Soru ve cevap formatında hazırlanan bu kapsamlı sayfa, Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri’nin dergâh sohbetlerinde sorulan 500’den fazla soru ve cevabı içermektedir. Her soru, konusuna göre kategorize edilmiştir.
Soru ve Cevap Arşivi

Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri’nin dergâh sohbetlerinde sorulan sorular ve cevapları, konularına göre tasnif edilmiştir.
İçindekiler
- Tasavvuf, Tarîkat ve Seyr ü Sülûk (253)
- Zikir, Namaz ve İbâdetler (52)
- Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîf (35)
- Îmân, Akīde ve Tevhîd (25)
- Tövbe, Günah ve Nefis Terbiyesi (17)
- Nikâh, Âile ve Kadın-Erkek Meseleleri (5)
- Ahlâk, Edep ve Muâşeret (4)
- Fıkıh ve Helâl-Haram (3)
- Diğer (4)
Tasavvuf, Tarîkat ve Seyr ü Sülûk
Soru: Mahalle derslerinde zikrullah yapılırken ses tonumuzu neye göre ayarlamalıyız?
Cevap: Mahalle derslerinde zikrullah yapılırken ses tonunun nasıl ayarlanması gerektiği meselesi önemli bir konudur. Mahalle dersini yaptıran kişi, belirli bir ses tonu verir ve herkes o ses tonuna uyum sağlar. Ancak ders, başka birinin evinde yapılıyorsa ev sahibi, uygun ses tonunun ne olması gerektiğini
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 29.05.2025
Soru: Peygamber Efendimiz ‘Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi’ derken ne demek istiyor?
Cevap: Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Kaynak: (NASİHAT/26) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.10.2024
Soru: Kur’ân-ı Kerîm’de peygamber kıssaları neden farklı sûrelerde bölüm bölüm anlatılmıştır?
Cevap: Nerede bir ümmet-i Muhammed’e zulmediliyorsa, Cenâb-ı Hak gözümüzden uzak tutmasın, zâlimlerden intikâmını alsın. Allâh’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Allah celle celâlühû, Kur’ân-ı Kerîm’de geçmiş peygamberlerin kıssalarını bize farklı sûrelerde bölüm bölüm anlatmaktadır. Meselâ Ha
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023
Soru: Kulluk nedir?
Cevap: Kulluğun ne olduğu sorulduğunda, bu mesele beş yüz sayfa ile bile anlatılıp tüketilemez. Kulluk nedir dediğimizde, öncelikle şunu bilmek gerekir: Bütün yaratılmış insanlar, iman etsin ya da etmesin, Allah’ın kuludur. Cenâb-ı Hak onları yaratmış, bir nefes vermiş, kendi rûhundan üflemiştir. Kâfir de
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023
Soru: Dîni geçim aracı yapmak haramdır; peki imamlar ve müezzinler devletten maaş alıyor, bu da dînden geçim değil midir?
Cevap: Bir soru da şuydu: “Geçen hafta dîni geçim aracı kullanmayın diye söylediniz. İmamlar, müezzinler devletten maaş alıyor; bu da dînden geçim değil midir?” Bu meselede bir sıkıntı yoktur. İmamlar ve müezzinler devlet memurudur. Maliye’de çalışanla Diyanet’te çalışan arasında bir fark yoktur; her ikisi
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023
Soru: İhânet gören bir kimse, ihânet edene karşı nasıl davranmalıdır?
Cevap: Bu dergâh içerisinde olan bir derviş, bir kimse bana zarar verdiyse, benim hakkım helâl olsun. Her ne yaptıysa yaptı; ben onun hak iddiâ etmiyorum. Ancak dersimiz (yolumuz) dışında olan, bu topluluğun dışında ise, benim hakkım helâl değildir.
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 30.11.2023
Soru: Mürşid-i kâmil nasıl tanınır?
Cevap: Mürşid-i kâmil iddiâsında bulunan kimseleri nasıl tanıyacağız? Bir kimse mürşid-i kâmil olduğunu iddiâ ediyorsa, ona bazı sorular sormak gerekir: Kur’ân ve Sünnet bilgin ne kadar? Tasavvufî bilgin ne kadar? Mânevî hâlin var mı? Rüyâların açık mı? Arada sırada zikrettiğinde gözünü yumduğunda bir şey
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 30.11.2023
Soru: Meleklerin arasında mertebe farkı var mıdır?
Cevap: Vardır. Cenâb-ı Hak her yarattığı şeyin bazısını bazısına üstün kılmıştır. Meleklerin de en üstünü Cebrâil aleyhisselâmdır. Ondan sonra üstünlük sırası devam eder, aşağıya doğru iner. Peygamberlerin de en üstünü Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellemdir. Yaratılış olarak da vazîfe olarak da
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: Kanayan yara ile namaz kılınır mı?
Cevap: Eğer bu kanama durmuyorsa, sargı ile sarılarak namaz kılınabilir. Sürekli akan kan, özür hâli olarak değerlendirilir. Abdest alınır, sargı yapılır ve o hâliyle namaz kılınır. Nam
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: Biat ve itaat nedir?
Cevap: İtaat noktasında insanların biatları ve itaatleri, sevdikleri ve inandıkları kadardır. O kimse biat etmiştir; ama onun biatı, karşıdaki kimseye olan muhabbeti kadardır. İtaat de aynı
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: Yatak odasının edep sınırı var mıdır?
Cevap: İnsanların yatak odaları ve evleri mahremdir. Bir kimse kendi evinde, şerîat açısından istediği gibi dolaşabilir; eğer yetişkin çoluğu çocuğu yoksa, çocuklar görmeyecekse, karı-koca evinin içerisinde bu noktada serbesttir. İnsanın evi mahrem olduğundan, bir kimse evinde istediği gibi dolaşabilir. Ge
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: Peygamber Efendimize şefaat görevi verildi mi? Bu Kur’ân’da sûre olarak geçiyor mu?
Cevap: İnsanın ailesini sevmesi fıtrîdir, çocuğunu sevmesi fıtrîdir. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz ailesini canından, malından ve ruhundan fazla sevmiştir. Ancak
Kaynak: 275. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir mümin kadına bir kâfir tecâvüz etse, o kadın çocuğu doğurmakla yükümlü müdür?
Cevap: Hanefî mezhebine göre, eğer o kadın bekâr ise bekârlık hükmünde kalır; evli ise yine zinâya uğramış sayılmaz. Eğer hamile kalırsa, çocuğunu doğu
Kaynak: 275. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yahûdî ve Hristiyan dost olur mu? Dost sınırı nedir?
Cevap: Âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Ey îmân edenler! Yahûdîleri ve Hristiyanları kendinize dost tutmayınız.”[4] Buradaki “dost” kelimesinin açıklaması şudur: Onlara sırrını söylememek, içini göstermemek, mahremini anlatmamak ve
Kaynak: 275. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Fıtrat ile ahlâk arasındaki fark nedir?
Cevap: Bu hadîs-i şerîfte geçen kelime “ahlâk” değil, “cibilliyet” yani “fıtrat”tır. Ahlâk ile fıtrat birbirinden farklıdır. Fıtrat, Allah’ın insanı yaratı
Kaynak: 275. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Peygamber Efendimiz ailesini ve çocuklarını nasıl sevmiş, ölçüyü nasıl koymuştur?
Cevap: İnsanın ailesini sevmesi fıtrîdir, çocuğunu sevmesi fıtrîdir. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz ailesini canından, malından ve ruhundan fazla sevmiştir. Ancak
Kaynak: 275. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Zulme karşı sabır mı mücadele mi?
Cevap: Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki: “Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle, ona d
Kaynak: 272. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dövme yaptırmanın hükmü nedir?
Cevap: Dövme, şeytanın işidir. Şeytan, Cenâb-ı Hakk’a “Senin kullarının üzerine getirdiğin fıtratı bozduracağım”[4] demiştir. Dövme yaptırmak fıtratı bozmaktır. Bir kimse dövmeyi helâl görürse küfür ehli olur. Ancak İslâm önc
Kaynak: 272. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dervişlikte sorumluluk ne zaman başlar?
Cevap: Cevap: Nefis, emmâre mertebesinden başlayarak levvâme, mülhime, mutmainne, râdıye, merdıyye ve kâmile mertebelerine doğru yükselir. Hakîkî mânâda sorumluluk, nefs-i mutmainne makamına ulaşıldığında başlar. Mutmainne makamına gelmeyen kimsenin hakîkî mânâda sorumluluğu başlamamıştır. Nefs-i râdıye ve
Kaynak: 276. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kadının ev işleri yapma zorunluluğu var mıdır?
Cevap: Hanefî mezhebine göre kadının ev işleri yapması, fıkhî olarak vâcip değildir; ancak örfe tâbîdir. Nikâhta konuşulduysa ona uyulur; konuşulmadıysa oradaki âdet, gelenek ve göreneğe uyulur. Bizim memleketimizde âdet olarak kadınlar evin yemeğ
Kaynak: 271. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Toplum içerisinde temizliğin önemi nedir ve kapalı mekânlarda koku ile başkasını rahatsız etmek ne kadar doğrudur?
Cevap: Nefsin kendisine meydan vermemesi, kendi nefsini terbiye etmesi gerekir. Bir mûminin nefsi disiplin altında olmalıdır. Temizlik İslâm’ın yarısıdır. Cemaatin içerisinde koku ile başkasını rahatsız etmek doğru değildir. Kişinin temizliğine, halkasında ve toplumda gözetim göstermesi gerekir.
Kaynak: 306. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Müslüman emanete nasıl sahip çıkmalıdır?
Cevap: Emânet mefhûmu, İslâm’da çok geniş bir anlam taşır. Cenâb-ı Hakk’ın kula verdiği en büyük emânet, dînin kendisidir. Kim dîni yaşamıyorsa, Allah’ın kendisine vermiş olduğu bu emânete hıyânet etmiş olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Münâfıkın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde
Kaynak: 306. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Annelerimizi üzersek büyük günah mıdır?
Cevap: Emânet mefhûmu, İslâm’da çok geniş bir anlam taşır. Cenâb-ı Hakk’ın kula verdiği en büyük emânet, dînin kendisidir. Kim dîni yaşamıyorsa, Allah’ın kendisine vermiş olduğu bu emânete hıyânet etmiş olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Münâfıkın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde
Kaynak: 306. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mevlânâ ile Şems’in bağlılığı nasıl bu kadar artmıştır?
Cevap: Hazret-i Mevlânâ ile Şems-i Tebrîzî arasındaki bağ, Allah sevgisinin en yüce tezâhürlerinden biridir. Bu sevgi, beşerî bir sevgi değil; tamâmen Allah için olan bir sevgidir. Allah için seven bir kimse, kör düğüm gibidir; kopmaz, çözülmez. Ancak sevgileri Allah için olmayanlar, bu bağı anlamakta güçl
Kaynak: 308. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Resûlullah’ın zamanında mezhep ve tarîkat var mıydı?
Cevap: Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında hem mezhep hem de tarîkat mevcuttu; ancak bugünkü gibi sistematize edilmiş hâliyle değil, fiilî olarak vardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Muâz ibn Cebel’i (r.a.) Yemen’e gönderirken sordu: “Ne ile hükmedeceksin?” Hz. Muâz: “Allah’ın Kitâbı ile.” “Bulamazsan?” “
Kaynak: 308. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Türklere peygamber gelmiş midir?
Cevap: Cenâb-ı Hak, hemen hemen dünya üzerindeki bütün kavimlere peygamber göndermiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Her ümmetin bir peygamberi vardır”[1] ve “Hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı gelmiş olmasın”[2] buyurulmuştur. Bu âyet-i kerîmelere göre Türklere de peygamber gönderilmiş olması kuvvetle
Kaynak: 314. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nefis mertebelerini açıklar mısınız ve râbıta nasıl kurulur?
Cevap: Nefsin yedi mertebesi vardır: emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziyye ve sâfiye (kâmile). Bu mertebeler, Kur’ân-ı Kerîm’de muhtelif âyetlerle işâret edilmiştir.[3] Bu mertebeleri kitâbî olarak bilmek mümkündür; ancak hakîkî mânâda anlamak ve yaşamak, bir mürşid-i kâmilin rehberliğinde
Kaynak: 314. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hadîs-i şerîflerde çelişki var mıdır?
Cevap: Hadîs-i şerîflerde çelişki olduğunu iddiâ edenler, aslında dînin derinliğini kavrayamamış kimselerdir. Hadîsler arasında zâhiren çelişki gibi görünen hususlar, nâsih-mensûh (hükmü kaldıran-kaldırılan), tahsîs (geneli özelleştirme) ve tedrîcîlik (aşamalı hüküm koyma) gibi usûl kâideleriyle açıklanır.
Kaynak: 314. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Umûmî programlarda bayan kardeşler hangi çerçevede görev alabilirler?
Cevap: Hem erkek hem de kadın misâfirlerin bulunduğu umûmî programlarda, kadın kardeşlerin erkeklerin arasında hizmet etmesi uygun değildir. Kadın kardeşler; ancak dışarıdan gelen kadın misâfirlerle ilgilenmek, kendi aralarındaki programlarda hizmet etmek ve bayram gibi özel günlerde ayrı bölümlerde görev
Kaynak: 316. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sevgi ile sadâkat arasındaki fark nedir?
Cevap: Sevgi, sadâkatten daha yüksek bir mertebededir. Sadâkat, bağlılık demektir; ancak her sadâkat gösterende sevgi olmayabilir. Bununla birlikte, gerçek mânâda seven bir kimse mutlakā sadâkat de gösterir. Gerçek seven, sevdiğine bağlıdır, vefalıdır, sözünde durur.
Kaynak: 316. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Organ bağışı dînimizce câiz midir?
Cevap: Organ bağışı meselesi, eski fıkıh kitaplarında doğrudan yer almayan, modern tıbbın gelişmesiyle ortaya çıkmış yeni bir konudur. Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Süleymân (a.s.) kıssasında, bir canlının organının başka bir canlıya nakledilmesiyle alâkalı işâretler mevcuttur. Fıkıh âlimleri bu meseleyi geniş bir
Kaynak: 316. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalplerin Allah’ın elinde olması ile cüz’î irâdemizin bir ilgisi var mıdır?
Cevap: Cevap: Evet, vardır. Kim Allah’tan hidâyet dilerse, Cenâb-ı Hak ona hidâyet eder. Bu noktada kulun istemesi, cüz’î irâdesiyle doğruyu, iyiyi ve güzeli seçmesi son derece önemlidir. Bu hadîs-i kudsîyi tek başına ele alarak, “Allah kulun kalbini iyiye doğru giderken kötülüğe çevirmiş” gibi algılamak d
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rüyalarda peygamberler ve velîlerle konuşma nasıl gerçekleşir? Ortak bir dil var mıdır?
Cevap: Cevap: Bu konuşmalar önce lisân ile başlar. Karşıdaki zât senin dilinden konuşur. Örneğin bir kimse üstâdını rüyasında gördüğünde kendi lisanıyla konuşur. Abdülkādir Geylânî Hazretleri’ni gören bir kimseyle Hazret Türkçe konuşur; veya Arapça konuşsa bile o kimse Türkçe anlar.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir derviş, talimde olmayıp sohbetinizi dinlemek için yanınıza gelebilir mi?
Cevap: Cevap: Gelebilir. Ancak bu yüzden çavuş fırça yiyebilir. Her ders yaptıran kimse, dersinin ciddiyetle yapılmasını ister. Herkesin derse tam tekmil gelmesini, hiç kimsenin kıyıda köşede kalmamasını ister. Gayet normal ve doğaldır bu.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sevmek korkmaktan daha güçlü değil midir? Neden Allah insanlara korku üzerinden üstünlük veriyor?
Cevap: Cevap: Seven korkar; sevmeyen korkmaz. Bir kimse seviyorsa korkar; seviyorsa edep gösterir; seviyorsa terbiyeli olur; seviyorsa ona kıymet verir. Seven insan, sevdiğinin bir an kaşını kaldırtmaktan korkar. Bu öyle bir hâl gelir ki, o kimse hayatını öylesine ince noktalarda yaşamaya başlar: “Sevgiliy
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Tefsir kitaplarından hangisini tavsiye edersiniz?
Cevap: Cevap: Taberî Tefsiri ve İmâm Mâlik’in tefsiri tavsiye edilebilir.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kālû belâ nedir? İnsanlar nasıl çoğalmıştır?
Cevap: Cevap: Kālû belâ, ruhların yaratıldığı zamandır. Hazret-i Âdem aleyhisselâm’dan sonra insanların soyu, Âdem ile Havvâ’nın çocuklarının çaprazlama evlenmesiyle çoğalmıştır: Birinci batında doğan erkek ikinci batındaki kızı almış; birinci batındaki kız ikinci batındaki erkeği almıştır. Tefsirciler bun
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Türbe ziyaretlerinin âdâbı nasıl olmalıdır?
Cevap: Cevap: Sûfîler türbeye giderler; Beytullâh’ı sırtlarına alarak yatan zâtın kalbine râbıta ederler. On bir İhlâs, bir Fâtiha okurlar. Ders kağıtlarında Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) hazretlerinden üstâdların bütün mü’minlere karşı hediye ederler ve orada yatan zât-ı şerîfin rûhâniy
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nazar boncuğu takmak günah mıdır?
Cevap: Cevap: Evet. Süs eşyası olarak kullanılabilir; ancak nazardan korunma amaçlı takılması uygun değildir.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir üstâda bağlı olup olmama konusundaki durum nasıldır?
Cevap: Cevap: Okula gidenle gitmeyen arasındaki fark gibidir; aşılı meyve ağacıyla aşısız meyve ağacı gibidir. Aşısız armut “deli armut” olur; tadı olmaz, insanın dilini damağını bozar. Aşısız zeytin de öyledir; meyvesi yenmez, sabun bile olmaz. Üstâda bağlanmayan da bu aşısız ağaç gibidir.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Tarikatçı mısın diyenlere karşı cevabımız nasıl olmalıdır?
Cevap: Cevap: Onlara cevap yetişmez. Ben yirmi altı yıldır yetiştirememiş hâldeyim. Sûfî, sûfîliği biraz ilk zamanlarda gizleyecektir. Yeni bir aşkla etrafına hâlini yansıtan, ahkâm kesen, tesbihi sallaya sallaya yürüyen tavırlar; bunlar yolun cilveleridir. Ama sonra insanlar sorarlar: “Sen tarikatçı mı ol
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Allah’tan korkuyor musunuz?
Cevap: Cevap: Ben ilme’l-yakîn noktasında bir korku tanımadım; ayne’l-yakîn noktasında da bir korku tanımadım. Beni cehennemde cezalandırmasıyla alâkalı bir korkum yok. Ama şöyle bir hâl var: İnsanların özel anları, özel buluşma saatleri vardır. Sevgilisini bekler insan; “Acaba gelir mi, gelmez mi?” diye k
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sır nedir?
Cevap: Cevap: Sır, bir şeyi bilmemek değildir; sır, bir şeyi bilmektir. Bilenin sırrı olur, bilmeyenin sırrı olmaz. Karşısındakiler bilmiyor; ama birisi biliyorsa ve o bildiğini söylemiyorsa, insanlar derler ki: “Bu biliyor, bildiğini söylemiyor; sır saklıyor.” Sırrın içinde dahi sır vardır. Her şeyin arka
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bilgi akla mı kalbe mi aittir?
Cevap: Cevap: Bilginin iki hâli vardır: Zâhir noktası akla âittir, bâtın noktası kalbe âittir. Namaz kılmak aklın işidir; ama namazın içerisinde sevgiliyle hemhâl olmak kalbin işidir. Ezan okunur, “Namaz vakti geldi” deriz; bu aklın işidir. Ama o namazı gerçekten kılmak, içsel olarak kalbin işidir. Aklımız
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Halvet ve celvet nedir? Halvetiyye tarîkatı neden bu ismi almıştır?
Cevap: Hadîs-i şerîfte buyurulur: “Kim kırk gün Allah için ihlâsla amel ederse, kalbinden diline doğru hikmet pınarları fışkırır.” Sûfîlerin bir kısmı, bilhassa halvette kalmak isteyen dervişler için kırk günlük halvet uygulaması yapmıştır. Halvetiyye dergâhlarında girecek olan kimseler, önce kırk gün halv
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Farzlardan sonra hangi sünnet ve nafile ibâdetler yapılmalıdır?
Cevap: Farzları yerine getirdikten sonra sünnetler arkadan gelir. Bir üstâda bağlı olan dervişin günlük ibâdet programı şöyle olmalıdır: Sabah vakti kalkılır, temiz bir abdest alınır, on iki rekât teheccüd namazı kılınır, üzerine beş bin tevhîd çekilir, sabah namazı beklenir. Sabah namazı kıldıktan sonra d
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Başka şehirlerden gelen bayan kardeşlerin gece dönüş yapması uygun mudur?
Cevap: İslâm dünyasının içerisinde fıkhî olarak bir ittifak yoktur. Hanefî ulemâsı, bir kadının yanında mahremi olmaksızın yaklaşık 80 km ileriye gitmesine müsaade etmemiştir. Şâfiî ulemâsı ise güvenlik söz konusu olursa buna cevaz vermiştir. Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir kabile reis
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Vav harfi takı, yüzük takmak caiz midir?
Cevap: Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), akîk yüzük takmıştır; bunun dışında aksesuar olarak başka bir şey yoktur. Erkekler açısından sünnet olan tek şey, akîk taşlı yüzüktür ve tenine değecek şekilde takılmalıdır. Mühür kullanan devlet başkanları bunu serçe parmaklarında taşırlardı. Bunun
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Eşarp yerine başörtüsü olarak şal takmak doğru mudur?
Cevap: Bir kadının başını örtmesi, kollarını, bilek kemiğinden yukarısını ve yüz hariç başını örtmesi tesettürdür. Neyle örttüğüne bakılmaz. Bu mesele siyasî tartışma hâline gelmiş olsa da dinin işi değildir; din genel kâideyi vermiştir. Yöresel, geleneksel, kültürel farklılıklar İslâm tarafından reddedilm
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Günümüzdeki sapkın cemaatlerin peşinde giden kişilerin âkıbetleri ne olacaktır?
Cevap: Bir kimse göz göre göre, bile bile Kur’ân ve sünnetin dışında bir şey işlerse, o kimse için “ameller niyetlere göredir” denilemez. Haramda, küfürde, şirkte hikmet aranmaz. İçki içmek haram; bundan hikmet aranmaz. Allah’a şirk koşmak en büyük günah; bundan hikmet aranmaz. Haksız yere bir insanı öldür
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Alışverişlerde kredi kartını kullanmakta, tek çekim veya taksit yapmakta sakınca var mıdır?
Cevap: Kim faizle iştigal ederse, almış-vermiş-satmış-kâtiplik yapmış-getirmiş-götürmüş; hadîs-i şerîf der ki, annesiyle Kâbe’nin duvarının dibinde zinâ etmiş gibi olur. Faiz o kadar büyük bir günahtır. Kredi kartı kullanmak, olmayan parayı yemek ve ardından faiz ödemek, Müslümanın uzak durması gereken bir
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Müslüman bir erkek Yahudi veya Hristiyan bir kadınla evlenebilir mi? Müslüman bir kadın Ehl-i Kitap bir erkekle evlenebilir mi?
Cevap: Evet, Müslüman bir erkek Ehl-i Kitap bir kadınla evlenebilir. Hayır, Müslüman bir kadın Ehl-i Kitap bir erkekle evlenemez.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Sabah namazı için uyanık kalktığımızda nefis sürekli ‘yat, uyu’ diyor. Bu durumu nasıl atlatabiliriz?
Cevap: Çok basit; namazını kıl. Namaz kılmadığın zaman içinde oluşan huzursuzluk iyi bir şey değildir; o huzursuzluk seni aldatmasın. Sen namazını kıl, nefse aldırma.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Burhân ve kerâmet nedir?
Cevap: Kerâmet, Allah’ın velîlerine, evliyâya ihsân ettiği olağanüstü hâllerdir. Burhân ise delil, ispat anlamına gelir.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Kur’ân-ı Kerîm’de harekeleri kim koymuştur?
Cevap: Kur’ân-ı Kerîm’in okuma şekliyle ilgili 7 ve 10 kıraat şekli âlimler tarafından belirlenmiştir. Sahâbelerin içerisinde farklı okuyanlar vardı; oradan öğretim gelmiştir. Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu reddetmemiştir. Harekeler, sonraki dönemde Ebü’l-Esved ed-Düelî ve talebeleri
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Siyah çarşaf bazı şeyhlerin zorlaması oldu dediniz; bayanlara sohbet verirken göz teması olacak şekilde sohbet verdiniz, açıklar mısınız?
Cevap: Cilbâb âyeti geldiğinde herkes ne bulduysa örtündü; Hazret-i Âişe vâlidemizin de bu konuda rivâyetleri vardır. Ancak örtünme, insanların kültürleriyle de alâkalıdır. İslâm bu kültürü reddetmemiştir: Yemenliler Yemenliler gibi, Medineliler Medineliler gibi, Mekkeliler Mekkeliler gibi giyinmişlerdir.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Benliğimdeki hastalığı iyileştirirken nefis daha çok konuşuyor; zikir halkasında vesvese veriyor. Ne yapmalıyım?
Cevap: Vesvese, şeytanın bir oyunudur. Vesvese aldırmayan, devam etmek gerekir. Zikrullâh halkasına devam etmek, aynı şekilde ilişkisini kesmemek lazımdır. Mürşidine danışarak hareketini düzenlemesi gerekir. Nefis teşebbüsleri kaldırılabilir, ancak bu çok uzun bir süreç gerektirir.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Kalbimi çok kirli görüyorum, içimden bir ses kötüsün diyor, ümitsizliğe düşürüyor. Ne yapmalıyız?
Cevap: Cevap: Siz kendinizi kötü görmüyor, kendinizi iyi görüyorsunuz ki nefsiniz size “kötüsün” diyor. Eğer kendinizi kötü görseydiniz, nefsiniz size “iyisin” derdi. Nefis, sizi kendinizi iyi gördüğünüz için aşağı çekmek istiyor. Eğer “ben edepsizin tekiyim” deseydiniz, nefis çıldırıp “hayır sen çok iyisi
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Düğün yapmaya imkânı olmayan kimse dinî nikâhı önceden yapıp ayrı evlerde oturabilir mi?
Cevap: Nikâh kıyılıp da düğün yapılacaksa yapsınlar; ama ayrı evlerde oturacaklarsa neden nikâhlayın? Ben bu mantığı anlayamıyorum. 3-5 gün, hatta bir ay düğün hazırlığı için beklenmesi anlaşılabilir; ama 5-6 ay, bir sene beklemek normal bir şey değildir. Taraflar birbirlerini kolaylaştırsın. Evlenecek ola
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Üstadlarımızın silsilesindeki Ali Haydar Efendi ile Mahmud Efendi’nin şeyhi aynı kişi midir?
Cevap: Bununla ilgili bir karışıklık vardır. Benim yaptığım araştırmanın neticesinde aynı silsile değildir. Belki de aynıdır, ona bir şey diyemem; ancak bildiğim kadarıyla bizim silsilemiz olan Ali Haydar Efendi ile Mahmud Efendi’nin şeyhi olan Ali Haydar Efendi aynı kimseler değildir.
Kaynak: 353. Dergâh Sohbetleri
Soru: Dergâhımızda sancaklar var mı?
Cevap: Eski dergâhlarda dergâhın sancakları olurdu; her dergâhın kendine ait bir sancağı olurdu ve o sancağı taşıyan bir “sancaktâr” bulunurdu. Şu anda dergâhımızda sancaklar yoktur.
Kaynak: 353. Dergâh Sohbetleri
Soru: Bir dervişin başka bir dervişe ‘nâib’ veya ‘halîfe’ diye hitap etmesi uygun mudur?
Cevap: Kardeşlerin kendi aralarında birbirlerine böyle konuşmaları hiç uygun değildir. Bunu alaya alır gibi, asker arkadaşla konuşur gibi, hafife alarak söylüyorlarsa, bu alaya almaktır. Alaya alan mânen kendisi zarar görür. Defalarca söylemiştir ki bizde “nâib, halîfe” gibi tabirler kullanılmayacak, makam
Kaynak: 353. Dergâh Sohbetleri
Soru: ‘Hepinizi helâk eder, yerinize günah işleyecek kullar yaratırdım’ hadîsini açıklar mısınız?
Cevap: Cenâb-ı Hak her şeyin zıddını yaratarak birbirlerinin kıymetinin bilinmesini murâd etmiştir. Kötülüğü yaratır ki iyiliğin fazileti belli olsun. Küfrü yaratır ki îmânın fazileti belli olsun. Hadîs-i şerîfin mânâsı budur: Eğer herkes mükemmel ve dosdoğru olsaydı, tövbenin, affın, mağfiretin tecellîsi
Kaynak: 353. Dergâh Sohbetleri
Soru: Üçler, beşler, yediler, kırklar meselesi nedir; bunun İslâmî temeli var mıdır?
Cevap: Bu mesele, yeryüzünde her zaman mevcut olan velîler grubuna işaret eder. Bunun fikrî plânını sistemleştiren Fârâbî’den önce, bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuda hadîs-i şerîfler nakletmiştir. Bir rivâyette, “Yeryüzünde kırk kişi vardır ki onların yüzü İbrahim (a.s.) yüzü gibidir” buyurulmuştur.
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir babanın evlâdı üzerindeki hakkı nedir? Kur’ân ve Sünnet dâiresinde olmayan bir babanın bedduası tutar mı?
Cevap: Bir babanın, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde evlâdının üzerindeki hakkı bitmez. Hanefî mezhebine göre baba, erkek evlâdının malına ve mülküne el koyabilir; istediği kadar borç senedi yazabilir ve evlat bunu imzalamak zorundadır. Şâfiî mezhebine göre ise baba, oğlunun eşini boşayabilir. Erkek evlat, baba
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Seyahat edebilen birisi zindandan kurtulmuş olur mu? Astral seyahat iddiasında bulunanlar hakkında ne dersiniz?
Cevap: Astral seyahat iddiasında bulunanların, duygu organlarıyla hiç bilmedikleri bir yerden haber vermeleri gerekir. “Ben Kâbe’ye gittim, dolaştım” demek bir şey ifade etmez; bunu herkes hayal edebilir. Gerçek kerâmet, bilinmeyen bir yerden doğru haber vermektir. Bugün kuantum fizikçileri, İslâm’ın misti
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Diğer dinlerdekiler cennete hiç girmeyecek mi? Afrika’nın bir kabilesinden bir insana ne olacak?
Cevap: Din, ulaştığı yerdeki kimseler için bağlayıcıdır. Din bir kavme ulaşmadıysa o kavim dinden sorumlu tutulmaz; din bir kimseye ulaşmadıysa o kimse dinden sorumlu tutulmaz. Böyle bir kimse öldüğünde cennetin birinci katına hesapsız kitapsız getirilir. Hadîs-i şerîfe göre orada Hz. İbrâhim (a.s.) tarafı
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İnanç Allah ile kulun arasındadır iddiası doğru mudur? Ateistlerle nasıl konuşulmalıdır?
Cevap: Hiçbir zaman, hiçbir inanış, inananla Rabbi arasında sâdece ikisi arasında kalmamıştır. Bu söz, bir aldatmaca ve safsatadan başka bir şey değildir. İnancını yaşamak istemeyen, ibâdetlerini yerine getirmek istemeyen kişinin saklandığı sığınaktır bu söz. “İnanç Allah ile kulun arasındadır” diyen kişiy
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rüya ve hâl görmek meselesi nedir; bunlara nasıl yaklaşmalıyız?
Cevap: Rüya görmek ve hâl görmek güzel şeylerdir; bunları tamamen reddetme noktasında değiliz. Rüyanın ve hâlin hakîkatine, yolda bir hediye, bir işaret, bir müjdeci ve bir delil olduğuna inanırız. Ancak maksat ne rüya ne de hâldir; maksat Kur’ân ve Sünnet dâiresinde kalıp ihsânı yaşamaktır. Tasavvuf, ihsâ
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir insan neden besmele çekmeyi unutur? Bu unutma Allah’tan mıdır?
Cevap: Unutmanın iki türü vardır. Birincisi Allah’tan olan unutmadır; Hz. Âdem (a.s.)’ın unutması gibi. Hz. Peygamber (s.a.v.) ümmeti için bu konuda kolaylık sağlamış ve “Unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz” buyurmuştur. Oruçlunun orucunu unutup su içmesi veya yemek yemesi de bu kabildendir; Cenâb-ı Peyga
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Eşimin bana değer verdiğini biliyorum ama kötü düşünceler ve kıskançlıklar oluyor; içsel kötülüklerden nasıl kurtulunur?
Cevap: İnsanlar birilerinden uzaklaşarak kendilerini tedâvî edemezler. Önemli olan, insanın birisine muhabbet beslemesi ve sevmesidir. Bir başkasının sizi sevmesinden fazla sizin sevmeniz önemlidir; bir başkasının size değer vermesinden fazla sizin değer vermeniz önemlidir. Bu sizi kemâle erdirir, olgunlaş
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Namahrem kadın-erkeğin tokalaşmasının hükmü nedir?
Cevap: Ümmet bu meselede ikiye ayrılmıştır. Bir kısım ulemâ, Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemizin “Hz. Peygamber’in (s.a.v.) eli bir nâmahrem kadına dokunmadı, değmedi” sözünü ölçü almışlardır. Diğer taraftan, biat hadîslerinde Hz. Peygamber’in kadınlarla musâfaha ettiğine dâir sahâbe rivâyetleri de mevcuttur. Me
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Paranın bankada faizsiz olarak durmasının bir sakıncası var mıdır?
Cevap: Eğer paranızı saklayacak, gizleyecek başka bir yeriniz yoksa bankada tutmaktan başka çâreniz yoktur. Fakat paranızı bankaya faizsiz yatırıp fâizciye bedâva sermâye vermeniz doğru değildir. Mecbur kalıyorsanız ve paranız bankada kalıyorsa, faizsiz yatırmayın; fâizli yatırın ve fâizi alıp bir fakirin
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Fetvâyı kimler verir? İçtihad ile fetvâ arasındaki fark nedir?
Cevap: Fetvâ vermek ile içtihad etmek farklı şeylerdir. Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde duran ve o konuda bilgisi olan herkes fetvâ verebilir. Verilmiş, söylenmiş olan bir fetvâyı aktarmak, fetvâ vermek değil fetvâyı nakletmektir. İçtihad etmek ise ayrı bir meseledir; içtihad edecek olan kimsenin Kur’ân ve S
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Peygamber Efendimize ‘Hazret-i Peygamber’ denir mi? Bir mahzuru var mıdır?
Cevap: Evet, denir ve hiçbir mahzuru yoktur. Bir kimse “Hz. Peygamber” veya “Hazret-i Peygamber” derse, oradaki herkesin “sallallâhu aleyhi ve sellem” deme vâcibiyeti vardır. Bunu söyleyen kimseye bu vâcip değildir; dinleyene vâciptir. Cebrâîl (a.s.), Hz. Peygamber (s.a.v.) hutbeye çıkarken demiştir ki: “S
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cemaate her gün Kur’ân’dan bir âyet öğretmek nasıl olur?
Cevap: Bunlar harika fikirlerdir. Bu düşünceyi hemen hayâta geçirin; evinizi açın, mahalledeki insanları toplayın ve “Gelin kardeşler, her gün burada bir âyet-i kerîme okuyacağız, ezberleyeceğiz” deyin. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Sakın yapmadıklarınızı tavsiye edicilerden olmayın.” Başkalarına
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Allâh’ı zikretmek sadece ‘lâ ilâhe illallâh’ veya ‘Allah’ demek midir? Çalışırken, iş yaparken, aile hayatında zikirsiz mi kalınıyor?
Cevap: Ehl-i sûfî her meseleye üç mertebeden bakar: ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn. Zikrullâhı da bu üç mertebe üzerinden değerlendirmek gerekir.
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Namaz arkası şeyhin verdiği virdi çekmek mi önceliklidir, yoksa Hz. Peygamber’in tesbîhâtı mı?
Cevap: Namazların ardından Hz. Peygamber’in (s.a.v.) koymuş olduğu 33 Sübhânallâh, 33 Elhamdülillâh, 33 Allâhu Ekber tesbîhâtını çekmek sünnettir. Bu tesbîhât, namazın içerisindeki eksiklikleri tamamlar. Hiçbir şeyhin virdi, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) virdinin önüne geçemez. Bir kimse Peygamber Efendimizin
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kabir namazı var mıdır; varsa nasıl kılınır? Televizyondan canlı olarak Kâbe’yi izlemek sevap mıdır?
Cevap: Bâzı fıkıh kitaplarında “kabir nûr namazı” diye bir namazdan bahsedilir. Büyük fıkıh kitaplarının çoğunda bu namaz bulunmaz; ancak bâzı yerlerde geçmektedir. Bu, akşam namazından sonra kılınan iki rekât nâfile bir namazdır. Niyeti “Niyet ettim yâ Rabbî kabir nûr namazına” şeklindedir. Ehl-i tasavvuf
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rukye câiz midir? Cinler insana nasıl musallat olur? Dervişin manevî koruyuculuğu var mıdır?
Cevap: Rukye câizdir; hadîs-i şerîfle sâbittir. Film izlemekten cin musallat olmaz; ancak çok büyük bir korku, sevinç, endişe veya üzüntü ânında insanın manevî perdesi aralanabilir ve o aralıktan kâfir cinliler sızabilirler. Herkesin bir manevî muhâfazası vardır; bu muhâfaza, büyük duygusal şoklar ânında a
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İstihâre nasıl yapılır? Bir konuya odaklanıp dua ettiğimizde kalbimize gelen ilk düşünce doğru mudur?
Cevap: İstihârede iki rekât namaz kılınır, dua edilir ve kalbe ilk gelen duygu esas alınır. Ancak sûfîlikte kalbine hitap gelmek ayrı bir mertebedir. Üçüncü makamda şeyhinden hitap gelmeye başlar; dördüncü makamda Hz. Peygamber’den (s.a.v.) ve şeyhinden birlikte gelir; beşinci makamda Cenâb-ı Hak aynı ses
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir insan yapmış olduğu hatasına mutlu olabilir mi? Allâh’ın hesapsız kulları var mıdır?
Cevap: Yapmış olduğumuz hata ve kusurlardan tövbe eder, üzüntü duyarız. Bir kimse hata yaptığında “Ha yaptım” deyip şen şakrak olamaz. Nedâmet getirmek, tövbenin esâsıdır. Bir kimsenin nefsi ona “sen hatasızsın” derse, bu tek başına günâh-ı kebîr olarak yeter. Üzerine sıçrayan bir pisliği temizlemeye çalış
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Onur ve gurur aynı şey midir? Dervişin onuru nedir?
Cevap: Onur ve gurur farklı kavramlardır. Onur, bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet dâiresinde insanlığını koruması, o çerçeveden taviz vermemesidir. Dervişliğin de bir onuru, bir profili, bir ölçüsü vardır. Derviş, dervişliğin onurunu zedelememek için hiç taviz vermez. “Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğe
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İnsan öldüğünde ruh mu kalır? Niye kabir ziyâreti yapıyoruz? Herkesin bir şeyhi var mıdır?
Cevap: İslâm insanı kutsâl bildiği için mezarlığını da ayırmıştır. Biz kabristanları ziyâretimiz, insana ve insanın kutsiyetine değer verdiğimizdendir. Bir kimse kabristana gittiğinde, o kimse kâfir değilse, rûhuna müsâade edilir; kabrinin başına gelir ve bekler.
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Derviş göz göre göre günâh-ı kebîre işlerse ne olur? Üstâddan helalleşmek gerekir mi?
Cevap: Hepimiz hata yapacağız, hepimiz günah işleyeceğiz. Ama olmazsa olmazlar var: günâh-ı kebâir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) nakliyle büyük günahlar vardır. Bir derviş, hem sûfîlik yapacağım diye uğraşırken, öbür tarafta göz göre göre, bile bile, kalbi çatlarcasına günâh-ı kebâir işlerse, perdesi yırtılır
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mevlânâ Hazretleri Alevî midir?
Cevap: Bütün Müslümanlar Hz. Ali (r.a.) Efendimiz’i severler. Ehl-i Beyt’i sevmek îmândandır. Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz’i ve onlardan devam eden silsileyi sevmek vâciptir. Bu mânâda bütün Müslümanlar “Alevî”dir. Kur’ân ve Sünnet dâiresinde duranların hepsine Alevî denilebi
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: 16 yıldır sohbetlere geliyorum, hâl/rüya görmedim. Zikri bırakıp gidenler var. Son nefese kadar zikrullâhta kalmanın sırrı nedir?
Cevap: Sûfîlik son nefese kadar olan bir yoldur. Yolun içerisinde hayatın heyecânı, imtihanları, eksiler-artılar, doğrular-yanlışlar, gelgitler, inişler-çıkışlar hep vardır. Gönül rahatlığıyla yola giren bir kimse, son nefese kadar yolun sonunu görsün. Hâl görmek veya görmemek, bir kimsenin son nefese kada
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Tasavvuf yolcusunun itaat ve teslîmiyeti nasıl olmalıdır? Akıl bu iki şeyin neresindedir?
Cevap: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: “İtaat ancak iyiliktedir (ma’rûftadır).” Bu mânâda itaat, Kur’ân ve Sünnet dâiresi içindedir. Her mesleğin, sanatın ve yolun bir edebi, âdâbı ve hiyerarşisi vardır. Nasıl tıp öğrencisi hocasına itaat ediyorsa, sûfî de üstâdına itaat ve teslîmiyet gösterir. Ancak t
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Azgın olan nefsin yaptığı kusurlardan dolayı azap görecek olan sadece ruh mudur, nefis midir? Nefsin yeri neresidir?
Cevap: Kur’ân-ı Kerîm’de “nefis” denildiğinde bireyin tamamı kastedilir. Nefis denildiğinde bir de kötülükleri emreden nefs-i emmâre noktası vardır. Azîzüddîn Nesefî, İnsân-ı Kâmil
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Züht nasıl anlaşılmalıdır? Mal ve mülkten tamamen vazgeçemeyeceğimiz koşullarda züht anlayışımız ne olmalıdır?
Cevap: Sûfîler zühdü, malı-mülkü ve dünyâyı terk etmek olarak algılamamışlardır. Hadîs-i şerîfte “Züht, dünyâ sevgisinden arınmaktır” buyurulmuştur. Dünyâya âşık olmaktan, dünyâlık elde etmekten lezzet ve tat almaktan arınmaktır; yoksa dünyâyı terk edip işi gücü bırakıp dilencilik yapmak değildir.
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Müslümanın sıkıntılar karşısındaki hamd ve şükrü nasıl olmalıdır?
Cevap: Bir şeyi sıkıntı olarak görmek, onu gözünüzün önünde büyütmek demektir. Bir şeyi problem görürseniz o sizin gözünüzde büyür, problem hâline gelir ve yenemezsiniz. Hastalığı büyüttükçe yenemezsiniz, borcu büyüttükçe yenemezsiniz, işsizliği büyüttükçe yenemezsiniz. Hâlbuki gelecek olan gelecektir; pro
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yemînimi bozdum, keffâret olarak üç gün oruç tuttum. Maddî durumum yerinde olduğu için on kişiyi doyurmam gerektiğini söylediler. Ne yapmalıyım?
Cevap: O kişileri de doyur; bundan bir sıkıntı gelmez. İstersen yirmi kişiyi doyur, otuz kişiyi doyur; Allâh muhabbetini daha da genişletsin. Keffâret-i yemîn hükmünde aslolan, on fakîri doyurmak veya giydirmek yahut bir köle âzâd etmektir; bunlara gücü yetmeyenin üç gün oruç tutması gerekir. Maddî durumu
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Ömrü boyunca hastalıklarla imtihân edilmek mânevî dereceyi artırır mı? Sabır nasıl olmalıdır?
Cevap: “Mânevî derecem artacak” diye düşünme; böyle şeylerde kendine problem etme. Hastalık varsa vardır; ömür boyu çekilecekse, hastalığı öpüp “yavrum benim, hoş geldin” de ve onu bir sıkıntı olarak görme. Sebeplere sarıl; doktor kontrolünde ol, ilâcını iç, perhîzine dikkat et. Ama hastalığı büyütme. Hast
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Domuz eti hangi hallerde yenebilir?
Cevap: Evet. Zarûret hâlinde, yani açlıktan ölüm tehlikesi söz konusu olduğunda, hayâtını idâme ettirecek kadar domuz eti yemek câizdir. Bu, Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça beyâ
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nikâhta el bağlamak uğursuzluk mudur?
Cevap: Hayır. Tek parmağının üzerine amuda kalksan bile hiçbir şeyden uğursuzluk mânâsı çıkarmak doğru değildir. Hadîs-i şerîflerde uğursuzluk (tıyere) yasakla
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hangi esmâyı çekelim yüzümüz nûrlansın?
Cevap: Cevap: Evet. Zarûret hâlinde, yani açlıktan ölüm tehlikesi söz konusu olduğunda, hayâtını idâme ettirecek kadar domuz eti yemek câizdir. Bu, Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça beyân edilmiştir: “Kim zarûret hâlinde, haddi aşmaksızın ve başkasının hakkına tecâvüz etmeksizin yemek zorunda kalırsa ona günâh yokt
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sigara satışından kazanılan para helâl midir?
Cevap: Dârülislâm’da sigara üretmek, tüketmek ve satmak yasak ve haramdır; dolayısıyla parası da haramdır. Çünkü sigara, bütün tıp âlimlerince insana zararlı olduğu kesinlikle tespit edilmiştir. Eski fıkıh kitaplarında “mekruhtur” denilmesi, o dönemde zararının tam bilinmemesinden kaynaklanır. Bugün sigara
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cemiyetlerde bayanların kendi aralarında oyun ve eğlence yapması günâh mıdır?
Cevap: Hanefîlerce yoktur. Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Âişe Vâlidemiz bir nikâhtan dönerken, “Def vurdunuz mu?” diye sormuş; “Hayır, yâ Resûlallâh” denildiğinde, “Keşke def vursaydınız; Ensâr defi sever” buyurmuştur. Bir başka rivâyette “Defsiz nikâh, nikâh değildir” diye de gelmiştir. Sahâbe kadınların ke
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İçindeki sıkıntı insanın yaşam sevincini alıyorsa ne yapmak gerekir?
Cevap: Sıkıntı insanın kendi nefsindedir. İnsanlar kendi kendilerini sıkıntının içerisine çekerler. Biz sanırız ki sıkıntı dışarıdan futbol topu gibi gelip bize çarpacak; aslında biz o futbol topuna doğru koşarız, onu biz çağırırız. Sıkıntının sebebini kendi nefsimizde görürsek, birinci derecede sıkıntıya
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Taksitli alışveriş câiz midir? Ticarette kredi kullanmanın hükmü nedir?
Cevap: Vadeli alışveriş câizdir. Dârülislâm ve dârülharp hukukları farklıdır. Günümüzde kredis
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sû-i zan beslemeyip buğz etmeyip içimizi nasıl temizlemeliyiz? Azâlarımızı nasıl terbiye etmeliyiz?
Cevap: Nefsine sû-i zan et; başkasına değil, nefsine buğz et. Azâların terbiyesi ise haram işlememektir. Hiç haram işlememeye gayret et; gözünü haramdan koru, dilini haramdan koru, elini haramdan koru. Edepli olmak, azâların en güzel terbiyesidir.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İslâmiyet’te zorlama yoksa ecdâdımızın savaşlardaki tutumu zorlama değil midir?
Cevap: Yoktur. Orada üç seçenek sunuluyor: Müslüman olabilirsin, cizye (ve
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Edep mi zikir mi üstündür? İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin bu sözü hakkında ne dersiniz?
Cevap: Edebin ehemmiyetini anlatmak için söylenmiş bir sözdür ve
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Günlük virdimi açar mısınız? Ne zaman çekmeliyiz? İş yerinde çekmek gerektiğinde nasıl çekmeliyiz?
Cevap: Günlük vird çekmek, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sünneti ile sâbittir; bid’at değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.) ashâbına ve bütün ümmete günlük vird tâlim ettirmiştir: “Kim yüz kere ‘lâ ilâhe illallâh’ derse…”, “Kim yüz kere İhlâs-ı Şerîf okursa…”, “Kim yüz kere salavât-ı şerîfe getirirse Cenâb-ı Ha
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Zekâtımızı bir tasavvuf vakfına veya dergâha verebilir miyiz?
Cevap: Zekât birinci derecede fakirlere, miskinlere, yolculara, Allâh yolunda cihâd edenlere, âlimlere ve talebe yetiştirenlere verilir. Eğer bir vakıf veya dernek, zekâtı gerçekten ihtiyaç sahiplerine aktarıyor, dağıtımını sağlıyorsa câizdir. Ama “vakıf binası yaptıracağız, câmi yaptıracağız” diye zekât t
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Namaz kılarken hangi durumlarda namaz bozulup bırakılabilir?
Cevap: Zarûret hâllerinde her durumda namaz bırakılabilir.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kendi kendine zinâ var mıdır? Yapanın hükmü nedir?
Cevap: Evet, günâh-ı kebîrdir. O kimse hızla evlenecek; evlenmeye muktedir değilse oruç tutacaktır.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Üst üste gömülen insanlar, altındaki kişinin azâbından zarar görürler mi?
Cevap: Orada ceset mi zarar görüyor zannediyorsunuz? Kabir âleminde cesedin sıkıntı yaşaması değildir mesele; ruhlar âlemiyle ilgili bir durumdur.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: El verme yetkisi olan bir mürşit ismini gizliyor; sebebi ne olabilir?
Cevap: Bunlar saçma sapan şeylerdir; hiç aslı astarı yoktur. Müslümanın gittiği yol bellidir, şeyhi de bellidir, üstâdı da bellidir, her şeyi bellidir. Bir şeyi böyle saklayıp gizliyorlarsa, muhakkak içinden bir şey çıkar. Böyle gizleyenler aslında kendi nefislerine hizmet ediyorlar; kendilerinin ne kadar
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mürit mürşidini nasıl sevmeli? Mürit mürşide nasıl bağlanmalı?
Cevap: Allâh için sevmeli; Kur’ân ve Sünnet dâiresinde bağlanmalı. Sevmesi de Allâh için olacak, bağlanması da Allâh için olacak. Hiçbir kardeşimiz “Bana uçaktan atla dese atlarım” demesin; hiç kimse sana uçaktan atla demez, tasavvufa taş attırma. “Bana şarap al dese alırım” demesin; hiç kimse şarap al dem
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalpte Allâh korkusu nasıl bilinir? Sülûk nasıl başlar? Mürşit mürit üzerinde araştırma yapar mı? Günlük en az kaç tevhit çekilir? İtikafa girilmesi gerekir mi?
Cevap: Bile bile haram iş yapıyorsan Allâh korkusu sende eksiktir. Sülûk, haramlardan uzak durmakla başlar; alâmeti de budur. Mürşit, müritlerin ayıplarını araştırmaz; insanların ayıplarını araştırmak günâh-ı kebîrdir. Günlük en az beş bin tevhit çekilir. İtikafa evet, girilmesi gerekir. Düşünce dünyası he
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Günde 80 kere Âyetü’l-Kürsî okuyorum; birisi fazla okuma dedi ve korkudan bıraktım. Devâm edeyim mi?
Cevap: Biz hiç kimseye bir âyet-i kerîmeyi “oku” veya “okuma” deme noktasında değiliz. Ama bizden ders alan kardeşler, sadece verilen virdi çekecekler; bir de sünnetle sâbit olan zikirleri çekecekler. Bunların dışında kendi kendine vird edinen kimse, kendi şeyhi olmuştur; eğer o virdi bir başkasına da söyl
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalp zikri nedir, nasıl yapılır?
Cevap: “Kalp zikri yapacağım” diye kalp zikri olmaz. Bir kimse dil ile Allâh’ı zikretmeye başlar; bütün fiiliyâtını Kur’ân ve Sünnete tâbî eder. Sadece dil ile zikretmek yetmez; ibâdetleri yerine getirmesi, haramlardan uzak durması ve güzel ahlâkla ahlâklanması gerekir. Eğer ahlâkınız düzgün değilse, dilin
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Evlilikte aşırı takvalı eş sorunu: eve girmek istemiyorum, ne yapmalıyım?
Cevap: Kadınların eşlerinin yanında tesettüre riâyet etme zorunlulukları yoktur. Ama bu bir din algısıdır; bu hak var mıdır bu kimsede? Evet, vardır. Bir kadın isterse battaniyenin ortasından makas atar, onunla evin içerisinde dolaşır; bu onun hakkıdır. Takvâyı bu noktada anladıysa, ona söylenecek bir söz yoktur; çünkü kendince ibâdet işlemektedir. Türkiye’de bu tip cemaatler, tarikatlar var mıdır? Evet, vardır. O yüzden o cemaat ve tarikat ehli insanlar, kendi cemaatlerinden biriyle evlenmeleri uygun olur. Bu durumda olan erkekler ise kendi cemaatinin dışından bir kadın alıyorlar; sonra o kadını kendi cemaatine benzeştirmeye çalışıyorlar. Bu insanların psikolojilerini bozuyor. İnsanlar evlenirken bu tip şeylere dikkat etmekle mükelleftirler.
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Gönlümüzde ihlâs ve samîmiyeti tam olarak nasıl yakalarız?
Cevap: Yapacağınız tek bir şey var: bütün hayat ve ibâdetlerinizi “Allâh rızâsı için” yapmak. Kendinizi buna bağlayın. Bu, hem kendinize güven sağlayacak hem de kendi kendinizi kontrol etme imkânı verecektir. “Ben bunu Allâh rızâsı için yaptım” dediğinizde mesele oturacak; ihlâs ve samîmiyeti yakalayacaksı
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hiç ticâret yapmayan birisine ne önerirsiniz; bir tüccârdan mı ders alsın?
Cevap: Hiç ticâret yapmayan bir kimse, iyi bir ticâret erbâbının yanına gidecek; onun yanında iş öğrenecek, ticâreti öğrenecek, iyice pişecek; ondan sonra yavaş yavaş kendi işine başlayacak. Ama kimisi bodoslama girer; sadece burnu kırılsa iyi, bütün vücudu kırılır. Debelenirken etrafına temelli zarar veri
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Gölpınarlı Mesnevî şerhi 1. cilt 244. beyit: gemiyi delmek ne demektir?
Cevap: Bu ölmeden önce ölmekle alâkalıdır; nefse uymamakla alâkalıdır. “Gemiyi del” dediği şey, insanın kendi benliğinden geçmesidir; kendi aklından, vücûdundan geçerek mânâ denizine dalmasıdır. “Kırık ayakla geç o geçidi; sağlam ayakla bu köprüden geçemezsin.” Dünyayla fazla telâşe düşme; kendini eksik gör, eksiklerden ol. Kaynaklar: Mevlânâ, Mesnevî, I, 244. beyit; Kehf 18/71 (Hızır’ın gemiyi delmesi); Gölpınarlı, Mesnevî Şerhi, I.
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hükümet tarikatlara bağlı olanları fişleme yasası çıkaracakmış; ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Biz daha önce fişlendik; bizim sıkıntımız yok. Fişlenecek olanlar düşünsün. Bunlar etrafta yaygaradan başka bir şey değildir. 28 Şubat’ta fişlendik; karakollarda adımız, resmimiz asılıydı. Bizde ne gayr-i İslâmî ne gayr-i hukûkî bir şey var; cebimizde bir çakı bile yok. İhâlelerin peşinde değiliz. B
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Papa’nın Türkiye ziyâreti hakkında ne dersiniz?
Cevap: Herkes bize gelir, ziyâret eder. Türkiye büyük bir ülke; Osmanlı’dan kalmayız. Papa da gelir, Putin de gelir; hepsi gelecek. Bir Cumhurbaşkanımız var, bir devletimiz var; iyi kötü başımızda duruyorlar. Papa geldi, el öptü; Putin de geldi. Bunu memleket adına düşünün: demek ki Türkiye önemli bir ülke
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Zamanın müceddidi ile kutbu’l-aktâb farklı kişiler olur mu?
Cevap: Bâzen bunlar kırkların içerisinden olur; ama her müceddid kırkların içerisinden olacak diye bir kâide yoktur. “Zamanın müceddidi” diye herkes kendi kendine bir şey oluşturuyor. Cenâb-ı Hak, farklı coğrafyalarda, küçük veya büyük, dîni yenileyen, oradaki bölgede dînin anlaşılmasını ve yaşanmasını sağ
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mahmut Efendi’nin Rûhu’l-Furkân tefsiri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Ben hiç okumadım; o yüzden bilgi sâhibi değilim, bir şey söyleyemeyeceğim. Benim kastettiğim, Diyânet ve üniversite çevresinden komple Hanefî ulemâsının görüşlerini içine alan, Arapçası ve Farsîsi çevrilen, İngilizcesi ve Fransızcası hazırlanan bir tefsirdir. “Zamanın müceddidi” dendiğinde Gazzâlî a
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Senede iki üç kez başka hoca efendilerin sohbetine gitsek Allâh’ın hoşuna gitmez mi?
Cevap: Böyle bir hizmet olsa çok hoş olur; inşâallâh gerçekleşir. Mevlânâ Celâleddîn Hazretleri diyor ya: “Sen testini doldurmaya bak; birisi gelir o testileri kırar da içindeki sular birbirine kavuşur, ırmak olup deryâya yol alırlar.” Her kimsenin kendi cemaatini, tarikatını, şeyhini sevip devamlı oraya g
Kaynak: 354. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sevginin bir ölçüsü var mı? Sevginin kahır hâli insanda nasıl etki eder?
Cevap: Sevgide kahır da vardır, rahmet de vardır. Bu kahır, sevenin üzerindedir; seven kendince kendi kendini kahreder. Bu kahroluş sevginin sıfatlarındandır. Seven kimse kahrettiğinin farkında değildir; kasıtlı kahretmek mümkün değildir. Seven için acı yoktur; dışarıdaki akıllılar onun acı çektiğini söyle
Kaynak: 354. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cemevi ve câmi projesi için ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Cemevleri câmilerin alternatifi değildir. 1400 yıllık İslâm geleneğinin, göreneklinin, adâbının, erkânının, hukûkunun içerisinde böyle bir şey yoktur. İslâm’da Cemevi ibâdethânesi yoktur. İslâm’da tekke vardır, sonradan oluşmuştur; zâviyeler vardır, sonradan oluşmuştur; medreseler vardır. Ama hiçbir
Kaynak: 354. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir cemaatte hizmet etmiyorum ama bırakamıyorum; abileri kırmadan ne yapmalıyım?
Cevap: Bir kimse herhangi bir cemaate gidebilir, herhangi bir yere intisâp edebilir; bu herkesin hakkıdır. Bizim “Neden oraya gidiyorsun, buraya gidiyorsun” deme noktamız yoktur. Önemli olan Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yaşayıp koşmaktır. Hiç kimse kırmasın; ama bir kardeş bizi bırakıp gitse, biz neden kırı
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şeytânın kalbe giriş yolları nelerdir? Zikir ânında vesveseleri nasıl yok edebiliriz?
Cevap: Şeytân kalbe her cihetten girer; onun bir tek yolu yoktur. Yolunu kapatabilmemiz için Kur’ân ve Sünnet-i Resûlullâh’ı çok iyi bilmemiz lâzım. Bir de kalbimizde devamlı zikrullâh olacak; kalbinde devamlılık olan bir kimse, şeytânın vesvesesinden emîn olur. Zikrullâh kalbe indiği zaman, kalbe yerleşti
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Mevlânâ’nın ‘Gönül han değil dergâhtır’ sözünü açıklar mısınız?
Cevap: Gönül bir han değildir; herkesin girip çıkacağı, konaklayacağı bir yer değildir. Gönül dergâhtır; oraya lâyık olan girebilir. Balık suda yaşar; yılan ona ne kadar yoldaşlık yapabilir? Suda yaşayan yılan da vardır; ama balığın suyla olan ilişkisi başkadır. İç âlemi temiz olan, gönlü Allâh ile dolu ol
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cuma namazının farz olmadığını söylüyorlar. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap: Cuma namazının farz olmadığını söylemek büyük bir cehâlettir. Cuma namazı âyet ve hadîsle sâbit bir farzdır (el-Cum’a, 62/9). Ancak Hanefî fıkhında Cumâ’nın edâ şartları arasında devlet reisinin veya tayin ettiği kimsenin kıldırması, bir merkezde kılınması gibi hükümler vardır. Bu şartlardaki eksiklikler Cumâ’nın farz olmadığı anlamına gelmez. Hanefî mezhebine göre üç kişi bile Cuma kılabilir.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hâl görmek nasıl başlar? Başlangıçta neler yapılmalıdır?
Cevap: Tasavvufta hâl görmek, uyanıkken rüyâya benzer mânevî tecrübeler yaşamaktır. Ancak ibâdetleri hâl görmek için yapmak yanlıştır; hâl gâye değil, yolda karşılaşılan bir ikrâm-ı ilâhîdir. İbâdetler Allah için yapılmalı, Allah için yaşanmalıdır.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kadın kuaförlüğü yapıyorum, açık bayanların bakım ihtiyaçlarını karşılıyorum. Mesleğe devam edip etmeme konusunda ne yapmalıyım?
Cevap: Kadınların bakım yapmaları, süslenmeleri, fıtratın dışına çıkmadan kaşlarını temizlemeleri günah değildir. Kadınların kocalarına karşı bakımlı olmaları nâfile ibâdet seviyesinde değerlendirilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) ‘Allah güzeldir, güzelliği sever’ buyurmuştur. Kuaförlük, kadınların kocalarına süslenmesine vesîle olan bir hizmettir.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Allah’a ulaşma yolunda bir mürşid-i kâmile bağlanmaya neden ihtiyaç vardır? Kendi başına vird çekse olmaz mı?
Cevap: Yapabiliyorsan olur; ancak ‘sâdıklarla beraber olun’ (et-Tevbe, 9/119) âyetle emredilmiştir. İmâm-ı Âzam, İmâm Şâfiî, Hz. Mevlânâ, Bedîüzzaman gibi büyük zâtların hepsi bir mürşide ihtiyaç görmüştür. İmâm-ı Âzam ‘Son iki yılım olmasaydı Nu’mân helâk olurdu’ demiştir.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rüyâda üstâdı veya Peygamber Efendimizi görmenin bilinçaltıyla ilgisi var mıdır?
Cevap: Bilinçaltıyla ilgisi olabilir; ancak bilinçaltı tek başına yetse herkes her gece üstâdını görmesi gerekirdi. Rüyâda üstâdı ve Peygamber Efendimizi görmenin bilinçaltının ötesinde bir boyutu vardır. Üstâdın müridinin rüyâsına girmesinde üstâdın da bir payı vardır.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın atadığı imâmların arkasında namaz kılınır mı?
Cevap: Hanefîler ‘İmâm günahkâr da olsa onun arkasında namaz kılınır’ demişlerdir. İmâmın önünde Kelime-i Şehâdet getiriyor olması yeterlidir.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dergâhta birden fazla hizmette yer alınabilir mi?
Cevap: Evet, gücü yeten kardeş birden fazla hizmette yer alabilir. Hizmet kapıları herkese açıktır. Kardeşler birbirlerine çemkirmek yerine istişâre ile hareket etmeli, yasaklamaktansa birbirlerini desteklemeyi seçmelidir.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yapılan iyiliklerin karşılığını beklemek doğru mudur?
Cevap: İyilik Allah rızâsı için yapılır, karşılığı Allah’tan beklenir. Yardım amaçlı verilen parayı zekât olarak nitelendirmediyse iâde etmeye gerek yoktur. Karşılık bekleyen kimse o iyiliğin sevâbını kaybetmiş olur (el-İnsân, 76/9).
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nefsimizi nasıl terbiye edebiliriz?
Cevap: Bu zamanda nefis terbiyesi, haramlardan uzak durup ibâdetleri yerine getirmektir.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İnsanlar gaybı görebilir mi, gelecekten haber verebilir mi?
Cevap: Cenâb-ı Hak ileride olacak hâdiselerden belirli kesitleri belirli insanlara gösterebilir (el-Cin, 72/26-27). Sûfîlerde de bu hâl yaşanır. Ancak ‘Ben gaybı biliyorum’ demek uygun değildir.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mürşit, müridin Allah yolunda kâbiliyetli olduğunu anlayabilir mi?
Cevap: Bir kimsenin Allah’ı sevmeye istidâdı olmadığına kim hükmedecek? Hz. Peygamber (s.a.v.) hiç kimseyi ‘senin istidâdın yok’ diye kovmamıştır. Kim zikir halkasına oturmuşsa, Allah onu sevmiş ki getirmiştir.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Psikolojik sorunlarım var, hayâta olumsuz bakıyorum. Nasıl olumlu bakarım?
Cevap: Sıkıntıları gözünüzde büyütmeyin. Hayât tek düze yaşanmaz: sevgisi de kabarır, düşer de. Hüznünüz Kur’ân ve Sünnet’ten olsun. İlhâm neşeli kalplere gelir, hayâta tatlı bakın.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şu an mürşid-i kâmil var mıdır? Kendi şeyhlerini son mürşid-i kâmil diyenler doğru mu söylüyor?
Cevap: Her dâim mürşid-i kâmiller vardır. Hiçbir kimse kendi şeyhini ‘son mürşid-i kâmil’ diyemez. Mürşid-i kâmillerin sonuncusu kıyâmette olacaktır. Bunu söylemek ilimsizlikten kaynaklanır.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: 32 yaşındayım, evlenmek istiyorum ama olmuyor. Ne yapmalıyım?
Cevap: ‘Kısmet kapalı’ meselesine inanmıyorum. ‘Evleniniz’ bir emirdir; namaz kılmak için abdest aldığınız gibi, evlenmek için de mücâdele edeceksiniz. Kendi hâlinize uygun isabetli tercih yapın.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kur’ân okurken her sıranın başında besmele ve İhlâs okumak doğru mu?
Cevap: Sünnete uygun değildir. Kur’ân okunacağı zaman başında Eûzü Besmele çekilip okuyabileceği yere kadar okunur ve kapatılır.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bedduânın Kur’ân ve sünnette yeri var mıdır? Kimlere beddua edilir?
Cevap: Hz. Peygamber (s.a.v.) ümmetine karşı bedduâyı hoş görmemiştir. Kâfirlere beddua edilir ama mü’minlere beddua etmekten dîn sakındırmıştır. Beddua karşıdaki kusur etmezse beddua edene döner.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cihâd nedir, dînen hükmü nedir? Hz. Mevlânâ’nın cihâd anlayışı nedir?
Cevap: Dışsal olarak kâfirlerle, içsel olarak nefisle mücâdeledir. Tek başına karar alınamaz; emîrin kararı gerekir. Asıl cihâd nefisle olandır. Ganîmet ve makam için savaşmak cihâd değildir.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yedi haftalık gebelikte engelli çocuk teşhîsi konuldu, ne yapmalıyız?
Cevap: Hanefîler ruh üfleninceye kadar (120 gün) bu tip problemli meselelerde kürtaja müsâade etmişlerdir. Bu karar annenin veya İslâm devletinin hakkıdır.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bankada müfettiş yardımcısıyım, dînimizce uygun mudur?
Cevap: Laik sistemde bankada çalışmakla başka bir yerde çalışmak arasında fark yoktur. Devletin bütün kazancında haram pay vardır. Helâl dairede kalıp her gün tövbe etmek gerekir.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Verilen malı geri istemek câiz midir?
Cevap: Hz. Peygamber (s.a.v.), tasadduk edip sonra geri isteyen birine ‘tükür ve geri al’ diyerek bunun mümkün olmadığını göstermiştir. Verilen şey geri alınamaz.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Mevlânâ’nın oğluna imâm veya müezzin olmamasını söylemesinin sırrı nedir?
Cevap: Bu tavsiye birinci derecede kendi yaşadığı zamanı bağlar. Te’vîl ve tefsîr edilebilir. Herkes bu tavsiyeye uyacak diye bir kâide yoktur.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sûfîler neden devlet erkânıyla samîmî olmaktan uzak durur?
Cevap: Sûfîler devlet erkânıyla ve zenginlerle dost olmayı hoş görmemişler, nefsini koruma açısından buradan uzak durmuşlardır.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir dervişin seyr ü sülûkü ne zaman başlar?
Cevap: Sûfî yoluna girildiğinde başlar ama gerçek mânâda Hz. Peygamber’in sünnetine, ahlâkına, edebine, hâliyle hallenmeye başlandığında başlar. Bu hakka’l-yakîn noktasıdır.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şems-i Tebrîzî’nin ‘Kimisi seni sen eder, kimisi de senden eder’ sözü ne anlama gelir?
Cevap: Bazıları benliğini şişirir, bazıları Kur’ân-Sünnet ölçüsü koyarak kişiyi benliğinden vazgeçirir. Önemli olan kibirden, bencillikten geçmektir.
Kaynak: 384. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Zuhr namazı bid’at mıdır?
Cevap: Hz. Peygamber bu namazı kılmamıştır, ümmetin icmâsı da toplanmamıştır. Sadece Osmanlı ulemâsının fetvâsıyla Anadolu’da kılınır; başka İslâm ülkelerinde yoktur.
Kaynak: 384. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Başka hocaların sohbetlerini dinlemek, dergâhtan hamsi olmuş anlamına gelir mi?
Cevap: Gelmez. Nerede Allah sohbeti varsa dinlenebilir. Kendi dergâhında zikir yoksa başka yere gidilebilir. Ama kendi dersini bırakıp başka derse gitmek edep değildir; nefsine uyup çekip gitmek de hoş değildir.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir bayan olarak evlenmeyi düşündüğümüz kişiye görüşme talebimizi nasıl bildirebiliriz?
Cevap: Babasına, annesine, ablasına, teyzesine söyleyebilir. Velîsi aracılığıyla söylenmesi âdâba daha uygundur. Daha önce evlenip ayrılmışsa kendisi direkt teklif edebilir.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bağdâdî’nin “Tasavvuf ihtiyârı terk etmektir” sözünü açıklar mısınız?
Cevap: Herkese has değildir; sakın ihtiyârınızı terk etmeyin. Ancak Allah’ın giydireceği bir elbisedir. İlme’l-yakîn’de akılla Kur’ân ve sünnete bağlanılır, ayne’l-yakîn’de hayat ona göre yaşanır, hakke’l-yakîn’de ise Allah ihtiyârı kendi eline alır.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sevenin alâmetleri nelerdir?
Cevap: Seven, sevdiğinin ayak izine bakar. Sevende hicrân, kabız hâli, ümîd, kahır, gözyaşı vardır. En önemli alâmet itâattir; ne kadar itâat ediyorsan o kadar seviyorsun.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Mevlânâ’nın “Kalp denizde değilse ne varmış” sözünü açıklar mısınız?
Cevap: Kalpten gelen sözler kalpten gelir; taklîd eden bir süre aldatır ama sinirlendiğinde, üzüldüğünde kalbindeki ortaya çıkar. Kalp dükkandır, dil onu satar. Hz. Peygamber buyurur: insanda bir et parçası vardır, o iyiyse bütün vücut iyidir; o kalptir.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Akıl ile aşk birbirinin zıttıdır demiştiniz; akıllı insanlar aşktan uzak mıdırlar?
Cevap: Hesap edenler aşık olamaz. Hz. Ebûbekir malının tamâmını getirdi, hesap etmedi. Hz. Ömer yarısını getirdi, hesap etti. Hesap etmeye başlarsanız kazağın ucundan asılırsınız; çözdükçe ortada kazak kalmaz.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nefsimizle mücâdele ediyoruz ama sırtımızı yere getiriyor; ne yapmalıyız?
Cevap: Nefsin sırtı yere gelmez; ancak doğruya yönlendirilir, haramdan uzaklaştırılır. Kur’ân ve sünnet dâiresinde olmayan fiillerden uzak tutmak gerekir.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Gönlün toprak olması ne demektir; gönlümüzü nasıl toprak edebiliriz?
Cevap: Tevâzû sâhibi olmak demektir. Allah’ın emirlerini yerine getiren kimse Allah’a tevâzûludur. Kendini başkalarından üstün görmemek gerekir.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Aşk nedir: sevip kavuşamamak mı, hasretini çekip yanmak mı, onda yok olmak mı?
Cevap: Herkes kendi aşıklık dâiresinde tanımlar. Önemli olan süslü sözler değil; eğer aşıklık Allah’aysa, üzerinden haram çıkıyor mu ona bak.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir erkek “senin nikâhını aldım” derse ve kadın kabul ederse, önceki ilişkilerden talâk almak gerekir mi?
Cevap: Evet. Nerede olursa olsun nikâh gerçekleşmiştir; yeniden evlenecekse o erkekten boşanması gerekir.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cemiyetlerde ücret karşılığı zikir ve semâ yapılması câiz midir?
Cevap: Haram değildir; ama sûfî âdâbı açısından uygun değildir. Sûfîler zikirlerini ve semâlarını satmazlar.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Üstâd-derviş ilişkisi nasıl olmalıdır; sevenler sevmez olur mu?
Cevap: Sevgi keyfiyettir, kemmiyetle ölçülmez. Bir başkasının sevgisini yeterli veya yetersiz görmek kimsenin haddine değildir; sevenle sevilenin arasına girilmez.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mehdî aleyhisselâm evlenecek mi, çocuğu olacak mı?
Cevap: Evet. Evlenmek bütün peygamberlerin ve velîlerin sünnetidir; evlenmemek nâkıslık sayılır. Hz. Peygamber’in izinden gideceğine göre o da evlenecektir.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cezâevinde itikâfa girilebilir mi?
Cevap: Girilebilir; ancak câmide yapılan itikâfla arasında fark vardır.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Denizden çıkan her şey yenir mi?
Cevap: Şâfiîler her şeyin yenilebileceğine hükmeder. Hanefîler ancak sîmâsı sevimli balık türünü câiz görür. Ölü çıkan balığı Hanefîler yemez; zorunlulukta ruhsat verilmiştir.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Namazda vücuttaki bir yeri defalarca kaşımak namazı bozar mı?
Cevap: Üç farklı hareket peş peşe olursa namaz bozulur (sakal, kaş, göz gibi farklı yerler).
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Farklı hizmetlerde bulunan kardeşler engelleniyor; dergâh içindeki vazifeli abilerin birbirlerine tutumu nasıl olmalı?
Cevap: Sûfîlik gönüllülük esâsıdır; kimse tahakküm altında değildir. Asıl vazîfe önceliklidir ama başka hizmette de bulunulabilir. Yapıcı, yumuşak, şefkatli olunmalı; arkadan konuşmak kardeşlik hukûkuna aykırıdır.
Kaynak: 370. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Derslerimizi huşû ve takvâ içinde çekmemiz için ne yapmalıyız?
Cevap: Huşû aramayın; zikrullâh huşû için değildir. Nefis, en büyük ibâdeti güle oynaya yaptırmaz. Rahat huşû içinde yapıyorsanız, nefis sizi daha kıymetli bir şeyden perdelemiş demektir.
Kaynak: 370. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sûfînin anlamı nedir; hakîkî sûfî olabilmek için nefsini ezmek nasıl olur?
Cevap: Sûfî, Kur’ân ve sünnet dâiresinde kalıp Allah ve Resûlünü seven insandır. Farzları yapar, nâfilelerle yaklaşır. Haramlardan uzak durup Kur’ân ve sünnet dâiresinde yaşamak gerekir.
Kaynak: 370. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nübüvvet ne demektir; çalışmakla ele geçer mi? Velâyet ile farkı nedir?
Cevap: Nübüvvet, Kur’ân, sünnet ve icmâ-ı ümmet çizgisinde durmaktır. Velâyetle fark: şeyhimizin şeyhi bile Kur’ân ve sünnete uymayan bir şey yapmışsa reddederiz. Hepsi ilâhî lutuftur; hepsini yaparsak ele geçer.
Kaynak: 370. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dinde siyâset var mıdır?
Cevap: Hem de vardır. Dînimiz sâdece ibâdet ve ahlâk dîni değil; ahkâm (hukuk) da var. Din hukuk olarak yaşanmadıkça tam yaşanmaz. Ama dîni çalmak, yalan söylemek haramdır; dînin siyâseti Kur’ân ve sünneti anlatıp hizmet etmektir.
Kaynak: 370. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dergâhta çocuk eğitiminde abi ve ablaların izleyeceği yol nasıl olmalıdır; âileler desteklemediğinde ne yapılmalıdır?
Cevap: Çocuk yetiştirmek en kutsal görevdir. Anne-babalar dergâhtaki disipline ayak uydurmalı, çocuklarını başıboş bırakmamalıdır. Dîni sadece namaz ve oruç üçgenine bağlayanlar tam mü’min olamazlar; güzel ahlâk öğrenilmeli ve yaşanmalıdır.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Zamanın kutbu illâ sarıklı cübbeli mi olacak?
Cevap: Allah sûretlere değil kalplere bakar. Takvâ dış görüntü değil, iç âlemdir. Zamanın kutbunu Cenâb-ı Hak kendisi seçer; Kur’ân ve Sünnete bağlılık ve hizmetle önde olanlardan seçilir.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Siyâsetçiden kutup çıkabilir mi?
Cevap: Cenâb-ı Hakk’ın takdîridir; Ömer bin Abdülazîz hem devlet idâre etmiş hem zamanın kutbu hükmünde kabul edilmiştir. Kim Kur’ân ve Sünnete, vatana millete hizmet ediyorsa desteklenmelidir.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Güneşin batıdan doğması ne demektir?
Cevap: Kıyâmetin son alâmetlerindendir; öncesinde bütün mü’minlerin canı alınır. Bâtınî mânâsı ise gözden perdenin kalkıp âhireti görmeye başlamaktır; o an îmân artık fayda vermez.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Ölülerden yardım ve himmet istemek câiz midir, şirk midir?
Cevap: Ölüden yardım farklı, himmet farklıdır. Himmet, birinin özelliğini öne çıkarmak ve vesîle olmaktır. Ehli kabri vesîle edinmek câizdir; Hz. Ömer yağmur duâsında Hz. Abbâs’ı vesîle etmiştir. Vehhâbî düşüncesi bunu reddeder.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Perşembe geceleri selâ verilmesi geleneği batı bölgelerinde neden yok?
Cevap: Anadolu’nun doğusunda Perşembe geceleri selâ verilir ki ertesi gün Cuma’yı müjdeler. Batı bölgelerinde bu Osmanlı’dan kalan gelenek ne yazık ki terk edilmiştir.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Babam içki içiyor, ne yapabiliriz?
Cevap: Sabırla, duâyla ve güzel örnekle devâm edin; zorla değil, gönülle yaklaşın. Cenâb-ı Hak o melaneti bırakmayı nasîb eylesin.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalp temizliği nasıl gerçekleştirilir?
Cevap: Dört şartı vardır: Kötülük düşünme, sûizan besleme, hüsn-i zan besle ve iyilik yap. Kalbine vesvese geldiğinde hemen Kelime-i Tevhîd’e geç; kalbin cilâsı “Lâ ilâhe illallâh”tır.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rüyâda edilen duâ kabul olur mu; Resûlullâh’ı rüyâda görüp bir şey istesek karşılık verir mi?
Cevap: Şüphe şeytandandır. Hz. Peygamber’i rüyâda gören gerçekten onu görmüştür; hadîs-i şerîfte “Beni rüyâda gören gerçekten beni görmüştür, şeytan benim sûretime giremez” buyurulmuştur.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Annem namaz kılıyor ama babam rahatsız oluyor; evlât olarak ne yapmalıyım?
Cevap: Namazın abdestinin yanında durun; annenize destek olun, babaya da sabır ve güzel örnekle yaklaşın. Cenâb-ı Hak hidâyeti nasîb eylesin.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dergâhtaki etkinliklere ve şehir dışı programlara katılmak için sorumlu abi veya ablalardan izin almak gerekir mi?
Cevap: İstişâre etmek sünnettir ve güzel bir âdâptır; ama izin zorunluluğu yoktur. Arkadaşlar bu noktada serbesttir, ancak edeben istişâreye açık olunmalıdır.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Evlilik görüşmesinin edebi ve âdâbı nedir?
Cevap: Evlenecek olan kimse harama gitmeden, makul dâirede üç sefer konuşma hakkına sâhiptir. Üç sefer konuştuktan sonra bir sonuca ulaşmalıdır.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İnsanlardan beklenti içinde olmak nereden kaynaklanır?
Cevap: Nefsin terbiye edilmemesinden kaynaklanır. Sûfîde beklenti olmaz, istemek yasaktır. İnsan kendi işlerini görebileceği kadar söz versin, başkasından bir şey beklemesin.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Aşk anlatılıp dile gelir mi?
Cevap: Bir kimsenin içinde aşk varsa sığmaz, dilinden dökülür. Kişi sevdiği iledir; sevenin dilinde, gözünde, gönlünde sevdiği vardır. Aşkla aldatmaya kalkanlar çok kısa zamanda helâk olurlar.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Seven için korku ve ümit var mıdır?
Cevap: Hem de dik âlâsı var. Sevenin bir gözü korku, öbür gözü ümittir. Korku geldiğinde dağları yıkmak ister, ümit geldiğinde karıncadan küçük hisseder; havf ile recâ arasında devamlı gidip gelir.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Belâ geldiğinde “Allah’ım sabır ver” demek doğru mudur?
Cevap: Hz. Peygamber “Siz Allah’tan âfiyet isteyiniz” buyurmuştur. Hz. Ali de sıkıntı yaşayan kimseye tövbeyi tavsiye ederdi; çünkü belâlar çoğu zaman günahlardan kaynaklanır.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cemaat içinde bir dervişin kusurunu yüzüne vurmak doğru mudur?
Cevap: Toplum içerisinde bir kimsenin hatasını yüzüne vurmak uygun değildir. Nasîhat farklıdır ama kusur örtmekte gece gibi olmak gerekir; bu kardeşliği, dostluğu yok eder.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şükür sadece dil ile mi gerçekleşir?
Cevap: Şükür dil ile, kalp ile ve fiil ile olmalıdır. Allah’a şükür ibâdetle, haramlardan uzak durmayla, farz emirlere riâyetle olur. Farz ibâdetleri kasten terk etmek de günâh-ı kebîredir.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İnsanların ve kitapların eksiklerini araştırmak doğru mudur?
Cevap: Hz. Peygamber hâriç hatasız insan, Kur’ân hâriç kusursuz kitap yoktur. Ama hayatı insanların kusurları üzerinden döndürmek şeytanın dilidir ve kibire götürür.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan mıdır?
Cevap: Abdülkâdir Geylânî hazretlerine nisbet edilen bu söze katılıyorum. Şeyhi olan en azından zikreder, bir cemaati vardır; şeyhi olmayan zapt edilemez hâle gelir.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sevgiliden gelen her şey sevgidir sözü ne mânâya gelir?
Cevap: Seven, sevdiğinin hâliyle hallenir. Hz. Peygamber’in sünnetlerini öğrenip tâbi olacak; bu sizi sarsılmaz doğru yola götürür.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rüyâyı ve mânevî hâlleri küçük görmek küfür müdür?
Cevap: Peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzü olan sâlih rüyâyı küçük görmek, hâl gören bir dervişin hâlini küçük görmek küfürdür. Hz. Peygamber’in sünnetleriyle örülü bu hâlleri hafife almak, farkında olmadan îmânı götürür.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Siyâsette kimi desteklemeliyiz?
Cevap: Muhakkak oyunuzu kullanın. Kur’ân ve Sünnet dâiresinde duran, vatana millete ümmete hizmet edecek kimseyi ve partiyi seçin. Benim ağzımdan şahıs ismi nakledilirse arkasında değilim.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Fakirlerle oturmamak ne demektir?
Cevap: Hâli vakti yerinde olduğu hâlde fakir gibi görünmek, fakirlik taslamaktır. Sûfî olduğu gibi görünecek; parası varsa varmış gibi davranacak, dilenci gibi görünmeyecektir.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Görev ve hizmette olan kardeşler başka vazifelere katılabilir mi?
Cevap: Aslî vazifesini aksatmadığı müddetçe başka hizmetlere de koşabilir. Küçük gruplar oluşturulup sırayla hizmet edilmeli; bu hem nefis terbiyesi hem işleyişi öğrenme açısından önemlidir.
Kaynak: 335. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Seferî iken sünnet namazları kılınmalı mıdır?
Cevap: Seferî kimse sünnet kılıp kılmamakta serbesttir. Hz. Peygamber seferde farzları iki rekât kılar, başka namaz kılmazdı. Hanefîler çoğunluk olarak bunu serbest bırakmışlardır.
Kaynak: 335. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Küçük yerlerde semâ derslerini yasaklayan hocalara karşı nasıl hareket etmeliyiz?
Cevap: Küçük yerlerde cemaat korkusu böyle tepkilere yol açar. İyi çalışın, devam edin; Kur’ân ve Sünnet dâiresinde doğru yolda yürüyen eninde sonunda yerini bulur. Hiç kimseye şeyhini veya cemaatini bırak demeyin.
Kaynak: 335. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bölge dersimiz dışında başka derslere katılabilir miyiz?
Cevap: Bunlar kesin yasaklanacak şeyler değildir. Kendi hizmetini aksatmadığı ve ciddiyetini kaybetmediği müddetçe başka yerlere de gidebilir.
Kaynak: 335. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mi’râçta Allah’a yaklaşmak mekândan münezzehlikle nasıl bağdaşır?
Cevap: Allah’ın genel yakınlığı ilmiyle ve kudretiyle her şeyedir. Husûsî yakınlık ise kulun gayretiyle alâkalıdır. İki yay miktarı, zamandan ve mekândan münezzeh bir hâlin insanların anlayacağı dille anlatılmasıdır; ancak kalbî idrâke açıktır.
Kaynak: 335. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cimriliğin başlangıcı neresidir; tutumluluk ile cimrilik arasındaki fark nedir?
Cevap: Tutumluluk isrâftan uzak durmaktır; cimrilik ise imkânı olduğu hâlde harcaması gereken yerde harcamamaktır. İsrâftan uzak olarak belirli bir hayat standardını sürdüren kimseye cimri denemez.
Kaynak: 7. Hoşgörü ve hizmet 4 kapı 40 Makam
Soru: Hayızlı kadın sohbete gelebilir mi?
Cevap: Hayızlı kadınlar câmilere, Beytullâh’a, Medîne-i Münevvere’ye giremez, Kur’ân okuyamaz, namaz kılamaz, oruç tutamaz; ama sohbetlere ve mescid hükmünde olmayan dergâhlara gidebilirler.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Erkeklerin kızlarla, kızların erkeklerle muhabbeti nasıl olmalıdır; okulda şakalaşmalar doğru mudur?
Cevap: Kızlar ve erkekler mecbur kaldıkları dâirede konuşur, fazla samîmiyet kurmaz. Gereksiz şakalaşmalar ve gülüşmeler harâmdır.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dergâhta ilâhî ve semâ çalışmalarına yeni başlayan birinin edep dâiresi nasıl olmalıdır; yeni hizmete giren birine nasıl davranılmalıdır?
Cevap: Yeni başlayanlar edeple sorumlulara tâbî olur; sorumlular da onları şefkatle öğretir. Tepeden bakmak, bıktırmak, sert davranmak yanlıştır. Büyükler şefkat gösterir, küçükler edep dâiresinde durur.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bize mürşid-i kâmile bağlanmanın gereksiz olduğunu, evde de ibâdet yapabileceğimizi söylüyorlar; bu konuda tavsiyeniz nedir?
Cevap: Böyle düşünmek eksiktir. ‘Sâlihlerle beraber olun’ buyurulmuştur; sâlihlerle beraber olmak ümmet-i Muhammed’e farzdır. Bir mürşidin rehberliğinde ilerlemek kemâldir.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: ‘Üstâdın yanında ben olmalıydım’ düşüncesinin temel kaynağı nedir; ifrâtı ve tefrîti var mıdır?
Cevap: Sahâbe-i kirâm cihâd meydanlarında ‘ben olmalıyım’ diye öne atılırdı. Bu bir aşk hâlidir; ihlâs ve samîmiyetle olmalıdır. Sûfî düşünmez, bir hizmet var koşar; âşık kördür, maşûkuna koşar.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şeyhin vefâtından sonra ne yapılmalı; ümitsizliğe düşmemeli miyiz?
Cevap: İstihâre yapılacak, rüyâda kimi görürlerse ona bağlanılacak. Kabir ehline müracaat edilecek. Allah hiçbir şeyi boş bırakmaz; her zamânın müceddidi ve velîsi vardır.
Kaynak: 338. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yeni doğan bebekler ve anneler için ‘kırk çıkarma’ diye dînî bir şey var mıdır?
Cevap: Dînî bir noktada böyle bir hüküm yoktur; ama sağlık açısından faydalıdır. Anne ve bebek kendini toplasın diye yapılan eski bir gelenektir.
Kaynak: 338. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Rüyâda gördüğümüz bir kişiye bağlanmak, ona karşı bir şeyler hissetmek uygun mudur?
Cevap: Gönül meylinden kaynaklanan rüyâlar farklıdır; hüccet rüyâ ise Hz. Peygamber veya pîr efendilerden birinin nikâh kıymasıdır. Bu rüyâları zâhire dökmeyip üstâda anlatmak gerekir.
Kaynak: 338. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Saç ektirmek uygun mudur?
Cevap: Saç ve sakal fıtrattır; dökülmesi gayr-ı fıtrattır. Saç nakli fıtratı eski hâline döndürmek olduğundan beis yoktur.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Karabasan ile mânevî hal nasıl ayırt edilir?
Cevap: Karabasanda insanın içi daralır, sıkılır, kurtulmaya çalışır. Mânevî halde ise o hâlin devâm etmesini ister, huzur ve iştiyâk duyar.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kürsü sâhipleri sohbetlerinde kendilerini nazara vermeli midir, yoksa sâdece Peygamber Efendimizi mi anlatmalıdır?
Cevap: Gönül arzu eder ki kendilerinden bahsetmesinler; ama bâzen mecbur kalınır. Mürşid konumundaki kimseler için buna cevâz verilmiştir. Sahâbeden de buna örnekler vardır.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mutlak dostluk ve sadâkat Allah’a mı âittir; şeyhlere mi?
Cevap: Mutlak dostluk Allah’adır ama somuta indirgenmesi gerekir. ‘Allah’ı seviyorsanız bana uyun’ âyeti soyutun somuta çevrilmiş hâlidir. Peygamber ve velîler somut örneklerdir.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dervişler sadâkati zedeleyen hâdiselerle karşılaştığında ne yapmalıdır?
Cevap: Problemlerini üstâdlarına anlatmalı, paylaşmalıdırlar. Mürid üstâdını tenkit edemez; ama edeple ‘anlayamadım’ diyebilir. Dışarıda tenkit etmek fitnedir.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nikâh düşen iki kişi tek başına kalabilir mi?
Cevap: Kim olursa olsun, birbirinden nikâh düşen iki kişi kapalı bir mekânda tek başına kalamazlar. Dergâh gibi başkalarının da bulunduğu, kapıların açık olduğu yerlerde farklıdır.
Kaynak: 344. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalbin mühürlenmesi ne demektir; Allah’ın kalpleri mühürlemesi nasıl anlaşılmalıdır?
Cevap: Allah kalbin mühürlenmesini kâfirlerden bahsederken söylemiştir. O kimse küfrü sebebiyle mührü kendisi oluşturmaktadır; Allah keyfî cezâ vermez, kişinin kendi amelleri sebebiyle kalbi mühürlenir.
Kaynak: 344. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Zikrullâh halkasından kalkıp gitmek câiz midir?
Cevap: Hadîs-i şerîfe göre zikrullâh halkasından mecbur kalmadıkça kalkıp gidilmez. Sohbet esnasında müsaade istemenin de bir âdâbı vardır; dil ile değil, hafif selâm ile gidilir.
Kaynak: 344. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalbe gelen “falan kişi kâfir/münâfık” bilgisi ifşâ edilir mi?
Cevap: Böyle bilgiler verilebilir ama verilen kimse sırdaştır, ifşâ edemez. Zâhiren davranışını bozmaz, o kimseye duâ eder, tövbe eder.
Kaynak: 344. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şeytan Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in suretine girebilir mi?
Cevap: Hz. Peygamber “Benim suretime şeytan aslâ giremez” buyurmuştur. Bu hadîs kesindir; rüyâda Hz. Peygamber’i görmek haktır, şeytan O’nun suretine giremez.
Kaynak: 344. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dergâh imâmının görevi nedir; yetkileri ve sorumlulukları nelerdir?
Cevap: Dergâh imâmı üstâdın bulunmadığı yerde onu temsil eder. Dervişler arasında husumet ve problemleri çözümler, nasihat eder, namaz kıldırır, misafirleri ilgilendirir. Şahsî meseleler sadece üstâda anlatılır.
Kaynak: 344. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bağlı olduğu tarikatı kendi isteğiyle bırakabilir mi?
Cevap: Bırakılabilir. Hür bir şekilde insan bir dergâha bağlanır; uygun değilse gidebilir, bunun için herhangi bir zorlama veya özel sebep şartı yoktur.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Nâfile ibâdetlerle Allah’a yaklaşma yolu var mıdır; borcu olanların nâfile yapması doğru mudur?
Cevap: Hadîs-i kudsîde kul nâfilelerle Allah’a yaklaşır denmektedir. Hz. Ali borcu olanlar için nâfile yerine borcun ödenmesini önermiştir; ancak Hanefîler hem kazâ hem nâfile yapılabileceğini beyân etmiştir.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dövme yaptırmanın günahı var mıdır?
Cevap: Evet, Hz. Peygamber güzellemek için dişine, kaşına, gözüne şekil verene ve dövme yaptırana lânet etmiştir.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Öfkemi yenmem için ne önerirsiniz?
Cevap: Öfkelenme! İnsanın arkadaşına, eşine, çocuğuna hatâlarından dolayı öfkelenmek şeytandandır. Yalana, gıybete, şirke öfkelen; ama insanlara öfkelenme.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Gece yatarken radyodan Kur’ân dinleyerek uyumak günah olur mu?
Cevap: Gece yatarken Kur’ân dinlemek günah değildir; önemli olan edep ve saygı duygusudur.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Müslümanın yaptığı işi sağlam ve iyi yapması hadîsi nasıl anlaşılmalıdır?
Cevap: Günlük işlerimizi Kur’ân ve Sünnet dâiresinde iyi icrâ etmek ibâdettir. Mü’min titizdir, disiplinlidir; işini harfiyen yerine getirir, boşluk bırakmaz.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dergâha veya kurumlara zekât verilebilir mi?
Cevap: Kurumlara zekât verilmez; zekât şahsa verilir. Birinci derecede fakirlere, miskinlere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara verilir.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: “Bu dergâhta benim koltuğumun altından geçmeyen kimse bir şey olamaz” sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap: Bu söz silsileye tâbiyeti ifâde eder. Görevli vazîfeli kimselere rağmen bir şey yapma mümkün değildir; tarikat yolu edebe riâyet etmektir.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: “Dervişin ahmağı çavuşuna akıl verir” sözündeki ifrât ve tefrît nasıl anlaşılmalıdır?
Cevap: Görüşüne mürâcaat edildiğinde görüşünü söyle; ama kimse çavuşunu, şeyhini yönetmeye kalkmasın. Yönetme hastalığına tutulan batar.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir dervişin rabıta ile başkasının sırrına muttali olması mümkün müdür?
Cevap: Olur; rabıta yoluyla, zikir esnasında veya rüyâsında bir sırra muttali olabilir. Ama bunu sadece üstâdıyla paylaşmalı, başka kimseyle ifşâ etmemelidir.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Üstâd dervişlerini kasıtlı olarak imtihan eder mi?
Cevap: Nübüvvet yolundaki üstâdlar kasıtlı imtihan etmezler. Vazîfe verilir, o işi yaparken karşılaşılan zorluklar kendi başına imtihan hükmündedir.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Haram olduğunu bildiğimiz hâlde nefsimize uyarak günah işlemek bizi şirke düşürür mü?
Cevap: Şirke düşmesi için haramı helâl görmesi lâzımdır. Bilerek işlemek günah-ı kebâirdir ama şirk değildir; en sağlam yol haramlardan tamâmen uzak durmaktır.
Kaynak: 343. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Darbe teşebbüsünün neticesinde İslâm’ın üzerindeki algılar ve Müslümanlara yönelik baskılar arttı. Şeytanın emeli gerçekleşti mi?
Cevap: Darbenin iyisi kötüsü olmaz. Millet ritmik olarak darbeye darbe yaptı. Sâf din noktasında yaşayan Müslümanlara bir sıkıntı geleceğini tahmin etmiyorum; gelse dahi ayıklanır. Doğru yolda gidiyorsanız en az sıyrılan siz olursunuz.
Kaynak: 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Uyku, yemek, internet, para gibi en çok gaflete düştüğümüz konular ne ifâde ediyor?
Cevap: Bunlar gençlikte lâzımmış gibi gelir, sonra araçlara dönebilir. İnsanların imtihân edildiği şeylerdir. Ben kendi nefsim açısından bugüne kadar kendim için bir şeyi ihtiyaç olarak görmedim.
Kaynak: 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İslâm’da râbıta nedir? Bazıları şirk diyor.
Cevap: Bir kimsenin bir şeyi sevmesi ve kendini ona teslîm etmesi. Kur’ân ve Sünneti sevip kendini ona teslîm eden hep ribât hâlindedir. Bulunduğun dâirede oranın âdâb ve erkânını korumak; râbıtayı ben böyle görüyorum.
Kaynak: 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözünün maksadı nedir?
Cevap: Bu söz herkese şümûllü değildir. Sûfîlik yapacaksa, kalp tezkiyesi ile iştigâl edecekse bir üstâda ihtiyacı var. Ama illâki bir şeyhe intisâp etme zorunluluğu yok; Kur’ân ve Sünnete tâbî olup ibâdetlerini yapan da cennete girer.
Kaynak: 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir kişiye ‘sen tekkeye gelme’ denilmesi ne kadar doğru?
Cevap: Herkese kapımız açıktır ama ‘ne olursan ol’ ile ‘ne yaparsan yap’ ayrı şeylerdir. Oranın âdâbını bile bile çiğniyorsan kibirli ve küstahsın. Edepsizler dünyâyı ateşe verir.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kendimi çamura saplanmış gibi hissediyorum, her kurtulmaya çalıştığımda başka hata yapıyorum. Ne tavsiye edersiniz?
Cevap: Hatâsının farkında olmak sevinilecek bir noktadır. Hadîs-i kutsîde kul günah işler tövbe eder, Allah affeder; bu tekrar eder. Kimsenin ümit kapısını kapatma haddimize değil.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hanzala hadîsi bağlamında, buradayken iyi ama dışarı çıkınca gaflete düşüyoruz. Bunu nasıl aşarız?
Cevap: Zikrullah olmadığı günleri oruçlu geçirebilirsiniz ama yine de halka-i zikrullaha denk gelmez. Sahâbe de bunu hissetti.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sûfî ıstılahında dîn hükümlerinin zamana ve kişiye göre yenilenmesi var mıdır?
Cevap: Hukūk açısından yoktur ama tatbikātla alâkalı şahsa göre değişik tatbikātlar vardır. Sınır sünnet temelli olmasıdır. Üstâd, sünnet temeli varsa dervişin üzerinde bazı hükümleri değiştirebilir.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yaşadığımız âlemdeki bütün sûretler birer ayna hükmünde midir?
Cevap: Sûfî ilk önce dışarı bakarken kendi eksikliklerini görür. Derviş için ayna olacaksa birinci derecede üstâdıdır. Üstâdını ayna noktasına koyarsa kendi eksikliklerini tamamlayacaktır.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Varlık makāmlarının sınırlandığı bir yer var mı?
Cevap: Yok. Makāmda sâbitlik vardır ama hâl sâbit değildir. Hâl geçicidir, makām kalıcıdır. Makām ehli olmadan sükûn bulmak mümkün değildir.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Ölmüş cedlerin yerine kaza namazı kılınabilir mi?
Cevap: Hanefî mezhebinde genel kabûl, başkası adına namaz kılınamayacağı yönündedir; ancak ıskat-ı salât (fidye) verilebilir.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Adak nedir? Kurban yerine parasını yoksul bir âileye versek uygun olur mu?
Cevap: Kurban adadıysan kurban keseceksin; para adadıysan para vereceksin. Adağın yerine başka bir şey koymak, adağın anlamını ortadan kaldırır.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Allah’ın 99 ismini veya Kur’ân’dan bir sûreyi muska yapıp taşımanın sıkıntısı olur mu?
Cevap: Olmaz, imâmlar buna içtihat vermişler. Sahâbeler Fâtiha, İhlâs, Besmele ve Kelime-i Tevhîd yazıp üzerlerinde taşımışlardır. Hz. Peygamber bunu yasaklamamış, ama kendisi üzerine hiçbir şey taşımamıştır.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Dergâhta sorumlu kişileri umursamayıp ‘Ben sâdece şeyhimi tanırım’ demek ne kadar doğrudur?
Cevap: Bu edep sınırını aşmıştır. Dergâhtaki vazîfeliler şeyhin adına iş yaparlar. ‘Ben onları tanımıyorum’ demek, şeyhini tanımamak demektir; cehâletten başka bir şey değildir.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: İmâm Yûsuf, İmâm-ı A’zam’a bu kadar bağlıyken neden bâzı konularda farklı içtihat etmiştir?
Cevap: İlim ayrıdır, derse bağlılık ayrıdır. Talebelerin yeni içtihatlar üretmesi, üstadlarına bağlı olmadıklarını değil, aksine açmış olduğu yolda yükseldiklerini gösterir.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Vahdet-i vücûd ile vücûdculuk aynı mıdır? ‘Biz de Allah’ız’ görüşü doğru mudur?
Cevap: Hayır aynı değildir. Vücûdcular yaratılanı Allah’ın zâtından sayar. Vahdet-i vücûd ise yaratılanları bir vücûdun içerisinde görür ama yaradanın parçası görmez. Biz zâttan değiliz, sıfatlarının tecelliyâtıyız.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: İhâleye girip almak câiz midir?
Cevap: Evet, câizdir.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Alışverişte vâde farkı fâize girer mi?
Cevap: Hanefîler vâdeli alışverişin câiz olduğunu söylemişlerdir; ancak tek akitte toplanması gerekir. Peşin ve vâdeli fiyat ayrı ayrı belirlenmişse aradaki fark fâiz olabilir.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ hadîsinin doğru yorumu nedir?
Cevap: Nefsini bilmek, kul olduğunu bilmek demektir. Kul olduğunu bilen kimse Rabbini tanır. Bazıları bu hadîsi nefislerini ilâhlaştırmak olarak yorumluyor; bu sapıkça bir yöndür.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Zikir, Namaz ve İbâdetler
Soru: ‘Allah yazdıysa bozsun’ demek doğru mudur?
Cevap: Kaderle alâkalı olarak bazen halk arasında “Allah yazdıysa bozsun” diye bir söz söylenmektedir. Bu sözde bir sıkıntı yoktur. Neden? Çünkü Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîflerinde, “Kaderi ancak duâ geri çevirir”[12] buyurmuştur. Yani bir kimsenin kaderine yazılmış bir
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023
Soru: Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin farz olmasının dayanağı Kur’ân-ı Kerîm’den mi gelir yoksa hadîslerden mi?
Cevap: Sohbetin sonunda bir soru soruldu: “Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin farz olmasının dayanağı Kur’ân-ı Kerîm’den mi gelir, yoksa hadîslerden mi?” Bu sorunun cevâbı açıktır: Kur’ân-ı Kerîm’den gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de herhangi bir meâli açıp aramalı, taramalı bir şekilde baktığınızda, namaz, oruç,
Kaynak: Mesnevi Okuması (1825. Beyitten) 30.12.2023
Soru: Sesli (cehrî) zikrin İslâm’daki yeri nedir, Kur’ân ve Sünnet’ten delili var mıdır?
Cevap: Zaman zaman “Bu dinde böyle bir şey var mı?” diye sorgulayanlara cevap vermek gerekir. Sesli ve görsel (cehrî) zikir, Kur’ân ve Sünnet’in içindedir. Bu konuda İslâm dünyâsında, bilhassa son iki yüz yılda bir öz güvensizlik oluşmuştur. “Bu yaptığınız dinde var mı?” diye tepeden konuşanlara sormak ger
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 30.11.2023
Soru: Haram kazançtan zekât verilir mi?
Cevap: Şerîat, bir kimsenin kazancının nereden olduğuna bakmaz. Bir kimsenin bir yıllık kazancı zekât verebilecek noktaya geldiyse, şerîat ona bakar. O kimse o z
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: İstihâre namazı nasıl kılınır?
Cevap: İstihâre, uykuya yatılarak yapılmaz. Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretlerinin öğrettiği istihâre, iki rekât namaz kılıp istihâre duâsını okumaktır. Bundan sonra Allah Teâlâ o kişinin kalbi
Kaynak: 272. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hac için araba satılabilir mi?
Cevap: Evet, gidebilirsiniz. Hac farîzasını yerine getirmek için arabanızı satmanızda bir mahzur yoktur.
Kaynak: 273. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Ölünün ardından üçü, yedisi, kırkı okutmak bid’at midir?
Cevap: Ölünün ardından üç, yedi, kırk veya elli ikinci gün gibi belirli günlerde Kur’ân okutmak, İslâm’ın aslî kaynaklarında doğrudan yer almaz. Ancak bu uygulamanın bid’at-i seyyie (kötü bid’at) olarak değerlendirilmesi de doğru değildir. Zîrâ insanların bir araya gelip Kur’ân okuması, duâ etmesi, ölüye h
Kaynak: 316. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İstihâre nasıl ve ne için yapılır?
Cevap: Cevap: Şüpheye düştüğünüz konularda istihâre namazı kılınır. İki rekât Allah rızası için namaza niyet edilir, kılınır. Son tahiyyattan selâm verdikten sonra istihâre duâsı yapılır ve kalbine ne gelirse onunla amel edilir. Bu, sünnet-i Resûlullâh’tan geçen istihâredir. Rüyâya yatmak ise sünnette yokt
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: ‘Sûfî vaktin çocuğudur’ ne demektir? Zikri günlük hayata nasıl yaymalıyız?
Cevap: Hazret-i Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde de yer alan bu söz, daha önceki sûfîlerin sözüdür. Sûfî vaktin çocuğudur; yâni her vakitte sûfî için bir ibâdet, bir zikir vardır. Her vaktin kendi içerisinde bir dersi, yapılması gereken bir şeyi vardır. Bir kardeşiniz geldiğinde ona tebessüm etmek de zikirdir; on
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kadınların vakit namazlarını camide kılmalarını yasaklayan bir âyet veya hadîs var mıdır?
Cevap: Bu noktada yasaklayan bir hadîs olduğu söyleniyor: “Evleri onların mescitleri hükmündedir.” Ancak bu hadîs, İslâm’ın kuvvetlenmiş olduğu döneme âittir. İslâm’ın kuvvetlenmesi demek; bir beldede İslâm hukuku uygulanıyor olmasıdır. Eğer bir beldede İslâm hukuku uygulanmıyorsa, orada İslâm kuvvetli değ
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Takke illâki sarık ile mi olması gerekiyor, tek olarak takılmaz mı?
Cevap: Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) başını örterdi; başını örttüğü şey takke değildi. Başı örtmek sünnettir; takke takmak sünnet değildir. Sarık, Bedir Savaşı’ndan kalma bir sünnettir; o gün müşrikler Müslümanlar gibi giyinmeye başladığında, Cebrâîl aleyhisselâm ve melekler başlarındaki
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Sünnetlerin yerine kazâ kılmak konusunu açıklayabilir misiniz?
Cevap: “Bir taşta iki kuş” yetmiyor; bir taşta beş kuş vursun! İkisi yetmez. (Yani sünnetleri terk edip yerine kazâ kılmak doğru bir yaklaşım değildir; sünnetler ayrı, kazâlar ayrı kılınmalıdır.)
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Şişli zikir olur mu? Tasvip ediyor musunuz?
Cevap: Şişli zikirden ne anlıyorsunuz? (Bu mesele sohbette kısa geçilmiş, tasvip edilmediği anlaşılmaktadır.)
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Sakal sünneti için eşten izin almaya gerek var mıdır?
Cevap: Hiçbir hadîs-i şerîfte ve fıkhî ölçüde böyle bir şart yoktur. Bir insan sünnet olan bir şeyi yaparken eşinden izin almak zorunda değildir. İzin alınması gereken hususlar fıkıhta bellidir: Meselâ kadınlar nâfile oruç tutacaklarsa eşlerinden izin alırlar; bu da yalnızca nâfile oruçla alâkalıdır, farz
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kaçırdığımız namazları kazâ edebilir miyiz?
Cevap: Evet, kazâ namazı yapılabilir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hendek Gazvesi’nde namazı kazâya bırakmış ve akşamına hepsini toptan kılmıştır. O’nun kazâsı günlük olur, bizimki yıllık hattâ ömürlük olabilir; fakat kazâ meşrûdur. Bir kimse daha önce kılamadığı namazlarını kazâ eder, tutamadığı oruçlarını kazâ
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sünnet olmadan sadece farzlarla namaz kılınabilir mi?
Cevap: Evet, kazâ namazı yapılabilir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hendek Gazvesi’nde namazı kazâya bırakmış ve akşamına hepsini toptan kılmıştır. O’nun kazâsı günlük olur, bizimki yıllık hattâ ömürlük olabilir; fakat kazâ meşrûdur. Bir kimse daha önce kılamadığı namazlarını kazâ eder, tutamadığı oruçlarını kazâ
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İki bayram arası düğün yapmakta dînimizce bir sıkıntı var mıdır?
Cevap: “İki bayram arası” denilen, bayram namazı ile cumâ namazı arasındaki zamandır; cumâ da bayramdır. Aynı gün hem bayram namazı hem cumâ namazı kılınıyorsa, sabah bayram namazını kıldın, öğlen cumâ namazını kılacaksın; iki bayram namazı arası budur. Bu konuda doğrudan âyet veya hadîs yoktur; insanlar a
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Ölen kişi için kurban kesilir mi? Büyükbaş hisseye katılabilir miyiz?
Cevap: Evet, ölen kişi adına kurban kesilebilir ve sevâbı bağışlanabilir. Büyükbaş hisseye de katılabilirsiniz.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Allâh’tan korkanı nasıl anlayacağız?
Cevap: En belirgin özelliği şudur: Göz göre göre haram işlemezler, bile bile bir farzı terk etmezler. Çok basittir; bir kimse bile bile, kasten haram işlemiyorsa ve b
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Gündüzün son saati hangisidir?
Cevap: Akşam namazı yediye beş kala okunuyorsa, saat altıdan itibaren gündüzün son saati olur. İkindinin farzı o vakitte kılınır.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dînimizde vasiyet var mıdır? Nasıl bırakılır? Mirasta dağılım erkek ve kadına göre nasıldır?
Cevap: Evet, vasiyet vardır; sözlü veya yazılı olarak bırakılabilir. Miras hukuku, İslâm hukukunun yaşandığı bir yerde uygulanır. İslâm hukukunun yaşanmadığı bir yerde ise İmâm-ı Âzam Hazretleri, oranın dârülislâm oluncaya kadar Müslümanların mücâdele etmesini farz olarak tayin etmiştir.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Borç parayla umre ve hac yapılabilir mi?
Cevap: Evet, yapılabilir.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Boy abdestiyle namaz kılınabilir mi, yoksa ayrıca abdest almak mı gerekir?
Cevap: Evet, boy abdestiyle (gusül) namaz kılınabilir; ayrıca abdest almaya gerek yoktur. Gusül abdesti, namaz abdestini de kapsar.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Abdest alabileceği uygun bir ortam bulamayan kadın teyemmüm yaparak namaz kılabilir mi?
Cevap: Evet, su bulamadığı veya kullanamadığı ortamda teyemmüm yaparak namazını kılabilir.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Fıkıh mı okuyalım, yoksa Edebü’l-Müfred mi? Hangi fıkıh kitabını tavsiye edersiniz?
Cevap: Her Müslümanın fıkhını öğrenmesi farzdır. Ancak İslâm’a yeni ısınan, henüz yumuşamamış kimselere ilk olarak İmâm Buhârî’nin Edebü’l-Müfred
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Çok yalan söylüyorum, dilimi tutamıyorum; kendimi yalandan nasıl muhâfaza ederim?
Cevap: Cevap: Yalan söylediğinde gecesine yüz rekât namaz kıl. Ama bu konuda kendini disiplin et: bir yalan söyledin, gece yüz rekât namaz; bir yalan daha söyledin, iki yüze çıktı; bir yalan daha söyledin, üç yüze çıktı. Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar; bulunmaz ilâçtır. Bir kadına baktın, gecesine yüz
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hacca gidince tüm günahlar affedildi; bilerek bozduğumuz oruç keffâretine devâm mı edelim?
Cevap: Başlamışsın, artık devâm et; bitir.
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Ahzâb 33 kadınların dışarı çıkmamasını söylüyor; bu âyeti nasıl anlamalıyız?
Cevap: “Ey hanımlar, zarûrî bir ihtiyâcınız olmadığı sürece evinizde karâr kılın.” Evet, kadınlara zarûret olursa çıksınlar. Peki zarûretten ne anlıyorsunuz? Altı yüz yıl önce, bin yıl önce zarûret ekmek, süt, açlık-tokluk ihtiyâcıydı. Şimdi bu zarûreti bu şekilde anlayan bir erkeğe de sormak lâzım: altı y
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sigara içen bir imâmın arkasında namaz kılınır mı?
Cevap: “İmâm fâsık da olsa ona tâbî olun” hadîs-i şerîfi vardır. İmâm-ı Âzam Hazretleri’nin de bu noktada fetvâsı vardır: bir imâm, namaz kıldıran bir kimse günahkâr da olsa onun arkasında namaza durulur. Amma velâkin, arkasında sigara içmeyen bir kimse varsa, onun imâmetle geçmesi daha evlâdır.
Kaynak: 354. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kurban nasıl kesilir, nasıl pay edilir? Kurban orucu nedir? Kurban Bayramı nasıl geçirilmelidir?
Cevap: Hanefîlere göre zekât verebilmeye muktedir olanlara kurban kesmek vâciptir; muktedir olmayanlara nâfile bir ibâdettir. Kurban alınırken niyet edilerek alınır; vekâlet verilirken niyet edilerek verilir. Büyükbaş hayvana ortak olacaksa niyet edilerek ortak olunur; küçükbaş kesecekse kendi kendine niye
Kaynak: 354. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe meâlini baştan sona okumak hatim sayılır mı?
Cevap: Hatim sayılmaz. Arapça aslının okunması gerekir. Ancak meâl okumak Kur’ân’ı anlamak açısından güzel bir ibâdettir.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Abdestsiz olarak Allah’ı zikretmek câiz midir?
Cevap: Evet, abdestsiz olarak Tevhîd veya Esmâ-i Hüsnâ’dan birini çekmek câizdir.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İslâm âleminin sıkıntılarına kayıtsız kalan Suudi yönetimini protesto için umreye gitmemek câiz mi?
Cevap: Hayır, protesto maksadıyla ibâdeti terk etmek dînen doğru değildir. Bu kapı açılırsa yarın birisi ‘protesto için câmilere gitmeyelim’ de diyebilir.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Eşim işinde yükseldikçe dînî çerçeveden çıkıyor, ‘saçını aç’ dedi. Bu evlilikte nasıl davranmalıyım?
Cevap: Bir erkeğin eşine Allah’ın men ettiği bir şeyi emretmeye hakkı yoktur. Kadının da buna uyması gerekmez. Allah’a isyân olan yerde mahlûka itâat yoktur.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Evlenmek herkese farz mıdır, hükmü nedir?
Cevap: Fizîkî ve rûhî olarak muhtaç olanlar için farzdır. Eksikliği olanlara göre vâcip, sünnet veya nâfile olabilir. Bazıları için yasak da olabilir. Herkes konumuna göre davranmalıdır.
Kaynak: 384. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: “Ölmeden önce ölünüz” hadîsini nasıl gerçekleştirebiliriz?
Cevap: Üç merhale: Farzları eksiksiz yapmak, nâfilelerle yaklaşmak, Hz. Peygamber’in hem fiilî hem sözlü hem ahlâkî sünnetlerine tam ittibâ etmek.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: “Allah 60 yıl ömür verdiği kişeye mazeret imkânı bırakmamıştır” hadîsini açıklar mısınız?
Cevap: Altmış yıllık ömür verilmişse kulluk yapmaya zamânı olmuş demektir; artık âhirette mazeret kabul edilmez.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kadınların erkeklerle aynı safta namaz kılması nasıldır?
Cevap: Kadınların namazı sahîhtir; ancak erkeklerin namazları fâsid olur.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sarık sarma sünneti hakkında bilgi verir misiniz; rengi, uzunluğu ve mânâsı nedir?
Cevap: Sarık sarmak sünnettir; Bedir’de melekler sarıklarla gelince Hz. Peygamber bu sünneti başlatmıştır. Sarıkla kılınan namaz 33 derece efdâldir. Renk konusunda tek bir zorunluluk yoktur, sahâbe rengârenk sarık sarmıştır.
Kaynak: 351. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yeni gelenlere ders yapılırken zikir kağıdının aynısını yaptırmak şart mıdır?
Cevap: Şart değildir; yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Hz. Peygamber de yeni Müslümanlara tedrîcî olarak emirleri bildirmiştir. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kutuplarda altı ay gece altı ay gündüz olan yerlerde oruç vakti nasıl hesaplanır?
Cevap: Hanefî fetvâsına göre en yakınındaki gecesi gündüzü belli olan yerin saatleri uygulanır.
Kaynak: 381. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Beş vakit namazı kılan kul hakkı yemiş olsa cennete girer mi?
Cevap: Hadîs-i kudsîye göre evet; çünkü namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Allah iki namaz arası küçük günahları, cumadan cumaya ve Ramazan’dan Ramazan’a büyük günahları affeder.
Kaynak: 335. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kurban Bayramı’nda büyükbaş hayvan kesilirken yaşına mı bakılır, yoksa kapak atmasına mı?
Cevap: Büyükbaş hayvanlarda iki yaşını doldurması aranır. Kapak atmamışsa yaşına bakılır; kapak attıysa kurban olur. Hîle yapılabileceğinden güvenilir kimselerden alınmalıdır.
Kaynak: 7. Hoşgörü ve hizmet 4 kapı 40 Makam
Soru: İyi bir evlât, anne-babasına ne derecede itâat etmelidir?
Cevap: Anne-babaya itâat ve ihsân, Kur’ân ve Sünnet dâiresindedir. Harâma yönlendiren anne-babaya itâat edilmez. Kim olursa olsun, Kur’ân ve Sünnetin dışında hiçbir şeye itâat yoktur.
Kaynak: 7. Hoşgörü ve hizmet 4 kapı 40 Makam
Soru: İdrar sondası takılı ve felçli bir kimse oruç tutamıyor; fitresini veriyor. Günâhı var mıdır?
Cevap: Hayır, yoktur. O kimse oruç tutamadığı için fitresini vermekle mükelleftir ve bunda günâh yoktur.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yalnız îmân etmek insanı kurtarır mı; yoksa kişi hep imtihânda mı olacaktır?
Cevap: İmtihânsız bir dünyâ söz konusu değildir. Mü’min birinci derecede harâmlardan uzak duracak, farz olan ibâdetlerini yerine getirecektir.
Kaynak: 338. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kandil gecesi eşle beraber olmak günah mıdır?
Cevap: Günah değildir, bilâkis sevaptır. Cinsel ilişkinin yasak olduğu tek zamân ihram ve kadının muayyen zamânıdır; geri kalan hiçbir gün yasak değildir.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kurbanlık yaşı nasıl hesaplanır; kurbandan bir hafta önce doğan hayvan o yıl kurban olur mu?
Cevap: Bir veterinere danışmak gerekir. Hanefî mezhebine göre büyükbaş hayvanlarda iki yaşını doldurmuş olması şarttır.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dua edemiyorum diyen kardeşe verilen esmâ herkese uygulanabilir mi?
Cevap: Çekebilirsiniz, yere kadar çekin, devam edin. Dua etmek farz ibâdettir. ‘Dua edin, duânıza icâbet edeyim’ âyette sâbittir. Bir kimse ‘Yâ Rabbi beni affet’ bile diyemiyorsa sıkıntı var.
Kaynak: 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Akşam namazından sonra mezarlıktan geçerken Fâtiha okunmaz mı?
Cevap: Böyle bir yasak bilmiyoruz. Gece de gündüz de kabristanlıktan geçerken Fâtiha okunur, duâ edilir.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Kaza namazlarım var. Vakit namazlarında sünnetleri terk etmek uygun olur mu, kazaları kılmak için?
Cevap: Vakti müsâit olmayan, kaza namazlarını kılmakta zorluk çeken kimseler, sünnetleri terk edip yerine kaza namazı kılabilirler.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Soru: Sesli zikir hakkında hadîs var mı? ‘Zikir sessiz olur’ diyenlere nasıl cevap verilir?
Cevap: Lekānî’nin cehrî zikirle alâkalı risâlesi, Abdullah Arı’nın kitabı ve hadîs kitaplarının zikir bahisleri bu konuda kaynaktır. Cehrî zikir hakkında âyet de hadîs de mevcuttur.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîf
Soru: Faiz düştü, krediyle ev almak uygun mudur?
Cevap: Bu soru sohbet esnasında sorulmuştur. Büyüklerimiz, harp kuponuna göre harbi ile arasında faiz olmadığını ifade etmişlerdir. Ancak günümüz bankacılık sistemi tamamen faiz üzerine kurulmuştur ve faizin haram olduğu Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça beyan edilmiştir: “Allah alışverişi helâl, faizi ise haram kı
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 14.08.2025
Soru: Uğursuzluk dinde var mıdır?
Cevap: Cevap: Hadîs-i şerîfte Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur ki: “Eğer bir şeyde uğursuzluk olsaydı, bu kadında, atta ve evde olurdu.”[1] Yani bunlarda uğursuzluk yoktur. Dînimizde uğursuzluk diye bir şey yoktur. “Bu ayakkabı uğursuz geldi”, “bu ev uğursuz” gibi inançlar İslâ
Kaynak: 273. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Allah’ı sevmenin bir âdâbı var mıdır?
Cevap: Hazret-i Şems-i Tebrîzî, “Her şeyin bir âdâbı vardır; Allah’ı da sevmenin bir âdâbı vardır” buyurmuştur. Bu âdâbı Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Hakîm’de şöyle beyân etmiştir: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”[9] Bu âyet-i kerîmeye göre Allah’ı
Kaynak: 308. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Her îmân eden şehâdet âlemine vâkıf mıdır? İmânı yenilemek gerekir mi?
Cevap: Cevap: “Îmân ettim” diyen bir kimse, şehâdet âlemine vâkıf değilse, îmânını yenilemesi gerekir. Hazret-i Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey îmân edenler, îmân ediniz!” buyurur. Bir kimse önce îmâna şehâdet eder; sonra bu şehâdeti güçlendikçe, bilgisi ve ilmi arttıkça, îmân ettiği şeylere şehâdet etmeye ba
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bazı sûreler harflerle başlıyor. Yâsîn, Tâhâ gibi harflerin anlamı var mıdır?
Cevap: Cevap: Muhakkak anlamı vardır. Mehdî zuhûr edince bu anlamları da söyleyecektir. Mehdî’nin en büyük alâmet-i fârikalarından birisi, Kur’ân-ı Kerîm’de bugüne kadar açıklanamayan bu hurûf-ı mukattaanın anlamlarını açıklayacak olmasıdır.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bid’at ne demektir? Günümüzde yapılan bid’atlar nelerdir?
Cevap: Cevap: Bid’at, Kur’ân ve Sünnet’in ve imamların ictihâdlarının dışında olan şeylerdir. Dînî noktada günümüzde yapılan bid’atlar pek çoktur; bunları tek tek çıkarmak ve anlatmak lâzım, uzun bir sohbet konusudur.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cenâb-ı Hakk’ın kulunu ‘kendi kendinde anması’ ve ‘meleklerinin arasında anması’ ne demektir?
Cevap: Hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurur: “Kulum Beni kendi kendine anarsa, Ben de onu kendi kendimde anarım. Eğer o Beni bir topluluk içerisinde anarsa, Ben de onu daha hayırlı bir topluluk (melâ-i a’lâ) içerisinde anarım.” Bu hadîs-i kudsîde iki mertebe vardır:
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Allah’ın kuluna ‘zannına göre’ muâmele etmesi ne demektir?
Cevap: Hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurur: “Ben kulumun Bana olan zannı üzereyim.” Bir kimse fiiliyat noktasında da, düşüncesinde de, fikrinde de Cenâb-ı Hakk’a hüsn-i zan beslerse, Allah da ona öyle muâmele eder. İyilik üzere zan besleyen, iyilik bulur; kötülük üzere zan besleyen, kötülük bulur. Ancak bu
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hazret-i Mevlânâ ile Şems-i Tebrîzî arasında geçen karşılaşma nasıl olmuştur?
Cevap: Bu konuda pek çok söz dolaşmaktadır; herkes kendi kafasından bir diyalektik oluşturup ortalığa yaymaktadır. Ancak ne Ahmed Eflâkî’den ne de Sultan Veled’den böyle bir diyalog (“Aradığın şeyi dünyada arayacaksın, yüreğinde bulacaksın” dendiği) rivâyet edilmiştir.
Kaynak: 425. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Birkaç kardeş 40 hadîs-i şerîf ezberlemeye niyet ettik. Râvileri birlikte mi ezberlememiz gerekiyor?
Cevap: Bir şeyi ezberlerken, okurken amel etmek için uğraşılır. “Kim 4 tane hadîs-i şerîfi ezberinde tutarsa cehennem ona haram olur” hadîs-i şerîfi vardır. Râvileri ezberleme şartını koymak, ilim ehli için geçerlidir. Bizim gibi sûfîler için, ezberleyin ve amel edin; râvi ezberleme şartı aramayın.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Bir insan vefât ettikten sonra dünya ile ilişkisi tamamen kesiliyor mu?
Cevap: Vefât eden kimsenin dünya ile ilişkisi tamamen kesilmez. Yakınlarını görmesi ve duyması hakkında rivâyetler mevcuttur. (Bu sohbette konu kısa geçilmiştir.)
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Peygamber Efendimiz mezarlıkta Fâtiha sûresini okumamış mı?
Cevap: İnternetteki “mezarlıkta Fâtiha sûresi okumamış” sözüne katılmıyorum. Bununla ilgili hadîs-i şerîfler vardır. Hazret-i Peyg
Kaynak: 353. Dergâh Sohbetleri
Soru: Seçimlerde bir partiye oy vermek ya da vermemek günah olur mu?
Cevap: Bu meseleye günah derecesinden değil, memleket sorumluluğu ve dînî sorumluluk açısından bakmak gerekir. İnsanlar yalnızca yaptıklarından değil, yapmadıklarından da sorumlu olurlar. Ümmetin toplandığı yerde toplanmamak, ümmetin gittiği yoldan gitmemek sorumluluk getirir. Herkes yürürken oturmak da bi
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dînî hayatımızda eşlerimize ve çocuklarımıza nasıl davranmalıyız? Sûfî hayatı baskı ile mi yaşanır?
Cevap: Bizim dînî ve sûfî hayatımız baskıyla, çekişmeyle ve cendereyle yaşanan bir hayat değildir. Biz yemekte yeriz, eşlerimizle oturur sohbet ederiz, çocuklarımızla vakit geçiririz, oturur kitap okuruz, evde hadîs okuruz, kendimize de zaman ayırırız, sohbetimize de gideriz. Günler bereketli ve hareketli
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Peygamber ‘Ümmetimin çokluğu ile övünürüm’ buyuruyor; buradaki çokluk kemmiyet midir keyfiyet midir?
Cevap: Hem kemmiyettir hem keyfiyettir. Bunu sadece keyfiyet olarak algılayanlar, ümmet-i Muhammed’in çoğalmasının önünde engel teşkil etmiş olurlar. Avrupa’nın çocuk sayısını sınırlandırmak sûretiyle ekonomik büyüme hedeflemeleri iflas etmiştir; genç nüfusları kalmamış, ekonomileri batış sürecine girmişti
Kaynak: 364. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri firavun için ‘cennetliktir’ mi diyor? Onu tekfîr eden ulemâ haklı mıdır?
Cevap: Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri, firavunun boğulma esnasında “Mûsâ’nın Rabbine îmân ettim” demesine dâir hadîs-i kudsîyi tevîl ve şerh eder. Hz. Ömer (r.a.) ve Ebû Hureyre’den (r.a.) nakledilen rivâyetlerle, cehennemde bir gün azâbın son bulacağını söyler. Bunun delili, “Benim rahmetim gazabımı geçmi
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Peygamber (s.a.v.) ‘Kimin çocuğu ölürse cehennem ona haram olur’ mu buyurmuştur?
Cevap: Hz. Peygamber (s.a.v.), çocuğu ölen kimsenin o çocuğun şefâatine nâil olacağını bildirmiştir. Sahâbeden bir kadın “İki çocuğu ölen ne olur?” diye sormuş, “Ona da şefâat hak olur” buyurulmuştur. “Bir çocuğu ölen ne olur?” denilmiş, “Onun da şefâati hak olur” buyurulmuştur. Çocukların şefâati anne-bab
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir kızı sevmek haram mıdır?
Cevap: Kim dedi sevmek haramdır? Hadîs-i şerîfte Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurur ki: “Bir kimse birini sever de kalbinde o sevgiyi saklarsa (iffetini muhâfaza ederse) ve öldüğünde, şehit hükmündedir.” Koğuculuk yapmak, dedikodu yapmak haramdır; ama bir genç bir kızı sevebilir, ailesine haber gönderebilir: “
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Çocuk kaç yaşında sünnet olmalıdır?
Cevap: Bir ila yedi yaş arasıdır.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mümin misin sorusuna ‘Allâh bilir’ demek doğru mudur? İmâm-ı Âzam ne demek istemiştir?
Cevap: Bununla alâkalı hadîs-i şerîf vardır: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki “Eğer bir kişi size ‘mümin misiniz?’ derse, ‘Allâh bilir’ demeyiniz; ‘Evet müminim elhamdülillâh’ diyerek cevap veriniz.” Bir kimse “mümin misin?” deyince “Allâh daha iyi bilir” demek, o kimsenin kendi îmânından şüpheye düşm
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mut’a nikâhı ne demektir?
Cevap: Mut’a nikâhı, İslâm’ın ilk yıllarında câiz görülmüş, sonradan Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından yasaklanmıştır. Belirli bir süre koyarak yapılan nikâhtır; süre bitince akit kendiliğinden sona erer. Ehl-i Sünnet ulemâsının cumhûru, Hayber veya Mekke’nin Fethi’nde kesin olarak yasaklandığını kabûl etmiştir.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin organ nakli câiz midir?
Cevap: Diyanet câiz diyor ama bu fetvâya katılmıyorum. Beyin ölümü gerçekleşse de yıllarca komada kalıp normal hayâta dönen vakalar var. Bu sebeple beyin ölümü gerçekleşse de organlarının alınması sûretiyle bir kimsenin öldürülmesine karşıyım.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Erkeklerde göğüs ve bacaklardaki kılları almak veya kesmek günah mıdır?
Cevap: Koltuk altı ve etek tıraşı fıtrîdir ama göğüs ve bacak kıllarını almak fıtrî değildir. Sakal bırakmak Hz. Âdem’den beri bütün peygamberlerin sünnetidir.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Doğum kontrolü için kullanılan uygulamalar hakkında İslâmî görüş nedir?
Cevap: Sahâbeler azl yapmışlar ve Hz. Peygamber bunu yasaklamamıştır. Bu sebeple Hanefîler gebelikten önce doğum kontrolüne müsâade etmişlerdir.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: “Bugün seçiliniz!” buyurulan âyet-i kerîmeyi açıklar mısınız?
Cevap: Mahşer gününde günahkârlar ayrılacak, saf saf tutacaklar. Günahsızların hesabı önce görülüp cennete giderken, günahkârlar mahşer halkı önünde utanacaklar. Bu ayrılma dünyada da geçerlidir.
Kaynak: 352. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mehdiyet dersleri: batıda doğacak olan zâtın özelliklerini açıklar mısınız?
Cevap: Mehdî çıkacaktır; hadîsler kesindir. Ancak târih boyunca bu mesele istismâr edilmiş, kendini Mehdî gören kimseler ümmetin başını yakmıştır. Otuz üç yalancı peygamber çıkacaksa yalancı mehdînin haddi hesâbı yoktur.
Kaynak: 370. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: ‘Teslîmiyet ehline sorgu suâl yoktur’ sözü nasıl anlaşılmalıdır; soru sormak yasak mıdır?
Cevap: Bu söz, doğrudan Allah’a teslim olmuş, her adımını maneviyattan alan kimseler içindir. Öğrenmek maksadıyla üstadına soru sormak gayet normaldir ve hiçbir sûfî buna bir şey dememelidir.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Besmelenin hikmeti nedir; neden her işe besmele ile başlamalıyız?
Cevap: Sûfîler bir şeyin hikmetini araştırmaz; Cenâb-ı Peygamber her işe besmeleyle başlayın buyurmuştur. Mü’min her işe besmele ile başlar; Allah’ın emri budur.
Kaynak: 338. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: ‘Allah’ın sağ eli’ hadîsi nasıl anlaşılmalıdır?
Cevap: Allah’ın eli, ayağı olmaz; Allah bu benzetmelere münezzehtir. Sağ elden kasıt rahmet, bereket, lütuf ve ikramdır. Bunlar mânevî işâretlerdir.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sohbetlerde sâdece iyiyi mi anlatmalı, kötülüklerden de mi bahsetmeli?
Cevap: Orta yol her ikisini harmanlamaktır. Kur’ân bize harâmları, münâfıkları, cehennem azâbını da anlatır. Yanlışı göstermezsen insanlar onu tanımaz.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Peygamber kendisinden sonraki halîfeyi doğrudan mı tayin etti, yoksa işâretlerle mi bildirdi?
Cevap: Hz. Peygamber doğrudan ‘benden sonra filanca olsun’ dememiş, işâret etmiştir. Sahâbe bu işâretleri toplamış ve Hz. Ebû Bekir Efendimize götürüp bî’at etmiştir.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mehdî’nin gelişi nasıl olacaktır; kendisine ordu mu seçecek, savaşlar nasıl başlayacak?
Cevap: Mehdî’nin gelmesi haktır ve mütevâtir hadislerle sâbittir. Hz. Peygamber’in soyundan gelecek, Îsâ aleyhisselâm inecek, Deccâl öldürülecek ve dünya İslâm olacaktır.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cifir ve ebced hesabı ile geleceye yönelik işâretler çıkarmak doğru mudur?
Cevap: Çok üzerine durmuyorum. Harfleri yer değiştirip kendi kafalarına göre yorumluyorlar. Benim için din Kur’ân ve Sünnet’tir.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İslâm’ın dünyâya hâkim olacağına inancımız tam. Geleceğe yönelik öngörünüz nedir?
Cevap: Hiç böyle şeyler düşünmüyorum. Biz bulunduğumuz anda Kur’ân ve Sünnetin emrettiği şekilde yaşamaya çalışalım. Geleceğe dair gaybî bilgilerle kendini dizayn etmek aldatıcıdır.
Kaynak: 402. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kur’ân’da İsrâîloğullarının lânetlenmesi geçmiş zaman kapsamında mıdır, yoksa günümüzdeki Yahûdîleri de kapsar mı?
Cevap: Geçmişte İsrâîloğulları peygamberlerini katlettikleri ve Allah’a şirk koştukları için lânete uğramışlardır. Bugünkü İsrâîl devleti de aynı zulmü devam ettirdiğinden, âyet-i kerîmenin tecelliyâtının da devam ettiğine inanıyoruz.
Kaynak: 380. Mustafa Özbağ Efendi Dergâh Sohbetleri
Îmân, Akīde ve Tevhîd
Soru: Dârü’l-harp’te banka hesabındaki parayı faize işletmek ve gelirini dağıtmak câiz midir?
Cevap: İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe hazretlerinin bu konuda kesin fetvası vardır. İmâm Muhammed bu fetvayı devam ettirmiş, Serahsî devam ettirmiştir. Hanefî fıkhının en önemli şahsiyetleri bunlardır. Bu fetvaya göre dârü’l-harp’te mü’minin kâfir ile arasında faiz muamelesi câizdir. Çeklerinizin karşılığını banka
Kaynak: (NASİHAT/50) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 01.01.2026
Soru: Âhirette hangi dil konuşulacak?
Cevap: Merak etmeyin, âhirette her şey anlaşılır. Cennetteki dil Arapça olacaktır; ama biz şimdi “Arapça bilmiyoruz” diyoruz. İnsanoğlunda bütün diller mevcuttur. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Âdem’i tam olarak terbiy
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: Haram aylar nelerdir?
Cevap: Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Muhakkak ki Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.”[9]
Kaynak: 39. Dergah Sohbetleri
Soru: Dört mezhebin hak olduğuna dair kaynak ve delillerimiz nelerdir?
Cevap: Hak olan mezhep sayısı aslında dörtle sınırlı değildir. Ancak bugün müntesipleri ayakta kalan mezhep sayısı dörttür: Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî. Diğer hak mezheplerin de varlığı inkâr edilemez; ancak müntesipleri kalmadığı için yaşayan mezhep olarak dört tanesi sayılmaktadır. Örneğin Sühreverd
Kaynak: 317. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Peygamber (s.a.v.) hangi mezheptendi?
Cevap: Bu soru, dîn terminolojisini ve peygamberlik makâmını tanımamaktan kaynaklanan bir sorudur. Hz. Peygamber (s.a.v.) mezhep sâhibi değildir; bizzat dînin kaynağıdır. Mezhepler, O’nun getirdiği dîni anlama ve uygulama gayretinin ürünüdür. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) üzerine bir mezhep iddiâsında bulunmak
Kaynak: 317. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Peygamberlerin eksiklikleri nasıl değerlendirilir? İbn Arabî’nin ‘Nûh aleyhisselâmın eksikliği’ dediği nedir?
Cevap: Peygamberlerin üzerinde “zelle” denilen küçük hatalar görülmüştür. Âdem aleyhisselâmın unutması, Yûnus aleyhisselâmın Allah’ın emrini beklemeksizin oradan hicret etmeyi istemesi gibi. Bunlar, Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazretleri’nin faziletinin ortaya çıkması için olan zellele
Kaynak: 353. Dergâh Sohbetleri
Soru: Kalbimize düşen istemediğimiz düşüncelerde hemen tövbe etsek kabul olur mu?
Cevap: Biz düşüncelerimizden birinci dereceden sorumlu değiliz. Bir kimsenin aklından geçenler, niyete ve fiiliyâta dönüşmedikçe sorumluluk kapsamında değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Allah, ümmetimin kalbinden geçirdiklerini, söylemedikçe veya yapmadıkça bağışlamıştır.” Fakat sûfîler derl
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İnsanların interneti aşırı biçimde kullanmasına karşı mısınız? Twitter’ın kapatılması uygun mudur?
Cevap: İnsanlar bir şeyi yanlış kullanıyor diye o şeyin tamâmıyla yasaklanması hoş bir şey değildir. Doğru olan yaklaşım, suçluyu tespit edip cezalandırmaktır; komple yasaklama değildir. Devletin işi suçla mücadele etmektir. Devlet suçluyu tespit eder, kanûnun önüne getirir ve cezasını verir. Beş kişi suç
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Peygamber (s.a.v.) sûfî miydi? Saflıkta hangi mertebedeydi?
Cevap: Evet. Saf olan, safâ ehli olan, sûfîdir. “Senin mürebbîn Ben değil miyim?” diye buyuran Allâh Teâlâ’dır; O’nun mürebbîsi Allâh’tır. Allâh öğretti O’na. Saflıkta hangi mertebedeydi diye sorulursa: Yaratılmışların en yücesi olan Hz. Peygamber’in (s.a.v.) saflığının son noktası neresiyse orası olmuştur
Kaynak: 360. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Babam sinirlenince dîne küfür ediyor. Cezâsı nedir, ne yapması lâzımdır?
Cevap: Tecdîd-i îmân ve tecdîd-i nikâh gerekir. Dîne, kitâba, Allâh’a veya Peygamber’e küfür eden kimse, küfre girmiş olur; îmânını yenilemesi (tecdîd-i îmân) ve nikâhını yenilemesi (tecdîd-i nikâh) gerekir.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Annenin erkek çocuklarının yanında kısa kollu durması tesettüre aykırı mıdır?
Cevap: Cevap: O yaşlarda, annelerinin yanında kısa kollu ve eşofmanlı durması tesettüre aykırı değildir. Hanefî mezhebine göre annenin kendi çocuklarının yanında avret sayılan yerleri örtmesi yeterlidir; kısa kollu ve eşofman buna aykırı düşmez.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Piyasada satılan çorap mestlerle mest olur mu?
Cevap: Hanefî mezhebine göre mestin ayakta durması gerekir. Eğer çorap mest çıkarıldığında ve konulduğunda ayakta durmuyorsa, Hanefîlerce onun üzerine mesh yapılmaz.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Amelde Hanefî, itikatta Eş’arî-Mâtürîdî olmamızın sebebi nedir?
Cevap: Normalde Mâtürîdî itikadı, İmâm-ı Âzam’ın itikadıdır. İmâm Mâtürîdî, İmâm-ı Âzam’ın itikatla alâkalı ana meselelerini almış ve açmış; tâbir-i câizse deşifre etmiştir. İmâm Nesefî de o deşifre edilenleri dizayn etmiştir. Böylece bir itikat yolu çıkmıştır; ama ana hükümleri İmâm-ı Âzam’ındır. “Mâtürîd
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Âşık günah işler mi?
Cevap: Evet, âşık günah işler. Günahta ısrar eder mi? Hayır. Âşık günahkâr mıdır? Evet. Günahkârlıkta ısrar eder mi? Hayır. Âşığın günahı üzerinde kalır mı? Hayır. Hatasız bir kimse gösterirseniz, Hz. Peygamber (s.a.v.) hâriç, kabul edeceğim.
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bir erkek nikâhlı karısını aldatırsa nikâh düşer mi? Kadının aldatması durumunda ne olur?
Cevap: Dînî hukûka göre evli bir kişi zinâ ederse ve sâbit olursa recmedilir, nikâh otomatik düşer. Ancak şu an İslâm hukûku uygulanmadığı için bu meselelerin içinden çıkmak zordur. Diyânet, resmî evlenme akdi devam ediyorsa nikâhın devam ettiğini söylüyor.
Kaynak: 367. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Cehennem mahlûk mudur, ölümü tadacak mıdır?
Cevap: Her şey mahlûktur ve ölümü tadacaktır. Her şey yıkılacak, Cenâb-ı Hak ‘Bugün mülk kimindir?’ diyecek, sonra tekrar yaratacaktır.
Kaynak: 384. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kalbin harekete geçmesinin alâmeti nasıl olur?
Cevap: Bir haramı işlerken kalbin cız etmiyorsa, kalbin harekete geçmemiş demektir. Kalbin hassâsiyeti harama karşı duyduğu rahatsızlıkla ölçülür.
Kaynak: 384. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Eşimin eline verdiğim her parayla ev eşyası alıyor; onu kırmadan bunu nasıl bitirebilirim?
Cevap: İsrâf etmedikleri müddetçe kadınların ihtiyaçlarını karşılamakta fayda var. Çok kalkarsanız kırarsınız; kendinizce bir ölçü belirleyin, işin ucunu kaçırıyorlarsa biraz kısın.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Dünyadaki sesler ve görüntüler kaybolur mu?
Cevap: Sesler ve görüntüler hiç kaybolmaz; herkesin kendi frekansında gider. En son mahşerde hepsi derdest edilip toplanacak ve herkes ne yaptığını, ne söylediğini görecektir.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Gün içerisinde şirke düştüğümüzü nasıl anlayabiliriz?
Cevap: Şirk temel mânâsıyla ikilik demektir. Kelime-i tevhîdi çokça söyleyerek kendinizi yenileyin. Dîn ve diyânetle alâkalı her meselede teslim olup ikilik etmemek gerekir.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: ‘Bizi bilen bilir, bilmeyen kendisi gibi bilir’ sözünün mânâsı nedir?
Cevap: Şemseddîn-i Tebrizî Hazretlerine âit olan bu söz, herkesin karşısındakini kendi bilgisi kadar bildiğini anlatır. Kendi câhilse onu da câhil bilir, kendi avâmsa onu da avâm bilir.
Kaynak: 338. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Mü’minler arasında rekabet kavramına bakışımız nasıl olmalıdır?
Cevap: Rekabet bir hastalıktır; yarışmak ise erdemliliktir. Sûfîler birbirleriyle rekabet etmez ama hayırda, cömertlikte, cesârette yarışırlar.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Selefîlik ve Vehhâbîlik hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap: Selef âlimleri İmâm-ı Âzam, Şâfiî gibi ilk büyük âlimlerdir. Son yüzyılda Selefîlik adı altındaki mezhepsizlik Müslümanları bölmek içindir. Vehhâbîlik İslâm dünyâsının ikinci büyük sıkıntısıdır.
Kaynak: 342. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Müzik dinlemek günah mıdır?
Cevap: Doğrudan günah veya helâl demek yerine dikkatli olmak gerekir. Hz. Peygamber def çalınmasını dinlemiştir. Hanefîler ve Hanbelîler bazı vesîlelerle câiz görmüşlerdir; ancak fuhşa ve şehvete taşımak uygun değildir.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kabir komşusunun azâbı duyulur mu?
Cevap: Halkın kendi içinde söylediği sözlerdir. Kabirde yatanın rûhu cennetlikse cennetten bir pencere açılır; cehennemlikse cehennemden bir pencere açılır.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Tövbe, Günah ve Nefis Terbiyesi
Soru: Kurşun döktürmek günah mıdır?
Cevap: Kurşun döktürmekte herhangi bir günah yoktur. Kurşun, bir madendir; altın eritmek, gümüş eritmek, demir eritmek nasıl günah değilse, kurşun eritmek de günah değildir. İsteyen istediği yere dökebilir. Burada mesele, kurşun döktürmeye mânevî bir güç atfetmek ve bunu şifâ vesîlesi olarak görmektir. Şif
Kaynak: 316. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Burçların bir anlamı var mıdır?
Cevap: Cevap: Muhakkak Dünya’nın Güneş etrafında dolaştığı bir burçlar sistemi vardır. Bu burçlar mevcuttur; ancak o burçlardan falcılık yaparak bir şeyler çıkarmak yoktur.
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Fıtrat ne demektir? İnsanın fıtratında olan şeyler nelerdir?
Cevap: Cevap: Gözünün alnının altında olması, kaşının alnınla gözünün arasında olması, burnunun altında dudağının olması, iki kulağının olması; bunlar fıtrattır. Fakat bir kimsenin ahlâkı fıtrat değildir. “Onun huyu böyleymiş, sinirlenince dövüyormuş” demek kötü ahlâktır. Kızgınlık huy değildir, kötü ahlâk
Kaynak: 319. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hanımımın düğünde saçını açmasında bizim bir sorumluluğumuz var mıdır?
Cevap: Kadınların kendi aralarında saçlarını açmalarında bir sıkıntı yoktur. Kadın kadınaysa mesele yoktur.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Evlilikte hanımım ile annemi nasıl idare etmeliyim?
Cevap: Arada kalan hep erkek olur. Bu en zor meslektir. Bu mesele bitmemiş, devam eden bir meseledir.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Elif ve bâ gibi parti harflerinin ne anlamı vardır; bu harflerin yazılı olduğu yüzükler takılır mı?
Cevap: Harfler tek başına hiçbir mânâ ifade etmezler. Başına, sonuna, önüne veya arkasına bir harf daha gelirse ancak o zaman mânâ teşkîl eder. Tek başına bir harfin hiçbir mânâsı yoktur; siz kendinizce ona bir mânâ yükleyebilirsiniz, fakat bu sizin yüklediğiniz mânâdır, aslâ harfin kendi taşıdığı bir mânâ
Kaynak: 382. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bozayı çok seviyorum ve içiyorum, ama câiz değilmiş diye duydum. Doğrusu nedir?
Cevap: Bozanın tâzesi câizdir. Boza bir müddet durduktan sonra kendiliğinden şaraplaşır; mayalanıp alkol oranı artarsa haram olur. Dolayısıyla tâze boza içmenin bir sakıncası yoktur.
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İş yerinde dînî düşüncelerimizi kabul etmeyen insanlarla hukukumuz nasıl olmalıdır?
Cevap: İşine devam et. Cenâb-ı Hak buyurur: “Sen câhilleri gördüğünde selâm de, geç.” (Furkân 25/63). Onlarla tartışmaya girmeye, rencide olmaya gerek yok. İşini yap, selâmını ver ve geç.
Kaynak: 426. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kulun günahları terk etmesi kendi irâdesi midir, yoksa Allâh’ın takdîri midir?
Cevap: Bu kendi irâdesidir. Muhakkak ki irâdesini bu noktada kullanmıştır; Allâh da onun o irâdesini bu noktada kullandığından memnun olup takdîr etmiştir.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Banka maaş promosyonunu ne yapmalıyız?
Cevap: Alın, afiyet olsun. Maaş promosyonu, bankanın maaş akışını kendisine çekmek için verdiği teşvik ücretidir; fâiz geliri değildir.
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Başımıza gelen her belâ ve sıkıntıyı imtihan olarak isimlendirmek doğru mudur?
Cevap: Bunda bir eksiklik olmaz. Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Biz sizi mallarınızla, canlarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla imtihân ederiz.” İmânın beş temel esâsı vardır; imtihânın da beş temel unsuru vardır: anne-baba, eş, çocuk, mal ve can. İmtihânsız bir dünyâ, imtihânsız bir hayat yoktur. Başınıza gel
Kaynak: 354. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sevmekten usananlar gerçekte hiç sevmemiş midir?
Cevap: Bir kimse sevmekten usanıyorsa, sevmekten vazgeçiyorsa; hiç sevmemiştir. Seven kimse sevdiğinden nasıl vazgeçer? Bu ister birey noktasında olsun, ister bir kimse Allâh’ı sevsin; birisine “seni seviyorum” derken aklınız varsa iyi düşünün. O söz ağızdan çıkmış bir kere; geri dönüşü olmaması gerek. Ger
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hz. Mevlânâ ‘Asıl yâr yaradandır, gerisi yaramayandır’ diyor; açıklar mısınız?
Cevap: Hakîkî sevgiye ulaşan insanlar için asıl yâr Yaradan’dır; geri kalan her şey onu yaralar. “Yaralar” derken: senin dilinden birisi yaralanıyorsa, sen âşıklardan değilsin. Senin elinden etrafına zarar geliyorsa, sakın kendini âşıklardan görme. “Mümin, dilinden ve elinden diğer Müslümanların emîn olduğ
Kaynak: 383. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: İlk eşimden mahkemede boşandım fakat imam nikâhından çıkarmamış. Bu durumda dînen boş olmuş oluyor muyuz?
Cevap: Türkiye Cumhuriyeti’nin hukûku İslâmî bir hukuk olmadığı için, devlet dînî nikâh kıyamadığı gibi dînî boşama da yapamaz. Dînen boşanmış sayılabilmek için erkeğin talâk lafzını söylemesi gerekmektedir. Mahkemenin boşamasını dînî boşama olarak kabûl etmek doğru değildir; ehil bir âlime danışılmalıdır.
Kaynak: 321. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Bayanların araç kullanması dînimizce câiz midir?
Cevap: Erkeğe benzemememe kaydıyla câizdir. İslâm kadınların at, deve, merkep binmesine karışmamıştır; araç kullanmak da aynı kapsamdadır.
Kaynak: 368. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Hayvan avcılığı hakkında görüşleriniz nelerdir; spor adı altında avlanma doğru mudur?
Cevap: Sûfî kardeşler avlanmasın; et ihtiyacını kasaptan alsın. Yırtıcı hayvanlardan korunmak için tüfek edinmek câizdir ama spor avcılığı sûfîler için uygun değildir.
Kaynak: 331. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Sorumluluklar konusunda ölçümüz nasıl olmalıdır?
Cevap: İnsanlar sorumluluk aldıysa o sorumluluklarını yerine getirecekler. Ya sorumluluğu üzerimize almayacağız, ya da yerine getirmekle mükellefiz.
Kaynak: 505. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Nikâh, Âile ve Kadın-Erkek Meseleleri
Soru: Kırmızı elbise giyme hükmü nedir?
Cevap: Hanefîlere göre erkeklere yasaklanan, kıpkırmızı giyilen elbisedir. Yani bir kimsenin iç gömleği, dış gömleği,
Kaynak: 273. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Şiîlerin uyguladığı mut’a nikâhı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Daha önce de söylediğimiz gibi, mut’a nikâhı caiz değildir.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Kızlı-erkekli ev hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Belli, uygun değildir.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Dînî nikâh şart mıdır; resmî nikâh yeterli midir?
Cevap: Dînî nikâh şarttır; dînî nikâh olmadan evlilik dînen olmaz. Resmî nikâh yeterli değildir.
Kaynak: 378. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Kendi aralarında iki şâhitle nikâh kıyan çiftte erkek boşanmak isterse nikâh bozulur mu?
Cevap: Evet, erkek boşarsa nikâh bozulur. Kız istemese bile erkeğin talâk hakkı vardır ve talâkını kullandığında nikâh sona erer.
Kaynak: 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Ahlâk, Edep ve Muâşeret
Soru: Fâizsiz banka olur mu? Fâizsiz kredi çekilebilir mi?
Cevap: Türkiye Cumhuriyeti lâik, demokratik hukuk devletidir. Bütün yasaları herkes için geçerlidir. Fâizsiz banka denilen kurumlar da sonuçta bankacılık yüksek ku
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Devlet dairesinde tanıdık aracılığıyla işe girmek kul hakkına girer mi?
Cevap: Devletin dini yok diye ayırıp dururum; bunu söylememize gerek var mı? Liyâkat meselesi ise bütün insa
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Devr-i iskât nedir, İslâm dîninde yeri var mıdır? Vehim nedir?
Cevap: Devr-i iskât meselesini bırakın; vehim hakkında konuşalım. Vehim, olmayan bir şeyi varmış gibi görmektir; kendi kendine kurgulayıp tehlike yokken tehlike varmış gibi görmektir. Vehim insanın aklını şaşırtır, içini kurt gibi boşaltır. Sûfîler vehmi mânevî hastalık olarak görmüşlerdir; tıp dilinde psi
Kaynak: 372. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Güler yüzlü olmak için ne yapmalıyız?
Cevap: Güler yüzlülük sonradan elde edilebilir. Tebessüm edin, tatlı dilli olun, insanlara ters konuşmayın. Yol arkadaşı olarak mütebessim olanları seçin; sûfî ahlâkı el açmamak, dilenmemek ve hiç kimseden bir şey istememektir.
Kaynak: 363. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Fıkıh ve Helâl-Haram
Soru: Altın günü yapmak caiz midir?
Cevap: Altın günü yapılıyorsa o gün herkes altınını alıp getirir; bu durumda bir sakınca yoktur. Fakat altın yerine para getirildiğinde, yani “Ben bugün altın yerine para getirdim” denildiğinde bu işlem faize girer ve doğru olmaz. İslâm fıkhında altın ve paranın birbirine doğrudan takas edilmesinde “yed-i
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 29.05.2025
Soru: Yahudi mallarını kullanmakta ve Yahudi alışveriş merkezlerinden alışveriş yapmakta sakınca var mıdır?
Cevap: Gönül arzu eder ki bütün Müslümanlar tüketim maddelerinden hızla kaçsın, az tüketsin, çok üretsin; tüketirken de yerliyi tüketsin. Gönül arzu eder ki Müslümanlar o büyük alışveriş merkezlerinin kapısından içeri girmesinler, bankadan içeri girmesinler. Ancak mesele sadece bir deterjanı boykot etmekle
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Güvercin bakmak günâh mıdır? Ürettikten sonra ticâretini yapmak günâh mıdır?
Cevap: O zaman tavuk bakmayı da günâh saymak gerekir. Güvercin bakmakta ve helâl dâirede ticâretini yapmakta bir sakınca yoktur.
Kaynak: 355. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Diğer
Soru: İslâm felsefesi diye bir şey var mıdır?
Cevap: İslâm felsefesi diye müstakil bir disiplin olup olmadığı meselesi, İslâm düşünce tarihinde önemli tartışmalara konu olmuştur. Felsefe, aklî muhâkemeye dayalı, kişiden kişiye değişen bir düşünce sistemidir. Sokrates’in felsefesi Eflâtun’unkinden, Eflâtun’unki Aristoteles’inkinden, Aristoteles’inki de
Kaynak: 306. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
Soru: Yediğimiz et ve tavuk ürünlerinin İslâmî usûlle kesilip kesilmediğini bilemiyoruz. Sorumluluğumuz var mı?
Cevap: “Gücünüzün yettiklerinden sorumlusunuz.” Takvâ dairesinde gönül ister ki insanlar besmele ile kesildiğini bildikleri hayvanlardan yesin. Ancak bir Müslüman ülkesinde kesilen hayvanların üzerinde şek ve şüphe yapmak biraz fazla şüpheciliktir. Hiç olmazsa aldığınız ürünlerin üzerine besmele çekerek ye
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Allah’ın tutan eli, yürüyen ayağı, gören gözü olmak ne demektir?
Cevap: Zaten o kul, Allah için bir şeyler yapmaya başladığında o noktaya gelmiştir. O noktada artık kendisi için yaşadığı bir şey kalmaz; Allah için yaşar.
Kaynak: 362. Dergâh Sohbetleri
Soru: Emzirirken hamilelik vuku bulursa bebeği sütten kesmek gerekli midir?
Cevap: Tıbbî olarak emzirmekte olanlar devâm edebilirler; uzmanlar, bebek kendisi bırakana kadar sıkıntı olmayacağını söylüyorlar. Sıkıntı olmayacağını söylüyorlarsa devâm edilebilir.
Kaynak: 418. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri
İlgili Sayfalar
Daha fazla soru ve sohbet içeriği için aşağıdaki sayfalara göz atabilirsiniz:
