Şefaat: Cemaatten Gelen Eleştiri Mektubu
Bir kardeş mektup yazmış: “Sohbetlerinizde hep ‘Bir insan başkalarının dertleriyle dertlenmedikçe gerçek imat etmiş olmaz’ diyorsunuz. Cemaatiniz çok kalabalık, birçoğu işsiz ve güçsüz. Niçin onlara iş konusunda yardımcı olmuyorsunuz? Saygın bir konumunuz varmış; neden insanlara ekmek giydirmiyorsunuz, işlere yerleştirmiyorsunuz?” diyor ve ekliyor: “Anlatırsınız hep ayetlerden ve hadislerden, ama bir türlü icraat yok.”
Bu kardeşe cevaben: şuradaki cemaatte bu akşam işsiz olan var mı diye sorduk — altı kişi çıktı. Peki bu hafta evinde aç geçiren, çocuğu hastanede rehin kalan, eşi hastanede rehin kalan var mı? Yok, elhamdülillah. Biz cemaatteki arkadaşların işinden doğrudan sorumlu değiliz; ama boşta gezen insan arıyoruz. Arkadaşlar söylüyorlar: “Plançiyede eleman lazım, arkadaş lazım” diye bütün kardeşlere haber göndeririz. Boş gezmeye birinci derecede ben karşıyım; kırk dokuz yaşındayım çalışıyorum.
Kimseye buğuz etmeyin. İşimiz buğuz etmek değil, dua etmektir. Yanlış anlamıştır, yanlış görmüştür, tanıyamamıştır. Benim telefonum gece kapanmaz; başucumda durur. Çok özel bir mesele yoksa her zaman açıktır.
Dervişlik Dilencilik Değildir
Arkadaşlarımız şık giyinecekler — pahalı giyinmek değildir şık giyinmek. Temiz giyinecekler, temiz kokacaklar, derli toplu giyinecekler. Haddi aşmamak şartıyla kılık kıyafetlerine dikkat edecekler. Çok süslü de giyinmeyecekler; bizim dinimiz orta dindir, her şeyin ortasını, mu’tedil olanını seçeriz.
Mümin dilenci değildir. Mümin para dilenmez, para istemez. Dervişler insanlardan para dilenmezler, hâl ve hareketlerini, hâcetlerini insanlara bildirmezler. Biz aç yatarız, “açız” demeyiz. İki tane pantolonumuz olur yüz gün pantolon olur, “pantolonumuz yok” demeyiz. Üstadımız bir şey sorarsa emir telakkî eder cevap veririz; ama hâlimizi ve ahvâlimizi bir başkasına anlatmayız. Hatta olduğumuzdan biraz daha şık giyiniriz.
İnsanlar ehl-i tasavvufu basit, para dilenen, somun peşinde koşturan, makam peşinde koşturan kimseler olarak görmüşler. Ben yirmi yıldan beri bunun mücadelesini veriyorum, bu yanlış imajı yıkmanın mücadelesini veriyorum. Biz dini yaşarken, tasavvufu yaşarken hiç kimseden bir şey istemeden, hiç kimseye hâlimizi arz etmeden bu dünyadan göçüp gitmeyi hedef edeceğiz.
Biz karşımızdakine yediririz, içiririz, giydiririz, yardım ederiz, veririz. Bizim bir şeye ihtiyacımız yok. Zenginiz biz. Allah bizi imanıyla, kanaatiyle, lütfuyla, ikramıyla, zikriyle, ilmiyle, muhabbetullahıyla, aşkullahıyla zengin etmiş. Âyet-i Kerime’de buyrulmuştur: “Sizler ücret isteyenlerin peşinden gitmeyin.”
Şefaat Meselesi
Abdülaziz Bayındır Hoca televizyona çıkmış: “Şefaat yoktur, kim söylerse küfür ehlidir” demiş. Allah muhafaza eylesin. Kim şefaati inkâr ederse küfür ehlidir. Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerime’de buyurmuştur: “Bugün Allah’ın izin verdiklerinden başka kimse şefaat edemez.” Başka bir âyette: “Bugün Allah’ın izin verdiklerinden başka konuşacak olan yoktur.” Bir başka âyette: “Melekler, Allah’ın izin verdiklerine şefaat ederler.”
Bunlar Âyet-i Kerime’dir. Bir kimse bu âyetler gözünün içine baka baka dururken, sırf Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin şefaatini ve hadislerini inkâr etmek için şefaati reddederse, ona tecdîd-i iman, tecdîd-i nikâh gerektirir. Hadislerde beyan edilmiştir ki peygamberlerin şefaat hakkı vardır, meleklerin şefaat hakkı vardır, Kur’an-ı Kerim’in şefaat hakkı vardır, Beytullah’ın şefaat hakkı vardır, âlimlerin ve velilerin şefaat hakkı vardır, şehitlerin şefaat hakkı vardır, iman etmiş mümin sâlih kimsenin şefaat hakkı vardır.
Peygamber Efendimiz buyurmuştur: “Üç tane çocuğu ölen kimseye çocukları şefaat eder.” Bir kadın sordu: “İki tane ölenin de var mı yâ Resulallah?” “Ona da var” dedi. Başka bir kadın: “Bir tane olanın var mı?” “O da şefaat eder” buyurdu. Bu hadisler dururken birilerinin şefaati yok görmesi kasıtlı bir davettir. Peygamber’in şefaatini reddedenler geçmişte Hâricîlerdi.
Peygamber Efendimiz’e Verilen Beş Hususiyet
1. Bütün İnsanlara Gönderilmesi
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur: “Bana bu gece beş tane hiçbir peygambere verilmeyen hususiyet verildi.” Birincisi: benden önceki peygamberler birer kavme gönderildi; ben bütün insanlara gönderildim. Resulullah hâtemü’l-enbiyâ, son peygamberdir; sadece Arapların değil, bütün insanlığın peygamberidir.
2. Düşmanların Kalbine Korku Salınması
“Allah düşmanlarımın kalbine korku saldı; bir aylık mesafede de olsalar bizden korkarlar.” Bu, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin ve ümmetinin özelliğidir. Ümmetin bu hâlinden dahi korkuyorlar kâfirler.
3. Ganimetlerin Helal Kılınması
Muhammed ümmetine düşmanlardan alınan ganimetler helal kılınmıştır. Eski peygamberler ganimetleri yakarlardı, onlara yasaklanmıştı. Savaşta alınan ganimet, kazancın en helâli, en temizi, en masumudur. İkincisi ticarettir, üçüncüsü sanattır, dördüncüsü ziraattır.
4. Yeryüzünün Mescit Kılınması
“Bütün yeryüzü bana mescit kılındı.” Ümmet-i Muhammed’e yeryüzü mescittir. Biz namazı illaki camide kılmak zorunda değiliz. Cemaat ediniz: iş yerlerinizde, sokaklarda, yollarda, evlerde cemaat ediniz. Her yeri mescit ediniz. Hristiyanlar kilisede, Yahudiler havrada ibadet etmek zorunda; onlar dar dairede kalmış, kısıtlanmış. Ümmet-i Muhammed hürdür; yolda giderken namazımızı kılarız, orucumuzu tutarız, nikâhımızı kıyarız. Hiçbir yere bağlı değiliz.
5. Duasını Mahşere Saklaması — Şefaat
“Her peygamber dünyada istedi, Allah da istediklerini verdi. Ben istemeyi kıyamet gününe bıraktım.” Peygamber Efendimiz o duasını mahşere sakladı. Her kim kelime-i şehâdet getirirse herkese şefaat edecektir. Mahşerde kurulacak olan büyük hesap gününde topraktan ilk kalkacak olan Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri olacaktır.
Kaynakça
- Hadis-i Şerif: “Bana beş şey verildi ki benden önceki hiçbir peygambere verilmemişti…” — Sahîh-i Buhârî, Teyemmüm, 1, Hadis No: 335; Sahîh-i Müslim, Mesâcid, 3
- Hadis-i Şerif: “Her peygamberin kabul olunmuş bir duası vardır; ben duamı ümmetime şefaat olarak sakladım” — Sahîh-i Buhârî, Da’avât, 1, Hadis No: 6304; Sahîh-i Müslim, Îmân, 334
- Hadis-i Şerif: “Üç çocuğu ölen kimseye çocukları şefaat eder” — Sahîh-i Buhârî, Cenâiz, 6, Hadis No: 1248; Sahîh-i Müslim, Birr, 153
- Hadis-i Şerif: “Şefaatim ümmetimin büyük günah sahipleri içindir” — Ebû Dâvûd, Sünnet, 20; Tirmizî, Kıyâmet, 11, Hadis No: 2435
- Hadis-i Şerif: Kazancın en helâli sırasıyla: ganimet, ticaret, sanat, ziraat — İbn Mâce, Ticârât, 1; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/141
- Âyet: Tâhâ Sûresi 109 — “O gün Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez”
- Âyet: Nebe Sûresi 38 — “O gün Ruh ve melekler saf saf durur. Rahmân’ın izin verdiğinden başkası konuşamaz”
- Âyet: Enbiyâ Sûresi 28 — “O’nun razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler”
- Âyet: Yâsîn Sûresi 21 — “Sizden ücret istemeyen kimselere uyun”
- Fıkıh: Yeryüzünün mescit kılınması ve her yerde namaz kılmanın câiz oluşu — Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâî, I/114
- Fıkıh: Cemaatle namazın fazileti — Sahîh-i Buhârî, Ezân, 30, Hadis No: 645; camide değil cemaatle kılmak faziletlidir
- Tasavvuf: Dervişin dilenmemesi, ihtiyacını bildirmemesi — ehl-i tasavvuf âdâbı, kanaat ve tevekkül
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi