262. Mesnevi Şerhi 1932. Beyitten konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 262. mesnevi şerhi 1932. beyitten hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
262. Mesnevi Şerhi 1932. Beyitten Hakkında
Ezü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. EFT zikir ilah illallah. Allah ilahe illallah hak muhammeden. Resulullah cemi enbiyai vel mürselin elhamdülillahi rabbil alemin. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin amin ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Hak bizleri ve. Muhammed’i. Hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin amin. Hakkı hak bilip. Hak yolunda mücadele eden batılı batıl bilip batıla karşı. Cihat eden kullarından eylesin.
Rabbim nerede. Bir müslüman zulüm altında iniyorsa. Hak onun intikamını alsın. Yer yüzünde. Müslümanları zulmedenleri kahri perişan eylesin amin onları yerin dibine getirsin. Amin onların makamlarını alaşağı etsin. Devletlerini ve güçlerini dağıtsın. Amin ecmain geçen haftadan devam ediyoruz inşallah. Biz öldük tamamıyla çürüdük mahvolduk fakat. Allah sesi gelince hepimiz. derildi kalktık. Allah sesi ister hicap ardından. İster hicapsız gelsin. Meryem’e yakasından üfleyerek ne verdiyse.
Allah sesi de insana onu verir. Biz öldük tamamıyla çürüdük mahvolduk. Evet bu manevi olarak hepimizde ne yazık ki hataların kusurların yanlışlıkların içine düşüyoruz veya bu sadece haramlarla fiili haramlarla değil fikriyat açısından da kah haramlara düşülüyor kah küfre ve insanların bugün gelmiş olduğu noktada artık. Fikri olarak akait noktasında insanlar umulmadık zaman da ummadık bir şekilde küfre düşebiliyor. Bu bazen bilgisizlikten kaynaklanıyor cehalet söz konusu bazen de bildiği halde sapkınlıktan kaynaklanıyor bunlar böyle.
Gün geçtikçe daha da artıyor. Müslümanları ifsat etmek isteyenler. Müslüman bu noktada hem akideler bozarak. Tan hem de amellerini bozarak. Tan amacına ulaşmak istiyorlar. Bu tarih boyunca hep böyle olmuş. böyle olmaya da devam ediyor. Sonuçta tarih boyunca hakla batılın savaşı hiç bitmemiş. Adem’den itibaren bu her alanda hakla batılın savaşı devam ediyor ve insanlar bu hakla batılın arasında savaşırken manevi olarak da çürüyor mahv oluyorlar veya günahı kebere giriyorlar veyahut da heva heveslerini ilahlaştırılması diyor ki.
Allah sesi gelince hepimiz dirildik kalktık bu çürümüş bir hayatın içerisinde çürümüş bir. Akli hareketlerin içerisinde ameli hareketlerin içerisinde bir. Allah sesi bizi diriltti. Allah’ın sesi ister hicap. Perdenin arkasından olsun isterse hicapsız isterse perdesiz gelsin cebrail’e. Meryem’e yakasından üfleyerek ne verdiyse. Allah sesi de insana onu verir buradaki söz konusu olan vahiyle alakalı cenab-ı. Hakk’ın insanlara vahyetmesi veyahut da. Allah’ın vahiy tecelli atı.
Şura ayet 51 Allah bir insana ancak vahiyle direkt. bir kimseye vahy etmesiyle dikkatinizi çekeceğim sohbeti burası bu hafta ve önümüzdeki haftaki bu sohbeti çok dikkatli dinleyelim bir anda insan hoş sonradan dinlese toparlar kendini de bir anda böyle. Fikri olarak bir taraflara kaymasın hiç kimse. Şura ayet bir bunu böyle önemle arz ediyorum çünkü hani benim başıma gelen bazı şeyler var ya işte rüyayla alakalı. Diyanetle alakalı filan böyle medyada dolaşan şeyler.
Aynı zamanda da onların hepsine de bu cevap olacak çünkü ilmi bir cevap olacak. Allah bir insana ancak vahiyle bakın direkt vahiyle bir insana ayırmıyor burada bir insana vahiyle veya perde arkasından konuşur yahut bir. Elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz o. Yüceler yücesidir hüküm ve hikmet sahibidir ü tane vahiy tecelliyâtı. Allah bir insana direkt vahy ediyor insana burada ayırmam peygamber olarak iki yahut bir. Elçi gönderir izniyle ona dilediğini vahyeder ya da.
Perdenin arkasından konuşur üç tane vahiy bir. Perdenin arkasından konuşur iki bir. Elçi gönderir vahyeder onun üzerinden vahyeder bir. Elçi gönderip onun üzerinden vahyetmesi. Peygamberler ve ilahi kitaplarla alakalı. Şimdi bunların tafsilatlı giriyorum. Bir insana ancak ona vahiy göndererek direkt vahiy gönderiyor ona bu. Biz yakın olarak bu kim var peygamberler var. Bunun başında kim var. Peygamber sallallahu. Hazretleri var direkt kalbine vahiy veriyor vahy ediyor onun kalbine vahy edince o.
Cebrail vasıtasıyla gelmediğinden dolayı biz onu. Kutsi hadis olarak görüyoruz veyahut da biz onu tırnak içerisinde sünnet noktasından bakıyoruz hadis-i. şerifler böyle tecelli etti. Çünkü ayet-i kerimede. Ne dedi o heva ve. Hevesinden hiç konuşmadı o delirmedi de o. Ne konuştuysa ayeti kerime öyle devam ediyor benim emrim le konuştu bakın burada. Aleyhisselam yok ortada direkt peygamber var. Sallallahu aleyi ve sellem. Hazretleri aynı şekilde kur’an-ı. Kerim’de peygamberlerin üzerinden vahy ettiğine dair peygamberlere direkt vahy ettiğine dair çok ayet-i.
Kerime var. O zaman bunu bir peygamber. Sallallahu. Hazretlerinin üzerinden bunu algılayabiliriz iki ama burada ayırt etmemiş ayeti kerimede. Allah insana direkt kalbine vahyeder kalbine vahyeder buradan sakın kendisini peygamber gibi görmek olarak algılamayın herhangi birisini bunu kastetmiyorum burada ama burada. Hak ayırt etmiyor ikincisi neydi normalde bunu. Hak peygamberlerine vasıtasız bir şekilde vasıta olmaksızın. onların kalplerine vahy ederekten.
Hak vahyeder kitap bunu böyle anlatıyor bize bunu ayet-i kerimede peygamber olarak ayırt etmiyor mesela ikincisi ne mesela bununla alakalı. Örneğin işte direkt vahiyle alakalı. Allah istediği zaman bunu söylüyor ya ek örnekleyelim şimdi bunu. Aleyhisselamın rüyada görüp rüyada görüp. Aleyhisselam’ı kurban etmeye götürmesi. Şimdi direkt. İbrahim’e bir vahiy. İbrahim’e vahy ediyor. İbrahim kendisi dua ediyor kendi duasına göre ne yapacak kendi duası var. Çünkü bana diyor bir erkek evlat verirsen sana kurban edeceğim bunu diyor sana kurban.
Deyince bu sefer. Aleyhisselam. İsmail’i ne yapıyor kurban etme yoluna gidiyor ve çocuk büyüyor ayet-i. Kerime uzun ve çocuk büyüyor. Ondan sonra büyüyünce koşacak. Tabiri caizse 7 yaşına gelince müfessirler öyle söylüyorlar ne. yapıyor o da onu kurban etmeye götürüyor rüyasına göre ve. Suresi 103 107e yine. Saffat suresi 99’dan 102e bunları okuyabilirsiniz. Orada mesela 99’dan 102e. İbrahim dedi ki ben. Rabbimin gitmemi emrettiği yere doğru gidiyorum o elbet bana bir yol gösterecektir.
Salih evlatlar lütfet bana. Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik. İbrahim’in emriyle gittiği yer neresi. Nemrut bunu ateşe attı. Hak bunu ateşten kurtardı ateşten kurtarınca emri ilahiyle nereye. Mısır’a doğru yola çıktı. Mısır’a doğru yola çıkınca. İbrahim yanında. Sare annemiz de var çünkü. Sara annemiz de kendini ateşe attı. İbrahim ateşe atılınca. İbrahim ateşe atılınca sahare annemiz de. Ateş attı kendini bu sefer ateşten sahare annemizle beraber çıktılar.
annemiz öylesine bir anne. Aleyhisselam’a. Şimdikiler gibi seviyorum demesi. Bir sandviç yiyince kadar değil kadın erkek şimdi menfaate dayalı sevgilerimiz şimdi sevgilerimiz nefsimize dayalı heva hevesimiz dayalı öyle ateşe atanı görmedik daha hiç. Sare annemiz. İbrahim ateşe atılınca. O da kendine. Ateş atıyor ve ateşin içinden annesine sesleniyor. Anne gel dışarıdan ateş gibi görünüyor. Ama burası diyor gül bahçesi gel. Ateş sadece. Yakmaz etmedi. Aşık olanı da yakmadı.
Siz buradan bir hisse çıkarın kendinize sadece. İbrahim’i yakmam zlı etmedi. İbrahim’e aşık olan sarayi de yakmadı onlar ikisi beraber. Mısır’a yolculuğa çıktılar aklı başında bir oğul müjdeledik ona diyor çocuk büyüyüp yanında koşacak. Çağa erişince bir gün ona. Tabii bu çocuk meselesi de ayrı bir imtihan. tabii sare’den uzun müddet çocuk olmadı sonra. Hacer’i negah hacer’den. İsmail oldu sonra böyle bir olunca söz bir ahit söz konusu olunca. İsmaili şimdi.
Şeytan taşlamak var ya. Beytullah’ın olduğu yerden kurban edilen yere doğru yürümeye başladı. O zaman şeytan geldi küçük orta. Şeytan önce. İsmail’e dedi baban seni bak kurban etmeye götürüyor yapma dedi özür dilerim önce. Hacer’e geldi. Hacer dedi ki kurban olsun. Allah’a her ondan sonra. İsmail’e geldi. İsmail de dedi kurban olsun hepsi de şeytana taş attı hem. Hacer attı hem. İsmail attı. Ondan sonra da kim attı. Ondan sonra. Şeytan attı taşı ve nereye gitti kurban kesilecek yere gitti şimdi hacıların kurban kestiği yer.
İsmail’i yatırdı bir sürü bununla. Rivayet var bıçak kesti kesmedi şu. Oldu sufilerin rivayeti güzel bıçak kesti fıtratı o et kesildi fıtratı o ama kesilen yer arkadan hamur gibi bitiş şeyhim öyle derdi hamur derdi hamur gibi birleşti derdi. E ben onu tabii onun nereden söylediğini sonradan öğrendim ben de. Hani kadirilerde. Kılıç burhanı var. Şimdi bunu yapmaya kalksam. Medya ayağa kalkar şiş buranın 2 yıl 7 ay cezası var ülkede. Ben şişlenmesi şik yerlerden işte.
Yanağımdan. Göğsümden buradan böbrek. Yatağımdan. Ondan sonra buradan gırtlaktan en güzeli de oydu bu gırtlakta boşluk var ya burada bu bakın eleyin burada bir boşluğun var ya aşağıda. Tam vücutla. Birleş altı var mı orada boşluk. Ha işte o boşlukta oradan doğru yetmedi orada. Ne dayandı benim çekicimi getirin dedi kara fayansçılar çekici var ya plastikten onu getirdiler çat çat çakıyor içime doğru benim zaten şişte. Nah böyle girdi içeri kadar. Çok ürperdim mi.
Yok sana vurmayacağım merak etme. Yok hazırda var çünkü. Cafer hazır hemen böyle öyle bir olsa. Geçen gün onun da kalbine gelmiş dedim. Cafer eline şişe alan geldi. Vallahi kalbim. İçime doğdu dedi. Şimdi şişleri getirtti. ÇK dedim dedi tamam dedim. Vallah dedim. Rufai hazretleri buradaydı. Efendi buradaydı ellerinde şişler vardı dedim ben ha demek buaya kadarmış 2 buçuk yıl yatacağız. Bir de bunun cezasını dedim. Ondan sonra öyle tecelliyât. Vur deseler vuracağım dedim.
Vur deselerdi vuracaktım cer dedim vallahi. Ben hazırdım dedi. içime geldi dedi. Hüseyin de dedi ben dedi. Hay şimdi şiş buranı yapacak dedim dedi iyi delil oldu her ikisini de söyledi. Vur demediler. Ne yapayım öyle kaldı mesela o şişi yiyorsun. Ya mesela batırıyor şişi. Ondan sonra öbür taraftan çıkıyor. Hadi bu yanağa bir söylersin. Göğsümden vuruyor benim böyle tuttu. Göğsümden buradan vurdu öbür taraftan çıkardı veya bu e böbrek yatağı var ya buradan sıktı böyle bir güzelce oradan bir geçirdi öbür taraftan çıktı.
Bir de elma orada bir de işin şeyi bu yarım bir tane de elma takıyor oraya. Hay esmasına sen onunla beraber dönüyorsun şimdi bu o kesmemenin hücceti delili oluyor aslında çaktı çat küt küt iç mi gitmiyor en son dedim ya gitmiyor. Dayandı hangi kemiğe dayandıysa dayandı ondan sonra sen karışma dedi bana. Allah rahmet eylesin. Ali abi bizim. Ondan sonra çıkardı şişin ucu fısıl. Bayındır dilev fısıl yamı manın adı bizde fısıl şişin ucu fısıl mış. Zaten normalde girmedi.
Ondan sonra ben bırakacak zannettim. Hani öyle ya oradan vurmayacak başıya hani bıraktı olmadı soyun üstü dedi çıkart kaldır. Üstün dedi kaldırdım bu sefer böbrek yatağından vurdu vuracak illaki şişi bana ya vel asıl kelam şimdi o kesmediğini. Bıçağın kesmediğini zahiri olarak görüyorsun ateşin yakmadığını. Zahir olarak görüyorsun ben metal işlerinde okudum çok. Demir dövdük. Biz demiri kızdırdık ben kendi elimle kızdırdım kızdırdım lale gibi bir de içimden diyorum ki ey.
Eyvah diyorum bunu yalayana. Eyvah diyorum bu hani. yakacak ortalığı gibisinden aldım getirdim. Ali abi bizim meşhur. Hani bir de onu hani. İşte ateşe koyarken okuması var getirirken okuması var şişi alıp getirirken okuması var filan işte onları ben biliyorum diye bana yaptırıyor onları neyse işte getirdim verdim. Lale deniyor ona eline. B çok özür dilerim hepinizden tükürdü eline bir vurdu coz yaptı bir daha tükürdü bir daha vurdu coz yaptı bildiğin cozur alala dedi.
Hay esması kopuyor ortalık ama ayaklar yerden kesik ben hiç tereddütsüz dilime bir vurdum coz yaptı dilim. Ondan sonra. Dildeki tüyün kokusunu alıyorsun dilin yanmıyor. Dildeki tüyün yanık kokusu genzine geliyor ama dilin yanmıyor cazur cuzur cazur cuzur. Ben boyna yalıyorum dondurma yalar gibi iyi bir tanesini. Söndürdük işte tamam artık yakmıyor curtu. Ben öbür günü getirdim bunu da yalan dedim intikam mı alıyorsun sös dedi tamam biz onu da yadık. Üçüncüyü de yadık bitirdik ya.
Tabii o gün. Ödemişte hiç unutmuyorum ben böyle şişi vurdu bana. Hay esmasına dönüyorum bir arkadaş vardı dervişlerden. Böyle göz göze geldik sen de mi istiyorsun diye böyle bir işaret ettim küt gitti bayıldı kulakları için nası bir daha derse gelmedi. İsmail’i bıçak kesmedi sonuç itibariyle. Çünkü kesmiş olsa dahi bıçak vahye tabi et de vahye tabi bütün varlık vahye tabi. Saffat 103 107 İkisi de bu şekilde teslim oldukları onu tuttu şaka üzerine yatırdı.
Biz ona şöyle seslendik. İbrahim gerçekten rüyayı doğruladım. İşte biz iyileri böyle mükafatlandırır şüphesiz bu apaçık bir. Çetin bir imtihandı ona büyük bir kurbanlık fidye verdik o zaman. Hak ne yaptı. Rüya yoluyla direkt vahyetti. Aynı zamanda da kime vahyetti. Yusuf’a e peygamberlere bu manada rüyayla vahyetti mi. Evet son peygamber. Mustafa’ya da vahyetti mi rüyada. Hureyre naklediyor buhari’de müslim’de diğer hadis imamları da almış. Ama bu lafız da ikisi almış müminin rüyası nübüvvetin 46 bölümden birisidir müminin rüyası ben hadisleri teker alayım.
Sonra yorumlayalım yine. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Davut zaman yaklaşınca müminin rüyası neredeyse yalan söyle. Esasen müminin rüyası peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür buhari’nin rivayetinde ilave var ilavesi. Şu peygamberlikten cüz olan yalan olamaz hadis-i. Şerif peygamberlikten cüz olan bir yalan olamaz. müminin rüyası haktır bu manada da hadis had. Şerife göre. Mümin de ne yapmış oldu vahiy almış oldu yine devam ediyoruz. Enes bin malikten.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu güzel rüya. Salih kişidir. Bu da peygamberliğin 46 parçasından birisidir. İbn hibban muvatta demek ki. Hak bir kuluna vasıtasız vahy ediyor peygamberlerine vasıtasız vahyettiği gibi. Mümin kimselerin de. Rüya üzerinden vahy ediyor ve hadis-i şerifte diyor ki o. Salih insanların görmüş olduğu rüyalar yalan olamaz. Mesela bir hadis-i şerifte. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri diyor ki beni rüyada gören.
Gerçekte de görür. Bakın bu hadis-i. Şerifi bir kenara. Yazın beni rüyada gören. Gerçekte de görür benim şeklime ve şemalim. Şeytan giremez beni. rüyasında gören gerçekte görmüş gibidir. Bu da başka bir hadis-i. Şerif ama benim birinci söylediğim hadis-i. Şu beni rüyada gören. Gerçekte de görür şimdi dervişlerin haline laf söyleyenler dervişlerin gerçek dervişlerin ama böyle kal dervişi değil böyle. Derviş olanın halde gördükleri gerçektir o görüntülerin şekline.
Şemal girmez ve hadis-i. Şerife göre bu. Hakk’ın vahiydir velilerle alakalı. Yunus suresi 61 ve 62’den ki o. Hem dünyada da hem ahirette de onlara müjdeler vardır ayet-i kerimesinin tefsiri olan dünyadaki müjdeyle alaka onların gördükleri rüyalar ve onların göründüğü rüyalar olarak nitelendiriyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem o zaman. Hak peygamberlerine son dönem. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin ümmetinin. Salih olanlarına. Demek ki rüyada ne yapmış oldu vahy.
etmiş oldu bizim ikinci vahiy neydi bir sütrenin arkasından bir. Perdenin arkasından vahiy alınması. Bun da ölçüsü delili ne. Aleyhisselamın turri sina’da. Hakk’ın vahyine. Mazar olması. Kasas ayet 29 Musa hizmet suresini doldurunca ailesiyle birlikte. Mısır’a doğru yola çıktı tur tarafında bir ateş gördü ailesine. Siz burada durun. Ben bir ateş gördüm belki size. Ondan bir haber getiririm veya ateşten bir kor getiririm de ısınırsınız dedi ayet 30 Musa ateşin yanına gelince.
Mukaddes yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle nida edildi. Ben alemlerin rabbi olan. Allah’ım elçis. Cebrail isiz rüyasız direkt hitap. Ben alemlerin rabbi olan. Allah’ım bakın burada bir sıfat konuşulmuyor. Allah demiyor alemlerin rabbi olan. Allah’ım 31 ayet asanı. Musa asasını yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan kaçtı tekrar şöyle nida edildi. Çünkü sen emniyette olanlardan elini koynuna sok kusursuz pırıl parlayan. Bembeyaz bir el çıksın korkudan dolayı uzattığın ellerini kendine çek bu asa ve elin firavun ve adamlarına göstermen için rabbinden sana verilen iki mucizedir.
Şüphesiz ki onlar hak yoldan ayrılmış fasik bir. Fasık bir kavimdir o zaman ne yaptı. Celle celalühu rüyada değil direkt bir. Perdenin arkasından bir. Perdenin arkasından. Pirin hicap ve hicapsız dedi ya hicap bu ne oldu hicap oldu. Bir önceki neydi hicapsız diı perde. Yok direkt kişinin şahsına kendisine direkt vahyetti. Bu ne bu hicap perdenin arkasından konuştu hicapsız sufiler. O hicapsız hitaba 5. makamda ulaşırlar. Kardeşler ölmeden konuşayım bunları 5 makama gelen kendi kendinizin delili olun kanatlanmış kalkmayın bir başkasını da uçurmayı kendi kendinizin delili olun 5 esmayı aldın mı.
Aldın hak esmasını aldın mı. Aldın hak esması sende oturdu. Ama bu sahih olan. Rüyadır rüyanda cennete girdiğini görürsün daha ileri boyuttayız da söyleyeyim bütün gelecek olanların ağacı ağaç suretinde görünür önce ağaca yaslanırsan sırtına ağaca yaslarsan bütün dervişan. O ağacın üzerinden gelir ağaca yaslanırsan. Hak sana hitap eder. Hak sana hitap edince sadece. Kulakların duymaz bütün vücudun. İçin dışın hitabı. İçin dışın kitabı duyunca işte. Allah sana direkt vahyetti biz böyle anlaşılmasın peygamber gibi anlaşılacak diye ibare düşmüş ehl sünnet ilham eder ama hitaptan 5 ESM.
da senin yolun açıktır açık söylüyorum. Onu sen o zaman 6ya 7’ye doğru nefsine uymazsan koşarsın bu hitabı aldıysan sen şeyhlik de yapabilirsin bu hitabı aldıysan şeyhlik de yapabilirsin hitabı aldın sana bir de icazet verdilerse. Naki nü gabba icazeti. Sen buna şeyhlik de yapabilirsin bu manevi olarak da tasdiklenmiş olur. Ama o kimse mürşid-i. Kamil değildir daha yolu var onun daha ama başlangıcı nedir başlangıcı budur direkt. Ne oldu o hitaba erdi. Bu da ne bu.
Bir önceki. Hani rüyayla alakalı kısma ilave bu cennette. Çünkü hicapsız perdesiz onu konuştu ağacin arkasından veya önünden değil bunları böyle açık anlatmamış bugüne kadar. Çünkü çok laf söylerler çok inkar ederler çok insanı eleştirirler. Tabiri caizse kınarlar. ediyorum ki o kınanma duygusu o kınanma üzüntüsü o kınanma korkusu. Sena olsun alınmış umrumda değil isteyen inansın isteyen inanmasın isteyen istediği lafı söylesin 5 esmayı aldın oturdu isan o hitabı alacaksın bunu.
Türkiye şeyhlik yapan. Türkiye’de mürşidim diyenler. Türkiye’de. Ben veliy diyenlere. Eğer 5in esmayı aldığınızı iddia ediyorsanız ve. Bu hitabı almadıysanız oturduğunuz koltukları terk edin ya da deyin ki biz böyle bir şeye erişmeden biz böyle. Mürşit filan değiliz. Şeyh filan değiliz deyin öyle atamayla da şeyhlik olmaz 3 be kişinin seçmesiyle de şeyhlik olmaz olur böyle olur bu manevi sey suluku yaşamayan kimse bunun sancısını ve sıkıntısını hiçbir zaman bitiremez geçiremez.
Bir de işin ahireti var bir de işin ahireti var. Allah bizi. Amin üçüncü vahiy türü ne. Hakk’ın bir elçisiyle peygamberlerine ve kullarına vahyetmesi. Elçi üzerinden. Peki bu kim peygamberler ne yaptı. Aleyhisselam’ı elçi olarak peygamberlerine. İlahi kitapları vahyetti. İlahi kitapları vahyetti bakın. Vahyin bir bu manada okunanı vardır. Vahyin okunanı nedir. İlahi kitaplardır hazr. Adem aleyhisselam’dan. Mustafa’ya kadar gelmiş bütün peygamberlerin içerisinde ama suhuf.
Hani sayfa. Ama 10 sayfa ama 30 sayfa ama 40 sayfa ama 100 sayfa okunmuş vahiyler okunacak vahiyler kitaplaştırılmış son kitap kur’an-ı. Kerim okunan vahiy. Aleyhisselam vasıtasıyla. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin gönlüne vahy olunan ilahi kelam. Bu da ne bu da vahiy hali ü şekilde vahy ediyor ya. Bu da üncü ne. Peygamber sallallahu aleyi ve sellem. Hazretlerine. Vahyin de gelmesini işte daha öncesinden. Tabii bundan öncesinden. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.
Hazretlerine 6 ay rüyayla vahyedildi 6 ay ve haz. Peygamber sallallahu. Hazretlerine peygamber gelmezden önce buraları önemli. Bunları normalde yazmazlar söylemezler veya yazdılar. İsa da bilmiyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerine peygamberlik. Henüz daha tebliğ edilmez önce varlık. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin son peygamber olduğunu ona dile getirirdi taşlar ona peygamber muamelesi yapar taşlar onu metheder taşlar onu tazimde bulunurdu ağaçlar yapraklar çiçekler mevcudat onun peygamberliği.
Henüz daha ilan edilmez önce onun peygamberliğini kabul edip onun geçtiği yerlerde. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerine. Temenna eder ona salatu selam ederler ona dua ederler derdi yürüdüğünde bulutlar ona. Salatü selam eder ona dua ederdi. O henüz daha ergenlik çağına gelmemişti ki varlığın bütün mertebelerinde. Mustafa’ya salatu. Selamlar getirilir. Mustafa da o. Salatü selamları işitir. Peygamber olmazdan evvel peygamberlik ona tebliğ edilmez önce yiyecekler dile gelir hangisini yiyip hangisinin yememesi gerektiğini ona söylerlerdi bütün taş bütün nebat bütün.
Hayvanat bütün varlık. Mustafa’nın peygamber olacağı kendilerine vahy edildiğinden ve. Onun çevresinde yaşayan. Hatta dünyanın. Arzı göktekiler gökte yaşayanlar. Muhammed ın peygamberliğini bildiklerinden dolayı bütün göğün katlarında. O doğduğundan itibaren salatu. Selamlar okunur ona meiye düzülür dü ona dualar edilirdi. Gök halkı da hazre. Mustafa’ya peygamberlik vazifesi verilmez önce onun peygamber olacağını bilirler ve ona metü senalar ederler dualar ederlerdi.
elçiyle peygamberliğin ona tebliğ edilmesi meselenin fiziki olarak görev başlangıcı yoksa o zahiri olarak dünyaya geldiğinde zaten peygamber idi. Aslında dünyaya gelmezden önce de o peygamber idi. Adem su ve çamur arasındayken de o peygamber idi. Henüz daha hiçbir varlık alemine sudur etmemişken de o peygamber idi o yüzden o peygamberin şanını şerefini o peygamberin mukaddesatı o peygamberin mucizelerle donatıldığını görmeyenler. O yüzden küfür ehlidir hadislerini komple reddedenler küfür ehlidir hadisleri komple reddedenlerin nikahları düşer hanımlarıyla zina etmiş olurlar o peygamber ki varlığın sebebidir işte.
Aleyhisselam ona. Hira dağında ilk vahyi getirdi ama o zaten cebrail’i tanıyordu o cebrail’i tanımamış bir kimse değildi o yüzden. Aleyhisselam’ı gördüğünde o böyle çok namütenahi herhangi bir yaşamadı onun oradaki onun. titremesi vazifenin ağırlığıyla alakalı. Dilimin ucuna geleni söyleyeyim. Aleyhisselam. Aleyhisselam’ı gördüğünde. Aleyhisselam. Onu gördüğünde tirir tilir titrer. Aleyhisselam. Onun maneviyatını tam olarak görseydi. Cebrail diye bir kalmazdı yanardı ama.
Mustafa’nın maneviyat. Nuraniye dinin ruhaniyetini o. Zirve noktasını bilmeyen tanımayan. Körler ne yazık ki onu. Postacı seviyesine indirmeye çalışıyorlar hadislerini inkar ediyorlar dünkü çocuk hadis inkar ediyor. Şimdi dünkü çocuk hadislerin hepsini reddediyor şu anda ne yazık ki ümmeti. Muhammed’i bu hale getirdiler. Allah onların burunlarına sürsün. Hak peygamberlerine de. Cebrail üzerinden ne yapıyor vahy ediyor vahiy bu manada ne demek ilham ettirmek bildirmek bir şeyi işaret etmek bir şeyi gizliden ihbar etmek gizliden hiç kimse duymuyor.
hiç kimse bilmiyor ama senin kalbine ilham geliyor vahiy ihbar geliyor kalbine bunu yapma bunu yap bunu etme bunu et. Buradan git buradan gitme bunu şöyle yap bunu böyle yap bu da ne ihbar ve vahiy ister ilham noktas. Olsun ben yine ehli sünnetin çizgisinde yürüyeyim ister ilham noktasında olsun il isterse ilhamın üst derecesinde olsun. Ne uykuya bakar ne uyanıklığa bakar uykuda da gelir uyanık da gelir. Mevlânâ Celaleddin. Hazretleri. O yüzden der mesnevisinde bana yürürken rüya gören gerek der yürürken rüya gören.
Bu nedir bizim hal dediğimiz. Hepsi de rüyanın içindedir çünkü hepsi de rüyanın içindedir bize şunu. Öğrettiler. Rüya sadece uyuduğunuzda görülür değil rüya uyanıkken de görülür uykudayken de görülür uykuyla uyanık arasında yakay. de görülür. Hele o yakaza. Ken hal bambaşkadır tadından yenmez otur koltuğa la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah gitti. Oy gör göreceğini yaşa yaşayacağını duy duyacağını yakaza halindeki söyleme anlatma deme içinde tut çıkamadığın bir şeyi üstadına sor yol bilmez kelam bilmezlere anlatma.
İşte bu sıraladığımız üç tane. Vahyin tecelliyât andan haricinde. Hak bize öyle bir. Allah anlattılar hiçbir şeyle alakası olmayan bir allahm gibi. Haşa değil. Allah bu ayeti kerimenin dışında bu anlatt aye kerimenin dışında. Şeytana ve yardımcılarına da vahyeder peygamberlerine vahy ettiği gibi arıya toprağa güneşe ayağa göğe. Musa’nın annesine. Hak vahyeder şeytana vahy ediyor başka neye vahy etmesin şimdi örnekleyelim bunu bu söylediklerimiz şeyleri delillendirmek beni o sözle.
Mim eylesin. amin anlattığımız söylediğimiz din olarak tebliğ ettiğimiz ins ımız kardeşlere aktardığımız her. Kur’an’dan ve sünnetten delili olacak. Eğer bu yok size bunu tekrar söylüyorum 35 yıldır sohbet ediyorum soru cevap diyorum ki. Kardeşler size anlattıklarında. Kur’an’a ve sünnete uymayan bir yer var ise. Lütfen beni ikaz edin. Bana söyleyin ben kendimi düzelteyim 35 yıldır birisi demedi bana şurada. Kur’an’a uyumadın şurada. Hadise uyumadın diye koltuğuma bakıyorlar bizim.
Adanalı marangozların yaptığı koltuğa takılıyorlar. Bu koltuğa takılıyorlar ne kadar rahat koltukta oturuyorsun koltuğu yok altın yaldızlı yok arabası ne yok arabanın markası ne tabii nereden geçiniyor siz hep böyle milletin parasını yiyorsunuz filan bu milletin söylediği bu birisi şunu demiyor bu bakın ilk defa konuşuyorum. Bunu birisi sohbeti sonuna kadar dinleyip şurada. Bu konuyla alakalı bir ayet söyle. Bu konuyla alakalı bir hadis ve burada bir.
Kur’an sünnete aykırı bir durum var demiyor bunu söylemiyor hamdolsun ya dinliyorlar bulamıyorlar ya da gerçekten dinlemiyorlar. Allah yeryüzüne vahyeder bakın yeryüzüne vahyeder. Zilzal ayet 4 ve 5 o gün yer rabbinin ona vahy etmesiyle haberini anlatacaktır bu bunların tefsirlerine girmeyeceğim. Demek ki ne yapmış yeryüzüne vahy etmiş yeryüzüne vahyetmek demek yeryüzündeki bütün mevcudata vahy edilmesi demek ben sohbette derim ya. Sufi taşa bile tekme vurmaz yeryüzüne vahy etmiş.
Sen yeryüzünde dolaşırken. Sen taşa bile tekme atma yeryüzünde. Edebinle dolaş sen oraya buraya bevletme sen oraya buraya uygunsuz yerlere bevleden. Hak yeryüzüne vahy etmiş. Allah’ın edebini adabını tut. Abdullah gibi. Ömer efendimizin. Abdullah gibi 23 kez seyahate çıktım her seyahate çıktığında. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri burada def. Hacet yapardı. Burada da abdest alırdı deyip defa. Hacet yaptığı yerde defa. Hacet yapar abdest aldığı yerde abdest alır namaz kıldığı yerde namaz kılardı onlar.
262. Mesnevi Şerhi 1932. Beyitten – Sohbet Notları
Mustafa’ya ve. Allah’ın vahyine bu kadar sahiptiler haz sallallah ale ve sellem. Hazretlerinin def. Hacet yaptığı yere def. Hacet yapardı peygamber sevgisi olmayan bir kimsede bunun bir anlamı yoktur. Allah sevgisi olmayan bir kimsede bunun bir anlamı yoktur ama. Ömer efendimizin oğlu. Abdullah için bu çok anlamlıydı def. Hacet yaptığı yer dahi. Mustafa’nın yaptığı yerdi ve sorarlardı ona. Abdullah neden burada. Konaklı musun derdi ki biz peygamber. Sallallahu.
aleyh ve sellem hazretleriyle yolculuk ederken o burada konaklamıştı ve hatta şu kadar konaklamıştı o kadar konaklarda büyük. Hüzün sonradan. Mustafa vefat ettikten sonra. Abdullah hüznünden dolayı artık bunları yapamaz hale geldi ağlamaktan kendini alık koyamıyorsun kim böyle yapmış diyor alıyor onu. Tabiri caizse kaldırıyor ortadan sonradan diyorlar ki aynı gün bunu hutbede söylüyor. Hani yoldan geçenleri rahatsız ediyor bu diye sahabe kalkıyor. Emirel müminin o saça diyor.
Kim yaptı biliyor musun duruyor. Hayır diyor o saçağı diyor. B zati elleriyle yapan. Mustafa’yı diyor koca. Ömer hüngür ağlaya gidip o saçağı tekrar yerli yerine koyuyor bildiğiniz saçak. Allah yeryüzüne vahyeder yeryüzüne vahy edince hayvanlar böcekler çiçekler ağaçlar dağlar taşlar. Hepsi de o vahiye tabidir. yüzden sonbahar geldiğinde. Hepsi de silinir gider ilkbaharda yeniden yeşerir. Hepsi de vahiye tabidir. Çünkü vahye tabi olmayan. Yeryüzünde hiçbir yoktur edebini.
Koru edebini. Koru yeryüzünde dolaş yeryüzündeki gördüğün görmediğin bildiğin bilmediğin her şeyin vahiye tabi olduğunu bilerekten yaşa. O yüzden eşyanı kırıp dökme. O yüzden yiyeceğini bozdurma küflendirme sana verilmiş olan nimetleri heder etme hepsi de vahye t abi vahiyle yürüdü geldi senin önüne geldi vahiyle geldi senin evine girdi vahiyle geldi senin üzerine elbise oldu vahiyle geldi senin elinde bir alet oldu vahiyle geldi senin elinde telefon oldu senin elinde bilgisayar oldu vahiyle geldi senin elinin altında araba oldu vahiyle geldi senin elinde bir alet oldu vahiyle geldi bir avuç toprak oldu vahiyle geldi.
Bütün her vahye tabi. ve vahye tabi olan bütün her. Emre tabi ve onun arkasında. Allah’ın kudret ve. Kuvveti ve yaratması var o yaratmaya tabi. Müslüman israf edemezsin. Müslüman kırıp dökemezsin. Müslüman sen bir şeye zarar veremezsin. Abi sen zarar veriyorsan birazdan anlatacağım şeytandan gelen vahye tabi oldun. O zaman o da vahy. Ediyor insana. Neyi kötülüğü. Allah gökyüzüne vahyeder fulet ayet 12 sonra. Allah yi semayı iki günde yarattı her semayı kendilerine ait hususları vahyetti yi kat semayı yarattı ve her semaya birinci.
Sema ikinci 3 4 5 6 7 Dünya göğü değil bunlar dünyada da yedi. Gök vardır. Dervişler aldanır dünyanın birinci göğünü geçince birinci semayı geçtim zanneder dünya yedi. Göktür bütün gezegenler yi kattır. 7 kattır ay da 7 kattır. Merih de 7 kattır. Yıldızlar da 7 kattır her yedi katın üzerine kuruludur saman yolu da 7 kattır. Sema da 7 kattır birinci. Sema ikinci. Sema 3 Sema 4 5 6 7 Sema ve. Hak diyor ki her semayı kendilerine ait hususları vahyettik her semaya ve her semanın zerresine kadar ve her semada yaşayan varlıklara kadar bir semada yaşayan varlıklar ayrı ikinci semada yaşayan varlıklar ayrı 3 4 5 6 7 yaşayan varlıklar ayrı birinci semanın.
Melekleri ayrı ikincisi üçüncüsü dördüncüsü beşincisi altıncısı yedincisi ayrı şeytan 7i kavim hepsinin de görevleri farklı cinliler yedi kavim bunların hepsinde göklerde yaşama merkezleri var hepsinin her şeyi ayrı. Cennet se kat 8 kat. Peygamberlere ve en. Pir makamındaki ve büyük. Adir özel yaratılmışlar. Allah gökyüzüne vahyeder. Allah gökyüzüne vahy edince gökyüzünde ne var ne yok hepsini de vahyeder ben. Gök ehlinin cuması mübarek olsun deyince maneviyattan haberi olmayanların.
Gök ehlinden haberi olmayanlar bunu alaya alırlar. Çünkü haberleri yok birinci kat semada ikinci kat semada 3te dörte beşte 6da 7de kim yaşar. Ne yer ne içer zikirleri nelerdir zikirleri nelerdir meleklerin görevleri nelerdir zikirleri nelerdir. Hadi birinci kat göğe çık o ult. Adan başını kaldırabilirsin kaldır birinci kat göğe çıktıktan sonra dahi hasla aşağı inmeyi istemeyeceksin asla diyeceksin ki ya. Rabbi benim canımı bir daha al bu dünyanın necaseti inden kurtar diye.
Yalım yalvaracaksın o vahet abi vahet abi o bir. de dünyanın seması var bu yedi semanın haricinde. Biz dünya seması kandillerle donattık ve onu koruduk bu her şeye. Galip olan ve her şeyi bilen. Allah’ın takdiridir göğe vahy eden göğü kudret ve kuvvetinle tutan. Allah göğe vahy etmiş. Allah meleklere vahyeder. Enfal 12 Ey. Muhammed bir zaman. Rabbin meleklere şöyle vahy ediyordu. Şüphesiz ben sizinle beraberim iman edenleri yerlerinde sebatlı kılın bakın. Hak meleklere vahy ediyor.
Şüphesiz ben sizinle beraberim iman edenleri yerlerinde sebatlı kılın ben yakında inkar edenlerin kalplerine korku salacağım. Siz hemen onların boyunlarını vurun ve bütün parmaklarını doğrayın meleklere vahy ediyor meleklere melekler nasıl sizin boyunlarını vuracak. Nasıl parmaklarınızı kesecek. Demek ki boyun kesiyorlar. Demek ki parmak kesiyorlar kimler melekler meleklere var etmiş hususi meleklere. vahy ettiğiyle alakalı başka ayeti kerimeler de var burası.
En ilginci. Muhammed bir zaman. Rabbin meleklere şöyle vahy ediyordu. Şüphesiz ben sizinle beraberim iman edenler yerlerinde sebatlı kılın iman etmiş imanında sebatlı kılmak için meleklere vahy ediyor diyor ki. Aman bu iman edenleri sebatlı kıl kardeş canım benim müslümanmış gibi görünen münafık iman üzerinde sebatlı değilsen ve topuklarının üzerinden. Sen sebatlı değilsin sen kafirlerden oldun boynunu manevi olarak vuran. Melek boynunu manevi olarak. Melek vurdu görüntüde.
Abdülkadir. Geylani gördün sen görüntüde ahmeter rufayi gördün görüntüde şeyhini gördün görüntüde birisini gördün birisinin boynunu vuruyor canım benim. Onun boynunu vuran. Allah’ın emriyle vurdu. Sen öyle bir yanlışlık yaptın öyle bir tornistan yaşadın o tornistan dolayı manevi olarak ya kellen. Tabiri caizse ya da parmakların kesildi sen bundan kendine bir delil çıkar manevi olarak nice başlar kesilir kan parasını soran olmaz. Hatta kılıcını çeker birisi o kadar kelli alır da bir de senden sen benim kolumu yordun der.
Bir de senden kol parası ister kuvvet parası ister onu ödersin bu herkesin bildiği. Bal arısına vahyeder. Fatih hocam. Gerçekten tatlı yemedim bugün sohbet ağır diye neredeyse yemek yemeyecektim ama gene dil dudak kurudu bugün ağır geçiyor. Bal arısına vahyeder. Suresi ayet 68 ve 69 Ey peygamber. Rabbin arıya dağlarda ağaçlarda ve yapılan kovanlarda yuva edin sonra her çeşit mahsulden ye rabbinin sana kolaylaştırmış olduğu yollardan git diye vahyetti arıların karınlarından içinde insanlar için şifa bulunan çeşitli renklerde.
şerbet çıkar. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için büyük ibret vardır. Allah arıya da vahy etmiş arıya vahy eden neye vahy etmez ki bizim. Ali karadağ’da benim arılarım. Allah benim arılarım oğlum benim nered diyor. Ben şimdi ona böyle söylüyorum. Bizimkiler. Tabii bir bakıyorsun diyor ki arıya ne geldi. Arılar gitti oğlum benim kovanları gidiyor hep diyorum giden başka bir kovan değil mi böyle bir bakıyor böyle gözlerini kırpıştırıyor bana yok diyor senin kovanlar duruyor mu.
Durmuyor mu oğlum kaç kovan var hesaplıyor lan altı üstü kaç kovan zaten eksiliyor mu fazlalaşıyor mu onu soruyorum sanki sayacak böyle bir bekliyor böyle hafızdan öğrendi onu na hafıza bir soruyorsun gözler dönüyor böyle cevap yok ondan sonra bir müddet. sonra cevap geliyor. Bu da onun karındaş gibi. İşte böyle. Arılar benim. Arılar kiminmiş. Allah’ın oğlum benim bir şeyim yok. Allah’ın vahy eden o bir de ona fotoğraf çek elemanlar çalışıyor şeye atıyor.
Allah vahy ediyor arıya vahy ediyor. Ondan sonra ne diyor bir de çok şifalı benim bal oğlum vahy eden. O her ne kadar bana börtü böcekli gelse de ballar. Oğlum diyorum ben inandım. Sen arı natürel senin bal da natürel inandım. Oğlum siz de getir şunu diyorum ya ben inandım örtü böcek içinde dolaşmasına gerek yok ha diyor. K kulfetsiz olmaz gibisinden ben onların hepsini bir daha süzüyorum tabii onun yapacağı işi bana yaptırıyor ya artık o bir. Keramet sahibi ya böyle.
kendince artık nasıl yapıyorsa arıya ne yapıyor. Hak vahy ediyor nasıl çalışıyor mu. Ali çıktı mı daha çok soğuk tamam hep de bir cevabı var. Arılar kiminmiş. Efendim buun dilin. Güdük çıktı ya. Allah havarilere vahyetti. Allah havarilere vahyetti. Maide ayet 111 hatırla. Hani havarilere bana ve peygamberime iman edin diye vahy etmiştim onlar da iman ettik şahit ol ki biz müslümanız demişlerdi. Bunu neden bu ayeti kerimeyi aldım. İsa aleyhisselamın havarilerine vahy ediyor bana ve peygamberime iman edin diye.
Onlar da diyorlar ki. Allah’a dikkat edin buraya karşılıklı diyalog var. Yazılı bir yok. Karşılıklı diyalog havarilere vahy ettim diyor dedim ki bana ve peygamberime iman edin onlar da iman ettik ş ol ki biz müslümanız. demişlerdi. Allah zamanın mürşid-i. Kamiller de ben vahyeder demeyeceğim. Altını çiziyorum ilham eder bana ve resulüme itaat edin diye bu manevidir yoksa. Kur’an bellidir sünnet. Seniye de bellidir bu ayrı bir ahtir bu ahdi ıktan sonra sen şunu diyemezsin.
Rüyamda bunu gördüm ben bunu yapayım mı yapmayayım mı yapacaksın sen verdin sen o sözü verdin o sözü verdikten sonra artık senin için. Zahir de batını kalktı sen habibine. İtaat edeceksin yürüyeceksin onun yürüdüğü yerde onun söylediğini. Emir telakki di. Fars telak edip yerine getireceksin sana bir söylerse bunu. Nimet bileceksin. Nimet ve harfiyen yerine getireceksin. Öyle yan yattı çamura battı yok havarilerine vahy ettiyse. Mustafa’nın havarilerine de vahyetti.
Hery vardır. Her peygamberin havarileri vardır. Mustafa’nın da. havaleleri vardı 10 tane aşere-i mübeşşereden kutbunun etrafında da hepsi onların 10 tanedir zamanın kutbuyla beraber 10 kişidir onlar da havarinin mertebesindedir her mürşid-i kamilin etrafında 10 tane havarim vardır. Her mürşid-i kamilin etrafında 10 tane. Havari vardır onlar canlarını mallarını eşlerini çocuklarını herhangi bir düşünmezler düşünmez öyle intisap eder. Öyle bağlanırlar. Hak vaktinizi alıyorum ama bu konuyu bitireyim.
Müsaade ederseniz sıkılan varsa elini kaldırsın. Musa’nın annesine vahyetti. Taha ayet 36 Allah şöyle dedi. Musa dilediğin. Sana verildi. Musa’ya diyor. Direkt dilediğin. Sana verildi ayet 37 biz sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk 38 Hani bir zaman biz annene bazı hususları vahy etmiştik 39 ona şöyle demiştik ki. Sandığa koy. Nil nehrine. Nehir onu kıyıya vursun. Onu benim de onun da düşmani olan biri alsın seni sevimli kıldım ki muhafaza altına yetişin demek.
Musa’nın annesine vahy etmiş bir de. Musa’ya diyor ki dilediğini sana verdim. Daha önceden de seni böyle yapmıştım dilediğini verdi ne yaptı. Aleyhisselamın. Hak’tan özel isteğiydi. Harun’u kendisine halife edilmesi ve ona peygamberlik verilmesi bunun için. Hak turu sina’da. Cenabı haka yalvarmıştım bir ve benim yerime bakacak bir kimse. Allah da ona. Harun’u verdi duasının karşılığı olarak. E bir de hani kur’an-ı. Kerim’de ayet-i. Kerime olarak geçiyor ya hani benim dilimi aç kuvvetlendir diyor firavuna giderken.
Musa aleyhisselam hafiften kekeme birisi böyle kekeme derken kekemelik değil de böyle bir kelimeyi konuşacağı. zaman duruyor ama direkt açılmıyor dili bu firavunun önüne gidecek firavuna. Allah’ın varlığını birliğini ve kendisinin peygamberliğini tebliğ edecek ya o zaman dua ediyor ya. Rabbi benim dilime kuvvet ver dilimi aç. Hak onun duasını kabul ediyor. Bir de bir daha duası var hani benim gönlümü ferahlat gönlümü genişlet işimi kolaylaştır diye. Onun bu duasını da kabul ediyor hemen anında cevap veriyor bunlara dua et duaları kabul ediyor da hemen anında cevap veriyor ve diyor.
Bunları ben sana lütf ettim ama daha öncesinden diyor. Sana da böyle lütf etmiştim ne yaptı. Musa aleyh aleyhisselamın annesine de vahyetti aynı şekilde. İbrahim’in annesine de vahy etmişti. Hak ne yapıyordu. Nemrut bütün erkek çocuklarını kılıçtan geçiriyordu ne yaptı. İbrahim’in. annesine de vahyetti doğar do olmaz onu şu anki hani insanların. Turistik ziyaret yaptığı o araya götürdü onu oraya bıraktı. Allah’ın vahy etmesiyle yaptı ve. Gece gider. Onu emzirir di gündüz hiç gidemezdi.
İbrahim’in annesine de vahyetti ve. Musa’nın da annesine vahyetti ve. Meryem’e de vahyetti bazen. Bayanlar soruyorlar işte bayanlardan peygamber yok diyor. Meryem var peygamber değil ama diyorum ben peygamberlerle arasında ince bir perde var böyle. İncecik bir perde haz. Meryem’in haz. Hatice annemizin haz. Fatıma annemizin makamları çok yüksektir. Enbiya 91 ırzını koruyan. Meryem’i de hatırla. Biz ona ruhumuzdan ledik onu da oğlunu da alemlere bir mucize kıldık hurma.
Dalını kendine doğru silkele ki üzerine taze hurma dökülsün ye iç. Gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen de ki ben çok merhametli olan. Allah’a oruç adadım artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım. Meryem ayet 25 ve 26 Demek ki. Meryem’e de vahyetti ve. Meryem’e nasıl davranacağını da vahyetti harf harfine vahyetti e. Meryem bir böyle hurma ağacın kuru bir hurma ağacı kuru dalında bu dağında yeşillik yok dalında bu dağında bir meyve de yok kupkuru bir hurma ağacı kupkuru onun.
Dalını sallıyordu sallayınca da hurmalar dökülüyordu tazecik ve onunla rızıklanmak bahsederken bir vahiy penceresi daha açar bazen şeytanların da ve insanların da. Vahyin bahseder şeytanların ve insanların diyorum. En 112 sana yaptığımız gibi her peygamber için de insan ve cin şeytanların. Düşmanlar yaratmıştı. Bunlar birbirlerini aldatmak için süslü sözler fısıldarlar. dilemiş olsaydı bunu yapamazlardı onları iftiraları ile baş başa bırak. Enam 113 Bir de ahirette iman etmeyenlerin kalpleri o süsün söze meyl etsin ondan hoşlansın ve işleyecek yi suçu işlesin diye böyle yaparlar.
O zaman ne oldu bir vahiy daha çıktı ortaya. Ne şeytan ve insanlar bunlar ne yapıyorlar. Bunlar da senin kalbine vahy ediyorlar. Şeytan ne yapıyor kalbine vesvese veriyor. Hani zaman. Allah affetsin büyüklenmek için söylemiyorum. Hak büyüklenmek muhafaza eylesin diyorum ya yeryüzünde dolaşan şeytanlaşmış insanlar vardır bu şeytanlaşmış insanlar şeytanın vazifesini yaparlar senin kalbine vesvese koyar seni. Sünnet yolundan için seni hakikatten uzaklaştırmak için senin kalbine vesvese koyar.
İşte bunlar içinde bakın. Vahyin içinde o zaman. Şeytan da insana ne yapıyor. vahy ediyor kime dostlarına o dostları kime vahy ediyor. Müslümanların kalbi. Sağlam olmayanlara kalbi sağlam değil kalbi sağlam değilse ona vahy ediyor ona süslü sözler söylüyor ona dünya hayatını süslü gösteriyor yaz geliyor plajlara akalım bir çimile diyelim çipil diyelim. Bu da bizim hakkımız tatlı geliyor. O müslümanlar da hakkı denize girecekler orada yüzecek. Tabii olmadı soyunup soğana çevrilecek olmadı gidecekler en lüks otellere.
Bir de onu diyecekler. Müslümanlar yapmasın mı tabii gidin beş boynuzlu değil 7 boynuzlu otellerde zaman geçirin gidin hiç kimsenin görmeyeceği koylar bulun. Geldi kimse görmeyecek sizi he hadi orada soyunun dökün. Hadi oralarda da. Çimir deyin biraz. Hadi götürün eşlerinizi kızlarınızı giydirin bikinileri dolaştırın orada. Tabii herkes çıplak. Nasıl olsa orada ne olacak ki. Üzüm üzüme baka kararır çıplağa. Bakara bakaa kafir olur gider tabii meylin dünyanın o tatlı şatafatlı gösterişli tantanalı şantan hayata mey edin.
Şeytanın işi bu. Hadi biraz israf edin. Hadi biraz gösteriş yapın. Hadi biraz böyle yüksekten atın hadi gidin biraz marka budalası olun. Hadi gidin biraz marka ahmağı olun. Hadi gidin lüks restoranlarda. Bilmem nereye kuş konmaz bilmem ne yiyin gidin ismini bilmediniz yemekleri yiyeceğiz diye uğraşın selfiler yapın oradan yediklerinizi gösterin dünya açlıktan kırılırken. Siz bunları yiyin. Ondan sonra da gelin ahkam kesin din ahkamı kesin. Tabii lüks şatahat şatafat içerisinde yaşayıp ahkam kesin bir de.
Şeytanın işi bu fakir fukaraya tepeden bakın sufilere tepeden bakın. Siz entelektüelin fınıtı takacaksınız böyle çok süslü konuşacaksınız belagatlı konuşacaksınız böyle. yüksekten konuşacaksınız. Derviş topluluğu. Sufi cahil cühela her biri de ter kokuyor bunların kılık kıyafetleri de çok gösterişli değil sizin be boyn otellerde böyle toplantılara gitmeniz lazım beş boynuzlu otellerde konferanslar olması lazım orada ahkam kesilmesi lazım sufilik mevlevilikte tabii ahkamı bol olması lazım.
Onun böyle bilmem ne bilmem ne bilmem ne araştırmacı yazar bilmem ne. Profesör osu busu şusu. Tabii kulağına fısıl deyi vereceksin seyri sülukun oldu mu bir mu fısıl deı vereceğin. Ama bu dünya hayatı böyle şeytan ve şeytanlaşmış insanlar aklını fikrini şeytana kiraya vermiş değil satmış küçük bir bedele onun şata atı şatafatı dervişlerin içinde de var bizde de var ahkam kesiyor kocaman. Derviş tabi. Gördü o neler. da böyle bir ahkam kesmeli ortalığa. O da bir makam kesmeli ortalığa.
O da bir demeli. O da anlaşılmaz bir söz söylemeli. V büyüklüğü nereden anlaşılacak. Allah ona hitap etmiş kim filanca öyle diyor. Ha haberimiz yok abiciğim nasıl oğlum. Yok onun 5 esması da yok. Nasıl yok basmaya. DD esması da yok ama öyle diyor. Ha yakında görünür oğlum merak etme meleklerin ne işi var boyna kelle alıyorlar hazırlar ha. O diyor ki. Hazretlerini gördüm tabii. Onu göreceksin gider dervişlerden de var bu. Derviş gönlünü. Kur’an ve sünnete. Dayar üstadına.
Dayar heva hevesine uymuş olanlara değil. İsterse bu. Zakir isterse çavuş olsun ister eski. Derviş ister yeni. Derviş hiç önemli değil. Ne olursa o. heva hevesini uyduysam bir kimse kulağını kapat gönlünü de kapat ona sebep hastalık bulaşır s dünyaya düşmüş dünyanın heva hevesine düşmüş hastalık kaparsın ondan kadınlar hastalık kaparsın çantası. Ne marka çantasının markasına göre kariyer yapacak örtüsünün markasına göre kariyer yapacak örtüsü ne en pahalı en pahalı söyleyin yermeye ceğiz utandırmayın sizi.
En pahalısı. Aferin kız. Vakko kaç paradır kızım bir örtü şimdi. Vakko da 3500 en ucuzu tabii. Oradan üfü türmes lazım diy. Vakko diye değil mi kenarında yazıyor değil mi onun o yazılısını dışarı çıkarıyorlar tamam. Tabii onunla kariyer yapacak. Tabii işte mantosu da vakadan olacak o zaman artık değil mi mantosu da vakadan olacak ayakkabısı da vakadan olacak. E böyle kariyer yapacak bunu almadın. mı erkek olarak. Yandın senin adamlığın da kalmaz ortalıkta. Hamet vakk falan istemiyorlar değil mi şükür hamd olsun.
Yandın kariyer yapacak erkek de aynı şimdi gençlere onu da alıştırdılar genç erkekler de genç kızl da şimdi ya marka olacak illaki ya alacak ayakkabı alacak ne ayakkabı. Söyle herhangi bir oy bak bilmediğim bir kaç para bir ayakkabı. Bismillahirrahmanirrahim oğlum vakk en fazla. Ed diyorduk biz sen batırdın lan adamları kaç var 30.000 L al. Alexander diye bir marka var 45.000 L oğlum burayı. Bir o bizim burad. Kınar en fazla en fazla alsa 2.000 liralık ayakkabı alır lan.
Daha fazla alan olmaz herhalde. Yusuf kaç paraya alıyorsun ayakkabıyı 3.000 4.000 L bak en fazla. Yusuf alıyor bizim başka alan yoktur 3.000 lir 4.000 liraya alan. Yusuf çok fena. Açık verdin ama doğru konuştun helalin var senin. Normalde işte onunla yapacak kariyer yapacak bizim gençliğimizde şeydi. Ne o yok öyle kıyafet değil. Herkesin böyle bir. Şövalye yüsük olurdu evlenenlerde kayın pederi verirdi gençler. Kimisi altın küye takmaya başladı biz bende de saat vardı pahalı olacak o pahalı saat bir yere.
Rehim bırakmak için ama insanlar neyle o dünyanın süsüyle dünyanın aldatmasıyla ya biz otellere bornoz yapıyorduk her sene kaç odası var adamın biz öyle büyük otellere yapamıyorduk da küçük hasit 50 tane 100 tane 200 300 her sene adamlar yapıyorlar. Ne o bornoz yaptırıyorlar veya yazılı ya onu alıp gidiyor adam odadan hırsız. Otel sahipleri de o alınmasını istiyormuş neden reklam hırsızlığın üzerinden reklam ediyor adam ama onu yaşayacak o kimse gidecek işte.
Antalya’da tatil yapacak 15 gün 20 gün bir de işin ilginç noktası. Müslümanın da bu. Hakkı sanki. Cihat etti sanki yıl 365 günün 330 günü. Cihat etti 30 günde bir dinleneyim dedi ya ne hakkı ya. Ne yaptın da bunu hak olarak gördün bir de hak olarak gördün başka bir yer bilmiyor musun. Alanya deniz. Kınır kenarından başka bir bilmiyor musun anlatıyorum. Ya bir sefer gittim. Bir daha gitmedim annemle alakalı bir oldu bir pazar sabahı erkenden hiç yatmadan yola çıktım annemle görüştüm konuştum bitti işi çanak.
Gelibolu’da program var. Gelibolu’ya yetişeceğim. sahil şeridinden gidiyorum. Oradan da gelip oluyor. Başka bir yol yok zaten öğle namazını kılacağım bir yerlerde durdum böyle deniz kenarı gibi bir yer hemen camide böyle hani denizden böyle. Deniz sol tarafında sağ tarafta cami var dedim şurada öğle y kiny. Cem edeyim. Ondan sonra yoluma devam edeyim caminin bahçesi çıplaklara dolu kadınlardan. Bunlar ne yapıyor burada dedim ya. İçimden böyle lan. Kafamı yere gömeceğim orada.
Caminin avlusundan oraya bir de caminin avlusuna duşlar koymuşlar caminin avlusu bildiğiniz duşlar koymuşlar şadırvan da var kadınlar geliyorlar. Duşun altına giriyor şampuanlanır orada. Ondan sonra havluya sarıyor caminin içerisine kadınlar için etek ve bluz koymuşlar ayaklarını bir etek üzerlerine bir geçiriyorlar namaz kılıyorlar orada. Namaz bittikten sonra tekrar. Ben böyle abdest beni mi aldı. Ben abdesti mi aldım namaz beni mi kıldı. Ben namazı mı kıldım şimdi önüme geçerlerse benim namazım fasit oluyor ya ben ön öne geçtim dedim hem hiç görmeyeyim.
E bir tek sakallı böyle. Hilkat garibesi gibi geliyorum ben onlara ben varım ben döndüm. Hocam bize de dua et. Ulan papazım. Sanki ben öyle bir hocam dediler ki ha filmlerdeki var ya böyle. Allah’ım dedim bunlar beni ne gördüler. Acaba dedim. Hak tez zamanda sizi. İslam’ı yaşatsın. Amin tez zamanda. Kur’an ve sünnete tabi eylesin amin tez zamanda dedim. Hak size doğruyu hakikati göstersin dedim. Hepsi de amin diyorlar ama sizden daha canlı diyorlar dedim ya. Rabbi sen beni.
Koru hocam. misafirimiz ol benim imtihanım ya hocam. Yolcuyum gideceğim. Hocam hiç olmazsa bir yemek yiyelim. Teşekkür ederim ay ne kadar çekicisiniz hocam dedim gidiyorsun. Mustafa özba hocam muhakkak. Sizde bir var parlıyor birisi böyle bakıyor anınızda bir var sizin dedim anlım var başka bir yok dedim. Teşekkür ederim ilgi ve alakanız için. Allah’a emanet olun. Allah yardımcınız olsun. Bana müsaade hocam bir çay içmeye dahi. Zamanınız yok mu dedim vallahi ben burada bir oturursan şimdi dedim.
Bütün plaj dedim benim başıma yığılır. Hepsi de dedim. Soru cevap burada dedim. Benim programım askıya alınır yoksa dedim. Gelirim dedim burada da sizin sorularınıza cevap veririm ama işim var acil gitmem lazım. Birisi neredeyse elimden tutacak. Dur gitme geçinden. Ellerimi topladım. Allah’a emanet. İşiniz gücünüz az gelsin şimdi şeytan. Bakın ben onların imanları la alakalı şüphem yok böyle bir derdim yok şeytan gönüllerine vesvese veriyor şeytan gönlüne vesvese vererek onu yaşatıyor yoksa namaz kılan bir kimse neama çıplak dolaşsın ne işi var orada ama bizim içimize bunu koydular bunu ilk başlatanlar bunun sorumluluğunu kaldıramazlar ilk.
Bunu başlatanlar o böyle işte. İslami kesime türlü işte otel yok işte muhafazakar otel yok işte kapalıların gidebileceği. Otel bunları böyle insanlara yavaş alıştırdılar bize çok masum geldi bu ha ne olacak ya. İşte herkes. Antalya’ya giderken biz de. Antalya’nın kıyısında öyle bir otele gidelim. Müslümanlar işte gelinen nokta bir taviz tavizi getirdi taviz tavizi getirdi taviz tavizi getirdi ve. Müslümanlar. Kur’an ve sünnetin disiplininden. Kur’an ve sünnetin derinliğinden.
Kur’an ve sünnetin yaşanmasından uzaklaştırdılar bunlara vahy eden kim bunlara da vahy eden şeytan ve şeytanlaşmış insanlar. Enam 121 kesilirken üzerine. Allah’ın adı zikredilmeyen hayvanları yemeyin bunu yapmak. Allah’ın yolundan çıkmak. Şüphesiz ki şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için dostlarını fısıldarlar eğer onlara uyarsanız muhakkak ki. Allah’a ortak koşanlardan olursunuz. Demek ki şeytanın dostlarına uyarsanız. Allah’a ortak koşanlardan olurmuş.
Rabbim cümlemizi affı mağfiret eylesin amin. Hak gönlümüze doğruyu. İyiyi hakikati ilham eylesin. Rabbim bizi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve geçmiş peygamberlerle beraber eylesin amin onların yolundan gidenlerden eylesin amin bizlere bizleri sımsıkı. Kur’an ve sünnete yapışan lardan eylesin. Amin sizi geç bıraktım bana da haklarınızı helal edin. Helal olsun. Bizden yana da helal olsun. Önümüzdeki hafta 935 Beyt. Ey derileri altında yokluğun çürütüp mahvettiği kimseler sevgilinin sesiyle yokluktan dönün tekrar var olun.
Allah’ın kulunun boğazından çıksa da. Esasen ve mutlaka padişahtan gelmektedir. Allah ona dedi ki ben dilim sen. Ben senin hislerin memnuniyet ve gazabının yürü benimle duyan benimle. Sensin sır sahibi olmak da ne demek bizzat sır sensin sen madem ki. Hayret aleminde lillah sırrına. Mazar oldun. Ben de senin olurum çünkü kim. Allah’ın olursa. Allah onun olur sana bazen sensin derim bazen de benim derim ne dersem diyeyim ben. Aydın ve parlak bir güneşim her nerede bir çığlıktan parlasan orada bütün alemin müşkülleri.
Hall olur güneşin bile gideremediği aydınlatamadığı karanlık bizim nefsimizle kuşluk çağı gibi aydınlanır. Adem evladına. esmas bizzat gösterdi diğer mevcudata. Adem’den açıldı nurunu istersen. Adem’den al ister ondan şarabı dilersen küpten al dilerse testiden. Çünkü bu testi küple adam akıllı birleşmiştir o iyi. Bahtlı testi. Senin gibi zahiri zevklerle. Şad olmuş değil hakiki neşeyle neşelenmek inen. Om mumu görmüştür bu tarzda. Mumdan yakılan. Çığdan başka bir.
Çırağa ondan da diğer bir mum yakılsa ve ta 100 muma kadar her ilk mumun nuru intikal etse sonuncu mumu görmek hepsinin aslı olan ilk mumu görmektir istersen. O Nuru son. Çığdan al istersen ilk. Çığdan hiç farkı yok nuru dilersen son gelenlerin mumundan gör dilersen geçmişlerin mumundan zamanınızdan güzel kokuları vardır kendinize gelin o güzel kokuları almaya çalışın hadisinin tefsiri. Selâmün aleyküm. Aleykümselam.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 , KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, Mesnevi Okuması (2234. Beyitten) 26.07.2025. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.