A’râf 200-201: «Sana Vesvese Gelirse Allâh’a Sığın» — 42. Nasîhat
Allâh sağlık verirse inşâallâh bu kış döneminde zikirle alâkalı âyet-i kerimelere devam edeceğiz. Onları anlamaya, okumaya. Bugünkü nasîhat, 42. nasîhat, A’râf Sûresi, âyet 200 ve 201. Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Eûzü billâhi mineş-şeytânirracîm. İnnâ l-lazîn et-teğâv, ida mes-se-hum dâ-ifun mine’ş-şeytâni’r-racîm. Dâ-ifun mine’ş-şeytâni’r-racîm. Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. A’râf âyet 200. Eğer şeytan tarafından sana bir vesvese gelirse, Allâh’a sığın. Şüphesiz ki Allâh her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi bilendir. Allâh’tan korkanlara şeytandan bir vesvese dokununca Allâh’ı zikrederler ve hemen gerçeği görürler. Cenâb-ı Hak bu âyet-i kerimelerde şeytanın insana vesvese vereceğini söylüyor.
Ve şeytan insanlara vesvese verir. Ve normalde bu vesvese gelince de hemen Allâh’a sığınmalarını söylüyor. Tabi Allâh’a sığınma da Eûzü ile. Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Şeytanın şerrinden Allâh’a sığınıyoruz. normalde şeytan bize bir vesvese verdi. O zaman hemen Allâh’a sığınacağız. Bir işe başlarken Allâh’a sığınarak başlayacağız. Evden çıkıyoruz Eûzü besmeleyle. Arabaya bineceğiz Eûzü besmeleyle. Yemek yiyeceğiz Eûzü besmeleyle. Bir işe girişeceğiz Eûzü besmeleyle. şeytandan Allâh’a sığınarak başlayacağız ki o işin üzerinde yürürken, o meselede şeytanın vesvesesine biz maruz kalmıyoruz. Cenâb-ı Hak bizi korusun, muhafaza etsin. Ve normalde Âyet-i Kerîmede Allâh’tan korkanlara dediği o takvâ sahibi olanlar.
Allâh’la ilişkisi sağlam olan, Allâh’la ilişkisi tam olan, Allâh’la ilişkisinde kopukluk olmayan, her halde Allâh’ı, Allâh’la olan bığını kuvvetlendiren, tefekkür eden, bu noktada Allâh’ı zikreden kimseler, takvâ sahipleri, onlar normalde Allâh’tan korkup ona sığınırlar. Vesveseye maruz kaldığında da hemen Allâh’ı zikrederler. Çünkü Allâh’ı zikir, normalde direkt Allâh’la bağlantı kurmak, Allâh’la bağ kurmaktır.
Deccâli Sistem ve Bölünmüş İslâm Dünyâsı — Tarîkatların Yasaklanması
Normalde başka bir şeyle alakalı, önünüze bir şey geldi, siz hemen zikrederseniz Allâh’la bağ kurmuş olursunuz ve şeytanın tasallutundan, şeytanın sizin üzerinizde olan tecelliyatından kurtulmuş olursunuz. Şimdi ne yazık ki insanlar zikrullâh’tan uzaklaştırdılar ve uzaklaştırıldılar. komple İslam dünyasında en büyük handikaplardan birisi, insanları zikrullâh’tan uzaklaştırmak. bütün İslam dünyasında tarîkatları yasakladılar, sûfî bir düşünceyi, sûfî bir hayatı yasakladılar, insanların zikretmesini yasakladılar, toplu halde zikretmeyi yasakladılar. Çünkü o büyük deccâlîst kapitalist sistem insanları gerçek İslam’ı öğrenmelerini, gerçek İslam’ı anlamalarını, gerçek İslam’ı yaşamalarını istemiyor. bütün İslam ülkelerinde ve Hristiyanlarda ve Yahudilerde devletlerin veyahut da global dünyanın dayattığı bir din var.
Müslümana ayrı bir din dayatıyor, Hristiyana ayrı bir din dayatıyor, Mûsevîlere ayrı bir din dayatıyor, Hindûlara ayrı bir din dayatıyor, Veyahut da Buda’ya tapanlara ayrı bir din dayatıyor, din dayatıyor, ateistlere ayrı bir din dayatıyor. Ateistler de aslında ateizm dinine tabiler, onlar da bir din sahibiler ve normalde bütün insanları böyle bölüyorlar, parçalıyorlar, hem ülkelerini bölüp parçalıyorlar, deccâlîst sistem Osmanlıyı böldü, 30’un üstünde devlet çıkardı ama git şimdi ABD diyor ki eğer eyaletler başkaldırılsa bastırırım diyor, bölünmeye karşı çıkıyor veya Rusya kocaman bir ülke, onun bölünmesine karşı çıkıyor, Çin kocaman bir ülke, Hindistan kocaman bir ülke, bir kısmını onun böldüler ama böylece coğrafyayı böldükleri gibi dinleri de bölüyorlar, Katolikler bir yerde, protestanlar bir yerde, onlar da bölünüyor, İngiliz Anglikan kilisesi bir yerde, Süryânîler ayrı bir yerde, bunları bölüyor, İslam da, Müslümanlar da bölüp, Müslümanlar da hem devletler olarak bölüp, hem de din anlayışı olarak bölüp, ve onların içerisinde bir daha bölüyor onları, onların kendi içerisinde bir daha bölüyor, olmuyor bir daha bölüyor, mesela bir Risâle-i Nûr çıkıyor, ardından 3-4 tane Risâle-i Nûr bölünüyor, bir Süleymancılar çıkıyor, ardından 3-4 tane Süleymancı oluyor, bir Nakşibendîler çıkıyor, 118 tane Nakşibendî çıkıyor, onları da bölüyor onu, şeytanla beraber de caliç sistem hepsini bölüyor, onlar tek merkezde olmaması lazım, bir yerde olmaması lazım, aynı şey bizim dergâh için de geçti, ne yaptı?
Az Zikrin Aile Fitnesi — Mürşid-i Kâmile İntisâb ve Anne Baba Hakkı
Bölündük biz, Şeyh Efendi sağlığında ilan ettirdi iki kişi, onlar şeyhliklerini ilan edin dedi, ilan edildi, hiç kimse takmadı, hiç kimse de dinlemedi, şeyhlerini de dinlemedi, herkes kendi kafasına, birer buyruk oldular, bakın o bölünme, küçücük yerlerde dahi devam ediyor, ve Müslümanlar bunun farkında değil, ne bir de bunu bölünmeyi önlemek için, veya bunu fark etmeler için, Allâh’ı çok zikretmeleri lazım, ama Allâh’ı çok zikrederlerse, hakikati görecekler, gerçeği görecekler, gözlerindeki deccâliyetin ördüğü perde, heva ve heveslerinin ördüğü perde, kalkacak ortadan, şimdi Allâh’ın birini ördüğü perde, şimdi Allâh’ı az zikredince, vesveseyle hareket ediyor, Allâh’ı az zikredince, o kimse heva ve hevesiyle bakıyor, Allâh’ı az zikredince mesela, çocuk anne babaya karşı geliyor, Allâh’ı az zikrediyor, anne baba çocuğa zulmediyor, Allâh’ı az zikrediyor, kadın kocasına zulmediyor, Allâh’ı az zikrediyor, erkek karısına zulmediyor, Allâh’ı az zikrediyor çünkü, Allâh’ı çokça zikretseler, senin kalbi gözün açılacak, kalbi kulağın açılacak, kalbi aklın açılacak, ama bunlar kapanması lazım ki, sen hakikati görmeyesin, bunlar kapanması lazım ki, sen hakikati duymayasın, bunların kapanması lazım ki, sen hakikate tabi olmayasın, şimdi Allâh’ı az zikrediyor, bir kimse alim alimi hiçe sayıyor, çünkü Allâh’ı zikretmiyor, Allâh’ı zikretmiyor, bir mürşid-i kâmili dinlemiyor, Allâh’ı zikretmiyor çünkü, ben sana bağlayayım diyor, ben sana bağlandım, ben seni çok seviyorum diyor, şeyhini dinlemiyor, neden?
Allâh’ı az zikrediyor çünkü, normalde çok zikretmiş olsa, onun intisabı farklı olacak, onun bakışı farklı olacak, çocuk çok zikretmiş olsa, anne baba hakkını gözetecek, anne baba hakkını gözetmezse, kalbi kararacak çünkü, siz anne babalarınızı öh bile demeyeniz, âyet-i kerîme, çocuk anne babayla dedişiyor, anne babayla tartışıyor, anne babaya isyan ediyor, az zikrediyor, kalbi kararıyor, gözü görmüyor hiçbir şey, eşler arasında da aynı, ve hayatın en merkez noktası, Allâh’ı zikir, ama insanları biz zikrullahı anlatamıyoruz, zikrullahı normalde biz insanlara tebliğ bile edemiyoruz, çünkü Allâh’ı zikredenleri veya zikir meclislerini, çünkü belli sistem, belli sistem öcü gibi
Hutbede Zikrullâhı Bastıran Münâfıklar — Eğip Bükülen Âyetler
göstermiş, öcü, o sistem o insanları öcü gibi göstermiş, normalde bir insana tarikattan, cemâatten bahsedersen, şimdi öcü görmüş gibi, sanki düşman görmüş gibi görüyorlar, deccâlîst sistem, komple, dünya üzerindeki deccâlîst sistem, Kur’ân ve Sünnet’i kendisine ilke edinmeyen bütün sistemler deccalisttir, Kur’ân ve Sünnet’i kendisine ilke edinmeyen, Kur’ân ve Sünnet’in hukukuyla hukuklanmayan bütün sistemler tâğûtîdir, ve bunlar normalde dinin hakikatini, dinin gerçeğinin bilinmesini istemezler, ve bunlar dini saklarlar, eyüp bükerler Âyet-i Kerîme’yi, bunlar ama dünyaya az bir pahaya satarlar, ama makama, ama mevki, ama herhangi bir şeye bakaraktan, ama memurluklarına bakarlar, ama bürokratlıklarına bakarlar, ve Âyet-i Kerîme’leri saklarlar, veya eyüp bükerler, ve hatta kendilerince o firavuni sisteme uygun bir hale getirmeye çalışırlar, o yüzden Allâh’ı, Zikrullâh’ı savunamazlar bile, hutbeye çıkarlar, geçen haftalarda olduğu gibi, orada Zikrullâh vardır, zikir vardır, o zikri söyleyemez, namaz kılmak en büyük zikirdir der çıkar, oysa namaz sizi kötülüklerden alıkoyar, ama Allâh’ı zikir en büyük iştir der Âyet-i Kerîme’de, bunu cesaretle söyleyemezler, bunu cesaretle söylerlerse maaşları kesilir, makamlarından olurlar, o yüzden oysa Cenâb-ı Hak’ta Âyet-i Kerîme’de, şeytan size musallat olursa, şeytan size musallat olursa, bunun karşılığı, bunun normalde, sizi bu musallatlıktan kurtaracak olan şey, Allâh’ı zikirdir der, çünkü şeytan bizim damarlarımızda da dolaşır, şeytan bizim normalde damarlarımızda dolaşır, şeytan bizim içimizde de dolaşır, şeytan bize VSS verir, başka bir Âyet-i Kerîme’de de dolaşır, şeytan bize VSS verir, başka bir Âyet-i Kerîme’de de, sen benim dostlarıma bir VSS veremezsin, sen benim dostlarımı sattıramazsın der, Allâh bizi kendisine dost eylesin.
Âmîn. Bu haride geçen hadîs-i şerîfte Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler, Allâh’ı zikredince siner çekilir, gaflet etse VSS verir der, şeytanın korktuğu, çekindiği bir tek şey vardır, Allâh’ı zikirdir. Zikrullâh’ın en eftali de La ilâhe illallah’dır. Bakın La ilâhe illallah’dır.
Buhârî-Müslim: «Şeytân Kalbe Tüner, Zikr ile Siner» — Lâ İlâhe İllâllâh Kalesi
Hadîs-i kudside kim La ilâhe illallah der ise, benim kalama sığınmıştır, o kalan ne metin kaladır der, hadîs-i kudside. O yüzden şeytanın VSS’inden, şeytanlaşmış insanların bize olan davranışlarından, kötülüklerinden, büyücülerin büyüsünden, kâfir cinnilerin musallatından, bizleri muhafaza edecek olan tevhiddir. La ilâhe illallah’dır. Şimdi az zikredince ona büyü de bulaşıyor, az zikredince ona nazar da bulaşıyor, az zikredince şeytan ona VSS de veriyor, az zikredince az zikrediyor çünkü, eşinden imtihan oluyor, çocuğundan imtihan oluyor, annesinden babasından imtihan oluyor, az zikretliğinden oluyor, az zikrediyor. Oysa Allâh’ı çokça zikretmiş olsa, Cenâb-ı Hak hakikati gösterecek ona. Cenâb-ı Hak onun gözünden perdeyi kaldıracak.
İnsanın kalp gözünün açılmasına vesile olan tek ibadet vardır, Allâh’ı zikirdir. Bu namazı küçümsediğim aklınıza gelmesin, orucu küçümsediğim aklına gelmesin, onların vakitleri bellidir. Namaz vakti belli bir ibadettir, şartları bellidir. Abdest alacaksın, kıbleye yönelteceksin, üstün başın temiz olacak vakti var, öğlen namazının vakti girmeden, öğlen namazını kılamazsın. Orucu vakti var, ramazan orucu belli vakitlerde, veyahut da siz pazartesi perşembe tutarsanız belli vakitlerde. Ama Allâh’ı zikretmenin hiçbir vakti ve hiçbir ön şartı yoktur. Abdestli abdestsiz, gusüllü gusülsüz, zamanlı zamansız Allâh zikredile bilinir. Siz ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine Allâh’ı çokça zikredin.
Ve âyet-i kerîmenin başında da namazlarınızı kıldıktan hemen sonra. çıkıp bazı böyle kimseler namazla zikirdir, namazdan daha büyük zikir yok. Yalan söyleme, âyet-i kerimeleri çaptırma. Sen münafıksın. Ancak münafıklar âyet-i kerimeleri çarpıtır. Ancak münafıklar âyet-i kerimeleri eğerler, bükerler. Ancak münafıklar âyet-i kerîmenin hakikatini saklar. Ancak münafıklar Müslümanları saptırmak için uğraşır Müslümanların içerisinde. Bir kimse zikir ayetini çarpıtıyorsa münafığın ta kendisidir. Bir kimse zikir âyetlerini görmezden geliyorsa, inkar ediyorsa kafirin ta kendisidir. Bir kimse zikrullahı küçük görürse kâfirdir. Bir kimse Allâh’ı zikirle alakalı alay ediyorsa kâfirdir o kimse.
Zikrullâh Düşmanlığı Nikâhı Düşürür — Günlük Virdi Çekmeyen Dervîş
Bunu nikahlı bir kimse yaparsa nikahı boş olur. Kadın zikrullâha düşman boş olur. Erkek zikrullâha düşman boş olur. Evet nikahı kalmaz o kimsenin. Ve tövbe edip geri dönmezse imansız bir şekilde gider. Hele zikrullâha düşman olanlar var ya, onlar tövbe etmezlerse direkt kafir olarak göçerler giderler. Hatta tövbelerinin kabulünde dahi şüpheye onların belirli ne der? Çünkü onlar zikrullâha düşman. Çok tövbe etmeleri lazım çok. Yoksa son nefesleri tehlikede olur. Ve şeytan kalbimizi de tüner bizim. Başka bir rivayette kapıda durur kalbin kapısında durur diyor. Oradan zikrullâh eksilirse hemen içeri girer diyor. Hemen içeri girer. O yüzden kalbi şeytanın vesvesesinden korumanın tek yolu Allâh’ı zikirdir başka bir şey değildir.
Rabbim bizi öyle zikredenlerden eylesin. Ve yine hadîs-i şerifte Buhârî’de ve Müslim’de Şüphesiz ki şeytan Ademoğlunun damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır der. O yüzden şeytanın vesvesesinden kurtulmak, şeytanın tasallutundan kurtulmak ancak Allâh’ı zikirle mümkündür. Eğer bir kimse Allâh’ı zikretmiyorsa kim olursa olsun. Bakın kim olursa olsun. Allâh’ı zikretmiyorsa o kimse şeytanın tasallutunda şeytanın musallatında kalır. Ve o bu noktada kafir cinlilerin ve şeytanın elinde oyuncak olur. Şimdi evlerdeki huzursuzluklar, işyerlerindeki huzursuzluklar, kazançlardaki berekesizlikler, evlerdeki berekesizlikler, arkadaşların arasındaki samimiyesizlikler, dostların arasındaki samimiyesizlikler, cemâatlerdeki dağınıklık, toplu İslam dünyasındaki dağınıklığın sebebi İslam dünyasının Allâh’ı az zikretmesi.
Namazdan sonra 33 Sübhânallâh 33 Elhamdülillâh 33 Allâhu ekber bunu bile terk ettik biz. Bakın terk ettik. Oysa kim bunları böyle çeker de 100.sünde la ilâhe illallah ve vatuhu ve şerikele lehülmülkü ve lehülhamduhu ve huve ala kültüşeyin kadir der ise deniz köpükleri kadar günahı olsa Allâh onu affeder der. Allâh onu affeder der. Ama biz onu da bıraktık. Biz 100 sefer tevhid dahi çekemiyoruz. La ilâhe illallah diyemiyoruz biz. Biz günlük virtimizi dahi zor çekiyoruz. Bazı arkadaşlar çekmiyorlar bile. Benim yeni dervîş olduğumda sabahlı akşamını ders veriyorduk biz. Bir müddet sonra ben sabahlı akşamını ders vermemeye başladım. Bununla alakalı şeyh efendiye de şikayet etmişler sabahlı akşamını vermiyor tek ders veriyor diye.
Şeyh efendi dedi oğlum tek ders veriyormuşum dedi. Dedim efendim bunu çekseler yeteceğim dedim. Ya buna razıyım. bunu çeksinler tek dersi çeksinler yetesin. Doğru söylüyor Mustafa efendi dedi. İnsanlar şimdi dersi de çekmiyor dedi. Çekmiyorlar efendim dedim.
Soyunma ve Kâfir Cinnîlerin Musallatı — Hanzo Suçlaması Hâdisesi
Yani bağlı intisaplı çok seviyorum diyor. Dersi çekmiyor o kimse. Düşünün dersini çekmiyor. zikretmiyor. O ona çok geliyor. Bakın çok geliyor. Kendince gece çekeceğim diyor. Saat de çekemiyor. Sabah çekeceğim diyor sabah da çekemiyor. Uyku hali var. Yok yorgunluk var. Yok bilinen ne var? Biz Allâh’ı çok zikredemiyoruz. Böyle olunca da şeytan bizde oynuyor. Kâfir cinnîler bizde oynuyor. Oynuyor. normalde Cenâb-ı Hak şu Müslümanların gönül perdelerini açsa, gönül gözlerini açsa Allâh’ı de, billahi de, tillahi de diyorum kendilerini zikretmekten bir an olsun geri durdurmazlar. Kâfir cinnîler hem kadınlarla oynaşıyor hem erkeklerle oynaşıyor. Evet. Bunu bilse insanlar ne eşlerini böyle eşlerini çıplak dolaştırır.
Ne çocuklarını çıplak dolaştırır. Onları normalde teşhirci noktaya getiren kâfir cinnîler. Vesveseyle onları götürüyorlar. Biraz daha aç kendini herkes sana baksın. Biraz daha aç kendini herkes sana baksın. Herkes sana baksın. Ondan sonra diyor ki bizim ülkemiz Hanzo. bütün kadının her tarafı meydanda bu ülke Hanzoymuş. Aynen öyle diyor. Bizim ülkemizin erkekleri Hanzo diyor. Neden? Ona bakıyorlarmış. Hiç kimse de ona dava açmıyor. Ben şimdi desem ki ondan sonra siz erkekler olarak Hanzoymuşunuz veya Hanzosunuz desem herkes beni dava açar. Bana dava açar herkes. Ve mahkemeye de Özbağ’a ismi var ya yüzüme bakmadan hakim cezayı yapıştırır geçer. Özbağ’a ismi çünkü. Bakmadan tanımadan bile verir cezayı.
Ama o kadın açmış her tarafını ve bütün ülke erkeklerini Hanzo diye hakaret ediyor. Hiçbir dava açılmıyor ona. Ama her yeri meydanda. Onu şeytan ve kâfir cinnîler ona musallat olmuş. Bakın bir kadın soyunuyorsa kâfir cinnîler ve nefsi, kâfir cinliler şeytan hepsi bir yere toplanmışlar. Onu mutsoyar gibi soyuyorlar. Erkekler normalde o soyunmaya müsaade ediyorsa evet onlara da şeytan ve kâfir cinnîler ona da musallat olmuş. Sen istediğin kadar dervîşimde. Evet. Evet. Sen söz geçiremiyorsun neden az zikrediyorsun. Sen söz geçiremiyorsun karşıdaki zikretmiyor çünkü. Senin eşin ve çocukların zikretseler teşhirci olmayacaklar. Sen tam olarak zikretsen sen zaten duanla veya halinle hareketinle değiştireceksin ortalığı.
Değiştiremiyorsun. Sebeb kâfir cinnîler ve şeytan musallat olmuş insanlara ve insanların kalbinde cirit atıyorlar. Kalbinde meleğin sesine bakacağına kalbinde meleğin sesine bakacağına şeytanın vesvesesine bakıyorsun. Nefsin sesine bakıyorsun. Bizim kalbimizde iki tane ses var. Bir ses meleğe ait vicdan dediğimiz şey. Öbür ses nefsimize ait. O şeytandan alıyor talimatı. Şeytandan talimatı alıyor. O konuşuyor. İkisi ikisi çalışıyor. Normal Müslümanlarda. Yok biraz daha sen emmâreye geçtin levvâmeye geçtin mülhimeye geçtin mutma’inneye geçtin de o zaman kalbinde 4 ses olacak. Bir tarafta meleğin sesi ve Cenâb-ı Hak’tan sen hitap aldıysan Allâh’ın sesi bir tarafta da şeytanın sesi ve nefsin sesi.
Bu 4 ses olur o kimsenin kalbi o kimseye Cenâb-ı Hak hitap ettiyse. Cenâb-ı Hak ona hitap etmediyse iki ses çalışmaz. Allâh’ın sesiyle şeytanın sesi sende kapalıdır. Şeytan şeytan nefsine vesvese verir. Allâh da meleğin üzerinden konuşur.
Kalpte 4 Ses, 5 Makâm ve Müftünün Rü’yetullâh Cehâleti
Ama normalde 4’ü geçtin 5. makama geldin senin kalbine hitap eden Allâh olur. Önce tanıdık sesle gelir bu hitap. Şeyhinin sesiyle gelir. Sonra Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sesine bürünür. Sonra Cenâb-ı Hak kendi sesiyle seslenir sana. Bu normalde ehl-i sufinin yaşaması gereken hadiselerdir. Ama bunlarla da dalga geçiyorlar şimdi. Ve bunların olmayacağını söylüyorlar. Hacı Erkan İzmir’de Allâh’ı gördüm rüyamda dedi kıyamet koptu Türkiye’de. Müftü dair çıktı Bursa’da bizi konuştu. Koca Müftü kendi bastırdıkları ilâhiyâtı, Diyânetin bastırmış olduğu insan İslam anziklobedesindeki rü’yetullâh ile alakalı babı okumamış. Allâh’ın rüyada görünebileceğine dair o bölümü okumamış.
Koskoca Müftü cahil. Bu konunun cahili ama paranın cahili değil. Bu konunun cahili. Kendi bastırdıkları Sâbûnî’nin akaydından haberi yok. Kendi bastırdıkları İmâm Mâtürîdî’nin tevhidinden haberi yok. Diyanetin kitaplarından. Ve bunu mahkemeye çıktığımda ben Diyânetin kitaplarından bunları aldım. Mahkemeye sundum. Dedim ki Müftünün kendi kurumunun yazmış olduğu, yayınlamış olduğu, dağıtmış olduğu kitaptan kendisinin haberi yok dedim. Acı bir şey bu. Sebep, sebep size dayatılmış bir din öğretiliyor. Tasarlanmış, dayatılmış karanlık menfezlerde orası burası yontulmuş, budanmış bir din. siz namazınızı kılacaksınız, orucunuzu tutacaksınız. Diyânet de hacca gideceksiniz, umreye gideceksiniz. Yaşayacak olduğunuz din bu kadar.
Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendindirilir. Bunu öğrenmeyeceksin. Onlar az pahaya Allâh’ın âyetlerini sattılar. Bunu da öğrenmeyeceksin. Bakar ay 124, onu öğrenmeyeceksin. Yasaklı âyetler bunlar.
Yâsîn 21 ve Bakara 124 — «Ücret İstemeyenlerin Peşinden Gidiniz»
Yasin 21, sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Onlar hidayete ermişlerdir. Bu ayeti kerimeyi sen öğrenmeyeceksin. Yasin 21’i. Bunlar yasaklı ayeti kerimelerdir. Sebep, çünkü sizden ücret isterler din adı altında. Din adı altında, dini hizmet adı altında sizden ücret isterler. Namaz kıldırırlar sizden ücret isterler. Oradan buradan fetva bulurlar ona. Sizde terâvîh kıldırırlar sizden ücret isterler. Oradan buradan bulurlar fetvasını. Kur’ân kursu açacağız derler o Kur’ân kursu bir türlü açılmaz. Sizden para isterler, dilenirler. Cami yapacağız derler, câmi yapacağız derler. Sizden para dilenirler o câmiler bitmez bir türlü. Türkiye’nin en zengin vakfı, Diyânet’in vakfıdır. Türkiye’nin en zengin vakfıdır.
En zengin vakfı Diyânet’indir. Ve siz o vakıf aracılığıyla hacca gidersiniz, umreye gidersiniz. Eğer vakfın size bir kartı olmazsa siz hacca da gidemezsiniz, umreye de gidemezsiniz. Her hacca gidenden Diyânet işleri vakfı sizden ücret alır. Yasin 21 sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Eğer sizden birileri ücret dileniyorsa din adına o hidayet ermiş değildir. O şeytanın vesvesesine kanmış, şeytan onu dünya ile aldatmış, dünyayı ona süslü göndermiştiniz. Hangi şey olursanız olun, hangi cemâat olursanız olun, hangi tarîkat olursanız olun, hangi topluluk olursanız olun. Eğer siz nasîhat ettinizden ücret istiyorsanız, kapı kapı para dileniyorsanız, bu âyet-i kerimelere göre siz peşinden gidilecek insanlar değilsiniz.
Siz peşinden gidilecek insanlar değilsiniz. Siz din adamı da değilsiniz, siz alim de değilsiniz, siz şeyh de değilsiniz, siz dervîş de değilsiniz, siz iman da değilsiniz. Değilsiniz. Allâh’ı zikretmiş olsaydınız kalbiniz harekete geçerdi, kalbiniz harekete geçince de siz kalkıp da nefsinize zebûn olup insanların parasına, malına, mülküne çökmeye çalışmazdınız. İnsanlardan para toplayacağım diye kapı kapı dilenmezdiniz. Müslüman dilenmez! Müslüman dilenmez! mü’min dilenmez! Kapı kapı el açmaz! Kapı kapı millete dilenmek için şîrin görüneyim diye uğraşmaz! Onun parasını pulunu ütmek için şîrin görüneyim diye uğraşmaz! Hakkı ve hakikati söyler isterse etrafında hiç kimse kalmasın. Hakkı ve hakikati haykırır mü’min!
İsterse yalnız başına kalsın. Hak ve hakikatten sorumludur mü’min çünkü. Hele bir toplumun önüne geçtiyseniz hak ve hakikatten başka bir şey konuşamazsınız. Kur’ân’dan ve sünnetten başka bir şey konuşamazsınız. İmamların iştahadından başka bir şey konuşamazsınız. Sûfîlikse yolunuz ilk sûfîlerin yolundan ve düstûrundan başka bir şey konuşamazsınız. O kırılmasın, o incinmesin deyip âyet-i kerimelere eğip bükemezsiniz. O incinmesin, o kırılmasın deyip haramı helal edemezsiniz. Helalini de haram edemezsiniz. Edemezsiniz! Ediyorsanız kafirsiniz! Yok faizin şu kadarı helal yok faizin bu kadarı caiz! Siz kafirsiniz! Yok devletin faizi faiz değil! Kafirsin sen bunu böyle söylediğinde! Başka bir şey değilsin!
Eğip bükme! Ya da çık aslanlar gibi de ki, Dârü’l-Harb’e müminle kafirin arasında faiz yoktur. Hz. Mekhûl hadîsi böyledir, İmâm-ı A’zam’ın ictihâdı vardır. De, çık meydanağa! Bunu da diyemezsiniz. Neden diyemezsiniz? Maaşlarınız kesilir. Neden diyemezsiniz? Siz belli yerlerde ağırlanmazsınız sonra. Siz ancak ve ancak deccali sistemin köpeği olursunuz. Başka bir şey olmazsınız. Deccâlî sistemin köpekleri var.
Cemâleddîn Afgânî Masonluğu ve Risâle-i Nûr 29. Mektûb Kaldırma
Evet, bunlar Cemâleddîn Afgânî’yi öde sürüp, Cemâleddîn Afgânî masondur. Cemâleddîn Afgânî’nin fetvasını söyler. İngiliz masonudur, Londra masonudur. İngiliz Londra büyük masonlar locasındandır. Kraliyet masonlarındandır. Evet, Cemâleddîn Afgânî bir kraliyet masonudur. Onun fetvalarının hiçbirisi de geçerli değildir. Onun fetvasını gelip de bu Anadolu Müslümanlarına dayatmak, Anadolu Müslümanlarına söylemek, küfürden başka bir şey değildir. Az zikrediyoruz çünkü. Allâh’ı çokça zikredsek Allâh bizim kalbimize ilham edecek. Bunu da unutturdular bize. Allâh bir tek normalde peygamberlere vahyediyor. Allâh meleklere vahyetmiyor. Âyet-i Kerîme’de meleklere vahyediyor. Onlara göre Allâh araya vahyetmiyor.
Âyet-i Kerîme’de araya vahyediyor. Meryem’e vahyetti. Fir’avn’un hanımına vahyetti. Mûsâ’nın annesine vahyetti. İbrâhîm’in annesine vahyetti. Göklere vahyetti. Yerlere vahyetti. Ama Allâh insana vahyetmiyor. Kendisine halife olarak yarattığı insana vahyetmiyor. Bunu da kapattılar kapısını. Neden? Allâh’ı çok zikredersen kim kafir kim münafık ayıracaksın. Allâh’ı çok zikredersen yolda giderken önünde bir kafir yürüyor diye senin kalbine ses gelecek. Allâh’ı çok zikredersen o konuşan siyasetçinin gerçekten münafık olduğunu kalbin ilham alacak. Allâh’ı çok zikredersen bir siyasetin peşine düşsün bir bürokratın münafık olduğunu göreceksin. Allâh’ı çok zikredersen şeyhim diye sarıldığın kimsenin dünyaya tapan bir şeytan olduğunu göreceksin.
Allâh’ı çok zikredersen sen bizim hacımız hocamız bizim alimimiz bizim ulemamız dediğiniz kimsenin ahir zaman alimi şeytanın alim olduğunu göreceksin. Bunu görmemen için Allâh’ı zikretmemen lazım. Bunları görmemen için ilâhiyâtıyla, diyanetiyle, hacısıyla, hocasıyla, münafığıyla, kafiriyle, deccalisiyle, emperyalistiyle, hep beraber toplanıp Allâh’ı zikredenlere düşman olmanız lazım. Ve zikretmemeniz lâzım. Ben yeni dervişken daha Risale-i Nurcular bana şunu diyorlardı. Diyorlar ki zaman tarîkat zaman değil, zaman imanı kurtarma zamanı. Ben Risâle-i Nûr’dan cevap veriyordum. 29. Mektûb 9. kızım 8. telvi. Rahatsız oluyorlardı ondan. Çünkü orada Allâh’ı zikrediyor. Üstad. Ondan rahatsız oluyorlardı.
Sonra Mektûbât’tan o kısmın kaldırıldığını da gördüm. Evet. Bir kardeşimiz Mektûbât’ı dedi ki kaldırmışlar dedi. Mektubatı gözümle gördüm. O kısım 29. Mektûb 9. kısım 8. telvi. Kaldırmışlar. Neden? Neden? Zamanı değilmiş. Ha Üstad konuşmuş onu. Üstad’dan daha fazla Üstad onlar. Zamanı değil. Bazı Üstad’ın Risale-lerinden eksiklikler var. Risale-lerinden kaldırılanlar var. Risale-leri yutuyorlar. Neden? Deccâlîst sistem onlara baskı yapıyor. Bunları yayınlamayın diyor. Yayınlamıyorlar. Üstad’a nasıl hesap verecekler onu bilmiyorlar. Evet. Sebep? Çünkü siz zikirden uzak olacaksınız. Her şey bütün sistem sizi zikrullâhdan uzak tutmak için. Sebep? Sistem şeytanın emrinde çünkü. Sistem şeytana çalışıyor.
Bütün dünya sistemi şeytana çalışıyor. Bizim ülkemizde şeytana çalışıyor. Rabbim bizi zikredenlerden eylesin. Âmîn.
Kaynakça
- A’râf 7/200-201 — Şeytanın Vesvesesinde Allâh’a Sığınma: «Ve immâ yenzeğanneke mine’ş-şeytâni nezğun fe’sta’iz bi’llâh, innehû semî’un alîm. İnne’llezîne’tteğav izâ messehum tâifun mine’ş-şeytâni tezekkerû fe-izâ hum mubsırûn» (Eğer şeytandan sana bir vesvese gelirse hemen Allâh’a sığın; şüphesiz O, hakkıyla işitendir, bilendir. Allâh’tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokununca Allâh’ı zikrederler de hemen gerçeği görürler) — A’râf 7/200-201; tefsîr — Taberî 9/152; Râzî 15/100; İbn Kesîr 3/527; Beyzâvî, Envâru’t-Tenzîl; Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili 4/2316; sufî te’vîli — Kuşeyrî, Letâifü’l-İşârât; modern okuma — Bediüzzamân, Lem’alar 13. Lem’a (vesvese-i şeytânın mâhiyeti).
- Buhârî ve Müslim Hadîsi — Şeytân Kalbin Üzerinde Tüner, Zikr ile Siner: «İnne’ş-şeytâne kâbidün alâ kalbi’bni Âdeme; fe-izâ zekera’llâhe hanasa, ve izâ ğafele vesvese» (Şüphesiz şeytân Âdemoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler; Allâh’ı zikredince siner çekilir, gaflete düşünce vesvese verir) — Buhârî, Sahîh, “Tefsîr” 6 (Nâs Sûresi); Beyhakî, Şu’abü’l-İmân 1/406; «Şeytân Âdemoğlunun damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır» — Buhârî, Sahîh, “Bed’ü’l-Halk” 11; Müslim, “Selâm” 23; Ebû Dâvûd, “Sünne” 19; modern tedrîs — İbn Kayyım, el-Vâbilü’s-Sayyib (zikrin şeytâna karşı kalkanlığı).
- Ahzâb 33/41-42 ve Âli İmrân 3/41 — «Allâh’ı Çokça Zikredin»: «Yâ eyyuhe’llezîne âmenû’zkurullâhe zikran kesîrâ ve sebbihûhu bukraten ve asîlâ» (Ey iman edenler, Allâh’ı çokça zikredin, sabah akşam O’nu tesbîh edin) — Ahzâb 33/41-42; «Vezkür rabbeke kesîran ve sebbih bi’l-aşiyyi ve’l-ibkâr» — Âli İmrân 3/41; «Fe’zkurûnî ezkürküm» (Beni anın, ben de sizi anayım) — Bakara 2/152; «Elâ bizikri’llâhi tatma’innu’l-kulûb» — Ra’d 13/28; tefsîr — Taberî, Câmiu’l-Beyân; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; «zikr-i kesîr» tedrîsi — Gazzâlî, İhyâ 1. Cilt (“Edhâr ve Da’avât”); İbn Atâullâh, Miftâhu’l-Felâh; modern okuma — Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu, Esânid-i Hâcegân.
- «Şeytanın Sığındığı Tek Şey: Lâ İlâhe İllâllâh» — Hadîs-i Kudsî: «Men kâle Lâ ilâhe illâllâhü dehale fî hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî» (Kim Lâ ilâhe illâllâh derse benim kaleme girmiş olur; benim kaleme giren de azâbımdan emîn olur) — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/229; Beyhakî, Şu’abü’l-İmân; benzer rivâyet — Tirmizî, “Deavât” 64; «Lâ ilâhe illâllâh efdal-i zikrdir» — Tirmizî, “Deavât” 9; Nesâî, “İmân” 3; klasik tedrîs — Süyûtî, Netîcetü’l-Fikr fi’l-Cehri bi’z-Zikr; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Râmûzu’l-Ehâdîs Şerhi.
- Yâsîn 36/21 — «Ücret İstemeyenlerin Peşinden Gidiniz»: «Ittebi’û men lâ yes’elüküm ecran ve hum mühtedûn» (Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun, onlar hidâyete ermişlerdir) — Yâsîn 36/21; tefsîr — Taberî 22/156; Râzî 26/52; İbn Kesîr 6/575; Şûrâ 42/23 «kul lâ es’elüküm aleyhi ecran ille’l-meveddete fi’l-kurbâ» (Bu tebliğe karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ancak yakınlarıma sevgi hâriç) — Şûrâ 42/23; modern tedrîs — Said Havvâ, el-Esâs fi’t-Tefsîr; Bediüzzamân, Mektûbât 9. Mektub (ihlâs ve ücretsizlik).
- Bakara 2/124 — «Sözüm Zâlimleri Kapsamaz» (İmâmlık ve Liyâkat): «Ve izi’btelâ İbrâhîme Rabbühû bi-kelimâtin fe-etemmehunne, kâle innî câ’ilüke li’n-nâsi imâmâ; kâle ve min zürriyyetî, kâle lâ yenâlü ahdi’z-zâlimîn» (Hani Rabbi İbrâhîm’i bir takım kelimelerle imtihân etmiş, o da onları tamamlamıştı; «Seni insanlara imâm yapacağım» buyurmuştu. İbrâhîm: «Soyumdan da yap» deyince Allâh: «Benim ahdim zâlimlere ulaşmaz» buyurdu) — Bakara 2/124; tefsîr — Taberî 1/567; Râzî 4/40; İbn Kesîr 1/164; «zâlim imâmlığa ehil değildir» tedrîsi — İbn Kayyım, İ’lâmu’l-Muvakkı’în; modern okuma — Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’ân.
- Cemâleddîn Afgânî (1838-1897) ve Mason İddiâları — Anadolu Müslümanlarına Etkisi: Cemâleddîn Afgânî — Mısır’da Mason Şark Yıldızı locası mensûbu (Locada 1878 listede kayıt — bk. Elie Kedourie, Afghani and ‘Abduh: An Essay on Religious Unbelief and Political Activism in Modern Islam; Nikki R. Keddie, Sayyid Jamāl ad-Dīn ‘al-Afghani’); Türkçe okuma — Sadık Albayrak, Türkiye’de Din Kavgası; M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili 9. Cilt mukaddime; Anadolu Müslümanlarına aykırı fetvâlarına reddiyye — Mustafa Sabri Efendi, Mevkıfu’l-Akl ve’l-İlm ve’l-Âlem; Ahmed Davudoğlu, Dini Tâmir Davasında Din Tahripçileri; modern tedrîs — Necip Fâzıl Kısakürek, Doğru Yolun Sapık Kolları.
- Bediüzzamân Said Nursî, 29. Mektûb Dokuzuncu Kısım Sekizinci Telvîh ve Zikrullâh: Said Nursî, Mektûbât, 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh — tarîkatın hakîkati ve zikrullâhın merkezliği bahsi; «zikr-i kesîr ile mü’minin gönlünün açılması, hakîkate erişmesi» tahlili; klasik kaynak — Bediüzzamân Saîd Nursî, Risâle-i Nûr Külliyâtı, Mektûbât kitabı; sansürlü/değiştirilmiş baskılara dair — Abdülkadir Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat; Ahmed Akgündüz (ed.), Asr-ı Saadet ve Risâle-i Nûr; modern okuma — Mehmet Said Hatiboğlu, Sünnet’in Yorumlanma Yöntemi.
- Hâcegân ve Halvetî Yolunda Günlük Vird — 100 Tevhîd Hadîsi: «Men kâle lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr fî yevmin mi’ete merrâtin, kânet lehû adlü ‘aşri rikâb, ve kütibet lehû mi’etü hasenât, ve muhiyet anhü mi’etü seyyiâ, ve kânet lehû hırzen mine’ş-şeytân…» (Kim günde 100 sefer «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke leh…» derse, on köle âzâd etmiş gibi sevap yazılır, 100 günâhı silinir, şeytâna karşı kalkan olur) — Buhârî, “Deavât” 64; Müslim, “Zikr ve Du’â” 28; namaz sonrası 33+33+33+1 tesbih — Buhârî, “Ezân” 155; Müslim, “Mesâcid” 142; Halvetiyye günlük virdi — Şabân-ı Velî, Risâle-i Şabâniyye; modern tedrîs — Mahmûd Es’ad Coşan, Hâcegân Yolu.
- Karabaş Silsilesi ve 2024 Tedrîsi: Halvetî-Şa’bânî kolu — Şeyh Şabân-ı Velî (Kastamonu, ö. 976/1568); Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri (1611-1685, Üsküdar — Karabaş Tekkesi); Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz Efendi → Hâcı Haydar Baba ve Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi; Mustafâ Özbağ Efendi, 2024 Karabaş Sohbetleri 42. Nasîhat — A’râf 200-201 tefsîri; deccâli sistemin zikrullâha düşmanlığı, mason fetvâları ve sansürlenmiş Risâle metinleri; Karabaş tasavvuf usûlü — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; modern Karabaş tedrîsi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Makâm, Mürşid, Tarîkat, Hakîkat, Vird, Zikir, Tevhîd, Nefs. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı