüzce yaşadığı bir zamanda insanlar toplanacaklar bir yerde fütursuzca Allâh diyecekler. Toplanacaklar fütursuzca Allâh’ı sevecekler. Toplanacaklar fütursuzca kimliksiz kişiliksiz, kimliksiz kişiliksiz, makamsız mekansız, makamsız mekansız. Ve aynı zamanda da herhangi biri menfaati olmalı. Oturup Allâh diyecekler. Birisi de dışarıda onu böyle eleştirecek veya içeriden birisi onu eleştirecek. Ona böyle laf söyleyecek, onu didikleyecek. Allâh onun dilini koparır. Allâh’ın dilini koparır. Allâh onun dilini koparır. Sizin bir şey söylemenize gerek yok. Allâh kafir her şey. Onun dilini koparır. Ben en yakın dairemi onu derim.
Siz Allâh deyin, Allâh sizinle beraber. Samimiyetle Allâh deyin. Samimiyetle dersinizi çekin. Samimiyetle namazınızı kılın, tövbenize devam edin. Samimiyetle dersinize devam edin. Şuraya geliyorsunuz ya. Samimiyetle devam edin. Samimiyetle birbirinizi muhabbetle kucaklayın. Allâh kafiriniz, Allâh muiminiz, Allâh sizinle beraber. Kim ne diyorsa desin. Kulağını tıkacaksın. Sen mücadele etmeyeceksin onunla. Sen ona bir laf söylemeyeceksin. Sakın içinizden hasbunallahu enümevvekil de demeyin ona karşı. Helak olur o. Bunu ciddi olarak söylüyorum. Ya Rabbi buna hidayet eyledin. Ya Rabbi bunu affeyledin. Ya Rabbi bunu koru, bunu muhafaza eyledin. Eğer ona hasbunallahu enümevvekil derseniz manen çöker adam.
Maddeten de çöker. Sakın ha. Bunu söylemeyin. Sakın. Çok zorla, çok darda, böyle çok sıkışacak, burnunu sıkışacak. Belki. Onu da kardeşlerinizle karşılayın. Amanan. Amanan. O böyle müşriklere, münafıklara, o böyle düşmanlık besleyenlere söyleyecek bir eskardı. Böyle hanımıza, çoluğumuza, çocuğumuza sakın ha. Onlara dua edin bol bol. Rabbim muhafaza eylesin. Ve bu muhabbeti sağlayamayanlar üstadla muhabbetlerini sağlayamazlar. Üstadla muhabbeti olmayanın yolun adabı budur. başka bir yerle muhabbeti olacağına inanmıyorum. Allâh bizi affetsin. Allâh’ı sevin. Allâh’ı sever, Allâh’ın dostlarını da sever. Allâh’ı sever, Allâh’ın mümin kullarını da sever. Resulunu sevin. Resuluhu sever, Resûlullâh’ın dostlarını da sever.
Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddetlerinin sünnet-i sevimlerini kendine getirenleri de sever. O zaman nasıl sevgi olacak ki? Ben Allâh ve Resulumu seviyorum ama onun kullarını, onun ümmetini, onun dostlarını sevmiyorum. Onlara hamçer vuruyor. Bu da onun sevgi değil. Allâh bizi muhafaza eylesin. Allâh’ın mümini korusun inşâAllah. Âmîn. Fala mannahu la ilaha illAllah
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı