Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Oy oy bu. Selamünaleyküm o en son. Çünkü hak için mahlukların hepsinde azıcık tohum arkası. Evet. Şu hale göre bütün mefhumlar da beliren odur her bir anlayışta bâtın olan da yine olur bu hakikat ancak. Alem onun sureti ve hürriyetidir o ismi zahirdir diyen kimsenin anlayışından gizlenmiş değildir. Biz bunu okumuştuk buradan devam ediyoruz inşallah nasıl ki hak o mana yönünden. Zahir olan ruhu dur ve. Böyle olunca da hak bâtıldır. Evet. Şu halde hakkın alemin suretlerin den. Zahir olan şeye nispeti bu bedeni idare eden ruhun sureti nispete gibi seyler abone ol bu değil. İnsan düşünün veya bir hayvan ve onun üzerinden çıkan her ve. O’nun zatının işi hükmündedir abone ol ama biz şimdi burada konuşma yapıyorum. Bu konuşma.
benim zatının işi var. Ama konuşmak sıfat ve bunun gibi o âlemde tecelli eden bütün her o cenab-ı. Hakk’ın zatının işleri var ama o zatın sen cenab-ı bütün âlemin üzerinde o. Zahir tecellileri ve bu. Zahir tecellileri da batından sudur edenler de kendimizden örnek verelim bir şeyi düşünüyoruz bu düşündüğümüz şeyi icra etmediğimiz müddetçe ve o bizim bahtımızda kaldı bu ne zaman ki düşündüğümüz bir iş iki fiili. Ata döktük. Ama bu sefer. Oo. Zahir. Şeref sudur etti bu eğer düşündüğümüzü biz hiç kimseyle hiçbir şeyle paylaşmazsan o. Zahir olarak bizden o zor etmedi da aynı şekilde. Cenâb-ı. Hak’kın da bu manada bu mânâ olarak o mana olarak ne var olan bir sudur etmediği müddetçe ve o batında kaldın. Ne.
zaman ki o tecelli etti ki. Zuhur etti o da zahir oldu göründüğü bilindi bu. Eğer. Zuhur etmemiş olsa. Sam. Ey dana çıkmamış olsa o hiçbir zaman görünmeyecek bilinmeyecek hz. Pir burada bunu insan üzerinden örnekleyerek ten gidiyor. Ama bu çünkü insan üzerinden örneklemesi nin sebebi hadisi. Kutsi. Ya ben alemi. Adem’in suretinde. Adem’i de kendi suretinde. Yarattım. Öyle olunca insan bu manada. Cenâb-ı. Hak’kın. Bunu daha önceki derslerde hep tekrar etmiştik sıfat sal olarak en yüksek derecede tecelli etti bir. Bu mekan. Alem öyle söyleyeyim o yüzden. Normalde bu. Bu bir ismin bir sıfatın. Zuhur etmesi için onun bir görünüme yeri bir. Tabiri caizse tecelligah. Price diyeceğimiz bir zeminin oluşması lazım bu eğer o görülme yeri olmaz ise b.
o sıfatın suhur edecek tecelli edecek bir alanı olmaz. Ya normalde hiçbir yaratılmamış. Ken. Allah’ın sıfatlarının. Zuhur edeceği bir yer yok idi ama hiçbir yoktu çünkü hiçbirşey yok olduğundan bilinmezdi. Bu bir yarattı yarattığı şeyin üzerine sıfat sal olarak tecelli etti disı fatsal olarak onun üzerine tecelli edince tanındığı bilindi. Öyle olunca o zaman lan bu manada da. Zahir isminin meydana çıkması için bir zemine ihtiyaç vardı. Allah bir şeye muhtaç değildir buradaki ihtiyaç var derken bizim anlamamız açısından söylüyorum. Onu. Nou. Zuhur edeceği i alan olmazsa bir. Zuhur etmez bir çıkmaz sudur etmez bir bu manada bu mesela. İnsan isimlerinin görülme yeri olarak en mükemmel noktasıdır. O yüzden insan için der ahsen-i takvim üzerine. Yarattım. O yüzden insanı der.
ki kendime halife olarak. Yarattım. Neden biz bu manada hakkın aynası hükmünde yiz o. Ayna vazifesi yapar ve bu noktada insanın üzerinde. Cenâb-ı. Hak’kın hem. Zahir hem de bâtın sıfatlarının en mükemmel derecede. Zuhur eder ve insan alemlerin içerisinde. Zuhur mekanı da. Zuhur zemini olarak bu en parladır en güzelidir öyle söyleyelim. Allah bizi onlardan eylesin. Ama tabii bu manada o. Cenâb-ı. Hak da ve bütün aleme bütün aleme yakındır bütün aleme tecelli eden odur. O bütün aleme. Yakın olunca insanlara da uzak değildir nasıl ki insanı anlatırken. Onun hem zahirini hem de bâtını nazar alırız tarif ve tahdid olunan her mahluk da böyledir hak ise bütün hat ve sınırlar ile mahdut. Dur şimdi bir insana el alım veya bir.
hayvanı helal bu ve bu hayvanların içerisinden aslana alalım abone ol. Bu bir şurayı yasak akaslan desek o kelimeyi döksek bu. Aslan. İçinizde tanımayan var mı ne yok bir kelime olarak şuraya. Aslan yazsak herkes kendince. Bu bir aslan. Tahayyül edecek mi bu ve aslan yazarken kendi bahtımızda kendi iç dünyamızda. Biz aslanı düşüneceğiz misin o kendi iç dünyamızda. Biz o aslana bir suret giydirecek miyiz ve. O aslanın bir şekli şemali rengi bağırması ve işlevselliği bizim için âlimimiz de var olacak mı mi. Evet. Bu bir şeyin ismini söylerken. Aslında ismini söylediğimizde. Onun hem zahirini hem. Bartınlı çok teşekkür etmiyor muyuz düşünmüyor muyuz tanıdığımız bir kimsenin ismini söyleyelim. Allah herkesin ortak tanıdığı bir kimse olsun. Mesela herkesin bildiği tanıdığı.
bir kimse olmuş olsa. Örneğin işte bir siyasetçi olmuş olsa biz onun ismini daha yazarken o kimsenin çiçekli şemali o gözlerinin rengi konuşma stili sesinin tonu rengi ki içimizde hayalinde olsa var olacak mı. Evet ete şimdi o zaman bir isim söylediğimizde o ismi söylediğimizde. Biz ve atıp bir şeyi tanıtırken bu ister insan ismi olsun ister hayvan ismi olsun istersen bir eşya olsun ama biz dese ki bir masa. Bütün herkes masanın özelliklerini sıfatlarını sıralayabilir mi kendince. Evet ve hatta araba desek arabanın bütün sıfat sal özelliklerini herkesi var mı. Evet o zaman bir şeyden bahsederken bir şeyin ismini söylerken biz onun hem. Zahir hem de bâtın bütün güldüğünü ele alırız mesela biz insan dediğimizde. İnsanın hem zahiren. Hem.
bâtını bir kalemde büyük odakta toplamış olmaz mıyız bizim insan dediğimizde beyinsiz bir insan düşünmeyiz insan dediğimizde. Görmeyen bir insan düşünmeyiz insan dediğimizde duymayan bir insan düşünmeyiz insan dediğimizde u ruhsuz bir insan düşünmeyiz bir insanı insan yapan. Zahir ile. Batın bâtını ile sıfatlarıyla bir bütündür bu değil odun. Biz ismini okuduğumuzda. Bir. Şeyin adını aldığımızda biz onu bölüp parçalar ayırmayız ki bir insan dediğimizde. Bütün her şeyini el alırız demeyiz ki ruhu ayrıydı canı ayrıydı kalbi ayrıydı 50 ayrıydık ol ayrıydı. Bir el görsek orada insandan ayrılmış deriz ki bu. İnsan eli. Bu bir ayak görmüş olsak orada deriz ki bu. İnsan ayağı. Bu bir göz çıkarsak. Biz veya bir çıkmış bir göz baksak bakarız. A bu. İnsan gözü.
deriz veya da o göz mesela tanıdığımız bir. Hayvanın gözü ise mesela koyunsa deriz ki bu koyungözü bakın orada bu iş parçalı bulutlu oldu. Ne oldu. Biz onları ayırmaya başladık yok ama bütün gün noktada ne yaptık insan dedik bir insan dediğimizde uzun larıyla içiyle dışıyla duygularıyla bir varlık önümüze gelmiş oldu işte bu noktada. Biz var olan sınırı belli olan bir cismi tanımladık bir insan sınırı belli aklı. Peki. Allah dediğimizde sınırlı mı bu değil bakın bir tanımlıyoruz tanımlarken. Normalde bir hat bi sınır koyuyoruz. Çünkü tanımladığımız haddi ve sınırı var olan bir ama. Allah dediğimizde haddi ve sınırlı olmayan bir varlık. O yüzden. Normalde biz. Yok canım tanımladığımız ismi belli olan şeyleri hem sureten hem de sireten bir.
bütün olarak tanımlıyoruz ben buradan. Hz pire hazır birden bire geçiyorum. Hz. Mevlânâ Celalettin. Rumi. Hazretlerine geçiyorum. Duvar üstünde yapılan insan resmi de insana benzer bak suret bakımından nesi eksik. Bu bir resim çizdik duvara bir insana benziyorsun red olarak değişiklik var mı yok. Az önce insan dedim ya insan suret olarak hepimiz de insan mıyız evet yan suret olarak hepimiz. İnsan olunca. Birbirimizden bir farkımız kaldı mı suret olarak yok o parlak resmini yalnız canı noksan yürü o nadir bulunur. Cevheri ara ve o. Duvara çizilen resmin canı eksik veya bir ressam bir tuvale insan resmi çizdi harika bir insan resmi çizdi neyi eksik hiçbir seksik değil ama neyi yok suret olarak bir eksiklik yok ama içsel manada canı.
yok. Ana. Hz. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretleri başka. Bey’de. Derya. Biz biraz aslan resmi bayrak çizilmiş bayraktaki aslan resimleri gideriz bizim hareket etmemiz diyor bayrağın üzerindeki aslanın hareket etmesine benzer bir rüzgar eser. O bayrağın üzerindeki. Aslan hareket eder diyor. Aslında bayrağın üzerindeki aslan resmi canlı mı değil hareket ediyor mu bu manada etmiyor. Rüzgar olmamış olsa hareket edecek mi. Hayır etmeyecek. Allah. Hz pil aynı şekilde. Burada da aynı şeyi söylüyor diyor ki bir duvara insan resmi çizilmiş olsa neyse eksik hiçbir seksi değil ama ne o konuda. Can yok ashab-ı. Kehf’in köpeğinin ellerin ince dünyadaki bütün aslanların başları alçaldı şu an köpek de oh var ama ben. A bak onu cennetlik yapacağını söyledi ve o köpek cennetlik oldu.
bu imana kazandı büyük. Ormanın kralı aslan mış bir işe yaradı mı. Hayır canım. Nur denizinde. Kargo olduktan sonra ona kötü ve. Çirkin suretine ziyanı var köpeğin sureti köpek sureti ama cennetlik olacak suretinin bir anlamı kaldı mı almadı ya köpek işte köpek suratı deriz ya an. Normalde sureti hayvan ya ama çok insandan evlat neden cennetlik olacak kalemler sureti ölmezler kitaplarda adamı suretini ait vasıflar değil. Alim. Adalet sahibi gibi zatına ait vasıfları yazılır bu bilgi ve adalet sahibi hem mani adı rap manada dır onları önde. Art’ta bir yerde bulamazsın zata ait sıfatlar lâmekân evinden cana. Şule vermektedir. Can güneşi göklere sığmaz bu işte o o bizim sureten insan dediğimiz ruh üflenince anlam kazanır. Can ona verilince anlam.
kazanır yoksa o suretten başka bir değildir suretten. Başka bir değildir o zaman biz bir şeyin ismini söylerken. Biz hem zahirini hem de bâtını. Ela raktan söyleriz tamamlarız onu insan her şeyle insandır bunu. Allah’a. Affet ettiğimizde. Allah her şeyi nedir bu herşeyle hem zahiri ile hem batımıyla. Halbuki alemin suretleri. Ancak her alem için hakkın suretlerin de nakseden tecelli derecesindedir. Bu alemin suretleri. Ancak her alem için hakkın suretlerin de nakseden tecelli derecesindedir bu tecellinin. Saf ve ihata olunduğu nispette her bir suretin hududu bilinebilir. İşte bunun için hakkın haddi meçhul. Kalır çünkü hakkın tarih ve tahdidi bütün suretlerin haddini kavram akla binebilirler bu ise imkânsızdır. Öyleyse hakkın tarif ve tahdidi imkânsızdır bir tecelli eder bir yere tecelli etti.
o şeyin suretinin bir haddi hududu vardır. İnsanın sınırı bellidir vücut olarak sınırlı bellidir. Biz insan vücut olarak sınırı belli olduğundan. Biz sınırı belli olan şeyleri tarif ederiz onun boyu bir o aleme bir suret olarak tecelli ettiyse onu sınırı bellidir ve bu bardağın sınırı belli. Biz. Deniz ki bardağın işte hacmi şu kadar kalınlığı bu kadar yüksekliği bu kadar iç hacmi bu kadardı şaşma bu kadar kalınlık metrekare olarak bu kadar bu balığın bardağın bütün. Balık yedik ya balık oradan çok lezzetli imiş demek ya. O nereden ağzınıza geldi mi. Evet bu bardağın sınırı belli bu bardağın sınırı. Belli olduğu için buna tahdit koymak yansını koymak buna ağırlık koymak buna yükseklik koymak buna bir çevre biçmek mümkündür sebep. Çünkü.
bunun sınırı belli işte. Normalde bu. Cenâb-ı. Hak’kın sıfat sal olarak tecelli etti birşeyde suretin uydu ve hukuku belli o surede nohudu ve hukuku belli olduğu için. Onu tarif etmemiz mümkün ben onu tarif ederiz. Çünkü burada söz konusu olan konu ana başlığı. Nuh. Aleyhisselam ve konu teşbih ve tenzih etmek abone ol. O benim abone ol. Ama bu. Zahir olarak söylüyoruz. Bunu zaten. Zahir suret dediğimiz zahirdir suret bir şeyin suretini abone ol daha sonra bakın burada söz konusu olan suret suretin hududu bellidir bir suret konuşuruz. Batın konuşmuyoruz sureti insanın boyu bellidir suret. Evet suret bu masanın yanındaki sandalye suret bu sandalyenin hududunu çizebiliriz suret olarak çiziyor suret olarak a. Belki de mânâ olarak o sandalye okurdu o.
ayrı mesele bak bu ayrı diyebiliriz ki mânâ olarak. Aslında sandalye denilen bir yok bu mikrofon çalışmıyor herhalde ona bir bakın. Halit. Hoca’nın elindeki mikrofon çalışmıyor. Evet şimdi suret. Normalde suret dediğimizde bir şeyin suretini. Örneğin. İşte bu ne diyorsunuz bunu. Mouse’un altlarına com senin. Mouse ped bu dizi. Cadı bunu da biz icat etmişiz ya o yüzden doğal maddet mecbur böyle isimler kullanacak neymiş. Mouse etmiş bilmiyorum neyse şimdi bunun bakın suretinin bir kudu belli burada anlatmak istenen şu biz buna sureti voodoo belli olduğundan bunu teşbih edebiliriz teşbih ve tenzih ya sureti belli sureti belli olduğundan teşvik edeceğiz. Biz eski. Örneğin bu daire dir dairenin çapı şudur yarıçapı budur bunun bir kalınlığı var kalınlık şudur. Ondan sonra bunu.
tarif ediyoruz çünkü tesbih etmek bu mousepad ismi var. İsmi ne koymuşuz. Mouse bet12 koymuş ismine. Adı neymiş mousepad. Mouse ped dediğimizde. Biz ve bunu gördüğümüzde. Biz bunu bir tahdit koymamış koymamız buna bir. Hudut ve ölçü koymamız mümkün bu burada hz. Pir diyor ki. Ya normalde bütün suretlerin hududunu teker alır bütün suretleri. Siz teker hudutlarını belirleyebilirsiniz. Evet bu mümkündür. Ama siz aleme suhur etmiş olan bütün suretlerin hudutlarını bu çizmeniz çevirmeniz belirlemeniz bilmeniz mümkündür bu çıkarsanız bu. Örneğin. Çanakkale suret olarak ev. Ev. Ödevleri metrekaresini bulmanız hudutlarını belirlemeniz tapu. Var ya herkesin elinde çok bu kadar metrekare ududu belli suret olarak ev bu kadar metrekare surete olarak kudurdu belli eşya olarak insan ve ta karesi belli boyun belli.
andan sonra içi belli dışı belli. Neyse insan belli suret olarak mı suret mânâ olarak değil bu mânâ olarak değil. Hz bir diyor ki. Siz bütün suretlerin hududunu bilmeniz mümkündür ama diyor o hakkı tarif ve tahdit imkânsızdır. Neden on. Çünkü sureti belli değil sen ona bir. Hudut koymak hududu belli değil ben ona bir mal koymak şemali belli değil. Ben ona blanke belirlemek rengi bip. Zeki ana temel şehrini tesbihi de tenzihi de atmak. Şu ana temel bu yok ki tesbih eden nerede zararlıdır hata yaparlar tenzih edenlerde zararlıdır hata yaparlar. Çünkü daha önceki ki sohbetlerin ana teması buydu onlar atıyor bize şimdi tesbih edenlerin ve tenzih edenlerin. Nerede hatalar yaptıklarını söylüyor o zaman. Normalde. Şimdi biz nasıl insanı.
konuşurken insanı özellikleriyle konuşuyorsak mesela. İnsan tarifi ile alakalı en önemli tarifini. İnsan konuşan hayvan da değil mi o. Musap yaz ben onu. Sofia yabancısı o mu yabancı. Latincesi. Evet anılıyor sistematik latinler öyle tamamlıyorlar. Öyle değil mi diyorlar ki insan konuşan hayvandır latinler öyle tanımlıyor ben o tanımlamaya ben tanımlamayı kabul etmiyorum. Ya insan hali. Federer. O benim tanımam bu. Allah. Çünkü. Yeryüzünde halife yaratacağım dedi ama bence na bakın tanımlamasına bakıyorum var. Ama genel olarak insanlar. Normalde işte avrupalılardan çok seviyoruz ya biz onların bir ürettiği bir şeyi alıp kendimize mal etmeye. Onlar ne diyorlar. İnsan konuşan hayvandır bir insan konuşan hayvandır düşünen hayvan değil. Konuşan hayvan bu fikri de nakleden hayvan değil. Konuşan hayvan bu akrep mi.
o fikr etmiyor. Board düşünmüyor sadece konuşabiliyor hayvanlarda konuşuyor kendi aralarında ve onların da kendi dillerinde lisanları var abone ol var ama bize konuşan hayvandır diyerekten diyorlar ki bize. Ama siz maymunlar geldiniz ama biz de bu terimi kabul edersek. Evet biz konuşana yolunuz diyeceğiz. Hayır beni insan olarak yarattı kendini halife ben onu tanımam onu bilmem onu zikretmek için yarattı bir yaratılış sebebim onu tanıyıp bilip onu zikretmek. Yaradılış sebebim bu ama ben o. Yaradılış. Sebebine göre be onu tanıyıp onu bilmek için yaratıldığına. İnanıyorum o yüzden insan onu tanıyan ve bilen. Bu konuşan hayvan değil. İnsan onu tanıyan ve bilen onu tanıyıp bildiği kadar insan bir insan onu tanıyıp bildiği kadar. Bu benim nazarımda çok ibadet eden değil.
bir ibadet lazım ibadet farz bir ibadet onu tanıdığını ve bildiğinin göstergesi. Bu nasıl. Oho onu tanıyan onu bilen ama normalde. Şimdi biz insan olarak baktığımızda suret olarak biraz bir başkası latinler üzerinden. Latince deyince. Latin anlayışın üzerinden gidersem o insanlar suret olarak latinler insanı. Hayvan olarak suret olarak hayvan diyebilirler. Derler ki bunlar sureten hayvan ben kabul etmiyorum. Bunu. Ama ben ona. Hani insanı. Oradan laf açalım şimdi konuşan ayın olarak nitelendiriyor lar ya oradan hareket ederek ten. Biz insanı düşündüğümüzde onlar gibi düşünürsek. Ne düşüneceğiz hayvan sureten hayvan. Bu yan de sanki. Avrupalı birisine sen sureten hayvansın sizin felsefecilerin iz böyle düşünüyorlar. Siz de bunu kabul ediyorsunuz o kimse kabul etmeyecektir. O kim sureten hayvan olduğunu kabul eder.
burada bu sureten hayvan olanlar. Belki de sireten de hayvan olanlar. Evet eşimle o zaman normalde öyle baktığımızda. Evet. Ee olarak. Zahir noktada hayvan bâtın noktada netice esimli insan mı diyeceğiz onlar ödeyecekler ve biz öyle tanımlamaya çalışacağız. Allah muhafaza eylesin işte bir tarif ederken bir tarif ederken o ne. Eros sureti belli ise ona tahdit koymak ölçü koymak sınır koymak mümkün. İnsan bir sureten ona ölçü koyabilir miyiz evet veya hayvan sureten. Biz ona ölçü koyabilir miyiz evet hiç bir şeyi tarif ederken suret olarak onu ölçü koymak sınır koymak mümkün burada. Hz bir. Hz pilin dediği şu diyor ki. Hakkı. Allah’ı su ön sınır koymak ona. Hudut koymak mümkün değil. Neden hadsiz ve hudutsuz ben yine bu konuda.
Hz. Mevlânâ’ya müracaat edeyim sen bize söylüyor bunu suretten kurtulmadıkça. Allah da surete sığma bu suretten. Kurtulmuş adamın harcıdır teşbihi ve temizlikten kurtulmak ancak su bu. Kurtulmuş insan için geçerlidir. Arif’i billah olanlar tek pişmiş teveten zitten kurtulurlar ârif-i billâh olmayanlar teşbih ve tenzih sınırında dururlar sen suretten kurtulmadıkça. Ama sen suretten kurtulmadıkça. Allah surete sığmaz. Hiçbir yere sığmadın mı. Mümin kulumun kalbine sığdım. Hadise kuskut sesi sende tecelli etmez ancak sen suretten kurtulursan bu sende tecelli eder ve bu sende tecelli edince de sen artık tamamiyle bile suretten. Kurtulmuş’un dur sureten kurtulduğum için o senin kalbine sığınmıştır tecelli etmiştir. O zaman bu suretten kurtulmadı müddetçe senin tasvir esrar ve altta sığmaz demem boş kelime. Allah. Allah. Bir tasviri sıvar.
veya sığmaz demenin bir anlamı yok sığardı demem senin için boş cahilce söyledim. Bir sığmaz da demen boş cahilce söylemem işe. Ya normalde sığardı sığmaz da o bilgi sahibi değilsin çünkü sebep çünkü hiçbir yere sığmadım diye senin kalbine tecelli etmedi böylece sen suretten kurtulamadım suretten kurtulamayanlar ın cenab-ı. Hakk’ı teşbih veya teyze etmesi veya tonu tesbihsiz panzer. Siz kabul etmesinin bir anlamı yok. Ne zaman ki ârif-i billâh oldun o zaman gönlüne tecelli edince onu tesbihsiz ve tenzih. Siz tanıyacaksın o hakkı teyze hep teşvik eden kimse de böyledir o da. Hakkı bir kayıt ile bağlı ve bir hat ile. Mahmut zannetti ve hakikat-i anlayamadı normalde. Teyze’ye etmeyen tesbih eden de ne yaptı aynı noktaya geldi tenzih ediyordu. Herşeyden.
o hiçbir şeye benzemez diyorduk. Ateş mi. Neden de ne yaptı. Her tesbihin de ona bir sınır koydu nasıl tenziye denona sınır koydu bu değildir dedi teşvik eden de budur dediğinde de ne yaptı sınır koymuş oldu ve. Normalde. Cenâb-ı. Hak’kın hem sıfat salladığını hem de zat salını teşvik etmeye. Kalkan veya teyze etmeye. Kalkan. İbn arabi’ye göre ve. Hz. Mevlânâ’ya göre. Aslında. Hakkı tam anlamıyla tanımamış bilmemiş oldu de bundan hakikat noktasında bilmediğinden dolayı teşbih ve tenzih etme gereği duydu e. Herkes bu hakikat noktasındaki bilgiye ulaşmayı ncaa o teşbih ve tenzih etme noktasında durdu ki küfe düşmeyeyim diye çünkü. Normalde tenzih de mi teşbihte bulunmazsa. O kendince küfüre düşecekti çünkü. Eğer hakikaten ulaşırsa. Arif’i billah noktasına ulaşır saten.
Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi Hakkında
tenzih de mi tesbihten kurtulduğu için gerçek manada hakkın tecelli adlarına. RAM olmaya başlayacak ben biraz böyle kestirmeden gittim gibi oldu ama. Allah muhafaza eylesin mı yine ben. Hz. Mevlânâ’ya başvurayım burada. Bu meselenin içinden çıkmak için kah. Güneş ve kah. Deniz olursun çah kalktığı ve k. Bir anka kuşu olursun sen kendi zatında ne busun ne de olsun ki sen kendi zatında ne olsun. Nerede bulsun bu. Ey vehimler den hariç ve ziyade den ziyade. Ey nakışsız olan. Passat bu kadar suretlerle hem tenziye eden hem de teşbih. Eylem senden hayvandır çok özür dilerim. Arabi. Mevlânâ’dan. Mesnevi’den anlamakta boşalıyor abone ol. O biraz yolluyor insana. Hani. Mesnevi’den konuyla alakalı beyitleri bulmak ama değiyor insan böyle onu bulunca sanki. Yitik.
malını bulmuş gibi sevindim. Ben öyle seviniyorum biraz zorlanıyorum ama böyle zamanımı alıyor benim zorlanıyorum dedim zamanımı alıyor oturuyorum böyle işte. Mesnevi tarıyorum konuyla alakalı ama böyle. Ama artık neredeyse diyeceğim ki. Mesnevi susun şarkı ve o hale gelecek böyle giderse var en böyle anlaşılması zor olan girift meseleleri. Mesnevi’de bir hikaye ile veya daha açık bir beyitle anlamak kolaylaşıyor enteresan bir var. Allah affetsin gerçekten bir tık sonra diyeceğim ki ev öp ne yapıyorum diye değil gerçekten büyük bir heyecan duyuyorum var muhteşem bir ikili bu birisi çekirdek birisi ağaç veren meyve aynı çekirdeğin ağaç veren meyvesi var ya füsus çekirdek ise besle videonun ağaç hali eyvallah o lan çekirdeği düşünürsünüz ya bir çekirdek derseniz o binlerce ağaca ve.
binlerce meyveye gebedir. O biraz bakışınız değişirse bir çekirdeğin binlerce ağacı ve binlerce meyve ya gebe olduğunu görürsünüz. Bu bir. Derviş bir sufi bir. Allah’ı bilen. Allah’ın tanımaya çalışan bir kimse binlerce ağaca. GB binlerce ağaçtan yüz binlerce milyonlarca meyve ya gebedir. Ama ben öyle görüyorum füsus çekirdek ve mesnevi binlerce ağaç ve meyve hali ve belki de. Hanifi sus halkın içerisinde çok tanımıyor bilinmiyor biraz da böyle ne merak edenler de ellerin alıp okumaya çalışırlarsa ya füsus beni rahat anlaşılabilecek. Belki de bir eser değil bu sevmek lazım da ona böyle e bakmak lazım o zaman füsus kendisini açıyor. O kimseye enteresan bir eser ve yüzeysel okursan hiçbir anlamaz bu ne anlatıyor bu dersin. İsterse beş tane üniversiteyi bitirsin.
birinin eline ver yüzeysel baksın hiçbir anlamaz abone ol var ama böyle kendini verirse ona huysuz kendisini onu açar enteresan bir işte. Füsun daha açılımı. Mesnevi’de var muhteşem. Ah. Güneş tak. Deniz olursun. Ah kafdağı tah anka kuşu olursun sen kendi zatında ne busun ne de olsun o muhteşem bu. Hey ve himmler’in resimlerden hariç ve ziyade den ziyade vehimler den arcani bütün düşüncelerin dışında bütün ve bütün düşüncelerin üstünde ne. Ey nakışsız olan paksat ve hiçbir nakışı yok batıl bir taraftan da ne yaptın akılsız dedi bütün. Suretler denona ayırt etti ya. Bu kadar suretlerle bu kadar da suret var hem nakışsız dedin. Şimdi de sure değildi bu kadar. Suretler ile hem tenzih eden hem de tespit eyle ya.
bu kadar. Suretler var. Ben seni but suretlerle hem tenzih ederim hem de teşvik ederim var ama senden de hayır. Hanım diyor çok güzel. Ben senden hayran. Evet şimdi bir önceki pire döndük mahallede nevnar abi. Hakkı bilmek yolunda tenzih ve tesbih arasını birleştiren ve onu iki. Vasıf ile yalnız zâhir ve bâtın vasıflandırılan kimse. Nasıl ki kendi nefsini bütün teferruatıyla değil de toplu olarak bildiysem o. Hakkı da bütün isim ve sıfatlarının tahsilatı ile değil toplu olarak anlayabilir çok özür dilerim bu çünkü âlemler de. Suretler den olan şeyin kavranması. Dolayısıyla. Onu her iki. Vasıf ile ve tahsil üzere vasıflandırmak imkan dışındadır. Bu nasıl temiz hiç bir şeyi zâhir ve bâtın olarak bütünüyle anlıyor. Sak tanıyorsa kinsan dediğimizde insan.
zâhir ve bâtın olarak bütünlük içerisinde tanıyoruz ama insanın tafsilatlı olarak tanıyor muyuz. Hayır. İnsanın bütün özelliklerini tafsilatlı olarak tanımadığımız halde hatta kendi özelliklerimizi tahsilatta olarak tanımadığımız halde bütün. Güllük içerisinde ne yapıyoruz biz onu biliyoruz diyoruz ki bu bir insan taşımız da baktık hali çocuğu oturuyor hala aynı şekilde de bu. Allah’ı bir kimse zâhir bâtın sıfatlarını. Cem ederek ten. Allah’ı tanıdığı. Allah’ı bildi ama teferruatıyla vasıflandırma. Stefan rahatlığıyla. Bilmesi mümkün mü değil ama işte ârif-i billâh olanlar. Arifler var o veliler a b c. Cenabı. Hakkı bütün gün peceli adlarından panzi ne demekten bu ve aynı zamanda da bütün o tecelli yatların tümünü tamamını. Cenâb-ı. Hak’kın zaten uluhiyetin den sudur etmiş görerek ten teşvik ederek ten ve bu.
hem tenzihi hep hem teşbihi birleştirerek ten o hakkı bilmiş olurlar bu burada ârif-i billâh lar net ten zihin nerede tesbihin hududunda. Durmazlar. Oysa ve tenzih de durmak. Bak bu iş parantez içerisinde kendimce sini söylüyorum tenzih de mi teşbihte durmak o ârif-i billâh yolunda olanların durakları hükmündedir bir kimse ârif-i billâh yolunda önce tenzih eder sıralama öyledir bu değildir der hep sonra teşvik etmeye başlar budur da bakın sonra tesbih etmeye başlar budur da bir müddet sonra teyze zih tende tesbihten de kurtulur iyi bakın bir müddet sonra. Pen zitten de teşvikten de kurtulur. Aslında suretlerin hepsinde tenzih ederim bu manaları da teşbih eder o kimse ama bir müddet sonra suretin ten zihinden siretin de tesbihinden kurtulur kurtulunca ya.
kadar o yolda yürür ama ben bunun parantez içerisinde kendi anlayışımı olarak söylüyorum. Hani. Hz. Mevlânâ Daria süt içecek olan çocuğa ekmek yedirme ekmek yiyecek olan çocuğa da et yenir mi. Bunu bu söylerken de şöyle den önce süt içer ondan sonra ister bir müddet sonra. Onun canı ekmek yemek ister artık diyor. Çocuğun canı ekmek yemek ister bir müddet sonra da o ekmek yeme halinden sonra ne yapar et yemek ister diyor bu. Normalde ilmel yakin. Aynel yakin hakkalyakin derecesi gibi ilmel yakin noktasında. Duran kimse ne diyecek ayın görmek aynaya kim noktasında olan kimse teşvik edecek şuna benziyor buna benziyor diyecek bakın teşbih edecek ama hakkel yakin noktasına gelen bir sufi ârif-i billâh olan kimse tenzih. Tenten zihin.
sınırından ve teşbihin bu noktadaki. Tabiri caizse teşbihi surete çevirmekten ve sureti de sirete çevirmekten kurtulmuş olacak. Burada. Çünkü bir kimse sureti reddederken kendince onun manasını kabul eder ama manayı anlatmak için tekrar teşbihe yönelir. Çünkü mana teşbihe muhtaçtır. Hani bir görürsün. Gördüğün şeyi bir şeye zorunda kalırsın bu tespit etmektir işte tesbihten teyzen dinde birisi de dert öyle değil ve bu. Normalde manayı surete çevirmek kadar zor bir yoktur. Çünkü bir değişim başka boyutu vardır senin manada ki sana tecelli olan sen onu tefsir ederken başka türlü. Tefsir etmek zorunda kalırsın manada iplik gördü bir halat gördüm manada gördüğü halat bakın mana teşbih edilirken benzetilir. Ken. Kur’an’a benzetildi manada buna örnekleme olarak söylüyorum. Emin kaçta. Ondan sonra şarap mı.
şerbet mi oldu işte. Miraç. Pardon şarap mı süt mü dendi ot süt içti orada miraçta süt tesbih edilirken. Bakın tekrar ediyorum teşbih edilirken benim eteş bu şekilde bebek bu ilimdir. Bakın teşbihin bu noktadaki surete olarak. Halil tarif edilmesi ne oldu farklı oldu mana kendi içerisindeki tecelli ederken. Onu tarif etmek onu bir şeye benzetmek teşbih oldu ve o farklı bir noktada teşbihe indirildi. O nereden çıktı bu o cennette şarap var bildiğimiz şarap değildi miraçta sunulan şarap sizin bildiğiniz. Üzülme yapılmış sana değildi o ama normalde oradaki şarap dünyada teşbih edilince farklı manalı verildi nedendi. İşte o dediler ki. Zevki sefa hata aitti. Cebrail. Aleyhisselam dedi ki eğer şarap içseydin onu tercih etmiş olsaydın ümmetin. Zevki sefa ta.
düşkün olacaktı ama sen diyor sütü tercih etmekle ilmi tercih ettin. Senin ümmetin de ilim ehli olacak diyor şimdi teşbihin burada bir sınırı var yine tespit ede sınır var. E tenzih de zaten sınır var ama. Arif olan kimse. Tenzile teşbihin arasını birleştirdi ikisini bir etti ikisini bir edince vahdede ulaştı. Birliği ulaştı ikisini bile deyince. Tevhide ulaştı ikisini bir etmeyen ki ne oldu bu. Tevhide ulaşmadı ikisini cm den. Normalde melamiler buna tesbihi teşbihi ve tenzihi. Cem etmeyi. Cemil. Cem olarak nitelendirilen erse şimdi melami sohbeti çok bilmezsiniz şimdi bu. Bu makam melamilikte. Cemil. Cem makamıdır panzi ve teşbih ibileme makamıdır bu tespitin tenzih ve teşbih bunu bileme noktasıdır bizdede bu öyle söyleyeyim ya normal bir sufi tarikat silsilesinde.
teşbih ve tenzih. Normalde cm den bir kimse halife makamına gelir ya onun bir çıt üstü artık şeyde. Cemil. Cem den sonra melamilikte ehadiyet i getirirler. Derler ki. Cemil. Cem den sonra hediye etmek ama geldi. O da normal sufilikte de halifelikten sonra işte o kimse oldu belli oldu öyle denir şimdi aralarındaki. Aslında tecelliyat olarak farklı şeyler yoktur aralarında tecelliyat olarak ama işte lafız dan farklıdır nafıs 10 meseleleri tarif etme. Evet bu sebeple. Hz. Peygamber hak bilgisini nefis bilgisine bağlamış ve nefsini bilen muhakkak. Rabbini bildi buyurmuştur var nefsini bilen kendisini bildi nefsini bilen deyince içiyle dışıyla her şeyini bildi içinde ruhu da var bedeni de var cesedi var özellikleri var duyguları var. İnsan bir bütün günlük olarak.
bir bütünlük olarak insan kendini bildi nefsini bildin. Rabbini bildi. Tabii bunun bazı mı. Hadi scri tercihleri bunun hadis olmadığını filan söylerler ama hemen de ben buraya bir not düşeyim ya böyle söyleyenlere. Hz. Ayşe’den nakledilen bir hadisi şerif a bu nefsini bilen. Rabbini bildim manasını destekleyen direkt arkasında duran. Hatta o manada algılanacak başka bir hadis var. Bunu hemen bu okumanın arasına onu sıkıştırıyorum. Onu da bilmiş olsun herkes. Hz. Ayşe annemiz nakli diyor. Hz. Peygamber’e soruyor insan. Rabbini ne zaman tanır. Allah. Hz. Peygamberin cevabı kendini bildiği zaman şeklinde olmuştur bu ne zaman. Rabbini bilirmiş tanırmış kendini bildiği zaman mi. Evet devam ediyoruz. Ulu. Allah’ta buyurdu ki. Çok yakında. Biz âyetlerimizi onları ufuklarda gösteririz. Burada ufuklardan maksat senin.
nefsinin dışında olan. Alem lerdir. Allah. Allah yine ve biz ayetlerimiz onlara nefislerinde de gösteririz demekle senin aynı kastetti ve ayette ta ki onlara. Afak ve enfüs de nazar edenlere açıkça görünsün ki muhakkak o haktır dedi ne demek ki. İçeride dışarıda görünen neymiş halkmış kimdi bu nefsini bilen. Rabbini bildi var bunun tekrar parantez içerisinde her ne kadar hadi skritter cılız zayıf at istediyse de bu. Az önceki. Hz. Ayşe annemizin naklettiği bu adı. Şerif. Boğazı. Şerif’in zayıf olmadığının göstergesi ki ve büyük saatlerin. Hepsi de var tabii in table tabi. Ondan sonra gelenlerin ve hepside. Mevsimi bilmenin üzerinde odaklanmış lar birkaç örnek bu beyazıtlı. Bestami kişinin nefsinin ayıplarını bilirse o vakit adam seviyesine ulaşır ve kulluğun vasıflarını bilmeyen.
olduğu halde nefsini tanımanın yolunu bulamayan kimse nefsini tanımanın yolunu bulamayan kimse yaratıcı olan. Allah’ı tanımaya hiç yol bulamaz o kendi. Mevsimi tanımaya yol bulamayan kimse de. Allah’ı tanımaya hiç yol bulamaz bir kimse beşeri sıfatlarda ki afetleri görmezse. Uğur rububiyetin sıfatlarında ki latifeleri ve incelikleri nereden bilecek bu temizliğini söz mi. Evet şimdi husule tayet 53 biz onlara delillerimizi hem dış alemde hemde kendi iç alemlerin de göstereceğiz. Rabb’inin her şeye şahit olması yetmez mi. Bu fasulye tayet 53 zariye payet 21 kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır kendi nefislerinizde de ve hala görmez misiniz ama biz bu ayet-i kerimeleri bu manada bakmıyordu önceden değil mi like at. Zariyat ait 21 kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır.
var. Cenâb-ı. Hak yeryüzü aleminde sana ayetleri gösteriyor kesin yanıyorsa. O bize diyor ki kendi nefislerinizde de var kendiniz de kendini bilen. Rabbini bildi kendini bilmeyen hiçbir. Sen kendini bilmeyen hiçbir bilmedi bu. İlim bilmektir ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır kocayunus demiş ya. A ve yer yüzüğü bütün âlemler bu onun ayetleridir bu nefis olarak sen de. Onun ayeti. Görmez misin muhteşem kendi nefislerinizde de ayetler vardır hala görmez misiniz tane diyecek. Cenâb-ı. Hak. Ne alaka görmez misiniz. İşte o yüzden. Normalde. Cenâb-ı. Hak hem. Zahir olarak hem bâtın olarak bütün ayetlerini saçmış yaymış zâhir ve bâtın ıcem etmeyen bu noktada. Oh. De o ulaşamayacak devam ediyoruz sen. Hakkın sureti ve hatta. Senin ruhun olduğu cihetle.
sen hak için cismani bir suret gibisin ve o da senin cesedinin suretini sevk ve idare eden bir ruh gibidir bu tarif senin hem zahirini hem de batılın için alır çünkü cesedi sevk ve idare eden ruh ondan ayrılmak da cesedin sureti insan olarak. Baki kalmaz bu. Fakat onun hakkında o insan suretine benzeyen bir surettir denilir. Şu halde o suretiyle taştan ve ağaçtan yapılmış olan insan sureti arasında fark yok tır böyle suretlere insan sureti denilmesi hakikat yönünde değil ancak mecaz yoluyla. Iğdır abone ol. Evet şimdi. Mustafa. Özbağ sus çak buradan. Mesnevi ve. Hayyam konuşacak. Ama sen cihetten bahsediyorsun. Ben size cihette lerden çıkmış kurtulmuşum ve bu statta değil mi. Alamet olur mu sıfatlarla perdelenmiş olan kişi ancak.
sıfat görür zât-ı kaybeden kişidir ki sıfatlarda kalır. Oğul. Oğul. Allah’a ulaşanlar zaten kart olmuşlardır artık onlar sıfatları nazar ederler mi. Mesnevi biz yokuz buz varlıklarımız. Fani suretle gösteren vücudu mutlak olan sensin ama biz umumiyetle. Aslanları zama bayrak üstüne resmedilmiş. Aslanlar onların zaman hareketleri hamleleri rüzgardan dır hareketimiz de varlığımızda senin vergi indir varlığımız. Umumiyet de senin icadın dır yoksa varlık sizi lezzetini gösterdin yok. Olanı kendine aşık eylemiş tino. İnal ve ihsanın lezzetini bezeyi şarabı ve kadeh esirgeme ne esirger sen kim arayayım tanıyabilir nakış nakkaşta nasıl mücadele eder. Bize bizim ev halimize bakma. Kendi ikramına kendi cömertliğine bak. Mesnevi evet. Hadi bakalım biraz daha sizi farklı yere götüreyim. Hayyam’dan bak bak ya o elekler ve unsurlar ve.
mevcutlar ise bu bedenin aza sıdır işte. Tevhid budur. Bunun dışındakiler hep çokluk perdeleri diray var. Bunun dışındakiler neymiş çoklukta nesiymiş mi. Evet. Bu gecelik size bu kadar hazırlaya. Bildik sürç-i lisan ettiysek affola. İnşallah önümüzdeki ay. Allah nasip ederse nasip ederse. Kısmet olursa buradan kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ya ben sohbetin ağır hafif olduğuna bakmıyorum kendimce. Ben böyle hazırladıktan sonra bir seferde okudum hoşuma gitti. Ben kendimce tat aldım. İnşallah siz de tat almışsınızdır. İnşallah sizde bu noktada bilgilenmiş siniz dir. Tabi bu. Normalde genel olarak bu. Nuh. Aleyhisselam kavminin suretlere tapınması ile alakalı meseleleri anlatıyor bu noktada. Tabii bu bizi farklı mecralara götürecek. İnşallah. Nuh aleyhisselamın kıssasının bittiğinde. Çok teşekkür ederim soru alabiliriz varsa abone ol ya sen.
bir soru bir soru. Allah. Allah ve bütün âlemler de münezzehtir tenzih noktasıyla teşvik noktası bir veya birleştirenler marifet eyledi. R Mesnevi emilir arabi’ye göre. Burada da şöyle bir de var yine aldığımız eğitimden. Biz. Bunu söylüyoruz. Allah örnek yeni. Siz karşımda duruyorsunuz bununla örnek diyeyim. Allah ne. Mustafa. Öz vardır. Bu ne de. Mustafa. Özbağ dan ayrıdır. Buna da delil olarak ben kulumun konuşan dili olur işte tutan eli olur yürüyen ayağı olduğunu verebiliriz ilmi bir kanıt olarak o zaman bu kısmen de olsa mı belirli bir anda dahil olsa. Allahü teâlânın belirli sınırlar içerisine indirgenmiş halidir bir tanımlama açısından tekrar en. Kendisi de zaten kendisi de. Mümin kulumun kalbine sığarım diyerek sığabileceği bir alanı. O bize nakletmektedir o.
zaman. Allah bütün tariflerden münezzehtir de demek. Allah. Allah bütün tariflerden münezzehtir demekten demin izzet-i bir anlayış ortaya çıkıyor o zaman kulun bu suretlerle alev ağırlıklarla siretler la. Yılın son dediği cümledeki gibi hak mışçasına yaşaması akama buna umumun içinde veya kendinden başkasına bu haktır demesi hak olmamış oluyor. Aynen o zaman cool bütün hattı zatında herkes olan ilişkisinde aslında haklı evli gibi bu. Haktan. Başka bir yok bir varlık aslında. Üstad yok arkadaşı yok dostu yok böyle bir alet mi azıtepe suretleri diyor aslandan. Suretler. Bu bayramda diyor ya son cümlede bir. Tevhid ittiriyor azalar olarak. Evet ama bunun uğuruna söylenmesi insanın bunu kendi içinde yaşaması hak doğru. Allah’la iletişim halinde olması. Diğer arkadaşıyla konuşurken. Allah’la konuşur ya sana.
konuşması hak diyelim biz ona hak. Allah demedim. Has diyelim. Evet uzak ama bunu dile dökmesi. Ben hakla konuştum demesi. Akdil hakw. Bu odak ya ben bu gece. Çıldırayım. Ben. Çıldırma dan ikinci soruyu sorayım şimdi. Malum bir dünya var. Ama ortada bir gezegen var dünya. İçindeki bütün varlıklarla. Biz mavi diyoruz ama efendim biz mavi diyoruz yok ben malum ama malum dünya. Malum ben mavi anladım da biz mavi diyoruz diyor fakat nesnel olarak sabit gibi görünse de değil. Ali kuşçu’ya göre bu dünya çok. Ben. Yusuf balata göre çok ayrı bir tanım. Üstad. Mustafa. Özbağ göre çok ayrı bir tanem ama inşallah. Hoca’ya göre ayrı bir tat mi. Erdoğan abiye de göre ayrı bir tanem dünyada 5 milyar.
insan var 15 milyara göre de ayrı bir dünya ya. O zaman dünyanın nesnel olarak aynı şekilde tanımlanması bu hakkın sıfatı olmasından ötürü da kabul edilmiştir o zaman de ilk başta diyor ya. Ağabey nesneler sınırlandırılabilir o zaman nesnenin sınırlandırılabilir mesi için her bakan gözün onu aynı görmesi lazımdır bir şeyi her bakan gözünü aynı göremeyeceksin den ötürü. Aslında varlığın içinde nesnelerde sınırlandırılamaz. Suretler diyor nesne demiyor diyor ki ama o sınavdan benim anladığım şu masanın boyu kaç 1.15 örnek esersiz elinde. Demir bilgisayar altlığını fare altını tuttunuz kaldırdı dediniz ki daire ben 90 derecelik açıyla baktığımda bana göre daire ama oradan 70 derecelik açıya bakıldığında o elips bu doğru o zaman varlığın tanımı ona bakanın anlayışının üzerinden. Zorlu kesin.
bir tanımıyor kimse de kendin cezası. Hudut koyuyorsun o zaman ara abinin dediği burada boşa çıkmıyor mu kendince. Hudut koyuyor ve o normalde bir kimsenin bir surette kendince. Hudut koyması caizdir kendince dut koydu o zaman kendince konulan. Hudut. Sabit değil çünkü bütün insanların ona baktın mı farklı bir görmesi mümkün. Allah. Allahu. Teâlâ tanımlama gibi o zaman. Evet o zaman varlıkta da sabitliyoruz. Normalde sabitliği koymak mümkün değil ki varlık kendi içerisinde hak kendi içinde ha göre varlık da hak olduğundan öldürüp varlıklı da bir sabitliyoruz. Normalde yok zaten çizgilerine de bir saatlik yok var diye bir de bir sabitlik yok var diyen yok zaten. Hz. Mevlânâ’ya göre. Hayal üzerine yürüdü ryoko sadece şunu diyor. Diyor ki surete bir.
kimsenin. Hudut koyması mümkündür surete ve kimse bir uyulmuyor benim dediğim yok abi yok bu. Normalde mesela bunu buradan boy olarak en olarak buna kül olarak. O senin buna kendince okuduk koyması diyor mümkündür tam bir kimse kendi burada ara. Abi normalde avamın da ara abisi. Avan buna kendince bir sınır ve. Hudut koyabilir zaten sınır ve. Hudut kayanları ara. Abi. Hem de diyor. Diyor ki bunlar. Siz diyor gördüğünüz herhangi bir sınır ve. Hudut koyduğunuz dan dolayı aldanıyor sunuz burada gör abinin tezi şu. Siz eşya ya da insana da sıfat sal tezahürleri sınır ve. Hudut koyarak. Tan. Allah’ı sınırlamış yok. Hudut almış oluyorsunuz eşya ya konulan sınırda o zaman. Allah’a konulan sınırsız zaten. Arabi de onu diyor bu.
avamı olarak bir kimse diyor eşyayı. Hudut koyabilir ama diyor bu koydu. Hudut doğru bir. Hudut değil tenzih itelim ediyor teşviği de tel’in ediyor. Arabi tenzihi de tesbihi de reddinden dolayı konulan hudutların hepsinde sıkıntılı o zaman hepsini de. Vahdet çerçevesinde birliğe mi alıyor. Evet peki abinin dediği şu benim anladım. Arabi diyor ki avam bir diyor tenzih eder bu değil verdi ama ondan çıkmış bir kimse diyor bir şeyi teşbih eder buna benzer der diyor. Bunların hepsi de. Tevhid dairesinde dir. Bu. Tabii bunları ona göre de. Birlik içindedir. Bunları normalde herkese ârif-i billâh olacak değil ya bu. Peki o zaman herkes ârif-i billâh olmuş olsa dünyada zaten. Cennet olacak dünyan bir mutlak bir soru çıkıyor ortaya. Bana ikilikten.
Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi Sohbeti
bir söyler misiniz abone ol bu benim düşüncem buna yetmiyor. Mesela ikilikten bir söyleme. Girdikten tek bir. Vahdet çizgisinin dışında 12’lik. Yok ya. Normalde. Bu da şu dünyadaki zorluk. Ya ben ikili değil çokluğu anlayabilirim ikili anlayamıyorum bu önemi yok işte bir ikilikten mi ya. Ben normalde. Şimdi bir zıddıyla bilinir bu herşeyi tekniğin içerisine alıp bunu anlayabilir de normal bir zıddıyla bilinir ama o zıttı ikilik değildir çok yoktur bu yokluktan bir verin örnek bu çoktan insanlar var. Ah dedin birliğin içinden bu. Tabi insanın içinde insan. Birlik insanlar çokluğu insan insanlar dışında bir var mı. O çok. Ömer. Hayyam’ın cümlesini bir daha kurmuşuz kıyalım. Allah sonumu. Okey komple onun söylediğini. Hayyam bizi bizden alacak götürecek ya hak. Cihan’ın.
canıdır bu ve. Cihan bütün her. L bedendir bir meleklerin ruhları da bu bedenin havvas ileridir o felekler ve unsurlar ve mevcutlar ise bu bedenin aza sıdır briçte. Tevhid budur. Bunun dışındakiler hep çokluklar nelerdir abone ol gel buraya almıyoruz biliyoruz. Bunun dışında kilerden bir örneği anlayamıyoruz var ya. Mesela işte diyanetçi. Diyanet düşüncesindeki arkadaşlar sa kusura bakmasın. Ama şöyle bir durum var burada bize belki kalkıp. Birisi bir söyleyebilir haram mı fiil var mesela kumar oynamak. Akbank ettiğinde allıoğlu hayra ve iyiliğe çeviriyor. O zaman o çok kötü var mı diye nitelendirdiğimiz şeyde dini literatürde resmi olarak baktığımızda. Allah’ın hukukunda ve hududunda hayra ve iyiliğe dönüyor bu eğer her haram ve olumsuzluk bütün bu olumlu luklar ve tövbe ile.
veya fiile. Allah’ın huzurunda hayrı. Wakka dönüyorsa o zaman ikilik ve. Bunun dışındaki nerede en iyi sohbet dinlediğine hükmettim şu anda abone ol like at güzel mı yoksa hani var ya kul mizana getirilir. Allah kulunun kulağına eğilir bir der ki sen bu sevapları işledin kabul ettim kuruldu güzel sevinirim daha sonra. Allah kulunun kulağına. Tekrar iyi mizner ki sen bu günahları da işledin bu üzülür bro. Ondan sonra. Allah kulunun kulağına tekrar eğilir bu belki. Allah senin günahlarını. Kayra çevirdi hubi sevinir bir sevinir der ki ben ne güzel rahatmış. Imm. Sen ne güzel kurmuşum abone ol. O senin söylediklerine cevap olarak ne demek ki bir kimse bu. Ömrümce. Hep. Adım. Adım yapmış yapacağını sonradan. Tövbe ettim demiş geri.
döndüm demiş ve. O da diyor çıkamamış ikiliye çıkamamış ikili sizde bilmiyorsunuz. Mesela çıkamıyorsunuz ben çıkamıyorum mesela ikili ne işe yarar geçelim buraya var bizim belki hafızamız ve mantığımız buna göre. Dizayn edilmemiş kaderi ilahi bilemem ben ona bir diyemem düşün ikilik yok mesela var mı ki ben bulamıyorum. Hani soruyorum varsa like at. Bu enteresan bir ya insan ne yapardı ikinciye düşer değil mi bu ne at abone ol. Evet efendim sıfat landırma mız nasıl olacak mi. Sağ. Kur’ân-ı. Kerim’de. Allahu. Teâlâ Allah uykuyu deniliyor işte genç çevirdiğimiz zaman galipleri bilen çok iyi bilen yada vesaire gibi çeviriyoruz. Ya bunlar bir sıfat landırma mıdır ya da ve teşbih sadece yaptığını ya da nohut. Normalde sıfat lan dıyoruz biz onun.
sıfatlarından sıfat landırma sından birşeye benzetiyoruz onu tanımlarken onu birşeye benzetiyoruz. Burada normal değil. Hz pirinç yüksek seviyesi kur’an-ı. Kerim av ama daha sa daha sulh asada hitap ediyor. Kur’ân-ı. Kerim. Sonuçta bütün insanlığa hitap ediyor. Bütün işte bu noktada ârif-i billâh değil ki onu. Kuran’ı. Kerim’i ama ayetleri avam dokuyu hasta okuyorsun hasta okuyor ya. Normalde buradaki bu sohbet buradaki. Bu anlayış normal dışarıdaki anlayış değil biraz böyle kibirlenmek gibi algılanmasın bu bul sohbet normal bir sohbet değil bilya bu. Normalde şimdi tenzih ve teşbih atmak demek kafayı kırmak demek o. Kuran hem terzi far. Kur’an’da hem tesbih var. Kur’ân-ı. Kerim’in kendisinde burada ayetleri ve reddetmek değil. Burada anlayışı yükseltmek burada. Tevhid anlayışına gelmek. Cenâb-ı. Hak tenzih ve teşbih.
koyarken. Diyor ki ey insanlar. Siz. Normalde sakına benim bir şeye benzediğimi düşünmeyeyim imama fiiliyat olarak tecelli atların. Hepsi de bana ait. Evet şimdi kolum oynadı diyebiliyor muyuz dilin konuştu diyebiliyor muyuz. Bu. Elin mikrofonu tuttu diyebiliyor muyuz. Yok hayır. Ne diyoruz. Ayşe konuştu. Ayşe mikrofonu tuttu. Ayşe mikrofonu istedi. Ayşe konuşmayı istedi. Ayşe düşüncelerini dışarı aktarmak istedi diyor muyuz. Ayşe beyni düşündüm abone ol ki beynini senden ayırmadık düşünceni senden ayırmadık sıfatlarını senden ayırmadık. Oysa. Bunların hepsi de senin biraz sıfatın sıfat olarak olacak ve benim sıfatları mces onları bir şeye benzetmeye kalkarsanız bu. Arabi diyor siz diyor bu sıfatları bir şeye benzetme kalkarsanız bu benzetmeye kalktınız sizin düşüncenize. Sizin aklınızın aldığı kadardır sizin gördüğü ve bildiği kadardı bunu.
bir sınıfa bir sıfatı bir şeye benzetmek ona. Hudut koymaktır diyor birşeyde diyor teyze etmek. Onun bir sıfatını teyze etmekte diyor. Ona. Hudut koymaktır diyor burada tenzih tende tesbihten de kurtulanlar ancak. Sen her şeyi hak görürler her mesela. Meleklerle olan bir olay ve. Hz. Adem’e kelimeleri öğretiyor işte siz söyleyin diyor tamam olay. Kur’ân-ı. Kerim’de zaten sen sübhansın diyorlar. O zaman mesaj top alsın kelimesinin anlamı fakat ya münezzehsin diye meallerde yazıyor var ya o da hani bana birçok anlayamadım ya bu zaten böyle yanlış anlamayın çatlak anlaşılacak bir değil zaten o ama normalde. Allah algısı kalbi bir. Yavrum bu kalbimi. Ama bu kalbi idrak normal. Akıl idraki değil o kalbini. Ah şahsımın a sağ alttan yeni su he.
yoluna girdim de bana söylenen oydu. Her gördüğü hak bildi. Hayır duyduğunu hak. Bilo abone ol ne gördüğünü ve duyduğunu hak biz ve bu ben sen ama her teşbih. Sonuçta burada teşbihi reddetme noktası değil bu teşviğin üstüne çıkmak tenzih red etme noktası değil tenzin üstüne çıkmaz. Birliği tenzih edecek. Birliği teşvik edecek ve hatta ben burada zaman. Arabi sohbetlerinin başlayışı unda tenzih ve teşbih sallanan saatin tik katı gibi tarif ederdim. Ne derdim. Ben. Teyze’ye vuracak teşbih olacak tenziye vuracak teşviği olacak. Teyze’ye olacak teşbihe vuracak teyze ve teşbihe vuracak ne tensit tek alacak ne teşvikte kalacak hatırlıyor musunuz sohbet et. Hatırladınız mı yok. Ha evet tesbih. Ya normalde şimdi o kimse tenzih ve teşbih de kaldığında ne o.
ve tenzih ve teşbih tek aldığımda takılacak kalacak bir yerde saat gitti the kaldı tenzih te tenzih de kalınca. Ne yapacak o tenzih hududunda kalacak saat geldi tak teşvikte durdu. Nerede kaldı teşvik odun da durdu burada size anlattığım oydu ne tenzih de durun mü teşvikte durun saatin vuran o yuvarlak şeysi gibi dın dın. Sen zikret ve tenzih tek alırsam da takılacağım kalacaksın teşvikte kalırsam da takılacak alacağım ne tenziye takıl. Ne teşbihe. Takıl zikrullaha takıl zeka. Allahım büyük işler. Ya normalde. Bazı şeylerde normalde bu duymadınız kavramlar duymadınız kavramlar olunca. Belki de diyeceksiniz ya bu duymadığımız bilmediğimiz kavramlar. Evet normalde insanlar. Sufi geleneğin içerisinde bunları böyle eşkare konuşulan şeyler değil mi bu ve yaptı bunu böyle. Belki de.
ben de bir. Arabi sohbetinde bir çıta bir melami sohbetinde bunları dinleyebilirsiniz açık konuşmak gerekirse. Bu bir melami sohbetinde bunu böyle bir teferruatlı anlatamaz anlatamayan bilirler ve hatta teferruatlı bir şekilde bu mesela anlaşılmayabilir bir. Tamam yarın bu da öyle işin içerisinden kolay çıkacak meselede değil zaten abone ol bu yayında değil mi kameralar. Evet et kimseden mail yoluyla soru beklemiyorum. Evet tamam gelenler alabilirim. Çünkü bu mesele. Böyle sıcak bu tip bakın burada bütün herkese duyurmak istiyorum. Sufi sohbetleri anlıktır. O esnada o kimsenin kalbine gelen açılımla bu meseleler görür sonradan bu böyle. Normalde yazışmak da olacak birşey değildir o yüzden. Sufi sohbetleri dizimi sohbete dediğimiz sebebi de budur. Efendim. Peki. Mesela ben kendime baktığımda tamamen belirsiz bir. Allah.
var ben ya bilmiyorum tamamen bilmiyorum önemli değil. Ama bu illaki müziği hemen belirlenecek de bir kaydı yok. Biz. Allah’a iman ettik varlığına birliğine peygamberine iman ettik varlığına. Okulu olduğunu kitap bir günde tanınıp bilinecek olsaydı dil 23 yılda. Tamam olmazdı. Bir günde tanıyabilecek olsaydı. Yunus 18 yıl odun çekmezdi. Bu bir günde tanıyabilme ama olmuş olsaydı biz. Abdullah. Efendi. Hazretlerinin yanında süt dökmüş kedi gibi 18 yıl oturmadık abone ol o öylesin böyle söyledim bunu böyle tarif etmek lazım bu. Eşrefoğlu. Rumi. Hazretleri onca okumuş onca ilim etmiş gitmiş. Hacı. Bayramı. Veli. Hazretleri’nin yanında olunca kalmış. Ondan sonra. Pardon. Şam’a gitmiş. Şam’dan. Hacı bayrama gelmiş. Hacı bayramdan tekrar. Şam’a gitmiş. Şam’dan tekrar geri dönmüş onca yolu çekmezdi bu. Mahmut.
Hüdayi. Hazretleri iftar tesislerin yanına gelmiş. Durmuş vefat edince kadar yanında kalmış bu emo meseleler o. Kızcağızın cancağızım. Bu bir nefeslik değil bakma bir nefeslik dediklerine abone ol. Evet şimdi tasavvuf büyüklerinden behlül-i dana hastane. Hazretleri. Allah’ı ararken yıllarca bu işte sokaklara savrulmuş onu arıyorum onu. Tekirdağ ne mi. Evet şimdi. İbni arabi’ye geliyoruz diyor ki işte ve bütün bu yolculuk. Meğer kendimden kendime iyiymiş işte. Yunus’a dönüyoruz. Yıllar. Sonra işte 18 yıllık. Paramedik hayatı boyunca bir gün bakıyor ki aradığı yine. Kendisi şimdi. Tamam bir yolculuk sürprizinde de ishal bir yolculuktan bahsediliyor. Tamam bu yolculuğu yapalım içimize yapalım nasıl bir yolculuk bu. A bu. Mümtaz insanlar bu yolculuğa çıkmışlardı ne gördüler. Neyi buldular bizim halihazırda göremediğimiz. Neyi buldular da.
Sonuçta kendilerini gördüler en son yine gördükleri kendilerine sen al enelhak gibi ya hani ben hakkım dedi. Aslında yine hepsi aynı noktaya ulaşıyordu. Sonuçta sen. Siz de biraz önce sohbete dediniz ya. Mesnevi sanki. Arapçayı yakın susun. Şahı gibi. Aslında yine aynı şeyi anlatıyorlardı aynı değil kullanıyorlar farklı çerçevelerde ama niye görüyorlardı biz ne kadar zaman uğraşacağız bu yolculukta bizim görmemiz gereken şeyler. Neler. Mesela sizin en başta veriniz bu işte. Halit kuşku. Halit kuşku yolculuğa çıktım bu yolculuğun neresinde mesela. Sen niye göreceğiz. Bu nasıl onu ulaşacağız en son. Mesela ben de kendimi bulacağım bu yolda var ama onlar da hep aynı şeyi bulmuşlar et kendilerini buluşlar mesela. Halit kuşku en son kendisini bulacak değil mi. Sen her söylenene.
bakmıyor abone ol. Ama gerçekten ciddi söylüyorum. Her söylenene bakma var ama bunlar tasavvuf büyükleri. Biz de şu anda bir tasavvuf sohbetinde yüzmeye bakacağım ben. Yok. Oğuz o söylenenlere bakıpta. Şimdi sen kendine bir biçme sen o söylenenlere bakarak tan kendini bir biçmeye kalkarsan yok yapamazsın var onlar. Normalde kendilerince söylemiş gibi görünse de kendi sözleri değil ondan abone ol. Ama sen gene. Beyazıt’ı görüyorsun. Hala cuma su görüyorsun onları görüyorsun başlar onları görme. Az önce dedik ya madem ki hep konuşan. Ak abone ol bu madem her söylenen hakw. İyi madem her görünen hak. Sen neden tasnif edelim ki. Yok aşkım bir sebep tasnifli ulaşılmaz ki abone ol bu. Mademki. Hayyam demiş ya. Bu alem haktır. Evet. Ee. Ama.
biz hep onların hepsini tek tek tek baktığımızda hep çokluk. Olacak kesret. Olacak ne var mı ki yok var mı ki. Ee ne yoklukla uğraşıyorum ki o zaman abone ol. Evet efendim her haktır ama. Allah değildir dedik ya. Bu ikisi arasındaki fark nedir her şeyi hakkın. Allah değildir mi dedim her haktır her haktır. Diyebiliriz ama. Allah’ta diyemeyiz. He her gördüğünü hak bildin hak ismiyle. Allah arasındaki nedir anlatılan farklılık biri gözüm bir ise. Ama sen gözün müsün o ilk gözün senin mi bu ama çıkmak et o gece uçalım kendimizden geçelim. Söyle. Damat. Efendim çokluk dedik bir de ikilik dedik ya şimdi çokluk dediğimiz zaman birçok insan deyip işin içinden sıyrılmaya biliriz. Ama hani bu ikilik dediğimizde. Allah.
indinde düşündüğümüz zaman bu şirke girer mi ya. Allah iki tanemi diye bunu diyemeyiz. Hani ikilik de işin içinden çıkamadık ya oradan takıldı kafama ama biz ikili tarif edemedik dedi ki bana ikilikten bir örnek var dedi ben veremedim bilemedim bilmediğim yerden sordu hiç çalışma dedim ama ağladı hocalığını gösterdiler ki beni çalışmadığım yerden vurdu beni teşekkür ederim. Allah razı olsun hocalık öyle bir şeyler öğrencilerin çalışmadığı yerden sol sanki sıfırcı. Hoca olasın. Bu oda veya çalışmadığım yerden sordu dedi bana ikilikten bir örnek ver dedi. A Ondan sonra ben bir an için böyle bir düşündüm ikilik nedir diye nereden örnek vereyim. Hiç iklim sudur etmiş mı diye baktım öyle bir kendime. Yok yaşamamışım. Gülizar. Paker sormuş. Bursa’da. Hayırlı geceler.
ikilik denince öncelikli. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri. Allah’ım gölgesi ve aynası mıdır ve bu gölge. Wayne ikilik olarak görebilir miyiz. Biz normalde şu iki liktir bu değildir deme noktasında değilim ya bir kimse bir iki görüyorsa. Ben onun bir gösteremem. Bir gösterir ona nasıl iki göstereyim ki ya bu insanın kendince. Hani. Hz. Mevlânâ ciğer atılmaz etlerinde mesnevisinde bir hikaye var ya usta dedi ki git ol şuradan o şişeyi ya şişesini getir çırak dedi ki o. Usta hangisini getireyim ve bu. STA dedi ki. Oğlum orada bir şişe var onu al getir çırak dedik ikili. Usta. Burada iki şişe var ve bu. STA dedi ki o zaman birisini kırda getir kız dedi. Bugünü bana. Kalanına getir çırak gitti.
kırdı tedik. Usta şişe kalmadı ortaya evde abone ol. Sen niye koca sormuş arkadan özür dilerim bu soru soranı ne diyorlar bari istisna tutayım herkes istisnasız atayım. Kimsenin gözü 3 görüyorsa 5 görüşürüz sa ya ona nasıl. Bu bir göstermeye öğreten kidizen ki ya geri kalanları kırda gel. İslam. Tevhid dinidir amacı bu mudur. İslam etabı kıracak işte bir sorayım mı. Sonra gözlük ama manada. Bu kulak yıkama duyduğu birdirbir bu burun yıkama kokladığı birdir bu el yıkama tuttuğu birdir sağ ayak ama yürüdü birdir en iyi koca sormuş. Ankara’dan olmadığımı yavruyu. Oldu mu şimdi sorayım mı. Hz. Ali’nin ilim 1.70 sözü. Özünde teşviği ve tenzin. Birliği midir bir bakışa bağlı bu fil hikayesi gibi. Herkes bir ucundan tutar bu.
filler. O zaman ben mi. Son soru sorayım. Hz. Mevlânâ mesnevisinden diyor ki bu insanların gıdası. Ekmek ve su ve meleklerin gıdası ise. Allah’ın bu yeleklerin gıdası. Allah’ın zikirdir. Allah’ın zikirler bir insanın gıdası da ekmek sudur bir meleğin yaşamasını ve varlığını devam ettiren zikirdir bir şöyle düşünebilir miyiz örnekleme açısında mesela melekler insan gibi doğup ölmezler zikirle buharlar o zikrin o. Esma’nın seni suyu üfledik o üflemek ten ötürü suda dalgacık lar oluşuyor ve o da al gıcıklar devamlı üflemenin etkisiyle varlar melekler de aslında. Allah’ın onlara üflediği esmaların veya ondan tecelli olan sıfatların esmaların çeşitli zikirle zıp. Aslında o insan beyni tanımasın diye ve o zikirlere b verilen ortak bir ad mıdır olabilir. Mevlânâ’ya göre denilebilir abone ol.
ve hepside teşvik bak bundan o zaman insanın. Allah’ı zikretmesi melekut ulaşması mıdır. Eyvallah sıfatla şması mıdır. Eyvallah yakınlaşması mıdır. Eyvallah. Allah’a ulaşması mıdır abone ol sen ona öyle teşbih edemeyiz abone ol. Ne sıfatla açmasıdır eyvallah bak ikilik çıktı. Yok sıfat o’ndan ayrı mı ki her yerde ayrıldı olmaz sonuna kadar gitmedi. Biz olmaz sıfat o’ndan ayrı değildir var ama olamadın. Sonuçta o olmadı ya ikilik çıktı. Ama tabii ki gördüm. Demek ki yaşıyorsun. LOL bebek ne merak edersen. Cenâb-ı. Hak sen onu gösteriyor. Bak bu da birlikte mi işte yine çıkamadık çok merak etmeye gör da merak güzeldir. Çok teşekkürler. Evet efendim ben de tenzih teşvikte kaldım bayağı kaldım hala bile kalıyorum. Siz ifade uyuduğunuz saatin sarkacı gibi.
tenzih teşbih ve tenzih teşbih ve sarkaç olamadık ağrısı billah da değil. İzzet ekleyemedik de bize küçüklüğümden beri üretilen. Şimdi sizin. Sohbetiniz den sonra ben biraz daha anlıyorum ya da anladığınız zannediyorum tenzih noktasında teşvik açmayalım hiçbir şeye benzemez hiçbir şeye benzemez öğretildi bize var ama bu şak hastane. Christian adetleri teşbih var şimdi bir. Ben geçen bir oldu sosyal medyada rastladım isim veriyorsunuz isim arındırması var mı efendim. Cemalnur. Sargut hanımefendi diyor ki teşvik noktasında ta müşriklerden cahiliye döneminden. Dedem olarak aslında hiçbir. Kötü niyeti yoktu. Allah’a varma gayesiyle. O zamandan beri gelen hiçbir kültürünü ekli övüyor. Bilmem ben öyle anladım onların gayet sadece. Allah’a ulaşmak 7 bu. Eşinden de biraz yaklaştım. Sanki o görüşe teşbihde. Allah’a yaklaşma yoktur.
teşvikte sıfatları tarif etmek vardır bir tek bir insan. Allah’a yaklaştırmaz bu teyzesi insan. Allah’a yaklaştırmaz tenzih ve teşbih. Allah’ın bilinmesinde yağmuru böyle konuşacağım şimdi ama böyle olacak bir birisinde kalmak veya öbür gün de kalmak insanı. Tabiri caizse sıvılaştırır böyle kör leştir insanı tenzih ve teşbih. Yolun. Başında lazım var o kimse ne bunu böyle tarif etmek istemiyorum ama şimdi netten zihin. Varlığında ne de teşbihin gevşekliğin de durması gerekir burada bilhassa sufilerin bu pembeleşti hata yaptı ya teşvik ile alakalı teşvikte de kalmamaları lazım teşbihte kalan kendince. Allah’ı tanıdığınız anlama düşüyor. Çünkü buradaki tehlike bu o kimse yürürken ne tenzih durağında durmalı ne tesbih durağında durmalı. Sufi için en önemli mekanizma. Zikrullah tır yan. Sufi her daim zikirle.
yoluna devam eder. Sufi tenzih ve teşbih yorar bir sufinin yoluna engeller tenzih ve teşbih i durması o durakta durması engeldir yoksa tenzihi bilir o yolda giderken. Evet bu da değilmiş bu da değilmiş aradığı o değil. Çünkü ve hatta teşvik şuna benzermiş buna benzer miş. Ona benzemiş yürü ne bu değildir noktasında dur. Nerede buna benzer noktasında dur sen o zaman bir çıt ileri at kendine de ki herşey. Hakk’ın sıfatları a ben onu bir şeye benzetmenin sana bir faydası var mı. Bu kolaycılık sadece onu bir faydası yok sana mana gereksen zahiri tecelli atların tesbih et sen ne olacak tarif etsen ne olacak. Ay rüya gördüm. Ne gördün şöyle oldu. Rüyamda böyle gördüğü öğretmen lazım seni çok geç.
kardeşimsin tevil tesbih lazım olursa. Eyvallah daha büyük dıt bekle geliyordu gidiyor durma neden bu ömür kısa mı gidecek olduğun. Hedef büyük. Evet. Ee ne tenzih tek al ne tespite kal kısa yoldan yürüyor bence hiçbir benzeme teşbih her şeye benzer. İyi teyze hiçbir şeye benzemez. Çeşme her şeye benzer. Bunlar taklit. Bunlar sınır mı oluyor o zaman. Evet sınır koymuş oldu senin koymuş oluyor musun abone ol ama o kendi kendine sınır koymuş nesini sınır koymuş demiş ki zaten mı düşünmeyin abone ol bu eteği de düşünce koyduğum başka hiçbirşey yok görünen görünmeyen bütün alemlere sıfatlarıyla tecelli eden o görünen görünmeyen bilinen bilinmeyen bütün alemlerin ruhu. Cano görünen görünmeyen bilinen bilinmeyen bütün. Herşeyden konuşalım var ya biz oturuyoruz ayeti.
kerimede diyor ki ya. Musa ya no ateşten hitap etti oturuyoruz ağaçtan hitap etti oturuyoruz böcekten hitap etti ama insandan hitap etti düşünmüyoruz diyor ki behlüldane böyle demiş abone ol da ateşten hitap eden. Sen neden insan-ı kamilden hitap etmesi. Bu tenzih alışkanlığından olabilir mi. Evet ağaçtan hitap eden neden insan-ı kamilden hitap etmesin bu. Telefoncular hukuku değiştirmeye çalışıyorlar biz buraya değiştirmeye çalışıyoruz reformcular hukuku pranga olarak görüyorlar kendilerine ama biz ise onun tanınmasında ki saplantıları pranga görüyoruz bu onun tanınmasında ki onun tanınmasında ki prangaları kırmaya çalışıyoruz ama biz onun koyduğu hukuku uyuyoruz ben. Yunus ki sen hukuk koymuşsun bu elbise senin bu elbiseyi yırtmaya kalkarsam elim. Kırılsın bu elbiseyi değiştirmeye kalkarsam elim kırılsın elbise onu çok güzel bir.
parlatmaya çalışıyoruz ama biz işteki anlayışı kırmaya çalışıyoruz kardeş bu tenzih hapishanesinde durma kardeş bu teşbih seni aldatmasın sen da ona yakın olmaya çalış bazen dedim ya. Güneşe çok yakın olsan gözün görür mü bir görmez ve o sevgiliyle baş başa dudak dudağa olanın aklımı kalır ve o sevgiliyle konuşanın fikrimi. Kalır o sevgiliyle baş başa kalanın aklı fikri kalmazsa. Neyi tarif edebilir ki o abone ol. Ama insanoğlu tarif edilmez i tarif etmeye kalkarsa bataklığa düşüyor abone ol ve erotizm gibi algılanmasın hangi öpüşü tarif edebilir ki bir insan abone ol. Ya ne demezsin bu durum etmeye kalkarsa bu hadisi şerif patlar ensesinde abone ol o ne diyor yatak odasına sırrını açığa çıkaran lanetlenmiştir abone ol. İyi tamam bu.
muhteşem bir gece oldu hepinize de teşekkür ederim. Allah hepinizden razı olsun. İnşallah. Selamünaleyküm. Değerli misafirler. Bir dahaki programımız 20 Kasım. Salı günü 20.30 yine bu mekanda gerçekleştirilecektir tüm. Misafirlerimiz davetlidir bu.
İlgili Sohbetler
- 28. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi
- 1. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi
- 15. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.