Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Hal ·

Sufilikte her hal ve makam perde olur orada takılıp kaldıysa

Zaaat perdesine gelmeyen sıfat perdesinde gelen hepsini de ayrı. Aşık ayrı maşık ayrı. Aşk ayrı zanneder ve o aşıklığını zirvede görür aşıklığınız zirvede gördüğü için onun aşıklığı ona perde olur der...


Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde sûfîlikte her hâl ve makāmın orada takılıp kalan kimseye perde olduğunu tafsîl eder. Sûfîlikte her hâl, ve makām, o kimseye perde olur; eğer orada takılıp kaldıysa ilerisini göremez, ileriye gidemez. Zâta yürümesi gereken kimse sıfatta kalırsa, aşk ona hicâb olmuş demektir. Âşık ayrı, ma'şûk ayrı, aşk ayrı zanneder, ve kendi âşıklığını zirvede gördüğü için âşıklığı bile ona perde olur. Dervîşliğini zirvede gören dervîşe dervîşliği perde olur; zâkirliğini zirvede gören zâkire zâkirliği perde olur; esmâ alan kimse esmâsını zirvede görürse esmâ perde olur; hâl gören dervîş hâlini zirvede görürse hâl perde olur; rü'yâ gören kimse rü'yâda takılıp kalırsa rü'yâ perde olur; hizmet eden dervîş hizmetini büyük görürse hizmet perde olur; beş kuruş veren cömert verdiklerini gözüne büyütürse cömertlik perde olur. Bir kimse bir hâlde veya makāmda takılıp kalıyorsa, nasîbi ve istîdâdı o kadardır denir. Sıfâtî aşkta kalanlar için de aşk onlara hicâb olmuştur; zâta yürümeleri gerekirken orada kalmışlardır. Mühim olan: hiçbir hâli, makāmı, rü'yâyı, hizmeti veya ihsânı gāye edinmemek; hepsini geçip asıl hedefe, Hakk'ın zâtına yürümektir. Bu sohbet hicâbperde tasavvuf kavramı, sıfattan zâta yürümek, ve nasîbistîdâd ölçüsü bahisleri ile tafsîl olunur.

Her Hâl ve Makām Perde Olabilir

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: sûfîlikte her hâl, ve makām, o kimseye perde olur; eğer orada takılıp kaldıysa ilerisini göremez, ileriye gidemez. Zâta yürümesi gereken kimse sıfatta kalırsa, aşk ona hicâb olmuş demektir. Âşık ayrı, ma'şûk ayrı, aşk ayrı zanneder; ve kendi âşıklığını zirvede gördüğü için âşıklığı bile ona perde olur. Bu çok ince bir kâidedir: sûfî yolda her şey iyi oldukça onu süslüyor; ama o iyi olan şey orada takılıp kalan için engel olur, ileri gitmesine perde olur.

Dervîşlik-Zâkirlik-Esmâ-Hâl-Rü'yâ-Hizmet-Cömertlik Perdeleri

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sülûk kâidesini tafsîl eder: dervîşliğini zirvede gören dervîşe dervîşliği perde olur. Zâkirliğini zirvede gören zâkire zâkirliği perde olur. Esmâ alan kimse esmâsını zirvede görürse esmâ perde olur. Hâl gören dervîş hâlini zirvede görürse hâl perde olur. Rü'yâ gören kimse rü'yâda takılıp kalırsa rü'yâ perde olur. Hizmet eden dervîş hizmetini büyük görürse hizmet perde olur. Beş kuruş veren cömert verdiklerini gözüne büyütürse cömertlik perde olur. Bütün iyi vasıflar, yolda devâm etmek için kullanılırlarsa nimettir; bunları gāye edinmekzirvede görmek için kullanılırsa perde olur, hicâb olur.

Nasîb ve İstîdâd Mes'elesi

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bir kimse bir hâlde veya makāmda takılıp kalıyorsa, nasîbi ve istîdâdı o kadardır denir. Sıfâtî aşkta kalanlar için de aşk onlara hicâb olmuştur; zâta yürümeleri gerekirken orada kalmışlardır. Bu denilmenin manâsı şudur: o kimsenin Allâh'tan aldığı hisse o kadardır, daha fazlasını taşıyabilecek istîdâdı yoktur. Bu bir aksiyon değildir; sûfî daha çok gayret ile, daha çok Zikrullâh ile, daha çok ihlâs ile istîdâdını genişletebilir. Lâkin gayretin yokluğu, çabaya kalkışmamak, «Bu kadarı yeter» demek — bu iyi olmaz, sûfî kendini orada bırakırsa nasîbistîdâd ölçüsünde bırakılır.

Asıl Hedef: Hakk'ın Zâtına Yürümek

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: mühim olan, hiçbir hâli, makāmı, rü'yâyı, hizmeti veya ihsânı gāye edinmemek; hepsini geçip asıl hedefe, Hakk'ın zâtına yürümektir. Sûfîliğin nihâî maksadı budur: zâtı ilâhîye yönelmek, fenâ fillâh'a ermek. Sıfâtî aşk, sıfâtî bilgi, sıfâtî hâl — bunlar zâta giden yolun basamaklarıdır; ama basamakta oturup kalan tepeye çıkamaz. Sûfî her basamaktan sonraki basamağı için kendisini disipline etmelidir; her hâlin geçici olduğunu, her makāmın hicâb olabileceğini, her ihsânın dahî perde olabileceğini bilmelidir.

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni sûfîlikte her hâlmakāmın o kimseye perde olabileceğini, dervîşlikzâkirlikesmâ-hâlrü'yâ-hizmetcömertliğin gāye edinildiğinde hicâb'a dönüşmesini, sıfâtî aşkın zâta giden yolun basamağı olduğunu, takılıp kalmanın istîdâdnasîb darlığına işâret olabileceğini, ve asıl hedefin Hakk'ın zâtına yürümek olduğunu idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Hadîd 57/3 (Evvel-Âhir-Zâhir-Bâtın); Rahmân 55/26-27; Necm 53/8-9 (zirveye iki yay).
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikāk; Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr.
  • İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Hicâb-Tevhîd-Fenâ bahisleri.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Hicâb bahsi.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, Sıfat-Zât-Fenâ bahisleri.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
  • İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
  • Hazreti Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Şerîf.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti sûfîlikte her hâlmakāmın takılıp kalan kimseye perde olduğunu, dervîşlikzâkirlikesmâ-hâlrü'yâ-hizmetcömertlik gibi iyi vasıfların zirvede görüldüklerinde hicâba dönüşmesini, sıfâtî aşkın âşıkma'şûkaşk üçlüsünde kalmanın hicâb olduğunu, nasîbistîdâd mes'elesini, ve asıl hedefin hâlmakāmrü'yâ-hizmetihsânı gāye edinmeyip hepsini geçip Hakk'ın zâtına yürümek olduğunu tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri