Kaza: İskat Meselesi
İskatın asıl çıkış noktası, bir kimsenin orucu tutamadığı zaman vasiyet etmesidir. Yaşlı ve hasta bir kimse tutamazsa, öldükten sonra bunun parasını ödeyin diye vasiyette bulunur. Öbür türlü namazlarla alakalı bir iskat yoktur; adam namazı kılmasın, öldükten sonra veya ölmeden önce vasiyet etsin, her namaz başına bir para tespit etsinler, arkasından ödesinler; böyle bir şey dinde yoktur.
Buna sadece İmam Birgivî Hazretleri fetva vermiştir. İmam Birgivî Hazretleri’nin o fetvası üzerine dayandırmışlardır. Hanefi mezhebinin büyük imamları olan İmam Azam Hazretleri dahil, bu konuda böyle bir ödeme sistemi yoktur.
Kaza Namazı ve Nafile Yerine Kaza Kılmak
Hanefi mezhebinin alimleri demişler ki: Bir kimsenin kaza borcu da olsa o kimse sünnet namazlarını kılacaktır. Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre ise bir kimsenin kaza borcu varsa sünnet namazlarını kılmaz, kazasını kılar.
Bir kimsenin vakti yoksa; memur, işçi, çalışan biriyse, o kimse nafile yerine kaza namazını kılsın. Öğlenin ilk sünnetinin yerine kaza kılsın, son sünnetinin yerine kaza kılsın. Bu caizdir, uygundur. Nafile de kılıyorsa nur üstüne nurdur.
Kahvehanede Oturmanın Hükmü
Bir kimsenin niyeti meşru olduktan sonra her yer aynıdır; niyeti meşru olmadıktan sonra her yer günaha aracı olur. Adam kahvehaneye gider, oradaki bir arkadaşa dini ve İslam’ı anlatmak için giderse onun kahvehaneye gitmesi ibadet olur. Ama oradaki kötü sözlerden, kötü hallerden nasibini alırsa o da günaha girmiş olur.
Bir kimse evine gider, evinde hanımıyla kavga eder, çoluk çocuğu rahatsız eder; o kimse evinde günaha girmiş olur. Demek ki ahlakımızı, konumumuzu, durumumuzu iyi tespit edeceğiz. Kahveye gitmeyi haram edecek bir kayıt yoktur; ama kahvede kumar oynanıyorsa, orada bulunmak haramdır.
Allah Sevgisi, Peygamber Sevgisi ve Üstad Sevgisi Ayrımı
Bir kimse Allah’ı seviyorum diyorsa Resulullah’ı sevmekten uzak kalamaz. Allah buyuruyor: ‘Ey Habibim, de ki: Eğer beni seviyorsanız bana tabi olun.’ Bir kimse Peygamber’i sevmeden ona tabi olamaz, tam iman etmiş olamaz.
Üstadı sevmek ise dinin rüknü değildir. Bir alimi sevmek dinin rüknü değildir. Alimler demişler ki alimi sevmek imandandır; ama bir kimse sevmiyorsa imansız manası çıkmaz, bir eksiklik bir noksanlık olur. Bir kimse bir üstadı emirle sevemez. Ama üstadını Allah için seven insan şirk ehli de değildir.
Bir kimse Allah’ı sever gibi üstadını sevmez. Üstadını Allah için sever. Burayı iyi ayırt etmek lazımdır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i de Allah için severiz. Müslümanları Allah için sevmek ibadettir, kardeşlerini Allah için sevmek ibadettir, üstadını Allah için sevmek de nafile ibadettir.
Tarikat Üstadsız Olmaz ve Üstad Seçme Hakkı
Tarikat üstadsız olmaz; bir kimsenin tarikatta yol yürümesi için bir üstadı olması gerekir. Ancak hiçbir kimseye zorla bir üstadı kabul ettirmek yoktur. Hiçbir tarikatta böyle bir zorunluluk olmaz. Bir kimsenin üstad seçme hakkı vardır: istihare yapar, istişare yapar, sorar soruşturur, sonra karar verir.
Bir kimse bir tarikatın içerisindeki bir üstadı kabul etmiyorsa kabul etmeme hakkına sahiptir. O kimse derse gelir gider, zikrullah yapar, sohbeti dinler. Kabul etmek zorunda değildir. Burası ümmet-i Muhammed’e açık bir sohbettir; kim la ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyorsa bu kapı herkese açıktır.
Resulullah Yaşasaydı Meselesi ve Nimetin Kullanımı
Allah bir kuluna nimet verdiyse o nimeti kulunun üzerinde görmek ister. Resulullah’ın devesi en hızlı giden deveydi. Bugün bir kimse bu anlayıştan yola çıkıp en hızlı giden arabayı kullanabilir. O arabayı heva ve hevesine, kız tavlamak için, hava atmak için, kibirlenmek için kullanırsa o nimet külfet olur. Ama nimeti Kur’an ve sünnet yolunda hizmete koyuyorsa kimsenin bir şey söyleme hakkı yoktur.
Hayırlı ev; içinde misafirin rahat edeceği, barınacağı evdir. İki yüz metrekare evi olan iki yüz kişiye misafir verebilir; Allah versin dört yüz metrekarelik evde otursun. Ama evini şan şöhret için değil, hizmet için kullansın. Güzel arabası olsun; Allah yolunda koştursun, garajda durmasın, beş tane derviş alsın gelsin, arabası olmayanları bindirsin.
Kerahat Vaktinde Namaz Kılmak
Kerahat vaktinde namaz kılmak Hanefi mezhebinin tamamında ittifak halinde caiz değildir. Kerahat vaktinde sabah namazı kılınmaz. Ama adam işçiyse, bir daha kılması mümkün değilse ve namazı hiç kılmayacaksa; kılmamaktansa kerahat vaktinde de olsa namazını kılsın. Kılmamaktansa kerahat vaktinde kılmak uygundur.
Kadın Semazenler Meselesi
Kadınların kendi aralarında sema etmeleri yasaklanacak bir şey değildir. Kadınlar kendi aralarında zikrullah yapıyorlar, ilahi söylüyorlar; ilahi söylerken iki-üç bayan semazen sema etse bunun neresi haramdır, neresi tarikat adabına uygun değildir, neresi şeriata uygun değildir?
Semazen çalışmasına gelenlerin yirmiden fazlası açık bayandır; dergahla, tarikatla alakası yoktur. Onlara çalışma başlamadan önce Kur’an-ı Kerim kursu ve fıkıh kursu verilmektedir. Ardından sema çalışması yapılmaktadır. Bir kimse kendi cemaatini korur, muhafaza eder; kendi cemaatini hançerlemez.
İki Yüzlülük ve Kovuculuk
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: ‘İnsanların en kötüsü şu kimselerdir ki iki sınıf halkın arasında dolaşırlar; onlara bir yüzle gelirler, bunlara başka bir yüzle gelirler.’ Bir grubun yanına gidip ‘biz sizdeniriz’ deyin, öbür grubun yanına gidip aynı şeyi söyleyin; bu iki yüzlülüktür.
Abdullah bin Ömer’e dediler ki: ‘Biz hükümdarlarımızın yanına girip çıktığımızda onunla konuştuğumuzun hilafını söyleriz.’ Abdullah bin Ömer de: ‘Biz bunu Resulullah’ın zamanında nifaktan sayardık’ diye cevapladı.
Dünyada iki yüzlü olan, kıyamet günü ateşten iki dili olacaktır. İki yüzlülük bütün ulemanın ittifakıyla günah-ı kebairdendir. Birisinin yanına gidip iyiliğini konuşup sonra başka yere gidip kötülüğünü anlatmak hem iki yüzlülüktür, hem gıybettir, hem de kovuculuktur.
Birisi size bir başkası hakkında laf getiriyorsa şunu unutmayın: sizin de lafınızı o başkasına götürecektir; hatta söylemediğinizi bile söyledi diyecektir. Resulullah ne güzel buyurmuş: ‘Duyduklarınızı söylemeniz size yalan olarak yeter.’
Kaynakça
- İskat meselesi: İmam Birgivî, Vasiyetname (Risale-i Birgivî) — Namazın iskatı hakkındaki tartışmalı fetva; el-Hidaye (Merginani), Kitabü’s-Savm — Oruç fidyesinin aslı; el-Bakara 2/184 — ‘Oruç tutmaya güç yetiremeyenler bir fakiri doyuracak kadar fidye verir’
- Kaza namazı ve nafile yerine kaza: el-Hidaye (Merginani), Kitabü’s-Salat; Reddü’l-Muhtar (İbn Abidin), Kitabü’s-Salat — Hanefi mezhebinde kaza borcu olanın sünneti kılıp kılmayacağı tartışması
- Kerahat vaktinde namaz: Sahih-i Buhari, Kitabü Mevakiti’s-Salat, Hadis No: 581, 584, 585; Sahih-i Müslim, Kitabü Salati’l-Müsafirin, Hadis No: 831, 832 — Güneş doğarken, batarken ve zevalde iken namaz kılınmaz
- Allah sevgisi ve Peygamber’e tabi olmak: Al-i İmran 3/31 — ‘De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin’; Sahih-i Buhari, Kitabü’l-İman, Hadis No: 15 — ‘Sizden biriniz beni anasından babasından daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz’
- Üstad seçme ve biat: el-Fetih 48/10 — ‘Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar’; Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Ahkam, Hadis No: 7199
- Nimetin kullanımı: Sünen-i Tirmizi, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 2819 — ‘Allah kuluna verdiği nimetin eserini üzerinde görmek ister’; Hayırlı ev hadisi: Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Müsakat, Hadis No: 1631
- İki yüzlülük: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 6058; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2526 — ‘İnsanların en kötüsü iki yüzlü olanlardır’
- İki yüzlünün kıyametteki hali: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 6058; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2526 — ‘Kıyamet günü ateşten iki dili olacaktır’
- Abdullah bin Ömer rivayeti: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Fiten; Muvatta (İmam Malik), Kitabü’l-Kelam — ‘Biz bunu Resulullah zamanında nifaktan sayardık’
- Duyduklarını söylemek yalan olarak yeter: Sahih-i Müslim, Mukaddime, Hadis No: 5; Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 4992
- Kovuculuğun haramlığı: el-Kalem 68/11 — ‘Çok yemin eden, aşağılık, alaycı, kovuculuk yapan’; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-İman, Hadis No: 105 — ‘Cennete kovucu giremez’
- Mayalı alkolün haramlığı: el-Bakara 2/219; el-Maide 5/90-91; Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Eşribe, Hadis No: 5585 — ‘Her sarhoş edici haramdır’; Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’t-Tıbb, Hadis No: 3874 — ‘Haramda şifa yoktur’
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi