Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Cehennem ·

Cenâb-ı Hak şükretmeyi ve iman etmeyi cehennem azabından kurtuluş olarak gösterdi

Mustafa Özbağ Efendi bu çok kısa sohbette Cenâbı Hakk'ın şükretmeyi ve îmân etmeyi cehennem azâbından kurtuluşun temel iki anahtarı olarak ortaya koyduğunu tafsîl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede 'Şükreder ve îmân ederseniz, Allâh'ın size azâb etmesinin ne mânâsı olur?

Mustafa Özbağ Efendi - Tasavvuf Sohbetleri ve İslami İlimler

Mustafa Özbağ Efendi bu çok kısa sohbette Cenâbı Hakk’ın şükretmeyi ve îmân etmeyi cehennem azâbından kurtuluşun temel iki anahtarı olarak ortaya koyduğunu tafsîl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şükreder ve îmân ederseniz, Allâh’ın size azâb etmesinin ne mânâsı olur? Allâh çok şükredendir, çok bilendir» (Nisâ 4/147) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme cehennem azâbının vazgeçilmez bir hüküm değil, kulun şükür ve îmân tercîhine bağlı olduğunu ortaya koyar. Şükür Allâh’ın nîmetlerini bilmek ve onlara karşı kalp, dil, ve âzâ ile gerekli edebi tâkip etmektir. Îmân ise Allâh’a, melâikesine, kitâblarına, peygamberlerine, âhiret gününe, ve kazâ-kadere kalp ile inanıp dil ile ikrâr etmektir. Bu iki rükün mü’mîni cehennemden kurtarır.

Şükür ve Îmân: Cehennemden Kurtuluşun İki Anahtarı

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel âyeti kerîmeyi mihver alarak başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şükreder ve îmân ederseniz, Allâh’ın size azâb etmesinin ne mânâsı olur? Allâh çok şükredendir, çok bilendir» (Nisâ 4/147) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme cehennem azâbının iki temel sebebini de ima eder: nankörlük (şükürsüzlük) ve küfür (îmânsızlık). Bu iki sebep ortadan kalkarsa, Allâh’ın azâb etmesinin de bir mânâsı kalmaz. Çünki Cenâbı Hak rahmetiyle gazâbından önde gelir; ve kullarının azâb edilmesini istemez. Bu hâl ilâhî rahmetin genişliğini ve Allâh’ın kullarına olan şefkatini ortaya koyar.

Şükrün İslâmî Mânâsı

Mustafa Özbağ Efendi şükrün İslâmî mânâsını da tafsîl eder: şükür Allâh’ın nîmetlerini bilmek, ve onlara karşı kalp, dil, ve âzâ ile gerekli edebi takip etmektir. Kalp ile şükür Allâh’ın nîmet veren olduğunu bilmek; dil ile şükür «elhamdülillâh» demek; âzâ ile şükür ise nîmetleri Allâh’ın istediği yolda kullanmaktır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Eğer şükrederseniz size nîmetimi artırırım» (İbrâhîm 14/7) buyurmuştur. Şükür sâdece Allâh’ın nîmetlerini muhâfaza etmez, onları artırır da. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Şükür, ihlâsın yarısıdır» (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân) buyurmuştur. Şükreden kul Allâh’ın muhabbetini kazânır.

Îmânın Altı Rüknü

Mustafa Özbağ Efendi îmânın temel rüknünü tafsîl eder: îmân Allâh’a, melâikesine, kitâblarına, peygamberlerine, âhiret gününe, ve kazâ-kadere kalp ile inanıp dil ile ikrâr etmektir. Bu altı rükün îmânın altı temel direğidir; ve birinin eksikliği îmânın bütününü ihlâl eder. Cebrâîl aleyhisselâmın Resûli Ekrem efendimize sorduğu meşhur Cibrîl hadîsi şerîfinde îmânın bu altı rüknü tâdâd edilmiştir (Buhârî, Îmân 1; Müslim, Îmân 1). Mü’mîn bu altı rüknü kalp ile tasdîk eder, dil ile ikrâr eder, ve âzâ ile gerekli amelleri yerine getirir. Bu üç boyut îmânın kemâlinin alâmetidir.

Allâh’ın Şâkir ve Alîm Sıfatları

Mustafa Özbağ Efendi âyeti kerîmenin sonundaki muazzam ifâdeyi de tafsîl eder: «Allâh çok şükredendir, çok bilendir» (Nisâ 4/147). Cenâbı Hak burada kendisini «Şâkir» (çok şükreden) ve «Alîm» (çok bilen) ile vasf eder. «Şâkir» sıfatı kulun küçük şükrüne karşı Allâh’ın büyük mükâfât vermesini ifâde eder. Yâni kul az şükrederse Allâh çok bilir; kul az îmân ederse Allâh çok kabûl eder. Bu üslûp Allâh’ın kulunun küçük amellerine karşı muazzam karşılık verdiğini ortaya koyar; ve mü’mîni şükür ile îmân arasında devamlı bir ihlâs üzere yaşamaya yöneltir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü’mîni daimî zikir, daimî şükür, ve daimî îmân tâzeleme üzerine kuruludur; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur’ânı Kerîm: Nisâ 4/147; İbrâhîm 14/7; Lokmân 31/12; Bakara 2/152; Sebe’ 34/13.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü’l-Îmân 1, Cibrîl hadîsi.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü’l-Îmân 1.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü’s-Sünne.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü’l-Îmân.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü’l-Mukaddime.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, şükür hadîsi.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn, şükür ve îmân bahisleri.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü’l-Ma’ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü’s-Sâlikîn.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, Nisâ 147 tefsîri.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi’u li-Ahkâmi’l-Kur’ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm.
  • İmâm Mâturîdî, Te’vîlâtü’l-Kur’ân.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cehennem Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu çok kısa sohbet Cenâbı Hakk’ın şükür ve îmânı cehennem azâbından kurtuluşun iki anahtarı olarak koyduğunu, şükrün İslâmî mânâsını (kalpdil-âzâ üçlemesi), îmânın altı rüknünü, ve Allâh’ın «Şâkir» ile «Alîm» sıfatlarının kulun amelinin karşılığında muazzam mükâfât olduğunu tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Cehennem Sohbetleri

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluÅŸu.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
  • Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
  • Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeÅŸlik rivayetleri.
  • Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
  • İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin ÅŸerhi.
  • KuÅŸeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.