Sâdık Bir Tarikat Ehli ile Süfî Olmayan Âlim
Said Nursî hazretleri şöyle buyurur: ‘Adi bir sâmimi ehli tarikat, sûrî ve zahirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder.’ Buradaki ‘adi’ kelimesi hor görmek için değil, ‘sıradan, alçakgönüllü’ anlamındadır. Sâmimi bir tarikat ehli, makam, para, şöhret ve mevki aramayan kimsedir.
Bu tarikat ehlinin kendini muhafazası, yani imanını kurtarması iki şey sayesinde gerçekleşir: muhabbet-i evliyâ ve silsile-i meşâyih. Allah için sevilen velîlere duyulan derin muhabbet ve bu muhabbetin aktarıldığı şeyhin şeyhi silsilesi, kulu dalâlet hücumlarına karşı korur.
Büyük Günahla Fâsık Olur, Kâfir Olmaz
Bir tarikat ehlinin büyük günaha düşmesi mümkündür; kebâir ile fâsık olabilir. Fakat kolayca kâfir olmaz, zındıklığa sürüklenmez. Sebebi şudur: kabul ettiği aktab ve silsile-i meşâyih nazarında hiçbir kuvvet sarsıcı olamaz. Şeyhinin şeyhi, onun şeyhi zinciri, kişiyi îmânın derininde tutar.
Şeyhlik İlanı: ‘Rafa Koyduk’
Mustafa Özbağ Efendi, şeyhinin kendi adına şeyhlik ilanını emretmesi üzerine şöyle demiştir: ‘Ben şeyhim ölünceye kadar şeyhlik yapmak istemiyorum, yapmayacağım.’ Efendisi ısrar edince: ‘Aldık, rafa koyduk’ demiş. Bu tutum, mânevî kemâlin davâ ve makam peşinde koşmayan hâlinin en güzel ifadesidir.
Hakiki hizmet şu ölçüyle tanınır: ne zakirlik, ne çavuşluk, ne nakiplik, ne halifelik, ne şeyhlik istemek. ‘Ben bir şey istemek için dergâha girmedim; şeyhim ölünceye kadar burada mukim ol Ya Rabbi’ demek.
Kaynaklar
Kaynak: ‘Adi samimi ehli tarikat mütefenninden kendini daha korur’ — Said Nursî — Mektûbât / Lemalar
İlke: Silsile-i meşâyih imanı koruyan mânevî zincirdir — Genel tasavvuf usûlü
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin Dergâh Sohbeti kaydından yazıya aktarılmış ve tez formatında düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=wqUat91TI4k
İlgili Sözlük Terimleri: Şeyh, Silsile, Muhabbet, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı