244. Mesnevi Şerhi 1800. Beyit konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 244. mesnevi şerhi 1800. beyit hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
244. Mesnevi Şerhi 1800. Beyit Hakkında
Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftal zikir fehu ilahe illallah ilahe illallah ilahe illallah hak muhammeden. Resulullah. Melin velhamdülillahi rabbil alemin. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin aminı hak cümlemizi ve cümle. Muhammed’i. Hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin amin. Hakkı hak bilip. Hak yolunda mücadele eden batılı batıl bilip batıla karşı.
Cihat eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle. Muhammed’i. Kur’an ve sünnet-i. Seniye bir ve beraber eylesin amin. Yaşasın ve yaşatsın. İsrail siyonistleri yardım cıların destekçilerini masonları lları lon isleri dağıtsın. Amin hepsini de batırsın amin onlara destek çıkan ne kadar kurum kuruluş varsa hepsini de dağıtsın. Amin hepsini de birbirine düşürsün. Müslümanları. İnşallah hükümran eylesin amin kuvvetli eylesin amin. Müslümanları. Sünnet çatısı altında toplanmayı nasip ve.
Müyesser eyle. Evet kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah bugün yayında yayınlarken hata yapmışım herhalde 1800 beyitten devam ediyoruz tabii böyle genelde mesneviyi böyle işte türkçeleştiren de beyitler farklı numaralandırmaları nerede olduğumuzu öyle söyleyeyim. Ey şeker dudaklarına paha biçilmeyen güzel. Divane ne bahaneler buluyorsun tabi bundan önce ki geçen haftaki beyit de her sabah doğudan parlayınca seni. Pınarı güneş gibi coşmak da. Zuhur etmekte buldu buradan devam ediyoruz burada.
Hakk’a karşı olan e nefesleri. Allah’a karşı olan nefesleri. Cenabı hakla. Tabiri caizse onunla sohbet ediyor. Ey şeker dudaklarına paha biçilmeyen güzel. Allahu alem kastı. sıfatlarıyla alakalı buna baktığımızda. Ey sıfatlarını ve tecelliyât varına paha biçilmeyen sevgili senin kelimelerinin tecelliyât lın bitmez sen ki her an bir. Şen üzerinin diye tanımlanabilir. Suresi ayet 109’a da. Muhammed de ki eğer. Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa.
Rabbimin sözleri bitmeden denizler biter bir o kadar da. Denizi yardım olarak katsak da siz. Hakk’ın sıfatsız erdirmek o sıfatlara bir son vermek veyahut da o sıfatlara karşı herhangi bir yürütmek mümkün değil ve her ne kadar tirmizi’nin derlediği hadis-i şeriflerde cenab-ı. Hakk’ın 99 İsmi. Şerifi olsa da. Şafii’ye göre 1001 veyahut da sufilere göre. Hakk’ın sayısız sıfatları var ve her sıfatında farklı tecelliyât noktasında sonsuz tecelliyâtı var. Öyle olunca.
ki paha biçilmez senin tecelli atlarına paha biçilmez bu bunun karşılığı yok ve divanen ne bahaneler buluyorsun divane dedii kendisi sen aşığına ne bahaneler buluyorsun bahane bulma beni cemalinde fena eyle beni o cemalinde daim eyle diye buna bahane bulma diyor. Böyle olunca da yine. Divan edebiyat karşı. Bizimki divan edebiyatı değil ama hani buna yine bir şiirle karşılık vermek gibi karşılık da değil şerh etmek diyelim biz. Allah affetsin burnum. Cemal kokusu almış göz cemalinin hayali ile avunmuş benim gibi fukara divane senin cemalini her daim.
Umar vuslatını bekler. Bu divanen bir göz at bir dinine bahane bulup kulak asmaz dık etme sebepsiz bahanesiz çekip gitme hatalarımı kusurlarımı bahane etme. Halim kötü hayatım perişan. Firarda ama sebep sormak bahane aramak kimi haddine kimsenin haddine değil o istediğine istediği gibi tecelli eder istediğine istediği gibi kendisine yakın eder istediğini istediği anda kendisine alır kendisine alır. O kendi seçtiğini kendisine alır. O kendi seçtiğini. Sufi yoluna koyar o kendi seçtiğini bir mürşid-i.
Kamile rahm eder. O seçer insanlar perde önünde kendi seçmiş gibi görünür değil o seçer. Rabbim bahaneler üretenler. Biz bahaneler üretenler olmayalım. İnşallah amin. Ey eski cihana taze. Cansız ve gönülsüz bir hale gelmiş olan. Tenden çıkan feryat ve figanı işit. Ey eski cihana taze. Can olan bütün her şeyi yaratan ve eski cihanı yeniden halk eden yeniden var eden. Halık yoktan yaratan var edendir ve varlıktan varlığın geçeceği yolu. da halleri de yaratandır bir şeyi suyu yaratır suyun geçecek olduğu perdeleri suyun geçecek olduğu merhaleleri de yaratır her şeyi yaratan odur el muid o da yarattıklarını yok edip sonra tekrar diriltecek olandır el muid.
Allah halk eder halk ettiğiyle. Şerifi ile yok eder. Şerifi le ne yapar yine var eder aynı zamanda da el muhyi. Şerifi vardır el muhyi de. İhya eden yarattıklarına. Can verendir o yüzden öyle olunca. Diyor ki ey eski gibi görünen bu cihana taze. Can olan bütün varlığa. Can olan bütün varlığın o varlık. Allah’ın nurunun içindedir yerin de göğün de nuru. Allah’tır der. Ne tarafa dönerseniz dönün varlık. Allah’ın nurunun içindedir bütün varlık. senin altını da üstünü de sağını da solunu da.
İçini de dışını da kaplar. Allah’ın nuru. Allah’ın nurunun içinde yaşarsın bütün varlık. Allah’ın nurunun içindedir varlık. Allah’ın nurunun dışında değildir varlık tamamiyet. Allah’ın nur ismi şerifinin içindedir ve bu. Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyyeti ile tecelli eder onun üzerinden tecelli eder. O yüzden her ne tarafa bakarsanız. Bakın aynı zamanda da. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin ruhaniyetini ve. Nuraniye dini görürsünüz işte.
Pir burada diyor ki eski varlığa bir an önce. Çünkü bir anda o vardı eskidi yok etti bakın bir anda eskidi yok etti hiçbir şeyi o aynısıyla yaratmaz benzerini yaratır aynısı değildir o her an her şeyi. Yeniler seni de. beni de her şeyi bütün varlığı. Yeniler ama bizim gözümüzün tembelliğinden. Kalbimizin tembelliğinden biz onu anlayamayız o her an her şeyi yenilemektedir. O yüzden e alemi bütün varlığı öyle bir. Kudret öyle bir kuvvet vardır ki bütün varlığı bir an içinde hem yok eder hem de var eder bütün varlığı bu.
Allah için kolaydır. Biz baktığımızda bize zor gelir ama bu. Allah için kolaydır. O yüzden bu alemi komple varlık köhne alemi hem yeniden vücuda getiren hem yeniden yok eden ve tekrar onu vücuda getiren bu saniyelerle ölçülemeyecek kadar kısa mesafede yapılan bir şeydir. Öyle olunca her daim. Hak var ve yok eder hem var eder hem de yok eder eski cihana. Can olmuştur cenab. Bak eğer ki o. bu bütün varlıktan kudretini kuvvetini çekmiş olsa bütün varlığı. Tabiri caizse kuvvetini kudretini çektiği anda varlığın kıyameti olur.
Yok eder bir daha var etmezse bütün varlık bir anda bir anda ha sizin saniyelerle ölçemeyiz zaman miktarında yok olur o ardından diyor ki. Hakk’ı taltif ediyor övüyor me ediyor arkasından diyor ki. Cansız ve gönülsüz bir hale gelmiş olan. Tenden çıkan feryat figan eşit bende. Gönül kalmadı. Gönül benim değil. Cansız ve gönülsüz deyince canı ve gönlü kendisinin olarak görmedi bu. Tenden çıkan feryadı ne diyor. Feryadı figanı işit. Tenden çıkan feryat figan.
O yüzden demiş ya. Pir hamdım. Yandım piştim diye ben de ona ilave ettim feryat ya hamdım. Yandım piştim bu. Ayrılıktan. Cemalin için her an çırpınıp durmadım ne bu canı alıyorsun ne de vuslatı veriyorsun feryadım figanım. Gülün vuslatına erişmek içindir. Allah aşkına olsun. Allah aşkına olsun artık gülü anlatmayı bırak da. Gülden ayrılan. Bülbülün halini anlat burada. Allahu alem. Gül olarak cenab-ı. Hakk’ı kastediyor. Allah aşkına olsun artık gülü anlatmayı bırak da.
Gülden ayrılan. Bülbülün halini anlat. Allah olunca ondan ayrılan da. Bülbül onun halini anlat deyince kendisiyle alakalı. Aşık olanlarla alakalı söylüyor diyor ki gülü anlatma asıl. Acıyı çeken asıl sancıyı çeken kim. Gülden ayrılan bül. Çünkü ayağını sabit. Dee hepsi beraberdi ayanı sabit de beraberken. Hani diyordu ya. Henüz daha diyor üzüm bağ yaratılmaz. danan önce biz sarhoştuk diyor üzüm bağ. Henüz daha yaratılmaz önce yine. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.
Hazretleri diyor ya hiç hiçb yok iken biz peygamber idik işte. Gülden ayrıldı ya bütün her ve herkes. O yüzden diyor ki. Bülbülün halini anlat ve. Gülden kasıt varlığı ilgilendiren tarafı ayanı sabite ayanı sabit. Gülden ayrılan. Aşıklar aı saiten ayrılan. Aşıklar haz. Pir ıın verdiği. Feryadı anlatmakta. Bülbülün feryat ve figanı ayrıldığı. Gülün vuslatına erişmek içindir ey gül olan sevgili. Bülbülün her gece gözünün önünde ağlayıp feryadına feryat eklemesini gör.
Can kulağını başka tarafa çevirme. Bülbülün nameler bir dinle. Gül cemalinden perdeni kaldır bak. Bülbül hu hu diyerek ortalığı vereley vermiş feryat üzerine feryat eklemekte. Pirden bizim coşkunuz gamdan neşeden değildir aklımız irfanımız hayal ve vehimden meydana gelmemiştir nadir bulunur bir hallett nir. Etme ki hakkın kudreti pek büyüktür bizim bu. Coşkun hallerimiz. Bu bir kaideye uymayan sözlerimiz dünyaya ait geçici olan gamdan ve neşeden değildir bizim aklımız yine geçici olan vehim ve hayallerden de değil bizim aklımız normal akıllardan değil bizim aklımız ötelere bağlı ötelerden gelmekte.
Biz aklımızı aklı küle bağlamışız vehim ve hayallerin bizim aklımıza yetişmesi mümkün değil bizim aşağıların aklı ile de işimiz yok onun aşkına dalmış cemalinde. Fani olmuş olan biri için aklının elinde. Ne ihtiyarı olabilir. Allahu alem. Pir böyle demek istedi şerhi bu. Allahu alem. Ama tabii burada. Pir kalbi aklı söylüyor. Hani bizim. diyor irfanımız hayal ve vehimden gelme değil. İnsanların genel olarak bilgileri hayal ve vehimden oluşur. Eğer kalbi akılları çalışmadı.
İsa o kimsenin bilgisi hayalden ve vehimden öte geçemez diliyle veya. Sufi anlayışıyla insanlar genel olarak okuduklarının bilgisini alırlar ne kadar okuduysa neyi okuduysa onu onun bilgisi vardır o marifetullah değildir o. Allah bilgisi değildir. Allah bilgisi. Çünkü normal akılların bilgisiyle normal hayallerin vehimler üstünde bir şeydir. O yüzden genel olarak bugün dünya üzerindeki alimlerin şeyhlerin dünya üzerindeki kendince sufiyim şeyhim diyenlerin bilgisi kitabidir bir kısmı da hayal ve vehimden oluşur bir makam ehli değildir kendi hayallerini kendi vehimler ilahi bilgi ilahi.
Hikmet olarak görür o yüzden. Pir diyor ki benim aklım vehimler de değildir. Benim aklım hayallerle de değildir. bende kalbi akıl var ben marifetullaha ulaşmışım ben marifetullah ilmiyle konuşuyorum marifetullah kalbiyle konuşuyorum o yüzden benim durumum. Nadir bulunanlardır ben. Pir seviyesindeyim pir seviyesinde olan bir zat. Nadir bulunanlardır. Pir seviyesinde zat. Bir de aşk yoluyla yürüyorsa. O zaman o bulunmayan bir şeydir. Aslında ok un içerisinde okyanusun içerisinde bir inci gibidir tek inci gibi o mürşid-i kamillerin içerisinde.
Aşk yoluyla giden enderdir. Ender olduğu için okyanusta bir inci gibidir. Herkes bir. Veli bulabilir bir veliye intisap edebilir. Ama aşk yolundan giden bir mürşid-i. Kamili bulmak ona intisap etmek onun yolundan gitmek seçilmiş şlik gerekir. Pir de diyor ki benim hayalden ve vehimden uzağız. Biz hayalden ve vehimden o zaman bu nedir. Bu diyor bulunulacak. bir değildir. Sen bir de diyor. Bunu sakın. Etme böyle bir de. Etme hakkın kudreti çok büyüktür. Hak bir kimseyi bir.
Mürşidi bir veliyi kendi. Özel hususi dairesine çeker ve hususi dairesine çekince ona akla hayale gelmeyecek tasavvur edilemeyecek olan hazinelerini açar bu. Allah’ın tanınmak ve bilinmekliğimi ikramı iledir çalışman ile değil çalışmak gerekir mi. Evet ama bu. Allah’ın lütfu ikramıdır ihsanıdır. Allah dilediğini kendisine cemalinde fena eder dilediğini kendi sıfatında fena eder dilediğini. Allah kendisi diler bunu ve. Allah yaptıklarından sorumlu değildir o yüzden dikkat et.
Hakk’ın kudreti kuvveti sonsuzdur dilediğini dilediği zaman kendisine yakın eder kendisine çeker dilediğine elbiseyi giydirir pirlik elbisesini hiç kimse de ona bir diyemez sen beğenmeyebilir sen istemeyebilirsiniz kendince diyebilirsin. Peygamber sallallah aleyi ve sellem. Hazretlerine de öyle dedi. Allah onu kendine seçti. Allah onu kend seçince ona peygamberlik hilkati giydirdi aynı zamanda velilik hilkati giydirdi. Müşrikler diyorlardı ki bu mu peygamber olacak bundan mı peygamber olacak.
Allah bir melek gönderseydi diyordu veyahut da bazı. Müşrikler diyorlardı ki. İşte zenginlik. Ben ondan zenginim hikmetse hani kendilerince ben ondan daha fazla. Hikmet sahibiyim. Ben daha fazla ilim sahibiyim aristokratlık saa. Mekke’de aristokratlar vardı kendilerince felsefeyle uğraşanlar. Vardı diyorlardı ki. Peygamber bunlardan neden bundan olsun. Çoban çobandan peygamber mi olur benden olur diyordu. Allah kendine seçtiyse kendine seçtiyse onu hiç kimsenin ona söyleyecek bir lafı yok ve bu.
Allah’ın herhangi bir sıfatta bir sufi bir veliyi veya o. yolda olan bir kimseyi fena etmesi fena etmesi cezbenin hakikatidir cezbe titremek değildir cezbe sayha atmak değildir cezbe. Hakk’ın bir sıfatında fena. Olmaktır tekrar söylüyorum buu cezbe. Allah’ın sıfatında fena. Olmaktır öyle iki titremeyle iki sayha atmakla cezbe olmaz cezbenin hakikisi budur ve o cezbe bakın o cezbe bütün insanların burayı dikkat edin. Allah bir sufiyi bir kulunu bir velisini bir mürşidini kendi sıfatında fena ederse bu sıfat ında fena etmenin.
Cemal sıfatıdır. Cemal sıfatında o kimse hiçliği yakalar cemalinde yok olur cemalinde. Yok olunca. Kendisinden bir eser kalmaz asıl cezbenin hakikatinin hakikati budur bakın hakikatinin hakikati budur bunları açık konuşmamın sebebi şu yarın öbür gün birisi sizin önünüze ben şeyh oldum diye gelmesin bu cezbeye. gelen bir kimse tekrar bunun. Altını çiziyorum bu hal ile hallenen bu makama. Erişen bir kimsenin böyle bir cezbesi cemalinde fena olması bunun altını çizin hadis-i.
Bu bunun altını çizin bütün insanların ve cinlilerin yaptığı ibadetten evla bir hal. Yaşar bütün insanların bütün cinni taifesinin yaptığı ibadetten evla bir ibadettir bu. Çünkü bu cezbe halidir. Ama bu haktan halkadır halktan hakka değildir. Bu cezbe dirak. Hak’tan dır tekrar söylüyorum kulun dır. Bu kul artık emmare levvame mülhime mutmainne radiye mardiye geçmiş safiyede. Her safiyye gelen de bu cezbeye ulaşamaz bunun da altını çizeyim öyle o kimse. Safiye makamına geldi bu cezbeye ulaşamaz bu cezbe özel seçilmişlerin cezbesi der cemalullah olan cezbe ve bu o kimsenin her an hayretten.
hayrete geçmesini her an cezbede durmasını onun her anı cezbeder her anı o artık o cezbe anında. Onun namazı cezb edir zikrullah’ı cezb edir orucu cezb edir ibadeti cezb edir nefes alması cezb edir yürümesi cezb edir sohbeti cezb edir o perdeden perdeye geçer o cezbeden kendisini zaten kurtaramaz kurtarması da mümkün değildir. Yaşayan ölü gibi olur o. Yaşayan ölü gibidir kendini fark ettirmeme çalışır herkes gibi durur ama o cezbe bitmez cema. Allah’ın cemalinde cezbesi cemalinde cezbesi ulaşan bir kimse artık.
Elini avucunu yuvar kenara atar bitmiştir onun için o yüzden o cezbeye ulaşan bir kimsenin o cezbe anı veyahut da cezbediyorsun bir türlü. Sen bu hali. Pir diyor ki bak. Dikkat edin. Sen bu hali insanların. ahvaline kıyas etme sen bu cezb halini. Nadir bulunan. Allah’ın kudretiyle tecelli eden bu hali insanların ahvali ile kıyas etme insanların arasında dolaşan hukuk ile insanların arasında dolaşan dini bilgi ile annesinden babasından aldığı veya cami hocasından.
Diyanetten hıyanetten aldığı bilgiyle kıyaslama bu bilgi. Avan bilgisi değil bu bilgi hül hasın üstünde bir bilgi. Bu bilgiye bu marifetullaha ulaşmak herkesin harcı değil ancak. Hakk’ın seçtikleri bu halde. Hall nebilir. Eğer sen insanların. Bu haliyle düşünürsen kendince şöyle dersin işte ya bu. Cebir var bunda cevir var ya bu böyledir filan dersin bu öyle bir değil bu. Çünkü insanların menziliyle kıyaslanacak insanların kendince kendi avamı la kıyaslanacak.
Bir değil bu öyle bir değil devam ediyor cevir. Gelip geçicidir gelip geçerlerse ölürler hak onlara varis bütün bu. İhsan mertebesi bütün. Neşe gam keder hepsi de gelip geçid didir ama o hal gelip geçici değildir. Çünkü o hal değildir. Artık o makamdır o yüzden hazre. Pir bu manada bizlere dediği şu bizim halimizi bizim coşkunluğu bizim durgunluğum bu sufilik yolu ile alakası olmayan insanlara kıyas etme o bizim coşkunluğu anlamaz. O bizim durgunluğum u anlamaz.
O bizim halimizi anlamaz. O bizim hayatımızı anlamaz. O bizim yolumuzu da bilmez. Allah’ı sevme yolu. Yolumuz her şeyinden geçip. Allah’a teslim olma yolu bu yol böyle gevşekliğe de gelmez. Yol böyle gülmeye de gelmez. Bu yolu anlatana da. gülmeye gelmez. Aslında belki de sizler. Bizler bu yola layık değiliz ama. Allah lütfetmiş ikram etmiş ihsan etmiş o yolun içine koymuş o yolun içinde durmanın ehemmiyetin de farkında değiliz yolda bizi tutanın da ehemmiyetin farkında değiliz laylom la gelmişiz laylom la gidiyoruz biz küçük işlerle uğraşıyoruz o ona bunu dedi bu bunu şunu dedi o onu öyle yaptı bu bunu böyle yaptı meselenin özünden uzağız.
Ben inanıyorum haz. Piri de zaman böyle maval dinler gibi dinlediler. O yüzden hazre. Pir kendini kapattı oturdu. Hüsamettin çelebi’yi anlattı dervişlerin hepsini anlatmadı oturdu. Hüsamettin anlattı. Hüsamettin yazdırdı. Hüsamettin diyorum onun tabiriyle söylüyorum. Hüsamettin. Hazretlerine çünkü hem dervişi hem halifesiyiz posta oturdu düşünebiliyor. musunuz o kadar dervişi varken. Hüsamettin. Hazretlerine yazdırdı mesneviyi yazdırırken de kitap mitap yok neden avam.
Çünkü sohbet ederken de o herkes kendinle haşır neşir oluyordu çünkü onu dinlemiyor lardı dinleseler zaten hakkında dedikodu yapmazlardı dinleseler de hakkında dedikodu yapanları da dinlemezler düşünün. Mevlânâ gibi koca. Pir oturuyor. Hüsamettin çelebi’ye yazdırıyor bütün mesneviyi bütün sebep. Çünkü insanlar gelip geçici şeylerle uğraşıyor. Çünkü insanlar heva. Heves zebun olmuş çünkü insanlar dünyaperest olmuş hakperest olacaklarına dünyaperest olmuşlar nefisleri le mücadele edeceklerine heva ve heveslerine uymuşlar o yüzden.
Hüsamettin. Çelebi anlatmış hayalden ve vehimden kurtulamamış. İnsanlığın en büyük problemi bu. O yüzden diyor sufilik yoluyla alakası olmayan insanlara kıyas etme sen varlığını hakkın cemalinde. Fani kılan ve vehim ve. hayalden kurtulan mürşid-i kamilin halini hakkın cemalinden uzak kendi varlığının da ne olduğunun farkında olmayan kendi heva vees in nefsinin icat ettiği. Kibre gevşekliğe. Kibre gevşekliğe düşmüş maneviyattan haberi olmayan nakıs insanların görüşleriyle kıyas etme bu kıyas ve boş akılla bir mürşid-i kamilin menzilini makamını halini ahvalini durduğu manevi perdeyi kendi dünyevi perden gibi düşünme diyor.
Allahu alem. Aleyhisselam ne demişti. Demişti ki ben kaybolup gidenleri sevmem neden demişti. Neden dedi gördü yıldızları görünce benim rabbim budur dedi ama. Yıldız kaybolunca dedi ki ben kaybolup gidenleri sevmem dedi bütün haller bütün sufilik yolundaki menziller. Gelip geçicidir. Çünkü kalıcı olan cemalullah da fena. Olmaktır bu hal ile hallenme bir kimsenin halini bir başkasının anlaması da mümkün. değildir çok zordur anlamadığını ona anlatsan dahi ona ağır gelir ağır gelince de atar rolantiye edeple oturayım dinleyeyim de demez edeple oturayım anlamadığım halde.
Ben itaat edeyim demez edeple de dinlemez. Bir de kendini yakın görür. O çok yakın ya o yüzden yanındakiyle de görüşe bir olmaz. Pir dikkat dinleyeyim diye düşünmez o. Üstada çok yakın halini anlamaz. Allah bizi affetsin. Pir diyor ki bu diyor heva hevesine gidenler veyahut da bu gelip geçici hallere takılanlarla bunu kıyas etme çünkü o cemalullah da fena olan mürşid-i. Kamiller gerçek manada hakkın peygamberler hakkın varisleridir peygamberlerden sonra o cemalullah da fena olanlar gerçek manada hakkın varisleridir gerçek manada.
O yüzden hani var ya. Allah’ın velileriyle alakalı korku. yoktur onlar üzülmeyecekler onlar iman edip takvaya ermişlerdir onlar da dünyada da ahirette de müjdeler vardır dediği. Velinin dünyadaki müjdesidir cemalullah da fena olmak o. Veli için o. Mürşit için daha büyük bir müjde bunun üstünde bir müjde düşünülemez bunun alt versiyonları vardır. Nedir o vinin o mürşidin kendi görmüş olduğu rüyalar veyahut da o. Mürşidi o veliyi görenlerin rüyaları eyvallah.
244. Mesnevi Şerhi 1800. Beyit – Sohbet Notları
Bunlar alt kademedeki. Ne o e müjdeler asıl. Allah’ın cemalullah. Cemal sıfatında fena olmadır. O yüzden hani. Başka bir hadis-i şerifte de bu. Allah’ın dostları nasıl tanınır dendiğinde diyor ya siz onların yüzlerine baktığınızda aklınıza. Allah gelir bakın yüzlerine baktığınızda aklınıza. Allah gelir. Çünkü o kimse cemalinde fena olmuştur fena olunca onun yüzüne bakınca. Mümin ise o kimse aklına. Allah gelir. Allah cümlemizi onlardan eylesin amin sabah oldu.
Ey sabahın penahı. Ben özür serd etmiyorum bize hizmet eden hüsamet din’den sen özür dile bu artık böyle. Aşan söz sabah oldu. Sabaha kadar. Hüsamettin. Çelebi yazdı hazre. Mevlânâ söyledi. Mevlânâ’nın yazdığını sabaha kadar da. Hüsamettin. Çelebi yazdı sabah oldu gün ışıdı diyor ki sabah oldu. Ey sabahın penahı sabahın yaratıcısı olan. Allah bize hizmet eden hüsamet din’den özür dile. Hadi çıkın işin içinden. Hadi çıkın işin diyor ki. Kime diyor sabahın sahibi olan.
Allah’a diyor sabahın sahibi olan. Allah diyor ki sabahın sahibi sensin. Oldu ve sabah olunca da biz. Sabaha kadar burada durduk sabaha kadar yazdık bu. Hüsamettin. Çelebi uykusuz kaldı yorgun kaldı bundan özür dile. Aleyhisselam’ın kavminden birisi var ya diyor ya ben. Rabbine şöyle dedim. Musa ne kızdı diyor bu da onun gibi bir diyor ki sabah oldu sabahın sahibi sensin. Hüsamettin. Çelebi ile beraber biz de sabahladık yazdık bundan diyor özür dile şimdi. Hüsamettin.
Mevlânâ Celalettin ruma hazretlerinin en sadık bir. Derviş kişi halifesi isamettin. Çelebi ile arasında. Öyle ki baba oğul olsa bu kadar olmaz an geliyor sabahlara kadar sabahlayıp. Mesnevi yazıyorlar. Çünkü bu böyle aşkınlık öyle bir şeydir ki başlayınca sonu gelmez bu aşkının sahibi de. Allah’tır şimdi. Pir diyor ki bu aşkınlığı veren sensin bu coşkunluğu veren de sensin. Bunları da yazdıran da sensin. Hüsamettin. Çelebi yoran da sensin aslında burada ondan özür dile derken.
Allahu alem onun hayrını arttır onun sevabını arttır ona gerekli olan ne varsa onu ver diyor herhalde buralarda soba mı var. Kapat bizim hararetim yerinde. Eyvallah diyor ki onun sevabını. Sen ver ona. Normalde bu noktada lütf edecek ikram edecek olan sensin. E tabii haz. Hüsamettin. Çelebi böyle bir. Zakir bir halife bir. Nakip bir nukaba dervişleri yetiştirmekle bir halife dervişleri yetiştirmekle sorunludur aslında. Bir mürşit ilk etapta dervişlerle uğraşmaz dervişlerle uğraşan zakirler nakipler nalar çavuşlarda edef ve adabı.
Bildirir her an için dervişlerin arasındadır o onlar dervişleri eğitir bir. Zakir dervişleri eğitir bir. Nakip bir nukaba bir halife. Derviş eğitir. Derviş yetiştirir ve o dervişleri. yetiştiren onlardır e. Hüsamettin. Çelebi de halife o zaman oradaki dergahın en üst makamında duran bir kimse o. Hem dervişleri eğitiyor hem. Dergahı yönetiyor hem de gece olunca ne yapıyor. Mesnevi katipliği yapıyor gece olunca. Mesnevi katipliği yapıyor. Gecesi gündüzü yok hatta rivayet edilir.
Mevlânâ Celaleddin ruma. Hazretleri yine böyle. Coşkun bir anında. Hüsamettin çelebi’ye bakıyor dergahta yok evine gidiyor. Kar yağıyormuş evinin kapısının önüne kadar gidiyor edep ediyor kapıya vuramıyor seslenemiyor da kapı da boynunu büküyor bekliyor ne zamana kadar sabah namazı vaktine kadar kar yağıyor. Her tarafı kar oluyor kımıldamıyor. Hiç bir adım dahi bir tarafa dönüp bakmıyor bir adım dahi atmıyor artık kaç saat orada durduysa kardan adam gibi olmuş.
Sabah namazına kalkanlar görüyorlar. Ev halkından. Hüsamettin. Çelebi utancından yerin dibine giriyor bundan haberi olmadığı için demek ki halife de olsa mürşidin hallerinden haberleri olamıyor. Allah haber verirse haberler olacak işte. Pir coşkunluk la. Artık sabah olmuş ya. O coşkunluk da diyor ki bunların hepsi inin sebebi. Allah aslında burada biraz vahdedi vücut noktası da var bunların hepsinin de sahibi. Hepsi de vahdet-i vücut düşüncesine göre onun sıfatsız dilenecek de sen dile onun sevabını onun hayrını.
Sen ver manasından diyor. Allah bizi iyi eylesin amin. Allah bize anlayan anlattırma külün ve canın özür dileyeni sensin tel yakan yer burası aklı külün ve canın özür dileyeni sensin canların canı mercanın pırıltısı sensin aklı külün aklı kül dediği neresi saiten önce daha da derinleşti. ayanı sabite anlatıyı oradan dediydim aklı külün canın özür dileyeni sensin birinci taayyün la taayyün süzük. Allah bilinmezdi öyle değil mi tün neydi geçen haftalardan hatırlayın.
Hak tanınmak lığı istedi birinci taayyün. Burası aynı zamanda. Ne aklı kül aynı zamanda burasının adı neydi iyi hatırlayın hakikat-i muhammediyye. Allah olarak tecelli ettiği ve bütün sıfatlarıyla tecelli ettiği birinci tecell at birinci taayyün bunun bir ismi neydi aklı küldü bir ismi neydi. Burası hakikat-i muhammediyeyi bir ismi de hakikat-i muhammediyeyi veya işte. Arabi 1 taayyün der ya. Arabi ne diyordu buraya birinci tündü veya vahde veya işte. Az önceki dediğimiz gibi hakikat-i muhammediyye hali işte.
Normalde bu mertebede bu mertebede hakkın bütün sıfatları bütün sıfatları bilinen bilinmeyen zuhur etmiş hal. bu hal o zaman öyle deyince. Burada yine ben. Allah affetsin. Bu benim kendi algım haz pir’in. Arabi’den daha ileri ve derin konuştuğunu ama bunu konuşurken. Arabi gibi. Keskin değil daha anlaşılır hikayelerle olaylarla bunun. Anlaşılır bir halde anlattığına inanırım. Hazretlerinin. Tabiri caizse bilmece bulmaca gibi konuştuklarını daha anlaşılır bir halde anlatmıştır gibi gelir bana haz pir’in mesnevisi veya.
Divanı kebiri işte aklı külün ve canın özür dileyeni sensin kula teşekkür kime teşekkürdür. Allah’a teşekkürdür o zaman bir kimse teşekkür etti kime teşekkür etti. Allah’a teşekkür etti o zaman bir kimse nimete nankörlük yaptı kime etti. Allah’a yaptı yine bakın teşekkür etti. Allah’a oldu tersi olursa nankörlük etti. Allah’a nankörlük etti o zaman tersiyle bakacak olursak o. zaman madem ki kula teşekkür. Allah’a teşekkür o zaman kuldan özür dilemek de kimden dilemek.
Allah’tan yine onun sıfatının tecelliyâtı bakın yine onun sıfatının tecelliyâtı bu sıfatlar. Cem olarak neredeydi aklı külde eydi işte haz p diyor ki. E bu hal diyor aklı külle alakalı ben. Hüsamettin. Çelebi’den özür dile derken özür dile derken aklı küle atıfta bulundum orada özür dileyen de dilenen sendin orada özür dileyen de dilenen de sendin sebep çünkü bütün sıfatlar orada da. Cem olmuştu o yüzden diyor ki canın özür dileyeni de sensin canların canı normalde bütün ne kadar.
Can varsa bütün canların bütün canlarını veren sensin bütün canları. Can olarak üfleyen yaratan halk eden de sensin o zaman canların canı da sensin o zaman. mercanın pırıltısı da sensin. Allahu alemde. Az önce anlattığım cemaline gark olmuş olan mürşid-i. Kamil o zaman onun üzerinden çıkan hakikat ilmi onun üzerinden çıkan marifetullah ilmi de senin o kimsenin üzerinde de bir yok çünkü mercanın pırıltısı da sensin. Mercan nerede bulunur denizde o zaman.
Mercan denizde bulunursa ve denizin kıymetli bir taşıdır kıymetli bir taşıdır o zaman ondan akseden ilahi ilim ondan akseden marifetullah ilmi de sana aittir canların canı sana ait olduğu gibi mercanın pırıltısı da sana ait bütün her şeyi nerede. Allah ve sıfatlarında. Allah ve sıfatlarında. Cem etti o yüzden aslında bir çıt daha ileri cenab-ı. Pir bu sözüyle haddimi aştıysam. Allah beni affetsin. Bu benim kendi şahsi tefekkürü. Pir aklı küle. Vakıf olduğunu beyan ediyor örtülü bir şekilde.
Bu normal bir tevil olmadı benim için ama bunu. Söyleyip söylememek de tereddüt etmiştim. Pir o güne kadar gelen pirlerin dillendirmek gelen pirlerin dillendirdi aklı külün ve canın özür dileyeni sensin canların canı mercanın pırıltısı da sensin derken aklı küle atıfta bulundu aklı kül ki henüz daha hiçbir yaratılmadan birinci taayyün hali mertebesi. Pir öyle bir söz söyleyerek öyle bir söz söyleyerek. Tabiri caizse. Çağlar üstü. Tabiri caizse. Akıllar üstü.
Tabiri caizse bilgiler üstü. Tabiri caizse hikmetler üstü. Tabiri caizse hakikatin hakikatini söylüyor bize diyor ki aklı külün ve canın özür dileyeni sensin canların canı da sensin mercanın pırıltısı da sensin benden çıkan bu sözün de sahibi. sensin canın pırıltısı kendisi. Çünkü cemalullah da gark olmuş cemalullah da gark olan bir pirin üzerindeki pırıltısı da ona aittir pirin üzerinde de bir bırakmadı kendi üzerinde de bir bırakmadı dikkat edin kendi üzerinde de bir bırakmadı dedi ki bütün her sensin dedi.
Senin demedi sensin dedi direkt zata müteallik konuştu. Bak senin dedi. Senin dediğinde bu mal senin bu insan senin bu senin dedi böyle değil sensin diyor sensin deyince varlık. Velat namin oldu sensin diyor bu hazm edilecek bir değil bu işin içinden çıkılacak bir değil bu böyle lafla olacak edebiyatla olacak bir değil bu direkt sufiler üstü makamlar üstü bir hal bu direkt tarikatlar üstü direkt bak tarikatlar üstü makamlar üstü bir hal bu böyle kısa akıllıların.
kısa akıllıların kalbi çalışmayanların gözü görmeyenlerin kulağı duymayanların anlayacağı bir mesele değil bu benim diyen şeyhlerin dahi anlayabileceği bir değil. Benim diyen mürşid-i kamillerin dahi anlayabileceği bir değil iddia ediyorum. Türkiye’de anlayabilecek anlatabilecek bir. Pir öyle bir yerden konuşmuş ki. Ancak nakleder okurlar on da okuyamazlar da okurlar diyelim. Allah affetsin y bu pirler üstü bir söz üstü hiç kimseyi küçümsemek değil derdim ama söz çok yukarıdan diyor ya mercanın pırıltısı da sensin kendini de ortadan atmış.
H bu diyor bu sözün sahibi de sensin bu sözün sahibi de kendisini görmüyor kendisi değil. Rabbim makamını al eylesin. Amin hakikat-i muhammediye vasıl olan zamanın kutbul azamı dır. Pir oradan konuşmuş sabahın nuru. Parladı artık. bunu söyledi ya sabahın nuru. Biz de bu sabah çağında senin. Mansur şarabını içmekte kef 100500 sabahın nuru. Parladı buradaki sabahtan kasıt artık normal günün ışıması değil. Bunu böyle tefsir ederler herkes ve böyle tefsir etmişlerdir.
Allahu alem okumadım bakmadım. Kim ne demiş baktığım zaman negatif etkileniyorum çünkü. Evet negatif etkileniyorum bunu tevil edenler öyle tevil etmişlerdir. Hani sabahın nuru. Parladı sabah oldu gün aydınlandı yok bu. Sözün üstüne bu değil bu. Bu sözün üstüne öyle. Anlamak mümkün değil. Aşağı çekmek. Çünkü bu sabahın nurlu. Parladı artık o manevi ciyat o. Cemal uhta fena olma zirveye ulaştı zirveye ulaşınca artık hiçbir kendi varlığında görünmez oldu artık bütün varlık veya varlığın üzerinde olan hal.
Allah’ın nuru ile nurlandı o. ile gözler ve kaler kamaştı artık o hiçbir göremez oldu artık o hiçbir düşünemez oldu o. Cemal perdesinde kendisiyle alakalı hiçbir kalmadı kendisiyle alakalı. Artık o işin cilve-i rabbaniyye girdi diyor ki biz. Mansur şarabı içmekte. Bir de kimin senin diyor. Mansur şarabını içmekte. Arkadaşlar bu söz bütün sufilik edebiyatını yeniden yazdıracak bir söz. Mansur şarabını içmekte yiz dediğinde. Siz mansur’u tanımaz. İslam to toplumu.
Mansur şarabı dediğinizde. Mansur’un durduğu nokta şudur bakın ümmet-i. Muhammed bunu anlamakta sufiler bunu anlamakta güçlük çekerler. Vahdet duruşu. Vahdet duruşu. Birlik duruşu. Mansur’un enal hak demesini anlayabilecek çok az insandır. Mansur hakkın varlığından başka her şeyi reddeder tenzih eder ve. akılla bilmenin mümkün olmadığını söyler bütün teşbihi bütün teşbihi hepsini de tenzih eder hepsini de ve hiçbir şekilde hiçbir şekilde. Siz mevcut aklınızla fikrinizle bilginizle tanıyamazsınız tanımaya kalkarsanız küfre düşersiniz şirke düşersiniz.
Çünkü akıl sınırlandırır. Bunlar konuşulacak mesele değildir ama bunları konuşamayacak olanlar da ne yazık ki konuşamayız. Biz burada deyip de kendilerini. İrfan mektebinin sahibi gibi görüyorlar anlat. Neden konuşamıyorsun birlikten bahset bana vahdetten bahset bana. Mansur’un enal hak demesinin arkasındaki vahdetten bahset birlikten bahset. Yok hayır kimsenin bunu kaldıracak gücü de yok anlayacak gücü de yok o hiçbir şeye benzemez. Çünkü sen onu aklınla bir şeye benzetmeye çalışırsın o zaman şirke düşersin o zaman küfre düşersin.
Durmuş olduğu. Vahdet perdesi. Allah’ı hiçbir şekilde hiçbir. şekilde normal aklınızla bilemezsiniz tanıyamazsınız. Mansur şarabını içmekte yiz derken o. Vahdet perdesini söylüyor gerçek manada o böyle toplantılarda hocam. Mansur enelhak demek demekle ne kastetti. Otur oturduğun yere bilgisiz cahil abdest almasını bilmiyorsun. Hallacı mansuru ne kastettiğini soruyorsun nereden bileceksin nereden anlayacaksın anlayamazsın anlayabilmen için 7 makama gelmen lazım anlayabilmen için o.
Halile cemalullah la. Cem olman lazım anlayamazsın zirvesinde o vahdetin zirvesinde onun bırak ayak izine bile basamaz sın bırak anlamayı ayak izine bile basamaz sın bırak anlamayı bıraktık ayak izine basamaz çünkü onun. Vahdet anlayışı onun enel hak demesi onun enel demesi tamamiyet le. Allah’tan başka bir varlık düşüncesinin olmayışıdır. O yüzden enel hak demek ona yakışır bir başkasına değil o yüzden bir başkası. da k kıp da taklit edip benel hak demesin konuşmasın bile susun haddini bilsin terbiyesizlik yapmasın haddini yapmasın.
Bir aklı küle. Vakıf olduğu gibi aynı zamanda. Vahdet perdesi de vakıf ve. Tabiri caizse. Vahdet deryasında dolaşmakta ve sabah oldu biz hakkın. Biz hakkın aydınlandık onun cemalinde fena olduk bizden bir eser kalmadı bizden bir nokta-i zerre bile kalmadı ve. Mansur şarabı içmekte yiz deyince bizden bir eser kalmadı. Vahdet perdesinde. Vahdet perdesinde. Birlik şarabı içmekte amaama. Pery asında senin feyzin bizi böyle mes ettikçe şarap ne olu ki bize neş versin sen biz hakkın cemalinde fena olmuşuz biz onun cemalinde fena olduktan sonra şarap ne ki bize neşe versin.
Sen dünyanın bütün şaraplarını. üst üste koysan bütün viskilerin üst üste koysan bütün rakıları. İnsanı sarhoş edecek ne varsa her şeyi üst üste koyup katlan. Sen bu halin zerresini. Tatsan ebediyen kendinden gel kendine gelemezsin şarap ne oluyor ki şarap coşkunluk da bizim yoksulum durur. Felek dönüşte. Aklımızın fakiridir şarap bizden sarhoş oldu. Biz ondan değil beden bizden var oldu. Biz ondan değil. Yürü be şarap neymiş ki şarap bir aşığı gördünde kendinden geçer şaraplı andan utanır bütün.
Şarapları üst üste koysanız. Allah aşığını görünce düğmesini iliklemeye unutur da debelenir kafası kesilmiş kuş gibi misal şarap neymiş. Felek dediği dünyanın döndüğü. Ne o yörüngesi diyor ki o dünya dönsün bütün felekler dönsün. Onlar bizim. Aklımızın fakiridir diyor bizim kalbi. Aklımızın fakiridir onlar onlarda kalbi. akıl yoktur onlarda manevi aşk yoktur onlarda manevi ilim yoktur onlarda marifetullah yoktur onlar boş sazan gibi dolaşırlar. Allah’ın ilminde bir aşığın önünde bir pirin önünde.
Onların ne kıymeti var bütün varlığı kıymetsiz dend dirdi çok kıymet verdiğiniz bütün varlık hazre pir’in. Önünde çerçöp bile olmadı şarap biz bizden sarhoş oldu şarap gördü o aşkın aşkınlığı kendinden geçti. Biz ondan değil bizim o. Sarhoşum ondan deil ki sen iki kadeh içtin kendince sarhoş oldun o. Sabahlar olmasın dedi. Mansur şarabını dipl boyuna. Ondan sonra dedi ki sen nerede sarhoşsun beden bizden var oldu. Biz ondan değil. Burada da öyle bir füze atmış kime materyalistlere kime ruh sonradan yaratıldı diyenlere bir füze atmış öyle bir füze ki 750 yıldan beri füzeye.
cevap verebilen yok sebep. Hani diyorlar ya. Allah önce bedeni yaratıyor sonra ruhu üflüyor ahmak. Onlar da ilim ehliyiz diye bizim önümüzde çıkıp konuşuyorlar işte. Konuşma sus bari. Allah önce ruhları yarattı ne yaptı birinci taayyün. Allah olarak anılması. Ondan sonra ne ayanı sabite ondan sonra ne ruhlar alemi. Ondan sonra şehadet. Ondan sonra dünya. Ee o daha beden yokken. Hak ne yaptı ruhları yarattı beden bizden var olmadı beden yoktu. Ruhlar vardı. Az önce ne demiştim dedim ki hani ayanı sabite.
Ruhlar alemin bir öncesi. E ondan önce ne ruhlar alemi. Ruhlar aleminde birbirlerini tanıyanlar. Birbirlerini sevenler bu dünyada da birbirleriyle tanırlar ve severler. Demek ki ruhlar alemi ve ruhlar önce. yaratılmış ayağını sabit eden sonraki tecelliyât o zaman. Bir diyor ki beden bizden sonra yaratıldı diyor e kendisinin de bir sözü var ya değil o yüzden. O ruh alemi. Bunlar seyri sülükte tanıtılır bir sufinin seyri sülünde tanıtılır o kimse seyrü sülük yapıyorsa.
Ruhlar aleminde tanır. Ruhlar alemini bilir. Bazen diyorum ya böyle. Petek gibidir arı peteği gibi herkesin sureti orada. Küçücük görünür herkesin sureti daha ileri sen. Eğer zamanın kutbu velisi olacaksan sana. Olanların da ruhlarını görürsün peteğin içerisinde hepsi sana selam verir bilin diye söylüyor. Hepsi de sana selam verir kadınlar bir tarafta erkekler bir tarafta. Hepsi de sana selam verir selama dururlar ruhlar alemi o zaman bedenden çok önce yaratıldı ne zaman yaratıldığını bilmiyoruz zamansal.
olarak dünya zamanı açında. O yüzden mesela. Peygamber de der ya sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri. Adem ruh ile ceset arasındayken. Ben peygamberdim der. Hatta başka bir hadis-i şerifte. Adem çamur ile. Hani çamur hali deyken. Ben peygamberdim der veya hiçbir yaratılmamış. Allah önce benim ruhaniyetini yarattı der başka bir hadis-i şerifte biz arı gibiyiz bedenler mum gibi. Allah bedenleri bal mumu gibi göz ev yapmıştır. Hani son kelam. Pir’in bir sözü var bunu böyle ben o sözü aklımda kaldığı yla aldım buraya onu da söyleyeyim.
Bu geceyi bitireyim aklımda kaldığı kadarıyla yazdım buraya cihanda bağ ve mey ve üzüm yaratılmaz önce bizim canımız sarhoştu bu çok güzel benim hoşuma gidiyor bu. Ben bunu aklımda böyle kalmış. benim belki de tam. Hani beyit nasıl bunu bilemeye bilil birim aklımda kaldığı gibi yazdım buraya. Bu çok hoş benim hani cihanda bağ üzüm mey şarap yaratılmaz dahan önce bizim canımız sarhoştu hiç ayılmadım zaten sarhoş geldi sarhoş gitti sarhoş yaşıyor. Karagözlüm.
Evet bu bahis bitti burada haz. Pir diyor ki bu bahis çok uzundur hani. Buraya almış bu kadarını. Bir de diyor ki bu bahis çok uzundur. Tacirin hikayesini anlat ki o iyi adamın ne hale geldiğini ne olduğu anlaşılsın. Bu da ne zaman. Önümüzdeki hafta inşallah haklarınızı helal edin. Helal olsun bunları böyle yapalım. Ne o duyalım bilelim. Ondan sonra o öyle miydi bu böyle miydi diye de vgal amay alım. Bazen de böyle hani. Allah bizi. affetsin burada bu mu oldu.
Burada şu mu oldu vakti geldiğinde inşallah sen de anlayacaksın sen de idrak edeceksin. İnşallah hepiniz. İnşallah amin. Arzu eder ki hepiniz. Allah’ın sıfatlarında fena olun. Şuraya bir bellilik koymak için vaktini aldım. Önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz. Allah izin verirse yarın malum. Şeb aruz her zamanki yaptığımız yerdeyiz. Bütün kardeşlerimiz bütün. Gök halkı davetli. Bir dahaki pazarı da. Mevlan esinde. İnşallah iki pazar böyle yoğun bir şekilde.
Şeb arılarımız var. Allah cümlemize idrak etmeyi anlamayı ve yaşamayı nasip eylesin amin haklarınızı helal edin. Helal olsun. Bizden yana da helal olsun.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti 3.11.2022 , Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 07.08.2025, KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.