Tövbe

Tövbemiz tövbeye muhtaç olmasın

Tövbemiz tövbeye muhtaç olmasın konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


O yüzden tövbe ihlasla samimi nefsin oyunundan uzak şeytanın aldatmasından uzak bir tövbe olacak. Tövbe ederken şeytan aldatır mı? Evet. Aynı günahı yine işliyorsan şeytan seni o tövbeyle aldatıyor. Aynı günahı aynı çok affedersiniz necasetin içine düşüyorsan nefsin tuzağındasın. Ha diyeceksin ki e yani tövbe etmeyelim mi? Tövbe edelim. Dilimizle de olsa tövbe edelim. Bu ayrı bir mesele. Ben meselenin hakikatini söylüyorum size. İşin zahir kısmını bir kimse tövbe etti. Allah onun tövbesini kabul etti. Eyvallah. Okul bina günah işledi. Yine tövbe etti. Allah dedi ki kulum kendisini affedecek olan rabbisini hatırladı. Affettim. Dedi. Yine günah işledi. Yine tövbe etti. Allah dedi ki kulum kendisini affedecek olan rabbisini hatırladı. Affettim onu. Dedi. Hatta üçüncüsünü de bir daha söyledi. Yine affettim dedi.

Ardında bir ibare daha var. Hadi bundan sonra ne yaparsan yap dedi. Allah’ın rahmeti geniş. Ama hadis-i şerifte de diyor ki Allah sadece kalpten yapılan tövbeleri kabul eder. Rabbim bizi onlardan eylesin. Amin. O yüzden Hazreti Pir devam ediyor. Bu tövbe etmekten ne vakit tövbe edeceksin? Yani tövbe ediyorsun yine beni anlatıyor. Tövbe ediyorsun yine aynı çukura giriyorsun. Kendi ellerinle giriyorsun. Kendi ayaklarınla gidiyorsun. Kendin giriyorsun oraya. Yine tövbe ediyorsun. Ya Rabbi beni affeyle diyorsun. Affettim seni diyor. Bu konuda hiç şüphem yok benim. Ama yine aynı çukura düşüyorsun. Çukura düşmüyorsun. Çukura atıyorsun kendini. Yani çukura düşmek bilmeden düşmek çünkü hani böyle aldatıcı bir şey var. Tam böyle kestiremedin. Bastın düştün. Bu öyle değil. Yok ben kendi nefsimi anlatıyorum bile bile yani öyle bir ben böyle hay ben ya bunu bilmeden yaptım.

Yok öyle aldatma kimseye. Kendi nefsime söylüyorum bunu. Bile bile yaptın. O yüzden kendi kendine Mustafa Özba otur yani. Ya Rabbi hani ben bunu bilmiyordum. Otur oturduğun yere. Öyle bir şey yapma. Bile bile yaptın her şeyi. Ben hayatı bile bile yaşayanlardanım. Aklıma malik olduğumdan beri, İslam’la alakam olmadığında da bile bile yaşadım her şeyi. Her şeyi bile bile yaşadım. Ha ben bunu bilmiyordum ya bunu yaptım. Böyle bir şey yok bende. Allah beni affetsin. Amin. Bile bile burnumu kıstırırım ben. Bile bile atarım vücudumu, cesedimi ateşin içine. Bile biledir. Allah bizi affetsin. O yüzden tövbe ettiğini düşünüyor. Kendime söylüyorum bunların hepsini. Mustafa Özbağ tövbe ettiğini düşünüyorsun. Tövben tövbe değil. O tövbeye de tövbe lazım. Nasıl? Basmaya. Bazen tövbeye de tövbe gerekli.

Allah bizi onlardan eylemesin. O yüzden normalde insan nefsi insanı aldatır. Der ki ya tövbe ediyorsun yani şunu da kaydır götür arada. Oh Perşembe zikri var. affolmuş olarak kalkacaksın. E nasıl olsa Perşembe derse gideceğim inşâallah. Yani şunu da kaydırayım gideyim. Ya bizim dervişlerde bu iç alemlerinde var bu yani böyle içlerinde nasıl olsa o müjdeyi alıyorlar ya. Kendince öyle diyor ya. Perşembe gideceğim zikre oturacağım. Ee içinden ölü konuşuyor ya da ben konuşuyorum. Nasıl olsa perşembe gün halake zikrullah kuruldu cemaatle. Oh mükemmel. Hiç kimse hiçbir şey ummadan geldi. Para yok, pul yok, makam yok, mevki yok. Hadis-i kutsiye uyuyor. Hani onlar işte birbirleriyle akraba değillerdir. Birbirlerinden menfaatleri de yoktur. Sırf birbirlerini Allah için sevdiklerinden toplanırlar. Allah’ı zikrederler. Cuk diye oturdu.

Mustafa Özbağa. Harika. Var mı bir menfaat? Yok. Var mı bir beklenti? Yok. Herkes Allah için birbirini sevdi. Buradakilerin var mı başka bir eee amacı? Yok. Burada tahtanın üzerine, iki dizinin üzerine ne otursun millet? Eee bir de Allah’ı zikrettin. Tamam hadis-i şerif de var, hadis-i kutsi de var, ayet-i kerime de var. Affolmuş olarak kalkın. Hatta günahınız hayra çevrildi. Ulan biraz daha mı günah işleseydik? Bayındırlıyım ya ben. Biz işin kurunazıyız yani. Çift taraflı. Hem namaz kıl hem günah işte. Nasıl olsa perşembe günü hepsi de sevaba çevrildi. Şimdi Yusuf hoca taşıyacak beni. Diyecek ki ya ilahiyatta bize böyle öğretmediler. Camilerde de böyle öğretmediler. Evet. Yani biz bayındır kurnazıyım ben ya. Ne oldu? Hepsi de hayra çevrildi. Halakay zikrullah’a oturduk.

Şimdi az önce üç tevhit okuduk mu? Okuduk elhamdülillah. Ne varsa silindi mi? Silindi. Şekimiz, şüphemiz var mı? Bende yok. Sizde var mı? Yok. Tamam. Siz zaten benden önce razısınız ona. Hiç şüpheniz yok. Evet. Bende de hiç şüphe yok. Allah için. Ben zikrullah alakasıyla tanışıp o hadis-i şerifi okuduktan sonra büyük bir ümit kapısı açıldı bana. Ha Mustafa Özbağa dedim. Habire halakei zikrullah’ı kur. Tabii dedim herkes affolsun. Ne var bunda? Ben üç kişi de olsa hemen kurun halake zikrullah’a. Neden diyorum ben evlerinizi zikrullah’a açın. Halakei zikrullah’tan ayrılmayın. Affolacınız. Hadis de sabit, ayet de sabit. Bir de kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Bundan daha muhteşem bir şey yok. Öyle olunca hiç insanın içinde şek şüphe kalmıyor.

Bende kalmıyor. Ben dervişlerde de kalmadığına inanıyorum. E dervişlerde kimisi Peygamber Efendimizi görüyor, kimisi ondan konuşuyor, kimisi Allah’ı görüyor rüyasında. Kimisi oturduğu yerde onunla Allah’la konuştuğuna inanıyor. Hepimiz de paranayak değiliz ya. Herkes akıllı uslu. Birkaç üniversite bitirmiş insanlar var içimizde. Ha zeka olarak benden daha ileri olan arkadaşlar, kardeşler var. E bu da bir paranoya değil. Herhalde topluca bir paranoya halinde değiliz. Çünkü işlerinde görmeyenler de var. Onlar da kendilerini yiyip bitiriyorlar. Ben neden göremiyorum? Benim neyim eksik? Öbürkü rüya makinesi, çatır çatır rüya anlatıyor. Hatta öyleleri var. Yolda gidiyordum, Hazreti Peygamberi gördüm. Ne? Yolda giderken onu görmedin mi diyeceğiz? Yok demeyiz. Allah bizi affetsin. Öyle olunca da tabii o kimseye bir eminlik geliyor. Allah muhafaza eylesin. Neyse bu sohbet Mustafa Özbağı sizlere değil ama koca peygamber diyor ki ben nefsimi temize çıkaranlardan olmam.

Allah birüi affetsin. Kimin takvalı olduğunu da Allah bilir diyor. Yani eyvallah. Koca peygamber söylemiş ama o ayrı bir mesele. Yine meseleyi ben kendime toparlamış olayım. Evet. Tövbemiz tövbeye muhtaç olmasın.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Tövbemiz tövbeye muhtaç olmasın hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.