Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette ne bir başkasının ayıbının ne de kendi ayıbının ifşâ edilmemesi gereğini, ve mü'minin gizli derdini ancak üstâdı kâmile açabileceğini tafsîl eder. Resûli Ekrem efendimizin hadîsi şerîfinde «Bir kul bu dünyâda başka bir kulun ayıbını örterse, kıyâmet gününde Allâh da onun ayıbını örter» (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58) buyurulmuştur. Bu hadîsi şerîf hem başkasının ayıbını örtmenin, hem de kişinin kendi gizli günahlarını yaymamasının gereğini ortaya koyar. Bugünün insanı menfaati çatıştığında insanın mahrem sırrını bir başkasına anlatabilen bir konumdadır; bu sebeple sırrın tek emin yeri üstâdı kâmilin gönlüdür.
Ayıbı Örtenin Ayıbı Örtülür
Mustafa Özbağ Efendi sohbete Resûli Ekrem efendimizin muazzam hadîsini nakletmekle başlar: Ebû Hüreyre radıyallâhu anh nakletmiş; Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, ve İbn Mâce bu hadîsi rivâyet etmiştir: «Bir kul bu dünyâda başka bir kulun ayıbını örterse, kıyâmet gününde Allâh da onun ayıbını örter» (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58). Bu hadîsi şerîf cezâ-yı amel kâidesinin en güzel tezâhürlerinden biridir: bir kimsenin ayıbını örttüğünde, Cenâbı Hak da onun ayıbını örtecektir; eğer sen o ayıbı insanların içerisinde deşifre etmediysen. Bu hadîsi şerîf mü'mîn topluluğunun en temel adâbından biri olan setri ayp (ayıbı örtmek) düstûrunun esâsıdır.
Kendi Günahını Bir Başkasına Anlatmamak
Mustafa Özbağ Efendi hadîsi şerîfin ikinci yönünü de îzâh eder: kendi işlemiş olduğun bir günahı insanlara aktarmayacaksın. Gizliden bir günah işlemişsin, bir hatâ yapmışsın, bir yanlışlık yapmışsın; sen biliyorsun, Rabbin biliyor. Bunu kalkıp da ertesi gün bir başkasına anlatmayacaksın. Bir hatâ işledin, bir kusur işledin, bir mahremiyete dokundun kendince — bunu bir başkasına aktarma. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Ümmetimin tamâmı affedilmiştir; mücâhirler hâriç» (Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52) buyurmuştur. Mücâhir, Cenâbı Hakk'ın örttüğü bir günahı kendi diliyle insanlara açıklayan kimsedir; ve bu kimse Cenâbı Hakk'ın setrini reddettiği için onun affı zorlaşır.
«Bu Benim Eşim, Anlatırım» Yanlışı
Mustafa Özbağ Efendi bu husûstaki yaygın bir hatâya da işâret eder: «Bu benim eşim» diye karısından bahsediyor; «Bu benim eşim, ben ona anlatırım» diyor. «Bu benim kardeşim, bu benim arkadaşım, bu benim can dostum, bu benim her şeyim, ben ona anlatırım, ya ondan saklı bir şeyim yok» diyor. Anlatma canım kardeşim. Çünki bugünün insanı, tâbîri câizse, nerede seni satacağı, nerede gevşeklik yapacağı belli değildir. Seninle menfaati çatıştığı anda senin mahremini bir başkasına anlatabilir; senin açığını eline geçirdim diye düşünür; ve kalkar bir başka yerde bunu anlatır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Birbirinizin gıybetini etmeyin; sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz» (Hucurât 49/12) buyurmuştur.
Bugünün İnsanının Omurgasızlığı
Mustafa Özbağ Efendi sosyal teşhîsini de açıkça koyar: bugünün insanı ne yazık ki böyle bir omurgasız konumdadır. Yâni onunla kan düşmanı olsan dahi «onun sırrı bende benimle berâber ebediyete gider» diyecek insan çok azdır. Bu sosyal teşhîs ictimâî hayâttaki dürüstlüğün ve sadâkatin ne kadar zayıfladığını ortaya koyar. O sebeple hatâlarınızı, kusurlarınızı, eksikliklerinizi, noksanlıklarınızı, ayıplarınızı saklayın. Anlatmayın hiç kimseye. Bunu bir başkasına anlatmak size bir fayda sağlamaz. Anlattığınız kimse sizden çok bilgili, çok kemâl ehli bir kimse mi? Eğer değilse anlatmanız hem size, hem ona, hem de mü'mîn topluluğuna zarâr verir.
Sırrın Tek Emin Yeri: Üstâdı Kâmilin Gönlü
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir nasîhat verir: «Bir dervişin, bir sûfînin anlatacağı bir kapı vardır; o da üstâdıdır.» Üstâd da sır olmalıdır. Bâzı üstâdlar vardır ki sır değildir; meselâ bir başka üstâdın derdini öbür bir üstâda anlatır, ondan alıp onu anlatır — ona da lâf söylenmez, sıkıntı olmaz. Lâkin asıl üstâd dedin mi o sırdır; kimsenin derdini kimseye anlatmaz, kimsenin açığını kimseye anlatmaz. Böyle bir üstâda anlatılır; öbür türlü hiç kimseye anlatılmaz. Mü'mîn manevî dertlerini, gönül sıkıntılarını, ve nefsi mes'elelerini bu sır kapısına açar; ve bu kapıda manevî tedâviyi bulur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh sırrı ve daha gizli olanı bilir» (Tâhâ 20/7) buyurmuştur; üstâdı kâmil de Cenâbı Hakk'ın bu sıfatından bir nasîb almıştır.
Âile Sırrı Âilede Kalmalı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda âile içerisindeki mes'elelerin de hâriçe taşınmaması gereğini vurgular: bâzı âileler vardır, âilenin içinde bir şey yaşanır; o yaşanan şeyi git Bursa'nın öbür mahallesinden dinleyebilirsin. Değil! Orada kalmalıdır o; orada kalmalıdır, onu anlatmamalıdır, orada durmalıdır. Âilenin içinde mes'ele hall olmalıdır; onu dışarılara aktarmak hoş değildir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «İnsanların kıyâmet günü Allâh katında en kötüsü, kişinin eşine yaklaşıp onunla mahremiyet kurduktan sonra eşinin sırrını yayan kimsedir» (Müslim, Nikâh 21) buyurmuştur. Âilenin sırrı âilenin manevî kalesidir; ve bu kale yıkıldığında âile çatısı çatırdamaya başlar.
- Kur'ânı Kerîm: Hucurât 49/12; Tâhâ 20/7; Tahrîm 66/3; Nûr 24/19; Bakara 2/235.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Mezâlim 3, ayıbı örtme hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla 58.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb 60, mücâhir hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zühd 52.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'n-Nikâh 21, eş sırrını yayma hadîsi.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Edeb.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Bey'a.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'n-Nikâh.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, kalp âfetleri bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Güzel Ahlâk Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet ayıbı örtenin ayıbının kıyâmette örtüleceğini, kendi günahını başkasına anlatmamayı, eş veyâ kardeşe dahi mahremin açılmaması gereğini, bugünün insanının omurgasızlığını, sırrın tek emin yerinin üstâdı kâmilin gönlü olduğunu, ve âile sırrının âilede kalması düstûrunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Güzel Ahlâk Sohbetleri