Sahte Önderler

Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber olmayan kimseyi hak rehber gibi gösterir

Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


O yalancı şeyhin hiçbir olmadığı meydana çıkıncaya kadar talibin de ömrü tükenmiş olur. Artık anlamanın ne faydası var? İnsanın ömrü gidiyor o kimsenin yalancı olduğunu anlayıncaya kadar. Y bir kimse bir yere derviş oluyor. Şeyhin ömrü ne kadar? İşte onun ömrüyle beraber 15 yıl, 20 yıl, 30 yıl. E ben 90’da buraya geldim. 90’dan beri derviş olan kardeşler var. Şimdi 35 yıl olmuş. Vay v bizim duvar yıkılmış zaten artık. Eskimiş de 35 yıl bir insanın neyi ne olup olmadığı çıkarmayın. Bakara 9. Onlar. Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki kendilerinden başkasını aldatmazlar. Farkında değillerdir. Bu böyle hani yalancı önderler, sahte o iman edenleri aldatmaya çalışırlardı. Ben şeyhim, ben alimim, ben siyasetçiyim, memleketi ben kurtaracağım, sizi ben kurtaracağım. Düşün.

peşime derler. Oysa onlar onlara ehliyetli değillerdir. Ama ne yaparlar? Aldatırlar insanları. Ama hakikatte de kendilerini aldatırlar. Allah muhafaza eylesin. Ve onlar kendilerini helak ederler. Bir de peşinden gidenlere de zarar verir bunlar. Yine. Araf suresi ayet 1617. İblis dedi ki, “And olsun ki senin doğru yolunun üzerinde oturacağım. Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım. Şeytanın en tehlikeli hilesidir bu. Kendisini ve o hak rehber olmayan kimseyi hak rehber gibi gösterir ve şeytan onun etrafını herkesi. Şimdi herkes zanneder ki o hakikatin peşinde toplandılar. Değil. O kimse hakikat konuşmuyorsa, o kimse. Kur’an sünnet konuşmuyorsa, o kimse sufiliğin hakikatini konuşmuyorsa, o kimse dinin özünü anlatmıyorsa şeytandır onun destekçisi. Etrafına onların şeytan bütün herkesi. Bir bakmışsınız kalabalık bir güruh olmuş ve.

Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber Hakkında

o kalabalık güruh neyin hakikat olduğunu görmekten uzaktırlar. Kördür onlar. Ve işin acı tarafı onun etrafında o kadar çoğalırlar ki şeytan insanları çoğalttıkça çoğaltır. Çoğalttıkça çoğaltır onları. Normalde o kimse de o kalabalığı görür. Gurura kibire düşer. Şimdi tarih boyunca peygamberler hak ve hakikati anlatmışlardır. Ve peygamberlerinin hak ve hakikatine tabi olan ona iman edenler hep az olmuştur. Çok olmamıştır. Orada bütün herkes geliyorsa çoksa onun hakikati anlatmadığına işarettir. O kimse. Kur’an’ı ve sünnet-i seni anlatsa, haramları, helalları anlata, dinin özünü ve hakikatini anlatsa, tebliğ etse, o kimsenin etrafında o kadar kalabalık olmaz. Şeytan çünkü oraya gidecek. Olanların önüne set çeker. Gelir mesela buraya şeytan vesvese verir. Burada dizlerin üzerine mi oturacaksın saatlerce? Ne dinliyorsun ki bu adamı? Hım. İnsan.

kokuyor burası. Bana öyle dedi. Hocam çok iyi, çok güzel ama sizin orası insan kokuyor dedi. Doğru söylüyorsun dedim. Biz o kokuyu bir türlü değiştiremedik dedim. Hocam dedi böyle bir şeyler yapsak dedi. Vallahi insan kokuyor dedim. Ne yapayım dedi. Anlamıyor hala daha. Allah onu kendisine söyletiyor. İnsan kokuyormuş. Lan burası insan yeri zaten. Hayvan kokacak değil ya burası. Burada içi hayvan dışı insan zaten sabredemez bizim içimizde. Bir gün gelir 3 gün gelir 5 gün gelir. Ha der ne işimiz var burada bizim der. Gelmez. Neden biz ona. Kur’an sünnet anlatacağız? Neden biz ona sufiliğin hakikatini anlatacağız? Neden biz ona yolu. Anlatınca onun nefsi daralacak burada. Şeytan ona vesvese verecek. Yürü bak işine diyecek ya sıcakta terliyorsun, soğukta üşüyorsun.

Burası nasıl bir yer? Öyle diyecek. Iblis seni doğru yola götürmek istemez. İblis seni hakikat yolunda rahat bırakmaz. O yüzden derim, “Bu yol zordur diye.” İblis seni heva ve hevesini ilah edinenlerin peşine düşürttürür. İblis seni şeytanın velisi olan insanların peşine düşüttürür seni. O şeytanın velisidir. O şeytanın zakiridir. O şeytanın dervişidir. O şeytanındır. Şeytan onu istediği gibi kullanır ve kendi avanesi de onu alkışlar. Neden şeytani? Çünkü hiçbir peygamberin ümmeti kalabalık olmamıştır. İsa. Aleyhisselam’ın sağlığında kaç kişi. İsvi oldu? Musa’nın sağlığında kaç kişi. Musevi oldu? Hz. Muhammed. Mustafa’nın sağlığında kaç kişi. Muhammed oldu? Mekke’de kaç kişi iman etti. Hz. Muhammed. Mustafa’ya? Bedir’de 600 kişilerdi. Uhud’ta bir avuçtular. Hendek’te bir avuçtular. Kaç kişi iman etti? Medine-i. Münevvere’deydi. Hendek kazasında kaç.

Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber Sohbeti

kişi hendek kazdı? Kaç kişi savaştı? Ayıyı ikiye böldü. Gene inmadı. Sen tam bir büyücüsün dedi. O yüzden hakikat yolunda gidenler azdır. Hakikate erenler de azdır. Şeytan bir de azlıktan imtihan eder onları. Bak bunlar doğru olsaydı çok olurlardı. Bunlar doğru değiller ki. Çok değiller. Bak işte şeytan bir de buradan vurur. Sağdan soldan vurur. Evet. Bir bulur şeytan. Bir kılçık atar ona. Seni hakikat yolundan alıkoymak ister. Zakiri bahane ettirir. Çavuşu bahane ettirir. Sıcaklık bahanedir, soğukluk bahanedir. Oradaki görevli kardeşler ki buraya oturma, yolu kapatma, şuraya otur. Ben gittim orada bana karıştılar. Orada ne yapsınlar? Karışmasınlar mı sana? Aman senin nefsin firavunmuş. Bilememişiz biz senin nefsinin firavun olduğunu. Oradan kalk buraya otur deyince sen yolu da kirlettin. Gittin çok.

nefsin firavun senin. Başka bir değil. Ama o hakikat yolu. Hani. Mahmud üftad hazretlerine derviş olmaya gidiyor. Binmiş hatının üstüne. Üftad hazretlerinin evi yukarıda. O zaman için. Bursa’nın. Kenar. Mahallesi, Fukara. Mahallesi. Üftad. Hazretleri. Mahallesi, Zengin. Mahallesi aşağıda. Ulu. Cami’nin o bölgede o tarafta at yukarı çıkmıyor. Mahmut-i. Hüday. Hazretlerinin üzerinden atıyor. Atığı. Mahmud-i. Hüai. Hazretlerini taşımıyor. Mahmut-i. Hüdaye. Hazretleri alim, zamanın kadısı. Diyor ki bu yol kutlu bir yol. At day diyor beni oraya götürmek istemedi. Şeytan onu geldi dürtükledi diyor. O feraset yok ki şimdi dervişlerde. Onlara şataat şatavat lazım. Tabii şeyh arabayla giderken etrafında 50 kişi 100 kişi arabayı koruyacak. Koşacak arkasından. Vay ne büyük şeymiş ya. Tabii araba vapurundayız. Ben de araba vapurundayım. İstanbul’a sohbete gidiyorum.

Bir tane efendi böyle siyah giyimler, takım elbiseler, kulaklıklar, bilmem neler. Lan dedim bu ne? O efendi de oturdu oraya. Kahvaltılıklar geldi öne. Ama o kulaklıklar böyle sanki devlet başkanını koruyorlar. Hayırdır dedim. Hani ne bu kadar üstadımıza. Mossat her zaman operasyon yapabilir dedi. O Mossat bunu operasyon yapacaksa onların da. Allah belasını versin dedim. Hani o. Mossat buna operasyon yapacak. O görüntü lazım ama o lazım. O çok ehemmiyetli çok önemli. Mossat ona operasyon yapabilir. Tabii o görüşmeyecek herkesle. Konuşmayacak herkesle. E böyle sohbet mi olur canım? Sen de herkes gibi sohbet ediyorsun burada. Tabii o sırtça köşke oturacak şuraya. Cafer bilmiyor bizim bu işleri. Şuraya bir tane camdan bir köşe yapacak. Ben orada oturacağım. Herkes gelecek bana selam.

verecek. Biz öyle olamadığımızdan. Cafer de öyle yapamıyor. Tabii gelecek millet camıyı yalacak orada. Şeh dedin öyle olmalı. Şeh dedin. Hilton’un çıkmalı. O mescit katına camdan oradan durmalı, selamlamalı. Müritler aşağıda. E şeh dediğin adam hacca gidecek otelde sular kesilecek sabundan dışarı çıkacak. Sabunlanmış sular kesildi. Ha. Sait ondan şeyh mi olur ya sen? Vallahi olmaz. Billahi olmaz. Tutmaz o çünkü. Şeyh dedin böyle bir kelleli kulaklı bir olması lazım. Böyle bir avanesi.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Şeytanın en tehlikeli hilesidir, hak rehber sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.