Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu da kesada uğradın? Üzümün tam olacakken bozulup gittin. Hz. Pir. Allahu alem buradaki asmayı insana benzetmiş. İnsanın potansiyeli, insanın yapabilirleri yapamaması. O yüzden asmayı şimdi tabii genel olarak insanlar şehirlerde büyüyorlar. Ancak köyde veya tarlası olanlar asmayı bilir. Üzüm. Şimdi asmayı normalde ekersin küçücük bir fide gibi. Ondan sonra o büyümeye başlar. Sen onun üzerinde işçilik yaparsın. Bakarsın edersin, çatarsın. Sonra ilaçlarsın. Sonra o koruk olur. Koruktan sonra üzüm. Önce ne olur? Koruk olur. Üzüm olgunlaşmamış haline koruk denir. Buradaki bu asma metafor benzetmesi çok hoşuma gitti. Benim asmayı bildiğimden için eğer o asma yedi veren ise bir de yedi veren asmalar vardır. Adı yedi veren olarak kalmıştır. O bir başlar baharda koruk vermeye.
Ta sonbahara kadar hep koruk verir. O yedi veren asma derler bizim orada ekşidir onun tadı. Ama bütün üzümler biter, her biter. O hala daha yeşil koruk verir. Yediveren asmsı diyoruz biz ona. Şimdi. Hz. Bedevinin ağzından eşine söyle diyor. Sen diyor üzümlerle dolu bir asmaydın. Bu muhteşem bir. Sen böyle üzüm veren, üreten, devamlı türü taze kendini tutan, kendini sağlam tutan bir asmaydın. Ama senin diyor üzümlerin yenileceği zaman olgunlaşmayı bekledik. Koruk üzüme dönecekken sen kendi kendini kötüleştirdin. Kendi kendini heba ettin ve o koruklar biz olgunla nasın biraz daha kemale ersin. Yimi hoş olsun ağza tat versin diye beklerken sen çürüdün. Meyven olgunlaşması gerekirken meyveyi çürüttün sen olgunlaşmadan. Bu ne demek? Sen dünyevileşmemen gerekiyordu. Sen ne güzel normalde.
Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün Hakkında
öyle bir şeydin ki sen rüyalar görürdün, haller yaşardın. Namazını kılardın, dersini çekerdin, güldür zikirlere giderdin. Ama sen kalktın, nefsine uydun, kibire düştün. Kendi kendini bir zannettin. Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün. Sen kendini işe yaramaz hale getirdin. Dış, için çürük kokuyor ama. Dışın ne güzel nefasetli görünüyor. Ermiş, olgunlaşmış gibi görünüyor. Ama sen kendi özünü bozdun, yolunu bozdun, çizgini bozdun, geriye doğru gittin. Sen olgunlaşıp kemale erip insanlara faydalı olman gerekirken sen o olgunlaşma sürecini geri çevirdin. Bu neyle oldu? Bu dünyaya aldanmanla oldu. Heva, hevese uymanla oldu. Nefsini ilahlaştırmanla oldu. Sen şımardın. Şımarınca kaybettin. Allah muhafaza eylesin. >> O dünya senin yakından tuttu. Dünya senin kalbini çevirdi. Oysa hadis-i şerifte. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve.
sellem hazretleri buyurmuştu ki, “Ademoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, malı olsa üçüncü bir vadi daha arzu eder. Ademoğlunun karnına ancak toprak doldurur. Allah tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder” dedi. Buhari. Müslim bunu ne zaman söyledi biliyor musunuz? Bu hadis-i şerifi bir yoldan geldi. Bir kimse çok temiz giyimli. Buranın emiri kim dendi. Buranın emiri kim deyince peygamberi gösterdiler. Sallallahu aleyhi ve sellem. O dedi ki, “O kimse, sana hediyeler geldi. Medine’nin filanca vadisinde seni bekliyor.” dedi. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kalktı o hediyeleri almak için. Dedi ki, “Onların buraya gelmesi mümkün değil. Çok büyük hediyeler. Katar dediler. Hzreti. Abbas dedi ki, “Ey yeğenim, ey. Muhammed” dedi ki, “Yük ise ben yükler getiririm. Bir şeyse yardımcı.
olurum. Hz. Abbas’ın içerisinde öyle bir dünya sevgisi var. Müsaade et ben seninle geleyim” dedi. O da olur amca dedi. Gittiler vadinin başına. Vadinin başına gittiler. Bir katar işte zebercet, bir katar mercan, bir katar altın. Ne ararsanız var katar. Tabii o hediyeleri getiren kimse. Hz. Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelen. Katarları, o gelen hazineleri tanıtıyor. Diyor ki şunda mercan yüklü, şunda altın yüklü, şunda gümüş yüklü, şunda şunlar yüklü, bunlar yüklü. Bunları söyledikçe. Hz. Abbas diyor ki, “Ey. Muhammed, bunların hepsi senin mi?” “Benim amca.” diyor. Bir daha söylüyor. Bunların hepsi senin mi? Benim amca diyor. Tabii o gelen hediyeleri getiren tanıtıyor. O her seferine benim amca diyor. Ondan sonra en sonunda diyor ki, “Hepsi de senin.
Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün Sohbeti
mi?” “Hepsi de benim.” diyor. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bakıyor ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onda dünya sevgisi aşırı. Son hicret edendir. Hz. Abbas. Mekke’deki işi kol çevirmektir. Faizciliktir. İlk. Mekke fethedilince bugün faiz ayaklarımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de amcam. Abbas’ın faizleridir. Der. Gelir dili titrek bir şekilde, “Ey. Muhammed, ben paranın aslını da mı almayayım?” der. Yok. Aslını al der ama faizlerini bırak derdi. İlk kaldırdığım faiz odur der. O Mekke döneminde. Hz. Abbas’ın faizciliğini yasaklamaz. Çünkü. Mekke o zaman için müşrik bir devlettir. Müşrik bir devlette müminle kafirlerin arasında faiz yoktur. Hükmün çıkış noktalarından birisi de budur. Müşrik bir devlette müminle kafirlerin arasında faiz yoktur. O Hz. Mekul hadisi de bunu destekler. Velhasıl.
Hz. Abbas. Efendimiz radıyallahu anh hazretlerine normalde göğsünü bir sıkar böyle kucaklar onu. Sıkınca. Hz. Abbas efendimizin ağzından simsiyah bir duman simsiyah bir duman çıkar. O zaman bu hadis-i kutsi söyler. Ademoğlunun iki vadi dolusu altına olsa üçüncüyü ister. Ademoğlunun karnını ancak toprakta örür. Sen ne kadar çok mal biriktirirsen habire daha mal biriktirmek istersin. Yaşlanırsın. Yaşlandığında bile mal biriktirmenin derdine düşersin. Ha gelmiş adam 60 yaşına hala daha kaç tezgah alacağım, kaç tezgah satacağım, kaç bin metre mal yapacağım, ne kadar şunu yapacağım, ne kadar bunu yapacağım onu hesaplıyor. 60 yaşına gelmişsin. Yaşayacağın 10 yıl daha senin. Azam hadi yaşa. 75’e kadar yaşa. 15 yıl yaşa. 60 yaşına kadar yapmışsın yapacağını. Daha ne yapacağım diye uğraşıyorsun. Bırakacağın parayı sen.
yesen 15 yıl yiyemezsin zaten. En fazla çoluğun çocuğun torunun der ki dedem biraz daha fazla çalışıp biraz daha fazla bıraksaydı da. Ama o dünya sevgisi, dünya hırsı adam 70 yaşına da gelse bırakmaz. Dünya sevgisi var ise, dünya hırsı var ise 70 yaşında fabrika kuracağım diye uğraşır insan. Adam gelmiş 75 yaşına daha fabrikanın başında. Eyvallah bir diyemeyiz. Herkesin kendi hayatı. Allah muhafaza eylesin. O yüzden dünya şeytanın şarabı gibidir. Seni onunla sarhoş eder. Seni onunla perişan eder. Allah muhafaza eylesin. >> Amin. >> Ve insanoğlu gerçekten enteresan varlık. O dünya sevgisine kaç yaşında olursun olsun bir kaptırırsa kendini kaybolur gider. O yüzden insan dışarıda, etrafta, orada burada altın arama yoluna girerken kendi iç dünyasındaki cevherini unutur. Oysa. Allah.
bütün insanları ahsen-i takvim üzerine yaratmış ve bütün insanların kalbine nur vermiş. O nur harekete geçtiği anda o kimse insan-ı kamil olur. İnsan kendi üzerinde bulunan halifelik nurunu veya halifelik düvesini unutmuş. Dışarıdan bir sürü arar. Allah muhafaza eylesin.
İlgili Sohbetler
- Duygu insanı hakikate götürür ama duygunu ilahlaştırırsan seni batırır
- Nefisle mücadele etmek gerek, nefisle mücadele olmazsa o gül bahçesinin kokusunu
- sLYVE Korku, nefis, heva heves ümmet-i Muhammedin en büyük hastalığı, bu yüzden suskun
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Senden üzüm yemeyi beklerken biz, sen kendini çürüttün sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.