Mustafa Özbağ Efendi bu kısa sohbette nasîhat eden, iyilik âbidesi kesilenler eğer söylediklerini kendileri yapmıyorlarsa kıyâmet gününde nasıl bir azâb ile karşılaşacaklarını tafsîl eder. Buhârî'de geçen hadîsi şerîfte Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur ki «Kıyâmet gününde bir adam getirilir ve cehenneme atılır; bağırsakları parçalanır; merkebin değirmeni döndürdüğü gibi onunla berâber döner. Cehennem ehli onu izler; ona 'Ey falân, ne oldu sana? Sen bize iyiliği emreder kötülükten sakındırmaz mıydın?' derler. O da 'Evet, ben size iyiliği emreder fakat kendim yapmazdım; kötülükten sakındırır fakat kendim yapardım' der.» Bu hadîsi şerîf âlimler, hocalar, bâzı nasîhat edenler, şeyhler, mürşîdler, velîler, zâkirler, mukâbaleciler, çavuşlar, anneler — ve nasîhat eden herkesin nefsine bir uyarıdır.
Hadîsi Şerîf: Bağırsakları Parçalanan Adam
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hadîsi şerîfi rivâyet ederek başlar: bu hadîsi şerîf hem âlimlere hem şeyhlere hem zâkirlere hem herkese yönelik bir uyarıdır. Buhârî'de geçer (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 10): «Kıyâmet gününde bir adam getirilir ve cehenneme atılır; bağırsakları parçalanır; merkebin değirmeni döndürdüğü gibi onunla berâber döner.» Bu manzara cehennemin en ürpertici tablolarından biridir; ve mü'mîni hem korkutur hem de uyandırır. Resûli Ekrem efendimiz bu manzarayı tafsîlen tarîf etmekle hem bilmeden işleyenlere hem de bilerek işleyenlere muazzam bir uyarı yapmıştır.
Cehennem Ehlinin Suâli
Mustafa Özbağ Efendi hadîsi şerîfin devâmını rivâyet eder: cehennem ehli onu izler ve ona şu suâli sorarlar: «Ey falân, ne oldu sana? Sen bize iyiliği emreder kötülükten sakındırmaz mıydın?» Bu suâl cehennemde olanların hayretini ortaya koyar: dünyâda iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir kimsenin cehennemde olması nasıl mümkündür? Cevâb hadîsi şerîfin devâmında ortaya çıkar. Bu üslûp emri bi'lma'rûf ve nehyi ani'lmünker (iyiliği emir, kötülüğü nehy) vazîfesinin kendi başına yeterli olmadığını, ve insânın kendi söylediği gibi yaşamasının da şart olduğunu ortaya koyar.
Cevâb: Söylerdim ama Yapmazdım
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir cevâbı rivâyet eder: o adam der ki «Evet, ben size iyiliği emreder fakat kendim yapmazdım; kötülükten sakındırır fakat kendim yapardım.» Bu cevâb söz ile amelin ayrılığının ne kadar büyük bir günâh olduğunu ortaya koyar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapmadığınız şeyi söylemeniz Allâh katında büyük bir nefret konusudur» (Saff 61/2-3) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme söz ile amelin ayrılığının Cenâbı Hak katında ne kadar nefretle karşılandığını ortaya koyar; ve mü'mîni sözamel uyumuna yöneltir.
Hitâb Ettiği Sınıflar: Âlimlerden Annelere
Mustafa Özbağ Efendi hadîsi şerîfin kime hitâb ettiğini de tafsîl eder: âlimler, hocalar, bâzı nasîhat edenler, şeyhler, mürşîdler, velîler, zâkirler, mukâbaleciler, çavuşlar, anneler. Yâni nasîhat eden herkes — büyük olsun küçük olsun, âlim olsun veyâ ev hanımı olsun — bu hadîsi şerîfin muhâtabıdır. Anne çocuğuna namâz kılmasını emredecek; ama kendi kılmıyorsa hadîsi şerîfin tehdîdi altındadır. Şeyh dervîşine zikretmesini emredecek; ama kendi gevşekse hadîsi şerîfin tehdîdi altındadır. Bu üslûp İslâm'ın sözamel uyumunu sâdece âlimlere değil bütün mü'minlere şart koştuğunu ortaya koyar.
Söz ve Amelin Uyumu: Kemâlin Şartı
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir tasavvufî hakîkati de tafsîl eder: söz ile amelin uyumu kemâli imânın temel rüknüdür. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi kudsîde Cenâbı Hakk'ın şöyle buyurduğunu nakleder: «Kulum bana farzlarla yaklaşır; nâfile ibâdetlerle de yaklaşmaya devâm eder ki Ben onu severim» (Buhârî, Rikâk 38). Mü'mîn farzlarla yaklaşır, nâfilelerle muhabbete erişir; lâkin sözamel uyumu olmadan bu yaklaşma gerçekleşmez. İmâm Gazzâlî hazretleri İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn'de sözamel uyumunu «ilim ile amel arasındaki köprü» olarak tarîf eder; ve âlimin yalnız ilmi değil, ameli ile de mü'minlere örnek olması gerektiğini ortaya koyar.
Mü'mînin Vazîfesi: Önce Kendine Sonra Başkasına
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin vazîfesini de tafsîl eder: önce kendine, sonra başkasına. Mü'mîn nasîhat etmeden önce kendi nefsini muhâsebe eder; söylediğini önce kendi yaşar; ve sonra başkasına söyler. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Kendinizi ve âilenizi cehennem ateşinden koruyun» (Tahrîm 66/6) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme önce kendi nefsini, sonra âilesini, sonra çevresini, sonra ümmeti korumak vazîfesini ortaya koyar. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni sözamel uyumuna, ihlâsa, ve önce kendisinden başlamaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Saff 61/2-3; Tahrîm 66/6; Bakara 2/44; Âli İmrân 3/110; Mâide 5/79.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü Bed'i'l-Halk 10, bağırsakları parçalanan adam hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikâk 38, kurbi nevâfil hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zühd.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-İlim.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-İlim.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-Mukaddime.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, ilim ve amel bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Saff 61/2-3 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Beyhakî, Şuabü'l-Îmân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cehennem Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu kısa sohbet bağırsakları parçalanan adam hadîsini, cehennem ehlinin suâlini, «söylerdim ama yapmazdım» cevâbını, hadîsi şerîfin âlimlerden annelere kadar her sınıfa hitâbını, söz ile amelin uyumunun kemâlin şartı oluşunu, ve mü'mînin önce kendisinden sonra başkasından sorumlu olma vazîfesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Cehennem Sohbetleri