Sahîh,: İmanın Korunması: Deccaliyet ve Şeytaniyetle Mücadele
İman esası yıkılırsa bir toplumun kendini düzeltmesi, ayağa kalkması mümkün değildir. Tarih boyunca şeytan ve deccaliyet, Hz. Âdem’den beri iman edenlerin karşısında olmuştur. Bu savaş son mümin mezara konuluncaya kadar devam edecektir. Asıl yıkıntı dine, Kur’an’a, Sünnet-i Seniyye’ye sahip olmamaktır. Asıl tehlike Irak’taki Amerika veya Filistin’deki İsrail değil; imanı yıkmaya çalışan kültür ve düşünce sistemleridir.
İmanımızı ayakta tutan düşünceye sahipsek, yaşantımız Kur’an ve Sünnet üzere ise Amerikan kafiri ne kadar bomba atarsa atsın bizi yıkmaya muktedir olamaz. Çünkü müminler imanlarıyla yeniden toparlanırlar. Ama iman esasları yıkılmışsa o topluluk köle olmaya, yıkılmaya mahkumdur. Bütün Müslümanların hedefleri Kur’an ve Sünnet’i öğretmek, yaşamak, yaşatmak ve deccaliyet ile mücadele etmek olmalıdır.
Rüya, Hal ve Keramet Hükümleri
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuş: ‘Rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzüdür.’ Rüya üçtür: Nefsinden görülenler, bir şeyden etkilenerek görülenler ve sultanî rüyalar (salih rüyalar). Asıl tabir edilmesi gereken salih rüyalardır. Bir kimse ‘lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah’ diyorsa rüyaya inanması şarttır.
Ancak rüyayla amel edilmez. Kerametle de amel edilmez. Halle de amel edilmez. Çünkü keramete istidrac karışabilir, rüyaya ve hale şeytaniyet karışabilir. Rüya gördüğünüzde salih kimselere gidip anlatmalı, onların tevillerini beklemelisiniz. Kendi kafanızdan tevil edip kendi kafanıza göre hareket etmemelisiniz.
Velayet Yolu ve Nübüvvet Yolu
Tasavvufta iki yol vardır: Velayet yolu ve nübüvvet yolu. Velayette bir kimse şeyhini taklit eder; şeyhi ne yapıyorsa aynısını yapmaya çalışır, itiraz kapısı açmaz. Nübüvvette ise üstad taklit edilmez, örnek alınır ve ona tabi olunur. Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri buyurmuş ki taklit maymunların işidir; insanlara akıl ve idrak verilmiştir, kendi ayakları üzerinde durmalıdırlar.
Seyri sülük nefis mertebelerinden emmâre, levvâme, mülhime aşamalarından sonra mutmainne makam��nda başlar. Mutmainne’ye gelmeyen kimsenin seyri sülükü başlamamıştır. Şeyh Efendi Hazretleri vefatından önce sorulduğunda demiş ki: ‘On bin dervişin içinden bir tek Mustafa Efendi’nin seyri sülükü vardı, başka hiç kimsenin yoktu.’ Bu ne kadar ibretli bir durumdur!
Rabıtanın Hakikati
Rabıta bir şeye bağlanmak, kendini rapt etmektir. Velayette şeyhin iki kaşı arası düşünülür, onun üzerinden feyiz ve nur alınır. Nübüvvette ise doğrudan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşünülür; abdest alırken, lâ ilâhe illallah derken, her amelde Peygamber hatırlanır ve onun gibi yapmaya çalışılır. Bu rabıtanın hem zahiri hem batınî yönüdür.
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: ‘Ben sizin babalarınızdan, canlarınızdan size daha yakınım.’ O halde rabıta edilecek tek kimse Resulullah’tır. Şeyhlerin cenneti, cehennemi, arşı, levh-i mahfuzu yoktur; yardım yalnız Allah’tandır. Şeyhleri küçük tanrı gibi görüp onlardan yardım dilemek küfürdür.
Hz. İbrahim Kıssası: Yardım Yalnız Allah’tandır
Hz. İbrahim ateşe atıldığında Cebrail Aleyhisselam ‘Seni kurtarayım’ dedi. İbrahim Aleyhisselam dedi ki: ‘Sen de mahluk değil misin? Sen de O’nun emrinde değil misin? O benim halimi görmüyor mu?’ Cenab-ı Hak buyurdu: ‘Ey ateş, İbrahim’e serin ve selamet ol!’ Peygamber Efendimiz de hiç kimseden hiçbir şey istememiştir. Yardım yalnız Allah’tandır.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Abdullah b. Abbas’a buyurmuş: ‘Bütün halk sana yardım etmek için toplansa, Allah’ın takdir ettiği kadar yardım edebilirler. Bütün halk sana zarar vermek için toplansa, Allah’ın takdir ettiği kadar zarar verebilirler. Kalemler kaldırılmış, sahifeler kurumuştur.’
Dervişlik ve Çalışma Ahlakı
Son ü��-dört yüz yılda velayet yolu coştu çünkü kolay; bir hal, bir rüya, bir titreme ‘nur ala nur’ sayılıyor. Kimse ilimden, namazdan, niyazdan sormuyor. Dervişliğini satanlar, maneviyat tüccarlığı yapanlar, yatacak yer ve para dilenenler çoğaldı. Osmanlı tekkeleri vergiden ve askerlikten muaf tutunca tekkeler tembelhaneye döndü.
Kardeşlerimiz işlerine sahip çıkacak, çalışacak; veren el alan elden üstündür. Dervişliğini satmayacak, derviş olduğunu ima bile etmeyecek. İnziva var mıdır tasavvufta? Vardır. Ama işini terk ederek değil. Gündüz çalış, hakkıyla işini yap; gece yarım saat halis niyetle ibadet et — televizyon elindeyken beş saatlik zikre bedeldir o yarım saat.
Kaynakça ve Referanslar
Hadis-i Şerif Kaynakları
- “Rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden biridir” — Buhârî, Sahîh, Kitâbü’t-Ta’bîr, No: 6987; Müslim, Sahîh, Kitâbü’r-Rü’yâ, No: 2263
- “Rüyamda beni gören gerçekte görmüştür, şeytan benim suretime giremez” — Buhârî, Sahîh, Kitâbü’t-Ta’bîr, No: 6993; Müslim, Sahîh, Kitâbü’r-Rü’yâ, No: 2266
- “Ahir zamanda mübeşşirât (müjdeci rüyalar) kalacaktır” — Buhârî, Sahîh, Kitâbü’t-Ta’bîr, No: 6990
- “Ben sizin canlarınızdan size daha yakınım” — el-Ahzâb 33/6 (ayet); Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV/187
- Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah’a vasiyetler — Tirmizî, Sünen, Kitâbü Sıfati’l-Kıyâme, No: 2516 (“Bütün halk toplansa…”)
- “Veren el alan elden hayırlıdır” — Buhârî, Sahîh, Kitâbü’z-Zekât, No: 1427; Müslim, Sahîh, Kitâbü’z-Zekât, No: 1033
Kur’ân-ı Kerîm Referansları
- Allah’a ve Resule itaat: en-Nisâ 4/59
- Sadıklarla beraber olma: et-Tevbe 9/119
- Resulullah’ta güzel örnek: el-Ahzâb 33/21 — “Andolsun ki Resulullah’ta sizin için güzel bir örnek vardır”
- Hz. İbrahim’e ateşin serin olması: el-Enbiyâ 21/69 — “Ey ateş, İbrahim’e serin ve selamet ol!”
- Mücahede edenlerin yolunun açılması: el-Ankebût 29/69 — “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere yollarımızı gösteririz”
Tasavvuf Kaynakları
- Velayet ve nübüvvet yolu ayrımı — İmam Rabbânî, Mektûbât-ı Rabbâniyye, I/260-282 (mektub 260 ve devamı)
- Nefis mertebeleri (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râdıye, mardıyye) — Kuşeyrî, er-Risâle; Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb
- Rabıtanın hakikati ve türleri — Nakşibendî literatürü; Hâlid-i Bağdâdî, Risâle fi’r-Râbıta
- Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî — Taklid eleştirisi, Mesnevî-i Şerîf, I. Cilt
- Şeyh Abdullah Gürbüz Efendi ve seyri sülük — Nakşibendî-Hâlidî silsilesinde mürşid, dervişlerin seyri sülük durumuna dair beyanları
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi