İmam hatipli çocuklar soru soruyorlar filan böyle şey yapıyorlar. Yani imam hatip’e çocuğunu gönderecek mi göndermeyeceksin mi? Bu bile tartışma çıkacak. Yani acaba göndersek mi? Gönderirsek hadis eee inkarcısı mı olacak? Mezhep inkarcısı mı olacak? Hazreti Peygamber de günaha girdi mi dencek. Yani ne dencek oradan? İmam Hatip’ten imam hatipte ve ilahiyatta konuşulanlara bir dinleseniz çocuklarınızı göndermekten korkarsınız. Yani ilahiyatlardaki tartışmaya bak.
Yani eşcinseller. Eşcinsellik hastalık mı, sapkınlık mı? Sapkınlık değil mi? Hastalık mı? Sapkınlık mı? Eşcinsellerin enşinselliğe hakları var mı yok mu? Bunları tartışıyorlar. Sınıflarda tartışıyorlar. Ondan sonra imamın birisi de çıkıyor çizgi dışı laflar söylüyor. İmamının imamlığını bırak diyor. Ben imamlığımı dost doğru yapıyorum diyor ama ben ateistim diyor. Hadi çıkışın içinden. Ateist imamın arkasında namaz kılınır mı kılınmaz mı? Hanefe’ye göre kılınmaz.
Şafiye, Malikiye, Hanbeliye’ye de göre kılınmaz. Ateistse kafir onun arkasında namaz Ayıkla pirincin taşını. Ne yapacak şimdi oradaki camideki cemaat? Diyecekler ki imama sen şurada kenarda dur. Biz kendimizden bir imam çıkaralım. O namazı kıldırsın. O da diyecek ki hayır ben devlet memuruyum. Devletin 657’li memuruyum. Namazı ben kıldıracağım. Ben görevimi yapıyorum. Ateistim ama ben görevimi yapıyorum. Ben memurum. Ben olsam o imamın yerine derdim. Diyanette laik bir kurum.
Diyanet laik bir kurum. Laik bir kurumun benim ateistliğimle ne işi var derim. Bizim Mehmet Emin Bey bana Anayasa Mahkemesinin şeyinin kararını attıydı. Anayasa Mahkemesinin kararı var. Ben böyle söylerken ben hukuka uygun söylüyorum. Anayasa Mahkemesi karar vermiş demiş. Diyanet İşleri Başkanı laik bir kurumdur. Yani Diyanet İşleri Başkanı bir dine dayalı bir kurum değil. içinde ateistini de barındırır, içinde Hristiyanı da barındırır, Yahudiyi de barındırır, putperes’i de barındırır.
Hepsini de barındır laik bir kurum. Muhteşem bir anayasa kararı. Anayasa Mahkemesinin kararı. Öyle olunca imam ateistmiş olabilir. İmam çok özür dilerim eşcinselmiş olabilir. Eşcinseller de var çünkü. İçki içenler var. Bildiniz içki içen imamlar var. Yıllar önce benden fetva istemişlerdi. Çünkü adam içiyor. Benim namaz kıldırmam normal mi diyor buna? Sarhoşken yaklaşmayınız diyordum. Ben kendimi biliyorum ki diyor. Dedim sen nerede imamlık yapıyorsun? Ege bölgesini söyledi bana.
Dedim yok hani Hanefi’ye göre dedim sonuçta dedim onun etkisi senden gitmiyor. Ne kadar içtiğini bilmiyorum ama dedim yani kıldırma yapma dedim ya. Ya dedi ben senin sohbetlerini hep dedi dinledim dedi. Hani sen böyle çağdaş bir şeyhsin. Dedim değil ben klasikim. Ben Kur’an sünnete bakıyorum dedim ya nerede görülmüş dedim içki içen bir imam dedim kalkacak namaz kıldıracak cemaate. Ama bakın tırnak içerisinde söylüyorum bunu. Bozulma başladıysa onu durduramıyorsunuz.
fermuar gibi devam ediyor. Bozulma devam ediyor. Değişim, dönüşüm devam ediyor. Ya biz şimdi insanlara böyle zor geliyoruz, aykırı geliyoruz. Biz denişim, dönüşüme itiraz ediyoruz. Karşı duruyoruz. Diyoruz ki hayır kültürel değişim dönüşüm olmayacak. Hayır ibadetlerde değişim dönüşüm olmayacak. Kur’an ve sünnet seneyi anlamamızda, yaşamamızda değişim olmayacak. Hayır, siyasi olarak değişime, dönüşüme uğramayacağız diyoruz. Bizim ensemizde biraz da o yüzden boz pişiriyorlar.
Öyle bir değişime dönüşüme Hakkında
Yani değişime dönüşüme tabi olmak ne demek? Değiştireceksin kendini dönüştüreceksin habire. Ne tarafa döneceğin belli değil. Yani senin buna normalde karşı çıkarsan Kur’an sünnet dairesinde duracağız. Biz imamların içtihadı dairesinde duracağız. Biz ilk sufilerin yolunda duracağız deyince biz karşıya şey geliyoruz. Biraz böyle radikal geliyoruz veya karşıya biraz biz sert geliyoruz, dik geliyoruz. Örneğin herkes kendi kafasınca bizi bir yere oturturuyor.
Umrumda değil benim bu. Y bundan bir şikayetim yok benim. Ben kendi kendimi değişime, dönüşüme tabi tutmamaya gayret ediyorum. Yani Kur’an sünnet çizgisinde dur. İmamların çizgisinde dur. Aman eski sufilerin çizgisinde dur. Boş ver diyorum sen. Hani bu çizgiyi sen koru. Bu çizgiyi sen muhafaza et. Rahata düşme. Sakın şuna düşme. B sakın buna. Kendimi methetmek için söylemiyorum. Çünkü o değişim dönüşüm fırtınasına bir kaptırırsan kendini geriye alamıyorsun kendini.
Dervişler açısından da aynı. Siz bir değişime dönüşüme kendinizi kaptırın. Geri alayamazsınız kendinizi. Bir bakmışsınız eller havada, orada buradasınız. Bir bakmışsınız bu bir sürü taviz veriyorsunuz dini hayatınızdan. Bu öyle bir melanet bir şeydir ki heva heves. Öyle bir melanet bir şeydir ki nefis. Öyle bir melanet bir şeydir ki şeytan. Bir yerden girdi mi insana bunlar? Bunu dışarı çıkarmak çok zor. O yüzden bakıyorsun şimdi Türkiye’ye, İslam dünyasına bakıyorsunuz.
Yani bundan 50 yıl önce örnekliyorum bunu. Hicaz bölgesinde Şakira’nın konserini düşünebilir miydiniz? Düşünemezdiniz. Aynı şekilde Türkiye’de de düşünemezdiniz 50 yıl önce. Ama öyle bir değişime, dönüşüme tabi tutuluyorsunuz ki her şeyinizi değiştiriyorlar sizin. Her şeyinizi, evlerinizi değiştiriyorlar, eşyalarınızı değiştiriyorlar. Kıyafetlerinizi değiştiriyorlar. Dini algınızı değiştiriyorlar. Kültürünüzü değiştiriyorlar. Yemeğinizi değiştiriyorlar. içeceklerinizi değiştiriyorlar, yürüyüşünüzü değiştiriyorlar, harcamalarınızı değiştiriyorlar.
eğitiminizi en başta değiştiriyorlar zaten. Zaten eğitim değişince bütün her şey değişiyor. Yani o değişime tabiniz 55 60 yıldan beri. Yani anneleriniz, babalarınız o değişimi satın aldı zaten. Anneleriniz, babalarınız satın aldı. Siz de o değişimi anne babadan alaraktan siz de o değişimi satın aldınız. İçinizden birisi çıktı. Kelaynak kuşu gibi bu böyle olmaz. Kur’an bunu söylüyor, sünnet bunu söylüyor. Ben böyle yaşayacağım deyince zaten o değişime dönüşüme siz karşı çıktığınızdan anneniz, babanız, sülaleniz sizi dışlıyor.
Arkadaşlarınız, çevreniz sizi dışlıyor. O dışlanmayı göğüsleyebiliyorsanız imanınızı kurtarabiliyorsunuz. Dini hayatınızı kurtarabiliyorsunuz. O dışlanmayı göğüseceksiniz. Çünkü evleniyorsunuz, eşiniz sizi dışlıyor. Kur’an sünnet tarihsinde derse mi gideceksin, zikrullah’a mı gideceksin? Kadın erkek değişmiyor bunda. Hiçbir şey bulamazlarsa ya Mustafa Özbak kadınlara sohbet ediyor, elini öptürüyor ya. Gitmeyin ona. Kadına erkeği. Yani öbür tarafta görmüyor kendisi.
Öyle bir değişime dönüşüme ve Önemi
Daha evlenirken onun eşini kendisi öpmeden takı takanlar onun eşini öptü. Halbuki takı takarken öptü. Nasıl basma ya? Onu görmüyor ama o daha nişanda öptü onun. nişanlısını başkaları öptü öptü onu görmüyor o değişim dönüşüm böyle bir şey yani. Senin eşin dekolte geziyor. Senin kızın dekolte geziyor. Onu herkes görüyor. Onu durduramıyor. Ama değişim dönüşüm böyle bir şey farkında değil insanlar. onu satın alıyor. Değişimi, dönüşümü. Satın alınca biz değişip dönüşüyoruz.
Bakın fetvalara. Bir Din İşleri Yüksek Kurulu var. Fetvalarını okuyorum. Onların yazıyor. Hanefi’ye göre, Hanefi, Maliki, Şafii’ye göre böyle böyle olsa da bu zaman da böyle olması lazım. Diyorum ki tamam denişime dönüşüme tabi tutulmuş. Değişime dönüşüme tabi tutuluyorsunuz. Ha ne diyor? Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir. Hoş geldin 23 Nisan geçti. 19 Mayıs gelecek. Hadi hazırlanın. Değişime dönüşüme tabi olun. 19 Mayıs Gençlik Bayramı. Haydin hatunları iş çamaşırıyla çıkarın dışarı.
Gencecci kızları iş çamaşırıyla çıkarın. Yıllardır seyrettim ben bunu. Siz de seyretmediniz mi? Kızları iş çamaşırıyla bayram tertibine çıkarmak çağdaşlık. Kız başını örtmüş. Gerici üniversiteye giremez. 23 Nisan’da yarı çıplak bir kadının direkt dansı yapmak çağdaşlık. Aha haberlerde. Aha haberlerde. Değişim dönüşüm devam ediyor. Ramazan bayramı yok. Şeker bayramı var. Değişim dönüşüm devam ediyor. Kurban geliyor. Şimdi bu kadar hayvanı kessiniz, telefsiniz siz.
Değişim dönüşüm devam ediyor. Ulan bu millet ot mu yiyor yıllardır? Ne yapıyor Nusret böyle tuz atarken ota mı tuz atıyor? O değişime dönüşüme tabiniz. Kurban keseceksiniz. Sünnet kurbanınızın başında durmak. Sünnet kendinizin kesmesi. Sünnet değişim dönüşüme bak. Vekaletle kurban kesebilirsiniz. Sabancı kim? Carrefour kim? Haydi sıraya gir. Carrefour’dan kurbanlık kal. Bak açık açık isim veriyorum bildiklerimi. Ya bayramın birinci günü kurban geldi sana. Ulan biz kendimiz kesiyoruz.
Birinci gün bitmiyor bizim işimiz. Ne zaman kesildi, parçalandı, eve geldi. Değişim, dönüşüm devam ediyor. Haydin pamukeller cebe. Yurt dışına vakıflar var. Oralara kurban gidiyor. Haydi vakıflara yazın. Kurbanı ödeyin. Ucuz bir de. E değişim dönüşüm yani sabahin adam gidecek kurban kes, uğraşacak hayvan almak için gidecek hayvan bakacak bir tane kasap bulacak uğraşacak onunla uğraşılır mı ya? Bir onun bayram tatili var. Haydi gönder parayı. Kurbanımızı kestik biz filanca yere gönderdik.
E haydi tatile. Değişim dönüşüm devam ediyor. Küçük küçük adımlar gibi görüyorsunuz. Büyük adımlar bunlar. Büyük adımlar her alanda. Rabbim bizi affeylesin.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.