Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

295. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

inşâallah geçen hafta o kimse seni yolda yürümeye devam ederse Allah'ın davetçisi olur bu davetçiler de kendi içlerinde farklı farklıdır bazı davetçiler vardır insanları Allah'a insanları yola çağırır...

Dâvetçilerin Sınıfları

Sâdece Allah’a Dâvet Edenlerin Yolu

Namazın, ve Abdestin Bâtınî Mânâsı

Nefisle Mücâdele Yolu: Eline, Diline, Beline Sahip Çık

Çalışmayan Derviş Olmayacak

Allah’a Koşun

Kaynaklar

Şeytana dâvet eden dâvetçilerin mürîdleri daha çoktur. Şerîata dâvet edenlerin mürîdleri onlardan azdır; sâdece Sünnete dâvet edenlerin mürîdleri daha da azdır; Allah yoluna dâvet edenlerin ise en azdır. Eğer bir kimsenin etrâfında insanlar çoksa, dâvetine dikkat etmek lâzımdır. Gerçek mânâda insanları Allah’a dâvet eden kimsenin etrâfında az insan olacaktır.

295. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında

Dâvetçilerin Sınıfları

Sâdece Allah’a Dâvet Edenlerin Yolu

Namazın ve Abdestin Bâtınî Mânâsı

Nefisle Mücâdele Yolu: Eline, Diline, Beline Sahip Çık

Çalışmayan Derviş Olmayacak

Allah’a Koşun

Sâdece Allah’a dâvet edenlerin yolu, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin hâliyle hâllenmektir. Allah’a dâvet ederken insanları nefis terbiyesine, nefisle mücâdeleye, Kur’ân’ın mânâsına, ve Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin mânâsına tâbî olmaya çağırır.

Eğer insanları mânâya çağırıyorsa, o yerde mânâ yoktur, ve onu talep etmek gerekir. Perdenin gerisinde bir âlem vardır; Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin hâliyle o âlemin ince noktasına ulaşmak, onun gördüğü yoldan yürümek — işte gerçek dâvetin gâyesi budur.

Abdest alırken kolunun hamdini işitmiyorsan, yüzünü yıkarken yüzünün hâlini işitmiyorsan, kulaklarını mesh ederken kulaklarının feryâdını işitmiyorsan — o kimsenin mânâdan haberi yok demektir.

Namazını kılarken hiç olmazsa namazda secde ânında “Beni kıl, benim işim semâlarla; beni kıl, ben yürüyeceğim bu âleme ait değilim” dediğinde, ve selâm verdiğinde namazını alıp götürenler varsa — o zaman o kimse bayağı yol alacak demektir. Bu, sâdece Allah’a dâvet edenlerin yoludur.

Bu yolda yürüyecek olanlar nefisleriyle mücâdele edecekler, dillerine sahip çıkacaklar, gözlerine sahip çıkacaklar, kalplerine sahip çıkacaklar, midelerine sahip çıkacaklar, ayaklarına, ve ellerine sahip çıkacaklar. Lafla “eline, diline, beline sahip çık” demek değil; bu hâlin olacak.

Hakka giden yolda eğer nefisle, ve şeytanla mücâdele yoksa, diline geleni diyorsan, önüne geleni yiyorsan, arkandan gelene tekme atıyorsan — sûfî elbisesiyle ne kendini aldat ne başkasını aldat. Başına sarık takıp, sırtına haydarî geçirip, iki ilâhî söyleyip nefisle mücâdele yoksa, o yolda bir yere varılmaz.

Bu yol kendi hakkından vazgeçme yoludur; insanları ezip çiğneme yolu değildir. Sâdece edeple, sâdece ahlâkla, sâdece Allah sevgisiyle, ihlâs, ve samîmiyetle bu yolda gidilir. Sıdkıyet ile ayağın şaşmaz, yönün şaşmaz, sırât-ı müstakîmde dosdoğru gidersin.

Rahmetli Üstâdım buyururdu: “Burada kalacaksanız, şeytanınızla mücâdele edeceksiniz, deccâliyetle mücâdele edeceksiniz. Herkes kul olacak; işiyle-gücüyle çalışırken dervişliğini yaşayacak, edebiyle edeplenecek, dergâhın ahlâkıyla ahlâklanacak, Sünnet-i Resûlullâh’a tâbî olacak.”

Çalışmayan derviş olmayacak; bizim yolumuzda bütün pîrlerimizin işi var. Herkesin işi olacak; emekli olsa dahi gitsin çalışsın. İşsiz, tembel, ahlâksız, diline sahip olmayan, gözüne sahip olmayan — burada terbiye olmuyorsa, bir müddet sonra hâlâ aynı şekilde devâm ediyorsa, kendisini bilir.

Bu yol imtihan yoludur; nefisle mücâdele yoludur, şeytanla mücâdele yoludur. Ahkâm kesme yolu değil, tekkeye gidip tembellik yapma yolu değil. Bu yolda disiplin lâzım, aşk lâzım, muhabbet lâzım, bağlılık lâzım, sıdkıyet lâzım, ihlâs lâzım. Her an abdestli dolaşmak lâzım, her an zikirle olmak lâzım, her an edep, ve erkân lâzım.

Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Ey Habîbim, de ki: Ey insanlar, Allah’a koşun!” Sâhibiniz Allah, destekçiniz Allah, Mâlikü’l-Mülk olan O’dur. İnsanların gönüllerini evirip çevirecek olan O, hâllerini değiştirecek olan O, perdeden perdeye geçirecek olan O’dur.

Bu yolda sıddîk makâmında dur, fakir makâmında dur, âciz makâmında dur. Kulluğuna devâm et; edeple var gücünle Allah yolunda uğraş, çaba ver, Allah yolunda koştur. O’ndan bir şey isteme; iste, ama O’nu iste, elindekini değil. Hazînesine gözünü dikme; de ki: “Yâ Rabbi, ben Senden Seni istiyorum!”.

Kur’ân-ı Kerîm: Zâriyât Sûresi, 51/50 — “Allah’a koşun! Şüphesiz ben sizin için O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.”

Kur’ân-ı Kerîm: Yûsuf Sûresi, 12/108 — “De ki: İşte benim yolum budur. Ben, ve bana uyanlar bilerek Allah’a dâvet ediyoruz.”.

Hadîs: Nâfile ibâdetlerle yakınlaşma — Buhârî, Sahîh, “Rikāk”, 38: “Kulum Bana nâfilelerle yaklaşmaya devâm eder; nihâyet onu severim.”

Hadîs: Nefis mücâdelesi — Beyhakî, ez-Zühd: “Gerçek mücâhid, nefsiyle mücâhede edendir.”

Kaynaklar

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin “295. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” başlıklı sohbetinden derlenmiştir.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Muhabbet, Aşk, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı