Amin ecmain yolun başından selam vermek. Istiyorum selam vermek istiyorum önce Bayındır’dan başlayayım. Hacı Oktay’la başlayan sonra. Nuri ile devam eden sonra. Harun’la devam eden, ve ondan sonra Bayındır’da gönül vermiş inanmış ders almış. Bütün kardeşler, bütün arkadaşlara selam olsun aleyküm. Ondan sonra. Ödemiş hayatım var. Sonra Bursa. Bursa’ya geliş sebebim üstadımın deyimiyle. Emir. Sultan Hazretlerinin emriyle olmuş. O yüzden başta. Emir. Sultan Hazretlerine sonra bana kucak açan Muhammed Hazretlerine. Ondan sonra da dergahın başlangıcından itibaren Hüseyin. Adnan. Cafer. Murtaza.
Vuslat Yılında Hz. Mevlânâ’yı Anma Programı Hakkında
Mehmet. Reşber. Seyit taş, ve nice Bursa’da gönül vermiş beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlara selam olsun ettikten sonra da inanan. Gönül veren ders alan Bursa’dan başlayarak tekrar sonra İstanbul sonra. İzmit. Ondan sonra Sakarya sonra İstanbul. İstanbul’dan sonra. Keşan. Tekirdağ. Edirne. Gelibolu. Çanakkale aşağı doğru indiğimizde. Burhaniye’den. Ders alan var. Karacabey’den ders alan var. Kemalpaşa’dan ders alan var. Balıkesir’de var. Bandırma’da var aşağı doğru indiğimizde İzmir’in içerisinde var. Gaziemir’de var yürüdüğümüzde. Ödemişte var tide var ileri doğru gittiğimizde nazili de var.
Aydın’da var. Denizli’de arkadaşlar, var. Hepsine de selam olsun ortadan yürüdüğümüzde Ankara atlı Konya. Yunak. Akşehir. Antalya ileri doğru gittiğimizde. Urfa. Diyarbakır kapatırsak. Eğer ki hilali oradan kapatmak istemiyorum ama. Van. Erzincan. Erzurum. Samsun. Trabzon. Rize, ve ileri doğru gittiğimizde. Moskova’da, ve aynı zamanda Türki cumhuriyetlerinde. Kazakistan’da Türkmenistan’da olan bütün ders almış devam eden kardeşlere selam olsun. Tabii. Urfa’da. Diyarbakır’da bırakmayalım şu anda. Özgür. Suriye ordusunda vazife yapan orada mücahitlik yapan savaşan, ve yine orada memleket adına. Kur’an sünnet adına.
Mücadele eden askerlerimize de selam olsun. Orada bırakmayayım. Normalde. Afrika’daki, ve bilhassa. Sudan’da. Fas’ta. Tunus’ta ve. Orta. Afrika’da ders almış, ama dil bilmedikleri halde rüyalarında görmüşler, ve yola revan olmuşlar, ama sonuç itibariyle ulaşıp ders almış olan kardeşler, var. Onlara da selam olsun. Almanya. Hollanda. Belçika. İsviçre. İngiltere. Amerika. Kanada oralardan da rüyalarında görüp ders alan kardeşlere selam olsun unuttuklarım varsa Allâh beni affetsin özellikle pas geçmek değildi derdim böyle bir selamlama istedim, ve bu zaman zarfında yaklaşık benim yola.
Başlangıcım 38 yıl 38 yıldan beri benimle beraber yol. Koşan benimle beraber kar demeden buz demeden yağmur demeden iş demeden eş demeden aş demeden yol yürüyen bütün. Kardeşlerime selam olsun annesinin babasının kocasının karısının muhalif sözlerine bakmaksızın her şeyini feda edip yol yürüyen, ve yolda devam. Eden kardeşlerime gerçekten selam olsun yanında geceler boyunca benim yolumu bekleyen ne babalığı tam olarak tadabilir ne de kocalı tam olarak tadabilir eş, ve çocuklarıma da selam olsun onlara da ayrı bir sayfa açmak.
Zorundayım, çünkü bir selamım daha var ne sevdiklerime doyabilir ne beni sevenler. Onlara da selam olsun bu selamlama. Faslı da nereden çıktı diyeceksiniz. Ne yapayım Allâh beni affetsin bir türlü yazdıklarıma uyamıyorum bir türlü hiçbir şeye uyamıyorum aykırılık içimde var içimdeki aykırılığa da selam olsun. Dost doğru kardeşlik yapamadığım abilik yapamadığım kardeşlerime onların eş, ve çocuklarına da buradan selam olsun. Velhasıl kim elimden tuttuysa kim halak amıı oturdu İsa. Kim bize gönlünü teslim ettiyse. Hepsine de selam olsun. Bir selam.
Da Hazret-i Muhammed. Mustafa’dan bütün peygamberlere. Aslında başlangıç oradan olmasaydı, ama her sondan başa doğru gider ya. O yüzden sonumuz güzel olsun başta bu yolda durmama bu yolla tanışm bu yolda yürümeme vesile gayret sahibi olan Allâh’a selam olsun, ve onun. Habibi onun Peygamberi Muhammed. Mustafa’ya selam olsun, ve geçmiş Peygamberlere, ve bilhassa Adem. aleyhisselâm’a, ve bilhassa İbrahim. aleyhisselâm’a, ve bilhassa Îsâ aleyhisselâm’a selam olsun. Yolun. Başında üç tane manevi rızık tutup da ağzıma bizatihi kendi elleriyle besleyen hazet Ebubekir.
Efendimize selam olsun, ve pirim. Haz Ali radıyallahu an Hazretlerine bizatihi özel olarak selam olsun haz Ömer haz Osman bütün ashab-ı Resûlullah’a selam olsun bütün zevce hatı Resûlullah’a selam olsun en dar zamanda cemalini göstermese dahi peçesi le zuhur eden haz fatımatü. Zehra anneme selam olsun. Sıkıntılı dönemlerimde himmetini esirgemeyen üzerimde duasını esirgemeyen pirim Abdülkadir. Geylan Hazretlerine. Ahmed. El. Rufai Hazretlerine. Ahmed. El bedeviye İbrahim dusuki. Şeyh Ebul Hasan Ali şazeliye bilhassa Hazret-i Mevlânâ Celaleddin rumiye Hacı Bektâş-ı Velî Bayram.
Veliye. Veysel karani’ye. Yolumun ışığı. Ahmet. El. Yesevi’ye. Muhyiddin. İbn arabi’ye selam olsun bu fakir bir bilmezdi dergahın kurucusu Hacı Ebubekir babaa Hacı alihaydar. Efendi’ye yine ilk itikafda canım. Bayındır’ın dolapta. Durmuş yoğurtlu kızartmasını istediğinde istediğin bu muydu deyip kızartmayı kendi elleriyle yediren. Çorumlu. Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine selam olsun. Yolun ortasında. Çorumlu. Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin. Bence halifesi, ama kendince nakib nü abbası olan. Ankaralı. Yakup efendiye selam olsun kulağıma eğip bizi de. Duadan unutma diyen. Yakup efendiye ve.
Kardeşi. Karabüklü. Mustafa efendiye abime. Kardeşine. Söyle kulağına söyle dergahın başına geçsin arkadaşların bir adlarını alsın diyen. Karabüklü. Mustafa efendiye de selam olsun, evet yolda üzerimde çokça emeği olan herkesin hakkında, ama olumlu, ama olumsuz bir şeyler söyleyen, ve benim üzerimde duasını himmetini sevgisini esirgemeyen. Nevşehirli. Abdullah. Gürbüz efendiye de hususi manada selam olsun. Kıymetli. Dostlar herhalde yaş geçtikçe de insan duygusallığı artıyor belki de böyle bir Cenâb-ı Hak tecelliyat yaptı herkese bir selam verelim dedik. Siz kıymetli. Dostlar uzaktan.
Yakından gelen bütün. Kardeşler, gözleri çakmak çakmak yanan muhabbette. Sevgiyle bakan kalpleri Allâh sevgisiyle Muhammed yoğrulan buradaki hazine de selam olsun herhangi bir sebepten dolayı gelemeye gönlü burada olan kalbi burada olan, ama zahiren vücudu başka yerlerde olan kardeşlerimize de selam olsun bu girişten sonra bugün. Konu haz Mevlânâ celaletdin. Rumi Hazretlerinin Muhammed. Mustafa’ya sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerine sevgisini konu etmek istedim hazre Mevlânâ celalin ruma Hazretlerinin üzerinde. Herkes bir şeyler söyler. Herkes bir şeyler der Hazret-i Pîr’in deyimiyle.
Herkes zannınca onu görür zannınca, ama bir kimseyi tanımak için ya onun sözlerini dinlemek lazım bakmak lazım ya da onun yazdıklarına bakmak lazım sözlerini dinlemeden. Yazdıklarını okumadan. Onun hakkında konuşmak aleyhine konuşmak en küçük tabirle iftira olur ama. Ümmi Muhammed ne yazık ki bu iftira fırtınasına tutulmuş vaziyette tanımadıkları bilmedikleri inceleyip araştırmadaki hakkında kendilerince bilgi sahibiymiş gibi gösterip onun üzerinden olumsuzla ştırma çabasında, ve ne yazık ki ümmeti muhammed ehl sufiye bu yakıştırmaları. Bu çirkin iftiraları yapa geliyor, ve zamanlar.
Değişiyor bölgeler değişiyor insanlar değişiyor ümmetti Muhammed’in içerisindeki. Bu hastalık değişmiyor, ve ümmeti muhammed tanımadığı bilmediği okumadığı kimseler hakkında gıybete dedikoduya iftiraya devam ediyor. Sizler cümlemiz benim üzerimden buna daha iyi şahitsiniz üzerime atılmadık iftira üzerime atılmadık suç söylenmedik laf kalmadı derken bir bakıyorum başka bir yerden bir daha çıkmış, ama yol bu ne konuşulursa konuşulsun ne yapılırsa yapılsın yol orada durduğu müddetçe yolcular yola devam ediyor Hazret-i Piree de. Kimisi peygamberlik ilan etti diyor. Kimisi yeni bir din kurdu.
Diyor. Kimisi diyor ki işte kendince moğul ajanıydı. Herkes bir laf söylüyor. Ben bu seneki. Şeb aruz için haz Mevlânâ’da. Celalettin. Rumi hazretlerinde Peygamber sevgisini işlemek istedim. Bu arada bu sohbet hazırlarken telefonlara bakmadım mesajlara dönmedim. Bu yüzden de arkadaşlardan helâllik istiyorum. Rabbim cümlesinden razı olsun Hakkınızı helâl edin haz. Pir peygambere ve Allâh’a bağlılık yine kendi dilinden divan-ı kebirinde şöyle diyor. Ben sağ olduğum müddetçe. Kur’an’ın kölesiyim ben muhammed-i muhtarın yolunun tozuyum benim sözümden bundan başkasına kim nakleder. Ben.
Ondan da bizarım o sözlerden de bizarım birisi böyle bir. Kur’an, ve sünnetin dışında bir konuşursa beni üzerimden. Ben ondan bizarım ondan ayrıyım. Onun sözünden de ayrıyım diyerekten hazre. Pir kendisini. Kur’an, ve sünnet-i seniyye bağlı bir kimse olduğunu beyan ediyor Hazret-i Muhammedi. Mustafa hariç herkesin eksiği kusuru vardır geçmiş peygamberlerde küçük zeler görülmüştür geçmiş peygamberlerde, ama diğer bütün insanlarda günah kapısı açıktır hiç kimsede günah kapısı kapalı değildir. Ancak peygamberler masumdur diğer geri kalan herkeste günah kapısı açıktır hiç.
Kimse de kapalı değildir, ve haz. Pir Ben. Kur’an’ı ın kölesiyim diyerekten. Hazret Muhammedi. Mustafa’nın yolunun tozuyum deyince artık onun üzerine yok peygamberlik ilan etti. Yok allahlık ilan etti. Yok yeni bir din kurdu diyenler apaçık ona iftira atmışlardır, ve mesnevîde divan-ı kebir’de biraz ince bir şekilde baksalar okusalar incelesin yapmadan iftira atmak, ve o iftirayı dilden dile dolamak. Ümmeti Muhammed için gerçekten. Yüz kızartıcı bir. Ve yine mesnevîde aklı Mustafa’nın yol kurban et Allâh’a dayandım de. Zira Allâh her.
Şeye yeter der aklını Mustafa’nın. Yoluna kurban et derken aklını Muhammedi. Mustafa’nın yoluna ver o ne dediyse kendince fikir üretme hakkında ayet, ve hadîs olan bir şeyde kendi kendine yeni bir ayet hadîs yürütmeye çalışma. Din. Kur’an ve Sünnet hadisler. Sen bir. Hadise göre amel et. Sen. Kur’an’a göre amel et kendinden bir yol çıkarma Hazret-i Pîr diyor ki aklı Mustafa’nın. Yoluna kurban et böyle demesine rağmen birileri onun peygamberliğini ilan etti o yeni bir din kurdu demek en büyük.
Iftiralardan birisi ne yazık ki günümüzde kendisini Peygamber yerine koyan bir kısım heva, ve hevesini ilah edinen. Ahmaklar hadisleri. Redd ederekten ne büyük gaflette olduklarının bilincinde bile değil ve Hazret-i Pîr aklını Muhammedi. Mustafa’nın yoluna feda et derken birileri hadisleri inkar ederekten Hazret-i Mevlânâ’ya, ve onun yoluna laf söylemeleri düpedüz onların gaflette olduklarını gösterir Hazret-i Mevlânâ Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerini sevgisini eserlerinde bilhassa Mesnevî’de divan-ı kebir’de, ve ona olan ona olan bağlılığını o kadar çok dile getirmiş.
Ve hazet Muhammedi Muhammedi. Mustafa’ya derinlemesine. Olan aşıklı tekrar ediyorum altını çizerek derinlemesine olan aşıklı o kadar ishar etmiş ki ve Hazret-i Mevlânâ’nın. Kur’an, ve sünnete bağlılığını şüpheyle bakmak dahi büyük bir iftiradır, ve onun Peygamber olarak rehberliğine inanması, ve onun ayak izlerini takip etmesi o kadar muhteşem ki, ve o kadar ince bir fikre o kadar ince bir ahlâka, ve o kadar ince bir bilgiye. Maddi manevi sahip ki mesnevîsinde mesnevîsinde 4 bin’in üzerinde ayet-i. Kerime mesnevîsinde 6.000 üzerinde.
Hadîs-i Şerifi şerh etmiş bakın. Biz. Mesnevî bir tefsir kitabı olarak görmesek. Mesnevî düpedüz bir tefsir kitabıdır ama Hazret-i Pîr Mesnevî avama yazmamış avama yazmış olsaydı herkes anlayacaktı Mesnevî has olan müminlik derinleşmiş kimselere yazmış, ama ne yazık ki mesnevînin üzerinde veya divan-ı kebirin üzerinde hiçbir. Okumadan kendince bilgi sahibi olduklarını ilan eden çok özür dilerim, ama bilgisiz ilimsiz cahil. Ahmaklar onu anlamaktan uzaklar anlamaktan uzak oldukları için aynı. Avrupa’da. Avrupa’da kiliselerdeki papazlar gibi önlerine geleni din dışı görüp küfürlerine.
Fetva verir hale gelmişler ve. Oysa haz. Pir yine kendi beytinde bizim Peygamberimizin. Tarikatı yolu aşk yoludur. Biz. Aşk zadey. Anamız aşktır diyerekten yolun hakikisini özünü söyler. Çünkü yol. Aşk yoludur Allâh’ı sevmektir. Siz Allâh’ı sevme noktasında. Eğer ki bir işaretin, yoksa kıldığınız namaz surette kalır tuttuğunuz oruç surette kalır Allâh’ı sevme noktasında değilseniz yaptığınız. Hac surette kalır. Siz bir taşı tavaf etmiş olursunuz eğer Allâh’ı. Sevme noktas değilseniz namaz size yavan gelir eğer Allâh’ı sevme noktasında değilseniz tuttuğunuz oruç.
Yavan gelir yaptığınız ibadetler yavan gelir. Sizin içinize siretine işlemez. Oysa İslâm suret değil. Siret dinidir Allâh sizin niyetlerinize bakar Allâh sizin içinize bak Allâh sizin suretinize bakmaz. Sen. Sırmalı cübbe giymişsin için boş. Sen Allâh yazılı Muhammed yazılı bir kisve giymişsin, ama içi bozsa. Onun bir anlamı yok. Sen namaz kılarken Allâh hatıra gelmiyorsa. Sen namaz kılarken Resûlullah hatıra gelmiyorsa. Sen Allâh’ı zikrederken Allâh’ı zikrederken Allâh hatıra gelmiyorsa senin yaptığın zikir alışkanlıktan ibaretse, ve sen. Zikrullah yaparken Allâh hatırına.
Gelmiyorsa namaz kılarken Allâh hatırına gelmiyorsa. Sen Allâh’ı sevme noktasında ileride değilsin. Yolun. Başında bile değilsin namazın surette kaldı orucun surette kaldı senin sakalın ne güzel ama Allâh hatırına gelmedi sakalın surette kaldı senin cübbeni içinde. Haşa Allâh sevgisi yok Allâh’ın sıfatsız elin titriyorsa sadaka verirken. Elin titriyorsa hısın, ve akrabalarına yardım etmemek için selamı sabahı kesiyorsa İslâm senin içine oturmamış surette kalmış. Sen bir fukarayı doyuramıyorum bir çıplağı giydiremiyorum yardıma ihtiyacı olan bir kimseye yardımda bulunamıyorsa İslâm sende surette.
Kalmış. Sen dinin emrettiği haykıramam hakkı tebliğ edemiyorsan Hakkı konuşamıyorsan, ve gözünün önünde müslümanlara zulm edilirken bana ne diyorsan, ve zalimlerin zalimlikleri haykıramam, ve o zalimlerden hesap sorulmasını söylemiyorsan, evet İslâm senin suretinde kalmış senin içinde kalmamış alimsin Hakkı konuş. Üstat. San Hakkı konuş. Mümin isen Hakkı konuş eğer Hakkı konuşamıyorsan o zaman İslâm senin içine sirayet etmemiş. Her platformda. Hayatın her alanında. Sen hakkı, ve sabrı tavsiye edemiyorsan, evet sen kurtuluşa erenlerden değilsin, çünkü vel. Asri Cenâb-ı Hak bu.
Buyurdu ki iman edip. Salih amel. Işleyenler hakkı, ve sabrı tavsiye edenler hüsranda değillerdir. Eğer iman edip. Salih amel işlemedi isen burası çok önemli hakkı, ve sabrı tebliğ edemedi isen haykıramadım senin suretinde kaldı senin içine işlemedi senin içine işlemiş olsaydı nerede bir zulüm var ise sen o zulmü elinle mümkün değilse dilinle. O da mümkün değilse kalben buz ederekten önlemeye çalışırdım. Eğer müslümanlar. Gerçekten, ve gerçekten samimi manada eğer imanları onun gönüllerine otursalar. Siir eten iç aleminde iyi bir.
müslüman olsalar ve. Zalimlere kalben buğuz etseler yeryüzünde ayakta duran hiçbir. Zalim kalmaz tanka ihtiyacın yok tüfeğe ihtiyacın yok ta topa ihtiyacın yok Allâh, ve senin kalbindeki. İhlas samimiyet, ve kalbindeki Allâh sevgisi, ve kalbindeki. Zalimlere karşı nefret. Zalimlere karşı duruş o zalimleri yerle. Yeksan ederdi. Ama. Zalimler hala daha. Dünya üzerinde zalimlikler devam ediyorsa. Hukuksuz haksızlıklar her türlü zulüm müslümanların üzerinde devam ediyorsa, ve müslümanların üzerine hiçbir savaşta atılmadığı kadar bombalar atılıyorsa, ve o bombaların altında müslümanlar, ve çocukları.
Bebekler zalimane bir şekilde katlediliyor. Şehit oluyorsa ve müslümanlar bunlara karşı bir yapama acizliğe bunlara karşı duramama acizliğe duruyorsa yemin ediyorum o müslümanım diyenlerin kalplerinde ilahi aşktan bir tecelliyat yok ve İslâm dünyası surette kalmış. Oysa İslâm böyle değil müslüman böyle olmaması lazım. Ama müslümana o ihlası verecek. O Samimiyeti verecek. O Allâh sevgisini verecek olan kurum, ve kuruluşlar kapatıldığında yerlerine heva, ve heveslerini ilah edinmiş dünya saltanatına makamına kendisini peşkeş çekmiş paraya bozulmuş makama bozulmuş alimler Alim demeyeyim Alim.
Müsvetteleri paraya bozulmuş makama. Şana şöhrete. Bozulmuş. Şeyh demeyeyim. Şeyh müsvetteleri paraya bozulmuş makama bozulmuş. Tabiri caizse siyasetçi müsvetteleri bürokrat müsvetteleri İslâm dünyasının başına çökmüşler ve İslâm dünyasında hakiki manada. Kur’an, ve sünnet-i seneyi öğretecek hakiki manada. Kur’an, ve sünnet-i seneyi tebliğ edecek yaşama ve. Yaşatma mücadelesi verecek olan kimseleri, ve kurumlara karşı düşmanlıkların devam ediyor. Çünkü nasılsanız öyle yönetilirsiniz hadîs-i şerifi tecelli ediyor ve müslümanlar ne yazık ki bunlardan ders almıyorlar Hazret-i Pîr Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerine.
Bağlı öylesine itaatkar bir noktadadır ki tam Muhammed suresi 33 ayete. Tabi olur. Ey iman edenler Allâh’a itaat edin peygamberine itaat edin de sakın amellerinizi boşa çıkarmayın sözüne Hazret-i Mevlânâ uymuş ve Hazret-i Peygamberi sadece İslâm’ın rehberi değil aynı zamanda insanlığın. Kemal mertebesi olarak görmüştür Peygamberimiz. sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin. Yaşam tarzını ahlâkını sevgisini sufiliğin tasavvufun temel değeri olan insan ve Allâh ilişkisini çerçevesinde değerlendirmiş, ve etrafındaki dostlarına. Dervişler kardeşlerine bu manada yol gösterici olmuş Hazret-i Mevlânâ’ya göre Peygamber.
Sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretleri Allâh’ın insanı olan sevgi, ve rahmetinin bir tecellisi yansıması olarak görmüş. Nitekim. Enbiya. Suresi ayet 107’nin en büyük rahmet. Bereket vesilesi etmiş ve. Hazret Mevlânâ’da beytinde Allâh’a gitmek istiyorsan peygamberin izinden git o seni doğru yola götürür buyurmuştur enteresan bir Hazret-i Mevlânâ Celaleddin. Rumi Hazretleri Peygamber sevgisini bugünkü dille teorik uygulanamaz bir bağlılık olarak görmemiştir bugünkü müslümanların açığa düştüğü nefislerine uyduğu nokta hani din orada duruyor. Kur’an sünnet orada duruyor, ama biz onu bugün uygulanamaz.
Olarak görüyoruz Hazret-i Bir öyle demiyor. Vuslat Yılında Hz Mevlânâ’yı Anma Programı Hakkında, ve onun peygambere olan bağlılığı teorik değil fiili olarak da haz Peygamberi örnek alan, ve hayatına bunu nakşeden bir kimse. Çünkü. Ahzab. Suresi ayet 21’de Cenâb-ı Hak buyuruyor ki muhakkak Allâh’ın resulünde sizin için Allâh’ın. Rahmetini, ve ahiretin nimetlerini arzulayanlar. Ve Allâh’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır buyuruyor böyle olunca peygamberin sünneti seniyyesi yaşamak onun ahlâkını benimsemek, ve onun hayatını takip etmek Allâh’a yaklaşmanın. En.
Kestirme en güzel yoludur Allâh’a yaklaşmanın. En kestirme en sağlam en güzel yolu Muhammedi. Mustafa’nın ayak izlerini takip etmekten geçer, ve hazre. Pir mesnevîde olsun, ve divan-ı kebir’de olsun birçok beyitlerde Hazret-i Piree olan sevgisini, ve muhabbetini dile getirir. Bir beytinde de. Ahmet’i seven kişi kendisini sevmiş olur. Çünkü. Ahmet aynada görünen saf. Bir nurdur der bu ifadede de Peygamber Efendimizin Allâh’ın nurunun bir yansıması olduğunu beyan eder ve Hazret-i Mevlânâ o. Nura yaklaşmanın insanı hem dünya hem de ahiret.
Mutluluğuna u ulaştıracağız söyler. Hazret. Pir aşk, ve şefkat boyutunu da yine Hazret-i Muhammed. Mustafa’nın öğretisi ile açıklar. Çünkü. Ahzab suresinde ayet 6’da Peygamber müminlere. Kendi öz nefislerinden daha üstündür buyurulmuştur o zaman. Bir müslüman kendi nefsinden fazla Hazret-i Muhammed. Mustafa’yı sevmelidir. Hatta hadis-i şerifte Hazret-i Peygamber sizden biriniz beni kendisinden annesinden babasından çoluk çocuğundan, ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olamaz buyurmuştur o zaman bir mümin derinlemesine İslâm olacaksa Hazret-i Muhammedi. Mustafa’yı gözünün gördüğü her şeyden.
Ve herkesten fazla sevmelidir bu manada da Hazret-i Pîr buyurur ki o Hazret-i Muhammed misk gibi kokular saçar. Ruhlara şifa olur. Onun sevgisiyle yanan. Gönüller arınır ve Allâh’a ulaşır diyerekten Peygamber sevgisi haz Mevlânâ’nın insana dair tasavvufi anlayışının da merkezindedir insan. sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin örnek alarak onun ahlâkıyla bütünleşip gerçek manada. Kemale erme noktasına gelir. Eğer ki bir müslüman ahlâki noktada. Hazret Muhammedi. Mustafa’nın ahlâkıyla ahlâklanmak. Kemale ermesi mümkün değildir. Çünkü her her hal, ve hareketinde her tavrında.
Muhammedi. Mustafa’yı kendisine örnek almalı. Çünkü ayet-i kerimede onda güzel örnekler vardır buyurulmuş dinini, ve dünya hayatını dünya hayatı deyince eş eş çocuk ev iş. Sokak semt. Vatan. Bütün her şeyde Muhammedi. Mustafa’nın ayak izine u malıdır kıymetli. Kardeşler, bir İslâm ülkesinde öyle deniliyor ya Türkiye için evet müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede. Hala daha kadın cinayetleri konuşuluyorsa hala daha tecavüzler konuşuluyorsa. Hala daha çocuk katliamları konuşuluyorsa hala daha erkekler eşlerini dövüyorlar İsa onlara küfrediyor küfrediyor lsa hor, ve hakir.
Görüyorlarsa hakaret ediyorlarsa onlarda Muhammedi ahlâk oturmamış demektir Muhammedi ahlâkta erkeklere söylüyorum siz kadınlarınızı. Dövemezsin Muhammedi ahlâkta kadınlarınıza hakaret edemezsiniz Muhammedi ahlâkta küfredin kadınlarınıza 2 sınıf insan muamelesi yapamazsınız bu Muhammedi ahlâk değildir Muhammedi ahlâkta kadınlarınız kraliçeniz Muhammedi ahlâkta kadınlarınız dövülecek sövülecek hakaret edilecek birer varlık değillerdir Muhammedi ahlâkta kadınlar 1 sınıf birer emanettir kadınlarınız gibi çocuklarınızı. Dövemezsin sövemem çocuklarınıza bırakacak olduğunuz en güzel miras güzel ahlâktır çocuklarınıza güzel ahlâktan daha büyük bir miras bırakamazsınız. Çünkü ne kadar mal bırakırsanız.
Bırakın ne kadar para bırakırsanız. Bırakın o çocuk güzel ahlâk sahibi değilse sizin. Bıraktığınız malı da çarçur edecektir sizin bıraktığınız parayı da çarçur edecektir, ve sizin arkanızdan size günahlar yazılacak defter arkaya bıraktınız Muhammed’i ahlâk üzerine çocuklarınızı yetiştirirseniz arkanızdan. Hayır. Hasenat yazdıracak çocuklar bırakacaksınız. Hayır. Hasenat yazdıracak kimin. Hasenat defteri kapanmaz y. Zümre zümreden birisine hayırlı evlat yetiştiren anne baba bunun. Hayır. Hasenat defteri kapanmayacak. Neden. Çünkü hayırlı evlat yetiştirdi. O hayırlı evlat hayırlı amellere devam ettiği müddetçe anne babası.
Ölse dahi onların. Normalde. Hayır. Hasenat defterlerine yazılacak talebe yetiştiren isterse tıpçı olsun isterse dahiliyeci olsun isterse matematik olsun isterse, evet elektr elektrik elektronikçi olsun önemli değil bir meslek sahibi etmiş birisine bir iş öğretmiş değil mi. O da o işten o meslekten çoluğuna çocuğuna geçindiriyor. Cömert insanlar insan yetiştirir dö. İnsanlar bir. Kimse. Cömert değilse hiç kimseyi yetiştiremez cimri eli de cimridir gönlü de cimridir aklı da cimridir. Cömert kalbi de cömerttir eli de cömerttir aklı da cömerttir ve.
Bir kimse birine elini uzatıp birini yetiştirmiş gerçekten cimridir cimrileri Allâh sevmez Resûlullah da sevmez ya cimriliği cimriye tedavi etmek için ona cömertlik öğretirsin öğrenmiyorsun onunla arkadaşlığını kes. Çünkü sana bulaştırır cimrilik Allâh’ın hiç sevmediği bir ahlâktır. Cimriler le. Tuvalete bile gidilmez o tuvalet parasını hesaplar. Çünkü şimdi ben ondan önce çıkarsam tuvalet parasını ben vermek zorunda kalırım der bekler tuvalette cimri kimse necasete layıktır tuvalette geç çıksın o, evet bunlar hayat dersi. Yaşadıklarımdan örnek veriyorum size. K şurada. Karnımız.
Acıktı şurada yemek yiyelim demez cimri, çünkü uzak durun. Cimriler Allâh’ın sevmediği huylara. Sahip olanlarla bir ya onlara tebliğ etmek için konuşursun tebliğ edersin. Ona almıyor onla arkadaşlığını devam ettirme. Sana da hastalık bulaşır Allâh sevgisinin anahtarı Muhammed sevgisi. Çünkü Hazret-i Bir der ki o Hazret-i Peygamber insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran bir kandil gibidir onu seven Allâh’a yaklaşır buyurur. Demek ki Hazret-i Muhammedi. Mustafa’yı seven. AKL Allâh’a yaklaşır. Bu anlayış Hazret-i Mevlânâ’nın peygamberin bir insan rehberi olarak değil aynı zamanda.
Ilahi. Bir. Işık olarak görülmesi gerektiğini söyler hazr Muhammedi. Mustafa’yı sevmeyen bir müslüman. Kemale ermiş. Bir müslüman değildir, ve hazet. Pir birçok nında, ve birçok hep haz Muhammed’e olan aşkını anlatır, ve der ki gözlerim onu görmedi, ama gönlüm onun aşkıyla doldu. O bir güneştir alemi karanlıktan kurtardı, ve haz. Pir Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerine fiziksel bir varlıkla sınırlı olmadığını onun manevi nuru hissettiğini, ve kalbinde taşıdığın bize gösterir ümmete tavsiyesidir der ki Hazret-i Mevlânâ peygamberin izinden gidin.
Ki o sizi Allâh’ın huzuruna çıkarır, çünkü onun yolu Allâh’ın yoludur der ve Hazret-i Bir Peygamber Sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin yolunu Allâh’ın yoluyla özdeşleştiren ayırmaz. Çünkü cenab-ı hak da ayırmaz ayet-i kerimede kim peygambere iman ettiyse Allâh’a iman etmiş gibidir der o yüzden peygamberin peygamberliğine iman etmek Allâh’a iman etmekle eş değerdedir ve Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Hazret-i Mevlânâ’nın deyimiyle aşkın rehberidir aşkın rehberi. Ey aşk Peygamberi. Bize. Aşk öğret. Çünkü sen aşk deryasın kaptanı sın.
Der ve Hazret-i Peygamberi. Aşkın en yüce temsilcisi, ve öğreticisi olarak görür peygamberin. Hayatı Allâh’a duyulan. Aşkın pratiğe dökülmüş halidir Mevlânâ’ya göre onun yolundan gitmek. Aşk denizinde yüzmeyi öğrenmek gibidir. Eğer siz onun yolundan gitmezseniz. Siz aşk denizine daha parmağınızı bile sokmam sınız dır, ama şiirsel olarak edebiyat olarak aşktan bahsedebilirsiniz. Ama onun yolundan gitmiyorsanız. Siz o aş denizine bırakın parmağınızı saçınızın bir telini dahi değdirmemek Muhammedsiz bir aşk heva, ve hevesten başka bir değildir Muhammedsiz bir sevda. Nefsini ilah.
Edinmekten başka bir değildir Muhammedsiz bir sevgi. Ancak, ve, ancak şehvetten başka bir değildir Hazret-i Pîr aşkı şehvet olarak görenlere der ki şehvet. Eşekte de var der, ve şehvetini aşk zannedenlere eşek muamelesi yapar sûfîler kadınlara olan sevgisini sadece şehvet olarak görmez. O yüzden kadın Allâh’ın. Cemal sıfatının tecelliyatı dır. Sûfî kadına bakarken. Eşine bakarken Allâh’ın. Cemaliye dinin tecelliyatı görür görürse baktıkça bakası gelir baktıkça bakası gelir, ve kadınına bakmak onun için Allâh’ın cemalini seyretmek olduğu için olur ibadet olur.
Hiç unutmuyorum bir kardeşe öyle dedim eşini çok çok sevdiğini söyledi. Harikasın dedim. Dedim ki. Bir geceden bir geceye olsun. Eşin uyurken uyandın da ona bakıp. Yâ Rabbi bu. Cemaliye. Bana bahş ettiğin için sana hamd ederim deyip başında saklı saklı gizli gizli ağladın mı dedim. Baktı şaşırdı dedim. Seninki heva heves başka bir değil dedim eşine baktığında Allâh’ın. Cemal sıfatının tecelliyatı göremiyorsan, ve eşine baktığında. Cenabı Hakk’ın bana bu lütfu ikramı hediyesi emaneti diyemiyorsan dedim. Sen eşini sevmiyorsun ama.
Ben dedi hasta olduğunda koşturuyorum. O senin vazifen dedim ateşlendiğinde başında duruyorum dedi. O da vazifen dedim bu değil dedim bunlar zaten yapmakla mükellef olduğun sen dedim yediğinden yedireceksin içtiğinden içeceksin giydiğinden giydirecek. Hatta dedim sen dedim 20 yıllık takım elbise giyeceksin ona yenilerini alacaksın ona iyi geycek ona iyi bakacaksın ona. Merhamet edeceksin ona. Şefkat göstereceksin bu senin vazifen, ama dedim. Onu sevmek eşini. Sevmek bu dedim Allâh sana vermiş olduğu nimetlerin. Şükrü gibi dedi eşine böyle baktın mı.
Kaldı dedi ki ben sevmiyormuşum, evet sevmiyorsun bunu göstermek istedim sana dedim, evet sevmiyorsun dedim, ve düşünebiliyor musunuz bu ülke insanları bilmem kaç yıllık eşini. Bilmem 38 sefer 48 sefer bıçaklıyor öldürmüş öldürdükten. Zan dağ üzerine mermi sıkıyor. Daha bıçak vuruyor vahşet ne kadar büyük bir vahşet. Bu ülkenin gündemi mi 3 yaşındaki. Kız çocuğuna tecavüz ediyor kadının sevgilisi, ve kadın bunu seyrediyor hangi ahlâk hangi düzen hangi sistem. Hangi vicdan, evet biz Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin.
Şefkatini merhametini unuttuk edebiyatta kaldı o hazre. Pir diyor ki o aç bir kuşa bile. Merhamet ederdi insanlara olan sevgisi denizlerden de derindi biz her şeyi Allâh adına s meyi unuttuk biz eşi çocukları akrabaları Allâh adına sevmeyi unuttuk biz ağaçları yeşillikleri ormanı. Denizi Allâh adına sevmeyi unuttuk biz tanısak da tanımasak da Cenâb-ı Hak bir insan yaratmış onu Allâh adına sevmeyi unuttuk biz. Kimin çocuğu olursa olsun. Biz onu sevip ona. Merhamet etmeyi ona. Şefkat göstermeyi unuttuk biz kimin.
Hanımı. Kimin kızı olursa olsun ona sevgimizi göstermeyi. Merhamet etmeyi. Şefkat göstermeyi ona. Annelik yapmayı ona babalık yapmayı ona kardeşlik yapmayı unuttuk. Oysa. Hazret Muhammedi. Mustafa o da orada yeni doğurmuş bir köpeğin rahatsız olmaması için koca ordunun yolunu değiştirmişti. Koskoca ordunun yolu değiştirmişti neden o hayvancağız ürkmesin oradaki kendi yavrularına iyi baksın diye ordunun yönünü değiştiren bir Peygamberin ümmeti ne yazık ki kedi öldürüyor köpek öldürüyor insan öldürüyor, ve neden öldürdüğünü bilmiyor ölen niçin öldürüldüğünü bilmiyor 3 yaşındaki çocuğa.
Tecavüz ed bir ümmeti muhammed düşünemiyorum eşini döven söven hakaret eden küfreden yumruk vuran. Tokat vuran tekme vuran bir ümmeti muhammed tanıyamıyorum. Gecenin yarısında sokağa bırakılan gecenin yarısında kapısının önüne bırakılan. Bir müslüman düşünemiyorum bayan. Kardeşler. Bu konuda sakın şikayetçi olduğumu düşünmesin kim meydanda kalırsa Mustafa Özbağ sabaha kadar. Telefonu açık sabaha kadar. Telefonum açık sakın rahatsızlık duydumu düşünmeyin. Sakın ben şimdi gece rahatsız eder miyim diye düşünmeyin. Vallahi de billahi de tillahi de ne sıcak. Yatağım beni durdurur. Ne.
Eşim, ve çocuklarım durdurur. Ben yapılması gerekeni yaparım ama. Ümmet olarak biz ne hale geldik. Bir insan eşini. Gecenin saat 2’sinde 3’ünde 4’ünde beşinde defol git evden ben seni şimdi görmek istemiyorum der mi. Nerede kaldı Muhammedi. Şefkat. Nerede kaldı Muhammedi ahlâk. Sevgi. Nerede kaldı biz bu kadar mı vahşileşti çok özür dilerim biz bu kadar mı hayvanlaşan bir kız gecenin 2’sinde üçünde nereye gider. Nerede kaldık kime kaldık senin attığın kız senin gönderdiğin kız senin kovduğun kız. İzmir garajında.
Ne oldu biliyor musun. Bilmiyorsun söylemeye utanıyorum. Ben yetişemediğim için üzülüyorum, ve sabah. 88’de anca ulaşabildim. Her bitti baba dedi dedim sıralama başına gelenleri ne yazık ki telefonumu da aldılar elimden dedi, ve ben hiç kimseye ulaşamadım dedi. Ve benim ulaşabilecek hiçbir şeyim de olmadı dedi, ve gidecek hiçbir kapımda yok şu anda dedi dedim gel ben senin babanım dedim, evet onu gece yarısı kovan nasıl ümmeti muhammed olacak kimsenin imanını sorgulamıyorum, evet biz Muhammedi. Mustafa’nın şefkatine onun. Merhametine ve.
O şefkat ve. Merhameti öğrenip icra etmeye mükellefiz biz. Biz. Madem ki dinin hakîkatini. Madem ki. Biz aşkın hakîkatini. Madem ki biz Allâh’ın hakîkatini. Madem ki biz Muhammed. Mustafa’nın hakîkatine tabi isek, evet biz o zaman o Muhammedi. Mustafa’nın merhametini şefkatini o Muhammedi. Mustafa’nın hakını kendimize ölçü edinmeliyiz camiler namaz kılanlarla dolu tarîkatlar. Dervişlerle dolu oluk oluk paralar akıtıyor şeyhlerine cemaatlerine tarîkatlarına. Ama ahlâk ama. Merhamet ama. Şefkat. Ama kadını kızını korumak kollamak. Hatta o eş o kadın o çocuklar.
Anne babaya zulmetse dahi. Hatta o kadın kocasına zulmetse dahi. Hatta o çocuk anne, ve babasını dinlemese. Dahi. Biz onlara merhamet etmek zorundayız biz onlara. Şefkat kanatlarımızı indirmek zorundayız. Biz hzr Muhammedi. Mustafa’nın bize öğrettiği. Merhameti yakın dairemize göstermek zorundayız eğer biz yakın dairemize o. Merhameti o şefkati gösteremiyorsun eğer biz akrabalarımıza komşularımıza. Derviş kardeşlerimize o şefkati, ve o. Merhameti gösteremiyorsun din bizim özümüze işlememiş din bizim suretimizde kalmış. Sakalımız kalmış cübbem kalmış mantom kalmış örtümü kalmış o Hazret-i Muhammedi.
Mustafa nurun yol göstericisi. Çünkü Hazret-i Mevlânâ der ki onun nuru olmasaydı. Gözlerimiz. Karanlıkta kalırdı o. Nur alemlerin rehberidir o bütün. Nur perdelerinin rehberidir. Siz seyri sülükte hangi makama gelirseniz gelin siz kalbi. Seyr sülükte hangi. Halile hallenir. Seniz henin onun rehberi Muhammedi. Mustafa’dır onun yol göstericisi Muhammedi. Mustafa’dır seni ilmel yakin noktasında yol gösterecek olan gerçek. Mürşit Muhammedi. Mustafa’dır sana ilmel yakin. Aynel yakin hakkel yakin kalbi hallerinde rehber olacak olan Muhammedi. Mustafa’dır Muhammedi. Mustafa’dan başka sana rehberlik edecek.
Olan başka bir kimse yoktur. Bizim. Yolumuz. Nübüvvet yoludur bizim için muhammed-i. Mustafa’nın ayak izi bizim için Muhammedi. Mustafa’nın ayak tozu bizim için Muhammedi. Mustafa’nın gölgesi her şeyin üstündedir şeyhimizin de üstündedir pirimiz de üstündedir yol gösterim in de üstündedir bizim için evla olan evla olan. Yüceler yücesi. Mürşit olan Muhammedi. Mustafa’dır sallallâhu aleyhi, ve sellem. Biz ayak adımlarımızı kalbi ayak adımlarımızı Muhammedi. Mustafa’ya göre atmakla mükellefiz. Eğer yol Muhammedi. Mustafa’nın çizdiği yol ölçüde değil ise o yol sapıklıktır başka.
Bir değildir o yol sapkınlıktır başka bir değildir. Çünkü Muhammedi. Mustafa. Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir buna seyri sulukta 70.000 de 70.000 perde de onun rahmetiyle onun yol düsturları yla açılır Hazret-i Peygamber kendisinden önce, ve kendisinden sonra Allâh’a en yakın olandır Hazret-i Pîr der ki sidretül münteha ötesine geçti o Cebrail’in bile yetişemediği yere vardı bu beyitle. Miraç hadisesine den vurur malum. Miraç hadisesinde Cebrail. aleyhisselâm dedi ki benim yolum burada bitti. Bundan sonrasına artık yalnız yürüyeceksin dedi. Necim suresinde.
De cenab-ı hak ayet 8 9 ve 11 Sonra onlara sonra yaklaştı ve. Iyice sarktı derken araları iki yay aralığı kadar kısaldı veya daha az. Onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı bunun üzer de haz Muhammedi. Mustafa’nın gördüğüyle alakalı. Öbür ayeti kerimede diyor ki. Siz bununla alakalı boş tartışmayın Muhammedi. Mustafa. sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Allâh’ı hem kalp gözüyle hem de vücut gözüyle gördü ayetti. Kerime onun ğünü kalbi yalanlamadı neden kalbi yalanlamadı o daha önce de iki. Miraç etti.
İki miracı kalbiy di, ve kalbi olan iki miraçta Allâh’ı görmüştü, ama kalp gözüyle görmüştü üncü miraca hem bedenen hem de. Ruhen olan miraçta hazr Peygamber. sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hem vücut gözüyle hem de kalp gözüyle gördü. Çünkü ayet-i. Kerime. Onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı neden gönlü yalanlamadı. Çünkü o Allâh’ı. Kalben daha önce görmüştü daha önce gördüğü için normal gözüyle gördüğünü yalanlamadı. Şimdi de bir kısım çıkıyor Allâh rüyada da görülmez. Bu tren. Neyi söylüyor. Haz Ali.
Efendimiz. Ben görmedim Allâh’a ibadet etmem derken bir kısım kendisini Alim zannedenler Allâh’ın rüyada da görülmeyecek onların tasvir ettiği Allâh görünmez, ve bilinmez benim inandığım Allâh görünür, ve bilinir. Çünkü Allâh bizleri bilsinler diye yarattı Allâh’ı tanısın lar diye yarattı, evet o. Hazret Muhammedi. Mustafa ahiretteki şefaatçimiz. Çünkü Hazret-i Pîr diyor ki kıyamet günü ümmetine seslenecek ben varım korkmayın. Diyecek o Hazret-i Muhammedi. Mustafa ümmetine şefaat edecek. Çünkü yine hadis-i şerifte şefaatim. Ümmetimden büyük günah işleyenler içindir dedi. Tirmizi de.
İbn macde, evet ey ümmeti muhammed Hazret-i Muhammedi. Mustafa’nın şefaatini. İnkar. Eden cahillere. Inanmayın Hazret-i Muhammedi. Mustafa’nın şefaati. Yok. Diyecek olan Alim müsvetteleri inanmayın. Tövbe edin iman edin. Tövbe edin Allâh’ı zikredin eksiğiniz de noksanımı da Hazret-i Muhammedi. Mustafa bizim şefaatçimiz dır yine. Buhari’den müslimden. La. İlahe. İllallah diyen, ve kalbinde zerre kadar iman bulunan kimse şefaatim le cennete girecektir. Ey şefaat Hakkı peygamberde yoktur diyen. Selefî-Vehhâbîler bizim hazr Muhammedi. Mustafa’ya karşı olan imanımızı zedeleyecek siniz kim kalben eş.
La ilahe illallah, ve eşhed enne Muhammeden abduhu, ve resuluhu diyorsa Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ona şefaat edecek hadîs de sabit ayetle de sabit ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak. Der ki biz bir kısım insanlara şefaat Hakkı veririz der Allâh’ın izin verdikleri şefaat eder Hazret-i Muhammedi. Mustafa peygamberler o veliler o. Şehitler o mürşitler. Cennete giren bir kişi en az bir kişiye şefaat edecek Muhammedi. Mustafa bizim şefaatçimiz o Muhammedi. Mustafa sevgide önderimiz, ve öncümüzsün öğretmenimiz aşkta öğretmenimiz.
Muhammedi. Mustafa Hazret-i Pîr diyor ki aşkı ondan öğrendik sevdayı onunla tattık o gönüllerimizin sultanıdır. Biz aşkı Muhammedi. Mustafa’dan öğrendik biz sevmeyi muhabbet etmeyi muhammed-i. Mustafa’dan öğrendik. Ayşe annem sordu. Ey Muhammed beni nasıl seversin ona dedi ki kördüğüm gibi ya. Ayşe. Arada sırada hep geldi. Ayşe annemiz sordu. Ey Muhammed kördüm ne alemde o ona dedi ki ilk günkü gibi Hazret-i Ayşe annemiz kıskanç öylesine kıskanç. Hoş. O da kıskanılmayı haz. Hatice de kıskançtı Hazret-i Ayşe de kıskançtı. Hz.
Meymune de kıskançtı. Hz daha onu kıskanırdı üzerine çıkıp hutbe. Okudu o hurma. Vuslat Yılında Hz Mevlânâ’yı Anma Programı Sohbeti kökü dahi kıskandı oturdu hüngür hüngür ağladı dedi ki. Sana yeni bir minber yapıldı. Sen çıkacaksın. O minberde şimdi minberde okuyacaksın. Ben ne olacağım dedi başladı hüngür hüngür ağlamaya o. Hurma kütüğü dahi kıskançtı sevmek kıskanmaktır öylesine kıskançtı. Hepsi de ona dedi ki şimdi ben senin üzerine çıkıp hutbeyi okuyabilirim, ama cennette benimle beraber olmak ister misin dedi. O da.
Evet dedi o zaman dedi sabret. Cennette beraber olalım seninle o hutbeye çıktı o hurma kütüğüne dahi. Merhamet etti ona. Şefkat gösterdi sevgide örneklik gösterdi bize hurma kütüğüne. Merhamet ederek. Şefkat ederek sevgisini göstererek hurma kütüğünün cennetlik olmasına sebep oldu vesile oldu. Deseler ki birisi size dünyadan bir ağaç cennetlik oldu mu, evet oldu. Hazret Muhammed. Mustafa’nın üzerine çıkıp hutbe. Okudu o hurma kütü cennetlik oldu o öylesine sever öylesine kıskançtı. Biz aşkı ondan öğrendik biz sevmeyi ondan öğrendik biz.
Sevdalanmayı sevdalan manın hakîkatini ondan öğrendik. Merhameti ondan öğrendik şefkati ondan öğrendik muhabbeti ondan öğrendik dostluğu ondan öğrendik vefayı öğrendik arkadaşını satmam ondan öğrendik dostunu hançerleme ondan öğrendik arkadan. Alev devere çevirmeme ondan öğrendik dibine kadar yiğitçe sevmeyi ondan öğrendik yiğitçe muhafaza etmeyi ondan öğrendik bir düdek de biz birisini satmam ondan öğrendik devletle yüzleştiğim dostum dedi arkadaşım dedi kardeşim dedi arkadan hançerleme ondan öğrendik. Yola çıktığın kimseleri yolda satmam ondan öğrendik buradalar mutluyum yola çıktığımdan beri buradalar satmam mayı.
Ondan öğrendik. Az önce. Seyit taşı andım. Az önce. Mehmet rehberi andım. Mehmet karataş’ı andım. Geçenlerde öğrendik. Oktay’ı andım ondan. Öğrendim ondan öğrendik vefayı ilk. Yola çıktığım zamanlardaki bana inananları onları satmam ondan öğrendim kalabalığı görünce ilk. Yola çıktın kimseleri satmam mayı ondan öğrendik zor zamanımda en sıkıntılı beni dükkanına alan herkesin benden. Kaçarken ben 5 gün sorguda durup 6 gün gidecek olduğumun yönünü dahi tayin edemedim de aklıma ilk hacı. Erkan’ın dükkanı gelip adliyeye en yakın yer orası deyip.
Kendimi oraya atıp psikolojik olarak dükkanın en karanlık köşesine gidip oturup ben ne oldum diye düşünmeyi düşünerekten, ve o anı hiç unutmadan. Onu her daim anmayı ondan öğrendik 28 Şubat’ta herkes selamı. Dayı korkarak verirken işyerime 80 tane 90 tane sayamadığım kadar. Çevik. Kuvvet basmış. Ken canlı raş yanımda. Duran, ve son nefesine kadar. Son dakikaya kadar. Hala da o. Can hıraş nefesiyle yanımda. Duran. Cafer’e vefasızlık etmemeyi ondan öğrendik. Herkes teker teker dökülürken onlar tek vücut olup 28 Şubat’ta.
Yanımda, ve etrafımda. Duran Hüseyin. Adnan demirtaşlı bursalılar. Biz vefayı ondan öğrendik adam satmam insan satmam. Biz ondan öğrendik. Hatta satana. Merhamet etmeyi de ondan öğrendik. Hançeri en derin noktamıza kadar saplayıp yüzümüze tebessüm edene tebessüm ettik ibrahimce dedik ki Allâh izin vermeseydi o. Hançeri vurmazdım ondan öğrendik onun her hali bir ders bir ibret onun ahlâkı. Kur’an’ın ta kendisidir der Mevlânâ Evet Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin her hali bir ders oldu bize, ve bir ibret oldu.
Ve biz o dersi, ve o ibreti ondan öğrenirken Hazret-i Muhammed sesine kulak verdik o dedi ki beni rabbim terbiye. Etti ne güzel terbiye etti. Bunu duyduk dedik ki seni. Rabbim terbiye ettiyse. Biz senin terbiye aşığız biz seni terbiye edene de aşığız sen değil mi ki bunu söyledin dile getirdin ya resulallah gücümüzün yettiğince senin terbiye kurallarına uymaya. Söz verdik dedik. O yüzden ahlâkı ahlâkı güzelleştirmeyi ondan öğrendik. Antepliler. Sizden özür diliyorum size de selam olsun unuttukların sorumlu değilsiniz.
Afyonlular size de selam olsun. Demek ki en duygusal anda denk gelecekmiş bak size de bir kayak geçeyim hadi. Biz ona ümmet olmanın şerefini yaşayalım Cenâb-ı Hak haml. Sena olsun ki. Kur’an’ın sünnetin rafa kaldırılmış gibi olduğu bir zamanda insanların İslâm’ı sadece suretlerde yaşadığı bir zamanda kendimizce onun sünnet-i seniyyesi tabi olup onun ümmeti olma yolundayız haz. Diyor ki ey Muhammed biz senin gölgenin altındayız senin ümmetin olmak bize en büyük armağandır. Çünkü ayeti kerimede Cenâb-ı Hak buyurdu ki ey.
Ümmeti muhammed. Siz insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz iyiliği yayar kötülüğü önlemeye çalışırsınız Ali. İmran ayet 110 haz Peygamber sallallahu. Aley, ve sellem Hazretlerinin rehberliği bütün insanlar için rahmet. Bereket lütuf, ve ikramdır ona ümmet olmak onun yolundan faydalanmak onun yolundan gitmektir o hazre Peygamber ki dünya için değil ebedi hayat için yaşadığı, ve insanlara o eedi hayata davet etti dünya. Hayatına değil. Ve o yüzden Hazret-i Pîr dedi ki o dünya için değil ebediyet için yaşadı onun.
Gidişi. Ruhlar için bir. Vuslat oldu o. Çünkü Allâh’a adanmış bir şekilde yaşadı. Eğer ümmeti muhammed de Allâh’a adanmış bir. Şekilde yaşarsa o zaman ümmeti muhammed de Allâh’a vusat olacaktır on onun ayak izlerini takip ederse, ve o yol ki peygamberin yoludur. O yoldan giden hakka ulaşır dedi Hazret-i Pîr ve. İnsanın Allâh’a ulaşmadığı ulaşmada en. Garanti en güzel en keskin en sağlam yol Muhammedi. Mustafa’dır onun öğretilerine tabi. Olmaktır sûfîler şöyle der Allâh’a nefes adedince yol vardır, ama bu.
Yolların içerisinde en kestirmesi en hakikisi en doğrusu en güzeli Muhammed. Mustafa’nın yoludur o dos doğru yoldur, ve onun aşkıyla yanan. Gönüller Allâh’a açılan kapıyı bulur haz. Pir öyle diyor eğer onun aşkıyla bir kalp yanmıyorsa Allâh’a. Açılan. Kapı. Onun için yoktur. Gel. Ey gönül hakiki Bayram. Cenabı Muhammed. sallallâhu aleyhi ve sellem’e vuslattır. Çünkü. Cihanın aydınlığı o mübarek varlığın. Cemalinin nurundandır Hazret-i Pîr hayatı boyunca Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin sevgisini ahlâkını. Onun yolunu takip etmiş ama.
Bu takibi bu hayatı yine de yeterli görmemiştir, ve yeterli görmediğinden için der ki gökler ne kadar geniş bir ağız isterim ki o meleklerin bile. Kıskandığı güzeli vasfedeyim o böyle dedikten sonra Mustafa özbağa fazla bir yol düş fazla bir söz düşmez Hazret-i Mevlânâ Celaleddin ruma Hazretlerinin 750 yıl sonra benim gibi bir. Günahkar ağızın ona met etmesine ihtiyacı yok. Amma, ve, lakin böyle olur olmaz her. Şeb aruz haftasında ileri geri konuşanlar olduğu için. Onlara cevap kendimize de bir.
Ölçü olsun diye Cenâb-ı Hak bu seneki sohbeti böyle nasip etti beni sabırla dinlediğiniz için haklarınızı helâl edin. Helal olsun. Aslında yanıma saatimi de aldı deim. Ben pek saat kullanamıyorum uzun zamandan beri dedim saatimi alayım şuraya masanın üzerine koyayım. Hani saate bakarım sohbeti ona göre yaparım dedim. Sonra da da dedim ki kendi kendime ya dedim bugüne kadar bağımsız bağlantısız yaşadın şimdi. Saate göre mi saate mi bağlılık yapacaksın dedim attım saati. Hani Hazret-i Pîr Ey. Oğul bağı çöz.
Ne zamana kadar altına, ve gümüşe bağlı kalacaksın diyor ya herkesin bir altını gümüşü var bağlı kaldığı. Oysa Hazret-i Pîr bağı çöz diyor seni. Kur’an ve Sünnet yolundan alıkoyan ne varsa o bağdır önünde e baktım benim sohbetin. Önüne de saat bağ olacak. Kolumdan çıkardım dedim ki seninle arkadaşlığımız burada son buldu. Sen burada beni bekle, çünkü ikide birde gözüm. Oraya bakacak. Perşembe günü olduğu gibi. Perşembe günü bakıyorum saat 9. Bakıyorum 9. Anan diyorum. Hani sufilerde bir vardır ya.
Hikmet var saat durdu. Demek ki sohbete devam edeceksin hani böyle bir yanılgıya da düşmeyeyim diye dedim ki saati yanıma alayım. Sonra dedim ki. Düğün. Bizim. Devran bizim toy bizim dümbek bizim. Ulan istediğin zaman çal istediğin zaman oyna istediğin zaman dur var mı. Canı sıkılan yok duyamadım yok deli miyiz deli hep beraber deli miyiz deli deli miyiz deli deliliniz mübarek olsun. Amin Allâh sizi kendi yolundan alıkoyacak akıl nasip eylemesin. Amin şimdi buradan deliliniz ispat olmuş bir şekilde.
Gideceksiniz. Bir de itiraf ettiniz deliyiz diye sakın ha sözünüzden, ve itirafın vazgeçmeyin bu dünyayı ayakta tutan delilerdir öbür deliller. Değil Allâh delilleridir onlar sorumlu değil ya sorumlu olmayacak ya da böyle manevi sorumlu olmayacaksın şimdi baş deliliniz benim. Öyle olunca ben hiçbir şeyden sorumlu değilim benim delilimi. Üstadım da, çünkü tasdik etti hacı anne deli Mustafa. Ayşa deli Mustafa beriye diyordu. Efendi de seslenmiyor demek ki. Deliyim ben dedim inandım buna. Hani bir adama 40 sefer sen delisin dese.
Demek ki deliyim der adam. Ben de deliyim o konuda bir sıkıntım yok Allâh böyle tersine akıldan beni de muhafaza eylesin. Amin delilik güzel bir şeydir hoş bir şeydir öyle delilikten kaçmayın böyle fazla hesap etmek akıllı davranmak yorar insanı hayatı çekilmez hale getirir. Biz makine değiliz biz böyle. Kurumuş. Yaprak da değiliz biz hali deliyiz. Kurumuş. Yaprak olursak o. Uygun değil ama. Halis. Öz deli olmak velilik şimdi velilik kapısıdır dedim ya şimdi sorsam yine deli miyiz diye bu.
Salan sallanır deli miyiz. Deli o yüzden siyasetçiler bürokratlar. Bizden uzak dursun. Biz deliyiz, çünkü bizim nerede ne yapacağımız belli olmaz, ve bir şeye hamd ediyorum bugün de. Cenabı Hakk’a hamd ediyorum içimizde siyasi makamı bürokrat makamı gözetmeksizin böyle bir şeyle hani uğraşmak sızın bir barus kutluyoruz bunun da mutluluğunu yaşıyoruz. O yüzden hani böyle gene. Oy zamanı gelince gelirler burada sınırlar. Ama bu sefer kabul etmeyeceğim diyeceğim ki oy zamanından zamanına geliyorsunuz kabul edemiyoruz. Kusura bakmayın diyeceğim veya işte.
Oy zamanı olmasa dahi ya. Nasıl olsa kalabalık orası toplandılar ya. E biz de gidelim bir boy gösterelim yok kardeş. Gelme istemiyoruz. O yüzden siyasetçilere, ve kendisini yüksek b görenlere, ve bu konuda da bu konuda da kendisini bir zannedenlere kapımız kapalı şunu diyebilirler ya Mevlânâ kapısı kapanır mı. Size kapalı kardeş size. Bu kapı kapalı isterseniz Hazret-i Mevlânâ’ya sorun deyin ki bu kapı bize açık mı kapalı mı. Biz sorduk sormadan konuşmuyoruz dediler ki bugünkü siyasetçilere. Kapını kapat bayağı.
Oluyor bu. O yüzden bugünkü siyasetçilerle işimiz yok hiçbiriyle tekrar beyan edeyim hiçbir siyasi partiye, ve görüşe angaje değiliz buna çok kızıyorlar kızdıkları için söylüyorum tekrar ilan ediyorum. Tasavvuf Vakfı müntesipleri herhangi bir siyasi partiye angaje değil herhangi bir siyasi partinin ön bahçesi arka bahçesi değil herhangi bir siyasi partinin yan kuruluşu da değil herhangi bir siyasi görüşümüz yok bu. Manada partisel olarak siyasetimiz vatan millet. Bu. Vatana bu millete hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri var hangi parti olursa olsun.
Çalmıyorsa çırpıyla rüşvete bulanmadı İsa. Alev davya bulamadıysa öyle siyasetçi tanımıyorum, ama hani. Olur mu olur çıkar birisi olur mu. Olur. Büyük konuşmamak lazım eyvallah öbür türlü yok kardeş sizi 40 tane tuğla eriyinceye kadar yıkansın temizlenemez siniz 40 tane tuğla eriyince kadar gusül abdes alsalar gusüller gusül tutmaz yine Allâh bizi affetsin haklarınızı helâl edin helun bizden yana da helâl olsun mutluyum gerçekten hepinizi böyle görmekten çok büyük. Kıvanç duyuyorum eski yeni ayrım yapmıyorum bütün kardeşlerimle bütün dostlarımla kocaman.
Bir ailemle beraber olmanın mutluluğunu yaşıyorum bunun tadını bunun güzelliğini yaşıyorum burada güzel vakitler geçirdiğimiz için. Cenabı Hakk’a hamd ediyorum. Böyle hepinizin gözünün içine baka baka sohbet etmenin tadını yaşıyorum hamdolsun bile. B bile. B kasti bir şekilde hiçbirinizin gönlünü kırmadığı üzmedim mi düşünüyorum hiçbirinizin parasıyla puluyla eşiyle. Çoluğu yla çocuğuyla bir yapmadığıma inanıyorum varsa da helâlleşir sıkıntı değil o yüzden bunun tadı bunun mutluluğu bunun lezzeti hiçbir şeyde yok bakın hiçbir şeyde yok. İçinizde belki de en mutlu olanlardan.
Birisi benim cenab-ı hak bütün kardeşlerimle hep beraber mahşer gününde buluşmayı nasip eylesin amin. Hesaba kitaba çekilmeden onun gölgesi altında gölgelenen eylesin. Amin Muhammedi. Mustafa’nın havzı kevserinden içmek değil içine. Dalan eylesin amin. Biz. Çünkü anca doyarız desem doymayız. Biz. Oradan birkaç. Yudum böyle içmekle doyacak insanlar değiliz biz havuzu kevserinin içerisinde oturalım onun içerisinde yok olalım gidelim zaten bu. Dünyada çekeceğimiz çekiyoruz hiç olmaza havzı kevserin içerisinde. Dalan da orada zevkü sefa edelim. Dünya. Bizim için. Sefa yeri değil.
Bizim sefamız. Onun gölgesinin altında gölgelenmek sefanız oraya saklayın bakın sefanız Allâh’ın gölgesinde gölgelenme saklayın şimdi. Gürcan vardı. Az önce burada gürcan’ın sakalını elledim böyle dedim. Gürcan beyazlaşmış. Bana dediğin çıktı ded ne dedim. Dedim bana dedin ki dedi bak. Derviş olursan iki yakam bir araya gelmez. Benim iki yakam bir araya gelmiyor dedi hamdolsun dedim ben de yüzüne biz sefayı oraya sakladık sevdiklerimiz de birbirimize doyam doyamam oraya sakladık sevenlerimiz de doyamadık ya oraya sakladık böyle pembe pamukların içerisine.
Pembe battaniyelerin sakladık bir mücevher edasıyla bir. Kaşıkçı. Elması edasıyla. Biz sevdiklerimizle sevenlerimiz de çokça vakit geçirmeyi oraya sakladık inanıyorum. Ben o gölgede gölgelenecek. Ben gözümü başka bir yere dikmedim hiç ben o hadîs-i kudsî’yi okuduktan sonra dedim ki. Yâ Rabbi beni. Senin gölgende gölgelenen ellerin arasına al [ __ ] Amin cümlemizi Cenâb-ı Hak kendi gölgesinde gölgelendi arasına alsın. Amin bunun şartı. Neydi bunun şartı şuydu hadis-i kudsi öyle diyor. Onlar ki Allâh’ın hiçbir gölgenin olmadığı yerde Allâh’ın gölgesinde.
Gölgelenir sahabe diyor ki. Ya. Resulallah. Kim bunlar. Biz onları tanıyalım onlar diyor Allâh resulü diyor ki onlar akraba olmadıkları halde onlar birbirleriyle alışverişleri olmadıkları halde birbirleriyle aynı kavimden olmadıkları halde birbirlerini Allâh için severler. Ve toplandıklarında Allâh’ı zikrederler. Biz Allâh için toplananlardan o yüzden tekrar bunu söylüyorum bu. Yolumuz da alakalı. Benimle alakalı birilerinden bir isteyen benden değil bizden değil biz. Hiç kimseden hiçbir istemeden Allâh’ın huzuruna bu manada dimdik çıkmak istiyoruz biz dervişlerinden para toplayan dervişlerinden para isteyen.
Dervişlerinden dilenen dilenen bir topluluk olmayacağız olmadık bugüne kadar. Bundan sonra da olmayacağız böyle dolandırıcılar çıkar. Geçen gün bir arkadaşın etrafını dolandırmışlar. Biz filancanın yanından geliyoruz işte bir tekerlekli. Sandal alacağız diye oradan. Çevre esnafı dolandırmışlar bu an zaman zaman söylerim ben hiç kimseden bir istemem istersem kendim isterim aracı da koymam derim birileri benim adıma da bir isteyebilir benim adıma bir yapabilir. Bir de bu ne çıktı ya şimdi. Yapay. Zeka beni bile konuşturabilirim yapabilirler. O yüzden dikkatli olun.
Bir şeyi canlı benden dinleyin canlı benim burada söylediklerim ölçüdür ben birisiyle bir işim varsa kendim telefona çalır söylerim. Kulaktan duyma şeylerle. Iştigal etmeyin örnek diyorum. Cafer diyorsa ki Hüseyin diyorsa ki. Adnan diyorsa ki zakirlerin diyorsa ki bu böyle olacak, evet benim emrim vardır. O öyle olacaktır bunu. Efendi bana söylesin o da saçma. Bu da doğru değil bu yanlış herkese tek tek bir söyleyecek değiliz o yüzden. Rabbim bizi gölgesinde gölgelendirmek eylesin amin gözünüzü oraya dikin gözünüzü oraya.
Dikerek yaşayın. Rabbim cümlemizi orada bir, ve beraber eylesin amin şimdi Sema edeceğiz semada. Biz semazen. Kardeşler, hep beraber. İçimizden dışımızdan Allâh diyoruz bizim semazen kardeşlerimiz. Kaç. Para. Kaç para kaç para diye Sema etmiyorlar. Bunu da çok kızıyorlar ya o yüzden söylüyorum nereden çıkardı. Bu kaç parayı, evet siz kalkıp restoranlarda meyhanelerde pavyonlarda orada burada Sema edenlerle. Veya kültür. Bakanlığından maaş. Alıp. Sema edenlerle veyahut da belediyelerden maaş alıp valiliklerden maaş alıp. Sema edenlerle bizi karıştırmayın. Kardeşim biz onlardan.
Değiliz bizim küçücük semazenler imiz dahi Allâh için Sema eder anneleri babaları götürür getirir. Sema öğrensin diye biz onlara önce Allâh demeyi öğretiyoruz Allâh Allâh Allâh. Diye. Diye. Sema etmeyi öğretiyoruz. Biz onları tennur elerini paraya satsınlar istemiyoruz Allâh aşklarını paraya satsınlar istemiyoruz pavyonda Sema etsinler diye öğretmiyor içkili gazinolarda turistlere gösteri yapsınlar diye öğretmiyor. O yüzden bizim. Semam zikirdir. Biz zikrederek. Sema ederiz Allâh’ı zikrederek. Sema ederiz. Bugün de kardeşlerimiz Allâh’ı zikrederek. Sema edecekler bugün semaya, ve semazene doyacağız.
Yaklaşık 70 tane semazen var doğru mu Ali 70 semazen imiz var 70 semazen demiş 70 perde demek tevafuk olmuş. Her şeyden. Bir hikmet çıkaracağız ya bir menkıbe çıkaracağız menkibeler imiz meşhurdur menkıbe becili de meşhurdur a menkibeleri de severiz. O yüzden 70 semazenle Sema olacak. Ve bu da bir menkıbe olarak kalsın bir kenarda bir gün lazım olur size de anlatırsınız böyle bir yere gittiydim de. Hikmet oldu 70 semazenle izledik. Kalbimizdeki 70.000 perde açılıverdi bir anda bir anda.
Açılınca bir baktık ki Sema orada değil ya. Arş alada oluyormuş. Selamünaleyküm aleyküm rahatınızı bozdum Hakkınızı helâl edin demirtaşlı bu. İsmail’e iyi bakıyoruz mu. İsmail iyi bakıyorlar mı. İsmail. Demirtaş’ın ilk dervişlerinden. Hatta o daha dervişlik de tanışmaz önce benimle tanıştı daha dervişliği bilmiyordu. O gördü bana aşık oldu ilk görüşte benim yanımdan ayrılamaz oldu. Neye gittiğinin farkında değil bu her öğlen. Geliyor yanıma böyle melil melil bakıyor bana gülüyor tebessüm ediyor. Biraz da kıskanıyor ondan daha yakışıklıyım diye ama.
Programı sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.
Kaynaklar
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Halife, Muhabbet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı
