zikrullah

Tövbe eden ve Rabbini zikreden kimse Allah yolunda dimdik durur

Tövbe eden ve Rabbini zikreden kimse konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


Ala suresi ayet 141. Temizlenen rabbini zikredip ona kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Şimdi bu ayet-i kerimeye baktığınızda hemen hemen eee meallerin hepsinde de şunu göreceksiniz. Rabbini zikredip ona kulluk eden kimse bölümünü rabbini zikreden ve namaz kılan ardından kurtuluşa ermiştir diye. Bunun mealini büyük bir çoğunlukta öyle okuyacaksınız. Öyle mealciler öyle yazmışlar. Böyle küçük bir çalışma var şu anda böyle hani zikir kökenli ayetlerin üzerinde. E bu zikir kökenli ayetlerden birisi bu da bu Ala suresi 19 ayet toplam ve Mekke’de inzal olunan ayetlerden birisi. Şimdi Mekke’de inzal olununca Mekke’de henüz daha ümmeti Muhammed’e namaz farz değil. İnananlara farz değil. Ama burada ayet-i kerimede fesella bu fesellayı namaza çeviriyorlar kök olarak. Hani rabbini anan, zikreden ve namaz kılan olarak.

Bunu normalde mealciler öyle yazmışlar. Tefsirciler bir kısmı da öyle yazmış. Baktığımızda önümüze çıkan tablo bu. Ama ayet-i kerimede fesella kelimesi normalde kulluk etmek aslında. Yani feselle baktığımızda böyle onun hani ben çok bu işin erbabı değilim ama hani kelime kelime yürüdüğümüzde fesella ayakta tutan demek asıl önemli. Ve eee Kur’an-ı Kerim’de salat kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. Yani bundan sonra başka selat kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salat kelimesiyle karşı karşıyız. Ama salat kelimesiyle karşı karşıyız. Ama Mekke’de henüz daha iman edenlere namaz farz kılınmadı. Öyle olunca eee normalde salat kelimesi baktığımız zaman e buraya not almışım. Otururken dik durduğu için oyluk kemiğine deniyormuş. Yani oyluk kemiği dik tutan bir kemik insanda. Ve normalde essala yine insan dik durduğu için omurgaya deniyor.

Dik durduran, dik tutan, destek veren, destek manasına geliyor. Ve Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık 1718 yerde böyle bir eee sallü veya fesalli olarak geçiyor. 171 yerde geçiyor bu. Ama önemli olan şu. Normalde burada e Mekke döneminde inzal olduğu için direkt namaza bağlayamıyoruz. O zaman fesellayı burada anlayacağımız bizim için anlayacağımız dik durmak, heybetli durmak, mücadeleci durmak, cihat ehli gibi durmak ve bir şeyde kemikli durmak ve davanda samimi olmak ve dik durmak, yalpalanmamak, sallanmamak. O zaman ayet-i kerimeye bakış açımız değişecek. Şimdi öyle olunca hani biz bunu normalde eee fesallaya, dua niyetine bakabiliriz. Namaz manasında bakabiliriz. Zikir manasında bakabiliriz. Davat manasında bakabiliriz. Normalde işte Allah yolunda hizmet manasına bakabiliriz. Yani bunların hepsine bakmamız ve hepsinde bu manaya gelmesi mümkün. Ama eee ayet Mekke döneminde ve ayet-i kerime şunu diyor bize.

Temizlenen yani tövbe eden yani o kendisini bu noktada temizleyen kimse rabbini zikredip kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Yani temizlenen yani tövbe eden ve Allah’ı zikreden ve o yolda yani Allah yolunda dik duran, sağlam duran, Allah’a tabiri caizse yardımcı olan hani kim Allah’a yardım ederse Allah da ona yardım eder. Destek olan ve işte omurgasının üzerinde dükk durmak. Yani burada omurga ne? İnsanın imanı, İslam’ı. Omurga ne? Allah yolunda mücadelesi. O zaman ayet-i kerimede mana çok farklı yere gitti. Yani orada normalde namaz kılan olarak dediğimizde bu meseleyi tam kahvamadı. O zaman temizlenen yani tövbe eden kimse yani günahlarından arınan kimse ve Allah’ı rabbini zikreden Allah’ı zikreden kimse Allah yolunda dimdik durur. Eğer onda temizlenme yani tövbeyle onda zikir yok ise o zaman o kimse Allah yolunda dimdik durması mümkün değil.

Burada iki unsur var. İki unsur ne? Tövbe birincisi yani temizlenen. O zaman temizlenen yani tezkiye eden yani kendisini arıtan. Hani ayet-i kerimede Şems suresinde de diok ayet 15. Nefsini arındıran, temizlenen kurtuluşa ermiştir. O zaman bizim hani günlük virtlerimiz var. Günlük virtlerimizle her gün 100 tane sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim ve bihamdihi estağfurullahelazim. O kimse temizlendi. Kim bunu 100 sefer söylerse deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder. Veya hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki ben günde 100 kez Allah’a tövbe ederim. Başka bir hadis-i şerifte 70 kez tövbe ederim. Başka bir hadis-i şerifte kim tövbe ettiyse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman o temizlenen. Temizlenmek ne? Tövbe etmek ve tövbe kapısına sımsıkı yapışmak ve Allah’tan ümidi kesmemek.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Tövbe eden ve Rabbini zikreden kimse hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.