İlim

TM Mezarlık, defin adabı ve kabir azabı ile ilgili hadis-i şerifler

https://www.youtube.com/watch?v=T8zVpw4h

TM Mezarlık, defin adabı ve kabir azabı ile ilgili hadis konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda TM Mezarlık, defin adabı ve kabir azabı ile ilgili hadis hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Allah ondan razı olsun. Sallallahu. Bugün yağmur yağdı. Sen mezarlığa gittiğin halde niçin elbisen ıslak değil diye sorması bir gün. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri sahabeden bir kimse vefat eder vefat edince o gün yağmurlu bir gündür.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri kabristana gider. Hazret peygamber efendimizin en önemli özelliklerinden birisi şu hastayı ziyaret eder birisi vefat ederse kabristana kadar gider. Onu defnedilir başında duasını okur döner. O vefat eden kişinin. Ailesini de ziyaret eder yine böyle bir defin işlemi var o gün. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri e defin işlemi için gidiyor yağmur yağıyor ama ıslanmıyor bu da peygamberlik mucizelerinden bir mucize.

Mustafa bir gün dostlarından birinin cenazesiyle. ve dostlarla mezarlığa gitti. Tabii bunu böyle okur geçerdim ama biraz mezarlık ve defin adabıyla alakalı birkaç tane de hadis koyma zarureti gördüm. Çünkü bu benim geldiğim ilçede böyle değildi. Bursa’ya geldiğimde gördüm buu mesela birisi vefat ediyor. Annesi babası kardeşi neyse ise. Ondan sonra vefat ettiği zaman mezarlıklarda cantık ve ayran dağıtılıyor bu böyle benim çocukluğumda yoktu benim gençliğimde yeni.

Derviş olduğumda da. Bayındır’da yoktu. Bursa’da gördüm. Bu sünnet-i. Seniye olmayan bir o yüzden biraz hani ölüm ve mezarlıkla alakalı bir iki hadis-i. Şerif inşallah kim cenazeyi takip eder ve üç kere taşırsa ölen kardeşine karşı olan borcunu. Ödemiş olur hani bizde bu çok güzel bir sünnet. Seniye işleniyor. Hani cenazeyi taşımak için herkes sıraya giriyor. diyor üç sefer onu sıraya girdi onu taşırsa. Hani o ölen kimseye karşı borcunu kardeşlik borcunu ifa etmiş olur cenazeyi ne ses ne de ateşle takip etmeyin muvatta ve.

Davut cenaze. E bu manada hani böyle şimdi yeni çıktı ya bir. Düttürü ötürü de şehitlerin cenazesini filan öyle götürüyorlar. Bu da yok bu da bidat böyle bir ses çıkarma boru çalma borazan çalma davul dümbek çalma filan alkışlarla ıslıklarla bu yok cenazeye definde tekbir var. Tevhit var tekbir ve tevhit var öbür türlü. Hani ateş yakmak. Bunlar da ateşperest derin adeti onlar da. Cenaze için bu hani meşaleler var ya onlar da cenazeyi meşaleler meşale yakarak.

TM Mezarlık, defin adabı ve kabir azabı ile ilgili hadis Hakkında

Tan götürüyorlar. Normalde ateşperest derin adeti yine cenazede çabuk olun. Salih biri ise kendisine iyilik yapmış olursunuz böyle biri değilse belayı bir an önce sırtınızdan atmış olursunuz cenazeyi bekletmemek normalde işte. Ama şu anda da mecbur insanların yakınları en yakınları dışarıda. Öyle olunca işte. Son görevlerini onlar da yapsın diye işte. Almanya’dan gelecek olan var başka ilden başka bir ilçeden gelecek olanlar var hani bu böyle sünnet. Seniye de yavaş ortadan kaldırılıyor gibi ama mecbur kalınıyor.

İnsan işte oğlu var kızı var işte. Son vazifesini yerine getirsinler diye bekletiliyor sizden beri bir cenazenin geçtiğini görürse cenaze ile birlikte yürümesi bile cenazeyi geride bırakıncaya veya cenaze kendisini geride bırakıncaya veya cenaze onu geride bırakmadan yere konunca kadar oturmasın. Hani cenazeye biz bu noktada ne yaparız hürmet ederiz cenaze gelmezden önce ayağa. kalkacaksın senin önünden geçti gitti o zaman oturabilirsin veya cenazeyi takip edeceksin tanıdığın değil işin var müsait değilsin ama cenaze geçinceye kadar ne yapacaksın bekleyeceksin peygamber.

Sallallahu. Aleyhi veem. Hazretleri bazen cenazenin önünde yürüdüğü görülmüş. Ama genelde cenazenin önüne geçmemiş cenazenin arkasından takip etmişler genel olarak ama bu konuda her iki tarafta. Her iki şekilde de hadis-i. Şerif var ama biz yine saygı gösteririz. Biz cenazenin önüne geçmemeye gayret ederiz ve e tek tekrar söylüyorum. Hani bir ölen kimsenin evinde cenazeye gelenlere bir şeyler ikram etmek bu da var sünnette ama ölünün evinde yemek pişmez.

Bu da sünnette var. Oraya eve yemek göndermek de sünnet veya yiyecek i yiyecek göndermek. Çünkü orada taziyeye gelenler var taziyeye gelenlerden dolayı ev halkı. yemek pişir demez oraya yemek göndermek de sünnet. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri öyle yapmış. Ama tekrar bunun altını çizerek söylüyorum mezarlıklarda bir yenilip içilmesi caiz değildir bunu son örnek. E Allah razı olsun hacı. Cafer’e dedim. Cafer evin önünde dedim ne yapacaksanız yapın.

Ondan sonra dedim hani şeyde. Ne o mezarlıkta dedim bir dağıtmayın. Çünkü sünnet-i. Seniye yok. Rabbim bizi sünnet-i. Seniye uyanlardan eylesin amin onun mezarına. Toprak doldurdu tohumunu yer altında diriltti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri o sahabeyi mezarına yerleştirdi ve onun duasını etti yine. Şerif kardeşiniz için. Allah’tan mağfiret talep edin. Onun için karşı ulaşacağı sorgulamada. Metanet dileyin. Zira şimdi ona hesap sorulacak buyurdu.

Peygamber sallallahu aleyhi. Hazretleri. Normalde ölünün defni tamamlandıktan sonra bunu sahabeye söylerdi hani böyle ona. Hayır duada bulunun ona dua edin diye yine. Bakın bu hadis-i. Şerif koydum. Şimdi kabir azabını reddeden böyle ilahiyat profesörleri var bu hadis de sabit hadisi inkar ediyorlar. Allah muhafaza eylesin. Resulullah. Sallallahu. Kabir azabından sordu aleyhissalatu vesselam. Evet kabir azabı haktır onlar kabirde azap çekerler onların azabını hayvanlar işitir buyurdu.

TM Mezarlık, defin adabı ve kabir azabı ile ilgili hadis ve Önemi

Ayşe der ki bundan sonra sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri namaz kılıp da namazında. Kabir azabından istiaze etmediğini akmadığını hiç görmedim. Müslim nesai. Normal şartlarda bu kabre indirildikten sonra ona dua etmek. Onun için tövbe etmek ona. Normalde hakkında. Hayır dilemek sünnetin içerisinde fakat hazre. Pir burada. başka bir söylüyor tohumunu yer altında diriltti sahabe vefat etti. Onu tohum olarak görüyor. Mevlânâ diyor ki tohumunu yer altında diriltti.

Şimdi bir tohum ekersiniz toprakta dirilir. Tohum ne olur yeşerir ağaç haline gelir bitki haline gelir. Oysa ektiğiniz tohumdur işte burada da hazre. Mevlânâ ölümü bir son olarak görmüyor ölümü başka bir başlangıç olarak görüyor. Ve yeni bir başlangıcın habercisi. Ölümü öyle görüyor zaten ehli tasavvuf ölümü son olarak görmez ölüm bir son değildir ölüm yeni bir hayatın başlangıcıdır yeni bir. Hayatın başlangıcı ölen bedendir. Çünkü ruh ölü değildir ruh ölümü tatması başka bir şeydir ölmesi başka bir şeydir.

Her nefis ölümü tadıcıdır sudan aldın büyüdü içtin suyu tattın bitki çayı var içtin tattın çay var içtin. tattın ölüm tatmak içindir ölümü tadarsın. Ama bu senin yok olduğun anlam gelmez. Bu senin yok olmadığını gösterir. Bu dünyada herkes ölümü tadar ve beden bu manada çürür gider bedenle bir işimiz yok ama o yeni bir başlangıçtır. O yüzden toprakla. Hani kabrin toprakla doldurulması bedenin ölümüdür bedenin ölümü ve bedenin bu manada çürümesi beden toprakta yok olurken ölürken asıl tohum dikilmiş olur o tohumun dikilmesi ise ruhun bedenden ayrılıp ayrı bir perdeye ayrı geçmesi ve ayrı bir perdede ayrı bir perde de varoluşun tecelliyâtı dır ruh.

Beden kafesinden. Kurtulmuş ayrı bir perdede ayrı bir perdede hayatı devam etmektedir. Ama bu kabir hayatında ya cehenneme bakarak tan. Cehennem acısı çeker ya da cennete bakarak tan cennetin tadını. da cemalullahı seyrederek cemalullahı seyrederken cemalullah taki fenalığı yaşa.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.