Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dervişlik, Sufilik ·

Sufi Karşılık Beklemez | İyiliğin Hakikati

Sufi Karşılık Beklemez | İyiliğin Hakikati — Mustafa Özbağ Efendi'nin dervişlik ve sûfîlik üzerine sohbeti.


Sûfî Karşılık Beklemez — İyiliğin Hakîkati Sâdece Allâh İçin Yapmaktır

Sûfî — yaptığı iyiliğin karşılığını beklemez. İyiliğin hakîkati budur: sâdece Allâh için yapmak; ne teşekkür, ne medih, ne sevap beklentisi. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali, Cüneydi Bağdâdî — bütün büyükler bu mertebede idi. «Biz sizi sâdece Allâh’ın rızâsı için doyuruyoruz; sizden ne karşılık ne de teşekkür istiyoruz» (İnsân 9). Bu âyet ihsân ehlinin tanımıdır. Sûfî bu mertebeyi hedefler; karşılık beklemekten kurtulmuş bir kalp ile yaşar.

İnsân 9 — «Ne Karşılık, Ne Teşekkür»

«İnnemâ nut’imüküm livechillâhi lâ nürîdü minküm cezâen ve lâ şükûrâ» — İnsân 9. Bu âyet Hz. Ali, Fâtıma, Hasan, Hüseyin radıyallâhu anhüm’ün üç gün açken sahip oldukları yemeği fakîr, yetim ve esire vermeleri üzerine indi. Onlar verirken bile karşılık beklemediler. «Sâdece Allâh için» dediler. Bu — Ehlibeyt’in yüksek hâlinin Kur’ânî teyididir.

Karşılık Beklenen İyilik — Yarım

Karşılık beklenen iyilik — yarım bir iyiliktir. Birine yardım edip «şimdi bana yardım eder» demek; birine ikrâm edip «benim hakkımda iyi konuşur» demek — bu tüccarlık. İyilik değil; alışveriş. Sûfî bu seviyeden yüksektedir. Sûfî verir; sâdece verdiği için sevinir. Karşılık gelmez; aldırmaz. Karşılık gelir; «Allâh’tan» bilir.

Teşekkür de İstenmez

Karşılık istemez — peki teşekkür de istenmez mi? İhsân ehlinde, evet. Çünkü teşekkür de bir karşılıktır. Sûfî, iyilik ettiğine «sağ ol» dedirtme beklentisi olmadan iyilik eder. Hatta — iyilik ettiğini unutmaya çalışır. Sağ eli ne verdi — sol elin bilmesin (Buhârî). Bu — en yüksek ihlâs mertebesi.

Sevap Niyeti — Yanlış mı?

Bir mes’ele: sevap niyeti yanlış mı? Sûfîler bu konuda derin. Sıradan mü’min sevap niyeti ile ibâdet eder — bu makbûldür. Sûfîler ise — sevap niyetini bile aşmak isterler. Sâdece Allâh’ı sevdiği için ibâdet etmek. «Cennet için değil, cehennemden korktuğum için değil; sâdece Sen’i sevdiğim için» — Râbiatü’l-Adeviyye’nin bu sözü meşhûrdur. Bu — ihlâs zirvesi.

İhsân Mertebesi

İhsân — îmân ve İslâm’dan sonraki en yüksek mertebe. Hz. Peygamber «İhsân, Allâh’ı görüyor gibi ibâdet etmektir; sen O’nu görmesen de O seni görüyor» buyurmuştur (Buhârî Cibrîl hadîsi). İhsân ehli — her amelini Allâh’ın huzûrunda bilir. Bu bilinçte — karşılık beklemek, gösteriş yapmak imkânsız hâle gelir. Çünkü iş Allâh’ın huzûrunda; başkasına gösterme niyeti anlamsızdır.

Modern Dönemde İhsân

Modern dönemde ihsân mertebesi zor. Çünkü sosyal medya çağı — her şey görülmek için yapılır. «Like», «paylaşım», «yorum» — bunlar karşılık. Her iyiliği sosyal medyada paylaşan mü’min — ihsân mertebesinden uzak kalır. Mü’min bu çağda bilinçli olmalı: bazı iyilikleri tamamen gizli yapmalı; sosyal medya paylaşımından kaçınmalı. Gizli iyilik — niyeti temizler.

Niyâz — Karşılıksız İyilik

Niyâz: «Yâ Rab, sûfîlerin yüksek mertebesine yaklaşmamı nasîb et: karşılık beklemeden iyilik etmek. İnsân 9’un müjdesi ile yaşamamı sağla — sâdece Sen’in için. Teşekkür beklentisini bile aşan bir ihlâs ver. Ehlibeyt’in yolunda yürüyebilmemi nasîb et. İhsân mertebesinin küçük bir hissesi olsun bana — Sen’i görüyor gibi yaşayabilmemi nasîb et. Sosyal medya görünürlük tuzağından beni koru; gizli iyiliklere yönelt.» Allâh muhâfaza eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İhsân, İhlâs, Karşılıksız. → Tasavvuf Sözlüğü

Ek kaynaklar:

  • Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.
  • Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, velayet, mürşidlik ve tasavvufi terbiye bahisleri.
  • Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, sohbet, zikir ve şeyh-mürid adabı bahisleri.
  • İbn Ataullah el-İskenderi, el-Hikemü’l-Ataiyye, tevhid, teslimiyet ve kalp hikmetleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi ve tasavvuf adabı bölümleri.