Dârü’l-Harp’te Faiz Meselesi (Soru-Cevap) Soru: Ödemelerim, ve bazı işlerim için banka hesabımda belirli miktarda para bulundurmam gerekiyor. Dârü’l-harp’te mü’minin kâfir ile arasında faize müsaade edildiği fetva doğrultusunda, bu parayı faize işletmek, ve gelirini dağıtmak istiyorum. Tahmini kazancın bir miktar fazlasını vermek istiyorum. Farkında olmadan ana param faize bulaşırsa günaha girmiş olur muyum? İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe hazretlerinin bu konuda kesin fetvası vardır. İmâm Muhammed bu fetvayı devam ettirmiş, Serahsî devam ettirmiştir. Hanefî fıkhının en önemli şahsiyetleri bunlardır. Bu fetvaya göre.
(NASİHAT/50) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 01.01.2026 Hakkında
Dârü’l-harp’te mü’minin kâfir ile arasında faiz muamelesi câizdir. Çeklerinizin karşılığını bankanızda bulundurmanız gerekiyorsa, ve günlük faize işletirseniz, banka sizin paranızı zaten faize yatırmaktadır. Bu durumda sizin de o kârdan istifade etmeniz, İmâm-ı Azam’ın fetvası gereğince câiz görülmüştür. [1] Türkiye’nin dârü’l-harp hükmünde olduğu, bu fetvayı uygulayan âlimlerin dayanak noktasıdır. Bunu inkâr eden kimse suç işlemiş olur. Allah hayırlar versin inşallah. Hz. Mûsâ’nın Duası, ve Mürşide Yardımcı Tayini Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Mûsâ’nın (aleyhisselâm) dualarını nakletmektedir: “Rabbim, göğsüme genişlik ver. İşimi.
Kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver: kardeşim Hârun’u. Onunla arkamı kuvvetlendir, ve onu görevimde ortak kıl.” [2] Hz. Mûsâ’ya kardeşi Hz. Hârun’un yardımcı tayin edilmesi, peygamberliğinin zayıflığından değildir; aksine dini tebliğ görevinin büyüklüğündendir. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi, ve sellem) de Kureyş’i toplağında “Kim benim halifem olacak?” diye sormuş, ve Hz. Ali (radıyallahu anh) ayağa kalkmıştır. Bu, dinin içinde yerleşmiş bir sünnettir. Bu yüzden bir mürşid-i kâmilin etrafında kendisine yardımcı olan kişilerin bulunması,.
Peygamberlerin sünnetine uygundur. [3] Firavunların İlâhiyet İddiası, ve Tesbîh Hz. Mûsâ’nın duasının sonucunda üç şey gerçekleşmiştir: göğsünün genişlemesi, dilinin çözülmesi, ve kardeşi Hz. Hârun’un yardımcı tayin edilmesi. Bu üç duanın neticesinde Hz. Mûsâ şöyle demiştir: “Böylece seni çok tesbîh edelim.” [4] Yani “Bizi lâyık olmadığımız fiillerden, ve sıfatlardan tenzîh edelim” demektedir. Asıl en büyük sıkıntı, Firavun’un ilâhiyet iddiasıdır. Bütün peygamberler, Firavunluk, ve Nemrutluk iddia eden, ilâhiyet taslayan tâğutların karşısına gönderilmiştir. Günümüzde de aynı sıkıntı devam etmektedir. Tesbîh; Allah’ı tüm noksanlıklardan.
Mustafa Özbağ Efendi Sohbetleri – Dergâh
Kaynaklar
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Tesbîh, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı