Güzel Ahlak

Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin

Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Ebu. Hureyre’den naklediliyor. Buhari, Müslim, Ebu. Davud, Tirmizi, İbn. Mace bunları nakletmiş. Bir kul bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse kıyamet gününde. Allah da onun ayıbını örter. O zaman siz bir kimsenin ayıbını örttünüz. Allah da sizin ayıbınızı örtecek. Sen bir kimsenin ayıbını örttün. Görmemez diye geldin. Allah da senin kıyamet gününde ayıbını örtecek. Eğer sen o ayıbını insanların içerisinde deşifre etmediysen hani bir de o da var. Sen işlemiş olduğun bir günahı insanlara aktarmayacaksın. Gizliden bir günah işlemişsin. Bir hata yapmışsın. Bir yanlışlık yapmışsın. Sen biliyorsun, rabbin biliyor. Bunu kalkıp da ertesi gün bir başkasına anlatmayacaksın. Bir hata işledin, bir kusur işledin. Bir mahremiyete dokundun kendince bunu bir başkasına aktarma. Bir başkasına bunu anlatma. Sen de ki bu.

Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin Hakkında

benim eşim. Karından söylüyorum veya bu benim eşim. Kocandan için söylüyorum veya bu benim kardeşim, bu benim arkadaşım, bu benim can dostum, bu benim her şeyim. Ben ona anlatırım ya ondan saklı bir şeyim yok. Anlatma canım kardeşim. Bugünün insanı tabiri caizse nerede seni satacağı, nerede gevşeklik yapacağı belli değil. Seninle menfaati çatıştığı anda senin mahremini bir başkasına anlatabilir. Senin açığını eline geçirdim diye düşünür. Kalkar bir başka yerde bunu anlatır. Bugünün insanı ne yazık ki böyle bir omurgasız onunla kan düşmanı olsan dahi onun sırrı bende benimle beraber ebediyete gider diyecek insan çok az. O yüzden hatalarınızı, kusurlarınızı, eksikliklerinizi, noksanlıklarınızı, ayıplarınızı saklayın. Anlatmayın hiç kimseye. Bunu bir başkasına anlatmak size bir fayda sağlamaz. Anlattığınız kimse sizden çok bilgili, çok.

kemal ehli bir kimse mi? Anlatma. Benim meşhur sözüm vardır. Ben derim bir dervişin, bir sufinin anlatacağı bir kapı vardır. O da üstadıdır. Üstadı da sır ise. Bazı üstatlar vardır sır değildir. Lütfu ustanın derdini işte koca ustayı anlatır veyahut da koca ustanın derdini lütfiye. Ondan alır onu anlatır. Ondan alır onu anlatır. Ona da laf söylenmez. Yok bir üstat dedin mi o sırdır. Kimsenin derdini kimseye anlatmaz. Kimsenin açığını kimseye anlatmaz. Böyleyse ona anlatılır. Öbür türlü hiç kimseye anlatılmaz. O benim kardeşim. Kardeşine devam et kardeşim. Sen açığını anlatmak zorunda değilsin. Veya bazı aileler vardır. Ailenin içinde bir yaşanır. O yaşanan şeyi git. Bursa’nın öbür mahallesinden dinle. Değil. Orada kalmalı o. Orada kalmalı. Onu anlatmamalı. Orada durmalı. O aile.

Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin Sohbeti

içinde mesele hall olmalı. Onu dışarılara aktarmak hoş değil.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Ne bir başkasının ayıbını ne de kendi ayıbınızı ifşa edin sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.