Mü’minin İmtihâna Bakışı: «Onların Yaptığı, Ettiği, Çattığı Ne Varsa Zirvede Görüyorum»
Eûzü billâhi mineş-şeytâni’r-racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Efdâlü’z-Zikr La ilâhe illallah. Hak Muhammedün Resûlullâh cemî’an Enbiyâ ve’l-Mürselîn ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Selâmünaleyküm. Allâh gecenize hayırlı eylesin. Rabbim tüm ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammedi hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim Müslümanlara İslam alemine zulmeden içeride dışarıda her kim var ise hepsini kahriperişan eylesin. Onları yerle yeksan eylesin. Müslümanların gözyaşını akıtan, kanını akıtan namusunu şerefini yerle bir eden her kim var ise hepsini de Cenâb-ı Hak intikamını alsın.
Şeytan Hakkında
Ejme. 1870. beytten devam ediyormuşuz, orada kalmışız. Evvelce seni aldatıp duranlar o vakit seni görünce şeytan adını takarlar. Seni kapı dibinde görünce hepsi birden mezarından çıkmış hortlak derler. Genç oğlan gibi ona önce Allâh adını takarlar. Bu yaltaklıkla tuzağa düşürmek isterler. Hazret-i Pîr malum nasihatlerde bulunuyordu. O nasihatler devam ediyor. Bu nasihatler de meth edilmekle alakalıydı. Bu meth edilen, meth edenlerin hallerini bize anlatıyor. Bu normalde geçmiş, geçen haftalardaki beytler de aynı şekilde devam ediyor. evvelce seni meth edenler, seni aldatanlar, senin üzerinde böyle bir vasıf olmadığı halde böyle bir vasıf varmış gibi, sende öyle bir hal olmadığı halde sende öyle bir hal varmış gibi, senin etrafında dönen, seni olduğundan fazla gösteren, seni olduğundan fazla gösterip sana methiyeler düzen.
Çünkü menfaatleri var seninle. Menfaatleri olduğu için sana methiyeler düzüyorlar. Eğer menfaatleri olmamış olsaydı sana methiyeler düzmeyeceklerdi. sen eğer bir şekilde düşersen veyahut da o methiye düzenler senden istediklerini, umduklarını bulamazlarsa bu sefer tersine dönüyorlar. Bu sefer ne yapıyorlar? Artık seni eleştirmeye, seni yermeye başlıyorlar. Evvelce seni aldatıp duranlar o vakit seni görünce şeytan adını takarlar. Bu sefer de sana şeytan diyorlar artık. seni şeytanlaştırıyorlar, seni ötekileştiriyorlar, seni kötülüyorlar iyice. Neden? O kadar meth ettiler, o kadar meth ettikten sonra umduklarına nail olamadılar. Umduklarına nail olamayınca artık seni şeytanlaştırma başladı. Normalde onlar senin üzerine artık şeytanlaştırma yapıyorlar.
Ve mezarından çıkmış seni gördüklerinde mezarından çıkmış hortlak derler. Halbuki daha önce seni ne yapıyordu? Allâh ile yaraştırıyorlardı. O yüzden seni övmek için kelime bulamıyorlardı seni övmek için. Ve övme noktasında seni Allâh ile yerleştiriyorlardı. senin gibisi yok, senin gibisi bulunmaz, senin gibisi edilmez. işte bu normalde genelde sufi dünyada bir makam elde etmek için yaparlar. bir çavuş olacak, zakir olacak, ne bileyim nakip olacak, nügabba olacak veya şeyh olacak böyle bir makama ihtiyaç var. O zaman gelir seni meth eder. Veyahut da o bölgede kendince kendine zakirlik bekliyor, çavuşluk bekliyor. böyle bir şeye ulaşmak için seni meth eder. Veyahut da zakirlerin etrafında olurlar.
Onu yönlendirmek isterler meth ederek der. Abi senin gibisi yok, senin faziletin çok fazla. Sen olmasan burası yürümez. Bizi ilgilendiren alan sufilikle olan alan. O yüzden normalde veya orada nakiptir o kimse meth ederekten ondan bir şey koparmaya, ondan bir makam çalmaya çalışırlar. Eğer bulamazlarsa döner onun aleyhine konuşmaya başlarlar. Ben yaşadığım tecrübelerden size bahsediyorum başka bir şey değil. bir zakir şöyle olur, böyle olur, şöyle yaparlar dediğimde kendime anlatıyorum. Benim kendi yaşadığım tecrübeleri anlatıyorum. Mesela o kimse baktı şimdi zakirden bir şey bulamadı, şeyhe gider mesela. Çok hizmet ediyormuş gibi, çok etrafında dönüyormuş gibi. efendim buraya da bir zakir lazım aslında şöyle de böyle de.
Tabii Şeyh Efendi’nin yanındayım ben. oraya öyle bir zakir lazım yani. Onun gibi birisi lazım. Başka bir şey değil yani. Bunlar normal şeyler. Ticari hayatta bunu da ticaret yapanların hepsi de bilhassa toptancılık yapanlar bunu daha fazla bilir. adam senden mal alacak, bir ay uzun almak için, iki ay uzun almak için metiyeler düzel sana. Etrafında pervane döner. Veyahut da senin ne bir işi var o kimsenin, o işini görmek için metiye düzel, etrafında döner. Böyle bir şeyi senden umdunu bulamazsa bir kimsenin menfaatperest olup olmadığını anlamanın yoludur. Senden bir şey umar, senden bir şey umdunda sen set çıkar umduğunu vermezsen, eğer o hala da aynı ihlasla senin etrafında dönüyorsa, veyahut da beraber yol yürüyorsa o ihlaslıdır.
Yok, senden umdunu bulamayınca adım geriye çıkıyorsa onda ihlas yoktur. bu tip insanlar normalde senden umdunu bulmazsa, ister ticarette ister dergahta ister aile içerisinde, aile içinde de. Kardeştir, ne bileyim kuzendir, amca oludur, teyze oludur, dayı oludur, kardeşindir, yeğenindir. Evladındır. Senden bir şey umar böyle etrafında döner. O umdunu bulamazsa o zaman yine etrafında dönüyor mu? Onun ihlası samimiyeti oradadır. Veya eşler arasında olur. Bu hayatın her alanında var bu. Bir menfaati var o esnada. Menfaat ile alakalı pervane dönüyor. Kadının erkek hiç önemli değil. Menfaat bitti velattel namin sırtını döndü. Sırtını döndü. Şeytanlaştırıyorsa seni menfaat edayalı bir ilişki var. Allâh muhâfaza eylesin.
O yüzden normalde bu tip meselelerde burada o kimse asla ve asla etrafındaki metyelere kulak asmayacak. Kur’ân ve sünnet etabı olacak ve etrafı onu meth ediyorsa kendi günahlarını göz önüne bulunduracak. Diyecek ki meth edenle alakalı. Bu benim günahlarımı bilseydi yüzüme bakmazdı. Bitti. Kendini böyle fren edecek. Fakat kötülükle adı çıkıp da zaman geçince bu kötülükte sakalı çıkınca artık ona yaklaşmaktan şeytan bile utanır. O kimse meth edildi, meth edildi, meth edildi. Artık o böyle kibir deryasına düştü. Artık o kibirlendi. Kibirlenen insan etrafına kötülük de yapar, etrafına kibirlilik yapar, etrafını kırmaya başlar, etrafını üzmeye başlar. Meth edildi çünkü o. O bir şey zannetti kendini.
Bir şey zannetince etrafına tabiri caizse önüne gelene tekme tokat vurdu. Arkasından gelene küfür etti. Ona tepeden baktı, onu kırdı, onu üzdü. O çünkü meth edildi. Ona veyahut da bu genel olarak böyle bir vazife dergahlarda bir vazife alınca öyle olur bazen insan. Bir vazife var etrafını kırmaya başlar, dökmeye başlar, incitmeye başlar, tepeden bakmaya başlar. Veyahut da ticarette de vardır bu. kibirlenir o kimse, etrafına, müşterilere, ona buna kırıp dökmeye başlar. Evin içerisinde de kibirlilik hakimse evin içerisinde evde kibirli olan da kırıp dökmeye başlar. Tepeden davranır. beğenmez bir şey, kibirli. birisi bir hediye almış, onu beğenmez. Veyahut da evin içinde de yaşanır bunlar. Birisi bir şey yapmış, bunu mu aldın çocuğa?
Bana bunu mu layık gördün? Bu mu? Beğenmedim. Almasını bilmiyorsunuz siz. Bu giyilecek bir şey mi? Atın bunu. Bir şey almayı bilmiyorsunuz. Kibirlilik. Bunlar gizli kibirlilik. Annen bir şey almış, baban bir şey almış veya çocuğun bir şey almış kendince. anne baba o çocuğun aldığını beğenmiyor. Kibirlilik. Veyahut da evlenmiş oğlun, gelin bir şey almış. Gelinin aldığını oğlanın annesi beğenmiyor. Kibirlilik. Veyahut da damat kızına bir şey almış. Kızın annesi, alınanı beğenmiyor. Kibirlilik. Bakın kibirlilik. O çünkü hep methediliyor. O böyle etrafına methedildiğinden etrafını horhakir görüyor, küçük görüyor.
«Ölü Kalbe Şeytan Oturuyor, Diri Kalbe Zikir» — Mü’minin Kalp Hâli
Onların yaptığı, ettiği, çattığı ne varsa o zirvede. O her şeyin en iyisini o bilir. bazen diyorum ya, en güzel gitarı sen çaldın, en güzel şarkıyı sen söyledin. Senden daha güzel şarkı söyleyen yok. Evet, bu onun gibi bir şey. Bu kibirlilikle o kimse öyle bir noktaya gider ki artık o, artık o kötü olarak anılmaya başlar. Bakın o kendi kendine yapıyor. bir müddet sonra o kibirliliği onu, adını kötüye çıkarır. Sonra bir de şunu der, ben kimseye bir şey yapmıyorum ki. Senin kibrinden yanına yanaşılmıyor ki. Sen lan bir şey beğendirmek mümkün değil. Kibir sende yürümüş almış götürmüş. Sen ne dervişleri beğenirsin, ne dervişlerin yaptıklarını beğenirsin, ne çavuşları beğenirsin, ne zakirleri beğenirsin, ne anneni beğenirsin, ne babanı beğenirsin, ne eşini beğenirsin, ne çocuklarını beğenirsin, ne de onların yaptıklarını beğenirsin.
Sen neyi beğenirsin ya? Sen hiçbir şey beğenmezsin. Sen Allâh’ı da beğenmezsin, sen Peygamberi de beğenmezsin. Sen Allâh’a da bir kusur görürsün. Zirveye doğru gidiyorsun ya. Sen Âyet-i Kerîme’de de kusur görürsün. Zirveye doğru gidiyorsun ya. Sen Peygamber’de de kusur görürsün. Tabii o yol açıldı mı sende? Sen önüne gelen her şeyi her şeyde ve herkesi de kusur görürsün. Bir yerde kalmaz o. Bir yerde durmaz o. Şu anda ümmetin en büyük sıkıntısı bu. Elbise beğenmiyorlar, ayakkabı beğenmiyorlar, yemek beğenmiyorlar, araba beğenmiyorlar, ev beğenmiyorlar, eşya beğenmiyorlar, arkadaş beğenmiyorlar, anne beğenmiyor, baba beğenmiyor, kardeş beğenmiyor, dede beğenmiyor, ninne beğenmiyor. Beğenmiyor ya.
Hiç kimseyi beğenmiyor. O avam, o nereden bilecek, o eksik, o noksan, o fazla. Ona ulaşmak mümkün değil. Böyle olan bir kimse bir çıt artık kötü anılmaya başlıyor. Bakın herkes kendi yolunu kendisi yürüyor. Herkes kendine yapıyor. Bir çıt sonra o kötü anılmaya başlıyor. O kötü anılmaya başlayınca etrafındaki insanlar onu terk etmeye başlıyor. Bir tek menfaat perestler kalıyor. Onlar da menfaatleri devam ettiği müddetçe orada kalacaklar. Menfaatleri bittiğinde onlar da gidecek. Allâh muhâfaza eylesin. Ve o kimse kötülükten nam yapacak artık. Kötülükten nam yapınca kibirle alakalı Allâh muhâfaza eylesin. Artık o bu sefer Hz. Piri enteresan bir tespit koyuyor. Artık ona yaklaşmaktan şeytan bile utanır.
Burası muhteşem. Şeytan artık ona yaklaşmıyor. Onu başıboş bırakıyor şeytan. Onun üzerine bir şey yapmaya gerek yok çünkü. Şeytan kimle uğraşacak? Mümini yoldan çıkarmak için uğraşacak. Bunun müminliği kalmamış, bu şeytanlaşmış. Şeytan ne yaptı? Bunu boş bıraktı. Allâh muhâfaza eylesin. Hazret-i Mevlânâ’ya göre kötülüğe yönelten güç olarak gördüğümüz kötülüğe yönelten şeytan var başta. Nefis var. Bu kötülüğe emreden nefis. Bir şeytan var. Kötülüğe emreden nefis var. Normalde insanın aklını kullanmaması var. Hz. Piri tespit etmiş bunları. Aklını kullanmamak. Bakın aklı kullanmamak da seni nereye götürüyor? O kötülüğe doğru götürüyor. Ve normalde bir de kötü çevresini kötülüğe doğru götürüyor.
Eğer çevren kötü ise aklını kullanmıyorsan, muhakkak ve muhakkak kötülerden olacaksın. Şeytanın vesvesesine kandıysan, şeytanın yolunda yürüyorsan, nefsine uyduysan, heva ve hevesini ilahlaştırdıysan, sen kötülüğe doğru yol gidiyorsun. Bakın kötülüğe doğru yol gidiyorsun. Şeytana uyma, nefsine uyma, heva hevesini ilahlaştırma, etrafının normalde kötü arkadaşlardan olması ve aklını kullanmamak. Bunlar seni kötülüğe doğru götürüyor. Ve sen bunları eğer uygulamazsan, bunlarla mücadele etmezsen, sen kesin ve kesin olarak kötülerden olacaksın. Bakın kesin olarak kötülerden olacaksın. Böyle kendi kendine de şu, böyle Hazret-iPir diyordu ya daha önceki beyitlerde, sakın bu bana ulaşmaz, bu beni aldatmaz, sanma. öyle kendi kendine de bahadırlık yapma. buradan ben kibirlenmem, buradan bana kötülük bulaşmaz, ben nefsime uymam, ben heva hevesime uymam. bu ben böyle bir şey yapmam, böyle buna kanma.
Nefis seni aldatır. Böyle kendi kendini kandırma. Şeytan seni aldatır. Böyle kendi kendine kandırma. Nefis seni al aşağı eder. Kendi kendini kandırma. Kur’ân ve sünnetin ilmine hakim değilsen hevâ-hevesine düşersin, şeytanaşır gidersin. Allâh muhâfaza eylesin. Sen öyle olduğu zaman da evet, şeytan senden artık uzak durur. Bakar ki bu beni geçmiş der. Bakın bu beni geçmiş der. Şeytan kimle uğraşır? Allâh’ı zikredenle uğraşır. Kimle uğraşır? Namaz kılanla uğraşır. Namaz kılmayanla uğraşmaz şeytan. Kimle uğraşır? Edebini, adabını, ahlakını düzeltmeye çalışan, düzgün insanla uğraşır. Şeytan kalkıp da yolu bozuk olanla uğraşmaz. İçki içenle uğraşmaz. Devamlı içki içiyor. O zaten şeytanın dizine yaslamış kafasını.
O şeytan yatırıyor, kaldırıyor, uyutuyor onu. O şeytan onunla ne uğraşsın? Uğraşmaz. Adam uyuşturucu kullanıyor. Şeytan onunla uğraşmaz. Oruç tutmuyor. Şeytan onunla uğraşmaz. Namazı terk etmiş. Şeytan onunla uğraşmaz. Orucu terk etmiş, namazı terk etmiş. Şeytan onunla uğraşmaz. Annesini babasını terk etmiş. İsyan ediyor anne babaya. Şeytan onunla uğraşmaz. O zaten şeytandan daha ileri. Şeytanda çünkü fiiliyat yok. Dikkat edin buraya. Şeytan gidip zina etmiyor. Şeytan gidip anne babana isyan etmiyor. Şeytanda fiiliyat yok. Ama insanda fiiliyat var. Şeytan sadece vesvese veriyor. Şeytan sadece vesvese veriyor. İnsan fiiliyat yapıyor. Amel işliyor. Ama kötü ameği. Şeytan bazı insanların arasında ma’sum.
Bu manada. Şeytan eşcinsellik yapmıyor. İnsan yapıyor. Şeytan devamlı içki içmiyor. İnsan içiyor. Şeytan devamlı kumar oynamıyor. İnsan oynuyor. Şeytanın annesine babasına asi olmuyor. İnsan oluyor. Şeytan ne yaptı? Şeytanı çok ma’sum görseniz şimdi. Şeytan ne yaptı? Cenâb-ı Hak dedi ki ona, Adem’e secde et. Adem’e secde etmedi. Şeytanın yapıp yapacağı bu. Allâh’ın emrine uyup Adem’e secde etmedi. Adem’e secde etmedi diye cennetten kovuldu. Allâh’ın emrini yerine getirmedi diye. Ey Müslümanlar! Siz nereden kovulacaksınız acaba? Şeytan Allâh’ın bir emrini yerine getirmedi. Adem’e secde etmedi. Kovuldu. Kovuldu. Sen binlercesini yerine getirmiyorsun. Sen binlercesini yerine getirmiyorsun. Bir de birisi şöyle dedi, Hocam benim günahım yok dedi.
Neden dedim ben? Şeytan vesvese verdi dedi. Dedim şeytan mı ameli işledi? Bu kaldı şimdi. Şeytan mı ameli işledi? Sen işledin. O zaman normalde o şeytan artık sana vesvese verince sen o vesveseye devam ettin. Yürüttün Allâh muhâfaza eylesin ve kötülüğün senin meşhur oldu. Kötülüğün meşhur olunca, bakın kötülüğü meşhur olan bir kimseyle Müslümanların, müminlerin konuşması dahi caiz değildir. Kötülükte meşhur olmuş bir kimseyle sohbet edilmez. Ancak ona nasihat edilir. Onunla dostluk kurulmaz. Kötülüğü meşhur çünkü. Ancak onunla sen amacın nedir? Ona nasihat etmek, onu kötülükten alıkoymaktır. Ona nasihat etmek, onu kötülükten alıkoymaksa o zaman senin ona dostluk yaparsın. Ama mesela örnek, o içki içecek, birader benim yanımda içme şimdi.
Yok, içersen giderim. Veya gıybet edecek, kardeş gıybet etme. Yapma. Gıybet etme dediğin anda zaten hayat duruyor. Kadına erkeğe. Bir kimseye böyle haram işlememe noktasında nasihat ettiğin anda hayat duruyor. Evladına nasihat ediyorsun, evladınla anne babanın arası açılıyor. Eşe nasihat ediyorsun, eşler arasında ara açılıyor. Çocuk anne babasına nasihat ediyor, çocukla anne babanın arası açılıyor. bu zamanda doğruyu nasihat etmek büyük cihâd. Büyük cihâd, büyük cihâd. Yakın dairene, eşine ve çocuklarına doğruyu nasihat etmek büyük cihâd. Sebep? Çünkü şeytanla herkes alışverişte boyuna. Herkes şeytanla alışverişte. Çünkü böyle devamını zikreden, zikri kalbine oturmuş insan çok az.
Şeytanın Sağdan Girmesi — «Hâzâ Alacağımı İmâ Ediyor» Vesvese Tahlîli
Ölü olunca zikir kalbe oturmazsa şeytan oturuyor. Hadîs-i Şerîfle sabit. Allâh muhâfaza eylesin. Kim bir kötülük işler ve hataları kendisini kuşatırsa, onlar cehennemliktir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Bakara 81. Kötülük sende arttı. Kötülük seni kuşattı. Kötülük seni kuşatınca Âyet-i Kerîme, o zaman o kimse nerede solutlanacak? Cehennemde. Allâh muhâfaza eylesin. Kötülük arttıkça o kimse şirkete düşüyor, küfreye de düşüyor. Kötülük arttıkça o kimse peygamberi de yalanıyor, kitabı da yalanıyor. internette bakın, Allâh’ın böyle ayeti olamaz diyen profesörleri dinleyin. Kötülükler artmış artık iyice. Boylarını açmış. Allâh muhâfaza eylesin. Şeytan adamın yanına bir kötülük için gelir. Senin yanına gelmez.
Çünkü sen şeytandan da betersin. Sen kötülükte o kadar ileri gittin, artık şeytan senin yanına gelmez. Senin yanına gelmesine gerek yok. Sebep? Sen çünkü şeytandan da betersin. O hale geldin. Allâh muhâfaza eylesin. Şeytan insana Kur’ân ve Sünnet’in dışını çıkarıp kötülük yaptırmak için ve seni sırat-ı müstakimden çıkarıp zarara sokmak için yaklaşır. Şeytanın yaklaşması sana bundandır. Seni Kur’ân ve Sünnet’in dışına çıkaracak, sana kötülük yaptıracak ve seni sırat-ı müstakimden dışarı çıkaracak, seni zarara uğratacak. Kim? Müslümana yaklaşır. Bu manada hep böyle derslerde söylerim ya şeytan insana dört cihetten girer. Arkadan girer, senin geçmişini kötü gösterir. Sen affolmazsın da. Sen şu günahı da işledin, bu günahı da işledin, bu hatayı da yaptın, bu kusuru da işledin, bunu da yaptın, bunu da söyledin, şöyle oldun, böyle oldun, şunu yaptın.
Sen Allâh’ın affolacak kulu değilsin. Hangi yüzle Allâh’tan affediyorsun veya sen bunlar bu kadar hata yaptın, senin bu dergatta yüzün yok ki gelmeye. Hangi yüzle bu dergaha geleceksin? Bunlar şeytanın arkadan girmesi vs. Şeytan insana soldan girer, seni kötülüğe sevk eder. Ne olmuş ki yani? Bir namaz vakti de evde kılarsın ya. Soldan giriyor. Seni namazdan uzaklaştırıyor. Seni ibadetten uzaklaştırıyor. Bu akşam ders var ama bak ya burada da bir sanatçı gelmiş, adı sanatçı ya. Onun konseri var. Filancı yere film gelmiş, filancı yere şu olmuş, filancı yerde bu olmuş. Seni Kur’ân ve Sünnet’in dışına götürüyor. Şeytanın soldan girmesi, şeytanın önden girmesi. Geleceğini karanlık gösteriyor. buraya beş lira verirsen seni iflas edersin.
Bu hanımın seni kesin terk eder. Bu kocan seni terk eder. Bu çocuklar seni terk eder. Sen gelecekte ayaktan düşersin. Sen yatağa düştüğünde kimse sana bakmaz. Senin geleceğini karanlığa büründürdü. Şeytan sana önden girdi. En tehlikelisi sağdan girme. Şeytan sana sağdan girdi. En sinsi giriş bu. Hadi bu akşam bir sohbet et. Mustafa Özba bir sohbet et herkes kendinden geçsin. Mustafa Özba bir sohbet et, ağlat herkesi. Herkes kendinden geçsin. Senin sohbet yaptığın gibi kimse yapamaz. Senin zikrullahın gibi kimse yapamaz. Sen bir namaz kıl şurada. İnsanlar nasıl namaz kılıyormuş? Hem öğrensinler ya. Sen bir zikrullâh yap böyle. Bir de kendinden geçir. Böyle bir gözlerini de belert. Herkes seni bir şey zannetsin ya.
Bak senin bu yalana girmez. Bir rüya anlat olmayan bir rüyayı. Herkes rüya görmek için teşvik et insanları. Şeytanın sağdan girmesi. Ben şimdi burada bir rüya anlatayım da bunlar da benim ne olduğumu bilsinler. Şeytanın sağdan girmesi. bunlar derviş görsünler ya. Bir dervişlik yapayım ben de. Bir derviş tanısınlar. Bir zikrullâh yapayım zikrullahı öğrensinler. Evet ya. Ondan daha âlâ bir Müslüman yok. Ondan daha âlâ bir derviş yok. Ondan daha âlâ bir namaz kılan yok. Muhakkak herkesin onu çok iyi tanıması lazım. Çok iyi. Şeytanın sağdan girmesi. Faziletini anlatacak bir de. Vardır ya böyle. Burada topluluk var şimdi değil mi? Herkes toplanmış. Böyle yeni toplanan yerlerde bunları hep yaşadık.
Birisi geldi böyle bir bakış böyle etrafa. Selâmünaleyküm. Aleykümselam. Sen tam sohbet edeceksin. Bir dakika. Ben buraya özel gönderildim. Size bir şeyler söylemem lazım. O milleti toplayıncaya kadar nerededin sen? o esnada gaflete düştün. Buyur dedin. Eyvah yandı ortalık. Tabii özel gönderilmiş o. Onu dinleyecek herkes. Ben sakin ol. Sen kime özel gönderildin? Buraya. Adres mi verdiler sana diyorum ben. Nereden buldun? Bakıyor şimdi. Kim davet etti seni diyorum ben. Hemen oradan gösteriyor. Filanca davet etti. Özel gelmemişim bak. Ama özel geldim ben. O özel geldi. Özel bir insan. Orada özel konuşacakları var. Herkesin de onu dinlemesi lazım. O muhterem bir zat. Mübarek bir zat o. O boş kafadan gelmedi yani.
Şeytanın sağdan girmesi. Onu müsaade etme umdunu bulmuyor ya. Daha o mecliste seni kötülemeye başlar. Önce der ki böyle oturur. İki dizin üzerine. Mustafa Efendi canım kardeşim. Allâh razı olsun çok büyük hizmetler ediyorsunuz. Bu hizmetler bu zamanda yapılacak hizmetler değil. Sizi tebrik ediyorum. Takdir ediyorum. Ben bu akşam için özel gönderildim. Arkadaşlara bir şeyler söylemem lazım. Ben gayet kibar. Allâh razı olsun. Hoş geldin. Sonra belli bir zamanda sen arkadaşlara ilan et. Topla onları. Onlara anlat. Nasıl yani? Olmadı evini aç. Arkadaşlar özel bir size bilgi geldi. Öyle ya. Kur’ân gelmiş, sünnet seneye gelmiş, imamların iştahı gelmiş. Cenâb-ı Hak ben bugün dininizi tamam ettim. Din olarak sizi İslam’ı seçtim demiş.
Bunlar özel değil. Ona özel geldi. Hatta birisine dedim vahiy mi dedim. Onun gibi Mustafa Efendi dedi. Dedim biz amam insanları bize açıklama sen bunu dedim. Biz kaldıramayız dedim böyle şeyleri. Böyle durdu. Sen dedim mühtübeye git. Bunu mühtübeye anlat. Bütün dedim herkese ilan etsin bunu. Nasıl yani? Basmaya dedim. Bir özel bir şey gelmiş. Burada biz beş on kişi toplanmışız. Bize dedim böyle kahle bile almaz Cenâb-ı Hak bizi dedim. Bak seni kahle almış sana göndermiş. Sen git bunu mühtübeye anlat dedim. Şeytanın sağdan girmesi. Seni özel görür. Gitmiş ya bizim İsmail nerede Demir Tehsin. Demek önce sana gelmiş. Benim burada bunu okumam lazım demiş değil mi? Biz salonu kapalı sporu salonunu toplamışız.
Canharaş program yapacağız diye uğraşıyoruz. Adamın birisi gitmiş İsmail’i bulmuş. Demiş ki İsmail’e benim burada okumam lazım bunu. Özel gönderilmiş çünkü. Tomar elinde. İsmail demiş ki yetkiliye git. O Cafer’e gitmiş. Cafer demiş ki bak orada meydanda. Gitti ona söyle. Geldi ben zaten böyle bir program var bir şey var. Beni herkes sakin görür. Ben hiç sakin değilimdir. Herkes beni ama sakin görür. Ben Allâh’a yalvarırım yarabbi. Herkes beni sakin göster. Benim içim içime sığmaz. Ben böyle gözüm çakmak gibi ben istim üzerindeyim. Nerede bir eksiklik noksanlık olmasın diye ben böyle stresim en yüksek noktadadır. Ne zaman program var? Örneğin kandil ne gün? Şabanın 15’inde geliyoruz değil mi?
Şimdi Şabanın 15’inde Berat kandili var değil mi? Ben 3 gün önceden tamam benim şeker 350. İstediğin kadar sen hap içinden ne yaparsan yap. Ben başlarım programı önceden yaşamaya. Şimdi 3 gün önceden kapalı da oluyor ya 15 gün. Ben 15 gün orada o sohbetin konusu değişiyor. Her gün yazdıklarımı siliyorum bir daha yazıyorum. Ertesi gün bir daha konu değişiyor. Haydi bir daha yazıyorum çiziyorum. Cafer’e 118 sefer arıyorum. Bu nasıl oldu bu ne oldu? Bu gitti mi bu geldi mi? Ben de stres tavan. O gün de tavan. Benim hiç aslında uyur gezer gibiyim ben o gün. Uyur gezer derken öyle uyumak değil. Benim her şey program odaklanık. O da gelmiş benim bunu okumam lazım dedi. O dedim oku geç buraya kenara otur oku.
Yok dedi ya herkesi okumam lazım dedi. Dedim sen topla herkesi ilan et sonra oku onlara dedim. Bir de onu orada onu okutmazsam manevi ceza alacağımı ima ediyor.
Mü’minin Şifre Çözme — «Bir Sürü Şifre Yazmış, Şeytanın Hîlelerine Karşı»
Şeytanın sağdan girmesi böyle bir şeydir. Böyle baktım kim ceza kesecekse söyle dedim gelsin kessin cezayı bir de tehdit ediyorsun dedim. Dedim yok okutmayacağım sana burada bir şey dedi. Sana burada bir şey okutmayacağım dedi. Bu şeytanın sağdan girmesi. o onu orada ondan daha iyi bilen yoktur ondan daha iyi eden yoktur o öyledir o böyledir şeytanın sağdan girmesi. Ama normalde şeytan böyle iyi bir insanın yanına gelir ona kötülük yaptırmak için. Şeytan dosdoğru yolunda gitmek isteyenin yanına gider. Onu yoldan çevirmek için. Şeytan sıratı müstakimde giden bir kimsenin yanına gider. Sıratı müstakimden onu çekmek için uzaklaştırmak için. Şeytan şeytanlaşmışın yanına gitmez. Allâh muhâfaza eylesin.
Şeytan sen insan oldukça izini izler ardından koşar sana şarabını tattırırdı. şeytan sen doğru bir mümin olduğu zaman senin izini takip eder. Nerede seni aldatırım? Nerede bunu kandırırım diye bakar. Ve normalde o başka yollarla kadındır, kumardır, şaraptır, heva evestir. Bunlarla seni aldatamazsa bu sefer vesveseyle seni aldatmaya başlar. fiili seni bir kötülüğe götüremedi değil mi? Vesvese yoluna girer. Sana vesveseler vermeye başlar. Bakın sana vesveseler vermeye başlar. O yolu açarsan sana Allâh yok bile dediktirir. Abdest alıyor. İkimi yıkadım, üçümü yıkadım. Yıkadım, üçümü yıkadım. iki yıkamışımdır yıkadım. Oldu mu olmadı mı ya? Hadi bir daha yıka. Hadi bir daha yıka. Vesveseye aldı gitti.
Bırak ya. Kolu yıkamak. Fars. Yıkadın mı yıkadın. Bir olsun, iki olsun, üç olsun. Bırak yürü git. Vesveseye zaman bırakma. Banyodan çıktık, kusudum oldu mu olmadı mı? Olmadı herhalde. Ağzına su verdin mi vermedin mi? Ağzına su verdin mi vermedin mi? Ne yaptın? Tereddüt ettin, vesvesedin. Git ağzına su ver. Bir daha yıkanma. Yok, giriyor içeri. Vesveseye girdi. Bir daha yıkanıyor. Kusudum oldu mu olmadı mı? Banyoya girdin mi girdin? Ağzına burnuna su verdin mi verdin? Kusudum oldu. Yok, vesvese veriyor. Kusudum olmadı. Bir üstada bağlanıyor. Rüyanda gördün mü gördün. Geri kalanı bırak. Şeytan vesvese veriyor. Doğru yer demişsin. Tabii. Ya rüyayı gören sensin. Gördüğü rüyadan şüpheye koyuyor insanı.
Gördüğü rüyadan. Bizim Hacı Oktey’in meşhur sözü. Bizim bir arkadaşlardan birisi demiş ki ona Ya demiş, Nura giderken Nara mı gidiyorsun demiş. Oktey’e bari deme işte. Bir ömür boyu sana çakacak onu. Yirmilik çivi olsa bir sefer çakılırsın biter. Oktey’in çivisi yirmilik de değil. Sonsuz çakıyor. Biliyorum. Abi biliyorsun ya. Siz diyor yolun başında Nara mı gidiyorduk, Nura mı gidiyorduk diyen siniz diyor. Bunlar böyle diyor. Ha ne oldu Narnur diyor, ne oldu? Diyor, ömür boyu çekeceksin bu lafı. Neden onu söylüyor? Söylenecek insan var, söylenmeyecek insan var. Kime söyledin Oktey’e söyledin. Ya Oktey unutur mu? Uçağın kara kutusu kaybeder hafıza karıştırır. Oktey kaybetmez. Unutmaz onu. Onu döner dolaşır.
Böyle geldi mi tak zokayı yersin. Çaresi yok. Şimdi şeytan vesvese verir. Adam on yıllık derviş şey efendi hakkında vesvese yapmış. Dedim bunları bana anlatan sen değil misin? Bunları anlatan sen değil misin? Benim. Diyor mu şeytan vesvese vermiş sana. Kendi gördüğün rüyayı sana yalanlatıyor dedim ya. Doğru söylüyorsun abi ya dedi. Dedim nasıl bir şeytanım sen dedim kucağına oturdun. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle üstadını gördün mü gördün. Sahi mi sahi. Peygamberin şekline şemaline şeytan girmez. On yıllık dervişti bu adam. Hâl görüyordu ya. Bildiğin zekurlahta hâl görüyordu. Bu adam dahi şeytanın vesvesesine kandı. Dedim bunu anlatan sen değil misin? Abi benim ama. aması ne dedim ya.
Şeytan nasıl vesvese verdi sana? Şeytanın vesvesesi böyle akla hayale gelmeyecek şekildedir. Seni oturur Peygamberin üzerinde dahi şek şüphe ettirir. Bak Peygamberinin üzerinde dahi şek şüphe ettirir. Evet Allâh’ın üzerinde dahi şek şüphe ettirir şeytan sana. Allâh’ın üzerinde. Hadisle sabit. diyor ki bu konuda Allâh’la alakalı bir vesveseye düşerseniz hemen ihlas şerif okuyun diyor. Demek ki şeytan öyle bir vesveseci ki seni Allâh’ın üzerinde bile vesveseye düşürür. buna bir de sakın kendi kendine ben düşmem. Ben olmam bu hale ben gelmem. Deme. Deme girerse o hin öyle bir hin ki umulmadık yalnız zamanında umulmadık yerde girer senin içine. Şeytan öyle vesvesecidir. Vesvese verir. Şimdi şeytanın bir kolundan götürdükleri var.
Onun kolundan götüremiyor. Bu iman ehline sufiye derviş ehlinin kolundan götüremiyor. Böyle vesvese veriyor. Oradan ondan sonra bacak bacak üstüne çeliyor yakıyor cigareyi vuruyor nargileyi. Sen vesveseyle uğraşıyorsun boyuna. O abdest falan kolay. Adamı Allâh’la vesveseye düşürüyor. Adamı peygamberle vesveseye düşürüyor. İnsanı üstadıyla vesveseye düşürüyor. İnsanı eşiyle vesveseye düşürüyor. Eşiyle. Hocam telefonunuzu bir arkadaşınızdan aldım. İsmimi söylemesem olur mu? Bunu söyledi mi bir bayan? Diyorum ki tamam arkasından gelecek. Kocam beni aldatıyor. Arkasından geliyor. Buyurun diyorum. Ben kimsenin ismini sormuyorum. Beni ilgilendirmiyor. Hatta birisi böyle sert bir şekilde konuşuyor.
Dedim nefis memuru değilim ben. İsminizi ne yapmanı soracağım? Bana ne dedim? İstiyorsanız kapatın telefonu dedim. Yok öyle. Ne sert konuşuyorsun ki o zaman dedim. İltimotan veriyorsun bana dedim. Kapat kardeşim telefonu dedim. Özür dilerim hocam dedi. şöyle de böyle de. Dedim telefon açan sensin. Bir derdini anlatacak, bir problemini anlatacak olan sensin. Bana iltimotan veren de sensin dedim ya. Bu nereden bu adab bu Erkan size bulaştı ki dedim. özür dilerim hocam da işte. Buyur. hocam ben söyleyeceğini söyleyeyim mi senin dedim ben? Söyle dedi. Bana diyeceksin ki dedim ben kocam beni aldatıyor. Arkadaşım söylediydi dedi. Sen daha telefonu açmazsan bilir o dedi dedi. Böyle uçuruyorlar millete.
Dedim alakası yok. Ben dedim bu tip telefonlar geldiğinde arkasından ne geleceğini biliyorum dedim ben. Sen diyeceksin ki dedim ben kocam beni aldatıyor. Yok üzerinde saç gördüm. Yok üzerinde boya gördüm. Yok sabah erkenden gidiyor. Yok gece geç geliyor. Bunları söyleyeceğim bana dedim. Bak bildiniz hocam dedi. Ya dedim bu böyle değil. tırnak içerisinde kadınların %90’ı böyle konuşuyor çünkü dedim. adam sabah namazına diye Ulu Camiye gitmesin. Ulu Camiye gidersen namaz kılan bir adamsa kadın diyor ki sabah ne gidiyor acaba her sabah. Her sabah. Namazı ne namazı ya? Kim aldatıyor? VSS girdi. Sen desen ki zemzem ne yıkanıyor? Zemzem değil o diyecek. Gitti diyecek o normalde. Buskinin suyuyla yıkanıyor.
Ne zemzemi? O VSS girdi mi aileyi dağıtır. Bakın aileyi dağıtır. Diyor mu ne yaptı? seni bu VSS’ye sevk edecek ne yaptı? Çok düşünüyor evde dedi. Sordun mu dedim borcu var mı, harcı var mı, iflas mı etti, derdi var mı, sıkıntısı var mı? Sormadım dedi. Ya bir sor dedim ya adama. De ki ya neyi düşünüyorsun bu kadar da? Yok şeytan oradan fitfitliyor. Şeytan vesveseyi veriyor. Erkeklerde de var. Kadın telefonu şimdi şey ya duyuyorlar ya telefona şifre koy. Telefon senin özelin. Telefona kimse bakmasın. Sanki bu telefon, bu telefonlar insanların böyle saklayacağı, gizlice kimsenin göremeyeceği bir şey. Telefon elinde kadın bir bakıyor şüpheli şüpheli cebine koyuyor. Mutfağa giriyor cebinde, tuvalete giriyor cebinde.
Kızlar da aynı, erkekler de aynı. Telefon ellerinde sanki telefonda böyle bulunmaz bilgiler var. Şimdi öbürkü de şüpheci ya. Bak telefonu hiç meydanda bırakmadı. Şeytan kol geziyor. Bak tuvalete de telefondan gitti. Var bunda bir şey ya.
«Vesvese İnsanı Perîşân Eder, Âileleri Dağıtır» — Modern Vesvese Eleştirisi
Bak üzerine bir de bir sürü şifre yazmış. Şifre çözmeye çalışıyor. Ulan herkes şifreci oldu. Kadın diyor ki hocam telefona şifre koymuş diyor. Doğru söylüyorsun diyorum ya telefona şifre konulur mu diyorum ben. Telefon açık olması lazım. Ya diyorum adamın bankalarla işi var da çoluk çocuğun eline geçer olmadık bir yere bir havale eder girer şifresiz olursa ve hatta telefonu çalındı şifresiz birisinin eline geçti. Adam anında oradan kendi hesabına bir para gönderdi. Duruyor şimdi kadın telefonda. Ben söylüyorum bunu. Diyorum benim telefon da şifreli. Diyorum banka işleri komple telefona döndü. Diyorum birisinin eline geçse telefon şifresi yok bir şeyse yok. Senin diyorum banka şifreni öğrense veyahut oraya benim gibiyse herkes 60 yaş üstüyse banka şifresini daha oraya notlara yazmış mıdır?
Yazmıştır. Yazılı bende. Açık açık konuşayım. Eee yazılı oradan. Bak aaa tamam şifre de ben yandan da tamam at banka hesabına geçsin. Kendisi göndermiş. Bitti ya böyleyse dedim. Yok hocam öyle değildir o. Tabi ya bütün alternatifleri sıralıyorsun yarım saat içinde yok. En sonunda dedim yok aldatmam, aldatma yok diyorum ben. Hocam erkeklerden yanasınız. Tabi son nokta bu. Şeytan böyle bir vesvesecin lanetlik bir olgu. Ama ümmet-i Muhammed de onun peşinde. Allâh’ın peşinde değil. İşin enteresan. O yüzden mümini izler şeytan. Dikkat edin mümini izler. Eğer normalde mümin değilse seni bırakın Allâh muhâfaza eylesin. Enam 43 fakat kalpleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi. şeytana uydun.
Bu sefer sen kendi yaptıklarını artık şeytan sana güzel gösteriyor. Vesvese veriyor. Bir bağır şuna ya. Bir hakaret et görsün o. Bir laf çak ona. Bilsin. Senin de kim olduğunu bilsin. Öyle ya. Şeytan yaptığını senin güzel gösteriyor. Oysa İslam ahlako değil. Allâh muhâfaza eylesin. Bakın Nas suresi komple. Ey Muhammed de ki cin ve insanlardan olan ve insanların kalplerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden insanların Rabbi, insanların Maliki ve insanların Mahbudu olan Allâh’a sayanırım. Âmîn. Dikkat edin burada. Cin ve insanlardan olan ve insanların kalplerine vesvese veren. Cin ve insanlardan olan. Buradaki ince ayrıntıyı fark etmiyor ümmet-i Muhammed. Kur’ân hapı çık meydanda. Bakın namazlarda devamlı okuduğumuz Nas suresi.
Öyle değil mi? Nas suresi. Bakın Âyet-i Kerîme muhteşem. Diyor ki cin ve insanlardan olan ve insanların kalplerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden. Biz bunu sadece şeytan vesvesesi olarak okunduğunda algılıyoruz. Değil. Demek ki insanlardan da şeytana kulluk eden şeytana askerlik yapan vesveseciler var. Ne var? karı kocanın arasına ayıran Allâh’ın lanetliğine giriyor. Nereden vesveseyle? Kız adam seni aldatıyordur ha. Bitti. Bitti. Vesveseye koydu kadının kalbine. Veya erkek. İşte. Ya bizimki evde yoktu ya. Hayırdır? Senden haber sizin. Nereye gitti? Bir sıkıntı bir şey olmasın? Adamın kalbine vesveseyi koydu. Adam koydu. Kimle alakalı? Annesiyle alakalı. Bakın sadece şeytan değil, şeytana kulluk eden insanlarda ne yapıyor?
İnsanları vesvese veriyor. Allâh muhâfaza eylesin. Bunun ilacı ne? Zikir. Vesvesenin ilacı zikir. Tevhid. La ilâhe illallah. Tevhid benim kalamdır. Kim söylerse benim kalama sığınmış olur. Hadîs-i Kudsî. Tevhid. Bakın neyde şüpheye düştünüz? Vesvese geldi. Ne başınıza geldiyse geldi. Kendi kendinize başladınız kurmaya. Tevhid onun ilacıdır. Bir böyle parantez açayım size. Kendi kendinize bir şeyden şüphelendiniz, bir şeyden vesvese geldi. Elinizde bir donu yok yalnız. Elinizde bir şey de yok. O vesvesenin gitmesini istiyorsanız, seher vakti oturun Allâh’a zikredin. Allâh’a dua edin. Deyin ki Ya Rabbi benim vesvese seni kurtar. Benim kalbime şeytanın ve şeytanlaşmış insanların vesvesesini kalbimden uzak tut.
Bakın seher vakti bu zikrullahla kendinizi temizlemiş olursunuz. Vesvesenin kapısını kapatmış olursunuz. Yoksa o vesvese sizi yer bitirir. Allâh’la aranıza açar. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemle aranıza açar. Üstadınızla aranıza açar. Eşinizle aranıza açar. Anne babanızla aranıza açar. Çocuklarınızla aranıza açar. Arkadaşlarınızla aranıza açar. Patronunla aranı açar. Çalıştığın iş yerindeki insanlarla aranı açar. Bu şeytanlaşmış insanların ve cinit haifesinin o vesvesesi seni bitirir. Seni yok eder. Seni bulunduğun merkezden uzaklaştırır. O vesvese seni perîşân eder. bir de Âyet-i Kerîme var ya bilmediklerinizi araştırıcı olmayın bunun halinden. Birisinin özel hayatını araştırmayın. Araştırıcı olma. seni ilgilendirmeyin.
Bilmediklerinizi değil de seni ilgilendirmeyin. Bir şeyin peşine düşme. Seni ilgilendirmez. O sana vesvese verecek çünkü. Bir başkası beni ilgilendirmez. Beni ne? Benim kendi nefsimi ilgilendirir. Ben neden onunla alakalı kendi kendime vesveseye atayım? Tevhid bu konuda. Hangi esmada olursan ol. İstersen sen kahar esmasında ol. Tevhidi unutma. Tevhidle hemhal ol. Sen kahar esmasına gelsen dahi tevhidle geldin. Kibirlenip de ben tevhid çekmem. Ben şu esmaya verildi. Bu esmayı çekerim sadece. Veya benim ismi azamım bu canım. Şimdi de yeni çıktı ya. ismi azamını bul. Bana da soruyorlar hocam benim adım X. Benim ismi azamım nedir? Tevhiddir diyorum ben. La ilâhe illallah. Hoşlanmıyor bu cevaptan.
Tabi onun ismi ne? Nermin. İsmini yazacaksın. Neyden Murat ne? E’den Murat ne? R’den Murat ne? M’den Murat ne? I’den Murat ne? N’den Murat ne? Telefonda o önemli şahsiyet. E onun ismi azamını söyleyeceksin ya da o telefonda benim adım Nermin atıyorum. Annemin adı Neriman, babamın adı Hasan. Eee? Ondan sonra benim ismi azamımı söyler misiniz hocam? Arkadaşlarınızdan aldım. Benim bu arkadaşlar da bu derviş kardeşlerse kardeşler de nasılsa kendilerinin kendilerine istemedikleri şeyleri etrafına söylüyorlar demek. aç Üstad bilir onu ya. Tabi. Üstad onu bilir. İstanbul’dan ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden arıyormuş birisi. Ben İstanbul’dan arıyorum buyurun. Hocam benim nerden aradığımı biliyor musun?
Sen biliyorsundur. Ha baktım kafayı kırık telefonda. Kesin kes ruh ve sinir hastalıklarından arıyorsunuz dedim ben. Alkış geldi oradan. Öbür gün nerden dinliyorsun? Konferansı almış beni. Bir alkışladı. Dedim tamam ya Mustafa Özvan. Tabi. Dedim buyur söyle. Aklıma ne geldi o öyle söyleyince? Medîne-i Münevvere’de böyle biraz dengesi normal olmayan bir kadın Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bakıyor. Sen ne dolaşıyorsun burada ortalıkta diyor. Orta ortalıkta ne dolaşıyorsun sen? Allâh Resûlü bakıyor ona sessiz kalıyor. Al şu çuvalı diyor. Getir beni eve diyor. Alıyor çuvalı mübarek peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Vuruyor sırtına. O önde peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem arkada.
Medîne’nin bütün arka sokaklarını dolaştırmış onu. Aha burası benim evim şimdi diyor. Buraya çuvalı bırak. Kalbime bu geldi. Dedim koca peygamberi çuval taşıtmışlar. Mustafa Özvan sen de telefonda dedim buna sabret. Yapacak bir şey yok. Buyur dedim ya söyle. Ne istiyorsan söyle bana. Ben ne istiyorsun sana söyle diyorum oradan alkış duvbana geliyor. Komple konferans söyledi anlattı. Bu da kendi ismi azamına takmış. Sen dedim la ilâhe illahın arkasına dedim. Huu diye uzatacaksın dedim. Sen ve oradaki odadakilerin hepsinde ismi azamı bu dedim. Duydunuz mu kızlar dedi oradakilerin. Herkes bir alkışta. Ondan sonra dedim tamam ya. Bizim derviş kardeşler maşallah. Ondan sonra böyle net ederken bir sınır yok.
Sen telefonu aç o zaten bilecek ya. Bilmiyorsa orada oturmasın zaten. Tabii canım ne olacak yani.
Münâfık-Mürted Düşmanlığı — «Başka Kimse Düşman Olmaz»
İşte o vesvese insanı perîşân eder. Aileleri dağıtır. İnsanların arasını açar. Böyle dinleyeceksin bakacaksın vesveseye düşmüş. Başla tevhidesen. Yoksa seni de kafa kola alacak o vesvese. Neden? Karşıdakine şeytan çünkü oturmuş kalbine onun. O vesvese onda var ise şeytan onun kalbine oturmuş. Sana sirayet edecek ondan. Sen hemen tevhide başla. Hemen zikrullâh başla. Hemen yoksa seni de alacak içine. Sen de başlayacaksın bocalanmaya. Tabii öyle yapınca da böyle birisini dinliyormuş gibi yapıyorum. Tevhide başladım. Böyle elimi de koydum zikrullâh yapıyorum. Böyle baktı bana. Beni dinlemiyorsun sen dedi. Dinlesen ben de gireceğim işin içine dedim. Nasıl yan dedi? Basmaya dedim. Vesvese almış götürmüş seni dedim.
Şeytan seni dedim almış. Doğayını dedim. Toka gibi döndürüyor seni. Seni dinlesen ben de gireceğim dedim. Yanında kimini şikayet ediyorsun? Kocanı. Kocan yok. Kimin şikayet ediyorsun? Kızını. Kızın yok. Kimin şikayet ediyorsun? Oğlun. Oğlun yok dedim. Nasıl teyitleyeceğiz? Ben şimdi sana dedim haklısın desem sen daha dedim buradan bayrağı dikeceksin. Şeyhim haklı dedi bana diyeceksin dedim. Gideceksin. Var gücünle bütün aileye saldıracaksın. Bu durdu. Doğru söylüyorsun dedi ya. Ben o niyetle geldim zaten dedi. İyi ki mürşidimsin sen benim dedi. İlk aklına geldi dedim ya. Senin şeyhim oldu mu ilk aklına geldi. Yürü git dedim tevhide devam et. Ben dedim senden kendimi tevhidle korudum dedim. Sen bu halin ne dedim?
Evi değil mahalleyi yakarsın dedim. Mahalleyi yakar. İçine vesvese düşen bir kimse. Bakın evi değil mahalleyi yakar. Ev ne olacak? Dergahı dağıtır vesvese insanda. Dergahı dağıtır. 10 kişi orada zikrullâh yapıyordur. 10 kişi orada dağılırlar. 10 kişi dağılır. 10 kişi dağılır orada. Kim yaptıracak dersi burada? Gürkan yaptıracak. Gürkan geçen gıybet ediyordu ama. Kim yaptırsın o zaman? Koca Efe yaptırsın. Bu ara Efe oynamıyor. O da yaptırmasın bak vesvese. Kim? Salih’in küpesi var. Kim o? Onun gözlüğü var. Kim o? Kuyucu’nun oğlu. Yok o da olmaz. Vesvese böyle bir şeydir. 10 kişi. İyi ben dinledim şimdi böyle. İyi dedim ya. Dedim siz şimdi benim de beğenmezsiniz öyle ya. Olur mu öyle efendim ya?
Ve dedim 10 kişi. 10’unuzla birbirinizi beğenmiyorsunuz. Dedim 10’unuzu toplayan vesile olan ben miyim? Dedim ki ben de sakatlık var o zaman. Ben siz dedim en iyisi derslerinizi hepinizle geri iade edeyim vereyim dersinizi. Dedim bakalım işimize. Ben buradan yeni dervişler oluşturmaya çalışayım. Ne siz de burada zaman öldüreyim ben. Gideyim dedim gene camiye. Ben dedim senin camide tanışmadın mı? Evet. Seninle camide tanıştım. Seninle camide. Seninle camide. Senle camide. Gide gider gene camiden toplarım dedim ben ya. Sıkıntı yok. Vesvese böyle bir şey. bu öyle bir büyük hastalık ki ümmet-i Muhammed’in içinde. Öyle büyük hastalık. Birinin hakkında vesvese geldi başla tevhide. Kurtuluşu da başka hiçbir şey yok.
Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden vesveseden kurtuluşun tek yolu tevhid zikri. Tevhid zikri. Karşındaki çıldırabilir hiç umurunu akatma. Onu şeytan çıldırtıyor. sen böyle başlıyorsun. Zikrullâh’a o böyle seni girdaba katmak istiyor ya. Bu eşin olur, çocukların olur, bu iş yerinde olur, arkadaşın olur, etrafın olur, annen olur, baban olur. Hiç önemli değil. O vesvese girdabına seni de katacak çünkü. Sen bir adım geri gittin, tevhide başladın yandı ortalık. Çekil, izle. Hatta daha ileri. Kendi kendine, kalbinle rabıta yap. Onun şeytanın suretine girdiğini gör. Ama nefret etmek yok. Çünkü eşindir, çocuğundur, arkadaşındır. Kaldıramayacaksan hiç rabıta etme. Allâh muhâfaza eylesin. Hadîs-i Şerîfte Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hem Müslüm’de geçiyor hem Ebû Dâvûd’da geçiyor.
Vesveselerden yakınanlardan birisine dedi ki Allâh’a hamdolsun ki şeytan size vesveseden başka bir yolla zarar verememiştir. Başka birine de demiş ki Allâh’a hamdolsun ki şeytanın tuzağını vesveseye çevirdi demiştir. Cenâb-ı Hak müminlere vesveseden başka bir yolla zarar veremez. Ve müminlerin tuzağını Cenâb-ı Hak vesveseye çevirmiş. ancak size şeytan vesveseyle zarar verebilir. Vesveseyle. Bunu, bundan kurtulmanın yolu malum Felakva Nas Sûresi ve en önemli tevhid Allâh’ı zikir. Ey bir işe yaramaz adam! Şeytan huyunda ayak direyip şeytanlaşınca senden şeytan da kaçmaktadır. Eteğine sarılan kimse de sen bu hale gelince senden kaçar. Sen artık şeytanlaştın, hiçbir işe yaramaz bir adam haline geldin.
Veya makamdan düştün, mevkiden düştün, işe yaramaz hale geldin. Böyle şeytanlaşınca da herkes senden uzaklaşmaya başladı. Oysa Cenâb-ı Hak Enam Sûresi âyet 142’de buyurmuştu ki şeytanın izinden gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Allâh’ın emirlerini yapıp şeytanın emretti şeylerden kaçınacağına. Şeytanın istediği gibi yaşadın. Kibirlendin, böbürlendin, ortalığı yaktın, yıktın, kırdın, döktün. Şeytanın vesvesesinin peşine düştün. şeytan çünkü kötülüğü emrederdi. Şeytan sana kibri, heva ve hevesi, büyüklenmeyi, fahşiyatı, Allâh hakkında bilmeyeceğimiz şeyleri araştırmayı, söylemeyi sana vesvese etti. Sen de ne yaptın? Buna uydun, buna uyunca Cenâb-ı Hak’ın emredeni muhalefet ettin.
Çünkü Allâh, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır dedi. Şeytan apaçık sizin düşmanınız demesine rağmen sen şeytanın vesvesesine uydun, şeytanın izini takip ettin. Şeytanın izini takip edince de sen şeytandan daha fazla şeytan oldun. Az önceki Nas suresi buna delil. Öyle olunca sen şeytanlaştıkça etrafında hiç kimse kalmadı. Sen şeytanlaştıkça şeytan olunca daha doğrusu senin etrafında müminler kalmadı. Ancak şeytanlaşmış olanlarla sen arkadaşlık edebilirsin. Arkadaşlığın kim olur? Şeytanlaşmış olanlar olur. Şeytanlaşmış olanlar, şeytanlaşmış olanlarla dost olur. Müminle şeytanlaşmış bir kimsenin dost olması mümkün değildir. Müminin dostu ve dostları müminlerdir. Zikredenlerin dostları zikredenlerdir.
Öbürkül zikirden nefret eder, girmek içine. Zikri kim sever? Zikredenler sever. Sufiler sever. Allâh’ı sevenler sever. Zikre kim düşman olur? Kafirler düşman olur. Münafıklar düşman olur.
«Önümüzdeki Hafta Sağ Sâlim Olursak Devam Edeceğiz» — Mürşid’in Hayât Niyâzı
Mürtetler düşman olur. Başka kimse düşman olmaz. O zaman şeytanlaşmış insanlar bir kavimdir. Sen de şeytanlaştığında o kavmin içine girersin. Allâh’ı zikredenler bir kavimdir. Allâh’ı zikredenler bir kavim oluştururlar. Onlar da onun içine girerler. O zaman sen şeytanlaşmışların içine girersen, şeytanın huyunda yürüdün, şeytanın suyunda yürüdün. Şeytanlaştın, bir de direttin kendini. Ben orada duracağım diye Cenâb-ı Hak da seni onlardan eyleyi verdi. Sen kendini istedin. Sen kendin o yolu git. Rabbim bizi onlardan eylemesin. Cenâb-ı Hak sıratı mustakimde eylesin inşâallâh. Konu başlığı, maşallahü kân sözünün tefsiri. Bunların hepsini söyledik ama Allâh inayetleri olmadıkça Allâh yolunda hiçiz, hiç.
Allâh’ın ve Allâh erlerinin inayetleri olmazsa, melek bile olsa defteri kapkaradır. Buradan devam edeceğiz inşâallâh. Allâh’tan bir şey gelmez.
Kaynakça ve Referanslar
- Mü’minin İmtihâna Bakışı: «el-mü’minu yübtelâ» (Mü’min imtihân olunur) — Ankebût 29/2-3; Bakara 2/214; Âl-i İmrân 3/186; «her cefâ Allâh’tan hayırlıdır» — sufî tâbiri — Bediuzzaman, Mektûbât 21. Mektûb; modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; «zirveye çıkış» — sufî manevî yolculuk — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara.
- «Ölü Kalbe Şeytan Oturuyor, Diri Kalbe Zikir»: «meselü’llezî yezkurü Rabbeh ve’llezî lâ yezkurü Rabbehû ke-meseli’l-hayyi ve’l-meyyit» (Allâh’ı zikreden ile zikretmeyen, diri ile ölü gibidir) — Buhârî, Daavât 66; Müslim, Müsâfirîn 211; «kalp diriliği» — sufî tâbiri — İbn Atâullah, Miftâhu’l-Felâh; «şeytanın boş kalbe yerleşmesi» — A’râf 7/200; Felâk 113/1-5; Nâs 114/1-6; modern okuma — Bediuzzaman, Lemalar 13. Lema.
- Şeytanın Sağdan Girmesi (Vesvese Çeşitleri): «sümme le’âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim» (Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulurum) — A’râf 7/17; «şeytanın sağdan saldırışı» (sevab adına aldatma) — İbn Atâullah, el-Hikem; İbn Kayyım, İğâsetü’l-Lehfân; modern uygulamalar — Bediuzzaman, Lemalar 13. Lema; «vesvese tahlîli» — Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye.
- Mü’minin Şifre Çözme («Şeytanın Hîleleri»): «kid’eş-şeytâni kâne za’îfan» (Şeytanın hîlesi zayıftır) — Nisâ 4/76; modern uygulamalar — Bediuzzaman, Lemalar 13. Lema (Şeytanın Hîlelerine Karşı); İbn Kayyım, İğâsetü’l-Lehfân 1/8-12; «mü’minin uyanıklığı» — Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 5/350; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- «Vesvese Mü’mini Perîşân Eder, Âileleri Dağıtır»: «vesvese» — Felâk 113/4-5; Nâs 114/4-6; «kalpten doğan vesvese» — İbn Kayyım, İğâsetü’l-Lehfân; modern aile psikolojisi — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «şeytanî vesveselerin aileyi dağıtması» — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; modern eleştiri — Bediuzzaman, Mektûbât 21. Mektûb (gıybet ve helâlleşme).
- Münâfık-Mürted Düşmanlığı: Münâfikûn 63/1-8; Tevbe 9/64-67, 73-78; «mürtedlerin sonu» — Bakara 2/217; Mâ’ide 5/54; «mü’mine düşman olanlar» — Hâdis-i kudsî «velîlerine düşmanlık edenler harp ilân etmiştir» — Buhârî, Rikâk 38 (6502); Beyhakî, Sünenu’l-Kübrâ 10/219; modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- Mürşid’in Hayât Niyâzı («Sağ Sâlim Olursak»): «inşâ’allâh» tâbiri — Kehf 18/23-24; «mü’minin tevekkül-niyâz dengesi» — Tevbe 9/51; Mâ’ide 5/23; modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; «hayât niyâzı» — Bediuzzaman, Mektûbât.
- Karabaş Silsilesi ve Manevî Tedrîs: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern Karabaş tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Silsile, Râbıta. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı