Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

30. Dergâh Sohbeti — Müzik Hükmü, Tövbe ve Sevginin Dönüştürücü Gücü

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 30. Dergâh Sohbeti — Müzik Hükmü, Tövbe ve Sevginin…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Müzik yapmak, şarkı söylemek günah mıdır? Bununla alakalı eski kitaplarının hangisine bakarsanız bakın, hepsinde de günah olduğuna dair fetvaim olacaksınız. Bakın, eski sıkıl kitaplarının hangisine bakarsanız bakın, hepsiyle hepsinde, haramların içerisinde şarkı söylemenin, herhangi bir şarkı aletini çalmanın, bilhassa şafi fıkıhçılarının hepsinde de haram olduğuna dair fetva bulursunuz. Hanefilerin bir kısmı, bazı şeyleri ayırt etmekle beraber onlar da bu noktada değişmemişler. Ve bunun üzerinde günah-i kebairlerden mi, değil mi diye tahsisim açıkladı. Bir kısmı şarkı söylemek ve çalkı çalmayı, herhangi bir müzik aleti çalmayı günah-i kebairlerden saymış. Bir kısmı günah-i kebair değildir demiş.

Burada yalnız ayırt edilecek bir şey var. Bir şeye bak, İmam Gazâlî ve Gazâlî’nin ekolinden, ekibinden olanları büyük bir çoğunluğu ve Hanefilerin bir kısmı demiş ki, buradaki kasıt ne? Eğer ki buradaki şarkıdan, çalgıdan kasıt insanları gülüp evlendirmek ise, bunu ittifakla caiz görmemişler. Eğer bu noktada çalgı aleti haram olmuş olsaydı, Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, Hz. Ayşe’nin kız kardeşinin kına gecesinde çalgı çalanları durdururdu. Kınası yapılırken. Eğer çalgı çalanlarda bir söz konusu olsaydı, bir bayram günü Hz. Ömer efendimizin bir kabilenin kendi oyunlarını durdurmak için onlara gücüm ettiğinde, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Hz. Ömer’i serbest bırakırdı.

Ama Hz. Ömer’i yasakladı, dur ya Ömer, bu onların hakkıdır dedi. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı, Hz. Ayşe validemiz, Harseç kabilesinin kendi oyunlarını Resulüne ve bir de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin tübbesinin altında seyretti. Şimdi o zaman bir şeyi böyle kullanılmış yeri maksadıyla alakalı bir yorum getirilebilir. O yüzden eğer ki bu söz konusu müzik ve söz konusu şarkı yapma, eğer ki Kur’ân ve sünnetin dışında insanı harama küfre götüren, günahı kebale götüren bir şey ise bu ittifakla caiz değil. Ama yok böyle değilse onun üzerinde o zaman değişik görüşler var. Yok üzerinde değişik görüşler olan bir şeyin üzerinde kesinlikle haram demek de fıkıh açısından uygun değil.

Allâh bizi affetsin. Eğer ki insanları şehvete götürmüyorsa, bir kadının uzvunu tarif etmiyorsa, insanları harama doğru yönlendirmiyorsa, haram diyenlerden değil. Ben tecid-i iman, tecid-i nikahı yeni öğrendim. Bununla önceden bir kusur işlediysem hatırlamıyorum, bundan mezunmuyorum. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin meşhur bir duası var ve tövbesi var. Ya Rabbi bilerek ve bilmeyerekten işlediğim günahları affeyle. Bilerek ve bilmeyerekten yaptıklarımdan beni sorumlu eyleme. Bilmeyerekten yaptıklarımdan sorumlu eyleme diye duası ve tövbesi var. Bilmeden, İslam öncesi yaptığımız, dinimizin o hükmünü öğrenmeden yaptıklarımızdan Allâh inşâAllah o rağmen aff-u mağfiret eylesin.


2. Bölüm

Muhakkak ki her gün tövbe edin. Mümin her gün tövbe eder. Müminin tövbe etmediği gün yoktur. Eğer mümin o gün tövbe etmediyse, kendi kendisine öldüğünde bugün kehennemliklerdenim der. Eğer o gün siz salatu selam getirmediyseniz hiç, mümin şöyle düşünür, bilhassa ehli tasavvuf şöyle düşünür. Bugün Resûlullâh Sallallâhu aleyhi ve sellemle selamlaşmadım. Bugün onunla hasbual edemedim. Bugün onunla konuşamadım. Bugün onunla görüşemedim. Bugün ondan biraz uzaklaştım, ayrıldım. Eğer ki ehli tasavvuf bu manada kendisini yapılandırırsa, bu mantıkla o zaman her gün tövbe eder. Ve şunu hiç unutmayın. Am gelir kendinizi günahsız görürsünüz. Bu şeytanın vesvesesidir. Am gelir kendinizi bu noktada bıkkın görürsünüz.

Bu nefsinizin size bir oyunu dur. Tövbe etmediğiniz gün, bilin ki Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin çizgisinden ayrıldığınız gündür. Çünkü o günde 70 kez ben Allâh’a tövbe ederim diyen bir peygamber. En az. Başka rivayette ben en az günde 100 sefer Allâh’a tövbe ederim der. O zaman bir derviş kendi kendisine, ehli tasavvuf kendi kendisine eğer ki bir gününü tövbesiz geçirdi ise, bir gününü zikirsiz geçirdi ise, bir gününü salatı selamsız geçirdi ise, bir gününü duasız geçirdi ise, o gününe komple tövbe etmesi gerekir. O dönecek öyle bir güne geçirdiğine de tövbe edecek. Tövbe etmediğine değil. Böyle bir gafletle geçirdiği güne, böyle bir sorumsuz geçirdiği güne, böyle bir Allâh muhafaza eylesin, muhabbetsiz geçirdiği güne tövbe edecek.

Hani, İmam Muhammed, bir ustada bağlanmış Şeybani Rayı’ya, İmam-ı Şafil de diyormuş ki ona, ”Ya İmam, ne işin var bu ümmi kimseyle?” gitmişler beraber. İmam-ı Şafil demiş ki, İmam-ı Hanbeler’in üstadına bir sorum olacak. Olur demiş, o da sor. Yalnız dikkat et, hazır cevaptır. Demiş ki, ”Efendim, bir kimse günün bir vakit namazını kılmamış olsa ve hangi namazı kılmadığını bilemese, ne yapması gerekir, hangi namazı eda etmesi gerekir?” demiş. Mübarek cevabı patlatmış. O bütün gününü gafletle geçirmiş, bütün namazını iade etmesi gerekir. Hangi namazı kaza edeceğini bilmiyor çünkü. Hangi namazı kılmadığını bilmiyor. Bu da onun gibi, derviş eğer ki, gününü dersiz, zikrullahsız, tövbesiz, salat-ı selamsız geçirdiyse, o gününe tövbe etmesi lazım.

O gün onu çünkü, ne yazık ki, ne yazık ki gafletle geçmiş. Bir gafletle geçmiş. Allâh muhafaza eylesin inşâAllah. Bir müridin başka mürşid-i kâmil müstağatta elinde olmadan kendi müstağdından daha fazla muhabbet beslemesi, müridin delaletli olduğunun bir göstergesi midir? Bunu normalde yine eski düşünce ve mantıkla yaklaşılacak olursa, eski mantık bunu der ki, eski ehl-i tasavvuf bu delalettir der. Bu benim kendimcesi, bu işin bencesi. Bence delalet değildir. İnsan sevdiği ve sevildiği yere yakışır. Tasavvuf sevgi meselesidir, muhabbet meselesidir. Eğer bir kimsenin bir mürşide sevgisi ve muhabbeti yok ise, tam değil ise, gözünün gördüğü bütün her şeyden fazla onu sevemiyorsa, o zaman onunla manevi bağını kesecek.


3. Bölüm

Helalleşecek, daha fazla sevdiğine gidecek. Bu onun hakkı. Bir müridin hakkıdır bu. Bakın bir müridin hakkıdır. Çünkü sevmek gönül alışverişidir. Sevmek muhabbetin kaymasıdır bir tarafa doğru. Oraya doğru yönlenmektir. Ve bu yönlendiği kimse doğru olabilir, yanlış olabilir. Seven kimse için sevdiğinin doğrusu ve yanlışı yoktur. Eğer gerçekten seviyorsa, birisi birisini severse, siz onun gözünü göbeğine soksanız, bu yanlış deseniz, sevgi bu noktada akıl tanımaz. Sevenin aklı yoktur. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o yüzden de demiştir. Seven kimse sevdiğine karşı kör ve sağırdır, der Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Niçin? Onu seviyor çünkü. Eğer gerçekten seviyorsa, ona kör ve sağırdır.

Ve bir kimse, eğer gerçekten seviyorsa, sevdiğinin peşine gitmesi gerekir. Eğer gerçekten seviyor da sevdiğinin peşine gitmesine engelleyen bir şey varsa, ona zulümdür bu. Ona zulümdür. Bu manadan hareket edersek, o zaman biz, bir mürit, bir mürşidi kamilse, bu kim olursa olsun, onun gözünde o mürşidi kamilse ve onu seviyorsa, bir önceki mürşidiyle helallaşır, yoluna devam eder. Ama onun doğru mu sevdiği, doğru olmayan bir sevgi mi taşıdığı zaman gösterecektir. Zaman gösterecektir. Çünkü seven, eğer gerçekten seviyorsa değişecektir. Bizim değişmemizi sağlayan sevgidir. Neyi seviyorsak, sevdiğimize göre değişiriz. Sevdiğimiz şey bizi değiştirecektir, dönüştürecektir. Kendisine dönüştürecektir.

Sevgili, muhakkak ki sevenini kendisine dönüştürür. Eğer bir kimse Allâh’ı seviyorum der, hala da yalan söylüyorsa, o sevgisinde samimi değildir. Çünkü Allâh yalan söylemeyi haram kılmıştır. Eğer bir kimse seviyorum deyip de, hala da sevdiğini razı etme noktasında değilse, seven kimse yalan söylüyordu, kendi kendisini aldatıyordu. Çünkü seven sevdiğini razı etmeye çalışır. Seven sevdiğinin peşinden gider. Seven sevdiğini dizayn etmeye çalışmaz. Seven kendisini, sevdiğinin kendisini nasıl istiyorsa öyle dizayn etmeye çalışır. Bizler sevdiğimizi dizayn etmeye çalışırız ki, bu bizim sevmediğimizi gösterir. Ve biz şöyle deriz, ben seni seviyorum ama bunu böyle yap. Ben seni seviyorum ama şunu şöyle yap.

Hayır, bir kimse seviyorsa sevdiğinin istediği gibi olur. siz Allâh’ı seviyorsanız, Allâh’ı kendi kafanızdan şekillendiremezsiniz. Allâh’ı kendi kafasından fiiliyatlarına engelleyemezsiniz. Bir kategorize koyamazsınız. Allâh’ım ben seni seviyorum, bunu böyle yap. Hayır, ya Resûlullâh ben seni seviyorum ama senin böyle bir sünnetlerin var. Bunları yapmasam olmaz mı? Hayır. Üstadım ben seni seviyorum ama dersi çekmek istemiyorum. Hayır. Gelir öyle dervişler, bilhassa bayanlardan çok olur. Efendim ben sizi çok seviyorum da dersi yapmasam olmaz mı? O sevgisinin derinlemesine tecelli etmediğini gösterir. Sevgi derinlemesine nüfus eder. Bu manada bir kimse herhangi bir mürşidi kamili seviyor ise onun peşine gidecek.


4. Bölüm

Eğer bu kardeşim bizim kardeşlerimizden birisi ise hakkımız helal olsun. Bizden evlatlaşmasına da gerek yok. Herkese hakkımız helal olsun. Bir gün eğer ki kalbinize, eğer ki gönlünüze başka bir üstadın sevgisi düştü de onun için yanıp kavrulmaya başladıysanız anamın alt sütü gibi helal hoş olsun. Bundan gurur duyarım, mutluluk duyarım. Bir mürşid sevgisini tanımış, mürşid sevgisini lezzetini almış ne güzel onun peşinden gidiyor derim. Anamın alt sütü gibi helal hoş olsun. Bu noktada hiç mi hiç gönül koyma. Bu durumda mürid ne yapmalıdır demiş. Herhalde yapacağının da cevabını almış oldu. Bu mesele de ben çok açıkım. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Asla ve asla. Hadîs-i şerif vardır. Sizi istemeyen bir cemaatın başına imam olmayanız diye.

Ve bir kimse istenmediği, sevilmediği bir cemaatın başına imamlık yaparsa o cemaata zulümdür o. Bir kimse sevmediği, hoşlanmadığı, muhabbet beslemediği bir kimsenin peşinden gidemez. Onun söylediklerini yapamaz, ona rahmet olamaz, ona teslim olamaz. İnsan sevdiğine teslim olur. İnsan sevdiğinin sözlerini yerine getirir. Zahiren seviyormuş gibi görünecek, kalbinden sevmeyecek. Allâh muhafaza eylesin. Bu riyadır zaten. Riyada en büyük şirklerden birisidir. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine Cenâb-ı Hak ne diyor? Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Derviş ya olduğu gibidir ya da göründüğü gibidir. Olduğu neyse görüntüsünde o vardır. Görüntüsünde ne var ise olduğunda da o vardır.

Bunun gayrısı riyadır. Ehli tasavvufun da bu noktada en büyük riyalarından birisi odur. Aslında bağlı bulunduğu üstadı sevmiyordur. Aslında bağlı bulunduğu üstadla bir gönül bağlantısı kuramamıştır, kurmamıştır. Kendisini orada zorla. Veya zorlamaya çalışır. Veya da orada eğer ki gerçekten benim burada tutunmam lazım. Benim burada bu nefsimi yenmem lazım diyorsa buna söylenecek bir laf yok. Ama idare edeyim burada. Ben de burada dergahta geçinirim. Burada beni de yedirirler, içirirler, ihtimam gösterirler. Burada da bana bir köşe verirler, otururum. Burada da bana bir makam verirler, mevki verirler. Nasıl olsa bunlar sugabah anlamazlar. Beni de burada kenarlarında tutarlar diyorsa yanılıyorlar.

Kendilerini aldatırlar. Riya yapan insan kendisini aldatır. Bu akşamki ders konumuz riya. Riya bir kurt gibi insanın içerisinde kemirir. Ağaç kurdu gibi. Ağacı dışarıdan görürsünüz çok güzel. O endamı iyi, kalınlığı iyi, düzgünlüğü iyi ama onun içine kurt girdiysen o kurt o ağacı çökertir. Riya böyle bir gizli şirktir. Adamın içine girdi mi çökertir adamı. Ama ellerini alır götürür. Haccını, orucunu, cihadını alır götürür. Sevaplarını alır götürür. O yüzden dervişlikte de bu çok önemlidir. Bir kimse bir mürşidi sevmiyorsa açık konuşurum. Sevmiyorsa, sevemiyorsa onun o gönül marası öbür etrafındakileri de etkiler. Ondaki hastalık başkalarına da geçer. O çünkü üstadır der ki buradan kalkın öbür tarafa gidelim.


5. Bölüm

İçinden bir tanesi de neden öbür tarafa gidiyoruz ki şimdi? Eğer bu sorgulaması doğruyu öğrenme açısındansa söylenecek bir şey yok. Ama insanları öbür tarafa götürmekten engellemek için söylüyorsa sevgisizliğini ishar ediyor. Allâh muhafaza eylesin. Bu ikiyüzlülüktür. Allâh’ın korusun inşâAllah. Bir söz var, öleceksin, dayanabileceğin kadar günah işte. normalde öleceksin, cehennemde hangi azaba dayanabilirsin ki hangi azaba dayanacaksan onun gibi günah gibisinden. Cuma günü neden iki ezan okunuyor? Cuma gün bir dış ezan okunur, bir de iç ezan okunur. Sünnet. Bir Hadîs-i Şerif’te deve eti yiyen abdest alsın. Neden abdest alınması gerekiyor açıklar mısınız? Bu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri deve eti yedikçe abdest almış.

Deve etinde bir ağırlık vardır. Deve etinde ağırlık olduğundan Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin deve etinin o ağırlığını abdest almış. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin deve etinin o ağırlığını abdestle izale etmiş. Bu manevi bir meseledir. Manevi şifadır bu. Bir kimse, bu hadîs size enteresan gelebilir? Hadîs enteresan gelir. İnsan koyun eti yiyince abdest hazır edecek, deve eti yiyince abdest hazır edecek. Bu ne biçim iş diye kendi kendinize gelebilir. Evet. Başka bir hadislerde aklında kaldığı kadarıyla Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri deve eti ağırdır. Onun ağırlığını ancak abdest izale ederler. Sorarlar Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine.

Hatırımda kaldığı kadarıyla ve deve et yedikten sonra gerçekten Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bu noktada abdest almış, ağırlığını yer etmek için. Bir bilgin var mı bu noktada? İşin aslı bir toplulukta yemek yiyorlar, deve et yedikten sonra. Allâh Resulü oradan bir tane sahabenin birinin gaz kaçıldığını gördük. Ondan sonra bir adres alın diye bu hadîs yapıcı oluyor. Ama o bir kişi rivayet ediyor, bir kişi görüyor yanına sahabenin o gaz kaçıldığını. Allâh Resulü mahcup etmemek için. Diğer kırk tane toplulukta bir sahâbe de diyor ki Allâh Resulü bize deve et yedikten sonra adres alın. İşin şeyi onca. Evet, hayırlısı inşâAllah. Evet, bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allâh onların durumunu değiştirmez.

Bu ayeti açıklar mısınız? Ayrıca bu arkadaşlar şunu söylüyorlar. Yıllar. insanlar kendi durumlarını değiştirmedikçe Allâh onların durumlarını değiştirmez. siz günahtan tövbe etmedikçe, geriye dönmedikçe Allâh sizin günahlarınızı affetmez. Siz kendi konumunuzdan, kendi durumunuzdan, eğer negatif bir noktadaysanız, şikayet etmeyip geri dönmüyorsanız, Allâh siz o noktada yapacak bir şey yok, geri döndürmez. Ama siz kendinizi değiştirirseniz, o zaman Cenâb-ı Hak da sizin konumunuzu değiştirecektir. Allahu alem. Riyah, gizli şirk, yanaşın biraz daha. Yanaşın biraz daha. Ayakkabıları, nerede ayakkabıları? Geliyor ayakkabıları. Riyah, hem âyet ile hem de hadîs-i şerif ile haram olduğu sabitler. Bir gün ayakkabı ayıların başından gelir.


6. Bölüm

Genelde gizli şirk olarak nitelendirilir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gizli şirk olarak nitelendirilmiş. Âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak Mahun suresinde, onlar gösteriş yaparlar. Başka âyet-i kerimede Rabbinden kulluktanla hiç ortak koşma. Demek ki riyanın en önemli üreticesi gösteriş yapmaktır. Bir şeyde gösterişe dalmak ve gösterişe dalarken Allâh’ı unutmak. Bunları ayrı ayrı işleyeceğiz çünkü ehli tasavvufun Allâh affetsin. Burada gizli yönleri vardır. Dervişlerin yıkıldığı yerler vardır. Riyada. Üstadım, şeyhim deyip orta yerde dolaşanların yıkıldıkları yerler vardır. Zenginlerin yıkıldıkları yerler vardır. Fakirlerin yıkıldıkları yerler vardır. Alimlerin yıkıldıkları yerler vardır.

Göstereşle alakalı. Kimisi şatahattan, şatafattan yıkılır. Kimisi kendine yıkılır. Kimisi şatahattan, şatafattan yıkılır. Kimisi kendisini fukara gösterir, aciz gösterir, derviş gösterir, oradan yıkılır. Allâh muhafaza eylesin. İkincisinde de Cenâb-ı Hak diyor ki onlar Rabbine kullukta ona hiç ortak koşmasın. Demek ki riyanın bir çeşidi var ki kullukta Allâh’tan gayrısına, Allâh’tan başkasına ortak koşuyor. Allâh muhafaza eylesin inşâAllah. Hadîs-i şerifte sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu küçük şirk olan riyadır. Allâh kıyamet günü insanlara amellerinin mükafatını verdiği vakit gösteriş yapanlara, dünyada kime gösteriş için amel ettiniz ise gidin onlara bakın. Onların katında alacağınız bir mükafat bulur musunuz buyurun.

Derviş zikruları yaparken gösteriş yapar. Yanımdaki benim ne kadar güzel zikrettiğimi görsün. Çavuş benim ne kadar güzel zikrular yaptığımı görsün. Ahmet Mehmet nasıl güzel zikrular yaptığımı görsün. Ya desinler ki bunun zikrular yaptığı gibi kimse edemiyor. Benim ne kadar güzel sema ettim herkes görsün. Benim ne kadar güzel ilahi söyledim herkes görsün. Benim ne kadar güzel Kur’ân-ı Kerim okudum herkes görsün. Benim ne kadar iyi bir zengin olduğumu herkes görsün. Benim ne kadar sabırlı bir fakir olduğumu herkes görsün. Benim ne kadar iyi bir âlim olduğumu herkes görsün. Benim ne kadar şanlı, şerefli, şatafatlı, şatı adlı bir üstat olduğumu herkes görsün. Ya öyle bir namaz kılayım ki, öyle bir tadil-i erkan edeyim ki etrafımdaki insanlar ya ne kadar tadil-i erkanlı namaz kılıyor desin.

Veyahut da kendimi öyle göstereyim ki boynumu bükeyim, ağır derviş gibi durayım. Ağır derviş. Şükud etmiş. Bir dakika sonra şükuttan bir hiçbir şey yok. Çok edepli, çok ağıdaplı. Birisi onu dokununcaya kadar. Yolda giderken doksan dokuzluk elinde boyun bükük. Kardeş öyle gidiyor. Boynunu bükük ama, Fatımlardan gözünü alamıyor. Boynunu bükük gidiyor yalnız. Bakıyorum boynunu bükük. Veyahut da bunun öylesine çok ki şeytanın aldattığı yer. Öylesine çok ki namaz kılarken, oruç tutarken, zikrullah yaparken, hayır hasamet isterken veya bir kimsenin kendi kendisine sohbet ederken sanki dünyaya temayülü yokmuş. Dünyayı hiç sevmiyormuş. Dünyadan kesilmiş. Dünya ile alakası yokmuş gibi kendisini göstermesi.


7. Bölüm

Dünyadan nefret ediyormuş gibi kendisini gösterip dünyalığı iç etmesi. Kendisini paraya ehemmiyet vermiyormuş gibi göstermesi. Ama para için en yakın arkadaşını daim perişan etmesi. Veya kendisini mala mülke sevdalı değilmiş gibi gösterip insanların cebindekini, insanların elindekine göz koyup onları alması. Bunun öylesine çok ki riya, gösteriş, Allâh muhafaza eylesin. İnsanın içi ile dışının biri olmaması. İnsanın, insanların dışı ile aldatması. Dışı ile aldatıyor. Öylesine aldatıyor ki, namazıyla aldatıyor, orucuyla aldatıyor. Ona desinler ki bu her Pazartesi Perşembe oruç tutardı. Sırf öyle desinler diye oruç tutması. Veya bu öylesine savaştı, öylesine savaştı, öylesine kahramanına savaştı deyip kendisini met etmek için savaşması.

Allâh muhafaza eylesin. Riya, insanın bütün ibadetini alıp götüren şey. Gösteriş, insanın bütün ibadetlerini bütün hayırlı amellerini alıp götüren şey. Ve insanlar ne yazık ki bu noktada nefsine ve şeytana yeniliyorlar. Ve bu yenilgiden kendilerini kurtaramıyorlar. Bu yenilgiden kendilerini alamıyorlar. Ve bu yenilgiden kendilerini kurtaramıyorlar. Bu yenilgiden kendilerini alamıyorlar. Ve habire aldanıyorlar. Allâh muhafaza eylesin. normalde örneğimiz. Herkesin içerisinde namazda ağlayıp da sabah namazında gözyaşı akıtamamak. Herkesin içerisinde ağlayıp da yalnız kaldığında ağlayamamak. Herkesin içerisinde zikrullah ehliymiş gibi kendisini gösterip yalnız kaldığında Allâh’ı hiç zikretmemek.

Herkesin içerisinde dersini çekiyormuş gibi kendisini gösterip insanlardan ayrıldığında dersi hiç çekmemek. Herkesin içerisinde takva süsü verip kendisine fakat insanlardan ayrıldığında takvayla iş bağlantısının olmaması. İnsanların içerisinde ben haram yemem deyip yalnız kaldığında haramı kütürdetmesi götürmesi. Allâh muhafaza eylesin. Bunlar hep ve insanın en önemlisi ibadetlerini yaparken Allâh için ibadet etmemek. Allâh için ibadet etmemek. Kardeşler Allâh Hayat-ı Kerim’de der ki Allâh sizin suretlerinizde değil sihiretlerinize bakar, kalbinize bakar. Allâh sizin içinize bakar, niyetinize bakar. İnsanların arasında çok ibadet ehli gibi gösterip kendi aranızda eğer ibadet edemiyorsanız, kendi evinizde ibadet edemiyorsanız insanların arasında gece namazına kalkıyormuş gibi süs verip gece namazına kalkmıyorsanız, insanların arasında günahlarına çok tövbe eden birisiymiş gibi gösterip yalnız kaldığınızda Allâh’a tövbe edemiyorsanız kendinizi sorgulayın.

Bu sizin için acı bir şey. Bu sizin için kötü bir şey. Bu gerçekten insanların amellerini alıp götüren bir şey. Riyâ ehli, ahirette eli boş insan. Riyâ ehli, dışarıdan kesesi doluymuş gibi gösterip kesesi çakıl olan kimse. aldatırlar ya, önceden para kesileri vardı, büyükler böyle para kesilerini şakırdatırlardı. Ve içinde altın olduğunu zannederdi herkes. Ama içi altın değil, normal riyâ ehli. Bu da onun gibi. Riyâ ehli kesesinde altın varmış gibi gösterir. Ama keseyi açıp baktığında onun içerisinde kalp para olduğu görünür. En kötüsü de bu ve bu ahirette görünür. Dünyada da görünür de bu asıl ahirette görünür. Allâh muhafaza eylesin. Asla ve asla Allâh’ı Allâh için zikredin. Bu bir şey için değil.


8. Bölüm

Bu sizi kurtaracaktır. Namazı Allâh için kılın. Bu sizi kurtaracaktır. Orucunuzu Allâh için tutun. Bu sizi kurtaracaktır. Çok enteresan böyle noktasal ibadetler bunlar. Duanıza Allâh için yapın. Allâh sizin o duanızın hürmetine sizin istikametinizi dizecektir. Tövbenizi Allâh için yapın. Allâh için yapın tövbenizi. Allâh’a yapın. Allahınızdan arıttıracaktır. Sizi istikamete götürecektir. Neyi Allâh için yapmıyorsanız o boşlukta kalacak. O kenarda kalacak. O sizin yüzünüzde paçavra gibi açılacak. Ve eviniz boş kalacak. Bütün gün çalışıp çalıştığını bütün gün akşam harcayan insan gibi. Evinize eli boş dönen bir insan. Allâh muhafaza eylesin. Hatta bu daha da ileri. Bir kimsenin yanına girip ben senin işçinim deyin bir başkasına çalışmam gibi.

Eğer Allâh’ın kuluysanız Allâh’a ibadet edin. Eğer başkalarının kuluysanız ona ibadet edeceksiniz. Birisine kafir deriz. Kafirin kafirliği bellidir. Başka şeylere ibadet eder başka şeylere secde eder. Ama kafirdir bellidir. Biz deriz ki bu kafir. Ama şirk insanı içinden çökertir. Bilemezsin o riya etlimi. Ve o riya günahlık elametidir. Allâh muhafaza eylesin. Secdeniz Allâh’a olsun. Ve her yerde o secdeyi yapın. İnsanlar var camide en son çıkmaya gayret ediyorlar. Sırf kendilerini takva göstermek için. Dışarıda adam izine küfrediyor. Öğlen namazını arttırmaya çalışıyor. Veyahut da çalışan elemanlar işçiler var. Namaz kılıyor ya oğlan. İş yerinde uzun uzun namaz kılıyor. Kaza bile kılıyor iş yerinde.

Eve gidin ceyasayı farzacip yapıyor benim gibi. İş yerinde olursa akşam namazını evvabini bile kılıyor. Evinde olursa evvabin bile yok. insanlar derler ya. Ya imamın evi. İmamın evi caminin yanında. Eleştiririz ya. Ezan okunuyor imam evden. Hatta bahçesinde çapa yapıyor. Ya ezan okunuyor. Caminin bahçesindesin cemaatte kıl. Ben bugün izinliyim diyor. Alamayın. Ezan okunuyor. Ezan okunuyor. Allâh muhafaza eylesin. Çalışan elemanlar iş yerinde normalde eğer ki siz kaza kılıyorsanız evde daha fazla kılmanız lazım. İş yerinde sünnetlere riayet ediyorsanız evinizde haydi haydi riayet etmeniz lazım. İş yerinde nafilelere riayet ediyorsanız evinizde haydi haydi etmeniz lazım. Rihap. Allâh muhafaza eylesin. normalde mesai saatlerinde oruç tutup iş yerinde uyuklayacak.

Ama yıllık izne çıkmış bir aylık bir gün oruç tutmayacak. Neden? İzin değil arkadaş. Yıllık izne çıkınca pazar siperşembelerinde tatil olduğunun. iş yerinde hiç terk etmiyordun ya pazar siperşembeyi. Yıllık izne ayrılınca niçin terk ettin? Tatil, pazar siperşembe oruçta tatil oldu. Rihap. Kaçmak bir şeyden. İbadeti Allâh için yapmamak. İbadeti Allâh için yapmamak. Amelleri Allâh için yapmamak. En önemlisi Allâh için yapmamak. Birisi görsün, birisi beğensin, birisi ooo ne kadar güzel desin. Birisi sen kahramansın desin. Birisi senin gibisi yok desin. Birisi senden başka yok desin. Sen olmasan bu dergâh yürümezdi desin. Sen olmasan bu insanlar toplanmazdı desin. Senin gibi sohbet eden yok desin.


9. Bölüm

Sen gelmemeye başlayınca burası dağıldı desin. Nerede sohbet etmek? Allâh muhafaza eylesin. İbadetleriniz Allâh için olsun. Secdeleriniz Allâh için olsun. İnsanların arasında Allâh’ı zikredip de yalnız kaldığında Allâh’ı zikredemiyorsan. İnsanların arasında Allâh zikredilirken gözyaşını akıtıyon da yalnız kaldığında gözyaşı akıtamıyorsan. Topluluğun içerisinde kendi sana cezbe geliyor da tirim tirim titreyip de sen kendi başına zikrullah yaptığında o cezbe sana gelmiyorsa insanların arasında namaz daha iyi deyip ırgalanıyorsa sen kendi kendine namaz kılıp da o ırgalanmayı yaşamıyorsa beyhudeye yaşadın. Gitti. Gitti beyhudeye yaşadın. İbadetin beyhude oldu. İbadetin yoka gitti. Allâh muhafaza eylesin.

Dervişler gördüm ben. Zikrullah halakasında titriyorlar. Dervişler gördüm zikrullah halakasında top gibi kendilerini zıplatıyorlar. Dervişler gördüm cezbe geçiriyorlardı titriyorlardı. Ondan sonra en büyük günahı kebairlerle yakalandılar. Gözümüzün gözümün önünde. Allâh muhafaza eylesin. İbadetleriniz Allâh için olsun. Davranışlarınız Allâh için olsun. Sevgileriniz Allâh için olsun. Muhabbetleriniz Allâh için olsun. Zikriniz fikriniz. Rabutanız Allâh için olsun. Allâh için. Kanmayın başka şeye. Dünya gelip geçecek. Güzellik gelip geçecek. Zenginlik gelip geçecek. Fakirlik gelip geçecek. Her şey gelip geçecek. Her şey gelip geçecek. Gözünün önünde gördüğün her şeyden kanabilirsin. Ve gözünün önünde gördüğün her şeyi seni Allâh’a vuslat da edebilir.

O zaman davranışlarını Allâh için yap. Allâh. De ki bundan Allâh razı olacak mı olmayacak mı? De ki bunu Allâh kabul edecek mi etmeyecek mi? De ki bu Allâh’ın sevdiği bir şey mi değil mi? Ve olduğunuz gibi olun. Olduğunuz gibi olun. İnsanların önünde kendinizi çok takva gösterirsiniz. Aslında o takva noktasında değilsinizdir. Bir saat sonra sizden o hale uygun olmayan bir hal sudur eder sizden. Eder. Utanırsınız. Bu neye benzer biliyor musunuz? Bir kimsenin şeyhini, üstadını gördüğünde müziği değiştirip Kur’ân-ı Kerim dinlemeye benzer. Ben de diyorum ki değiştirme. Ben severim diyorum sanat musikisini. Neden? Beni gördüğünde sen dinlediğin müziği değiştirme. Ben Allâh değilim. Eğer dinlediğin müzikten rahatsızsa neden dinliyorsun?

Yaptığın eylemden rahatsızsa neden yapıyorsun? Ben görsem ne olacak görmesem ne olacak? Allâh görmüyor mu? Bana birisi diyor ki ya nasıl rahat söylüyorsun? bu ilahileri dinleyeceğimi müslüm dinlerim diyor. Dinliyorum dedim. Yalan söyleyeceğim. ben müslümünü dinliyorum diye buradan dervişlikten uzaklaşacak olan varsa şimdi uzaklaşsın dinliyorum. insan olduğu gibi göstermeyecek kendini. Kendimi çok takva baba derviş göstereceğim. Biz dinlemeyiz dinlerim ben. Efkar bastığında en damarını daha dinlerim. Evet. Geldiler mi dinlerim. Değiştirme kardeşim beni gördüğünde. Beni gördüğünde halini değiştirme. Beni gördüğünde kendine takva süsü verme. Beni gördüğünde mazlum derviş haline girme hayır. Bir gün üstadımı açtı oğlum yok mu sen dedi.


10. Bölüm

Hiç ilahi kaseti yok efendim dedim ben. Ne var dedi. Ben de hep dedim arabesk böyle dedim şarkılar var efendim dedim. Ne var dedi Orhan Gencebay var efendim dedim. Ne var dedi Orhan Gencebay var efendim dedim. Onu bizim Gökhan verdi Orhan Gencebay’ın iki tane şeyi vardı kaseti kendisi de burada o yüzden rahat konuşuyor. Onu dinliyorum o esnada. Neydi Gökhan’ın o kasetlerin adı? Neydi o iki tane kaset verdi deyin. Gencebay’ın. He iki tane onları dinliyorum dedim ben. Tık yok şey efendiler. yalan mı söyleyeyim şimdi. Efendim ben Gencebay dinlemeyeyim mi? Dinlemiyorum. Ne var oğlum bunlar var dedim ben bunları dinliyorum dedim. Ben hala daha o radyolardaki mevcut o casduku casduku ilahiler var ya hala da dinlemiyorum.

Bağırsam denk geliyor kendi kendime utanıyorum ya diyorum bunlar millet göbek atacak diyorum. Ve hala da tezimde samimiyim. onu dinleyeceğine arabesk dinlesin hüzünlenir bari. Hüzün ekmeği olsun dönsün dolasın yisinizsin. Allâh muhafaza eylesin. Olduğunuz gibi yaşayın. Riyaya yapmayın. Eşinize kendinizi takva gösterip ondan sonra takvasız yakalanmayın. Eşinizin akrabalarına etrafınıza olduğunuz gibi görünün. Olduğunuz gibi görünün. Allâh muhafaza eylesin inşâAllah. Hayatınızı kendi dairenizde yaşayın. Neyse seviyeniz kendi seviyenizde yaşayın. Kendi halinizi göstermekten utanmayın. Fıkaralık utanılacak bir şey değil ki. Yokluk utanılacak bir şey değil ki. Sıkıntı utanılacak bir şey değil ki.

Bir kimsenin çok iyi kıyafetlerinin olmaması utanılacak bir şey değil ki. Ama yoksa çok iyi kıyafetler giyip de insanları kandıracağım diye uğraşma. Evet, yok. Sen illaki insanları var göstermek zorunda değilsin. Adam yok, var göstereceğim diye uğraşıyor. Hayır, olduğunuz gibi görün kardeşim ya. Senden para pul isteyen yok. Senden şan şöhret isteyen yok. Senden şatamat isteyen yok. Senden şan şöhret isteyen yok. Senden şatamat isteyen yok. Senden şan şöhret isteyen yok. Senden şan şöhret isteyen yok. Senden şan şöhret isteyen yok. Senden hiçbir şey isteyen yok. Siz olduğunuz gibi yaşayın. Dervişlik olduğu gibi yaşamaktır o kimsenin. Ve kendisini devamlı iyiye doğru yönetmektir. İstikametini düzeltmektir.

Dervişlik odur. Dervişlik, utanılacak hallerden kendi kendine uzak tutmaktır insanın kendisini. Bir halinden utanıyorsan ondan uzak dur. Sende utanılacak bir hal var ise ondan uzak dur. Öyle yaşamam. Kendinde bir kusurun varsa ondan utanıyorsan ondan uzak dur. Yaşama kardeşim bırak. Ve onu örtmeye çalıştıkça o meydana çıkacaktır. Sen onu gizlemeye çalıştıkça o meydana çıkacaktır. Hayır onunla barış. Onunla yüzleş. De ki ey nefsim sen yalan söylüyorsun. Ben bu yalanınla yüzleşeceğim. Bundan sonra yalan söylemeyeceğim. Yalan söylediğine de ki kardeşim ben sana yalan söyledim. Seni aldattım. Seni kandırdım. Yüzleş. Riyaya yapma. Yüzleş. Gösteriş yapma. Yüzleş. İnsanları aldatma. Yüzleş. Kendini aldatma.


11. Bölüm

Yüzleş. Allâh’ı aldatmaya çalışma onu aldatamazsın. Allâh’ı aldatma. Onunla yüzleş. Onunla kendi kendine savaş. De ki Allâh’ım seninle yüzleşeceğim. Bir daha seni kandırmayacağım. Bir daha seni aldatmayacağım. Namazımı senin için kılacağım. Patron beni namaz kılarken görür de beni işten atmaz diye düşünmeyeceğim. Aman kocam beni namaz kılarken görsün de. Bana laf söylemez. Adam evdeyken namaz kıl. Adam evde yokken namazı bırak. Adam evdeyken ders çekiyormuş gibi. Tesbih al elinden de. Adam gittikten sonra az gitsin. Veya erkek. Hanımın yanında aman beni takvab etsin. Ben burada tesbih çekeyim. Burada namazı kırayım. İçeri gidince her türlü cevizi kırayım. İki yüzleş. Allâh muhafaza eylesin. Eyvah.

Allâh muhafaza eylesin. Nasılsınız öyle olun. Nasılsınız öyle olun. Nasılsınız öyle olun. Nasılsınız öyle olun. Ben sizin hiç birinizin suretine bakmıyorum. Beni ilgilendirmiyorum. Bunu tekrar tekrar söyledim. Dervişlik hayatım boyunca dervişlerin suretleri beni ilgilendirmemişler. Zenginlikleri, fakirlikleri, varlıkları, yoklukları, şataatları, şatafatları beni ilgilendirmemişler. Cenâb-ı Hak inşâAllah bundan sonra da beni ilgilendirmesi. Âmîn. Hiç bunlardan etkileneceğimi düşünmeyin. Benim için iyi ahlak. İyi ahlakın içerisinde sağlamlılık vefatlılık önemlidir. Direnç önemlidir. Benimle kol kula nereye kadar gidiyorsun o önemlidir. Namaz kılmıyorsa kılmıyor benim yanım. Benim yanımda da kılmasın.

Evet kılmasın. Oruç tutmuyorsa tutmuyor benim yanımda da tutmasın. Tutmasın kardeşim. Ben onun namazına, abdestine, orucunu ben değerlendirmeyeceğim. Allâh değerlendirecek. Olduğunuz gibi olun. Ya Allâh muhafaza eylesin. İbadetlerinizi alıp götürecek çünkü. Ümmetim için korktuğum şeylerin en korkuncu, Allâh’a şirk koşmaktır. Dikkat edin. Ben güneşe taparlar, ayağa taparlar, kuta taparlar demiyorum. Ancak Allâh’tan başkası için yapılan ameller ve gizli şefheti katlediyorum. Allâh’tan başkası için amel işlemiyor. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’tan başka. işte şöyle desinler, böyle desinler. Bunu methetsinler, onu övünsünler. O iyi göstersin kendini. Böyle tipik insanlar vardır toplumda. Aslında katlardır, capvardır.

Milleti perişan ediyordur. Kendini iyi göstermek için arada bir gösteriş yapar, iyilik yapar. Allâh muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak korusun inşâAllah. Allâh bize onlardan eylemesin inşâAllah. Bir hadîs-i şerif daha inşâAllah. Biraz uzuna mı? Olsun. Güzel. Kıyamet günü olduğu vakit Allâh-u Teala hesapları görmek üzere kullarına tecelli eder. Kullarının tümü düzüstü çökmüş, şaşkın ve perişan vaziyettedir. Kullarının tümü düzüstü çökmüş, şaşkın ve perişan vaziyettedir. İlk hesaba çağırdı, Kur’ân’ı ezberleyen hafızlar, Allâh yolunda savaşıp ölenler ve zenginlerdir. Allâh-u Teala okuyucuya, Kur’ân’ı Kerim okuyana, Resulüma indirdiğin kitabı, Kur’ân’ı sana öğretmedin mi diye sorar. Okuyucu da der ki, evet öğrettin ya Rabbi.

Allâh-u Teala der ki, o halde bu öğrendiğin ile ne amel ettin diye sorar. Hafız der ki, gece gündüz senin rızan için okudum ve okuttum der. Allâh-u Teala ona der ki, yalan söyledin buyurun. Melekler de ona yalan söyledin derler. Allâh belki bunları yaparken benim rızamı değil, halkın teveccühünü arıyor ve falanca ne okuyucur denmesini istedin ve hakiketten de öyle dediler buyurur. Zengin getirir ve Allâh-u Teala kendisine sorar. Size hiç kimsenin muhtaç olmayacak şekilde servet vermedin mi diye buyurur. Zengin de der ki, evet, verdin ya Rabbi de. Allâh der ki, o halde sana verdin bu serveti ile ne amel yaptın diye sorar. Zengin der ki, senin rızan için akabamın gönül gözetim, fakir ve yoksulları tasandıkta bulundum der.

Allâh-u Teala der ki, yalan söyledin buyurur. Melekler de yalan söyledin derler. Allâh-u Teala belki bunları yapmakla falanca ne cömerttir denmesi istedin. Sonra Allâh yolunda öldürülen getirilir. Allâh-u Teala ona niçin öldürüldün diye sorar. Adam senin yolunda cihâd ile emrolundum ve öldürülünceye kadar savaştın der. Allâh-u Teala yalan söyledin buyurur. Melekler de yalan söyledin derler. Sonra Allâh belki falanca ne kahraman, ne cesur bir adamdır denmesini istedin ve bu da dendi buyurur. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. Devam eder. Ya Ebu Heyre der. Kıyamet günü, yalın ateşin ilk kaplayıcı bu üç sınıf insandır der. Allâh muhafaza eylesin. İbadetlerimizi Allâh için yapın. Allâh için.

Muhakkak ki bir irşad görevi ile görevlenen insanlar Allâh ve Resulunu sevdirmeye uğraşırlarken nefislerine uyup kendilerini sevdirmeye çalışmasınlar. Derviş kardeşler kendilerini nazara vermesinler. Kendilerini nazara vermesinler. Dervişi yıkan kendisini nazara vermesidir. Ben şöyle ibadet ederim. Ben şöyle hasenat işlerim. Ben şöyle namaz kılarım. Ben şöyle oruç tutarım. Ben şöyle geceleri kalkarım. Allâh muhafaza eylesin. Kendilerini nazara vermektir ki gösterişe girer. Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin inşâAllah. Kurtuklarımıza nail eylesin. Kurtuklarımıza hırsı muhafaza eylesin inşâAllah. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha. Âmîn. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Âmîn. Estağfirullah el-Azim Ya Malken Malken Kadim, Estağfirullah el-Azim Ya Malken Malken Kadim, Estağfirullah el-Azim Estağfirullah tübdil Allâh, vel heytu kalb-i ammas-i vallah Estağfirullah tübdil Allâh, vel heytu kalb-i ammas-i vallah Estağfirullah tübdil Allâh, vel heytu kalb-i ammas-i vallah Estağfirullah aman Ya Rabbi, min kürnü zembin, tövbe Ya Rabbi Estağfirullah aman Ya Rabbi, min kürnü zembin, tövbe Ya Rabbi Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Ya Rahman, Ya Rahim Ya Allâh Ya Rahman, Ya Rahim Ya Allâh Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Malik-u Yakutdüz, Ya Allâh Ya Malik-u Yakutdüz, Ya Allâh Ya Malik-u Yakutdüz, Ya Allâh Ya Malik-u Yakutdüz, Ya Allâh Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allâh Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allâh Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allâh Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allâh Ya Diyan, Ya Burhan, Ya Allâh Ya Diyan, Ya Burhan, Ya Allâh Ya Diyan, Ya Burhan, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Ya Aziz, Ya Latif, Ya Allâh Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nabiyyin ve ala ahiyyin ve sahbihin ve sellin Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nabiyyin ve ala ahiyyin ve sahbihin ve sellin Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nabiyyin ve ala ahiyyin ve sahbihin ve sellin Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nabiyyin ve ala ahiyyin ve sahbihin ve sellin Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nabiyyin ve ala ahiyyin ve sahbihin ve sellin Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Lâ ilâhe illâllah Fatiha


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Tesbîh, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı