zikrullah

Tesbihin özü, Cenâb-ı Hakk’ı eksikliklerden ve noksan sıfatlardan tenzih etmektir

Tesbihin özü, Cenâb konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


Tesbihi bize hep Allah’ı yüceltmek olarak anlatıyorlar. Biz tesbihe baktığımızda normal klasik din öğreticileri bize diyorlar ki tespih Allah’ı yüceltmek, yüksekte tutmak. Aslında normalde Allah’ı yüceltmekten önce asıl tesbih Allah’ı [kahkaha] eksikliklerden, noksan sıfatlardan bu noktada tenzih etmektir. Bu tesbihi biz yaparız. Yani bizde Allah’la alakalı bizde bir algı mevcuttur. O aklımızın algısıdır. O zaman tespih bizdeki, bizim algımızdaki Allah üzerindeki noksan sıfatlardan temizlememiz lazımdır. Bu akılla alakalıdır. Bu noksan sıfatlar bizdeki eee çarpık öğretiyile alakalıdır. Noksan sıfatlar. O zaman tesbihin özü Cenabı Hak’ı noksan sıfatlardan tenzih etmektir. Asıl eee yüceltme o zaman başlar. Eğer biz noksan sıfatlardan Cenabı Hakk’ı tenzih edersek kendi iç dünyamızda kendi aklımızı bu konuda temizlersek o zaman tenzih noktasına eee ermiş oluruz. Yani tenzihle teşbih eee böyle kol kola yan yana.

O zaman bizim algı dünyamızdaki Allah’la alakalı her türlü teşbihi, Allah’la alakalı her türlü noksan sıfatları bizim akıl dairemizde aklı temizleyerekten bunu eee halletmemiz lazım. Öyle olunca normalde eee Cenabı Hak’a yakıştırmış olduğumuz her türlü yanlış tasavvurdan yani eskiler bunu tasavvur der. Düşünce demezler. Eskiler tasavvur der. Tasavvurun içerisinde düşünce de vardır. Düşüncenin içerisinde tasavvur yoktur. Tasavvur daha geniş bir dairedir. Ama onu Türkçeye çevirince biz düşünce olarak nitelendiriyoruz. Biz onu hadi öyle nitelendirelim. Yine o zaman normalde Cenabı Hak’a ne kadar bizim üzerinde yakıştırdığımız yanlış ve eksik düşünce var ise aklımızı önce bunlardan temizlememiz lazım. Yani Allah’la alakalı bizim aklımızın ürettiği bütün tasavvurları kenara itmemiz gerekiyor. Tesbihi bu manada aklın arınması olarak görelim. Çünkü önce ayet-i kerimede tesbih edelim diyor.

Zikredelim demiyor. Ayet-ti kerime sıralamasında tesbihten sonra zikir var. O zaman önce bir akıl temizliği, tasavvur temizliğini halledeceğiz. Yani bizim Allah üzerinde kendimizce kendi heva ve hevesimizden, kendi nefsimizden veyahut da bizim çarpık fikrimizden, ilmimizden dolayı Allah üzerindeki eksik, noksan, yanlış tasavvurlardan kurtulacağız. Ve böyle olunca o zaman eee biz tesbihten eee tesbihten tevhide geçeceğiz. Yani zikrullah’ın özü olan, zikrullah’ın hası olan. O zaman tevhide geçeceğiz. Şimdi sübhanallah demek mizanı doldurur. Sübhanallah ne? Hadis-i şerif bu. Sübhanallah ne demek? Cenâb-ı Hak’ı her türlü noksan sıfatlardan arındırmaktır. Dikkat edin. Sübhanallah demek Allah’ı yüceltmek değildir. Allahu ekber demek Allah’ı yüceltmektir. Ama sübhanallah demek Allah’ı eksikliklerden ve noksanlıklardan bizim kendi dairemizde arındırmaktır. Yani bizim akıl olarak, fikir olarak, düşünce olarak bunlardan arındırmamızdır. Yoksa sübhanallah’ı biz eğer dil ile söylemiş olsak, evet dil ile sübhanallah dedik ve sübhanallah demek mizanı doldurur.

Hadiste sabit. Eyvallah çok güzel. Ama normalde bu dilin sübhanallah demesi oldu. O zaman biz aklımızla da sübhanallah diyeceğiz ki bütün eksik ve noksanlıklardan Cenabı Hak’ı tenzih edelim. Bu akıl temizliğini, bizim akıl temizliğini bu noktada işletmemiz lazım. Devreye sokmamız lazım. Yani bütün teşbihi kafamızdan silip atmamız lazım. Zaman zaman hani dervişler belirli bir noktada yürürlerken bu teşbihe düşebilirler. Ben bunu böyle aktarırken hep derim ki teşbihe düştüğün anda tenzihi koy ortaya. Neden? Hiçbir sıfat senin tasavvur ettiğin gibi değildir. Hiçbir sıfat yani bir sıfatın nasıl, nerede, ne şekilde tecelli edeceği Allah’a aittir. Sen o esnadaki tecelliyatı görebilirsin. O esnadaki tecelliyata vakıf olabilirsin. Ama şu sıfata münhasır oldu demen o sende kalıcı kalır. aklının kirlenmesi olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o kimse eee tesbih etmeye ulaştığında artık kendi heva ve hevesinin, kendi nefsinin dayatmalarından veyahut da etraftan aldığı kirli bilgilerden kurtulmuş olur.

Çünkü etraftan aldığı doğmatik bilgiler, etraftan aldığı Allah’la alakalı hani eee dayatılan bilgiler o kimseyi ne yazık ki saf, temiz bir tevhide ulaştırmaz. O kimse Allah’ı zikreder, Allah’ı zikreder ama o temiz bir noktada değildir. Çünkü daha onun aklı nedir? aklı kirlidir. Allah muhafaza eylesin. İşte o tesbihten sonra, o tenzihten sonra o kimsenin zikrullahı gelir ki artık ortalık temizlenmiştir. Ortalık ayrıklardan ayıklanmıştır. Ortalık temiz bir hale gelmiştir. O temiz bir hale gelince o kimse Allah’ı çok zikretmeye başlar ki o temiz bir hale gelince öbür ayet-i kerime de tecelli edecek. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Bakarada geçen o tecelli edecek ve seni çokça zikredelim. O zaman o zikrullah artık o kimsenin dil ile olan zikrullah’tan çıkmış olacak.

Çünkü kalp onun her türlü noksanlıklardan, eksikliklerden akıl olarak normalde temizlendi. Artık kalbin üzerinde zikrullah tecelli edecek ve normalde artık kalp unutmayacak onu. Zikrullah çünkü unutmaya mütealliktir. Unutursa hatırlar o kimse. Ama o zikrullah dilden kalbe yerleşirse artık o kimse Allah’ı unutmaz hale gelir ki kalbi zikrullah budur. O yüzden bu noktada artık eee öyle bir noktaya gelir ki hatta eee kul her daim Allah’ı zikirle haşır neşir olur. Bunu da kendisinden görmez bir derviş, bir sufi der ki, “O beni unutmuyor hiç. O beni zikrettiği için ben onu zikrediyorum.” der. Yeah.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Tesbihin özü, Cenâb hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.