Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019

Siyâsal İslâm Sohbeti — Bağdâdî’nin Katli ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası, Emperyalist Güçlerin Terör Örgütlerini Kurup Kullanması, Zulmeden Toplumların Başına Zalim Tayini, Asıl Bölünmüşlüğün Ekonomik Oluşu ve Pavyon-Zikrullah Çifte Standardı, İbn Haldûn’da Aklî Siyâsetin Tıkanması, İslâm’ın Zâhir ve Bâtın Felsefî Sonsuzluğu, Osmanlı’nın Kansız Çekilişi ile İslâm’ın Hukuk Dîni Oluşu


Table of Contents

1. Bağdâdî’nin Amerika Tarafından Öldürüldüğü İddiası ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası: Yargılanma Hakkı, Teröristü Sağ Ele Geçirme Prensibi ve Terörist Devletlerin Kendi Terörleriyle Yüzleşmemesi

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşaAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Bağdaadinin Amerika tarafından öldürülmesini nasıl yorumluyorsunuz? Bu konu hakkındaki kıymetli fikirlerinizi merak ediyoruz. Öldürdü mü ki? Bir kimse ne suç işlerse işlesin, her kim olursa olsun yargılanmak onun hakkıdır. O yüzden bir tek savaş meydanında savaşan bir kimseyi katledersiniz.

Şimdi onun da yargılanması hakkı veyahut da siz bir terörle mücadele edecekseniz mümkün olduğunca teröristliği sağ ele geçirip, komple hücreyi tanımlama o terör örgütünü iyice çökertmek için onu sağ ele geçirmeye çalışırsınız. Sebep? Onu sağ ele geçirerekten hücreyi çökertirsiniz. Onu sağ ele geçirerekten komple o örgütü öğrenirsiniz, çözümlemeye çalışırsınız. Terörle mücadelenin olmazsa olmazıdır bu.

Şimdi kendisi terörist bir ülkenin ve dünya üzerindeki bütün, tekrar altını çizerek söylüyorum, dünya üzerindeki bütün terör örgütlerini örgütleyen, onları silahlandıran, onları kendi operasyonlarında kullanan, terörist bir ülkenin terörle mücadelesi aldatmacıdır. Terörle mücadele edecekse önce kendisiyle mücadele edecek. O yüzden Bağdağ diye aldılar. Bunun bu konuda çok daha önceleri ilk dayış kurulduğunda söyledim, bunları anlattık. aynı noktaya geldi terör örgütler.

Arkadaşlar şunu unutmayın hiçbir zaman. Kurulu bir sistem var mı var. O kurulu sistemin içerisinde seni silahlandırıyorsa birileri seni bir yerlerde kullanır. Ama kendi devletine karşı kullanır. Ama başka bir yere karşı kullanır. Seni kullanır.


2. Terör Örgütlerinin Emperyalist Güçlerce Kurulup Kullanılması: DAEŞ/El Kaide/Afganistan — SSCB’nin Gerilletilerek Dağıtılması, Suriye-Irak’ta “İslâm Cumhuriyeti” Adıyla Çıkarılan DAEŞ ve Avrupa’dan Giden Cahillerin İmha Edilmesi

O yüzden dünya üzerindeki bütün terör örgütlerini emperyalist güçler, destekler onlar örgütler onu. Onlar onu besler. Onlar kendi hesaplarına göre yaparlar. Bugünün son 100 yılın savaşları böyle. Bakın Türkiye bir operasyon yaptı. Oradan Fransa bağırdı, oradan Almanya bağırdı. Delçika bağırdı, Norveç bağırdı, İskandinav ülkeleri dahi bağırdı ya. Amerika bağırdı, başkan yardımcısı geldi, apar topar. Genelkurmay başkanı geldi. Milli Savunma Bakanı geldi, apar topar. Ne oldu?

Bu ülke insanları oradaki eli silahlı devlet değil bakın. Eli silahlı bir terör örgütü var. Eli silahlı o sınırlardan taciz ediyor. Bir devlet olarak da ona operasyon yapıyor. Ama kimler karşı çıktı? Bütün batı karşı çıktı, bütün doğu karşı çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri dahi karşı çıktı. Arap birliği karşı çıktı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri. O tokurdaklar var ya ufak ufak ufak ufak. Bizim vilayetimiz bile değildi onlar. Bakın bizim vilayetimiz bile değildi. Köy .

Onlar dahi karşı çıktılar. Normal. O yüzden Bağdadi’yi öldürürler, yerine başka birisini koyarlar. Şişirler onu. Adına da İslam Cumhuriyeti koyarlar. Bak Avrupalılar kendi içlerinden giden orada terör örgütüyle beraber savaşan kimseleri kendilerine istemiyorlar. Al, yargıla, hapset öyle değil mi? İstemiyorlar. Sebep çünkü büyük bir oyundu bu. Bir taşla çok kuş vurdular. Bir tane oraya adına İslam dediler. Bir terör örgütü kurdular.

Rusya’da, Fransa’da, Almanya’da, Belçika’da, Hollanda’da, Avrupa’da, Amerika’da ne kadar çok özür dilerim. Kafası çalışmayan, dini bilmiyön, kendince cihat edeceğim diye, kendince cihat edeceğim diye cahiller toplandılar hepsi de oraya. Hepsi de oraya. Toplandılar. Ondan sonra hepsi toplandı. Hepsini de imha ediyorlar onların içimde. Hepsini imha edecekler onların. Ne zaman? Ne zaman ki işi bitti, onların o zaman imha edecekler hepsini. Bakın hepsini de imha edecekler. Yazık. Yazık.

O insanlara yazık. Ben böyle söylediğimde de benim ne küfür ehli olmadım kaldıydı, ne korkaklığım kalıyor, ne kafirliğim kalıyor, hiçbir şeyim kalmıyor benim ben böyle söyleyince. E sonradan aradan yıllar geçiyor bakıyorlar ki, aa doğruymuş. E bir de benden helallaşacaklar. Aynı şey, el kaideyi de aynı yaptı. Aynı şey Afganistan’da da aynısını yaptı. Afganistan, Rusya’ya müsaade etti, Rusya güldür güldür güldür güldür Afganistan’a girdi. Rusya’nın SSCB’nin sonu oldu.

Ondan sonra örgütledi, Müslümanları silahlandırdı, sürdü cepheye. Yıllarca bitmek tükenmek bilmeyen bir savaş oldu. Ve Rusya gömüldü Afganistan’la. SSCB dağılmak zorunda kaldı. Amacına ulaştı büyük emperyalistler. Rusya çünkü SSCB ayakta durarak da büyük bir güçtü, tehlike arz ediyordu. Aynı Osmanlı İmparatorluğu gibi. SSCB’yi dağıttılar, böldüler, parçaladılar. Bir sürü devletcik çıktı orta yere. Bir sürü devletcik çıktı. Bir sürü devlet çıktı. Ve SSCB yönetilir hale geldi.

Afganistan da bunun temel oyunuydu. Aynı şey, Suriye’nin ortasında Irak’ta bir dayış çıkardı. Düşünebiliyor musunuz? Hızla, İran’ın büyük bir bölümü, Suriye’nin büyük bir bölümünü adamlar şikal ettiler. Bu silah nereden geldi? Bu teçhizat nereden geldi? Bu para nereden geldi? Kim sordu? Sonra onu da yenecek ne yaptı? Bir terör örgütü daha kurdu. Yarın öbür gün bir terör örgütü daha kurar.


3. Zulmeden Toplumların Başına Zalim Tayini: Azan Beldenin Zenginlerinin Şımartılması Âyeti, Zekât Vermeyen, Şatafat ve Lüks İçinde Yuvarlanan Zenginlerin Ülkeyi Helaka Sürüklemesi

Allah zulmeden toplumların başına bir zalim tayin eder. Bir toplum zulmediyorsa onun başına bir zalim tayin eder. O zalimin başına da bir tane kılıç tayin eder. Döner o kılıçtan da kendisi intikam alır. Bir topluluk azarsa, saparsa, zulmederse o topluluğun başına bir zalim tayin eder. İslam topluluğu, İslam toplumun dinini yaşamıyor. Haramı haram bilmiyor, helalı helal bilmiyor. Ne diyor Âyet-i Kerîme’de? Eğer biz bir beldeyiz diyor, helak edeceksek, oranın diyor zenginlerini şımartırız.

Oranın zenginlerini haddi hududu bildirtmeyiz. Oranın diyor zenginleri haddi hududu aşar, şımarırlar. Her türlü fiske fucuru işlerler. Ben kendi ülkem adına da korkuyorum bu Âyet-i Kerîme’den. Ben kendi ülkem adına da korkuyorum bu Âyet-i Kerîme’den. Zenginler zekatlarını dost oru vermiyor. Zenginler gösterişe düşmüşler. Zenginler şatahatta, şatafatta. Lüks hayatı kendilerine hak görüyorlar. Akıl almaz arabalar altlarında. Üç trilyonluk, beş trilyonluk, yedi trilyonluk arabalar altlarında.

On trilyonluk arabalar altlarında. Çocuklarında üçer, dörder, beşer trilyonluk araba. Kendilerinde üçer, beşer trilyonluk araba. Evlerinde üçer, beşer trilyonluk araba. Eşinde üçer, beşer trilyonluk birkaç tane araba. Villaların haddi hududu yok. Üç beş trilyonluk villalar villa değil artık. Bir kesim var böyle bir hayat yaşıyor. Azgınlıkta, sapgınlıkta had safhaya varmış vaziyetteler.


4. Ülkenin Asıl Bölünmüşlüğü Etnik Değil Ekonomiktir: Meyhane-Pavyon-Fuhş Serbest, Zikrullah Şikâyet Edilir; Namazgahta Meyhaneci-Pavyoncu Pazarlığı Hikâyesi ve Zikrullah’tan Çıkarken Alkol Üfleten Polisle Diççene

Ülke bölünmüş bu noktada. Bölünmüş. Asıl bölünmüştük budur. Herkes Kürt, Türk, Çerkez bölüncek diye bakıyor. Değil kardeşim. Fukaraysak hep beraber fukarayız. Ne Kürtü ne Türkü ne Çerkezi. Aha buradayız. Neden? Fukarayız çünkü. Bakın neden fukarayız? Yanında var mı senin yirmi trilyonluk evde oturan bir kimse? Burada var mı yirmi trilyonluk evde oturan? Yok. On trilyonluk evde oturan var mı? Yok. Altında üç trilyonluk arabası olan var mı? Yok. Altında iki trilyonluk arabası olan var mı? Yok.

Ne Kürtü ne Türkü kardeşim. Ülke başka yönden bölünük. Ekonomik olarak bölünük ülke. Villada oturanlar bir yerde. Lüks evlerde oturanlar bir yerde. Mahallesinden geçemezsiniz. Belediye otobüsüyle bile geçemezsiniz oradan. Geçemezsiniz belediye otobüsüyle bile. Oraya giden belediye otobüsünde bir tek orada çalışan hanımlar bayanlar bahçıvanı evde hizmet eden kimseler biniyordur belediye otobüsüne zaten. Hoş onlar da lüks şimdi de.

Şimdi bir eve temizliğe gidecek olan kimse diyor ki araba göndersinler bize diyor. Ülke o hale geldi. Evet. Asıl bölünmüşlük o. O yüzden bu İslam ülkelerindeki bu zulüm bundan kaynaklanıyor. O topluluklar azgın, sapgın haramı haram, helalı helal bilmiyorlar. Biz dışarıdan İslam ülkesi olarak görüyoruz. Onlar da bizim gibi. Pavyonlar sabaha kadar açık, meyhaneler sabaha kadar açık. Her türlü fuğuş yuvaları sabaha kadar açık. Her yerde her türlü her şey sabaha kadar açık.

Hiç kimse ona bir şey demiyor. Bizim bugün bayan kardeşler bendir çalışması yapılmış, şikayet etmişler. Polis gelmiş anında. Siz hiç bir pavyonun şikayet edildiğini gördünüz mü ses çıkıyor diye bu ülkede? Siz bir meyhaneye şikayet edildiğini gördünüz mü bu ülkede ses çıkıyor diye? Siz bir gece kulübünün şikayet edildiğini gördünüz mü hiç? Burada gece kulübü var, mahallenin ahlakını bozuyor.

Buradan sarhoş kadınlar, erkekler çıkıyor, naralar atıyor, fahşiyat yapıyorlar diye hiç şikayet edildiğini gördünüz mü? Bayanlar bugün bendir dersinde polis geliyor. Hakkınızda şikayet var diye. Güpegündüz. Güpegündüz. Neden? Şikayet var. Sebep? Gürültü var. Gürültüye polis mi gelir? Polisin vazife ve selaat kanununa göre gürültüye polisin gelmemesi lazım. Ya? Çevre sağlık gelecek. Belediyeden gelecekler. Ama gelir bizde. O namazgahta orada böyle konuşuyorlar, kadın konuşuyor.

Durdurdum kadını, dedim sahibi benim. Buranın dedim. Kabahat bende dedim. Meyhaneciler istedi buraya dedim, satın almak veya kiralamak için. Bir çuva sakalım var, yakışmaz dedim. Gece kulübü istedi dedim buraya açmak için. Ciddi ciddi evet. Ben dedim buraya gece kulübüne kiralamadım. Vay adam tarikatçı bir de bir çuva sakalıyla bak gece kulübüne kiraladı. Meyhaneye dedim, paviyona gece kulübüne kiralamadım. Masaj salonu açacakmış dedim. Geldi birisi dedim. Ona vermedim dedim.

şu geldi vermedim, bu geldi vermedim. En sonunda ben buraya Allah’ı zikredilen bir yer olsun dedim dedim. Hata yapmışız dedim kadına. Kadın böyle baktı. Dedim bu apartmana bu mahalleye dedim. Bir dedim iyice böyle dedim İzgi dışı bir meyhaneci veya dedim bir dedim bağırcı pavyoncu lazımmış. Çıkacak dedim sarhoş. Mahallenin komple dedim anasına, avradına, kızına, kısranı hepsini de sövecek, mahalleli susacak dedim. Kadında tık yok, size bu lazımmış dedim. Gerçekten de öyle.

Bana söyleyin bir tane sarhoş küfretse, bağırsa onu şikayet edecek bir kimseyi. Yok. Ama zikrullah şikayet edilir. toplumlar azgınlaşırlar, saparlar, kibirleşirler. Toplumlar hak hukuk tanımaz, adalet tanımaz fakir fukara tanımaz hale gelir o zaman o toplulukların başına Cenab-ı Hak bir zalimi musallat eder. O zalimle o toplumdan intikamını alır Allah. Sonra zalimin başına bir hadis-i şerifte kılıç, bir hadis-i şerifte bir zalim daha diyor ona tayin eder.

O zalimden o zalimle intikam alır, o zalimden diyor bir kılıç tayin eder, onunla intikam alır, döner kılıçtan sonra kendisi intikamını alır diyor.


5. İslâm Dünyasının Ahlâkî Çöküşü ve Oluk Oluk Akacak Kanlar: Sufilerin En Az Zarar Görenler Olması, Ülkeye Kan Bulaşmasın Diye Yapılan Hatmeler; Bağdâdî Madadî “Sahibinin Sesi” Oyuncukların Yüz Nakli ile Tekrar Tekrar Piyasaya Sürülmesi

Şimdi İslam dünyasını yaşadığı hal bu. İslam dünyası tövbe edip geri dönüp biz nerede yanlış yaptık deyip silkelenmiyor. Bizim ekmeğimizi alsalar ayağa kalkıyoruz namusumuzu alıyorlar ayağa kalkmıyoruz. Deseler ki maaşlar bu sene bu ay yatmayacak hepimiz ayağa kalkarız. Ama LGBT’ciler yürüyor seslenmiyoruz, fuuş yapanlar yürüyor, seslenmiyoruz. Her mahalleye fuuşhaneler açıldı masaj salonları adı altında. Seslenmiyoruz, bir şey yapamıyoruz. Her sokağın başında bir masaj salonu var.

Her sokağın başında günlük değil, saatlik oda kiralayan, saatlik otel kiralayan ne ödü belirsiz yerler açılıyor, mahallelerimiz açılıyor. Seslenmiyoruz. Bakın seslenmiyoruz. Adam gelmiş kuş uçmaz kervan geçmez yerde polis durmuş üfle dedim ya burada ne arıyorsunuz? Böyle baktı git dedim SSK’nın önüne koy arabayı dedim pavyondan çıkanı üflet dedim. Burada ne arıyorsun dedim ara sokakta bana üfletiyorsun.

Perşembe günü zikrullah’tan çıkmışız üfle diyor bana terlemişim zikrullah’tan çıkmışım baktım dedim bize üfletirsiniz. Gidin dedim bir pavyonun önüne durun meyhanelerin önüne durun üfletin orada herkesi. Beyefendi bunu dediği emniyet müdürlüğüne söyleyeceksiniz bize nerede diyorlarsa biz orada duruyoruz. Tabii. Kimse buna seslenmez ki. O yüzden Irak, Suriye, Sudarabistan daha çok kan dökülecek daha. Daha hiçbir şey yok. Daha hiçbir şey yok daha. Biz çırpınıyoruz o kan ülkemize bulaşmasın diye.

O hatmeleri o yüzden yapıyoruz. O oluk oluk nehir gibi akacak olan kanlar ülkemize bulaşmasın istiyoruz. Sağlı, soldu yanaşın. Daha hiçbir şey değil daha. Ne toplanacaklar ne toplanacaklar daha. Daha ne askeri sevkiyatlar olacak ne askeri sevkiyatlar. Daha neler neler yaşanacak daha. Bildiğiniz batacak batacak yere batacaklar. İçinde Müslümanlar olduğu halde eksik iştahattan yanlış iştahattan Müslümanlar da olacak içlerinde. Çözemeyecekler insanlar.

Oradaki o Müslümanları görecekler bunlar doğru yolda zannetecekler. Onlar da batacak içinde. Çökecekler. Ne kanlar dökülecek ne kanlar dökülecek. Gönül ister mi kan dökülsün istemez. Bir Müslüman bir Müslümanın kanının dökülmesini ister mi istemez. Ama Müslümanlar bu azgınlıkla bu sapkınlıkla bu vurduğum duymazlıkla bu ahlaki zayıflıkla giderlerse vay başlarına gelene. Allah muhafaza eylesin. O yüzden zannetmeyin ki evlerinde oturanların rahatı var. Bugün için dünyanın hiçbir yeri rahat değil.

Dünyanın hiçbir yeri rahat değil. Hiçbir ev rahat değil. Hiçbir ev. Sufiler bundan en az zarar görenler. Bu sizi aldatmasın. Bakın sufiler bu olan bu olan hengameden en az zarar görenler. Allah hiç zarar göstermesin inşallah. Bizim ülkemiz bundan en az zarar gören ülke şu anda. Allah’ım göstermesin inşallah. Duamız bu. O yüzden devam edeceğiz hatmelere. O yüzden duaya devam. Halklarınızın sonunda dua etmeye toplantılarınızın sonunda dua etmeye devam.

Bizi anlasalar da anlamasalar da biz dua etmeye devam edeceğiz inşallah. Haklarınızı helal edin inşallah. Böyle badadi madadi bunlar küçük işler. Bunlar yepildek. Yepildek bunlar. Bunlar şişirme. Bunlar sahibinin sesi. O yüzden canları istediği zaman öldürürler. Canları istediği zaman öldürdük derler. Canları istediği zaman ortadan kaldırırlar. Bir bakmışsın İngiltere’den çıkmıştır. Bir bakmışsın Afrika’dan çıkmıştır. Bir yüzünü değiştirirler bir ameliyat ederler.

Durumuna göre konumuna göre bir daha kullanacaklarsa eğer ameliyat ederler bir yüz nakli yaparlar yüzünü gözünü değiştirirler bir tane eline pasaport geçirirler daha kullanacaklardır onu. Ne zaman miadı bitti ondan sonra ya bir ülkenin eline verirler şeyin apoyu bize verdikleri gibi verdiler bizim elimize alın oynayın dediler. Biz bakıyoruz şimdi. Bir de baştan yazı aldılar elimizden söz aldılar idam etmeyeceğimize dair idam da demedik. Besliyoruz orada. Doktoru özel, bakımı özel, her şeyi özel.

Senden benden rahat adam. Senden benden rahat. Tabi. Böyle bu işler. Dünya üzerinde böyle. Onların açtıkları yoldan gidiyorsun. Allah bizi affetsin.


6. İbn Haldûn’un Dînî Siyâset ve Aklî Siyâset Tasnifi: Aklî Siyâsetin Tarih Boyunca Tıkanması, Batı’nın 100 Yıldır Tehlike Üreterek Halkını Ayakta Tutması, Felsefî Boşluktan Kaynaklanan Ahlâkî Çöküş ve Avrupa Gençliğinin Uyuşturucu-Fuhş Pençesi

Kaldığımız yerden devam edelim. Tehlikeli sohbetlere. İnsanlar yalnızca bu dünyaya yönelik isteklere sahip değillerdir. Dolayısıyla dini dikkate almayan siyasi hükümlere akli siyasete dayanan devlet yönetiminin tam anlamıyla iyi bir yönetim olması beklenemez. İbn-i Halun da toplum bilimci düşünce. bu tarih boyunca sadece akli siyasete sahip olan sistemlerin hepsi de belli bir zaman sonra yıkılmaya mahkum olmuşlar. Sebep? Çünkü bir onlar kendilerini yenileyememişler.

İki yenileyememelerin sebebi felsefi olarak çıkış bulamamaları. Bugün Batı’nın düştüğü nokta bu. Batı şu anda akli siyasetini yenileyemiyor. Akli siyaseti yenileyemeyince direkt savaş organizasyonlarına yaslanıyor. Batı 100 yıldır savaşıyor. Ve kendi topluluğunu kendi toplumunu savaşta ayakta tutuyor. Tehlike üretiyor. O tehlike üreterekten kendisini ayakta tutuyor. Bir düşman üretiyor. Batı kendi düşmanını kendisi üretip o düşmana karşı kendi halkını koruma ialellisi tutturuyor.

Akli siyasetin sona erdiği yerdir bu. Çünkü bütün akli siyasetler bir gün damadar sona gelir. Duvara toslar. Bakın siz bir topluluğu ne kadar üst seviyeye zenginliğe getirirseniz getirin. Bir müddet sonra o zenginlik onların başına bela ve müsibet olarak geri döner. Sebep çünkü felsefesi yoktur. Bir topluluğu zengin ettiğini düşün. Zengin ettin, zengin ettin, zengin ettin, zenginliğin sonu yok. Ve sonunda felsefi boşluktan dolayı o toplum sapkınlaşır.

Doğu Roma İmparatorluğu gibi, Batı Roma İmparatorluğu gibi, Firavunluklar gibi. Tarihte yerleri var bunun. Bir aile de aynıdır. Bir aile sonu yoktur zenginliğin. Zenginleştikçe zenginleşirsiniz. Üç trilyonluk araba alırsınız doyuma ulaşamazsınız. On trilyonluk araba alırsınız. Yine doyuma ulaşamazsınız. Felsefi boşluktan kaynaklanır bu. Ve uçuk işler yapmaya başlarsınız. Bakın uçuk işler yapmaya başlarsınız. Ahlaken çökersiniz. Ahlaken çökersiniz.

Çok zengin oldunuz, şöhret sizi ahlaken çökertir. Toplumlar da böyledir. Hollanda çok zengin. Gençleri kalmadı, olan gençlerin hepsi de uyuşturucunun içinde. Olan gençlerin hepsi de uyuşturucunun içinde. Almanya genci kalmadı, olan gençler uyuşturucunun içerisinde. Belçika genci kalmadı, olan gençler uyuşturucunun içerisinde. Genci kalmadı, olan gençler uyuşturucu ve fuğuşun içinde. İngiltere genci kalmadı, olan gençler uyuşturucunu ve fuğuşun pençesinde.

İngiltere genci kalmadı, olan gençler uyuşturucunu ve fuğuşun pençesinde. Avrupa uyuşturucu ve fuğuşun pençesinde dolaşıyor. Avrupa uyuşturucu ve fuğuşun pençesinde dolaşıyor. 13 yaşındaki bir kız çocuğu istediği kimseyle cinsel ilişkiye girebilir. 10 yaş farkı aranıyor. 10 yaştan fazlaysa cinsel ilişkiye girdiği kimse o zaman sıkıntılı. 10 yaştan fazlaysa cinsel ilişkiye girdiği kimse o zaman sıkıntılı. 10 yaş üzerinde değilse hiçbir sıkıntı yok. 10 yaş üzerinde değilse hiçbir sıkıntı yok.

Fuğuş alabildiğine gitmiş. Evlilik müessesesi Avrupa’da çökmüş vaziyette. Evlilik müessesesi Avrupa’da çökmüş vaziyette. Çünkü felsefi olarak boşluk yaşıyorlar. Çünkü felsefi olarak boşluk yaşıyorlar. Kendi inandık dediği dinlerine güvenmiyorlar ve inanmıyorlar aslında. Kendi inandık dediği dinlerine güvenmiyorlar ve inanmıyorlar aslında. Ve Avrupa, akli siyaset veyahut da bütün dünya Ve Avrupa, akli siyaset veyahut da bütün dünya


7. Batı’nın İbn Arabî, Mevlânâ ve İbn Haldûn’a Yönelmesi; İslâm’ın Zâhir ve Bâtın Olarak Felsefî Bitmeyişi: Kelime-i Tevhîd’e Kadar Savaş Emri, Halden Hale İyiye-Kötüye Gidiş, Kertenkele Deliği Hadîsi ve Bayan Katiple Dejenerasyon Tespiti Hikâyesi

akli siyasette sona geldi. Çıkış noktası bulamıyorlar. Çıkış noktası arıyorlar. O yüzden Arabi okuyorlar, çıkış noktası arıyorlar. O yüzden Mevlânâ okuyorlar. Çıkış noktası arıyorlar. O yüzden İbni Haldun okuyorlar. Bizden fazla okuyorlar İbni Haldun’u. Bizden fazla okuyorlar Mesnevi Mevlânâ’yı. Bizden fazla okuyorlar Arabi’yi. Ciddi ciddi bizden fazla okuyorlar. Avrupa yolun sonuna geldiğini Avrupa yolun sonuna geldiğini bundan 300 yıl önce gördü. Felsefik olarak yolun sonuna geldi.

Ya kendi içindeki düşünürleri cizdi Müslüman oluyor? Ya kendi içindeki düşünürleri cizdi Müslüman oluyor? Bildiğiniz Müslüman oluyor. O kadar çok metediyor, o kadar çok metediyor İslam’ın ve İslam peygamberi ve Kur’ân’ı bir tek ben Müslümanım diyemiyor. Sebep? Felsefi boşluktan, akli siyasetin bittiğinden. Sebep? Ve bize de Fakat bu da değişik baskılarla bize akli siyaseti dayatıyor. Akli siyaseti neden? Aynı kısır döngünün içerisine siz de girin diyor.

Eğer o kısır döngünün içine siz girmezseniz Eğer o kısır döngünün içine siz girmezseniz o zaman siz gelir beni tekrar sizin deyimizde fethetmek benim deyimle işgal etmek. Tekrar gelirsiniz siz diyor. Çünkü diyor sizin dininiz felsefi olarak ayakta duruyor. Bizim dinimizin felsefi olarak sonu yok. Hem zahir noktada sonu yok hem batı noktada sonu yok. Zahir noktada sonu yok arz laelâhilallah denilince, deyinceye kadar savaşmakla emrolunan bir peygamber var.

siz Avrupa’ya İslam’ı götürdünüz yetmedi. Avrupa’dan ileri Antarktika’ya kadar, Amerika’ya kadar bütün dünyanın her tarafına İslam’ı götürmekle mükellefsiniz. Zahir olarak işiniz bitmiyor. Dünya bitse hadi bakalım uzaya açılacaksınız uzayda yaşayanlara İslam’ı anlatacaksınız. Zahir manada bitmiyor. Batın manada da İslam bitmez. Neden? Yolun sonu görünse de yolun sonunu bulamazsın. Her daim sizi bir halden bir hale geçersiniz. Sufi mantelitesi açısından bir kimsenin yolunun sonu yoktur.

Yukarı mezopotamya sufi anlayışında vuslat olmadığından dolayı olamayacağından dolayı hep daha da daha daha da daha daha da daha halden hale halden hale halden hale halden hale hayretten hayrete hayretten hayrete hayretten hayrete perdeden perdeye perdeden perdeye hep devamiyet vardır. Ve hiçbir zaman bir hal üzerine kalmazsınız. Kalamazsınız. Kalırsanız zarardasınız. Böyle olunca bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine bu. Yolun sonu yok.

Hem zahir manada yolun sonu yok hem batın manada yolun sonu yok. Öyle olunca felsefi olarak tıkanıklık yok. Bakın felsefi olarak tıkanıklık yok. Hiçbir zaman tıkanmazsınız. Neden? Devam ediyor. Bir şey aynı hal üzerine kalmıyor ayetle sabit çünkü bu. Ya iyiye doğru halden hale gidersiniz ya da kötüye doğru halden hale gidersiniz. Durmak yok. Bakın ya iyiye doğruya doğru halden hale geçersiniz ya da günden güne kötüye doğru halden hale geçersiniz.

Kötüye doğru halden hale geçerseniz diyor ki öyle bir zaman gelir ki siz bu kertenkelenin deliğine gir deseler girersiniz. Onlar kim ya Resulallah? Yahudiler ve Hristiyanlar mı başka kim olacak? Evet onlar. Bakın bu kötüye doğru halden hale geçmektir. Siz günden güne günden güne günden güne kötüye doğru Hristiyanlaşır ve Yahudileşirsiniz. Günden güne. Bu yaşam tarzıyla yaşam stiliyle kıyafetinizde yediğinizde içtiğinizde düşüncenizde felsefenizde bir şey olumsuz görmenizde ne yaparsınız?

Halden hale halden hale kötüleşirsiniz. ben zaman zaman anlatıyorum ya resmi dairede çalışıyordum diyorum bir bayan geldi bize teslim ettiler diyorum ben böyle saçları gayet normal okul öğrencisi gibi taramış saçlarını gayet mütevazi. Ablası benim böyle baba dostu bir kimsenin oğluyla evlendi. O Hulusi amcada sağ mı öldü mü bilmiyorum sağ mı? Öldü mü Allah rahmet eylesin.

Hulusi amca da böyle bizim baba dostu benim babamı filan gayet yeni tanıyan babamın samimi arkadaşı, samancı Kürt Cavid’in de en samimi arkadaşı böyle biz babamı çok iyi tanıdığından biz kahvede prefe filan oynuyoruz onlarla ben babam yaşında adamlar o dedi ki bizim oğlan dedi bizim kızımıza sahip çık orda dedi tamam Hulusi abi dedim Hulusi abinin oğlunun baldızı oluyor. Harika ben yeni dervişim tabi. E kıza hoş geldin beş gittin nasılsın iyi misin? İyi güzel hoş.

Sen dedi çalışmakla alakalı ne düşünüyorsun? Dedim ben bayanın çalışmasının benim kendi şahsi fikrim dedim ben çalışmasından yana değilim bir müddet sonra dejenere uğruyorlar dedim. Kendisini zor muhafaza ediyor insanlar dedim. O olmayacağını böyle bir dejenerasyon yaşamayacağını söyledi. Zaman içerisinde sana hatırlatırım dedim. Çalışan bir bayan birinci maaş alır önce temel ihtiyaçlarını görür.

İkinci maaş alır kendisini biraz daha bir şeyler alır üç dört beş altı yedi maaşlar alınca serpilmeye başlar. Tabi o aldığınız kıza bakarsınız iş aldığınız kızı beş ay önceki kız değildir o. Murat öyle oluyor değil mi? Yanında bayan çalıştıranlar öyle bilirler. Sayıt öyle oluyordu değil mi? Bizde beş ay bile geçmiyordu değil mi? Ortalama iki buçuk üç ay. Bu kız cazdı da öyle. Tabi ilk önce odasından dışarı çıkmayan kız oda oda gezmeye başladı çaya kahveye kakara kukara ha ha ha.

Karşı oda var ben tek başıma çalışıyorum. Karşı odada belden aşağı muhabbet çok. Orada iki tane erkek katip mutemet var şey çok muhabbetin sınırı yok. Bir gün bir şuh kahkahat oradan. Dedim tamam sırası geldi. Ben ismiyle hitap ettim filanca hanım dedim ben. Ben çok nazik kibarım ya. Kendim de Mete diyeyim arada. Şimdi önce bana Mustafa abi diyordu. Ondan sonra Mustafa bey demeye başladı. Ondan sonra arada kaçırmaya başladı Mustafa’cım demeye.

Tabi ben de asancak çiğnemiş çocuğum bayındır çocuğum. Öyle cimi camı bilirim. Böyle şuh kahkaya atınca sırası geldi. Ben filanca hanım dedim ben tamam mı. Buyurun dedi dedim bir dakikalığına gelir misiniz? Ama dedi kahve içiyorum. E dedim burada da içebilirsin ben şimdi. Geldi tık tak tık tak. Ayakkabımın topukları da büyüdü tabi. Geldi karşıma oturdu. Koltuklar rahat resmi dairelerde. Bir attı bacak bacak üstüne. Seyret çiçekli mi böcekli mi neyse.

Biliyor musunuz dedim daha önce geldiğinizde ben sizin dejenerizi olacağınızı söylemiştim dedim. Bu böyle durdu bak dedim eteğinin boyu kısaldı. Önceden gömleğini dedim yukarı kadar ilikliyordun. Şimdi dedim göğüs dekoltesi var bak işçamaşırın görünüyor. Tak tak tak tak tak. Ben söylediğimi düzeltiyor. Düzeltme dedim. Alt işçamaşırın da görünüyor öyle bir bacak bacak üstüne attın ki dedim ben seyret diyorsun dedim. Dünyada bir tek sen kalacaksın bir de ben kalacağım dedim. Seni asla almam.

Bana da yazılma dedim. Bu durdu şimdi. Sen dedim Hulusi abinin dedim bana emanetesin bak ne hale geldin dedim. Bu kötüye gidiştir. Bir kimse halden hale halden hale kötüye doğru gider. Bunu bir kimse kendisi tespit edebilir. Halden hale kötüye gittiğini. Halden hale iyiye gittiğini de o kimse kendisi tespit edebilir. Bu saklı gizli bir şey değildir.


8. İlâhî Devlet Modellerinin Aklî Devlet Modelleri Karşısındaki Sonsuzluğu: Osmanlı’nın Kansız Çekilişi, Emperyalist Kansız Giriş-Çıkışları; İslâm’ın Yalnızca İbâdet-Ahlâk Değil Hukuk Dîni Olması, Beş Emniyet ve Cumhuriyet’in Başlangıçtaki “Dini İslâmdır” İbarâsının Kaldırılışı — Hâtime

o yüzden felsefi olarak İslam bugün dünya üzerinde dimdik ayakta duruyor. Hem zahiren sonu yok felsefi olarak tıkanması mümkün değil. Hem batini olarak sonu yok. Felsefi olarak tıkanması mümkün değil. Ama diğerleri tıkandı mı? Tıkandı. O yüzden akli siyaset devlet modelleri tarih boyunca hep tıkanmış. Tıkandıktan sonra da geri dönüşleri hep kanlı olmuş. Bakın geri dönüşleri hep kanlı olmuş. Osmanlı’nın geri dönüşüne bakın kansız. Osmanlı’nın geri dönüşü kansız. Osmanlı çekilmiş.

Bosna çekilmiş, Bulgaristan çekilmiş, Yunanistan çekilmiş, Yemen çekilmiş, Suudi Arabistan çekilmiş. Afrika çekilmiş geriye. Kanlı değil. Bakın kanlı değil. Eleştirebiliriz çekilmişler diye. Ama kanlı değil neden? Osmanlı bir medeniyet katledemez. Çekilirken insanları öldüremez. Çekilirken yolları, köprüleri, hastaneleri devlet tarihlerini bombalayıp atamaz. Şimdi bakın dönüşüm kanlı. Şimdi Güneyde, şeyde Suriye’de çekiliyor YPG. Ne yapıyor? Çekilişi kanlı.

Yakıyor, yıkıyor, öldürüyor, katlediyor. Ölesi çekiliyor. Amerika çekiliyor bir yerden. Çekilirken girerken de yakıyor, yıkıyor, öldürüyor, katlediyor. Çıkarken de yakıyor, yıkıyor, katlediyor, öldürüyor, çıkıyor. Onların girişleri de katliam, çıkışları da katliam. Neden? Felsefi olarak tıkanmış vaziyette. Akli devlet modeli dünya üzerinde sonu gelmiş bir devlet modeli. Bu yeni değil. Tamam. İlahi devlet modellerinin karşısına tarih boyunca hep akli devlet modelleri çıkar.

Siz onu bir peygamber din anlattığı zannedersiniz sadece. Bir peygamber sadece din anlatmaz. Aynı zamanda bir devlet modeli koyar orta yere. İslam bir devlet modeli koyar orta yere. Devletin anayasasını koyar orta yere. O yüzden sadece iman ettim Allah’ın varlığını, birliğini, dirliğini, birliğini. Tamam bitti. Bitmedi. Ne? Faiz aram. E ben iman ettim. Ama bitmedi. Fuhuş aram. Bitmedi. Bitmedi. Fuhuş’a giden bütün yollar haram. Bitmedi. İçkiye giden bütün yollar haram. Bitmedi.

Faize giden bütün yollar haram. E bitmedi. Kardeş can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, akıl emniyeti. Bunların sağlanması lazım. Bunları bozan bütün yolların hepsi de haram. Devlet onları tıkamak zorunda. şimdi İslam dinini şuraya getirmeye çalışıyorlar. İbadet ve ahlak dini. Aynı zamanda hukuk dini. İslam sadece ibadet ve ahlak dini değil. Aynı zamanda hukuk dini. Rejim var. Kolu kesilecekse kolu kesilecek. Birisi öldürmüş haksız yeri. Öldürülecek. Hukuk var Kur’ân’da.

Kur’ân’ın hukukunu nereye yapacaksınız? Kim yapacak o hukuku? Devlet uygulayacak. Zaten tıkandı yer burası ortalığın. Siz diyemezsiniz bu geçmiş hukuk. Benim dinim onu öyle emretmiyor. Sen geleceksin hiçbir suçu kabahati yok. Ondan sonra sen ne baktın bana? Öldüreceksin onu. Ondan sonra da elini kolunu sallaya sallaya gideceksin. Yok kardeşim. İslam ona hukuk koymuş. Öyle olunca akli devlet modellerinin karşısına Cenab-ı Hak her daim ilahi devlet modellerini koymuştur. Karşısına.

Ya İslam devlet kurmamıştır. Kurumuştur. Davut Aleyhisselâm’ın devletini ne yapacaksın? Süleyman Aleyhisselâm’ın devletini ne yapacaksın? Şiit Aleyhisselâm’ın devletini ne yapacaksın? Hz. Muhammed Mustafa’nın kurduğu devletini ne yapacaksın? Evet. Onlar da ilahi devlet sistemi. Düşünür. Siyasi otorisi değil, dine dayanan devleti üstün kabul eder. Dini kanunlar olmaksızın, rasyonel bir siyasete dayanan devleti eleştirir. İslam medeniyeti üzerine araştırmalar. Evet.

İbn-i Haldun özellikle dinsiz bir devleti kabul etmez. Dinsiz bir devlet olamaz İbn-i Haldun’a göre. Dinsiz bir devletin yaşaması da mümkün değildir İbn-i Haldun’a göre. Sadece akli siyasetle devam eden devletler batmaya mahkumdur. Tarih boyunca bu olmuş. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti’ni devletini ilk kuran akıl, Türkiye Cumhuriyeti devleti dini İstandır diye belirlemiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin ilk kuruluşunda Türkiye Cumhuriyeti devletinin dini İstandır diye hüküm var.

Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulurken dini İslam olarak kuruldu. Sonradan o ibarayı kaldırdılar. Sonradan layıklığı getirdiler. Hala daha layıklığın tanımı yoktur Türkiye’de. Kime göre layıklıktır bilinmez. Neye göre layıklıktır bilinmez. Hangi layıklık örneğine göre biz layıkız bilinmez. Tarifi yoktur. Ve anayasada tarifi yoktur değil. Yabancı bir kavramdır, Fransız bir kavramdır. Bildiğim kadarıyla. Ama Türkçe karşılığı da yoktur. Ama biz de buna sessiz kalırız. 6. sayfadan devam edeceğiz.

Aklınızda olsun. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz mübarek olsun. Ayınız, yılınız, ömrünüz mübarek olsun inşallah. Selamun aleyküm. Güzel bir sohbet bunlar gerçekten bu sorular çok hoşuma gidiyor. uzun zamandır aslında belki de İslam dünyasında hiç konuşulmayan meseleler bunlar. O yüzden bu sohbetleri ben konuştuğum için değil konunun ehemmiyetiyle alakalı bunları takip edin. Hatta yapabilirseniz bunları böyle bir analiz edip düzgün bir şekilde algılamakta fayda var.

Selamun aleyküm.


Kaynakça ve Referanslar

  • Ebû Bekir el-Bağdâdî ve DEAŞ’ın (IŞİD) emperyalist güçlerce araçsallaştırılması: Patrick Cockburn, The Rise of Islamic State: ISIS and the New Sunni Revolution (Verso, 2015); Seymour Hersh, The Red Line and the Rat Line (London Review of Books, 2014); Michael Weiss – Hassan Hassan, ISIS: Inside the Army of Terror; 27 Ekim 2019 Barîşâ baskını — Pentagon/DoD raporları
  • Yargılanma hakkı ve terörle mücadelede sağ ele geçirme prensibi: Cenevre Sözleşmeleri I-IV/1949 ve Ek Protokol I/1977 md. 44-47; BM Güvenlik Konseyi Kararı 1373 (2001); Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi md. 6 — adil yargılanma hakkı
  • Sovyetler Birliği’nin Afganistan’da çökertilmesi — CIA Operation Cyclone ve mücâhidînin silahlandırılması: Steve Coll, Ghost Wars: The Secret History of the CIA, Afghanistan, and Bin Laden (Penguin, 2004); Zbigniew Brzezinski, Le Nouvel Observateur mülâkatı (15 Ocak 1998); Ahmed Rashid, Taliban
  • Zulmeden toplumların başına zalim/kılıç tayini — “İzâ eradnâ en nühlike karyeten emernâ mütrafîhâ” (İsrâ 17/16): Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr tefsîrleri; Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili; ayrıca Enfâl 8/25, En’âm 6/129
  • “Allâhu yüvellî ba’da’z-zâlimîne ba’dan” — Zâlimlerin zâlimle cezâlandırılması: En’âm 6/129; Gazzâlî, İhyâ II/340 — “Emr-i bi’l-ma’rûf” bölümü; İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye
  • Zekâtın vâcib oluşu, cimrilik ve şımarmanın helâk sebebi oluşu: Tevbe 9/34-35 (“Vellezîne yeknizûne’z-zehebe ve’l-fıddate”); Âl-i İmrân 3/180; Müslim, Zekât 24-26; Buhârî, Zekât 3; Kâsânî, Bedâi’u’s-Sanâî II — Zekât nisabı ve malî sorumluluk
  • Can, mal, nesil/namus, akıl ve dîn emniyetleri — Makâsıdü’ş-Şerî’a (Beş Küllî Zarûret): Şâtıbî, el-Muvâfakât II “el-Makâsıd” bölümü; Gazzâlî, el-Mustasfâ I/286-287; Ahmed er-Reysûnî, Nazariyyetü’l-Makâsıd inde’ş-Şâtıbî; İbn Âşûr, Makâsıdü’ş-Şerî’ati’l-İslâmiyye
  • İslâm’ın yalnızca ibâdet-ahlâk değil aynı zamanda hukuk dîni oluşu: Mâide 5/44-50 (hükmetme âyetleri); Nisâ 4/59, 65; Ahzâb 33/36; Molla Hüsrev, Dürerü’l-Hukkâm; Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye mukaddimesi (Ahmed Cevdet Paşa); M. Tâhir İbn Âşûr, Usûlü’n-Nizâmi’l-İctimâî fi’l-İslâm
  • “Kurtulursanız mutlakâ kertenkelenin deliğine bile girersiniz” hadîs-i şerîfi — Yahûdî ve Hristiyanlara benzeme: Buhârî, Enbiyâ 50, İ’tisâm 14; Müslim, İlim 6; İbn Mâce, Fiten 17 (Ebû Saîd el-Hudrî rivâyeti)
  • Halden hale geçiş — “Küllü yevmin hüve fî şe’n” ve sufî sülûkunda makâmât: Rahmân 55/29; Kuşeyrî, er-Risâle “Ahvâl ve Makâmât” bölümü; Serrâc, el-Lüma’; İbn Arabî, Fütûhât II “Menâzil” bahsi; Abdülkerîm Cîlî, el-İnsânü’l-Kâmil
  • Yukarı Mezopotamya sûfî anlayışında vuslat değil temâdî (hayretten hayrete, perdeden perdeye): Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf III/1400-1510 “Aklın Fikirde Hayran Kalması”; İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem — Nûh ve Üzeyir fassı; Abdülkâdir Geylânî, Sırrü’l-Esrâr
  • Dâvûd ve Süleymân Aleyhime’s-Selâm’ın ilâhî devlet modeli: Bakara 2/251; Sâd 38/20-26, 35-40; Nemi 27/15-44; İbn Haldûn, Mukaddime “Hilâfet ve Mülk” faslı; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye
  • İbn Haldûn’un dînî siyâset ile aklî siyâset tasnifi ve sâdece aklî siyâsete dayanan devletlerin helâke mahkûmiyeti: İbn Haldûn, Mukaddime III/25-30 “Siyâset-i Dîniyye ve Siyâset-i Akliyye” faslı (çev. Zâkir Kadirî Ugan / Süleyman Uludağ); Umit Hassan, İbn Haldûn’un Metodu ve Siyâset Teorisi; Hamid İnayet, Çağdaş İslâmî Siyâsî Düşünce
  • Osmanlı’nın medeniyet olarak kansız çekilmesi — Balkanlar, Hicaz, Yemen, Mısır, Kuzey Afrika: Kemal Karpat, Osmanlı’dan Günümüze Etnik Yapılanma ve Göçler; İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı; Justin McCarthy, Ölüm ve Sürgün; Osmanlı Arşivi, Hicaz ve Yemen tahliye kayıtları
  • Batı’nın 100 yıldır tehlike üreterek kendini ayakta tutması — “War-making and state-making”: Charles Tilly, War Making and State Making as Organized Crime (1985); Noam Chomsky, Hegemony or Survival; John J. Mearsheimer, The Great Delusion; Samuel Huntington, The Clash of Civilizations — medeniyet eleştirisi
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarında “Devletin Dîni İslâmdır” ibâresinin serüveni: 1921 Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu; 1924 Anayasası md. 2 “Devletin dîni, Dîn-i İslâmdır” (1928 tâdili ile kaldırıldı); 1937 tâdili ile “laiklik” ilkesinin anayasal teminat altına alınması; Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku Dersleri; Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri
  • Laikliğin Türkçe’de karşılığı bulunmayan Fransız menşeli bir kavram olması: Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma (YKY); Şerif Mardin, Din ve İdeoloji; Cemil Meriç, Bu Ülke ve Mağaradakiler — “Lâik” maddesi; Jean Baubérot, Les Laïcités dans le Monde
  • Avrupa’da evlilik müessesesinin çöküşü ve cinsî râzîlık yaşı — karşılaştırmalı mevzûat: Hollanda Ceza Kanunu md. 245, 247 (istisnâî 12-16 yaş uygulaması 2002’ye kadar); Alman Ceza Kanunu §182; Eurostat Demography of Europe 2023 — evlilik-boşanma oranları; David Goodhart, The Road to Somewhere
  • Zikrullah meclislerinin fitne zamanlarında belâların def’indeki rolü — “Sadaka belâyı def’eder” ve “Kavmin hayırlıları zikredenlerdir”: Tirmizî, Deavât 107; Müslim, Zikr 38-39; Nevevî, el-Ezkâr mukaddime; Abdülkâdir Geylânî, el-Gunye li-Tâlibî Tarîki’l-Hakk II — Zikir adâbı